Etiket: Ülkeden

  • Kardeş Ülkeden “Gardaş” İndirimi

    Ekonomi Bakanı Mustafa Elitaş, “Rusya üzerinden transit olarak geçirmek zorunda olduğumuz nakliye araçları şimdi Hazar yoluyla gidiyor. Azerbaycan, olayın vuku bulduğu 2. veya 3. gün bizim TIR’larımızı aldı, Hazar yolundan gitmesini sağladı. Bundan önce Azerbaycan üzerinden yapılan geçiş ücretleri diyelim ki 5 bin dolardı, Azerbaycan hükümeti yüzde 40 indirim yaparak 3 bin dolar seviyesine indirdi. Biz onu açıklarken ‘Gardaş indirimi’ diye ifade ettik” dedi.

    Ekonomi Bakanı Mustafa Elitaş, TGRT Haber ekranlarında yayınlanan “Neler Oluyor” programına konuk oldu. İhlas Haber Ajansı ve TGRT Haber Ankara Temsilcisi Batuhan Yaşar’ın sorularını cevaplayan Elitaş, gündeme dair önemli açıklamalarda bulundu. Rusya üzerinden giden nakliye araçlarının Azerbaycan’la yapılan anlaşma kapsamında artık Hazar üzerinden gittiğini aktaran Elitaş, “Bizim yurt içi piyasamız önemli bir piyasa. Bizim Rusya üzerinden transit olarak geçirmek zorunda olduğumuz nakliye araçları şimdi Hazar yoluyla gidiyor. Sayın Dışişleri Bakanımız Azerbaycan’a bir ziyarette bulundu, Sayın Başbakanımız da Sayın Aliyev ile yaptığı telefon görüşmesinde yardımcı olunmasını istedi. Azerbaycan, olayın vuku bulduğu 2. veya 3. gün bizim TIR’larımızı aldı, Hazar yolundan gitmesini sağladı. Bu, aslında bizim için daha kolay bir yol oldu, daha kısa bir yol haline geldi. Bundan önce Azerbaycan üzerinden yapılan geçiş ücretleri diyelim ki 5 bin dolardı, Azerbaycan hükümeti yüzde 40 indirim yaparak 3 bin dolar seviyesine indirdi. Biz onu açıklarken ‘Gardaş İndirimi’ diye ifade ettik. Çok büyük bir jest yaptılar” şeklinde konuştu.

    Elitaş, Rusya’nın uyguladığı ambargoya yönelik, ilk olarak yoldaki ve gümrükte bekleyen yaş sebze meyvelerle ilgili tedbirler alındığını belirtti. İlgili kuruluşlarla beraber ‘Rusya Masası’ oluşturulduğunu kaydeden Elitaş, “İlk etapta acil tedbir alınması gereken tek ürün yelpazemiz vardı; yaş meyve ve sebze ihracatımızla ilgiliydi. Hem yoldaki mallar, hem de gümrükte bekleyen mallarla ilgili tedbir alınması gerekiyordu. Bunlar kısa zamanda bozulma ihtimali olan mallar. Yoldaki ve gümrükteki mallarla ilgili tedbir almamız gerekiyordu. Biz, o gün akşam Türkiye İhracatçılar Meclisi Başkanımızla yaptığımız görüşmeler sonucunda Yaş Meyve Sebze İhracatçılar Birliği ile görüştük. 25 Kasım tarihinde Yaş Meyve Sebze İhracatçılar Birliklerinin olduğu bütün illerin temsilcileriyle Bakanlıkta acil bir toplantı yaptık. Arkadaşlarımızdan verilerimizi aldık, o veriler çerçevesinde hemen Bakanlıkta bir Rusya masası oluşturduk. Bununla ilgili büyükelçilerimizden, ticaret ataşelerimizden, TOBB’dan, Türkiye İhracatçılar Meclisi’nden, Yaş Meyve Sebze İhracatçı Birliklerinden, tüm olayın taraflarıyla ilgili gelen bilgilerin tek bir merkezde toplanması adına bir Rusya Masası oluşturduk. Her türlü bilgiyi dikkate aldık. Aldığımız bilgi eğer bizimle ilgiliyse doğruluğunu teyit ettik, başka bakanlıkları ilgilendiren bilgi olursa temaslarımızı yaptık” ifadelerini kullandı.

