Etiket: Ülkelerin

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan, ““Uluslararası düzeyde destek bekleyen ülkelerin Filistin ve Kudüs’e yönelik tutumlarına göre değerlendireceğiz”

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Bundan sonra uluslararası görevlere adaylığını koyan ve destek talep eden ülkelerin Filistin ve özellikle Kudüs’e yönelik tutumlarına göre değerlendireceğiz” dedi.

    İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) İslam Zirvesi Konferansı Olağanüstü Toplantısı İstanbul Kongre Merkezinde yapıldı. Toplantı sonrasında Cumhurbaşkanı Erdoğan basın toplantısı yaptı.

    “Uluslararası düzeyde destek bekleyen ülkelerin Filistin ve Kudüs’e yönelik tutumlarına göre değerlendireceğiz”

    Zirvenin ardından konuşma yapan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Teşkilat üyesi olan ülkeler olarak baskıyla bile olsa Amerikan devletinin izinden gidecek olan devletlere karşı her türlü tedbiri almakta kararlıyız. Öte yandan dünyadaki hiçbir devletin şantaja boyun eğerek egemenlik haklarını çiğnetmeyeceğine inanıyoruz. Ayrıca tüm teşkilat üyelerini Amerika’nın kararını takip edecek ülkeler yanında, tüm makam parlamento, şirket ve bireylere karşı da ekonomik kısıtlamalar uygulanması için gerekli önlemleri almaya çağırıyoruz. Kudüs’ü Şerif’in kimliğini değiştirmeye yönelik her türlü teşebbüse karşı koyacağız. Terörist yerleşimci grupların kutsallarımıza yönelik saygısızlıkları karşısında artık sabrımızın sonuna geldik. Üye devletler ve uluslararası toplum yasadışı İsrail yerleşimde imal edilen ürünlerin piyasalara girmesini mutlaka engellemelidir. Bunun yanında Filistin topraklarında süren haksız işgalin idamesinde rolü olan tüm şahıs ve oluşumlara karşı da gereken tedbirler alınmalıdır. Bundan sonra uluslararası görevlere adaylığını koyan ve destek talep eden ülkelerin Filistin ve özellikle Kudüs’e yönelik tutumlarına göre değerlendireceğiz” dedi.

    “Filistinliler için yardım kampanyası yürütülecek”

    Filistinliler için yapılan yardım kampanyaları hakkında konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Birleşmiş Milletler Yakındoğu’daki Filistinli mültecileri yardım ve bayındırlık ajansının bütçesinin güçlendirilmesi önem kazanmıştır. Üye devletlere bu kritik süreçte ajansı olan destek ve katkılarını artırmaları çağrısını yapıyoruz. Türkiye olarak bizde ajans tarafından başlatılan ‘Onura paha biçilemez’ kampanyasını çok güçlü destekliyoruz. Filistinli mültecilere destek sağlanmasının kalkınma vakfı fonu kurulmasına olumlu yaklaşıyoruz. İki devletli çözüme bağlılığımızı teyit ediyor, bu bağlamda Filistin tarafından yapılan girişimleri desteklediğimiz ifade ediyoruz. Ramazan ayı boyunca İslam İşbirliği Teşkilatında bulunan tüm ülkelerde Filistinli kardeşlerimiz için yardım kampanya yürütülecek” diye konuştu.

