Etiket: Umed

  • UMED Filistin Kültür ve Medya Akademisi mezunları sertifikalarını aldı

    Dışişleri Bakanı Yardımcısı Yavuz Selim Kıran, “İsrail yönetiminin Başbakanı Netanyahu’nun muhatabı hiçbir zaman Türkiye Cumhuriyetinin lideri değildir. Onun kendini kıyaslayacağı kendine hedef alacağı eşik bugün bebek katili terör örgütlerinin liderleridir” dedi.

    Uluslararası Medya Enformasyon Derneği (UMED), Filistin Medya İletişim Forumu ve TÜRKAB işbirliğiyle yeni nesil iletişimciler yetiştirilmesi amacıyla düzenlenen “Filistin UMED Medya Akademisi” sertifika töreni gerçekleştirildi. Dışişleri Bakanı Yardımcısı Yavuz Selim Kıran, törende yaptığı konuşmada Filistin’in insanlığın kanayan yarası olduğunu belirterek, “İnsanlık dışı uygulamaların merkezinde duran Filistin bugün dünyanın gidişatı açısından da uluslararası sistemin gidişatı açısından da bütün dünya adına çok önemli bir turnusol kağıdı tescil ediyor. Filistin halkına yapılan zulümlerin Filistin’in kaderi üzerinde oynanan oyunların Kudüs’ün statüsü üzerinde oynanan oyunların adeta emperyalizmin uluslararası hegomon güçlerin tek taraflı hukuk dışı insanlık dışı uygulamaların merkezinde olması tüm dünya adına talihsiz bir durumdur. Filistin davasına destek veren Türkiye her zaman Filistinli kardeşlerinin yanında durmaya devam ediyor, devam edecek bundan kimsenin şüphesi olmasın. Türkiye ve Filistin’in kaderinin bir olduğunu Türkiye’nin kaderinin Filistin olduğunu Filistin’in kaderinin de Türkiye olduğunu gösteren tarih boyunca çok önemli tarihi vesikalar var. Bütün bu unsurların yanında bugün Filistin mücadelesine gerçekten de Türkiye Cumhuriyeti lideri Recep Tayyip Erdoğan’ın verdiği önemli motivasyon var” ifadelerini kullandı.

    “Filistin davası hiçbir zaman gündemimizden düşmeyecek”

    Filistin davasının kahramanlarından 20 yaşındaki Emin Selim’in elinde Türk bayrağı olduğu için saldırıya uğradığını ve elinden Türk bayrağını bırakmadığını anlatan Kıran, “Nasıl Emin Selim kardeşimiz yaralanmasına rağmen o bayrağı dalgalandırıyorsa Türkiye Cumhuriyeti de Filistin davasına verdiği destekle Filistin’in bayrağı uluslararası merkezlerde bütün dünyada dalgalanmaya devam edecek” dedi.

    “Filistin davası hiçbir zaman gündemimizden düşmeyecek” diyen Kıran, “Müslüman coğrafyası olarak hepimizin üzerinde düşünmesi gereken sorular da var. Bugün Filistin davası eğer sadece Türkiye’nin davası olarak uluslararası gündeme getiriliyorsa sadece Türkiye bu davayı omuzluyorsa o zaman İslam dünyası olarak hep birlikte oturmalı başımızı öne koymalıyız. Bu saldırıların hedefinde bütün Müslümanlar vardır” açıklamasında bulundu.

    Filistinli gazetecilerin Türkiye’den basın yeleği, miğfer ve gaz maskesi taleplerinin olduğunu hatırlatan Kıran, isteklerin yerine getirilmesi için talep edilen desteği vereceklerini bildirdi.

    “Onun kendini kıyaslayacağı kendine hedef alacağı eşik bugün bebek katili terör örgütlerinin liderleridir”

    Kıran, konuşmasına şöyle devam etti:

