Etiket: Ulusal

  • 1. Ulusal Yaşlılık Sampozyumu

    Turgut Özal Üniversitesi Sağlık Yüksekokulu’nca 1. Ulusal Yaşlılık Sempozyumu gerçekleşti. Üniversitenin merkez kampüsünde gerçekleşen sempozyumda ‘yaşlılıkta beslenme ve aktif yaşamın önemi,yaşlanmaya psiko sosyal yaklaşım, yaşlı bakımında fizyoterapi yaklaşımları, sosyal hizmet boyutuyla yaşlılıkta bakım’ konuları ele alındı.

    Programın açılışında konuşan Mütevelli Heyet Başkanı Prof. Dr. Sacit Adalı, “İhtiyarlamak güzel şeydir. Yaşlı insanlar dün ile yarın arasına köprüdür. Bunun naklini geleceğe yaşlılar yapar. Kültür naklini yapan bilge yaşlı insanlara ihtiyaç var. Genç nüfus ne kadar ihtiyaçsa yaşlılarda hayat hakkı tanımak korumak bakmak son derece gerekli. Siler yaşlanın ama sağlıklı yaşlanın. Sigara içki şu bu yıpratan şeylerden gerginlikten stresten kaçının gülmeyi ve güldürmeyi öğrenin “dedi.

    ‘YAŞLILARA KARŞI TOPLUMSAL SORUMLULUK İÇİNDEYİZ’

    Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Muhammet Kösecik ise konuşmasında şunları söyledi:

    “‘Yaşlılık doğal ve fıtri bir süreç. Bu topraklar yaşlılarına çok iyi bakabilen bir toplum olmuştur ve olmalıdır. Bizler yaşlılara değer veren yaşlılarla ömür geçirmeyi seven bir toplum olarak çok önemli inanç değerlerine sahibiz. Kültür aktarımın en nitelikle ve güzel şekilde yapan yaşlılarımızdır. Batı medeniyetin yaşlılar daha sıkıntılı Bir noktada. Çünkü kimseleri yok. Çekirdek ailedeki tempoda yaşlılarımıza gereken ilgi ve alakayı gösteremiyoruz.Bu nedenle toplumsal sorumluluklar üzerimizde. Bu nedenlerden dolayı böyle bir sempozyum düzenlendiği için çok mutluyum ve çok kıymetli buluyorum.”

    ‘SAĞLIKLI YAŞLANMANIN SIRLARINI KEŞFETMELİYİZ’

    Sağlık Yüksekokulu Müdürü Yrd. Doç. Dr. Mustafa Yüksel ise konuşmasında şunları ifade etti:

    “Yaşlanmak esasında insanların hiç istemediği esasında çok istediği bir şeydir. Herkes uzun ömürlü olmak ister. Ama beraberinde getirdiği olumsuzluklardan dolayı yaşlanmak istemez. Önemli olan sağlıklı yaşlanmanın sırlarını keşfedebilmektir. Dünyada ve ülkemizde yaşlı nüfuz oranının her geçen yıl biraz daha arttığını görüyoruz. Yaşlılık 2045 te yüzde 16 lara çıkacağı öngörülüyor. Buda bizlere yaşlılık konusunda disiplinler arasında farklı yaklaşımlar geliştirilmesi gerektiği sonucunu doğuruyor.”

    YAŞLILIĞA ÇOK YÖNLÜ BAKIŞ

    Sempozyumun ilk oturumunda Prof.Dr. Şenol Dane, Yaşlanma Fizyolojisi, “Sağlıklı Yaşlanmada Beslenme ve Aktif Yaşamın Önemi’Prof. Dr. Cahide Yağmur, “Yaşlanmaya Odyolojik Yaklaşım” Yrd. Doç. Dr. Alper Yüksel, “Yaşlanmaya Geriatrik Yaklaşım” Doç. Dr. Mehmet Emin Kuyumcu ve “Yaşlanmaya Psiko-Sosyal Yaklaşım” Doç. Dr. Bilge Önal Dölek tarafından ele alındı. Programın diğer oturumlarında ise Yaşlılıkta Beslenme konusunu Prof. Dr. Neslişah Rakıcıoğlu, “Yaşlı Bakımında Fizyoterapi Yaklaşımları” konusunu Yrd. Doç. Dr. Yasemin Çırak, “Yaşlılıkta Bakım Sorunlarına Psikolojik Yaklaşım” üzerine değerlendirmeleri Uzm. Psk.Dr. Semra Azizoğlu, “Hemşirelik Bakış Açısıyla Yaşlılıkta Bakım” konusunu Yrd. Doç. Dr. İmatullah Akyar ve “Sosyal Hizmet Boyutuyla Yaşlılıkta Bakım”ı – Beste Başak Çevik sempozyum katılımcılarına anlattı. Programın son oturumunda – Prof. Dr. Teslime Atlı, Sağlık Hizmetleri ve Sosyal Politikalar” – Prof. Dr. İlhan Tomanbay “Sosyal Hizmetler ve Sosyal Politikalar” konularını ele aldı.