    “Bu çarpık anlayışa ve sistematik barbarlık karşısında sesimizi yükseltmenin zamanı gelmiştir”

    “İslam dünyası olarak Filistin sorununun çözüme kavuşması için her alanda destek vereceğiz” diyerek konuşmasını sürdüren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Birçok liderle görüşerek onların kaldığı haksızlığa karşı sesini yükseltmeye çağırdım. Bu vicdansızlığı Afrika’daki Asya’daki kardeşlerimizle beraber Katolik dünyasının ruhani lideri Sayın Papa’da kabul etmiyor. Özel hassasiyeti için bir kez daha teşekkür ediyorum. Kendisinin aynı kararlı tavrı önümüzdeki süreçte devam ettireceğine inanıyorum. Din, dil ülke ayrımı gözetmeden uluslararası toplumun birleşerek haksızlığa karşı adaleti savunması gerekiyor. İslam İşbirliği Teşkilatı olarak verdiğimiz mücadele sadece Müslümanların Kudüs üzerindeki haklarının mücadelesi değildir. Hepsiyle bu konuyu ele aldık. Buradaki duruşumuzla Hristiyanlarında ve Musevilerinde hakkını savunuyoruz. Biz burada işgale karşı çıkarken, adaleti, barışı, hukuku bir arada yaşama idealini de savunuyoruz. İsrail bugüne kadar hep güçlüyüm, öyleyse haklıyım mantığıyla hareket etmiş, uluslararası toplumda buna müsaade etmiştir. Artık bu çarpık anlayışı dur demenin, bu sistematik barbarlık karşısında sesimizi yükseltmenin zamanı gelmiştir. Fiille desteklenmeyen her söz havada kalmaya mahkumdur. Zulme karşı adaletsizliğe karşı Müslümanlar, Hristiyanlar ve akli selim sahibi Museviler hep birlik0te direnmelidir. İsrail’deki dünyanın dört bir köşesindeki vicdan, şahsiyet sahibi Musevilere sesleniyorum siz Siyonist değilsin. Sizleri onlardan ayırt etmek istiyorum. Bunlara karşı tavrınızı yükselttin. Yalnız kendim içinsem ben neyim, şimdi değilse ne zaman. 8 aylık bebeklerin, tekerlekli sandalyede ki insanların katledilmesini şimdi karşı çıkmayacaksanız ne zaman çıkacaksınız. Sizi temsil iddiasındaki yönetimin tüm dünyaya yalan söylemesine ne kadar sabredeceksiniz. Her gün 10 emrin ayaklar altına alınmasına daha ne kadar sessiz kalacaksınız. Artık aranızdaki vicdan sahiplerinin arasındaki korku duvarlarını yıkarak bu zulme, katliam ve vahşet düzenine bir dur demesi gerekiyor” diye konuştu.

    “Kudüs davası bizim davamızdır”

    Filistinlilere seslenerek konuşmasına devam eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Filistinli kardeşlerime sesleniyorum, ey işgal altındaki toprakların onurlu direnişçileri ey çıplak elleriyle korkaklar ordusuna meydan okuyan sevgili yiğitler. On yıllardır canları pahasına Kudüs’e ve haremi şerife sahip çıkan asil kahramanlar aklımız, kalbimiz dualarımız sizinledir. Kadını erkeği, genci yaşlısıyla tüm İslam dünyası yanınızdadır. Uğruna can verdiğiniz Kudüs davası unutmayın hepimizin davasıdır. Kutlu mücadelenizde sizleri asla yalnız bırakmayacağız. İşgal bitene başkenti Kudüs olan Filistin kurulan kadar desteklemeyi sürdüreceğiz. Ağır silahlarla kanınızı döken caniler, hukuk ve insanlık önünde hesap verene kadar yolumuzdan asla dönmeyeceğiz. Kimi ülkelerin riyakarlığı sizi karamsarlığa sevk etmesin iradesini dolarlara satanlar sizi aldatmasın. Rabbimin emri gereği inanıyorsanız üstün olan sizsiniz. Kudüs’ün kaybedilmesine asla izin vermeyeceğimizi ve davadan asla vazgeçmeyeceğimizi ifade ediyorum” şeklinde konuştu.

