Etiket: Ülkenin

  • Kılıçdaroğlu: “Ben bu ülkenin umudu olarak görürüm gençleri”

    Anayasa değişikliği referandumu çalışmaları kapsamında Diyarbakır’a gelen Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıdaroğlu, gençleri ülkenin umudu olarak gördüğünü söyledi. Kılıçdaroğlu, “Diyorlar ki Kılıçdaroğlu gençlere karşı. Ben gençlere karşı değilim, gençler benim başımın üstünde. Bütün gençler benim başımın üstünde, ben bu ülkenin umudu olarak görürüm gençleri, bu ülkede barışın güvencesidir, kardeşliğin güvencesidir bizim gençlerimiz, ben öyle bakarım ” dedi.

    Anayasa referandumu çalışmaları kapsamında sabah saatlerinde Diyarbakır’a gelen CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, yoğun güvenlik önlemleri altında partisinin il başkanlığı binasında partililerle basına kapalı bir toplantı gerçekleştirdi. Daha sonra bir düğün salonunda düzenlenen halkla buluşma toplantısına geçen Kılıçdaroğlu, burada anayasa değişikliği ile ilgili açıklamalarda bulundu. Diyarbakırlının mutlu olmadığını, huzursuz olduğunu öne süren Kılıçdaroğlu, kentin işsizlik oranı açısından Türkiye’nin ikinci kenti olduğunu söyledi.

    “Bir ülkede demokrasi yoksa, o ülkenin büyüme şansı sıfırdır”

    Demokrasi olmayan bir ülkede büyüme şansının sıfır olduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, “İşsizlik sadece Diyarbakır’da değil Hakkari, Muğla, İstanbul’da da var. Yoksulluk burada derinden hissediliyor ama İstanbul’da da Ankara’da da var. Ön yargılardan uzak hepimizin oturup düşünmesi lazım. Milli kurtuluş savaşını beraber verdik, Çanakkale’yi dedelerimiz çok iyi bilirler. Orada Diyarbakırlısı da Vanlısı da Tekirdağlısı da Giresunlusu da bir arada yaşıyor. Çanakkale içinde aynalı çarşı türküsünü dinleyip de duygulanmayan var mıdır? Türkiye Cumhuriyeti beraber kurduk, Erzurum’da Sivas’ta Amasya’da, Ankara’da beraberdik. Birlikte kurduk cumhuriyetimizi. Kimse kimliğinden ötürü sorgulanmamalı, ötekileştirilmemeli, kimse yaşam tarzından ötürü sorgulanmamalı. Farklı görüşlerimiz. Farklı kimliklerimiz olabilir ama biz kendi ülkemizde bayrağımızın altında huzur içinde birlikte yaşama irademizi ortaya koymak istiyoruz, eşit yurttaşlığı istiyoruz, biz bütün Türkiye’yi seviyoruz. Her şeye rağmen bugün Türkiye dünyanın 20 büyük ekonomisinden biri, her şeye rağmen kör topal da olsa İslam ülkeleri içerisinde demokrasisi en çok gelişmiş ülkelerden birisidir, her şeye rağmen tarım toplumundan sanayi toplumuna geçtik. Bütün bunları demokrasi içinde yaptık. Güçlü bir parlamenter demokrasi içerisinde bir şeyler yapmaya çalıştık. Şimdi önümüze bir tablo koyuyorlar, diyorlar ki milli iradeyi bir kişiye teslim edelim, bir kişi karar versin. Akıl akıldan üstündür diye benim babalarım bana söyledi, dedelerim bana söyledi. Herkesin babası dedesi aynı şeyi söyledi, akıl akıldan üstündür, beşer şaşar. Bir araya gelirsek ne yanlıştır ne doğrudur tartışarak karar veririz, belki ben yanlış düşünüyorum, ben hatamı görmeyebilirim” diye konuştu.