  • Bayraktar: “Türkiye Ziraat Odaları Birliği Olarak Ulusal Süt Konseyi’nden Çekiliyoruz”

    Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, “Ulusal Süt Konseyi, açıkladığı fiyatı koruyamayacaksa, fonksiyonunu yerine getiremeyecekse, verdiği kararın arkasında duramayacaksa lağvedilmeli, kapatılmalıdır. Türkiye Ziraat Odaları Birliği olarak Ulusal Süt Konseyi’nden çekiliyoruz. Yönetiminden de ayrılıyoruz” dedi.

    TZOB Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, düzenlediği basın toplantısında süt sektöründe yaşanan sıkıntıları ve bunun et fiyatlarına etkisini değerlendirdi. Türkiye Ziraat Odaları Birliği’nin başlatacağı süt kampanyasıyla ilgili açıklamalarda bulunmadan önce ise Bayraktar, kampanyayı süt içerek başlattı. Hayvancılığın sıkıntılı bir dönem yaşadığını belirten Bayraktar, “Hayvancılıkta üretim maliyetleri üreticileri zorlamaktadır. Sütte yaklaşık 20 aydır üretici fiyatları artmamaktadır. Hatta son 3-4 aydır artmak bir yana, Ulusal Süt Konseyi’nin tavsiye fiyatı olan 1 lira 15 kuruşun çok altına düşmüş, 70 kuruşlara kadar gerilemiştir. Yönetim Kurulu’nda üreticinin ağırlıkta olmadığı, 3 bakanlık, 3 üniversite, 3 sanayici, 3 üretici temsilcisinden oluşan, başkanı da sanayicilerden seçilen Ulusal Süt Konseyi, açıkladığı fiyatı koruyamayacaksa, fonksiyonunu yerine getiremeyecekse, verdiği kararın arkasında duramayacaksa lağvedilmeli, kapatılmalıdır. Türkiye Ziraat Odaları Birliği olarak Ulusal Süt Konseyi’nden çekiliyoruz. Yönetiminden de ayrılıyoruz” diye konuştu.

    “ÇİĞ SÜT FİYATLARININ LİTREDE 70 KURUŞA KADAR DÜŞÜRÜLMESİNİ KABUL ETMEMİZ MÜMKÜN DEĞİLDİR”

    Çiğ süt fiyatlarının 16-17 ay boyunca artmadığına ve son 3-4 aydır da düşürüldüğüne dikkat çeken Bayraktar, “Buna karşın süt ve süt ürünleri market fiyatları bu dönemde yüzde 0,6 ile yüzde 25,4 arasında değişen oranlarda artmıştır. Ayrıca okul sütü programıyla süt tüketimi arttırılarak sanayiciye destek yapılmaktadır. Talebi arttıran bu kadar desteğe rağmen bazı yerlerde fiyatları düşürmek için çiğ süt bırakılmasını, çiğ süt fiyatlarının litrede 70 kuruşa kadar düşürülmesini kabul etmemiz mümkün değildir. Hiç kimse binbir zorlukla üretim yapan üreticimizin sırtından para kazanmaya çalışmasın, karşılarında bizi bulurlar” ifadelerini kullandı.

    Sanayicilere çağrıda bulunan Bayraktar, şunları kaydetti:

    “Dünyanın hangi ülkesinde sanayiciye böylesine çeşit çeşit destek verilmektedir ki siz hala süt fiyatlarını düşürüyorsunuz. Gelin uzun vadeli düşünün. Ceplerinizin derdine düşmeyi bırakın. Çiğ sütte fiyat 70 kuruşlara kadar gerilemişken, 20 aylık sürede market fiyatlarının yüzde 25,4’lere varan oranlarda zam görmesinin izahı mümkün değildir. Biz sanayiciyi destekliyoruz ama onlar fabrika üzerine fabrika yaparken ben ahırlarımı boşaltıyorsam bunda bir haksızlık var. Sanayiciler hem sütten hem yemden para kazanıyorlar. Üretici yok olmuş umurlarında bile değil. Hükümetimizi bu adaletsiz düzeni değiştirmeye, bu oyunu bozmaya davet ediyorum.”