  • Prof. Alkan: “Siber güvenlik önlemi almayan ülkelerin geleceği çok ciddi tehdit ve risk altında”

    Ulusal Siber Güvenlik Akademisi Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Mustafa Alkan, bugün artık dünyada ülkelerin, siber saldırılar, siber silahlar ve siber savaşlarla savaştığını belirterek, “Dünya artık siber savaşlarla yeniden dizayn ediliyor. Siber güvenlik konusunda gerekli önlemleri almayan ülkelerin geleceği çok ciddi anlamda tehdit ve risk altında” dedi.

    Mersin Valiliği himayesinde, Mersin Büyükşehir Belediyesi ve Çukurova Kalkınma Ajansı (ÇKA) işbirliğinde “Ulusal Bilgi Güvenliği Zirvesi” düzenlendi. Bir otelde gerçekleştirilen zirvede, Türkiye’nin bir an önce siber güvenlik ordusunu oluşturması gerektiği vurgulandı.

    Zirvenin açılışında konuşan Ulusal Siber Güvenlik Akademisi Yönetim Kurulu Başkanı, Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Alkan, bugün siber güvenlik konusunun, bütün dünyada olduğu gibi Türkiye’de de en önemli konulardan biri haline geldiğini söyledi. Dünyada artık, siber dünya, siber uzay, bilgi güvenliği, siber savaşlar, siber saldırılar gibi yeni kavramlar oluştuğunu ifade eden Alkan, “Geldiğimiz noktada, günümüzde her şey sayısallaştı. Bütün iş ve işlemlerimizi elektronik ve internet ortamında gerçekleştirdiğimiz bir dünyada, siber dünya içerisinde yeniden toplumların değiştiğini görüyoruz. Bu kadar sayısallaşan dünyada en önemli hususlardan biri de siber güvenlik kavramı haline geliyor” diye konuştu.

    “Kültürel dönüşümü gerçekleştiremediğimiz için çok ciddi güvenlik riskleri ve tehditlerle karşı karşıya kalıyoruz”

    Bugün artık bilgi çağı, bilgi toplumunun yaşandığına işaret eden Alkan, Türkiye’nin bu dönüşümü sağlamak için 20 yıldır mücadele ettiğini belirtti. Türkiye’nin, tüm iş ve işlemleri internet ortamına, dijital ortama dönüştürme sürecinde fiziksel dönüşümde çok ciddi mesafeler kat ettiğini dile getiren Alkan, “Türkiye olarak en gelişmiş, en son teknolojileri kullanma noktasında Avrupa’nın ilerisindeyiz. Geniş bant internet erişim noktasında yine Avrupa seviyesinde bir altyapıya sahibiz. İlkokuldan üniversiteye, tüm kamu kurum ve kuruluşlarına kadar bilgi erişim teknolojilerinde çok iyi bir yere geldik. Dolayısıyla Türkiye fiziksel değişimini gerçekleştirmiş durumda. Ancak, dönüşümün ikinci ayağı olan kültürel değişim noktasında üzülerek söylemek gerekirse Türkiye yine sınıfta kalmış vaziyette. Eğer bu iki dönüşümü sağlıklı ve doğru bir şekilde gerçekleştiremezsek, bilgi ve iletişim teknolojilerini doğru kullanma kültürüne sahip olmazsak bu teknolojileri yeni teknolojiler, yeni bilgiler üretme şansımız yok; bu teknolojileri kullanarak ekonomik, teknolojik, sosyal, kültürel anlamda gelişme ve kalkınma şansına sahip değiliz. Bu sefer de bilgi ve iletişim teknolojilerini kullanır olmanın bütün iş ve işlemleri, bütün süreçleri elektronik ve sayısal internet ortamına aktarmış olmamızın çok ciddi riskleri ve tehditleri gündeme geliyor. Kişisel, kurumsal, ulusal anlamda bir güvenlik riskiyle karşı karşıya kalıyoruz. Bu teknolojileri kullanan toplumun tüm kesimleri, bu teknolojileri doğru kullanmak kültürüne sahip olmadığımızdan kişisel, kurumsal ve ulusal güvenliğimiz risk altında. Bugün bu bilginin geldiği noktada dünyada yeni bir kavram ortaya çıkıyor, bu bilgileri elde etmek, kullanmak suretiyle siber silahlarla, siber saldırılarla, siber savaşlarla dünyanın şeklini değiştirmek, dünyayı yeniden dizayn etmek” ifadelerini kullandı.