    “BİZ İHRACATI RUSYA’YA YAPMAK ZORUNDA DEĞİLİZ”

    Bakan Elitaş, Türkiye’deki yaş meyve sebze ihracatçılarının şuanda Rusya ile ticaret yapmak istemediklerini, bunun nedeninin ise Rusya’ya duyulan güvensizlik olduğunu ifade etti. Rusya’nın yaş meyve sebze ithalatının belirli kalemlerinde Türkiye’nin önemli bir tedarikçi olduğunu söyleyen Elitaş, “Rusya’daki yoldaki mal ile gümrükteki mallarla ilgili kısım çözüldü. Diğer kısımda, biz ihracatı Rusya’ya yapmak zorunda değiliz. Rusya, belirli şartlarda bazı malları bizden almak mecburiyetindedir. Rusya’nın yaş meyve sebze ithalatının belirli kalemlerinde çok büyük bir tedarikçisi biziz. Rusya’nın domates ihtiyacının yüzde 43’ü bizim kayıtlarımıza göre Türkiye tarafından temin ediliyor. Yüzde 12’si Azerbaycan tarafından temin ediliyor, kalan kısım da başka ülkeler tarafından temin ediliyor. Şuanda Türkiye’nin gönderdiği yaş meyve sebzeye koydukları ambargodan dolayı biz belli bir miktarda zarar ettik. Orada bozulan, çürüyen mallar varsa onlarla ilgili zarar ettik; geri dönen mallarla ilgili bir problemimiz olmadı. Rusya tüketicileri bundan muhtemelen zarar görmüş olabilirler. Satıcılarımız da Rusya’ya satışı devam ettirmek istemiyorlar, çünkü güvenmiyorlar. Çok uygun olmayan bir davranış sergiliyorlar. Bizim gemiyle, TIR’la giden mallarımızı denetim gerekçesiyle kapılarda bekletiyorlar, bazı mallarla ilgili bozulmasını bekleyip Türkiye’ye göndermeye çalışıyorlar. Bu, ticari ahlaka uygun bir davranış değil. ‘Almıyorum’ dersin gönderirsin, ‘kardeşim ben sana kapılarımı kapattım, Türkiye’nin mallarına ambargo koydum, ne yapıyorsan yap başının çaresine bak’ demek bundan iyidir. Ama siz orada malları tutarak, gemilerimizi limanda alıkoyarak malların bozulmasına sebebiyet vermeleri ticaret ahlakına uygun bir davranış değil. Bu, oradaki ithalatçıları da zor durumda bırakıyor. Şuanda biz ambargo koymuyoruz ama yaş meyve sebze ihracatçısı arkadaşlarımız göndermek istemiyor, çünkü güven yok. İhracatçılar ‘ben alıyorum’ dese, Rus devlet temsilcileri kapıdan içeri sokmuyorlar” diye konuştu.

    Ekonomi Bakanı Elitaş, Türkiye’nin müteahhitlik hizmetlerinde firma sayısı bakımından Çin’den sonra ikinci sırada olduğunu, ciro yönünden ise dünyada 8. sırada olduğunu bildirdi. 2003 yılından bu yana 305 milyar dolarlık müteahhitlik hizmeti yapıldığını söyleyen Elitaş, bu sene 9. aydan itibaren 15 milyar dolarlık hizmetin devam etiğini sözlerine ekledi.

