Etiket: Ülkeyi

  • Başbakan Yıldırım: “Bu ülkeyi renklere ayırarak en büyük kötülüğü yapıyorlar”

    AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Binali Yıldırım, Türkiye’nin bir daha demokrasiye yönelik bir saldırıya tahammülü olmadığını belirterek, “Bu ülkeyi renklere ayırarak en büyük kötülüğü yapıyorlar” dedi.

    AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Binali Yıldırım, Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi halk oylaması süreci kapsamında Muğla’nın Menteşe ilçesi açık oto pazar yeri meydanında düzenlenen mitingde halka hitap etti. Başbakan Yıldırım, “Dünyanın her bir ilçesi dünyada bir marka. Dünyada bu güzelliklere sahip başka bir il yok. Sahil uzunluğu Türkiye’nin en fazla olan, turizmin başkenti Muğla’dır. Muğla insanı Ege insanı sevgi insanıdır. Gönül insanıdır. Muhabbet insanıdır. Turgutreis’i yetiştiren bu toprağın insanları elbette gönlü açık, ufku açıktır. Biz asırlar boyunca bu coğrafyada, her canı aziz bilen, her inanca her kültüre saygı gösteren bir millet olarak var oldu. Farklı düşünebiliriz, yaşayışımız farklı olabilir. Ama insana bakışımız birdir, insan yaratılmışların en üstünüdür. Yaradanı severiz, yaratandan ötürü. AK Parti olarak 14 yıldır insanı merkez aldı. İnsanı yücelt ki, devlet yücelsin diyerek bu aşkla çalıştık. Türkiye’nin kardeşliği için, birliği, beraberliği için gür sesleri ile Bitlisliler haykırdı. Avrupa değerleri diyen ama milletvekillerimize, bakanlarımıza kapıları kapatan, atları ile itleri ile oradaki gurbetçilerimizi, kardeşlerimizi darp eden Avrupa duy sesimizi. Biz 81 ilimizin tamamına yakınıyız, çünkü biz bu ülkeyle sevdalıyız. 80 milyonun tamamının derdini dert edinmiş bir siyaset anlayışına sahibiz. Çünkü biz Recep Tayyip Erdoğan’ın ekibiyiz. Doğusu ile Batısı ile bütün Türkiye’nin hizmetkarıyız. Neye inanırsanız inanını, nasıl yaşıyorsa, nasıl davranıyorsa o şekilde olsun. Biz hiçbir ayrım yapmadık, yapmayız. Herkese aynı mesafedeyiz. Türkiye ortak paydamız, ay yıldızlı bayrağımız 780 milyon metrekare toprağımız ortak değerimiz. Büyük bir ailenin hepimiz bir ferdiyiz. Hiçbir zaman Türkiye haritasını renklere ayırmadık. En iyi bunu Muğla bilir. Muğlalının yolları havalimanları, hastaneleri, üniversitesi bilir. İstanbul’a ne yaptıysak Muğla’da daha fazlasını yaptık. Türkiye’nin dört bir köşesinde vatandaşlarımızı bağrımıza bastık. Bu yol milletin yoludur, bu yol sizin yolunuzdur” diye konuştu.

    “Ellerinden geleni yapıyorlar”

    Muğlalılardan 16 Nisan’da ‘Evet’ oyu kullanmalarını isteyen Yıldırım, şöyle devam etti:

