Etiket: Ülkelerine

  • AB Ülkelerine İhraç Edilen Şaraplara Tekirdağ Damgası

    Türkiye’nin Avrupa Birliği (AB) ülkelerine ihraç ettiği şarapların birçoğu, Tekirdağ Gıda Kontrol ve Laboratuvar Müdürlüğü’nde analiz ediliyor. Tekirdağ Gıda Kontrol ve Laboratuvar Müdürlüğü, kamu kurumları arasında bu analizi yapma yetkisine sahip tek kurum olma özelliği ile de dikkat çekiyor.

    Tekirdağ Gıda Kontrol ve Laboratuvar Müdürlüğü, Türkiye’den AB ülkelerine ihraç edilecek şarapların, 8 parametrede, kapsamlı ve titiz bir şekilde analizlerini yapıyor. Alanında uzman mühendislerce yapılan analizler, Türk Akreditasyon Kurumu tarafından akredite edilmiş ve AB metotlarına uygun olarak gerçekleştiriliyor.

    AB ÜLKELERİNE YAPILAN ŞARAP İHRACATINDA, YETKİLENDİRİLMİŞ TEK KAMU LABORATUVARI

    Şarap analizlerini yapan ilk ve tek kamu kurumu olduklarını belirten Tekirdağ Gıda Kontrol ve Laboratuvar Müdürü İbrahim Halil Bakır, “Ülkemizden AB ülkelerine yapılan şarap ihracatında, yetkili tek kamu laboratuvarı, müdürlüğümüz. Müdürlüğümüz, Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu tarafından AB ülkelerine yapılan şarap ihracatında, yetkilendirilmiş tek kamu laboratuvarıdır. Bu kapsamda laboratuvarımızda 8 parametrede şaraplarda analizler gerçekleştirilmekte. Söz konusu analizler, Türk Akreditasyon Kurumu tarafından da akredite edilmiştir. Analizlerimizde kullanılan metotların tamamı, AB’de geçerli ve AB resmi yayın organlarında yayınlanmış metotlardır” dedi.

    Bu gibi analizlerin kamu kurumları eliyle yapılmasının önemine değinen Bakır, “AB üyesi olan İngiltere, Almanya, Avusturya, İtalya gibi ülkelere, ülkemizden gönderilen şaraplar, laboratuvar müdürlüğümüzde analiz edilmektedir. Müdürlüğümüze Türkiye’nin farklı birçok ilinden şarap analiz numuneleri gönderilmektedir” şeklinde konuştu.

    “DÜZENLEME YETKİSİNE SAHİP OLAN, KAMU ADINA İLK VE TEK LABORATUVAR, TEKİRDAĞ GIDA KONTROL LABORATUVAR MÜDÜRLÜĞÜ’DÜR”

    Tekirdağ Gıda Kontrol ve Laboratuvar Müdürlüğü’nde görevli Ziraat Mühendisi Faruk Mısırlı ise, “Ülkemizden yurtdışına, özellikle AB üyesi ülkelere şarap ihraç etmek isteyen firmaların, Tütün ve Alkol Piyasası Düzenleme Kurumu izniyle düzenlenmesi gereken 6-1 belgesi adıyla anılan bir belge söz konusu. Bu belgeyi ülkemizde düzenleme yetkisine sahip olan, kamu adına ilk ve tek laboratuvar, Tekirdağ Gıda Kontrol Laboratuvar Müdürlüğü’dür. İhracat yapmak isteyen firmalar, müdürlüğümüze müracaat ederek, yapılması gerekli analizlerle ilgili talepte bulunuyorlar” ifadelerini kullandı.

    Yapılan analizlerin detaylarıyla ilgili de bilgi veren Mısırlı, toplamda 8 ana konuda tahlil yaptıklarını belirterek, “Toplam alkol miktarı, alkol derecesi, alkol hacmi, toplam asit, uçucu asit, genel SO2, serbest SO2, kükürt dioksit dediğimiz bu tür analizlerin, tümü müdürlüğümüzde yapılmaktadır. Biz 6-1 belgesi yetkisini almadan önce de bu analizlerimizde Türk Akreditasyon Kurumu tarafından akredite edildik. Bununla ilgili gerekli çalışmaları gerçekleştirerek, belgemizi aldık” dedi.