    “Türkiye’nin son 10 yılda sadece Filistin’e yaptığı ekonomik kalkınma yardımları 500 milyon dolar civarında. Daha fazlasını yapacağız, yapmaya devam edeceğiz. Hiçbir zaman İsrail’in terörist uygulamalarına Türkiye geçit vermemiştir. İsrail’in bugünkü başbakanı birkaç gün önce Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanına dil uzatmaya kalktı nasıl cevaplar aldığını da gördünüz. İsrail Başbakanını muhatap almayacağız kendisinin Cumhurbaşkanımıza gizli bir hayranı olduğunu biliyoruz ama İsrail yönetiminin Başbakanı Netanyahu’nun muhatabı hiçbir zaman Türkiye Cumhuriyetinin lideri değildir. Onun kendini kıyaslayacağı kendine hedef alacağı eşik bugün bebek katili terör örgütlerinin liderleridir. Kendisini kıyaslayacağı kendi yönetimi açısından örnek alacağı kişilikler de bu terör örgütlerinin elebaşlarıdır. Hiç kimsenin Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanına dil uzatmaya onun mücadelesini gölgelemeye, baltalamaya hakkı ve haddi olamaz. Buna İsrail yönetiminin başbakanı da dahildir. Kendi ülkesinde yaşadığı sorunları Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanına dil uzatarak gölgeleyebileceğini sanarak büyük bir yanılgıya kapıldığını İsrail’de erken seçim kararı alınmasıyla da görmüş olduk.”

    Kıran, Türkiye’nin Filistin için koşmaya devam edeceğini vurgulayarak, “Türkiye Cumhuriyeti Filistin için mücadele etmeye konuşmaya devam edecektir” diye konuştu.

    “Filistin davası bizim hem milli hem manevi davamızdır”

    AK Parti Dış İlişkiler Başkan Yardımcısı Mehmet Ceylan, 8 haftalık eğitimde hem teorik hem sistematik bilgiler alındığını belirterek, “Akademinin esas amacı Filistin davasını mazlum Filistin halkının yıllardır yaşamış oldukları sıkıntıları dünyaya bağımsız bir şekilde özgürce en doğru şekilde iletebilmektir” dedi.

    Ceylan, şöyle konuştu:

    “Filistin davası bizim mili ve manevi bir davamız. Terör devleti olarak nitelendirebildiğimiz İsrail maalesef 1967 yılından beri o bölgede Filistin halkına terör estirmektedir. Binlerce kardeşimizi şehit ettiler yerlerinden yurtlarından ettiler. Her geçen yıl işgal planını daha da arttırmaktadır. İşgal devam etmektedir. Buna direnen Filistinli kardeşlerimizi gönülden kutluyoruz. Türkiye olarak onların her zaman yanındayız. Başka Cumhurbaşkanımız olmak üzere bütün Türk halkı Filistinli kardeşlerimizin her zaman yanında olmuştur olmaya da devam edecektir. Filistin davası bizim hem milli hem manevi davamızdır. Kudüs bizim kutsalımızdır. Kudüs davasını, Kudüs halkının, Filistin halkının Gazze halkının menfaatlerini korumaya onların sorunlarını her uluslararası platformda iletmeye haykırmaya devam edeceğiz.”

    Ceylan, 22 gencin akademide aldığı eğitimle Filistin davasını hür ve özgür şekilde bütün dünyaya duyurmaya gayret edeceğini vurguladı.

    “Değişim için ayaktayız”

    TÜRKAB Başkanı Sait Ali Arslan ise mücadelelerinin hak mücadelesi olduğunu yeni Türkiye mücadelesi olduğunu aktardı. Arslan, “Genç olmak yılmadan, yorulmadan genç kalmak, değişimin lideri olmaktır. Değişim için ayaktayız. Değişimin öncüleri olmak için Filistin’den, Suriye’den, Moritanya’dan, Sudan ve Irak’tan gelen misafir öğrencilerimizle birlikteyiz. Onlar iyi bir iletişimci olsun ki; terör devleti İsrail’in dezenformasyonlarını dünyaya göstersin. Onlar iyi birer iletişimci olsun ki; haksızlıkları dünyaya duyursunlar” ifadelerini kullandı.

    “Sürekli basın özgürlüğünden bahsediyoruz. Ancak İsrail’in yaptığı bu zulümleri gündemimize getirmiyoruz”

    UMED Başkanı Aslan Değirmenci, İstanbul, Diyarbakır, Ankara’da açtıkları eğitimin hepsinin çok değerli olduğunu belirterek, “Bu mazlum coğrafyalara ulaşan bir akademi olduğu için Filistinli Sudanlı Moritanyalı Suriyeli Iraklı kardeşlerimizle yüreklerimizi birleştirip 8 hafta boyunca birlikte eğitim yaptığımız için bizim için en değerli olanı bu eğitim programının sonundaki öğrencilerimizle birlikte yaptığımız bu sertifika programıdır”şeklinde konuştu.