    “ET VE SÜT KURUMU’NUN ACİLEN ZAMAN KAYBETMEDEN DEVREYE GİRMESİNİ BEKLİYORUZ”

    Et ve Balık Kurumu’nun Et ve Süt Kurumu’na (ESK) çevrildiğini ancak kurumun etkin şekilde devreye giremediğini ifade eden Bayraktar, “Et ve Süt Kurumu’nun acilen zaman kaybetmeden devreye girmesini bekliyoruz. Bir iki ay sonra piyasaya girerse Et ve Süt Kurumu sütteki krizi önleyemez. Uygulamada geç kalınırsa bunun bir faydası olmaz. Bunun kurulması için 1-2 sene mücadele verdik. Atıl vaziyette durması mümkün değil, piyasaya girmesini talep ediyoruz. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Bey’in bizim söylediğimiz noktaya gelmesi bizi memnun etmiştir. Sayın Bakanın bu kararını destekliyoruz. Bu müdahale 70 kuruşluk fiyat 50 kuruşa düşer, ahırlarda süt hayvanı kalmaz. Bu süt hayvancılığının da sonu olur. Süt hayvanları da kesime giderse 2008 yılında yaşadığımız tabloyu tekrar yaşarız. İthalatçı oluruz. Halkımız, kıymayı 50 liradan bile bulamaz. İthalat çözüm değildir. 2015 yılına bakıldığında potansiyel sağılacak hayvan tabir edilen düve sayısı bir önceki yıla göre 126 bin baş azalmış ve 2 milyon 332 bin baştan 1 milyon 936 bin başa gerilemiştir. Bunun anlamı sütteki sıkıntıdır. Başka bir açıklaması da yoktur” açıklamasında bulundu.

    “Ülke genelinde yayılmış 764 Ziraat Odamıza genelgeyle talimat verdik” diyen Bayraktar, “Bundan böyle Ziraat Odalarımız, merkezlerinde ürün satış mağazalarında, ürün işleme tesislerinde, laboratuarlarında süt ve süt ürünü ikram edecektir. Okul sütü programı tüm yıla yayılmalı ve okulların açılmasından kapanmasına kadar sürdürülmelidir. Orta okul ve liselere de yaygınlaştırılmalıdır” şeklinde konuştu.

    “SÜT ÜRETİCİSİNİ KORUMAYA YÖNELİK, SEKTÖRÜ KORUMAYA YÖNELİK BİR FONKSİYON İCRA EDEMİYOR, İŞLEVSEL DEĞİL”

    Gazetecilerinin sorularını cevaplayan Bayraktar, Ulusal Süt Konseyi’nden çekilmeleri hatırlatılarak, üreticinin temsil edilmeyeceğinin sorulmasının üzerine, “Temsil edildikte ne oldu? Sonuç odaklı olmamız lazım. Bu konsey ne yapıyor? Bu konsey sektöre hangi katkıları sağlıyor? Üç tane bakanlık, üç tane üniversite temsilcisi, üç tane sanayici, üç tane üretici temsilcisi var. Başkan da sanayici. Süt fiyatlarını deklare ediyor 1 lira 15 kuruş. Süt fiyatlarının arkasında duramadı. Süt fiyatları 70 kuruşa kadar düştü, müdahale edemiyoruz. Süt üreticisini korumaya yönelik, sektörü korumaya yönelik bir fonksiyon icra edemiyor, işlevsel değil. O zaman böyle bir konseye ihtiyaç var mı? İhtiyaç olmadığı kanaatindeyiz. Lağvedilsin dediğimiz budur. Bizim de böyle bir konseyde yerimiz yok” değerlendirmesinde bulundu.