    “Artık dünyadaki savaşların, silahların yöntemi değişmiştir. Teknoloji çok büyük bir silah olarak kullanılmıştır”

    Siber saldırıların, kişilere ya da kurumlara plansız programsız ya da birçok amaçla yapılan saldırılar olduğunu, siber savaşların ise planlı programlı bir şekilde devletlerin ya da organize örgütlerin devletlere yaptığı saldırılar olduğunu söyleyen Alkan, bunun en güzel örneğinin Wikileaks olduğunu vurguladı. Wikileaks’in, bütün dünyayı dizayn eder bir sonuç doğurduğuna dikkat çeken Alkan, “Arap Baharı’nın çıkışının temelinde Wikileaks vardır. Ellerindeki bilgiyle dünyayı hiçbir kurşun atmadan, hiçbir şekilde asker kullanmadan nasıl dizayn edeceğinin uygulamasını yaptılar. Artık dünyadaki savaşların, silahların yöntemi değişmiştir. Teknoloji çok büyük bir silah olarak kullanılmıştır. Kritik altyapılara yapılan saldırılarla enerji hatlarımız, doğalgaz hatlarımız, su şebekelerimiz, finans sistemlerimiz, iletişim altyapılarımız, ulaşım altyapılarımızın nasıl çökertildiğini biliyoruz. Tehlikeli olan da şudur; siber saldırıların kaynağı da belli değildir. Siber saldırılarla dünyanın bir ucundan başka bir ucuna varabiliyorsunuz ve hiç farkında olmadan evimizde kullandığımız bu teknolojilerle her türlü imkanı, fırsatı veriyoruz” şeklinde konuştu.

    ABD’nin Siber Güvenlik Ajansı’nın (NSA) toplamış olduğu bilginin, insanlık tarihinin bugüne kadar ürettiği bilginin 200 bin katı olduğuna işaret eden Alkan, şunları söyledi: “Wikileaks belgelerinde yapılan açıklamalarda, NSA’nın cep telefonlarımıza sızdığını, çok güvenli olduğunu düşünerek kullandığımız whatsapp, twitter, benzeri uygulamalar da dahil olmak üzere bütün bu görüşmelerimizi elde ettiğini, tüm internet trafiğimizi 7/24 saat takip ettiğini, cep telefonlarımız, internetimiz ve akıllı cihazlarımız marifetiyle bütün konuşmalarımız, yazışmalarımız, hareket alanlarımız, toplantılarımızın izlendiğini ve çok rahat bir şekilde bunların kayıt altına alındığını, bundan dolayı Türkiye’ye yönelik 200 bin belge olduğunu biliyoruz.”

    “Siber güvenlik konusunda gerekli önlemleri almayan ülkelerin geleceği çok ciddi anlamda tehdit ve risk altında”

    Burada en önemli şeylerden birinin farkındalık olduğunu, Türkiye’nin bu konuda çok ciddi bir farkındalık problemi bulunduğunu vurgulayan Alkan, şöyle devam etti: “Siber güvenlik konusu günümüzün ve yakın geleceğin en önemli konularından biridir. Bu konuda gerekli önlemleri almayan, gerekli politikaları, stratejileri geliştirmeyen ülkelerin geleceğinin çok ciddi anlamda tehdit ve risk altında olduğunu biliyoruz. Kişisel, kurumsal, ulusal anlamda çok ciddi bedeller ödemek durumunda kalabileceğimizi de bilmek son derece önemli. Türkiye’de toplumumuzun tüm kesimlerinde bilgi ve iletişim teknolojilerinin bizim için önemli artılara sahip olduğu kadar, ne kadar risk ve tehditler oluşturduğunun farkındalığını oluşturmak gerekiyor.”

