Etiket: “Ulu”

  • “Türkiye Ulu Camileri Fotoğraf Sergisi” ESOGÜ’de açıldı

    15 Temmuz darbe girişimi sırasında darbeciler tarafından şehit edilen Foto Muhabiri Mustafa Cambaz’ın eserlerinden oluşan “Türkiye Ulu Camileri” adlı fotoğraf sergisi; ESOGÜ Tarih Bölümü, ESOGÜ Tarih ve Gençlik Kulübü ve Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Atatürk Kültür Merkezi Başkanlığı işbirliğiyle Eskişehir Osmangazi Üniversitesi (ESOGÜ) Prof. Dr. Fazıl Tekin Konferans Salonu fuaye alanında açıldı.

    Şehit ailelerinin de katıldığı sergi açılışı öncesinde konuşan ESOGÜ Tarih ve Gençlik Kulübü Danışman Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Cezmi Karasu, ülkemizin acıların yaşandığı zorlu zamanlardan geçtiğini belirterek, açılan sergi ile al bayrağımız yere düşmesin, ezanlar susmasın diye toprağa düşen bir şehidimizi anmayı amaçladıklarını ifade etti. Yrd. Doç. Dr. Cezmi Karasu sergi açılışına gelen herkese teşekkür ederek konuşmasını tamamladı.

    Atatürk Kültür Merkezi Başkan Yardımcısı Şaban Abak, aynı zamanda kitap haline de getirilen “Türkiye Ulu Camileri” fikrinin ortaya çıkışını kısaca anlatarak konuşmasına başlarken, kitabın ve serginin Mustafa Cambaz’ın dört ay boyunca tüm Türkiye’yi dolaşarak çektiği 10 bin fotoğraf içinden seçilenlerden derlendiğini belirtti. Şaban Abak ESOGÜ Rektörlüğü’ne serginin açılış sürecindeki yakın ilgisi için teşekkür etti.

    ESOGÜ Rektör Vekili Prof. Dr. İlhami Ünlüoğlu, büyük bir emeğin ürünü olan serginin merhum Mustafa Cambaz’ın onlarca yıllık birikiminin bir yansıması olduğunu ifade etti. Prof. Dr. İlhami Ünlüoğlu serginin açılışına sağladıkları katkılardan dolayı ESOGÜ Tarih ve Gençlik Kulübü ile Atatürk Kültür Merkezi Başkanlığı’na teşekkür etti.

    Konuşmaların ardından Atatürk Kültür Merkezi Başkanlığı tarafından hazırlanan “Türkiye’nin Ulu Camileri” adlı kısa filmin gösterimi yapıldı. Daha sonra çiçek ve hediye takdimleri gerçekleşti. Bu bölümde kurumlar arası çiçek ve hediye takdiminin ardından, Rektör Vekili Prof. Dr. İlhami Ünlüoğlu ve ESOGÜ Tarih ve Gençlik Kulübü Danışman Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Cezmi Karasu bir şehit annesine tüm şehitlerimizin aziz hatıraları için çiçek takdim ettiler. Sonrasında serginin açılışı yapıldı. “Türkiye Ulu Camileri” fotoğraf sergisi 16 Aralık 2016 Cuma gününe kadar açık kalacak.

  • İşadamı Ulu: “23. Dünya Enerji Konferansı ile Türkiye’nin stratejik önemi tescillendi”

    İstanbul’da düzenlenen 23. Dünya Enerji Konferansı’nı değerlendiren İşadamı Esat Ulu, Dünya Enerji Kongresi’nde Türkiye’nin stratejik önemi tescillendiğini söyledi.

    İstanbul’da düzenlenen 23. Dünya Enerji Konferansı’nı değerlendiren İşadamı Esat Ulu, Dünya Enerji Kongresi’nde Türkiye’nin stratejik önemi tescillendiğini söyledi. Ulu, Türkiye’siz yeni bir dünya düzenin kurulamayacağı ve bölgenin huzura kavuşamayacağını ifade etti. İstanbul’da düzenlenen Enerji Kongresi nedeniyle Avrupa’da kıpırdamaların olduğunu ifade eden Ulu, “Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, ile bir araya gelmesi sonucu Avrupa Birliği’nde çok ciddi kaynamalar başladı. Türkiye artık kendisine yeni bir yol haritası çizmek durumunda bu yol haritası NATO’suz bir Türkiye, yeni stratejik orakları olan bir Türkiye, yeni ekonomik birliktelikleri olan bir Türkiye artık bu Şangay beşlisi mi olur benzer bir kuruluş ve sistem mi olur NATO benzeri yeni bir sistem mi olur ona değerli devlet büyüklerimiz en üst düzeyde düşünüp kararlarını veriyorlar. Bizler de işadamları olarak devlet büyüklerimizin almış oldukları bu hayatı konular karşısında onlarında yanında olup yapacağımız ekonomik yatırımları zaman kaybetmeden artırmak zorundayız” dedi.