    “BU ANALİZLERİ YAPAN İLK VE TEK KAMU KURUMU OLMANIN MUTLULUĞUNU YAŞIYORUZ”

    Bu analizi yapan ilk ve tek kamu kurumu olmanın mutluluğunu yaşadıklarını söyleyen Mısırlı, “Şu an için bu analizleri yapan ilk ve tek kamu kurumu olmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Tabi aynı zamanda AB resmi gazetesinde de kurumumuzun ismi yayınlanmış olup, kısa bir süre içinde hızla artmaya başlayan bir 6-1 belgesi oluşturma portföyümüz oluşmuştur. Bu da bizim için, kamu adına mutluluk vericidir. Avrupa’ya ihraç edilen şarapların birçoğunun kurumumuzdan yapıldığını düşünüyorum. Bununla ilgili istatistiki veriler elimizde mevcut olmadığı için yıl sonunda belki veriler elimize ulaşacaktır. Ama analiz sayımızın hızlanarak arttığını sizinle paylaşabilirim” diye konuştu.

  • Kırım Tatar Liderinden İslam Ülkelerine Sitem, Rusya’ya Gözdağı

    Rusya’nın iki yıl önce ilhak ettiği Ukrayna’nın Kırım Yarımadası’nda Milli Meclisleri kapatılan Kırım Tatar halkının Lideri Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu, İslam İşbirliği Konferansı’ndan bekledikleri desteği alamadıklarını söyledi.

    Kırım Tatar halkının Milli Meclisi’nin kapatılmasına yönelik Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği’nden tepkili açıklamalar olduğunu hatırlatan Tatar halkının Lideri Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu, İslam ülkelerinden Rusya’ya yönelik bekledikleri tenkit edici bir açıklama bulamadıklarını ifade etti.

    Rus işgalinden kurtulmak için dünya kamuoyunda bütün diplomatik yolları kullanacaklarını ancak tahammüllerin sonsuz olmadığını söyleyen Kırımoğlu, aksi halde halkın ayaklanabileceği mesajını verdi.

    “İSLAM İŞBİRLİĞİ TEŞKİLATI BEKLEDİĞİMİZ AÇIKLAMAYI YAPMADI”

    Kırımoğlu, “Rusya tarafından milli meclisimizin kapatılması elbette dünyada büyük bir tepkiye neden oldu. Birleşmiş Milletler tarafından, Avrupa Birliği tarafından en önemlisi İnternational Örgütü tarafından tepki gösteren önemli açıklamalar geldi. Bizim ise umudumuz davet edilerek katıldığım İslam İşbirliği Teşkilatı’nın açıklamalarındaydı. Ama maalesef öyle şey olmadı. Türkiye sağ olsun Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, bize yapılan baskıyı kendi konuşmasında anlattı. Fakat İslam İşbirliği Konferansı sonuç bildirisinde sadece ’İslam İşbirliği Teşkilatı, Kırım Tatarları’nın durumuyla ilgileniyor’ diye yer aldı. Burada rahatsızlık kelimesi bile yok. Biz elbette ilk önce böyle durum karşısında yanımızda İslam ülkelerini görmek isterdik. Çünkü Kırım Tatar halkı Kırım Yarımadası’nın Müslüman halkı böyle bir durumda olduğu zaman elbette İslam ülkelerinden keskin bir tepki bekleme hakkımız vardı. Eğer Müslüman dayanışması, İslam dayanışması var ise böyle bir durumda bize destek vermediler, bu dayanışmayı anlamıyoruz. İlk önce İran ve Mısır katiyen karşı çıktılar. Aslında Rusya’yı tenkit edecek bir kelime girsinler kesinlikle istemediler. Yani bu ülkelerin kendi çıkarları var. Burada İslam dayanışması gibi bir şey söz konusu bile değil. Maalesef böyle” dedi.

