Etiket: Ülkesi

  • Başkan Demir: “Türkiye dünyanın gözde ülkesi haline geldi”

    Başkan Demir: “Türkiye dünyanın gözde ülkesi haline geldi”

    SAMSUN (İHA) – Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Demir, Türkiye Cumhuriyeti’nin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan önderliğinde korona virüs salgınına karşı örnek bir başarı gösterdiğini, dünyanın gözde ülkesi haline geldiğini söyledi.

    Ömer Halisdemir Toplantı Salonunda partisinin bayramlaşma törenine katılan Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Demir, törende önemli açıklamalarda bulundu. Pandemi sürecinde ülke olarak verilen mücadeleye değinen Demir, alınan önlemler sonrasında Türkiye’nin dünyanın gözde ülkesi olduğunu ifade etti.

    Gözle görülmeyen bir virüsün tüm dünyayı esir aldığını belirten Başkan Mustafa Demir, “Pandemi süreci; gözle görülmeyen bir korona virüsü, bütün dünyayı esir aldı. Bunu hiçbirimiz, dünyada herhangi bir kişi, böyle bir ortamla, böyle bir durumla dünyanın karşılaşabileceğini öngöremedi. Biz bu süreci yaşıyoruz şimdi. Cumhurbaşkanımız, ülkemizin lideri, AK Parti 19 yıllık sorumluluk dönemini geçiriyor. Bugün ülkemiz dünyada hatırı sayılır önemli bir yerde. Pandemi sürecini de dünyada en iyi yöneten ülke. ABD, Fransa, İtalya gibi birçok yerde yoğun bakımlar yetersiz kaldı. Koridorlarda, stadyumlarda yoğun bakım üniteleri oluşturdular. Bizim doluluk oranımız ise yüzde 60’larda” dedi.

    “Türkiye dünyanın gözde ülkesi haline geldi”

    Türkiye’nin dünyanın gözde ülkesi haline geldiğini ifade eden Başkan Mustafa Demir, şunları söyledi:

    “AK Parti olarak Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan önderliğinde hakikaten çok hatırı sayılı bir yere geldik. Siyaset hizmet işidir, yarış işidir. Siyaset alanında sorumluluk alan insanların o mekanizma içerisinde şehrine, insanına, geleceğine, ülkesine hizmet etme yeridir. Bunun dışında başka hiçbir şey de değildir. O zaman bir şey çıkıyor, bütün yürüyüşümüz bütün duruşumuz, niyetimiz, samimiyetimiz hizmete doğru yürümek olmalıdır. Başarıya gidecek yolda bizi en iyi motive edecek olan ise bizi biz yapan değerlerimizdir.”

    Törene ayrıca AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Samsun Milletvekili Çiğdem Karaaslan, AK Parti Samsun Milletvekilleri Ahmet Demircan, Yusuf Ziya Yılmaz, Fuat Köktaş ve Orhan Kırcalı ile partililer katıldı.

  • Avantajlar ülkesi Kazakistan, Türk yatırımcıları bekliyor

    Avantajlar ülkesi Kazakistan, Türk yatırımcıları bekliyor

    EkoAvrasya Yönetim Kurulu Başkanı Hikmet Eren, Orta Asya’nın en büyük ekonomisine sahip Kazakistan’ın Türk yatırımcılar için önemli bir pazar olduğunu dikkat çekerek, mevcut ve güçlü ilişkilere istinaden Türk iş insanlarını, avantajlar ülkesi Kazakistan’a yatırım yapmaya davet etti.

    Kazakistan’ın 1991 yılında bağımsızlığını ilan etmesiyle, ülkeyi tanıyan ilk devlet olarak Türkiye’nin diplomatik temsilciliğini açmasını takiben iki ülke arasındaki ilişkiler güçlü bir şekilde hız kazanmaya başladı. Stratejik ortak olan ülkeler gerek bölgesel de gerekse küreselde kazan-kazan ilkesini, ortak kültürlerini de temele alarak, ekonomik, sosyal ve siyasi alanda önemli gelişmelere imza atma imkanına sahip oldular.