    “Türkiye’nin bir an önce siber güvenlik ordusunu oluşturması gerekiyor”

    Türkiye’de başta kamu kuruluşları olmak üzere siber güvenlik saldırılarına ve savaşlarına karşı önlem almak için kullanılan siber güvenlik çözümlerinin yüzde 90’ının yabancı ürünler olduğunu da belirten Alkan, “Yüzde 90’ının yabancı olduğu güvenlik çözümleriyle ulusal ve kurumsal güvenliğimizi sağlamamız zaten imkansızdır. Türkiye’nin mutlaka yerli ve milli siber güvenlik çözümlerini bir an evvel hayata geçirmesi gerekiyor. Bütün dünya siber ordularını kurdu, siber savunma güçlerini kurdu. Başbakan, Türkiye’nin 30 bin siber güvenlik uzmanına ihtiyacı olduğunu söyledi. 30 bin siber güvenlik uzmanını yetiştirmemiz için 30 yıl gibi bir süreye gerek var. Oysa bundan 10 yıl önce gelişmiş ülkeler yılda 5 bin siber güvenlik uzmanı yetiştirmeyi hedef koydular, bugün hepsinin 30 bin, 40 bin, 50 bin siber güvenlik uzmanı ve ordusu var. Bizim de bir an önce olabildiğince hızlı bir şekilde siber güvenlik uzmanlarını yetiştirecek siber savunma gücümüzü, siber ordumuzu oluşturmamız gerekiyor ki, Türkiye’ye yönelebilecek tüm siber saldırı ve savaşlara karşı önlem alabilelim” dedi.

    “Bilgisayarda dokunduğumuz her tuşun bir yerlerde depolandığını unutmayalım”

    Mersin Valisi Ali İhsan Su da konuşmasında, bilgi güvenliğinin çok önemli olduğunun altını çizdi. Tarihin her döneminde en önemli olgulardan birinin bilgi olduğunu kaydeden Vali Su, “Hem bireysel hem kurumsal hem devlet bazında bilgiye kim sahipse söz sahibi o olmuştur. Yani bilgi eşittir güç diyebiliriz. Tarih boyunca yükselişte olan devletlerin her birinin bilgiye sahip, bilgiyi üreten, kullanan devletler olduğunu da görebiliriz. O yüzden öncelikle bilgi üretmek çok çok önemli. Ürettiğimiz bilgiyi üretimde kullanmak, onu uygulamaya geçirmek de bir o kadar önemli. Bilgiyi üretiyor ama kullanamıyorsanız bir kıymeti yoktur” diye konuştu.

    Bilginin üretilip, kullanılması sonucunda ise bilgi güvenliğinin ortaya çıktığını ifade eden Su, dünyanın artık bir köy haline geldiğini, her yerin internet ağıyla birbirine bağlandığını ve bunun dışında kalınamayacağını söyledi. Su, “İnternet çağında, gerek bireysel gerek kurum gerek devlet her türlü bilginin de güvenliği ortaya çıkıyor. Bu güvenliği sağlamak çok önemli. Şu anda ülkemizde hemen hemen her kurum artık dijital sistemde yazışmalarını yapıyor, bilgilerini orada depoluyor, saklıyor. O zaman bunların güvenliği ortaya çıkıyor. Bu zirve de bu alanda bir farkındalık oluşturması açısından çok önemlidir. Unutmayalım ki, bilgisayarda girdiğimiz her yazı, her bilgi, her dokunduğumuz tuş bir yerlerde depo ediliyor. Mutlaka bu anlamda farkında olalım” ifadelerini kullandı.