    “ÖNCELİĞİMİZ DİPLOMATİK YOLLAR, AKSİ HALDE TAHAMMÜLLER SONSUZ DEĞİL”

    Kırım Tatar halkının diplomatik yollarla başarılı olamaması halinde her şeyin yaşanabileceğini de ifade eden Kırımoğlu, “Kırım Tatar halkı işgal altında Rusya içerisinde hiçbir gelecek perspektif yok. Oradaki insan hakları korunması için tek bir yol işgalcileri oradan kovmak. Başka bir yol görmüyoruz. Onun için bütün dünya, uygar dünya bu yaptırımlara katılması lazım. Orada savaş olmaması için çünkü böyle yaptırımlar da yapılmayacak olsa orada çatışmalar çıkacak. İnsanların tahammülleri sonsuz değil. Ama biz isterdik ki bu kanla, savaşla değil de diplomatik yollarla yaptırımlar neticesinde Rusya mecbur kalarak işgal olan toprakları terk etsin. 21. Yüzyılda böyle davranışlar ’ben güçlüyüm benim silahım daha fazla’ diye başka ülkeye girip de onun toprağını kendi toprağına ilhak edecek olsa bu dünyada ne olacak. Her şey olabilir. Buna kesinlikle garanti bir şey olmaz demek mümkün değil” ifadelerini kaydetti.

  • Vodafone Türkiye Ve Kagider, New York’ta “Soma’da Önce Kadın”ı BM Ülkelerine Örnek Uygulama Olarak Anlattı

    Vodafone Türkiye, KAGİDER ve Soma Belediyesi işbirliğiyle hayata geçirilen ve 10 ay gibi kısa bir sürede kooperatifleşmeyi başararak bölgedeki 370 kadına sürdürülebilir bir gelir kapısı sunan Soma’da Önce Kadın Projesi, Birleşmiş Milletler Kadının Statüsü Komisyonu’nun 60. Dönem Toplantısı kapsamında “Kırsal Alanda Sürdürülebilir Kalkınma İçin Kadınların Güçlendirilmesi” teması altında tüm dünyaya başarı hikâyesi olarak anlatıldı. Marka işbirlikleriyle “bölgede el işi üretiminin merkezi” olması hedefiyle yoluna devam eden Soma’da Önce Kadın Eğitim ve Üretim Merkezi’nin örnek uygulama olarak ele alındığı toplantıya, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) Başkanı Helen Clark da katıldı.

    “Teknoloji Hayatın Hizmetinde” vizyonuyla kadınların ekonomik ve sosyal hayatta güçlendirilmesi için çalışmalar yürüten Vodafone Türkiye’nin, Türkiye Kadın Girişimciler Derneği (KAGİDER) ve Soma Belediyesi işbirliğiyle hayata geçirdiği Soma’da Önce Kadın Eğitim ve Üretim Merkezi, Birleşmiş Milletler Kadının Statüsü Komisyonu’nun 60. Dönem Toplantısı kapsamında “Kırsal Alanda Sürdürülebilir Kalkınma İçin Kadınların Güçlendirilmesi” teması altında dünyaya örnek gösterildi.

    New York’ta gerçekleştirilen toplantı, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) Başkanı Helen Clark’ın açılış konuşmasıyla başladı. Toplantıda, Vodafone Türkiye CEO’su Gökhan Öğüt, Vodafone Vakfı Direktörü Andrew Dunnett, International Trade Center Direktörü Arancha Gonzalez ve KAGİDER Başkanı Sanem Oktar da kadınların güçlendirilmesine yönelik çalışmalar ve Soma’da Önce Kadın Eğitim ve Üretim Merkezi hakkında kapsamlı bilgiler verdi.