    YATIRIMCILARA HER TÜRLÜ DESTEK

    Kazakistan’ın Orta Asya’daki güçlü mevcut duruşu, sahip olduğu doğal kaynak rezervleri ve jeostratejik konumuyla önemli bir konuma sahip olduğunu ifade eden Avrasya Ekonomik İlişkiler Derneği (EkoAvrasya) Yönetim Kurulu Başkanı Hikmet Eren, “Orta Asya’nın en dinamik ülkesi Kazakistan, petrol, doğalgaz, altyapı, maden, turizm, eğitim, tarım ve hayvancılık gibi bir çok sektörde 2025 yılına kadar yüksek hacimli yatırımlara açık olarak daha da büyümeyi hedeflerken, is insanlarının olanaklarını daha etkili sekilde degerlendirmeleri için sundukları avantajlı imkanlarla yatırımcılara her türlü desteği sunmaktadır’’ dedi.

    AVANTAJLAR ÜLKESİ KAZAKİSTAN

    Kazakistan’ın büyük bir ekonomik potansiyele sahip olduğunu ve istikrarlı büyüme sürecini sürdürdüğünü de söyleyen Hikmet Eren, Kazakistan’ın doğrudan yabancı yatırımcılar için önemli bir merkez olduğunu belirterek devamında şu ifadelere yer verdi; “Avrupalı iş insanlarının Kazakistan’da yatırım yapmaya yönelmeleri ve büyük yatırımlarının bulunuyor olması uluslararası ticaret güzergahındaki ülkenin hacimli yatırıma elverişliliğini tasdik etmektedir. 2018 yılı sonu itibariyle Türkiye ile Kazakistan arasındaki ikili dış ticari hacminin 3 milyar dolara ulaşmış olduğunu büyük bir memnuniyetle belirtmemiz gerekmektedir. Aynı zamanda Türk yatırımcılarımızın yapmış olduğu doğrudan yatırımların rakamlarının her geçen yıl yükseliyor olması, geleceğe yönelik güvenimizi arttırmaktadır. İki ülke arasındaki karşılıklı güvene dayalı ilişkilerimizin mevcut durumundan yola çıkarak, Türk iş insanlarımızı büyük avantajlar ülkesi Kazakistan’a yatırım yapmaya davet ediyoruz.”

    BÖLGENİN İSTİKRARLI ÜLKESİ

    Türk cumhuriyetleri içerisinde istikrarını her zaman muhafaza eden ülkenin Kazakistan olduğunu ve Kurucu Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev’in bölge barışına büyük katkılar sağladığının altını çizen Hikmet Eren, “Kazakistan Kurucu Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev’in bugüne kadar yapmış olduğu başarılı çalışmaları ve demokratikleşme sürecine sunmuş olduğu katkıları özelikle belirtmemiz gerekmektedir. Geçtiğimiz hafta yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimi ile göreve başlayan yeni Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev, istikrarlı bir şekilde yoluna devam edeceği ve ülkenin uluslararası alanda önemli projelere imza atacağını düşünüyorum” dedi.

  • TESİAD Başkanı Dizdar: “Türkiye ihracat ülkesi”

    TESİAD Başkanı Dizdar: “Türkiye ihracat ülkesi”

    Merkezi Bursa’da bulunan Tekstil Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TESİAD) Yönetim Kurulu Başkanı Cüneyt Dizdar, mart ayı ihracat rakamlarını değerlendirerek, “16 milyar dolarlık ihracat, ülkemizin geleceğine olan güvenimizi perçinledi. Çok çalışmalıyız” dedi.

    TESİAD Yönetim Kurulu Başkanı Dizdar, 31 Mart 2019’da gerçekleşen yerel seçimlerin ardından merkezi idarenin ekonomiye ağırlık verdiğini kaydederek, iş insanlarının her zaman olduğu gibi ülkenin geleceğine yatırım yaptığını, Bursa olarak ihracat seferberliği içinde olduklarını söyledi. Ticaret Bakanı Ruhsar Pekcan’ın açıkladığı mart ayı ihracat rakamlarını değerlendiren TESİAD Başkanı Dizdar, “Mart ayında ihracatımız yüzde 0,5 artışla 16 milyar 334 milyon dolar oldu. Bir rekor olarak gördüğümüz rakamın gelecek aylarda daha da artacağına inanıyor, üyelerimizle birlikte bunun için çalışıyoruz. 2019’un ilk çeyreğinde, tarihimizin en yüksek ihracat rakamı olan 44 milyar 567 milyon dolar da ülkenin hızla geliştiğini gösteriyor. Gurur yaşıyoruz” diye konuştu.