    “PARALEL YAPININ YAYIN ORGANLARININ TAMAMI SANKİ ‘RUSYA’NIN SESİ’ GİBİ”

    “Paralel yapıya ait yayın organları, sanki Rusya’nın sesi gibi devam ediyor” diyen Elitaş, şöyle devam etti:

    “Paralel yapı seçim zamanında PKK’nın sesiydi, terörle mücadele eden güvenlik güçlerini zalim, teröristleri mağdur gibi gösteren bir davranışın içindeydi. En son Rusya’yla yaşadığımız bu uçak krizi sonucunda da paralel yapının yayın organlarının tamamı sanki Rusya’nın sesi gibi. Rusya’nın sesi gibi davranan gayri milli olan yapılar maalesef bu işten dolayı kına yakıp geziyor olabilirler, fındık kırıp oynayabilirler. Türk milleti o kadar büyük bir hassasiyet gösterdi ki, bunun dışındaki medya organlarımız olağanüstü bir hassasiyet gösterdiler, iş alemimiz harika bir hassasiyet gösterdiler ve sonradan çığ gibi büyüme ihtimali gösteren bir krizi soğukkanlı karşıladı.”

    “RUSYA EKONOMİSİNDE OLAĞANÜSTÜ BİR SIKINTI VAR”

    Elitaş, Rusya’ya Kırım’ı ilhak etmesi ve Ukrayna’ya saldırması sonucu AB ülkeleri ve ABD tarafından ambargo uygulandığını, buna karşılık Türkiye’nin herhangi bir ambargo uygulamadığını hatırlattı. Çin’in büyüme hızının düşmesinin Çin’deki imalat rakamlarının büyüklüğü düşünüldüğünde tehlike arz ettiğini belirten Elitaş, “2014 yılı rakamlarına göre Rusya ile ticaret hacmimiz 31 milyar dolar. Bunun 25 milyar doları ithalat, 6 milyar doları ihracat. Rusya ekonomisinde Kırım’ı ilhak etmesi, Ukrayna’ya saldırmasıyla birlikte ABD ve AB ülkelerinin ortaya koyduğu ambargoyla birlikte bizim ambargo koymamamıza rağmen Rusya ekonomisinde olağanüstü bir sıkıntı var. Bir yılda petrol fiyatlarında yüzde 60 düşüş var. Bizim Rusya ile kasım başı itibariyle ekim ayına kadar yaş meyve sebze ihracatlarında yüzde 35-40’lık bir düşüş vardı. Şuanda dünyada Orta Doğu bölgesinde ortaya çıkan hararetli ateş ve sıcak gündem dolayısıyla bir ekonomik bozukluk var. Çin’in büyümesi 11’ler, 12’ler civarında giderken, 2008, 2009’dan itibaren yavaş yavaş düşmeye başladı, bu seneki beklenti 6 buçuk civarında olacak gibi. Asıl tedbir alınması, dikkat edilmesi gereken Çin’de öyle büyük bir potansiyel var ki; imalat konusunda dünyanın tüketiminin yarısı Çin’de üretiliyor. Diyelim ki; 1 milyar ton üretim var, bunun 500 milyon tonu Çin’de üretiliyor. Çin’in büyümesi düşünce üretim kapasitesi devam ediyor, o üretim kapasitesini kendi tüketemediğinden dolayı başka ülkelere agresif bir şekilde saldırmaya başlıyor. Bununla ilgili tedbir almamız gerekiyor” değerlendirmelerinde bulundu.

    “İHRACATÇILARIMIZIN BAŞINDA DÜNYAYI FELLİK FELLİK DOLAŞACAĞIZ”

    E-ticaretin dünyada kazandığı öneme değinen Elitaş, hükümetin ihracatçılara her türlü desteği vermeye hazır olduğunu dile getirdi. “Dünya, eğer gözünüzde büyütürseniz çok büyük, dolaşmasını bilirseniz çok küçük” diyen Bakan Elitaş, şöyle konuştu:

    “Bizim ihracatçılarımız, ihracat yapabilme kabiliyetinde artık çok iyi noktadalar. Biz de bu arkadaşlarımızla gideceğiz, gezeceğiz, yeni yeni pazarlar oluşturacağız, mevcut pazarlarımızda biraz daha büyümenin şartlarına bakacağız. Ne türlü destek varsa, neye ihtiyaç varsa bunları yapmaya hazırız ama 2016 ve ondan sonraki yıllar için yapmamız gereken en önemli şeylerden birisi markalaşmaktır. Bunun olumsuzluklarını yurt içi pazarda da görüyoruz, yurt dışı pazarda da görüyoruz. Bir elbise Türk fabrikasında yapıldığı zaman 200 dolar ama aynı fabrika İtalyan veya Alman markasıyla yaptığı zaman en az 2 bin dolar. Biz, bu markanın para ettiğini bilmemiz lazım. İnternette haberleşmeyi sağlayan sosyal medya dediğimiz kurumların marka değerleri hakkında yüz milyar dolarlardan bahsediyoruz. Bu, elle tutulur bir şey değil, hepsi sanal gerçekler. Bizim 2016 yılında yapmamız gerekenler, internette de olağanüstü derecede dünyada bir sanal alışveriş pazarı var, bunlarla ilgili altyapıları oluşturuyoruz. Biz iş adamlarımızın, ihracatçılarımızın başında dünyayı fellik fellik dolaşacağız.”

    “DEVLET ADAMLARI DUYGUSAL DAVRANMAZ”

    Türkiye’nin Rusya’yla yaşanan kriz sonrası en büyük felaket senaryosunda 9 milyar dolar zarar edeceğini söyleyen Elitaş, Rus devlet adamlarının tavırlarıyla ilgili, “Ticarette duygusallık olmaz. Ülke insanlarına zarar verecek şekilde yapılacak eylemler yanlıştır. Bu askeri bir olay sonucunda ulusal çıkar neticesinde Rusya tarafından yapılmış bir hatanın sonucu, siyasi sonuçlar olabilir ama ticari sonuçlarına doğru götürürseniz, bununla ilgili kıyamet senaryoları yapmaya götürürseniz, bundan Rusya da, Türkiye de büyük zarar eder. Kimin büyük zarar göreceğini artık sonuçlara bakarak göreceğiz. Devlet adamları duygusal davranmazlar, devlet adamları başka devletin başkanına iftira ederek bu işi çözmeye çalışmazlar; sağduyulu olurlar, aklıselim davranırlar. Kızıp da ‘vay ben bunu şöyle yaparım’ demek yanlıştır” ifadelerini kullandı.

  • Rusya’nın Türkiye’den Başka Bir Ülkeden Limon Alma Şansı Yok

    Rusya’nın Türkiye’ye birtakım ambargo koymasının ardından Türkiye’den ihracat ettiği limona ambargo koyamamasını limon üreticileri değerlendirdi.

    Türkiye’nin angajman kuralları gereği Rusya’ya ait savaş uçağını düşürmesinin ardından Rusya Türkiye’den ihracat ettiği bazı ürünlere ambargo koyma kararı almış, ancak limona ambargo koymadığını açıklamıştı. Rusya’nın bu kararının ardından ise Türkiye’de gözler limon üreticilerine çevrildi. Mersin’de limon üreticiliği yapan ve üretilen limonları Nevşehir’in Ürgüp ilçesine bağlı Ortahisar beldesinde bulunan depolarda saklayan limon üreticisi Yılmaz Cantürk, dünyanın en kaliteli limonlarının Türkiye’de yetiştiğini ve bu yıl 6 milyon sandık stoğunun bulunduğunu kaydetti. Limon üreticisi Yılmaz Cantürk, “Sektörümüz 60 yıla yakındır faaliyet göstermektedir. Dünyanın en kaliteli limonları Mersin’de yetişir, Ortahisar’da soğuk hava depolarında muhafaza olur. Bunun sebeplerinden bir tanesi stokçuluğun soğuk hava deposunda başarılı olması, saklanabilmesi ve Pazar payının çok iyi bir şekilde değerlendirilmesidir. Rusya’da olan sıkıntılardan dolayı Türkiye’deki narenciye sektörü en küçük bir sıkıntı yaşamayacaktır. Çünkü ürünlerimiz hem kaliteli olup hem de yeterince Pazar payına ulaşmıştır. Geçen yıla oranla stokçulukta 6 milyon 5 yüz bin stoğumuz varken bu yıl 6 milyon sandık civarında stoğumuz olacağını tahmin ediyoruz’’ diye konuştu.