    HELEN CLARK: “KADININ GÜÇLENMESİ İÇİN SOMA’DA ÖNCE KADIN GİBİ KIRSAL ALANI HEDEFLEYEN PROJELERİ YAYGINLAŞTIRMALIYIZ”

    Toplantının açılış konuşmasını Yeni Zelanda’nın eski başbakanı, Birleşmiş Milletler’in en etkili üçüncü ismi ve ilk kadın direktörü olan Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) Başkanı Helen Clark yaptı. Helen Clark konuşmasında şunları söyledi: “Türkiye Vodafone Vakfı ve KAGİDER’e bize bugün ev sahipliği yaptıkları için teşekkür ediyorum. Vodafone Türkiye, KAGİDER işbirliğiyle, kadınların güçlendirilmesi için dijital dünyanın getirdiği olanaklarla yenilikçi ürün ve hizmetler sunuyor. Akıllı telefonlar ve iş bağlantılarının yanı sıra kırsal alanda gerçekleştirilen çalışmalar da çok değerli. Gelişmekte olan ülkelerde kadınlar erkeklere göre her gün 73 dakika daha fazla çalışıyor. Kırsal alanlarda ve daha fakir yerlerde bu açık artıyor. Birçok kadın şehirlere taşınıyor. Erkekler olmadan aileyi geçindirmek zorunda kalıyorlar. Kadınlar, gelişmekte olan ülkelerde tarımsal işgücünün %43’ünü oluşturuyor. Erkeklerle aynı şeyi yapsalar da kaynaklara daha az ulaşıyor, daha az kazanıyorlar. Kadınların yönettiği ve gelirin arttığı ailelerde evdeki tüketim daha çok çocukların yararına oluyor. Fakirlikten, sadece erkeklerin çalışması yoluyla değil, kadınları destekleyerek kurtulabiliriz. Kadınların 2025 yılında işgücüne katılımı erkekler kadar olabilirse, 28 trilyon dolar değerinde daha fazla üretime sahip olacağız. Kadınlar, ekonomik olarak güçlü olduğunda şiddete de daha az maruz kalacaklar. Kadına şiddet sorununun üstesinden gelmek için kadını güçlendirmeliyiz.”

    GÖKHAN ÖĞÜT: “MOBİL TEKNOLOJİLERİN GÜCÜNÜ KADINLARIN POTANSİYELİYLE BULUŞTURARAK ÜLKEMİZE LİG ATLATMAYI AMAÇLIYORUZ”