    “Bu ülke hepimizin, bu devlet, bu Cumhuriyet hepimizin. Şimdi mühür sizde, kara sizde. 16 Nisan’da sandıklara ‘Evet’ ile doldurmaya var mısınız? İstikrar için, istikbal için ‘Evet’ demeye var mısınız? Terör bu ülke topraklarından defolup gitmesi her şeyin önündedir. Son 15 yılda gerçekleştirdiğimiz atılımlar, büyüme bakıyorum bazılarını rahatsız etmiş. Daha çok rahatsız olacaksınız. Türkiye’yi güçlü olarak görmek istemeyenler, hep hasta adam olarak kalmasını hayal edenler, yine bu günlerde hortlardı. Biz de onlara inat daha ileri demokrasi, daha fazla ekonomi daha fazla yatırım yeni hedefler diyerek hızımızı arttıracağız. Türkiye’nin çökmesini isteyenler ellerinden geleni arkalarına koymuyorlar. Bu ülkede kriz çıkarmak, meclisi, hükümetleri iş yapamaz hale getirmek adeta bir alışkınlık haline gelmiş. Hatırlayın Ege’nin evladı Rahmetli Menderes’in başına gelenleri hatırlayın. Vesayet odakları hareket geçtiler. 27 Mayıs’ta Adnan Menderes’i astılar. Yollar yapan, hizmetler yapan Menderes’i ve bakanlarını astılar. 12 Eylül’de darbe yaptılar. 2011 yılında ekonomide darbe yaptılar Türkiye ekonomisi yerle bir oldu. Bu darbe ve alışkanlığı vesayetçiler kumpasçılar boş durmadı. AK Parti iktidarında yine iş başına geçtiler. Bir şeyi hesap edemediler. Sandılar iki AK Parti diğerleri gibi olur mu? 2007 yılında elektronik muhtıra verdiler, geri postaladık. Cumhurbaşkanını seçemezsiniz dediler, size geldiler. Siz ‘biz seçeriz’ dediniz. Türkiye’nin Cumhuriyet’inin ilk Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı seçtiniz mi seçtiniz. Baktılar olmadı Gezi olayları, 17-25 Aralık’ta hükümeti alaşağı etmeye çalıştılar. Bu da yetmedi, 15 Temmuz’da meydana çıktılar. Alçaklar eşkıya kılığına girmiş eşkıyalar meclisi lağvetmek istediler. Ama Muğla o gece onlara dünyayı dar etti. Bu alçaklar Muğla’da Marmaris’te Cumhurbaşkanını, Başbakanını yakalayıp hayatını kast etmek istediler. Ama bu millet ve sizler ülkenize, bayrağınıza, hükümetinize Cumhurbaşkanına sahip çıktınız. Şehitler verdik. Bizi sadece Rabbimizin huzurunda eğiliriz. 249 şehit verdik, binlerce insanımız gazi oldu. Ama Türkiye’nin istikbaline ve istiklaline zarar verdirmediniz. O gece Türkiye’yi can pahasına savunanlar arasında Muğlalı şehitler de vardı. Marmaris’te Cumhurbaşkanınızı korurken saldırıya uğrarken Mehmet Çetin ve Nedip Cengiz Eker kardeşimiz şehit şerbetini içtiler. Onlara bir kez daha rahmet diliyorum. Bu tabloların bir daha yaşanmasına asla izin vermeyeceğiz. Bu aziz millet, bu şuur bu vatan sevgisi olduğu müddetçe bize içeride dışarıda hiç kimse bir şey yapamaz. Ancak, işimizi şansa bırakamayız. Tekrar bu sorunlarla karşılaşmayacağız diye bir garantimiz yok. O halde ne yapalım? Artık bu alçaklar demokrasiye kast edenler bir daha piyasaya çıkamasın. Önümüzde anayasa değişikliği, 16 Nisan önemli bir gün. İşte orada yaptığımız değişik ile şunu yapıyoruz. Diyoruz ki artık yetkili tamamen millete veriyoruz. Emanet millete geçiyor. İstediğine vereceksiniz. Pazarlıklar, kirli tezgahlar orada olmayacak. Siz kime yetki verdiyseniz, kime destek verdiyseniz memleketi o yönetecek. Ne kadar 5 yıl. Bu sürece ne vaat ettiyse yapacak. Bir 5 yıl daha yönetecek. Ondan sonrası yok. 16 Nisan çok önemli. Türkiye’nin bir daha demokrasiye yönelik bir saldırıyla tahammülü yok. Biz 14 senedir AK Parti olarak bu günlere geldik ama hangi badirelerden geçtik. Hem hizmet yaptık hem de engelleri atlaya atlaya, şeytan taşlamaktan iş yamaya zaman kaldı. Bu sürede hizmet yaptık. Bu engeller olmasaydı, bugünün üç katı daha hizmet yapardık. Bu engeller olmasaydı, bir Türkiye beş Türkiye olacaktı. 2013 Cumhuriyet’in 100. Yılı şimdiden hazır olacaktı. 16 Nisan’da millet iradesine kastedenlerin bir daha ortaya çıkmayacağı bir dönemi başlatacağız., Darbelerin istikrarsızlığını gölgesinden kurtulacak ve nefes alacak. Yönetenler de bütün enerjisini, kalkınma ve hizmete harcayacak.”