    2018 yılında ihracatın yüzde 7,1 artarak 168,1 milyar dolara yükseldiğini hatırlatan Dizdar, “Bu rakam, cumhuriyet tarihinin en yüksek yıllık ihracatı oldu. Türkiye’nin içinde bulunduğu konjonktürde yakalanan ihracat, bu yıl daha da yüksek rakamlarla anılacaktır” dedi.

    UİB’İN ihracatı

    Uludağ İhracatçı Birlikleri kanalıyla mart ayında gerçekleşen ihracata da değinen Dizdar, ”İstatistiklere baktığımızda geçen yılın aynı ayına göre yüzde 7,93’lük azalış göze çarpıyor. Buna rağmen ihracat 3 milyar doları yakalamış görünüyor. Bugünden geriye doğru 12 aylık ihracat ise yüzde 4,91 oranında artarak 32,3 milyar doları buldu. Önümüzdeki dönem çok daha yüksek ihracat rakamlarını göreceğiz” diye konuştu.

  • TESOB Başkanı Kara: “Esnaf ve sanatkarımız ülkesi için üretmeye ve çalışmaya devam ediyor”

    Trabzon Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği (TESOB) Başkanı Metin Kara, 2018 yılında yaşanan ekonomik dalgalanmalardan olumsuz etkilenen esnaf ve sanatkârların her şeye rağmen üretmeye ve çalışmaya devam ettiğini belirterek “Temennimiz, 2019 yılının ülkemiz, esnafımız ve sanatkârımız açısından bolluk ve bereket içinde geçmesidir” dedi.

    Geçtiğimiz 2018 yılını değerlendiren Kara, 2018 yılında dış etkilerle ekonomide yaşanan dalgalanma ve bunun sonucunda ortaya çıkan kur farkının en çok ekonominin kılcal damarlarını oluşturan esnaf ve sanatkârı etkilediğini vurguladı. Kara “Her şeye rağmen esnaf ve sanatkârımız ekonominin can damarı olmaya, ülkesi için üretmeye ve çalışmaya devam etmiştir. Esnafımızın ayakta kalabilmesi için devletimizin verdiği desteklerin yanı sıra kredi ve kefalet kooperatifleri de bu zor dönemde üretimin sürmesi, piyasanın canlılığını koruması için elinden geldiğince can suyu vermeye devam etmiştir. 2017 yılında Trabzon’da 3 bin 266 yeni işyeri açılırken, bu rakam 2018 yılında 3 bin 241 olarak gerçekleşmiştir. Kapanan işyeri sayısı da 2017’de bin 514 iken, 2018 yılında bin 470’e gerilemiştir. Bu rakamlar da esnaf ve sanatkârımızın üretime devam etmek için tüm gücünü ve imkânlarını seferber ettiğinin göstergesidir. Temennimiz, 2019 yılının ülkemiz, esnaf ve sanatkârımız açısından bolluk ve bereket içinde geçmesidir. Esnaf ve sanatkârımızın gelişen ve büyüyen piyasa şartları ve teknoloji karşısında ayakta kalabilmesi için verilen desteklerin artırılması da yetkililerden talebimizdir” diye konuştu.

    Başkan Kara, değişen piyasa koşullarına göre yeni tarife taleplerinin de kendilerine ulaştığını ifade ederek “Bu tür talepleri yasanın bize çizdiği çerçeve içinde, hem halkımızın hem de esnaf ve sanatkârımızın mağdur olmayacağı şekilde çözmek için gayret sarf ediyoruz” ifadelerini kullandı.

  • Uzun;”Üretmeyi başardığımız ölçüde bu yüzyılın yükselen ülkesi olabiliriz”

    Türkiye’nin ekonomik yol haritası ile ilgili değerlendirmede bulunan MÜSİAD Elazığ Şube Başkanı Hasan Uzun;” Ülkemizde uzun bir süredir tüketim, üretimden fazladır. Sorunların çözümü, bu olguyu tersine çevirebilmeyle yakından ilişkilidir. Yani üreterek tüketme anlayışına geçiş yaparak, başta ekonomik olmak üzere bütün sorunların üstesinden gelmek mümkündür. Ancak üretmeyi başardığımız ölçüde bu yüzyılın yükselen ülkesi olabiliriz”dedi.

    Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) Elazığ Şube Başkanı Hasan Uzun, Türkiye’nin ekonomik yol haritasına ilişkin açıklama yaptı.

    Dünyada en fazla itibar gören ve en çok sözü geçen ülkelerin, üreterek zenginleştiğine değinen MÜSİAD Elazığ Şube Başkanı Hasan Uzun,” Çünkü bir ülkenin iktisadi sorunlarının çözümü, üretimde gizlidir. O halde ekonominin içinde bulunduğu sorunların çözümü, yalnızca üretimle çözülebilir. Zira, üretim olmadan, ne büyüme olur, ne zenginlik olur, ne istihdam olur, ne işsizlikle baş edilebilir, ne enflasyonla baş edilebilir, ne ihracat yapılabilir, ne ithalat azaltılabilir, ne kalkınma olur, ne de zenginleşme olur. Üretim, tek sektörlü yapıdan ziyade, çok sektörlü olmak zorundadır. Üretimde, hiçbir sektör ihmal edilmemelidir. Yani tarım ve hayvancılık alanında üretim, sanayi üretimi ve hizmetler sektöründeki üretim, senkronize bir şekilde olmalıdır. Üretim alanlarından bir sektör, kesinlikle bir diğerine feda edilmemelidir. Buna çoklu üretim modeli denmektedir.Ülkemizde uzun bir süredir tüketim, üretimden fazladır. Sorunların çözümü, bu olguyu tersine çevirebilmeyle yakından ilişkilidir. Yani üreterek tüketme anlayışına geçiş yaparak, başta ekonomik olmak üzere bütün sorunların üstesinden gelmek mümkündür. Ancak üretmeyi başardığımız ölçüde bu yüzyılın yükselen ülkesi olabiliriz. Aksi takdirde, bugünkü kazanımlarımızı da kaybetmekle yüz yüze kalabiliriz”diye konuştu.

    “Yapısal bazı sorunların çözümleri yenileşmeyle ilintilidir”

    Üretimin yenilik (inovasyon) odaklı olması gerektiğinin altını çizen Uzun,”Yenilik odaklı ekonomi demek, bilgi ve Ar-Ge temelli üretim demektir.

    Ar-Ge, bilim ve teknolojinin gelişmesini sağlayacak yeni bilgiler elde etmek veya mevcut bilgilerle yeni malzeme, yeni ürün ve yeni araçlar üretmek veya mevcut olanları geliştirmek amacı ile yapılan düzenli çalışmalar bütünüdür.Yenilik, Ar-Ge çalışmalarının sonucu olarak ortaya çıkmaktadır. Yenilik, bir taraftan firmaların ve ülkelerin rekabet mücadelesinin en kritik unsuru haline geldiği gibi, diğer taraftan da iktisadi gelişmenin en temel belirleyicisi haline gelmiştir.Yenilik, iktisadi büyüme hızını sürdürmek ya da artırmak isteyenler için değil ama iktisadi gelişmenin yönünü değiştirmek ya da yaşam kalitesini iyileştirmek isteyenler için büyük önem taşımaktadır.Mikro açıdan firmaların büyümesi ve verimliliklerinin artması, yenilik ve yenileşme kapasiteleri ile yakından ilişkili olduğu kadar, makro açıdan ülkelerin ekonomik büyümesi ve toplumsal gelişmesi de yenilik ve yenileşmeyle yakından ilişkilidir.İstikrarlı ve hızlı büyümeyi gerçekleştirmek, başta cari açığın düşürülmesi ve reel sektörün rekabet gücünün artırılması gibi yapısal bazı sorunların çözümleri de yenileşmeyle ilintilidir”ifadelerini kullandı.

    Artık yenilik kapasitesini artıracak mikro reformlara ağırlık verme zamanı da geldiğine vurgu yapan Uzun, işletmelerin araştırma, geliştirme, yenileşme, tasarım, markalaşma yeteneklerini ve becerilerini artırmaları için de her türlü yenileştirici açılımların teşvik edilmese gerektiğini kaydetti.