    Filistin’deki gazetecilerin zor şartlar altında mazlumların sesi olmaya çalıştıklarını ifade eden Değirmenci, “Geçen hafta Gazze’den gazeteci misafirlerimiz vardı. Şu an burada bulunan Filistinli yazar Zaher kardeşimizle onları ağırladık. Filistinli gazeteci heyeti şu anda Gazze’de barışçıl eylemleri takip etmek üzere görevli olan 30 tane gazetecinin İsrail tarafından esir tutulduğunu belirttiler. İsrail tarafından barışçıl gösterilere yapılan müdahalelerde iki tane genç gazeteci arkadaşımızın şehit edildiğini öğrenmiş durumdayız. 2000 yılından bugüne kadar İsrail’in katlettiği Filistinli gazeteci sayısının 200 olduğunu öğrenmiş bulunmaktayız. Gazeteci arkadaşlarımız barışçıl gösteri eylemlerini takip etmek için kendilerine karşı orantısız güç kullanıldığı gibi gözaltına alınarak sansür girişiminde bulunuyor. Ama biz gazeteciler sürekli basın özgürlüğünden bahsediyoruz. Ancak İsrail’in yaptığı bu zulümleri gündemimize getirmiyoruz. Bu konuda basınımızın daha duyarlı olmasını rica ediyorum” dedi.

    Filistinli gazetecilerin yaptıkları toplantıda çok basit taleplerinin olduğuna dikkat çeken Değirmenci, şöyle konuştu:

    “Bizden lobi istemediler, slogan istemediler, eylem istemediler. Bir basın yeleği bir miğfer ve gaz maskesi istediler. Filistin’den gelen gazeteci kardeşlerimizi görevlerini yerine getirebilmek için bir başka Türkiyeli meslektaşlarından talep ettikleri 3 şey var gaz maskesi, miğfer ve basın yeleği. Can güvenlikleri yok. Kendi güvenlikleri temin ettikten sonra İsrail’in zulümlerini haberleştirebilmek için görüntü alabilmek için ellerinden geleni yapmak için Kudüs’ün bir anla da miğferliğini yüklenmek için bizden bunları istiyorlar. Bütün Kudüs yüreklilerden bu çağrıya ses vermelerini istiyorum. Biz TÜRKAB ve UMED olarak bu çağrıya kulak verdik ve hepiniz adına kendilerine ellişer adet göndermek için söz verdik. Desteklerinizi talep ediyoruz. Gazze’nin içinde bulunduğu insani krizlere değinmek ve barışçıl protestoları takip etmek için görevlendirilen gazetecilerin İsrail askerleri tarafından bilinçli olarak hedef alınmasını insan hakları ihlali olduğu kadar basına sansür girişimidir. Aynı zamanda evrensel hukuka da ihanettir. Bu ihaneti de UMED olarak kınıyoruz.”

    Protokol konuşmalarının ardından Medya Okulundan mezun olup, sertifika almaya hak kazanan öğrencilere sertifikaları verildi. Törende Demiurk Sanat Akademisi ise katılımcılara Filistin temalı halk dansı gösterisi sundu.

  • UMED Başkanı Aslan Değirmenci: “Yalan haberle mücadele için seferberlik başlatılmalı”

    Mersin’de Türkiye Kardeşlik Birliği (TÜRKAB) tarafından düzenlenen “Medya ve Algı Yönetimi” paneline katılan Uluslararası Medya Enformasyon Derneği (UMED) Başkanı Aslan Değirmenci, medyanın dünyanın aynası olması gerektiğini ifade etti.

    Medya üzerinden yapılan algı operasyonlarının en tehlikeli savaşlardan biri olduğunu vurgulayan Değirmenci, emperyalizm ve onun kontrolündeki terör örgütlerinin medyayı çıkarları doğrultusunda silah olarak kullandıklarını ifade etti.

    Batı’nın medyayı ayna olarak değil, aksine gerçekleri perdelemek için kullandığına dikkat çeken Değirmenci, “Fransa’da yüksek vergiler ve zorlaşan yaşam şartlarını protesto eden Sarı Yelekliler’e karşı kullanılan orantısız gücü görüyorsunuz. Fakat Batı medyası olaylar karşısında üç maymunu oynuyor. Söz konusu medya hem polisin şiddet eylemlerini yok sayıyor hem de haklarını aramak için sokağa çıkanların taleplerine yer vermiyor. Ancak konu Türkiye olduğunda anında psikolojik harekete geçiyorlar. Örnek Gezi olayları. Gezi olaylarında 24 saat canlı yayın yapan Batı medyası Paris’te yakılan isyan ateşini görmezden geliyor” dedi.