    “GÜNDE 4-5 BİN TON CİVARINDA BENCE SÜT ALMASI GEREKİR”

    Önümüzdeki haftalarda Et ve Süt Kurumu’nun Ege ve İç Anadolu’dan iki ayrı bölgeden 1 lira 15 kuruştan süt alacak olmasının yeterli bir fiyat olup olmadığı sorusuna Bayraktar, “Hemen 1-2 hafta içinde devreye girmesi fevkalade önemli. Burada 300 bin tonun üzerinde süt alacağız diyor. Bu rakamı biraz daha yukarılara çıkarmak lazım. Günde 4-5 bin ton civarında bence süt alması gerekir. Bu 1,15 fiyatı şuanki fiyatlara baktığımızda kabul edeceğimiz bir fiyat olmamakla beraber razı olabileceğimiz bir fiyattır. Çünkü piyasa 70 kuruşa düşmüş. Et ve Süt Kurumu’nun bu alımı belki bir miktar piyasayı da yukarıya çekebilir diye düşünüyoruz” yanıtını verdi.

    “ET VE SÜT KURUMU, TOPRAK MAHSULLERİ OFİSİ TEKELLEŞMENİN OLDUĞU SERBEST PİYASA KOŞULLARININ OLUŞMADIĞI TARIM SEKTÖRÜNDE ZAMAN ZAMAN MÜDAHALE ETMEK ZORUNDADIR”

    Sanayicinin her şeye rağmen zam yaptığını söyleyen Bayraktar, konuşmasına şöyle devam etti:

    “Bizim fiyatlarımız geri giderken sanayicinin ürettiği ürünlerdeki fiyatları geri çekmediğini görüyoruz. Gerekli zamları maliyetim artıyor diyerek yapıyor. Bizim de maliyetimiz artıyor. Burada kazan kazan politikası olmalı. Bu sektörün gelişmesi için üretici sanayici entegrasyonunu da kurmamız gerekiyor. Biz buna çalışırken sanayicimizin yatırım yapmasını desteklerken sanayicimiz bizi desteklemezse, fiyatları düşürmek suretiyle hatta taşeronlara süt aldırmak suretiyle fiyatları düşürmeye kalkarsa burada birileri kazanırken birileri kaybediyor. Ben Sayın Başbakana bunu anlattım. Burada bir sömürü düzeni var, buna son verin dedim. Buna son verecek olan bir müdahale kurumuydu. Bunun da kurulmasını sağladık. Bunun bir an evvel devreye girmesi lazım. Bu sektörde piyasa koşulları, rekabet koşulları oluşmadı. Alıcının az, satıcının çok olduğu bir sektörde üreticimiz üretim yapıyor. Mağdur oluyor. Burada iki tane enstrüman var kullanacağımız. Üretici örgütlerinin fonksiyonel olmasını istiyoruz. Ekonomik örgütlere ihtiyaç var. Üretici örgütlerinin piyasaya girmesini biz arzu ediyoruz. İkinci enstrüman şudur; bugün için kullanabileceğimiz tek enstrümanda budur, Et ve Süt Kurumu’dur, Toprak Mahsulleri Ofisi’dir. Bunları devre dışı bıraktığınızda şuanki tekelleşme daha fazla büyür, bu ülke üretemez hale gelir. Sadece hayvancılık sektörüne değil, diğer tarım ürünlerinde de ithalatçı olur. Büyük göçler başlar. Et ve Süt Kurumu, Toprak Mahsulleri Ofisi tekelleşmenin olduğu serbest piyasa koşullarının oluşmadığı tarım sektöründe zaman zaman müdahale etmek zorundadır. Aksi takdirde bu ülkenin gıda güvencesini sağlayamayız. Onun için bu kurumlara ihtiyaç var.”

  • Kartepe 3. Ulusal Fotoğraf Yarışması Başladı

    Kartepe Belediyesi tarafından “Şimdi Kartepe Zamanı” adlı ödüllü fotoğraf yarışması düzenleniyor.

    Kartepe Belediyesi tarafından “Şimdi Kartepe Zamanı” temasıyla bu yıl üçüncüsü düzenlenen ulusal fotoğraf yarışması başvuruları 7 Ekim 2016 tarihine kadar yapılabilecek. Başvurular, Türkiye Fotoğraf Sanatı Federasyonu (TFSF) adresinden online yapılabilir.

    Bu yıl üçüncüsü düzenlenen yarışmanın amacı fotoğraf sanatının belgesellik gücü kullanılarak, ilçe sınırları genelindeki mahallelerin doğal, tarihi, turistik, kültürel güzelliklerinin tanıtımını sağlamak ve fotoğraf sanatına katkıda bulunması bekleniyor.