    “Fitneciler bir araya geldi”

    “Fitne kampanyası bir araya toplanmış ‘Hayır’ kampanyası başlattılar” diyen Yıldırım, “Bunlar Türkiye’nin geleceği için ne söylüyor, ne vaat ediyor. Bu ‘hayır’cıların söylediği bir şey duydunuz mu? Bunlar korku siyaseti yapıyor. Karamsarlık pompalıyor, bunlar halkı endişeye sevk ediyor. Ne diyorlar; ‘evet’ çıkarsa Türkiye bölünecekmiş. Hadi oradan. PKK ve Türkiye düşmanları ‘hayır’ diyor. Sen de onların kayığına binmişsin. Büyük hedefler var. Gazi Mustafa Kemal’ini gösterdiği muasır medeniyetler seviyesine çıkmak için hayallerimiz var. Sağlık, yollar, tarım, insan, gençliğimiz ve kadınlarım yaşlılarımız için ne projeleri var? Laf laf laf. Lafla peynir gemisi yürümez. Bunlar hep işin kolayına kaçıyor. İftira, yalan dolan. Bu ülkeyi renklere ayırarak en büyük kötülüğü yapıyorlar. Ana muhalefet partisi Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, o kadar çok yalan söylüyor ki. Bozuk saat bile günde iki defa doğru gösteriyor. Bunda o da yok. Aşağı mahallede yalan söylüyor. Yukarıya gelmeden kendi de inanıyor. 1 Kasım seçimlerinde şehir şehir dolaştı; ‘Anayasayı değiştireceğiz’ dedi. Şimdi de ne diyor; ‘Anayasa değişikliği istemiyoruz’ diyor. Bizim hazırladığımızı beğenmiyor. Kendi hazırladığını getir, milletin önüne koyalım. İster seninkini, ister bizimkine onay versin. Onu da yapmıyor. Çünkü bu millete güvenmiyorlar. Kaçak güreşiyorlar, boş konuşmaktan başka bunların bu ülkeyle bir gaydası olmayacak. Üretene üretmemek için her şeyi yaptılar. Biz bu yolları tünelleri, havalimanların Osmangazi Köprüsü, Avrasya Tüneli’ni yaparken, Marmaray’ı üçüncü tüneli, şehir hastanelerin yaparken bunlar hep engel oldular. Hep ‘hayır’ dediler. Biz de dedik ki ‘Size inat bunları yapacağız’ Yaptık mı, yaptık. Farkımız bu. Marmaray’ı yaptık en önce onlar bindi, hızlı treni yaptık, en önce onlar bindi. Binsinler ama biraz da yardımcı olsunlar. Memleketin hayrına olan işlere biraz da ‘evet’ desinler. Gelin ‘Türkiye’yi darbe anayasasından kurtaralım’ dedik. Buna da ‘hayır’ dediler. Hiç kusura bakmayın o işler bitti. Rejim 1923’te Cumhuriyet kuruldu. Rejimin adı Türkiye Cumhuriyeti. 100. yıla yaklaşık. Vesayet odaklarına yaslanıp milletin sırtından geçindiler. O günler geride kaldı. Biz her zaman can kulağımızı milletin sesine verdik” şeklinde konuştu.

  • Simon Calder: “Terör olayları ile bir şekilde yüzleşmemiz ve ülkeyi kalkındırmamız lazım”

    Independet Yazarı Simon Calder, istenmeyen terör olayları ile bir şekilde yüzleşmek ve ülkenin kalkındırılmasını gerektiğini söyledi.

    Uludağ Ekonomi Zirvesi’nde ‘yeni Türkiye yeni büyüme hikayesi’ konulu oturum gerçekleşti. Oturumda konuşan Doğan Holding Yönetim Kurulu Başkanı Begümhan Doğan Faralyalı, Danimarka Maliye Bakanı ile beraber bir toplantıda olduğunu dile getirdi. Faralyalı, “Hemen yanına gittim. Bakana, ’Ya siz dünyanın nasıl en mutlu insanlarısınız’ dedim. O da bana, ’Sana tek bir kelime ile cevap vereceksem olursam güven. Biz Danimarka’da birbirimize güveniyoruz ve mutluyuz’ dedi. Bir toplumda güven arttıkça refah çoğalıyor. Bizim yeni bir Türkiye hikayesini değer toplum oluşturmaktan önce güven inşa etmemiz gerekir. Hepimiz kendi mahallelerimizden dışarıya çıkarak birbirimizi dinleyeceğiz. Toplumlar şirketlerden, şirketler insanlardan oluşuyor. Biz güveni kendi şirketlerimizde hayata geçirebiliyor muyuz. Türkiye’de değerlerimizi ve müştereklerimizi oluşturarak güçlü bir Türkiye hikayesi oluşturabiliriz” diye konuştu.