    Küresel şebekelerin kontrolünde olan medya organlarının algılarla oynayarak, toplumun masum insanlardan nefret etmesini, zalimleri ise sevmesini dayattığını belirten Değirmenci, “En basit örneği Suriyeli mülteciler. Irkçılığı besleyen yalan haberlerle bir takım çevreler düğmeye basıyor. Yalan haber dakikada sosyal medya üzerinden milyonlara ulaşıyor. Evlerinden, yurtlarından ayrılmak zorunda kalan kardeşlerimize karşı bir anda ön yargılar oluşuyor, mazlum kimlikleri yok sayılarak ötekileştiriliyorlar. Aynı çevreler bakıyorsunuz Mısır’da darbeci Sisi’nin, Suriye’de katliamcı Esad’ın yanın da duruyor. Hatta Suudi veliaht Prensi Selman’ın, Zayed ailesinin propagandasını yapmaktan geri durmuyorlar” şeklinde konuştu.

    Yalan haber ve internet ortamındaki yanlış bilgiyle mücadele noktasında üst düzey adımlar atılması gerektiğini de vurgulayan Değirmenci, gazeteci, aktivist, akademisyen, sivil toplum örgütleri temsilcileri ve sosyal medya uzmanlarından oluşturulacak bir platformla yeni bir strateji belirlenmesi gerektiğini ifade etti. Bilgi akışı ve yanlış bilgilendirmenin olağanüstü boyutlara ulaştığı bir dönemde herkesin sorumluluk alması, seferberlik başlatılması gerektiğine dikkat çeken Değirmenci, “Medya organları, yalan haberden uzak durmalı; ırkçı, mezhepçi, kışkırtıcı, kin ve nefret içeren bir dil yerine sağduyuyu öne çıkaran, birleştirici bir dil kullanmalıdır. İçeriği boşaltılmış, gerçekten uzaklaştırılmış, dezenformasyona uğramış bilgiler medya aracılığıyla kitlelere ulaştırılmamalıdır. Öte yandan bir bilgiyi ve fotoğrafı teyit ettiremiyorsak, doğrulatamıyorsak sosyal medyada paylaşmaktan uzak durmalıyız” dedi.

  • UMED Başkanı Değirmenci: “Bir takım medya dezenformasyon haberlerle kaos ve şiddet ortamına zemin hazırlamaya çalışıyor”

    Medya Enformasyon Derneği (UMED) Başkanı Aslan Değirmenci, haber ve bilgi aktarma gibi önemli bir sorumluluk içinde olması gereken bir takım medyanın dezenformasyon haberlerle kaos ve şiddet ortamına zemin hazırlamaya çalıştığını söyledi.

    Siirt Genç Memur-Sen, Siirt Üniversitesi Akademik Düşünce Eğitim Medeniyet Topluluğu ve Uluslararası Medya Enformasyon Derneği tarafından Kezer Yerleşkesi Mimarlık ve Mühendislik Fakültesi Konferans Salonu’nda “Medya ve Algı Yönetimi” konulu bir panel düzenlendi. Panelde konuşan UMED Başkanı Aslan Değirmenci, topluma karşı sorumluluk sahibi olan medyanın doğruluğunu araştırmadan, kaynağına bakmadan yalan yanlış haber yapmaması gerektiğini aktardı. Sosyal medyada yayılan yalan haberlerin bir anda infiale sebep olabileceğini belirten Değirmenci, “Anında milyonlarca kişiye ulaşarak gerçek perdeleniyor, ülkeyi yönetilemez hale getirmek isteyenlerin amacına hizmet ediyor. Yalan haber milyonlarca kişiye ulaştıktan sonra doğrusunu anlatmak bazen çok uzun bir zaman alabiliyor” şeklinde konuştu.

    Değirmenci, Türkiye’nin barış ve huzur için Zeytin Dalı Harekatı’nı başlatırken, şiddet, kaos ve kargaşadan yana bazı medyanın ise dezenformasyon peşinde olduğunu ifade etti.

  • UMED Medya Okulunda dördüncü hafta sona erdi

    Eyüp Sultan Genç Akademi ve Uluslararası Medya Enformasyon Derneği (UMED) tarafından yeni nesil iletişimciler yetiştirmek için başlatılan İstanbul UMED Medya Okulunun dördüncü hafta eğitimleri sona erdi.