    Toplantı kapsamında düzenlenen panelde konuşma yapan Vodafone Türkiye CEO’su Gökhan Öğüt, Soma’da Önce Kadın Eğitim ve Üretim Merkezi’nin “Kadının güçlendirilmesi yoluyla kırsal alanda sürdürülebilir kalkınma” konusunda Birleşmiş Milletler çatısı altında tüm ülkeler için rol model olmasının, özel sektör, sivil toplum kuruluşları ve kamu işbirliğinin güzel bir örneği olduğunu belirtti. Gökhan Öğüt konuşmasını şöyle sürdürdü: “Vodafone Türkiye olarak, toplumsal gelişim ve kalkınmanın kadınların sosyal ve ekonomik hayata etkin katılımlarıyla mümkün olacağına inanıyoruz. Araştırmalara göre, önümüzdeki 10 yılda tüm dünyada 1 milyar kadın, işgücüne katılma potansiyeli taşıyor. 2020 itibariyle, istihdam edilme yaşına gelmiş kadınların önemli bir bölümü, gelişmekte olan ülkelerden çıkacak. Bu kadınlarımızın en büyük yardımcılarından biri ise mobil teknolojiler olacak. Vodafone Önce Kadın Raporu’na göre, yaşamı destekleyen ‘erişim’, ‘eğitim’, ‘sağlık’, ‘güvenlik’, ‘istihdam’ ve ‘yaşlılıkta yalnızlık’ alanlarında mobil iletişim ve genişbant teknolojilerinin entegrasyonuyla yapılacak çalışmaların artması, kadınların hayatına olumlu katkı sağlayacak, kadınlar topluma yılda 6,6 milyar dolar değerinde ekonomik katkıda bulunabilecek. McKinsey’e göre de kadınların tüm potansiyeliyle işgücüne entegre olması, 2025 yılına kadar ekonominin %26 büyümesi anlamına geliyor. Bu rakamlar, ülkelerin gelecekte global rekabette var olabilmesinin güçlü kadınlarla mümkün olacağını ortaya koyuyor. Biz Vodafone olarak, mobil teknolojilerin gücünü kadınların potansiyeliyle buluşturarak ülkemize lig atlatmayı amaçlıyoruz. Bugüne kadar 625 binden fazla kadının yararlandığı Vodafone Önce Kadın Programı kapsamında sürdürülebilir iş ve yaşam modelleri sunarak kadınları güçlendirmeyi amaçlıyoruz. Soma’da Önce Kadın Eğitim ve Üretim Merkezi de bu programımızın önemli bir parçası. Projeyi hayata geçirirken ‘Bu merkezi güçlendirerek büyüteceğiz, kadınlarımızın el emeği işlerini sürdürülebilir gelir meydana getiren bir iş modeline dönüştüreceğiz’ demiştik. Geldiğimiz noktada bu sözümüzü tutmaktan ve Soma’da Önce Kadın Eğitim ve Üretim Merkezi’nin 10 ay gibi kısa bir sürede kooperatifleşerek kadınlarımız için sürdürülebilir bir gelir modeli haline gelmesinden mutluluk duyuyoruz. Merkezimizin elde ettiği bu başarıyı gören Birleşmiş Milletler’in, projemizi kırsal alanda kadının güçlenmesiyle sürdürülebilir kalkınma oluşturma konusunda tüm dünyaya örnek göstermesi ise mutluluğumuzu perçinleyen ikinci bir unsur oldu. Vodafone olarak, geleceğin kadınlarla birlikte inşa edilmesinin önemine inanıyoruz. Sosyal yatırımlarımızda odak noktalarımızdan biri her zaman kadın olacak. Kadınlarımızın güçlendirilmesine Dijital Dönüşüm ile destek olmaya ve iletişim teknolojilerinin gücüyle dünyada ve Türkiye’de herkese ilham vermeye devam edeceğiz.”

    SANEM OKTAR: “50 KADIN BİR ARAYA GELEREK KOOPERATİF KURDU; BİZ ASLINDA EV KADINLARINDAN GİRİŞİMCİLER OLUŞTURDUK”

    Panelde söz alan KAGİDER Başkanı Sanem Oktar, şunları kaydetti: “KAGİDER olarak, Birleşmiş Milletler’de kadının güçlenme ilkesi çerçevesinde düzenenlenen çalışmalara katılmak ve bu prensipler doğrultusunda çalışmalarımızı sunmak için buradayız. Derneğimiz, 2011 yılından beri Birleşmiş Milletler Ekonomik ve Sosyal Konseyi’nde özel danışmanlık statüsünde Türkiye’de cinsiyet eşitliği konusunda çalışan ilk sivil toplum kuruluşu olarak faaliyetlerini sürdürüyor. Her yıl New York’a gelerek Birleşmiş Milletler çerçevesinde toplantılara katılıyor, doğru ve iyi uygulamaları herkesle paylaşıyoruz. Bu yıl da Türkiye Vodafone Vakfı ile birlikte Aralık 2014’te hayata geçirdiğimiz Soma’da Önce Kadın Eğitim ve Üretim Merkezi projesini tanıtıyoruz. 13 Mayıs 2014’te meydana gelen Soma maden faciasının ardından her duyarlı sivil toplum kuruluşu gibi biz de bölgeye gittik, haneleri dolaştık ve neler yapabileceğimize odaklandık. İlk şartımız, ne yaparsak yapalım, bunun ‘sürdürülebilir’ olmasıydı. Kuracağımız modelin çalışılabilir, üretilebilir, ekonomik kazanç sağlayan, kendi kendini yöneten, ölçülebilir ve şeffaf olması gibi kriterleri benimsedik. Soma’da belediye, kaymakamlık ve özel sektörü bir araya getirdik. Mentorluk modelini devreye soktuk. Kurduğumuz modelin lokal değil global olmasını istiyorduk ve bu ihtiyaçlara yanıt verecek bir iş ortağı arayışına girdik. Vodafone Türkiye, çağrımıza hemen cevap verdi. İşbirliğimiz sonucunda Soma’da Önce Kadın Eğitim ve Üretim Merkezi hayata geçirildi. Bugün geldiğimiz noktada 50 kadın bir araya gelerek kooperatif kurdu; biz aslında ev kadınlarından girişimciler oluşturduk. Şu anda Türkiye’de 8 milyon 100 bin kadın çalışıyor. Kadın çalışan ve girişimcilerin sayısını artırmak istiyoruz. Kadın girişimcileri güçlendirme ve onlara destek olma hedefiyle çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Bu anlamda, Soma’da Önce Kadın Eğitim ve Üretim Merkezi bizim için çok önemli bir proje. Birleşmiş Milletler’de örnek uygulama olarak gösterilmesi sayesinde projemizin globalleşmesi yönünde önemli bir adım atmış olduk.”