    Zirvede, Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Burhanettin Kocamaz ile ÇKA Genel Sekreteri Lütfi Altunsu da birer konuşma yaptı.

  • Adana Şehir Hastanesi yabancı ülkelerin ilgisini çekiyor

    Rönesans Holding Başkanı Erman Ilıcak, mimarisiyle dikkat çeken finansman ödüllü Adana Şehir Hastanesi’nin Kazakistan başta olmak üzere yurt dışında pek çok ülkenin ilgisini çektiğini belirterek “Bir taraftan Adana’yı sağlık merkezi haline getirirken diğer yandan ilham projesi haline geldi. Bundan sonra sağlıktaki başarılarımızla Türkiye olarak diğer ülkelere örnek olacağız” dedi.

    Rönesans Holding’e bağlı Rönesans Sağlık Yatırım A.Ş.’nin, dünyanın en önemli yatırım fonları arasında yer alan Meridiam’la işbirliğinde, 1.2 milyar liraya mal olan bin 550 yataklı Adana Şehir Hastanesi bütün poliklinikleriyle hasta kabulüne başladı.

    Rönesans Holding Başkanı Ilıcak da 2.5 sene boyunca gece, gündüz çalışan 6 bin çalışana teşekkür etmek için hastaneye gelerek incelemelerde bulundu. Hastanenin, dünyanın en gelişmiş teknolojileriyle donatıldığını aktaran Ilıcak, “Adana’yı bölgenin yanı sıra Ortadoğu’nun da sağlık merkezi haline getirmek için çok ciddi bir adımdı. Cumhurbaşkanımızın bir hayaliydi. Bu hayali bir nebze gerçekleştirmiş olmak bizim için bir onur” diye konuştu.

    Rönesans A.Ş.’nin sadece yüklenici firma olduğunu hatırlatıp, Adana Şehir Hastanesinin devlete ve millete ait olduğuna vurgu yapan Ilıcak, “Buraya ne kadar sahip çıkarsak, bunun değerini ne kadar anlarsak halkımıza o derecede yardım etmiş oluruz. Tüm dünyadan, özellikle Ortadoğu’dan sürekli hasta çekmemiz gereken bir noktadayız. Bunun avantajını yaşıyoruz. Bölgeye havalimanı yapılmasıyla beraber bu sürede hastanedeki hizmetlerin kalitesi de artacak. Nasıl ki Amerika Birleşik Devletleri’nde Houston var, burası da bölgenin Houston’u, sağlık merkezi olacak. Üniversiteyle de daha yakından çalışmaya özen göstereceğiz. Adana olarak çok iyi hekimlerimiz, sağlık personellerimiz var. Hepsini bu noktada buluşturacağız. Sağlık turizminin gelişmesiyle birlikte çevredeki birçok oteli de etkileyecek. Başka illerden hastalar gelecek. Sadece ticaret için değil, sağlık için de gelecekler” ifadelerini kullandı.

    “Mimariden ödül bekliyoruz”

    Rönesans Holding Başkanı Erman Ilıcak, hastanede 5 bin kişinin istihdam edildiğine de dikkat çekerek şöyle devam etti:

    “Projemiz model olarak birçok dünya liderinin, birçok ülkenin sağlık bakanlığının dikkatini çeken bir proje. 1.5 yıldır farklı ülkelerden olumlu tepkiler alıyoruz. Sürekli projemizi incelediler. İlk çıktığı zaman finansman ödülü kazanmıştık, o sayede bilinmişti. Şimdi de mimari anlamda ödül kazanmayı bekliyoruz. 570 bin metrekarelik bir binanın büyüklüğünü çok hissetmeden, çok kısa sürede bir yerden bir yere ulaşabiliyorsunuz. Dünyada böyle tesisler çok az sayıda var. Başta Kazakistan olmak üzere birçok ülke bu projeye yoğun ilgi gösterdi. Bir taraftan Adana’yı sağlık merkezi haline getirirken diğer yandan da ilham projesi haline geldi. Bundan sonra sağlıktaki başarılarımızla Türkiye olarak diğer ülkelere de örnek olacağız.”