    “İstenmeyen olaylarla bir şekilde yüzleşmemiz ve ülkeyi kalkındırmamız lazım”

    Independet Yazarı Simon Calder ise “Ülke için istenmeyen olaylarla karşılaştık. Bu olaylarla bir şekilde yüzleşmemiz ve ülkeyi kalkındırmamız lazım. İnsanlar arasında ilişkilerin gelişmesi açısından uluslararası turizm önemli. 2 gün öncesinde maalesef Londra’da çok kötü terör olayı gerçekleşti. Hiç istemediğimiz olay gerçekleşti ve pek çok kişi hayatını kaybetti. Tüm bunlar dolayısıyla Londra’nın boş bir şehir olmasını istemeyiz. Türkiye ile alakalı hiç problem yokmuş gibi davranmayacağım. Genel bir riski değerlendirmemiz lazım. İngiliz turistler için en büyük risklerden bir tanesi suda yaşadıkları kazalar. Bunu unutuyoruz. Terörizm kötü bizi duygusal yönden davranışlarımızın değişmesine sebep oluyor” diye konuştu.

    “İngilizler Türkiye’ye daha kolay gelecek”

    Geçtiğimiz sene İngiltere’de referandum olduğunu hatırlatan Calder, “Biz AB’den ayrılalım dedik. Ben de bilmiyorum ama öyle bir karar verdik. Bizim için AB’den ayrılmak enteresan bir yolculuk olacak. İngilizlerin, İtalya’ya, Portekiz’e ziyareti daha zor olacak. Ama Türkiye’ye daha kolay gelecek. Sizin elektronik vize sisteminiz var. İki dakikada açıkçası başvurabiliyorum. Ama AB’ye zor oluyor. Havacılık sektörü bu alanda olmazsa olmaz. Türkiye ve İngiltere birbirine benzer. Muazzam havacılık sektörleri var. Türk Hava Yolları bildiğiniz üzere diğer hava yollarından daha fazla ülkeye uçuş sağlıyor. İngiliz hükümeti bir seyahat yapacağı zaman bu ülkelere gidecek olursanız İstanbul’da eğer aktarma yaparsanız ek bir katkı verecek. 75 pound vergi ödenmesi gerekecek. Ama İstanbul üzerinden normalde uçarsanız o zaman 13 pound ödemeniz gerecek. Oda yaklaşık olarak 40 liraya geliyor. Hem paranız cebinizde kalır hem Türkiye’nin hem de dünyanın en iyi havaalanını ziyaret etmiş olursanız. Yenisi de yolda” diye konuştu.

    “Türkiye’deki birikimimizi ve tercihlerimizi yurt dışına taşımamız gerekiyor”

    LC Waikiki Yönetim Kurulu Başkanı Vahap Küçük ise “2002 yılından sonra Türkiye ciddi kabuk değiştirdi. Türkiye’de ciddi bir alışveriş yatırımı başladı. Bizim sektörü büyüttü. Bu aynı zamanda yurt dışındaki rakip markaları Türkiye’ye getirdi. Bu durum markalarımızı geliştirme konusunda ciddi katkı sağladı. Milli geliri 2 bin dolar olan ülkelerdeki insanlar aynı ürünü Türkiye’den yüzde 40 daha pahalıya giyiniyorlar. Bugün Türk markaları olmasa Türkiye’de üretim durma noktasına gelebilirdi. O yüzden Türk markaları alışveriş merkezinde bir çok ülkede metrekare olarak fazlasını alabiliyor. Biz Türkiye’deki birikimimizi ve tercihlerimizi yurt dışına taşımamız gerekiyor. Afrika, Asya ve yakın coğrafya büyük fırsat. Bu ülkeler Türkiye’nin 25 yıl öncesindeki halindeler. Oraya gittiğimiz zaman en gözde markalar olarak Türk markalarına güvenmek zorundayız. Yurt dışına açılmak zorundayız” şeklinde konuştu.

  • Maliye Bakanı Ağbal: “Reformlara kan verecek ülkeyi yukarıya taşıyacak esas reform, yönetim sistemi reformudur”

    Ekonomi Bakanı Nağci Ağbal, Müstakil Sanayici ve İş Adamları Derneği’nin (MÜSİAD) Tekirdağ’da düzenlenen 95. Genel İdare Kurulu Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, “Önümüzdeki süreçte reformların reformu olan, reformlara hayat verecek, reformlara kan verecek, ülkeyi yukarıya taşıyacak esas reform yönetim sistemi reformudur” dedi.