    “Sorunların kaynağı parlamenter sistem mi”

    Her 4 gençten birinin işsiz olduğunu söyleyen Kılıçdaroğlu, “Bu işsizliği oluşturan demokratik parlamenter sistem mi, ne ilgisi var, kim oluşturuyor bu işsizliği? Ektiği ürünün karşılığını alamıyor çiftçi, çiftçi tarlasını ekmiyorsa bunun sebebi demokratik parlamenter sistemi mi, bunun sebebi ne? Fethullah Gülen terör örgütü dediler, bizi kandırdı dediler, Allah’ımız ve milletimiz bizi affetsin dediler, FETÖ terör örgütü seni kandırdı da kardeşim buna sebep olan parlamenter sistem miydi? Meclisi mi kandırdı hayır, meclis dik yerinde durdu, kim kandırdı bunun bilinmesi gerekiyor. Dolar almış başını gidiyor, frenleyemiyorlar. Enflasyon çift haneye çıktı, fatura vatandaşa çıkıyor. Buna sebep olan parlamenter sistemi mi? Cezaevleri tıka basa dolu, bunun sebebi parlamenter sistem mi? Kendi çocuklarımıza iş bulduk, o kadar iş sahası var ki eleman bulamıyoruz, öyle bir hava var. 4 milyon Suriyeli Türkiye’ye parlamenter sistem dolayısıyla mı geldi, kim getirdi bunları Suriye’den? Bütün bunların sebebi parlamenter sistem değil, kötü yönetim” şeklinde konuştu.

    “18 yaşında milletvekili olunsun, hiç itirazım yok”

    Yeni düzenleme ile 18 yaşındaki bir çocuğun milletvekili olabileceğine değinen Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

    18 yaşında çocuk ne olacak milletvekili olacak, sonra ne olacak, ömür boyu askerlikten muaf olacak, sonra iki yıl milletvekilliği yaparsa milletvekilliği emeklilik haklarından yararlanmış olacak. Her halde Diyarbakırlılar çok memnundur, e çok sayıda genç var. Çocuklarınız ne güzel hem milletvekili olacak, hem askere gitmeyecek daha bundan ballı iş olabilir mi? Kendi çocuklarına ikbal hazırlıyorlar. Diyorlar ki Kılıçdaroğlu gençlere karşı. Ben gençlere karşı değilim, gençler benim başımın üstünde. Bütün gençler benim başımın üstünde, ben bu ülkenin umudu olarak görürüm gençleri, bu ülkede barışın güvencesidir, kardeşliğin güvencesidir bizim gençlerimiz, ben öyle bakarım. Ama gençler arasında ayrım yapılmasını ben istemem. Ankara’daki beylerin çocukları 18 yaşında milletvekili olacak, hiç askere gitmeyecek, gariban Mehmet’in, Ahmet’in oğlu hadi yavrum doldurdun yaşını seni askere göndereyim ben buna karşı çıkıyorum ve bunu doğru bulmuyorum, ayrımcılık olmaz. 18 yaşında milletvekili olsun, hiç itirazım yok, ama hem 18 yaşında milletvekili hem ömür boyu askerlikten muaf olmaz, benim çocuğum askere gidiyorsa Ankara’daki beylerin de çocuğu askere gidecek, benim çocuğum El Bab’a gidiyorsa onun çocuğu da El Bab’a gidecek, ne dedik eşit yurttaşlık.”

    “Anayasaların kimliği olmaz”