    Rusya’nın limonlara ambargo koyamaması konusunda ise limon fiyatlarını etkilemeyeceğini kaydeden Cantürk, Türkiye’nin Rusya dışında başka ülkelere de pazarı olduğunu söyledi. Cantürk, “Rusya’nın limona ambargo koymaması fiyatta artışa sebep olmayacak. Çünkü Rusya’dan başka diğer pazarlarımız var. Bugün Orta Doğu Pazarımız var, Avrupa Birliği ülkelerine artık Türk ürünlerini, Türk limonunu ispat etmiş durumdayız. Son 3 yıldır limonda harika bir fiyat yakaladık. Artışlarda çok güzel oldu. Bu yılda daha farklı fiyat olacağını tahmin ediyoruz. Şuan dalında 1 kilo limon 2 lira civarında fakat sezon içerisinde 7 ila 10 lira arasını görmesi çok yüksek’’ dedi.

    “RUSYA’NIN LİMONLARA AMBARGO KOYMA ŞANSI YOK”

    Cantürk, “Rusya’nın Türkiye’deki limonlara ambargo koyma şansı yok. Çünkü şu anda Dünya’da limon Türk ürünü olarak sadece bizde bulunuyor. Arjantin ve İspanya’da halen üretim kesme ve stoklama aşamasında değil. Ürünleri çok küçük. Tek olduğumuz için limonu Türkiye’den başka bir yerden alma lüksü yok’’ şeklinde konuştu.

  • 10 Ülkeden Karapapak Türkleri İstanbul’da Buluştu

    Kafkasya’nın en kadim Türk halklarından biri olan Karapapaklar, tarihi Kurultay için İstanbul Ataşehir’de buluştu.

    10 ülkeden 30 akademisyen, 25 sanatçı, 50 şair ve yazar ile çok sayıda kanaat önderi ve işadamının katıldığı Dünya Karapapak Türkleri 1. Kurultayı ve Kültür Etkinlikleri’ne, ülkemizin çeşitli bölgelerinde yaşayan yaklaşık 2 bin 500 Karapapak Türkü vatandaş katıldı. İstanbul Ataşehir’de Silence Hotel Kongre Merkezi’nde gerçekleşen toplantıya Uygur Türkleri, Yörük Türkmenler, Azerbaycan Türkleri, Kazak, Türkleri, Kırgız Türkleri ve diğer Türk boylarını temsilen STK başkanları ve kanaat önderleri de iştirak etti. Eski Bakan Yalçın Topçu, Ak Parti Kars Milletvekili Selahattin Beyribey, AK Parti Ordu Milletvekili Metin Gündoğdu, Serhat Boyları Derneği Başkanı Muharrem Yıldız, Azerbaycan Türkiye Evi Başkanı Tenzile Rüstemhanlı, Dünya Uygur Kongresi Genel Başkan Yardımcısı Seyit TümTürk, Borçalı İctimai Birliği Başkanı Zelimhan Memmedli ve Sedat Peker katılımcılar arasında yer aldı. Kurultay ve Kültür Etkinlikleri kapsamında ünlü Kafkas Kartalları dans grubunun ve Bursa Mehter Takımı’nın yanı sıra çok sayıda sanatçı, aşık ve dans grubu da sahne aldı.

    ’’KURULTAYIN AMACI SOYDAŞLARIMIZLA İŞ, FİKİR, KÜLTÜR, EKONOMİ GİBİ DEĞERLERİ ARTTIRMAK VE YAŞATMAK’’