    Tekirdağ’ın Çorlu ilçesinde bir hotelde düzenlenen toplantıya, Bakan Ağbal’ın yanısıra, Tekirdağ Valisi Mehmet Ceylan, MÜSİAD Genel Başkanı Nail Olpak, Tekirdağ Şube Başkanı Muzaffer Arslan ile AK Parti İl Başkanı Cüneyt Yüksel, AK Parti Milletvekilleri Mustafa Yel, Ayşe Doğan, Metin Akgün ile MÜSİAD üyesi iş adamları katıldı.

    Toplantıda konuşan Bakan Ağbal, AK Parti hükümetlerinin son 14 yılda Türkiye’de çok güzel işler yaptığına vurgu yaparak, “AK Parti son 14 yıldır çok güzel işler yaptı. İçinde bulunduğumuz son 2 yılda da gerçekten güzel işler yaptık. Bütün sıkıntılara rağmen, bütün badirelere rağmen gerçekten çok önemli icraatları çok önemli reformları bu dönemde yaptık. Özellikle son bir yıl içerisinde, ekonomide ekonomiye can verecek, kan verecek, ekonominin damarlarını açacak, damarlarını gevşetecek önemli düzenlemeleri de, kararları da hayata geçirdik. Türkiye ekonomisinin ileriye dönük veya içinde bulunduğu dönemi itibariyle gelişmesini belirleyen en önemli faktörlerin tabi ki başında, küresel ekonomideki gelişmeler yer alıyor. O açıdan baktığımızda, tabi ki hepimiz neredeyse bütün sunumlarda küresel ekonomide özellikle global kriz sonrası meydana gelen büyümedeki aşağı yönlü trendi ifade ediyoruz. Gerçekten 2009 küresel krizi, dünya ekonomisi için gerçekten bir kırılma noktası oldu. Daha önceki döneme kıyasla bütün ülkelerde yani gelişmiş ülkelerde, gelişmekte olan ülkelerde ve genel olarak dünya ekonomisinde aşağı yönlü bir büyüme trendini hep beraber görüyoruz” dedi.

    “Türkiye küresel ticaretten daha fazla kazanan bir ülke olacak”

    Bakan Ağbal, konuşmasının devamında, 2016 yılının dünya için kötü bir yıl olduğunu anlatarak, “Küresel büyümenin 2009 sonrası en düşük olduğu bir yılı geride bıraktık. Ama şu andaki yapılan tahminlere baktığımızda, 2017-18 yılları için daha olumlu bir performansın bizi beklediğini söyleyebiliriz. Bu tabi ki bizim için de son derece olumlu. Önümüzdeki döneme baktığımız zaman fırsatlar da var riskler de var. İmkanlar da var sıkıntılar da var. Bunlar nedir diye baktığımızda büyüme oranlarının ileriye dönük olarak ılımlı bir tempoda gidecek olması Türkiye için büyük bir fırsat. Çünkü Türkiye küresel ticarette daha fazla pay alan, küresel ticaretten daha fazla kazanan bir ülke olacak. Onun için ülkenin global ekonominin genel olarak büyümesi bizim için iyi. Yine küresel ticaretin önümüzdeki dönemde daha da büyümesini bekliyoruz. İhracatımızın yarısını biliyorsunuz Avrupa birliği ülkelerine yapıyoruz. Özellikle 2013’ten sonra başlayan yeni bir grafik var. Avrupa ekonomilerinde normalleşme, istihdamda artış ve ekonomik büyümede bir toparlanma gözüküyor. Önümüzdeki yıllarda inşallah Türkiye olarak bunlardan istifade edeceğiz” diye konuştu.

    “Türkiye’nin önünde yapılması gereken, atılması gereken birçok yapısal reform var”