    23. Dünya Enerji Kongresi’ni değerlendiren 15 Temmuz Kahramanlarından İşadamı Ulu, yenilebilir enerjinin öneminden söz etti. Ulu, “Su ve hava gibi enerjide artık yaşamın vazgeçilmezleri arasında bulunuyor. Sadece dönemin ekonomik şartların dönebilmesi için değil. İnsanın günlük yaşamı açısından da enerji kaçınılmaz gereklilikler arasında yerini aldı. Bizler de Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanımız Berat Albayrak’ın önderliğinde enerji yatırımları konusunda elimizden gelen tüm imkanları en üst sevide değerlendireceğiz” ifadelerini kullandı.

  • Uşak Ulu Cami’nin güney duvarı branda ile örtüldü

    Restorasyonunda bir çok soru işareti bulunan ulu camide, bugün göçük olduğu bilgisi yayıldı. Caminin kıble duvarındaki göçük olduğu iddia edilen yer akşam saatlerinde branda ile kapatılmaya çalışıldı.

    Konu Uşak Müftüsü Fuat Altındaş’a sorulduğunda böyle bir göçükten haberi olmadığını belirtmiş ve bir çatlaktan bahsetmişti.

    Akşam saatlerinde, caminin kıble duvarının branda ile kapatılmak istendiği görüntülendi. Havanın bulutlanmasından dolayı yağmura karşı bu önlemin alındığı tahmin ediliyor. Nitekim buranın kapatılmasıyla Uşak’ta çok kuvvetli bir sağanak yağış kendini gösterdi.

    Uşak’ın en eski camilerinden biri olan Ulu cami bir yıldan fazla bir zamandır restorasyon nedeniyle ibadete kapalı durumda.

  • Ahmet Yesevi Üniversitesi Hastanesi, Kazakistan tarafından ’2016 Hipokrat’ın Ulu Mirasçısı’ unvanını layık gördü

    Kazakistan’ın en prestijli sağlık ödülü olarak kabul edilen ‘2016 Hipokrat’ın Ulu Mirasçısı’ ünvanı, Ahmet Yesevi Üniversitesi Hastanesi’nin oldu.

    Kazakistan Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı tarafından sıkı değerlendirmeler sonucu, ortaya koyduğu neticelerle Ahmet Yesevi Üniversitesi Hastanesi ‘2016 Hipokrat’ın Ulu Mirasçısı’ ödülüne layık görüldü. Kazakistan Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı yetkilileri tarafından 26 Ağustos 2016 tarihinde gerçekleştirilecek bir tören organizasyonuyla Ahmet Yesevi Üniversitesi Hastanesi’ne ödülle beraber bir de madalya takdim edilecek.

    Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Ahmet Yesevi Üniversitesi Hastanesi Müdürü Mehmet Bekdur, hastane olarak son 1-2 yıl içerisinde hayata geçirdikleri atılımlarla Güney Kazakistan bölgesinin sağlık merkezi olmayı başardıklarını söyledi. Hastanede kullandıkları son teknoloji ürünler ve uzman kadrolarının da bu başarıda büyük payı olduğunu belirten Bekdur, Ahmet Yesevi Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanlığı ve TİKA’nın destekleriyle yılın belli dönemlerinde gerçekleştirdikleri ‘Halk Günü’ adlı programlarla halka ücretsiz sağlık hizmeti sunduklarını, yine bu yıl da gerçekleştirilecek ve Ahmet Yesevi Üniversitesi Mütevelli Heyet Başkanı Prof. Dr. Musa Yıldız’ın da katılım göstereceği ücretsiz sünnet törenleri de gerçekleştirdiklerini dile getirdi. Bekdur, Güney Kazakistan bölge halkının önceden pek çok sağlık problemi için Kazakistan’ın kuzeyine ve hatta yurt dışına kadar gitmek zorunda kaldıklarını fakat son 1-2 yıldır artık kendilerinin farklı bölgelerden hasta kabul ettiklerini ifade etti.