    16 Nisan’da anayasa referandumunun yapılacağını hatırlatan Kılıçdaroğlu, şu ifadeleri kullandı:

    “Düzenleme geliyor, 16 nisanda sandığa gideceksiniz, bir kişiye OHAL uygulama yetkisi veriyoruz. Başkan seçilecek, istediği zaman OHA’Li ilan edecek. Niye bir kişiye veriyoruz? Bir Allah’ın kulu çıkıp bana şunu açıklasın, bir kişiye şu kadar yetki veriyoruz, çıkıp şunu çözecek, ben de bileyim. Anayasalar, toplumsal uzlaşma belgeleridir. Anayasaların kimliği olmaz. Benim haklarım anayasal güvence altında olmak zorundadır. Demokratik parlamenter sistem ile tek adam sistemi arasındaki fark şudur, demokratik parlamenter sistemde siyasi partiler vardır, vatandaş gider oyunu kullanır, düşüncesini özgürce dile getirir, medyanın özgürlüğü vardır, o ülkenin hapishanelerinde gazeteciler yoktur. Tek adam rejiminde kimse yoktur, elinde bir sopa vardır birisi aykırı bir düşünceyi söyleyince kafasına sopayla vurur sus kardeşim der. Bu tercihten birisini yapacağız. Olay bu kadar basittir, demokrasiye sahip çıkacağız.”

    “550 milletvekili bile fazla, makulü 450’dir”

    Yeni anayasada milletvekili sayısının 600’e çıkarılmasına ilişkin bir maddenin de olduğunu aktaran Kılıçdaroğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Milletvekili sayısı 550 yetmedi vatandaşlın yükü de yok 600’e çıkaralım. Bir Allah’ın kulu çıkıp desin ki biz 600’e şunun için çıkardık, neden 600, hangi gerekçe ile kimin için 600, 550 bile fazla arkadaşlar makulü 450 milletvekilidir, makulü budur. 187 trilyon liralık yük geliyor vatandaşın sırtına. 600 milletvekili Ankara’da ne yapacak, hepimizin düşünmesi lazım. Elimizi vicdanımıza koyup öyle sandığa gitmeliyiz. AK Parti’ye oy veren vatandaşlarım, MHP’ye oy veren vatandaşlarım HDP’ye oy veren vatandaşlarım, saadet partisine oy veren vatandaşlarım hangi parti olursa olsun bütün vatandaşların düşünmesi lazım, benim haklarımın anayasa güvencesinde olması lazım. Her partiden vatandaşımın da anayasal güvence altına olması lazım. Anayasa değişikliği ile parti devleti oluşturuyoruz. Üstünlerin hukuku oluşturuluyor, hukukun üstünlüğü değil.”

    “Eşit yurttaşlığın güvencesi meclistir, parlamentodur”

    Bir ülkenin kendi sorunlarını parlamentoda çözeceğini anlatan Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

    “Değerli arkadaşlarım Türkiye 3’üncü lige düşer eğer bu anayasa değişikliği geçerse, Türkiye 3’üncü lige düşer, demokrasisi olmayan bir devlete dönüşmüş olur. Bir ülke kendi sorunlarını parlamentoda çözer, mecliste çözer. Eşit yurttaşlığın güvencesi meclistir parlamentodur. Her görüşten milletvekili var mı var, oturup tartışılıyor mu evet tartışılır. Bu meclis sizin arzu ettiğiniz kanunlardan hepsini çıkardı. Sadece geçen ay 100’ün üstünde kanun meclisten çıktı. Bu süreçte Türkiye’de arıyorlar suçlu yok, kimi suçlayacağız, bir düşman bulamıyorlar bir düşman bulmamız lazım, saldırmamız lazım. Koro halinde bana saldırıyorlar, ben de diyorum ki eyvallah saldırın kardeşim. Saldırdılar da ne oldu, arıyorlar acaba Kılıçdaroğlu’nun bir açığını bulabilir miyiz diye e yok, haram yemedik, kul hakkı yemedik, vallahi size cevap vermeyeceğim. Mesele sen ben kavgası değil, ben niye bütün vatandaşlara sesleniyorum, AK Parti’li, MHP’li, CHP’li, HDP’li, BBP’li Vatan Partili SP’li Anavatan Partili, Doğru Yol Partili vatandaşlarıma da sesleniyorum, çünkü bu anayasa hepimizin anayasası, sadece onların değil, benim değil. Hepimiz bu ülkede huzur içinde birlikte barış içinde kardeşçe yaşamak istiyoruz. Biz doğusu batısı kuzeyi güneyi ile güzel bir ülkeyiz. Birlikte yaşamayı, huzur içinde yaşamayı özledik, kavgadan, gerilimden terörden bu ülke bıktı. Demokrasimiz olsun, adalet, hak, hukuk olsun.”