    Gelecek dönemde dünya siyaseti ve para politikalarına bağlı olarak bazı sıkıntılar yaşanabileceğine değinen Bakan Ağbal, “Önümüzdeki dönemde risklerimiz neler? ABD’de yeni bir yönetim geldi. Şu anda en büyük sıkıntılardan bir tanesi, bu yeni yönetimin uygulayacağı ekonomi politikalarının maliye politikalarının, para politikalarının yönü, istikameti, derinliği ne olacak. Küresel ticarete Trump’ın getirdiği yeni yaklaşımlar küresel ticareti ve dünya büyümesini nasıl etkileyecek şu anda bütün gözler Amerika birleşik Devletleri”ndeki ekonomi politikasındaki belirsizliğe odaklanmış duruyor. Gerek ABD’de gerekse AB’de merkez bankaları üzerinde önümüzdeki dönemde daha fazla baskı olacak. Ne yönde, tabi ki parasal sıkılaşma yönünde. Biliyorsunuz Amerika Birleşik Devletlerinde zaten bir sıkılaşma başladı, artık 2017 yılında en az 3 faiz arttırımı bekliyoruz, Mart ayında da böyle bir beklenti önümüzde. Avrupa birliği ekonomilerinde de olumlu performans tabi ki para politikasında bir sıkılaştırma beklentisini de yukarıya çekiyor. Birçok ülkenin yüksek borçluluğu var, bu ülkelerin büyüme oranları üzerinde baskı meydana getiriyor. Türkiye’nin önünde yapılması gereken, atılması gereken birçok yapısal reform var, ama bizim bunları atmak için mutlaka güçlü bir siyasi desteğe ihtiyacımız var bu açıdan yapısal reformlar gittikçe önem kazanıyor” ifadelerini kullandı.

    “Ülkeyi yukarıya taşıyacak esas reform, yönetim sistemi reformudur”

    Türkiye’nin gelecekte dünya ülkeleri arasında önemli noktalarda olabilmesi için büyük reformlar yapılması gerektiğini aktaran Bakan Ağbal, “Türkiye’yi ileriye taşıyacak ekonomide, siyasette jeopolitikte süper lige taşıyacak önemli reformlara ihtiyacımız var. Onun için de diyoruz ki, Türkiye’yi gerçekten yukarıya sıçratacak bir tane önemli reform var. Bu bir reform o kadar önemli bir reform ki, bütün diğer önemli reformları arkasından getirecek. Bu reform yapılırsa diğerler reformlar imkanlı hale gelecek. Yoksa, birileri diğer taraftan sürekli engellemeye çalışacak. Biz bir taraftan bu engellemeye çalışanlara karşı sürekli tetikte olacağız, sürekli hep beraber bir tedirginlik içerisinde olacağız. Onun için önümüzdeki süreçte reformların reformu olan reformlara hayat verecek, reformlara kan verecek ülkeyi yukarıya taşıyacak esas reform yönetim sistemi reformudur diyoruz. Yani Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemidir diyoruz. Bu o kadar önemli ki, yani bugün ülkelerin kalkınma hikayelerini geriye dönük baktığınız zaman o ülkelerdeki yönetim sisteminin o ülkenin tarihine, geçmişine, fıtratına, uygun olup olmamasına göre ülkeler ya geri kalıyorlar ya da ilerliyorlar. Onun için, Türkiye’deki mevcut sistem bizim tarihimizle, geçmişimizle, geleceğimizle doku uyuşmazlığı var. Onun için bu doku uyuşmazlığına son verip, kendi dokumuza uygun, kendi fıtratımıza uygun kendi geleceğimize uygun, yepyeni bir reformu yani yönetim sistemi reformunu hayata geçirmemiz gerekiyor. Demokrasi, hepimizin olmazsa olmazı. Demokrasiyi güçlendireceğiz. Son 14 yılda atılan demokrasi adımları, Türkiye’yi büyüttü, güçlendirdi. Bütün demokrasi dışı çabalara rağmen, bütün demokrasi karşıtlarına rağmen, Türkiye demokrasi liginde üst sıralara tırmandı. Ekonomide köklü değişimi mutlaka hayata geçirmemiz lazım. Uzun vadeli global trendlere bakıldığında Türkiye’de Tekirdağ’da Çorlu’da eğer ileride daha da büyüyeceksek, gelişeceksek, mevcut yaptığımız işleri yaptığımız gibi yapmayı bırakıp yeni işleri yeni yollarla yapmamız lazım. Yani ekonominin ayarını baştan sona değiştirmemiz lazım. Ekonominin klasmanını yukarı taşımamız lazım. Bunun için de diyoruz ki araştırma-geliştirme-inovasyon, ekonomide her bakımdan bir zihniyet dönüşümü olması gerekiyor” diye konuştu.