    Kartepe Belediyesi Kültür Sosyal İşler Müdürlüğü öncülüğünde düzenlenecek fotoğraf yarışması ile ilgili süreç ve katılım şartlarının yer aldığı yarışma şartnamesi hazırlandı. Yarışma şartnamesi ve yarışma hakkında detaylı bilgi, Kartepe Belediyesi’nin internet adresi ve Türkiye Fotoğraf Sanatı Federasyonu internet sitesinden tedarik edilebilecek.

    Yarışmanın seçici kurulunda ise, Kocaeli Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Fotoğraf Bölümü Arş. Gör. Ali Fuat Altın, Fotoğraf Sanatçısı-AFSAD- FSK Onur üyesi Hamit Yalçın, Fotoğraf Sanatçısı Muharrem Bucan, Fotoğraf Sanatçısı Ozan Sağdıç, TFSF Temsilcisi Yalçın Kuçin ve Kartepe Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürü Mehmet Ay yer alacak.

    Yarışmanın birincilik ödülü 5 bin TL, ikincilik ödülü 3 bin TL, üçüncülük ödülü 2 bin TL, 3 adet mansiyon ödülü ise bin TL olacak. Ayrıca sergilenmeye değer en fazla 41 eserde 250 TL ile sergileme ödülü verilecek.

  • Ulusal Akciğer Sağlığı Kongresi 2016

    Ulusal Akciğer Sağlığı Kongresi’nde konuşan AKAD Başkanı Prof. Dr. Tevfik Özlü, “İnsanlar para vererek hastalık satın alıyor. Türkiye’de 4 evden birinde astım hastası var” dedi.

    Akciğer Kanserleri Derneği(AKAD) ile Akciğer Sağlığı ve Yoğun Bakım Derneği’nin (ASYOD) birlikte düzenlediği Ulusal Akciğer Sağlığı Kongresi 2016, Antalya’nın Belek bölgesinde bir otelde devam ediyor.

    “TÜRKİYE’DE 4 EVDEN BİRİNDE ASTIM HASTASI VAR”

    Kongrede akciğer kanseri üzerine yeni gelişmeler, uzmanları tarafından paylaşılıyor. ASYOD Başkanı Prof. Dr. Tevfik Özlü, akciğer ve solunum yollarında meydana gelebilecek herhangi bir hastalığın hayati önem taşıdığına vurgu yaptı. Dünyada insan ölümlerine neden olan hastalıklardan 4’ünün göğüs hastalıklarından kaynaklandığını belirten Prof. Dr. Özlü, “Astım üzerine ülkemizde yapılan çalışmalarda 4 evden 1’inde astımlı birinin yaşadığını görüyoruz. Astım gerçekten önemli bir hastalık, kişinin yaşam kalitesini etkiliyor. Her şeyine engel olabiliyor. Günümüzde artık astımı tedavi edebiliyoruz. Hiç astımı olmayan kişiler gibi normal bir yaşam sürebiliyorlar. Ancak buna rağmen bazı hastalar yeterli tıbbı desteğe ulaşamadığı için yaşamı kısıtlanıyor. Astımdan korkmayın astım tedavi edilebilir bir hastalıktır” dedi.

    “ÖKSÜRÜĞÜ GEÇİŞTİRMEK ALARMI KAPATMAKTIR”

    Grip mevsiminin uzadığına dikkat çekerek kronik hastalıkları olanları uyaran Prof. Dr. Özlü, özellikle öksürük konusunda yanlış bir uygulamanın altını çizdi. Öksürüğün vücudun alarmı olduğunu belirten Özlü, “Öksürük önemsenmez, genelde geçiştirilir. Tıbben akut öksürük dediğimiz 3 haftayı geçen uzayan öksürükler önemlidir. Maalesef toplumda öksürük şurubu almak gibi bir alışkanlık var. Bu çok yanlış. Göğüs hastalıkları uzmanları öksürüğü değil, öksürüğe neden olan hastalığı tedavi eder. Öksürüğü geçiştirmek alarmın susturulması anlamına gelir. Öksürük varsa bir yerlerde bir sorun vardır ve araştırılması lazımdır” dedi.

    “İNSANLAR PARA VERİP HASTALIK SATIN ALIYOR”

    Toplumda sigara ve tütün alışkanlıklarına ilişin bilgiler de veren Özlü, sigaranın hastalıklara neden olduğu gibi sigara içmenin kendisinin bile bir hastalık olduğunu söyledi. Toplumda 6 saniyede 1 insanın sigara içtiği için hayatını kaybettiğini ifade eden Prof. Dr. Özlü şöyle konuştu:

    “Tıpta en çok öldürücü olan başka bir neden yok sigara dışında. 6 saniyede bir insan sigara içtiği için ölüyor. İnsanlar düzenli olarak markete gidip sigara almak için para öderler ve 30 sene sonra kanser olurlar ve o hastalıkla yaşamak zorunda kalıp sakat olurlar. İnsanlar para vererek hastalıklara sahip olurlar. Sigara içmeyince akciğer kanseri ve KOAH’ın yüzde 90’ınını önleyebiliyorsunuz” dedi.