    Kılıçdaroğlu’na konuşmasının ardından tarihi On Gözlü Köprü’nün üzerine basılan resmi hediye edildi. Halkla buluşma toplantısında birçok sandalyenin boş kaldığı, bazı dinleyicilerin de uyukladığı görüldü.

    Kılıçdaroğlu, halkla buluşma toplantısının ardından STK temsilcileri ve muhtarlarla basına kapalı gerçekleştirdi.

  • Memur-Sen Genel Başkanı Yalçın: “16 Nisan bu ülkenin kaderidir”

    Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, “16 Nisan bu ülkenin kaderidir. 16 Nisan yarına ilişkin yürüyeceğiz mi, büyüyeceğiz mi? Yine her defasında tökezleyeceğiz mi? Bunun kararının verileceği kader andır” dedi.

    ’Memur-Sen’e Davet Tercihimiz Evet’ buluşması Sivas’ta Atatürk Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi. Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan programda konuşan Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, “16 Nisan bu ülkenin kaderidir. 16 Nisan yarına ilişkin yürüyeceğiz mi, büyüyeceğiz mi? Yine her defasında tökezleyeceğiz mi? Bunun kararının verileceği kader andır. 16 Nisan’da bizim yola çıkışımıza, bizim ortaya ter akıtışımıza karşın ’siz bir emek hareketiniz niye bunlara giriyorsunuz?’ diyerek bu işin sanki siyasetin bir yarış alanı bir kavga alanı gibi göstermeye çalışan bir manipülatif hareketle alanda kirli bir dalga oluşturmaya çalışıyorlar” dedi.

    “Hayır kampanyası yürütülenler kafa bulandırmaya çalışıyorlar”

    Referandum konusu, halk oylamasının siyasi partilerin tek başına konusu olamayacağını söyleyen Yalçın, “Türkiye parlamenter sistemi geride bırakarak Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine bundan sonra on yılların, yüz yılların geleceğini belirleyecek bir kritik eşik yaşıyor. Bu eşiğe ilişkin hayır kampanyası yürütenlerin bu anlamda kafa bulandırmaya, beyin sulandırmaya çalışmaları kesinlikle bilinçli bir harekettir. Onun için Memur-Sen bu ülkenin entelektüel birikimidir. Memur-Sen bu ülkenin beyin takımıdır. Profesör, doçent, araştırma görevlisi, uzman buraya üye, öğretmeni, imamı, mühendisi, hemşiresi, din görevlisi buraya üye bu ülkenin entelektüel beynidir. Onun için kimse bizimle kafa bulmasın, kimse bizimle kafa geçmesin. Biz bu sürecin önemini biliyoruz. 25 yıllık çeyrek asrı geride bırakmış bir teşkilat olarak kurulduğumuz günden bugüne kadar bütün demeçlerimizin, bütün bildirilerimizin baş konusu bu ülkenin anayasa ihtiyacıdır. Çünkü biz kralın çıplak olduğunu biliyoruz. Biz kralın çıplak olduğunu görüyoruz” diye konuştu.

    Programa AK Parti Sivas Milletvekili Hilmi Bilgin, AK Parti İl Başkanı Ziya Şahin ve çok sayıda sendika üyesi katıldı.

  • Bakan Avcı: “Ülkenin cari açığını yüzde 80 turizm karşılıyor”

    Kültür ve Turizm Bakanı Nabi Avcı, Türkiye’nin cari açığının yüzde 80’ini turizmin karşıladığını belirtti.