    Maliye Bakanı Naci Ağbal, parlamenter sistemin sürdürülebilir olmadığını savunarak konuşmasına şu ifadeler ile devam etti:

    “Mevcut sistem sürdürülebilir değil, bunun sıkıntılarını sancıların her gün yaşıyoruz. Bunu içimizde hissediyoruz. Bunu mecliste, hükümette, dış politikada görüyoruz. Sistem artık yeni Türkiye’nin istemlerine uygun değil. Sürdürülebilir olmadığı zaten oluşturduğu tedirginliklerden sıkıntılardan belli. Bir kere bu, Türkiye’ye geçmişe dönük olarak baktığınızda mevcut sistem gerçekten hükümet olmada, meclis olmada, temsil kabiliyeti bakımından yetersiz. Hatırlayın 90’lı yılları, yüzde 20’ler seviyesindeki oylarla iktidar oldular, Türkiye artık bunu hakketmiyor. Türkiye temsilde güçlü bir temsil istiyor. Yani, demokrasi temsille güçlenecek. Onun için mutlaka bunu yapmamız lazım.”

    Bakan Ağbal’ın konuşmasının ardından, MÜSİAD Genel Başkanı Nail Olpak ve Tekirdağ Şube Başkanı Muzaffer Arslan tarafından Bakan Ağbal’a adına ekilmiş fidan sertifikası ve Arapça ‘Allah’ lafzının bulunduğu tabela hediye edildi. Daha sonra organizasyona destek veren iş adamlarına plaket takdim edilmesiyle program sona erdi.

  • 17 ülkeyi birbirine bağlayan denizaltı veri hattı projesi faaliyete geçti

    17 ülkeyi birbirine bağlayan denizaltı fiber kablo sistemi projesi SEA-ME-WE 5 tamamlandı. Projenin tanıtım toplantısı İstanbul’da gerçekleşti

    Türk Telekom iştiraklerinden Türk Telekom International’ın tek Türk şirketi olarak yer aldığı denizaltı veri hattı konsorsiyumlarından SEA-ME-WE 5 projesi tamamlandı. Projenin tanıtım toplantısı konsorsiyum üyesi 19 operatörün üst düzey yöneticilerinin katılımı ile İstanbul’da gerçekleştirildi. Marmaris’te inşa edilen istasyonun da dâhil olduğu proje ile 17 ülke, fiber hat ile denizaltından birbirine bağlandı. Batı Avrupa’dan Orta Doğu ve Güney Doğu Asya’ya uzanan fiber denizaltı bağlantısı SEA-ME-WE 5, toplam 20 bin kilometrelik hat uzunluğuna sahip. Toplantıda yapılan açıklamada, SEA-ME-WE 5’ın tamamlanması ile birlikte Türkiye; hızla artan veri ihtiyacını 24Tbps başlangıç kapasitesi ile karşılayabilecek bir alt yapıya sahip olduğu kaydedildi.

    Türk Telekom International Grubu İcra Kurulu Başkanı Mehmet C. Toros konuyla ilgili şunları söyledi: “Konsorsiyumda ülkemizi temsil eden tek şirket olarak, geçtiğimiz yıl Marmaris İstasyonunu inşa ettik ve Türkiye’yi 17 ülkeyi birbirine bağlayan 20 bin km uzunluğundaki fiber ağa entegre ettik. Türkiye’nin dünya ile dijital iletişimini de güçlendiren SEA-ME-WE 5 ile hızla artan veri ihtiyacını en yüksek seviyeden karşılayabilecek altyapı da inşa edilmiş oldu. Dünya teknoloji sektörü adına da önemli olan bu projenin bir parçası olmaktan ve projenin zamanında tamamlanmasına katkıda bulunmaktan büyük bir memnuniyet duyuyoruz. Ayrıca, yapılan değerlendirme sonucu, bu projenin tamamlanması nedeniyle düzenlenen etkinliğe İstanbul’da ev sahipliği yapmaktan, projeye dahil olan şirket ve ülke temsilcilerini ülkemizde ağırlamaktan büyük mutluluk duyuyoruz”.

    SEA-ME-WE 5 Yönetim Komitesi Başkanı Linette Lee: “SEA-ME-WE 5, Telekomünikasyon sektöründe bir kilometre taşı”

    SEA-ME-WE 5 Yönetim Komitesi Başkanı Linette Lee projenin tanıtım toplantısında yaptığı konuşmasında, “SEA-ME-WE 5 projesinin tamamlanmış olmasından ve bu kutlamayı İstanbul’da yapmaktan çok memnunuz. 17 ayrı ülkeye mensup konsorsiyum üyelerinin ortak çabaları sayesinde bu devasa altyapı projesini, büyük bir başarı ile tamamlamış bulunuyoruz. Telekomünikasyon sektöründe bir kilometre taşı oluşturan SEA-ME-WE 5 daha fazla ticaret ve ekonomik büyüme için fırsat oluşturacak; ülkeler ve farklı kültürler arasındaki bağları güçlendirecek. SEA-ME-WE 5 projesi, modern teknolojisiyle Asya’dan Batı Avrupa’ya uzanan rota üzerinde eşsiz bir iletişim kalitesi sunacak”.