  • Akdeniz’e kıyısı olan ülkelerin filmleri Adana’da buluşuyor

    Adana Büyükşehir Belediyesi’nce düzenlenen Adana Film Festivali’nde Akdeniz’e kıyısı olan ülkelerin filmleri Akdeniz Ötesi Bölümü’nde buluşacak. Bu bölümde Filistin, İtalya, Fas ve Tunus’tan toplam 4 film Türkiye prömiyerini yapacak.

    Filistinli Yönetmen Raed Andoni’nin yönettiği, 2017 Berlin Film Festivali’nde En İyi Belgesel Ödülünü kazanan “Ghost Hunting”de Moskobiya’nın Ramallah’taki kıyımını yeniden kurguluyor.

    2017 Cannes Film Festivali’nden iki yıl önce Mustang’in de aldığı Label Europa Cinemas ödülü ile dönen, Yönetmen Jonas Carpignano’nun iddialı filmi “A Ciambra”da genç bir Çingene’nin gözünden İtalyan mahalle yaşamı anlatılıyor.

    2017 Berlin Film Festivali’nde çok beğenilen Yönetmen Hicram Lasri’nin eleştirel filmi “Headbang Lullaby” Fas sinemasını temsilen Adana’da gösteriliyor.

    2017 Cannes Film Festivali’nde Belirli Bir Bakış Bölümü’nde gösterilip tartışmalara neden olan, Khaled Walid Barsaoui ve Kaouther Ben Hania’nın yönettiği “Beauty and the Dogs” filmi Akdeniz Ötesi Bölümü’ndeki son film olarak Adana izleyicisiyle buluşacak.

  • Bakan Işık: “Türkiye’den medet uman ülkelerin beklentilerini karşılayacağız”

    Milli Savunma Bakanı Fikri Işık, “Türkiye’den beklentisi olan ülkelerin beklentilerini karşılamaya büyük gayret gösteriyoruz” dedi.

    Milli Savunma Bakanı Fikri Işık, Kocaeli genelinde bulunan 3 bin STK temsilcisiyle iftarda buluştu. İzmit’te bulunan Uluslar arası Fuar Alanında düzenlenen iftar programına başta Bakan Işık olmak üzere Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı İbrahim Karaosmanoğlu, AK Parti Kocaeli Milletvekilleri Zeki Aygün, Sami Çakır, İlyas Şeker, Radiye Sezer Katırcıoğlu ve ilçe belediye başkanları ile STK temsilcileri katıldı.

    AK Parti Kocaeli Teşkilatının düzenlediği iftar programına katılanlara seslenen Bakan Işık, “Dünya olarak zor bir dönemden geçiyoruz. O barış rüzgarlarının estiği o dönemler geride kaldı. Pek çok tehlikenin, pek çok belirsizliğin artık gündemde olduğu bir konjonktür yaşıyoruz. Hele hele bölgemiz, dünyada en fazla türbülansın yaşandığı bölge. Artık tehditlerin de terörün de küreselleştiği bir dönemden geçiyoruz. İşte böyle bir dönemde Türkiye olarak biz, mazlumun yanında, haksızlıkların karşısında olduk olmaya da devam edeceğiz. Bu noktada ilkesel duruşumuzdan asla taviz vermiyoruz. Türkiye’den medet uman insanlara el uzatmaya devam ediyoruz. Özellikle Türkiye’den beklentisi olan ülkelerin beklentilerini karşılamaya büyük gayret gösteriyoruz” dedi.

    Konuşmaların ardından Bakan Işık ve beraberindeki protokol, STK temsilcileriyle birlikte iftar yaptı. Bakan Işık, iftarın ardından STK’larla kısa bir sohbet ederek alandan ayrıldı.