    Kültür ve Turizm Bakanı Nabi Avcı, Bolu Ticaret ve Sanayi Odasında turizm temsilcileri ve iş adamlarıyla bir araya geldi. Toplantıya Bolu Valisi Aydın Baruş, Bolu Belediye Başkanı Alaaddin Yılmaz, Bolu Ticaret ve Sanayi Odası Türker Ateş de katıldı. Avcı, turizmle ilgili bilgiler vererek, “Türkiye’de 2002 yılında ülkeye giren turist sayısı 13 milyon iken 2015’de 40 milyon kişi oldu. Bizim dönemimizde bu beşeri fiziki altyapıya eklenen yeni imkanlarla birlikte 13 milyon olan turist sayımız 12 senede 40 milyona ulaştı” dedi.

    “Turizm, stratejik bir sektör”

    İstihdam bakımında turizm sektörünün stratejik bir sektör olduğunu ve 2002’de 12 buçuk milyar dolar olan turizm gelirimizin 2015’de 31 buçuk milyar dolar olduğunu ifade eden Avcı, “Bu rakamlar niye önemli. Çünkü birincisi bu temiz para. Temiz para derken yani kemiksiz. Türkiye’nin pek çok alandaki ihracatı büyük ölçüde yabancı girdiyle gerçekleştirilebilen ihracat. Dışarıya yüz liralık mal satabilmek için bazı alanlarda bunun içerisine belki 60 liralık, 80 liralık yabancı girdiyle ancak o 100 liralık ihracat imkanını sağlayabiliyoruz. Turizmde böyle değil. Turizm tamamen yerli. Bu bakımdan temiz manasında söylüyorum. Yabancı girdisi olmayan ve tamamen kendi kaynaklarımızla sağlanan bir gelir. Ve dolayısıyla turizm gelirlerinin ülkemizin en önemli sorunlarından biri olan cari açığımızı karşılama oranı yüzde 80. Dış ticaret açığımızı karşılama oranı da yüzde 42. Bunu nasıl yapıyor. Dış ticaretteki toplam ihracattaki payı yüzde 22 seviyesinde. İstihdam bakımından da turizm sektörü stratejik bir sektör. Aşağı yukarı doğrudan bu sektörle alakalı olarak bir buçuk milyonun üzerinde insan istihdam ediliyor” şeklinde konuştu.

    “2016’da kriz dönemine girdik”

    Turizm alanında 2015 sonu 2016 yılı itibariyle ciddi bir kriz dönemine girildiğini belirten Bakan Avcı, “2016’da önce Ruslarla yaşadığımız uçak krizi sonra arka arkaya gelen terör saldırıları, özellikle dışarıya yansıtılma biçimleriyle ciddi anlamda turizmimiz sıkıntıya girdi. Gerek Sayın Cumhurbaşkanımızın gerekse Sayın Putin’in girişimleriyle Rusya ile olan sorun büyük ölçüde aşıldı. Hem turizm hem de Rusya’ya olan ihracatımızda ciddi bir toparlanma oldu. Avrupa pazarında da bir toparlanma var ama Rusya pazarı kadar değil henüz. Ama orada da olumlu göstergeler söz konusu” şeklinde konuştu.

  • Kırgızistan’dan, Merkel’e ülkenin en prestijli nişanı

    Kırgızistan’ın en prestijli nişanı Almanya Başbakanı Angela Merkel’e verildi.

    Kırgızistan Cumhurbaşkanı Almazbek Atambayev, Kırgızistan ile Almanya’nın arasında resmi ilişkilerin başlamasının 25. yılı anısına Almanya Başbakanı Angela Merkel’e, Kurmanjan Datça nişanını takdim etti. Tören, Atambayev’in AB ziyareti kapsamında yapılan ikili görüşmede gerçekleştirildi.

    Kırgız tarihinindeki en önemli kadın şahsiyetlerinden biri olan Kurmanjan Datça, iyi bir eş iyi bir anne ve iyi bir komutan olarak zihinlerde yer etmiştir. 2016 yılında kurulan Kurmanjan Datça Vakfı sosyal olaylar, ekonomik mesleki başarılar ve halk için olumlu işler yapanları ödüllendiren bir misyon üstleniyor.