    Batı Avrupa-Doğu Asya hattında kurulan ilk fiber denizaltı bağlantısı olduğu belirtilen projenin teknolojik donanımı, en kaliteli ses ve veri trafiğini en az gecikme oranı ile sağlayabileceği kaydedildi.

    17 ülkeyi birleştiren SEA-ME-WE 5’te 18 farklı ülkeden 19 operatör yer alıyor. Projede Türkiye’den Türk Telekom International’ın (TTI) yanı sıra, Bangladesh Submarine Cable Company Limited (BSCCL), China Mobile International (CMI), China Telecom Global (CTG), China United Network Communications Group Company Limited (CU), Djibouti Telecom (DT), Emirates Integrated Telecommunications Company (du), Myanmar Post and Telecom (MPT), Ooredoo, Orange, PT Telekomunikasi Indonesia International (Telin), Saudi Telecom Company (STC), Singapore Telecommunications Ltd (Singtel), Sparkle, Sri Lanka Telecom PLC (SLT), Telecom Egypt (TE), Telekom Malaysia Berhad (TM), TeleYemen ve Trans World Associates (Pvt) Limited Pakistan (TWA) şirketleri yer alıyor.

  • Çamur içinde kılınan namaz, ülkeyi en büyük camiye kavuşturdu

    Kurban organizasyonu için gittikleri Gine’de, halkın çamur içinde namaz kıldığını gören İnsana Değer Veren Dernekler Federasyonu (İDDEF) yetkilileri, cami yaptırmaya karar verdi. Konakri’de 2013 yılında inşasına başlanan 7 bin kişi kapasiteli II. Abdulhamid Han Camii, binlerce kişinin katıldığı törenle hizmete açıldı.

    Batı Afrika ülkesi Gine’nin başkenti Konakri’de 2013 yılında inşasına başlanan 7 bin kişi kapasiteli II. Abdulhamid Han Camii binlerce kişinin katıldığı törenle hizmete açıldı. Törene, İnsana Değer Veren Dernekler Federasyonu Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Şevket Ustaosmanoğlu ve Türkiye’den 180 kişilik bir heyet eşlik etti. Gine Din İşleri Bakanı Abdulkarim Jobari ve Konakri Belediye Başkanı Süleyman Torancalu da açılış törenine katıldı. Gineli binlerce vatandaş, açılış töreni için camiye akın etti.

    Caminin yapım kararının 2009 yılında verildiğini ifade eden İDDEF Genel Koordinatörü Mehmet Turan, “Bir kurban için gelmiş olduğumuz Gine’de insanların çamur içinde, hiç tereddüt etmeden secdeye gittiklerini ve ibadete düşkünlüklerini gördük. Biz o zaman bu camiyi yapmaya karar verdik. Osmanlı mimarisinde yapıldı. Gine’de hizmete açtığımız bu camii şerif, ihtisas merkezi ve her gün 3 bin kişiye aş dağıtacağımız merkezimizin tüm Gine halkına hayırlı olmasını temenni ediyoruz” dedi.

    Afrika’nın en yoksul ülkelerinden olan Gine’de inşa edilen külliye, ülkedeki en büyük İslami kompleks olması ile ayrı bir önem taşıyor. Külliye içerisinde kız ve erkek medresesi, 500 öğrenci kapasiteli ihtisas merkezi, günde 100 kişi kapasiteli sağlık ocağı, üç bin kişi kapasiteli aşevi ve misafirhane de bulunuyor. Mahmut Ustaosmanoğlu adına başlanan külliye 21 metrekare alan üzerine inşa edildi. Külliye bu alanda ülkenin en büyük ibadethanesi konumunda bulunuyor. Ana bölümü ise II. Abdülhamit Han Camii bin 450 metrekare alandan oluşturuyor. Sarı kubbesi ile Müslümanların ilk kıblesi olan Mescid-i Aksa’nın mimarisinden esinlenilerek inşa edilen II. Abdulhamid Han Camii’nde 7 bin kişi aynı anda namaz kılabilecek.