    Kongreye katılımın oldukça yoğun olduğunu ve yeni gelişmelerin konusunda uzman hekimlerce katılımcılara aktarıldığını belirten Ulusal Akciğer Sağlığı Kongresi 2016 Başkanı Prof. Dr. Akın Kaya, kursiyerlerin pratik eğitimle öğrenciklerini iyice pekiştirdiklerini söyledi. Tüm kongre boyunca güncel gelişmeler ve yeni ilaçlarla ilgili görüşlerin paylaşılacağını da belirten Kaya, “Mutlaka buradan ayrılınca iyi ki gelmişiz diyeceğiz” ifadelerini kaydetti.

    AKAD Başkanı Prof. Dr. Muzaffer Metin ise 2005 yılından bu yana düzenli olarak büyük kongreler düzenlediklerini belirterek erken evre akciğer kanserlerinin tedavi edilebildiğini söyledi.

    “SİGARAYA BAŞLAYAN HERKES KENDİ KALEMİNİ KIRIYOR”

    AKAD Genel Sekreteri Dr. Murat Kıyık da akciğer kanserinin kadın ve erkeklerde kanserli ölümlerde ilk sırada yer aldığına dikkat çekti. Yılda 30 bin akciğer kanserinin görüldüğünü ancak sadece bunların yüzde 15’inin hayatta kalabildiğini belirten Dr. Kıyık, “Hastalarımızın ileri evrelerde gelmesi ve önemsenmemesi hastalığın ilerlenmesine neden oluyor. Sigaraya başlayan her birey kendi kalemini kırıyor ve baştan kararını veriyor. Kurtuluş Savaşı’nda 9 bin 500 kişi kaybettik. Koskoca savaşta bu kadar kaybımız varken akciğer kanserlerinde yılda 25 bin kişiyi kaybediyoruz. Erken evrede yakalamak çok önemli ancak bize gelenlerin yüzde 85’i ileri evrelerde geliyor” dedi.

  • TED Ankara Koleji Öğrencisi Ege Öndeş Coğrafya Ulusal Takımına Seçildi

    Türk Coğrafya Kurumu’nun düzenlediği 13. Uluslararası Coğrafya Olimpiyatı Ulusal Takım Seçmeleri, 28 Şubat’ta tamamlandı. Yarışmada Ulusal Takıma seçilen TED Ankara Koleji Vakfı Özel Lisesi 11-A sınıfı öğrencisi Ege Öndeş, Çin’deki olimpiyatta ülkemizi temsil edecek dört gençten biri olarak seçildi.

    Türk Coğrafya Kurumu’nun düzenlediği 13. Uluslararası Coğrafya Olimpiyatı Ulusal Takım Seçmeleri, 28 Şubat’ta tamamlandı. Yarışmada Ulusal Takıma seçilen TED Ankara Koleji Vakfı Özel Lisesi 11-A sınıfı öğrencisi Ege Öndeş, Ağustos ayında Çin’de düzenlenecek olimpiyatta ülkemizi temsil edecek dört gençten biri oldu.

    Dört etaplık zorlu bir süreci kapsayan Ulusal Takım Seçmeleri, Ocak ayında 200’ü aşkın lise öğrencisinin katıldığı Türkçe Coğrafya Bilim Sınavı ile başlamıştı. Şubat ayında gerçekleştirilen İkinci Etap İngilizce Multimedya Sınavı ve Üçüncü Etap İngilizce Arazi Çalışması Sınavları sonucunda ise sekiz öğrenci son etapta yarışmak üzere belirlenmişti. 28 Şubat’ta İstanbul Enka Okulları’nın ev sahipliğinde gerçekleştirilen dördüncü ve son etapta ise sekiz aday, Çin’e gidecek Asil Takımda yer almak için yarıştı. Adaylar, daha önce kur’a ile belirlenen ve iki hafta hazırlanma süresi verilen konu başlıklarında akademisyenlerden oluşan değerlendirme kurulu önünde İngilizce sunumlarını yaptılar.