  • Başbakan Yardımcısı Şimşek: “7 Haziran’dan sonra koalisyon kurulsaydı ülkenin doğusu PKK tarafından işgal edilecekti”

    Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, 7 Haziran’dan sonra koalisyon kurulsaydı ülkenin doğusunun PKK tarafından işgal edileceğini belirterek, MHP’nin basiretiyle bu kalkışmanın önlendiğini söyledi.

    AK Parti Kastamonu İl Başkanlığı tarafından Kastamonu Belediyesi Nikah ve Konferans Salonunda düzenlenen AK Parti Genişletilmiş İl Danışma Meclisi Toplantısına katılan Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, Başkanlık Sistemini anlatarak, 16 Nisan’da gerçekleştirilecek olan referanduma ‘evet’ denilmesini istedi.

    Şimşek, yeni bir hükümet sistemi inşa ettiklerini belirterek, “Bazılarının iddia ettiği gibi bu rejim değişikliği değildir. Türkiye Cumhuriyeti, demokratik, laik ve hukuk sistemidir. Bu, yaklaşık 100 yıl önce karar verilmiş, asla değişmeyecek, zaten bizimde güçlü bir şekilde destek verdiğimiz, yaşattığımız temel ilkelerdir bunlar. Cumhuriyet kurulalı 65 tane hükümet gelmiş, normalde 5 yıldan 20 tane bile hükümetin gelmemesi gerekiyordu. Fakat biz, 65 hükümettin bahsediyoruz. Dolayısıyla bu yeni sistemde iki seçim arasında 5 yıl kesintisiz icraat olacaktır. Kim seçilirse seçilsin ekibini kuracak, 5 yıl ülkeye güçlü bir şekilde hizmet edecektir. Seçimlerden mutlaka tek başına bir iktidar çıkacaktır. Siyasi istikrar böylece kalıcı hale gelecektir. Uzlaşma kültürü gelişecektir, çünkü toplumda en az yüzde 50’sinin desteğini alması gerecek yeni Cumhurbaşkanının. Dolayısıyla güçlü bir millet desteği olacaktır. Millet desteğiyle 5 yıllık hizmet etme fırsatı bulacak. Hükümet kurulamama gibi bir sorun olmayacak. 70’lı yıllarda, 90’lı yıllarda olduğu gibi, o dönemleri hatırlarsınız. Seçimler yapıldıktan sonrada aylarca hükümet kurma görüşmeleri devam etti. 7 Haziran 2015 tarihinde gerçekleşen seçimlerde halkımız bize tek başına hükümet kurma görevi vermedi. Geçici hükümetle 1 Kasım seçimlerine kadar ülke idare edildi. Gerçi biz, burada bir hükümet boşluğu oluşturmadık. Olmaması için gerekeni yaptık ama bu, önümüzdeki yıllarda bu sorunun tekrardan yaşanmayacağı anlamına gelmiyor. Bu sistem ile millet, güvenoyunu seçimlerle birlikte hükümete vermiş olacak. Dolayısıyla seçimlerden hemen bir gün sonra hükümet iş başında olacak. 5 yıllık bir süreyle Cumhurbaşkanı, kendi ekibini, bakanlar kurulunu oluşturmuş olacak ve üst düzey bürokrasiyi oluşturmuş olacak ve güçlü bir şekilde millete hizmet edecektir” dedi.

    Yeni sistemde cumhurbaşkanlarının en fazla iki dönem seçilebileceğini söyleyen Şimşek, “Dolayısıyla bazılarının iddia ettiği gibi bu sistem değişikliğiyle birlikte kimseye kalıcı bir koltuk, kalıcı bir makam, mevki söz konusu olmayacak. Nihayetinde de millet karar verecek. Millet ilk dönemden sonra yapılan icraatlardan memnun kalırsa belki iki dönem tekrar şans verecek, belki de tanımayacak” diye konuştu.

    Devletin gerçek sahibinin her zaman millet olduğunu vurgulayan Şimşek, “İlk defa milli irade ben icraya hem yasamaya dolaylı olarak ta yargıya çok güçlü şekilde yansıyacaktır. Dolayısıyla millet belirleyici olacaktır. Meclis eski fonksiyonlarını en güçlü bir şekilde yerine getirmeye devam edecektir” şeklinde konuştu.