  • Tarihçi Erhan Yıldızalp: “Ulu Cami’nin Kitabesi Gün Yüzüne Çıkarılmalı”

    Bursalı tarihçi Erhan Yıldızalp, Ulu Cami’nin yapım tarihini gösteren kitabesinin gün yüzüne çıkarılması gerektiğini söyledi.

    Kitabenin, caminin yapılışı sırasında batı minaresinde asılı olduğunu fakat şuan sıvayla kaplı olduğunu belirten Yıldızalp, “Timur’un Bursa’yı işgali sırasında ve Fetret Devrin’deki Karamanoğlu Mehmed Bey’in Bursa kuşatmasında (1413) meydana gelen tahribatlar nedeniyle dış duvar sıvayla kaplandı. 1958 yılında yaşanan Büyük Çarşı yangınının ardından sıvanın kaldırılmasıyla gün yüzüne çıkan kitabe, restorasyon sırasında yeniden sıvayla örtüldü” dedi.

    Erhan Yıldızalp, “Kitabe, cami ile beraber yapılan batı minaresinde asılıydı. Bu kitabe büyük restorasyonda ortaya çıktı ve 1863 yılında Ulu Cami’nin dış tarafı sıvanırken kitabe sıva altında bırakıldı. Minaredeki mermerler harap vaziyetteydi. Bunlar yerlerinden sökülürken kitabe de atılmak istenmiş. Hocam Kazım Baykal, bana ’Bir resmini çekebildim’ demişti. Orijinal fotoğraflar elimde. Eğer kitabe zarar görmüşse fotoğraflara bakarak yeniden yapılabilir. Yetkililerin bu olaya el atmalarını bekliyorum” diye konuştu.

    Osmanlı Sultanı I. Bayezid tarafından Niğbolu Seferi’nden dönüşünde verdiği emir ile inşa ettirilen caminin yapım tarihini veren bir kitabe yoktur; ancak minber kapısında geçen 802 (1399) tarihi caminin inşa tarihi olarak kabul edilir. Bursa Ulu Cami’nin inşası; hem devletin kendisini siyasal, ekonomik ve kültürel bir varlık olarak dünyaya kabul ettirme çabasının bir devamı hem de Osmanlı toplumuna bir kimlik verme çabasının gereği olarak değerlendirilir. Caminin açılışında ilk hutbeyi dönemin önemli mutasavvıflarından biri olan Somuncu Baba’nın okuduğu bilinir.

    İnşasından kısa bir süre sonra Yıldırım Bayezid’in Ankara Savaşı’nda esir düşmesinin ardından Timur’un Bursa’yı işgali sırasında ve Fetret Devri’nde Karamanoğlu Mehmed Bey’in Bursa kuşatmasında(1413) cami, dış cephelerine odun yığılarak yakılmaya çalışıldı. Bu yangınlar sonucu dış cephe kaplaması tahrip oldu. Ortaya çıkan moloz duvar dokusu kalın sıva ile örüldü; bu durum 1950’lerdeki restorasyona kadar böyle devam etti. 1958 Büyük Çarşı yangınında kuzey avlusunun da yanmasından sonra gördüğü tadilat sırasında sıva kaldırılmıştır. Fetret devrinden sonra 1421 yılında tekrar ibadete açılan caminin ilk tamir vesikası 1494 yılına aittir. 1862 yılına kadar 23 tamir vesikası daha vardır. Müezzin mahfili 1549 yılında yapıldı. 1517 yılında Yavuz Sultan Selim tarafından Mısır’ın fethi ve hilafetin Osmanlı’ya geçtiği dönemde getirilen Kabe-i şerif kapı örtüsü padişah tarafından Ulu Cami’ye hediye edildi ve minberin soluna asıldı. Müezzin mahfilin karşısındaki taş vaiz kürsüsü 1815’de yapıldı. Cami, 1855 yılı büyük depreminde büyük hasar gördü. On sekiz kubbesi çöken caminin sadece batı minaresinin dibindeki kubbe ile mihrap önü kubbesi ayakta kalabildi. Depremden sonra esaslı bir tamir gördü. Bu dönemde Sultan Abdülmecid’in emri ile İstanbul’dan gönderilen ünlü hattatlar camideki büyük yazıları elden geçirdiler. Ayrıca yeni hüsn-ü hatlar da ilâve edildi. 1889 yılında çıkan bir yangında minarelerin ahşap olan külahları yanmış, sonrasında kagir olarak yeniden yapılmıştır.