    Eyüpsultan Belediyesi Genç Akademi ve Uluslararası Medya Enformasyon Derneği (UMED) tarafından yeni nesil iletişimciler yetiştirmek amacıyla başlatılan sertifikalı İstanbul UMED Medya Okulunun dördüncü hafta eğitimleri sona erdi. Eğitimlerin dördüncü haftasının son dersinde Eyüpsultan Belediyesi Genel Yayın Yönetmeni Burak Öztürk, yerel yönetimler ve habercilik başlığı altında bilgilendirmede bulundu. Eyüpsultan’da düzenlenen eğitimlerde öğrenciler merak ettikleri hakkında bilgiler aldı. 7 hafta boyunca devam edecek olan İstanbul UMED Medya Okulunun dördüncü haftası sona ererken, beşinci hafta eğitimleri Mustafa Yıldız ve Ekrem Kızıltaş’la devam edecek.

    “Neler yapabileceğinizi gösterin”

    Belediyenin Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğünün çalışma prensibi ve tarzını anlatan Burak Öztürk, “Nereye giderseniz gidin iş görüşmelerine hazırlıklı gidin, sunumlar hazırlayın ve neler yapabileceğinizi gösterin” dedi. Belediyelerde kameramanlar, muhabirler neden var sorusunun da cevabını veren Burak Öztürk, haber ve bülten işleme yöntemlerini anlattı.

    Salih Eser, Zeytin Dalı Harekatını anlattı

    Dördüncü haftanın ilk günü, TRT Arapça Planlama Koordinatörü Salih Eser’in dış habercilik dersiyle devam etmişti. Eğitimden üç gün önce Zeytin Dalı Harekatını takip etmek için Suriye’de bulunan Salih Eser, harekat sırasında yaşadığı deneyimleri aktardı. “Türk Silahlı Kuvvetlerimiz, Afrin kantonunda sivillerin de yoğunlukta olmasını göz önünde bulundurarak operasyonu titizlikle yürütüyor. Fırat Kalkanı Operasyonu silahlı birliklerimiz için çok büyük bir tecrübe oldu” diyen Salih Eser, “Sınırımızın hem Türkiye tarafı hem de Suriye tarafında askeri gücümüzün yanı sıra istihbarat ekiplerimiz de yoğun mesai harcıyor. Azez’de, Mare’de, Cerablus’ta her an karşınıza çıkabiliyorlar” diye konuştu.

    Batı medyası ve bazı ülkelerin PKK/PYD terör örgütünün Afrin’den yayınladığı dezenformasyona alet olduğunu, kimisinin de kasıtlı yaptığını vurgulayan Salih Eser, “Bursaye Tepesine yönelik operasyonu birebir alanda takip eden gazeteciydim. En az 50 terör örgütü mensubu etkisiz hale getirildi, bunların çoğunu görebildim ve kayıt altına aldım. Tabi cesetlerin bir kısmı terör örgütünün bulunduğu alanlarda kaldı ve onlar bunları alarak Afrin kent meydanına götürdüler. Bir cenaze merasimi düzenleyerek bu cesetleri ‘Türkiye Afrin’de sivil katliam yapıyor’ diye dışarı servis ettiler. Batı medyası da bu görüntüleri alarak aynı şekilde yayınlarına taşıdı. Oysa daha herhangi büyük bir sivil yerleşkeye operasyon bile yapılmamışken” dedi.

  • UMED Başkanı Değirmenci: “Bizim dünyayı değiştirme idealimiz var”

    Uluslararası Medya Enformasyon Derneği (UMED) Başkanı Aslan Değirmenci, “Vakit yeni Türkiye’yi işaret ediyor. Bu süreçte de kimsenin geri durma lüksü yok. Çünkü biz mazlumların umudu, mağdurların gür sesiyiz. Bizim dünyayı değiştirme idealimiz var” dedi.

    UMED ve Keçiören Belediyesi tarafından organize edilen “Medya ve Terör” konulu sempozyum, Ankara’da yoğun katılımla başladı. Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş, Keçiören Belediye Başkanı Mustafa Ak, Memur-Sen Genel Başkan Yardımcısı Levent Uslu ve Memur-Sen Kadınlar Komisyonu Genel Başkanı Habibe Öçal’ın yanısıra programa çok sayıda sivil toplum temsilcisi, basın mensubu gazeteci ve televizyoncu ile kanaat önderi katıldı. Panelist olarak Saadet Oruç, Fadime Özkan, Fatih Atik, Ercan Gürses ve Batuhan Yaşar’ın yer aldığı sempozyumun moderatörlüğünü ise Melik Yiğitel üstlendi.