    Yeni sistemle birlikte denetimde zerre kadar zayıflamanın olmayacağını ifade eden Şimşek, şöyle konuştu:

    “Güvenoyunu millet vereceği için gensoru önergeleri olmayacak ama onun dışında, meclis çıkaracağı kanunlarla hükümetin sınırlarını belirleyecek ve yön verecektir. Yetmeyecek, araştırma, inceleme ve yazılı soru önergeleriyle denetim yapacaktır. Hatta soruşturma mekanizmasıyla denetim daha da güçlenecektir. Bugün Cumhurbaşkanı yetkileri çok güçlü, 1980 ihtilalından sonra aslında Cumhurbaşkanına çok güçlü yetkiler verilmiş. Ama bir sorumluluğu yok, hesap verme zorunda değil. Yeni sistem aslında meclisi güçlendirecek. Milletvekilleri, ihtiyaçlarını karşılayacak yasaları kendileri teklif edecektir”

    Yeni sistemde iki başlılık olmayacağını belirten Şimşek, “Biz, mevcut sistemde bir sıkıntı olmadığını zannediyoruz. Bu mevcut sistem krizlere gebe bir sistemdir. Bugün halk tarafından seçilmiş Cumhurbaşkanı ve meclisten çıkmış bir hükümet var. Aynı partiden veya gelenekten geldiği için sıkıntılar en az düzeyde yaşanıyor. Bu mevcut sistemle biz devam edersek Türkiye, önümüzdeki dönemlerde ciddi krizler yaşayabilir. Bir taraftan halkın desteğiyle yüzde 50’den fazla oy almış Cumhurbaşkanı olacak, belki farklı partilerden farklı siyasi eğilimlerden bir hükümet gelecek başa. Peki, anlaşamazlarsa ne olacak. İşler tıkanacak. Bu mevcut sistemi günümüz itibariyle değerlendirmeyin. Biz, zaten bu anayasa değişikliğini bugünün sorunlarını gözü alarak yapmadık. Bu anayasa değişikliği önümüzdeki 10 yıllarda 100 yıllarda Türkiye’nin önünü açmaya yönelik bir çalışmadır” ifadelerini kullandı.

    Hem cumhurbaşkanını hem meclisi hem de hükümeti milletin doğrudan doğruya seçeceğini ifade eden Şimşek, şunları söyledi:

    “Biz, milletimize güveniyoruz. Millet karar verecektir. Dolayısıyla çok açık ve net olarak söylüyorum bazılarının iddia ettiği gibi yeni sistemde meclis zayıflamayacak, parlamento zayıflamayacak tam aksine çok daha güçlü olacaktır.”

    Türkiye’nin, terörle mücadelede çok daha güçlü bir şekilde çok daha etkin bir şekilde mücadele edeceğine dikkat çeken Şimşek, şunları kaydetti:

    “Yani terörle mücadele aslında yeni sistem ile bir anlamda güç katacaktır. Bölümü terör örgütü Suriye’de yaşanan devlet boşluğundan yararlanarak daha çok eğitim ve silaha erişip daha çok eleman devşirme yoluyla hatırlarsanız tam 7 Haziran seçimlerinden sonra kurulamayan hükümet nedeniyle hatta muhalefet anlaşsaydı ki MHP’nin basireti sayesinde bu emelleri gerçekleşmedi. Güçlü bir koalisyon hükümet kurulmuş olsaydı terör örgütü buna hazırlık yapmıştı. Nusaybin gibi, Cizre gibi, Diyarbakır’ın bazı mahalleleri gibi neredeyse şehirlerin bir kısmını işgale kalkışacaktı”

    “Yeni sistem ile birlikte hükümet krizleri tarihe karışacaktır” diyen Şimşek, şunları söyledi:

    “Bu yeni sistem ile birlikte inanıyorum ki insanlarımız özgürlüklerini çok daha iyi bir şekilde yaşayacaklar ve özgürlük ve güvenlikleri daha sağlam bir şekilde güvenliğe kavuşmuş olacak. Teröre karşı etkin çok daha güçlü ve etkin kararlarla yeni sistem sayesinde alınacak. Bu sistem sayesinde terörlü daha etkin mücadele edebileceğiz. Yeni sistem ile birlikte hükümet krizleri tarihe karışacaktır. Çünkü birlik ve uzlaşma kültürü içerisinde olmamız gerekecek. Kutuplaşma olmayacak. Çünkü Cumhurbaşkanı milletin yüzde 50’sinden fazlasının oyuyla başa gelecek. Bu daha fazla uzlaşma ve daha fazla kucaklaşmayı gerektirecektir. Hükümet ile meclisin yeni sistem sayesinde uyumu çok daha güçlenecektir. Çünkü birlikte çalışma kültürü daha da çok gelişecektir. Diyelim ki meclis işleri tıkadı. Diyelim ki vatandaşın istediği kanunları çıkartmıyor. Cumhurbaşkanı veya meclis seçime gidebilecektir. Ama ikisinden birisi seçime gitme kararı alırsa hem cumhurbaşkanı seçimi hem de meclis seçimi aynı gün aynı saatte yapılacak. Bu nedenle her iki tarafta uzlaşma yolunu seçecektir. Vesayet rejimine, vesayet sistemine külliyen son veriyoruz. Millet kararı verecek. Söz milletin olacak. Millet meclisi seçecek, niye korkuyorsunuz milletten, millet hükümeti seçecek, Cumhurbaşkanını seçecek.”

    Yeni sistemin en büyük faydasının yargının bağımsız ve tarafsız olması olduğunu söyleyen Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, şöyle devam etti:

    “Biz, 2010 referandum seçimlerinde yargı mensupları kendi aralarında oy vererek kısmen HSYK’yı biçimlerdir dedik. Ama FETÖ ihanet şebekesi HSYK’yı ele geçirdi. Ondan sonra Türkiye’nin başına gelmedik felaket kalmadı. Şimdi yeni dönemde millet yargıda da iradesini ortaya koyacak. TBMM, 13 üyeden oluşan HSYK’nın 7 üyesini atayacak, meclisi de millet belirleyecek. Meclis seçecek. Geriye kalan 6 üyeden 4 tanesini Cumhurbaşkanı atayacak, kalan 2’sini ise Adalet Bakanı ile Müsteşar seçecek. Dolayısıyla yargı, aslında burada yeni sistem ile birlikte sadece bağımsız olmayacak birde tarafsız olacak”

    Şimşek, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Güçlü bir Türkiye için yönetimde istikrar için bu yeni hükümet sistemi olmazsa olmazımızdır. Bu Cumhuriyet tarihinde yapılmış en önemli reformlardan bir tanesidir. Bu sistemin diğer güçlü ülkelerdeki sistemden farkı yoktur. Bugün ABD’de de, Rusya’da da, Fransa’da da başkanlık sistemi var ve tıkır tıkır işliyor.”

    Konuşmasının ardından Şimşek, Kastamonu Valiliğine giderek Vali Vekili Ünal Kılıçarslan’ı makamında ziyaret etti. Vali Vekili Kılıçarslan’dan yürütülen çalışmalar hakkında detaylı bilgiler alan Şimşek, daha sonra Kastamonu Belediyesine geçti. Kastamonu Belediye Başkanlığı önünde kendisini bekleyenlerle selamlaşan Şimşek, Belediye Başkan Vekili Eşref Can ile görüştü. Belediyenin çalışmaları hakkında bilgiler alan Şimşek, son olarak AK Parti Kastamonu İl Başkanlığına geçerek İl Başkanı Av. Halil Uluay ile bir araya geldi. Burada partililerle bir süre sohbet eden Şimşek, karayoluyla Kastamonu’dan ayrıldı.