    ARANCHA GONZALEZ: “KENDİNE GÜVEN, KAPASİTE VE KREDİBİLİTE ÖNEMLİ”

    Panelistlerden International Trade Center Direktörü Arancha Gonzalez, şunları kaydetti: “Kadınlar için 3K olarak özetlediğimiz ihtiyaçları çok önemli buluyoruz. Bunlar; kendine güven, kapasite ve kredibilitedir. Soma’da Önce Kadın projesinde bu ihtiyaçlar çok güzel ifade edilmiş durumda. Bu projeyle pazar tarafından kabul edilen ürünler de ortaya çıkarılmış. Ne yazık ki şirketler, kadın üreticilerden satın alma yapma konusunda kararlı davranamıyor. Dolayısıyla, kadın için çok dostane olmayan bir iş ortamı var. Şirketlerin satın aldıkları üretimin sadece %1’i kadınlardan temin ediliyor. Bu nedenle, geçen senenin sonunda ‘Aksiyona çağrı’ diye bir slogan ürettik. 2020 yılında 1 milyon kadın girişimci oluşturmayı hedefliyoruz.”

    ANDREW DUNNETT: “KADINLAR MOBİL TEKNOLOJİLERLE KENDİLERİNİ DAHA GÜVENDE HİSSEDİYOR”

    Panelin katılımcılarından Vodafone Vakfı Direktörü Andrew Dunnett ise şöyle konuştu: “Dünyada 300 milyon kadının erkeklerden daha az mobil cihazı var. Aradaki bu farkın kapanması gerekiyor. Benim görevim de Vodafone Vakfı’nın bulunduğu 27 ülkede bununla ilgili çalışmaları yerine getirmek. Örneğin, Mısır’da gerçekleştirdiğimiz bir çalışma sayesinde 300 bin kadın mobil teknolojiler aracılığıyla okuma-yazma öğrendi. Günümüzde Tanzanya’da 100 bin doğumda 4 bin bebek ölümü var. Bu, kabul edilebilir bir durum değil. Şu anda cep telefonları sayesinde çocuk doğurtamıyoruz; ancak, sağlık alanında önemli gelişmeler kaydedebiliyoruz. Ülkede doğumlar çok uzun sürdüğü için kayıplar yaşanıyor. Yaptığımız çalışma sayesinde kadınlar cep telefonları vasıtasıyla haber verebiliyor ve sağlık ekipleri hemen hastaneye ya da kadının bulunduğu yere gidiyor. 30 hastane bu sayede müdahale edebilecek duruma geldi. Bu, 45 yılda sağlanamayan bir gelişme. Mobil teknolojiler sayesinde artık kırsal alanlarda kadınlara hemen ulaşılması ve bu kadınların hastaneye ulaştırılması söz konusu. Kadınlar, artık kendilerini daha güvende hissediyor. Üstelik, bu hizmetleri cep telefonlarına özel program yükleyerek, tek bir tuşa basarak alabiliyorlar.”