    UMED’in kurulalı bir yıl olduğunu, bu süre içerisinde başta haber alma özgürlüğü olmak üzere birçok konuda çalışmalar yaptıklarını kaydeden UMED Başkanı Aslan Değirmenci, “Haberlerin gerçek, doğru, tarafsız bir şekilde verilmesi ve din, dil, renk ayrımı yapılmadan haberlerin yapılması için mücadele ettik. Bundan sonra da mücadele etmeye devam edeceğiz. 90 öğrencimizden 70’ini mezun ettik. UMED sertifikası almaya hak kazanan öğrencilerimize staj ve iş imkanı sunmaya gayret ettik. Özellikle iletişim mezunu arkadaşlarımıza yoğunlaştık, diploma ve sertifikalarını alan UMED öğrencilerinden yüzde 60’ına iş imkanı sunduk. Yolumuza devam edeceğiz. Farklı illerde de medya okulları açacağız. Öğrencilerimiz ve UMED olarak biz adil olmayı, çıkar çevrelerinden ve illegal yapılardan bağımsız hareket etmeyi ilke olarak benimsiyoruz” diye konuştu.

    Medya emekçilerine çağrıda bulunan Değirmenci, “Gazetecilik mesleğini özel amaçlara ve çıkarlara alet etmeyelim. Toplumsal düzeni bozmaya yönelik arayışlara karşı birlikte direnelim, ifade özgürlüğü ve basın özgürlüğünü savunalım ancak özgürlük maskesiyle kardeşliğimizi hedef alanlara karşı da yüreklerimizi birleştirelim. Kutuplaşma, kamplaşma ve ötekileştirme çukurlarına düşmeyelim, tuzakları bozalım; sosyal gerilimi körükleme çabalarını hep birlikte deşifre edelim. Anadolu’nun tarihsel ve sosyolojik yapısını hedef alanların yazdıkları senaryoları, önyargılardan beslenerek nefreti yayma çabalarını boşa çıkartalım” ifadelerini kullandı.

    “Bütünleştirici olmak zorundayız”

    “Her dönem ve her zeminde ayrıştırıcı anlayışlara karşı birleştirici ve bütünleştirici olmak zorundayız” diyen Değirmenci, “Kardeşlik hukukunu kuşanmalı, darbeci, yasakçı ve faşist cepheye karşı sivil, özgürlükçü ve demokratik duruşumuzdan ödün vermemeliyiz. Onlar dün olduğu gibi bugün de fitneyi yeryüzünde hakim kılmaya çalışacaktır. Biz ise yeryüzüne iyinin ve doğrunun hakim kılınması için mücadele edenlerden olmalıyız. Onların dilin de zehir, yüreğinde mühür var. Biz panzehir olalım, mühürleri sökelim, yeni Türkiye’nin önündeki barikatları 15 Temmuz ruhuyla hareket ederek kaldıralım. Çünkü biz mazlumların umudu, mağdurların gür sesleriyiz. Bizim dünyayı değiştirme idealimiz var. Bizim daha Özgür, herkesin kardeşçe yaşayabileceği, kimsenin öteki olarak görülmeyeceği bir anlayışın hakim olması için gayretimiz var. Özgürlüğü, kardeşliği ve direnişi kuşanan yüreklerle birlikte medya ve terör ilişkisini masaya yatırıyoruz. Çok değerleri panelistlerimizin talep, teklif ve önerilerini merakla bekliyoruz” şeklinde konuştu.

    “Her şehit bir vatandır” diye vurgulayan Değirmenci şöyle devam etti:

    “Altını çizerek belirtmek isterim ki, her şehit bir vatandır. 15 Temmuz darbe girişimi sırasında en çok şehit veren ilçemiz Keçiören’den de aramızda çok sayıda misafirimiz var bugün. Alanlardan FETÖ’cüleri süpüren kahramanlarımıza da selam olsun. Terörün dini olmaz. Terörün ideolojisi olmaz. Biz Ülkemizin Gladyo merkezli terör koalisyonu ile hedef alındığına inanıyoruz. Bizim için DEAŞ neyse PKK’da odur. Bizim için FETÖ neyse DHKP-C de odur. Her birinin maskesi farklı olabilir ama hedef aldıkları kardeşliğimiz ve birliğimizdir. Kardeşliğimize ve birliğimize sahip çıkacağız, terör koalisyonunun, emperyalizmin kirli hedeflerini ortak akılla hareket ederek boşa çıkartacağız.”