    10 AYDA KOOPERATİFLEŞTİ, KADINLARA SÜRDÜRÜLEBİLİR GELİR OLUŞTURDU

    Soma’da yaşanan maden kazasından sonra eşini ve/veya oğlunu kaybetmiş kadınlar için hayata geçirilen Soma’da Önce Kadın Eğitim ve Üretim Merkezi’nde bugün Vodafone ve KAGİDER gönüllüleri tarafından teknoloji, girişimcilik, el işi gibi konuları içeren 4 ayrı dalda mesleki eğitim veriliyor. Katılımcılara ayrıca psikolojik danışmanlık da sağlanıyor. İki yılda kooperatifleşme hedefiyle faaliyetlerine başlayan Soma’da Önce Kadın Eğitim ve Üretim Merkezi, bu hedefine 10 ay gibi kısa bir sürede ulaşarak 370 kadına sürdürülebilir bir gelir kaynağı sunmayı başardı. Bu süreçte Soma’daki kadınların kendi ayakları üzerinde durmasını sağlayan merkez kooperatifleşerek sürdürülebilir bir iş modeline dönüştü. Bölgede “el işi üretiminin merkezi” olma hedefiyle faaliyetlerini sürdüren Soma’da Önce Kadın Eğitim ve Üretim Merkezi’nde, marka işbirliklerinin meydana getirdiği talebe uygun üretim de yapılıyor. Bugüne kadar Vodafone ve English Home gibi markalar için el işi üretimi yapılan merkezde halihazırda Dressbest Uniforms & Corporate Wear markası için üniforma üretiliyor.

  • Afgan Göçmenler Özel Uçakla Ülkelerine Gönderildi

    Avrupa’ya gitmek üzere yasadışı yollardan sınırı geçmek isterken sınır devriyeleri ve jandarma ekipleri tarafından yakalanan 181 Afganistanlı kaçak göçmen, Çorlu Havalimanı’ndan uçakla ülkelerine gönderildi.

    Edirne İl Göç İdaresi Müdürlüğü Düzensiz Göç Çalışma Grup Başkanlığı tarafından yapılan çalışmalar sonucunda, ülkeleri ile temasa geçilen 181 Afganistan uyruklu göçmen, kiralanan uçakla ülkelerine gönderildi. Aylardır geri gönderme merkezinde bulunan 181 Afganistan vatandaşı gönüllü geri dönüş kapsamında, 5 otobüsle önce Çorlu Havalimanı’na ardından ise kiralanan özel uçakla ülkelerine gönderildiği bildirildi.

  • Dönmek İsteyen Suriyeliler, Ülkelerine Gönderiliyor

    Kilis’in Elbeyli ilçesinde ülkelerine kendi istekleri ile dönmek isteyen Suriyeliler, işlemlerinin ardından ülkelerine gönderiliyor.

    Elbeyli ilçesi ve çevresinde kalan bazı Suriyeliler, ülkelerine dönmek istediklerini beyan etmeleri üzerine otobüslerle ülkelerine gönderiliyor. Elbeyli Kaymakamlığı’nın bahçesinde toplanan Suriyeliler, Göç İdaresi Müdürlüğü ile polisler tarafından işlemlerinin yapılmasından sonra otobüslere bindiriliyor. İçerisinde kadın, çocuk ve yaşlıların bulunduğu Suriyeliler, eşyalarını da yanlarına alıyor.

    Suriyelileri taşıyan otobüslerin Öncüpınar Sınır Kapısı’ndan Suriye’ye geçeceği tahmin edilirken, bazı görevliler “yasak” diyerek basın mensuplarının çekim yapmasını engellemek istedi.