    Kısa adı KARPAT olan Dünya Karapapak Türkleri Birliği Kurucu Genel Başkanı gazeteci- yazar Seyfullah Türksoy, ’’Karapapak Türkleri Kafkasya’da yaşayan çok kadim bir topluluk. Dünyanın 15 ülkesinde yaşıyorlar. En çok Karapapak Türklerinin yaşadığı ülke Türkiye. Türkiye’nin tam 40 şehrinde 3 ile 5 milyon arasında olduklarını tahmin ediyoruz. Ana vatanları bugün Gürcistan sınırlarında bulunan Borçalı toprağı ve halen orda 500 bin Karapapak Türk’ü yaşıyor. Bunun dışında Rusya, Dağıstan, İran, Kazakistan, Kırgızistan, Ukrayna ve dünyanın birçok yerinde Karapapak Türkleri yaşıyor. Biz istedik ki bu soydaşlarımız ve dindaşlarımız arasında dilde, fikirde ve işte birlik ruhu geliştirelim, kültürel değerlerimizi yaşatalım. Ekonomik değerlerimizi, iş değerlerimiz arttıralım. İşte bu amaçla bu kurultayımızı gerçekleştirdik. Dünyanın 12 ülkesinden burada temsilciler var. Pek çoğu akademisyen, şair, yazar, fikir adamı, ilim adamı dolayısıyla burada muhteşem coşku yaşandı. Türkiye’nin pek çok yerinden dostlarımız geldiler. Bundan sonra bu tür toplantılarla kültürel gelişmemizi arttırmayı canlandırmayı hedefliyoruz’’ şeklinde konuştu.

    “KARAPAPAK TÜRKLERİ OLARAK BAYIRBUCAK TÜRKMENLERİNİN VE MAZLUMLARIN YANINDAYIZ’’

    Karapapak Türkleri tarihin her döneminde mazlumların ve kardeşlerinin yanında olduğunu belirten Türksoy, ’’1071 yılında Alparslan’ın Anadolu’yu fetheden orduları içerisinde Karapapak Türkleri vardı. 1500 yıllarında Osmanlı içinde Karapapak Türkleri de savaştı. 1890’lı yıllarda Karapapaklar Osmanlının zor zamanlarında Osmanlının yanında savaştılar ve düşmana karşı mücadele ettiler. Bu günde nerede mazlum soydaşı varsa yanında. Bayırbucak Türkmenlerinin yanındayız. Doğu Türkistan’ın yanındayız. Filistin’in yanındayız. Nerede zulüm varsa oraya yardım eli uzatmaya hazırız. Bu günde yüreğimiz Bayırbucak Türkmenleri için onların selameti ve muzafferleri için dua ediyoruz. Yarın bize görev düşerse, genç yaşlı demeden devletimizin ve ordumuzun emrindeyiz’’ dedi.

  • 10 Ülkeden 30 Akademisyen ‘Uluslararası Hukuk Konferansı’nda Buluştu

    Turgut Özal Üniversitesi, “Uluslararası Hukuk ve Devlet Politikaları” konulu konferansa ev sahipliği yaptı.

    Kanada, ABD, Brezilya, İngiltere, İtalya, Polonya, Kolombiya, İspanya, Yunanistan ve Japonya gibi ülkelerden 30 akademisyenin katıldığı konferansta uluslararası ve ulus üstü hukukun ulus devletlerin yasal düzenleri ve politikaları üzerindeki etkileri incelendi. Turgut Özal Üniversitesi, Mevlana Üniversitesi, Canadian Council on International Law, Association for Canadian Studies, Intercultural Dialogue Institute ve Centre for Global and Regional Studies (CEGRES) iş birliğiyle organize edilen konferansın açılış konuşmasını Turgut Özal Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Abdulkadir Şengün yaptı. Şengün konuşmasında, “Günümüzde devletler dünya ile entegre olma çabası içindedir. Bu kez ülkelerin karşısına kendi hukuk kuralları ve siyasi politikaları ile uluslararası hukuk düzenine uyum sorunsalı çıkmaktadır. Bugün burada ülkemizin ve dünyanın önde gelen hukukçu ve akademisyenleriyle bu konuyu mercek altına almak için bir araya geldik” dedi.

    Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Sacit Adalı ise, günümüzün en önemli meselelerinden biri hukuk ve adalet ilkelerine dayalı küresel bir hukuk düzeni inşası olduğunu ve bu düzeni oluşturmak için devletlerin uluslararası hukuka ihtiyacı olduklarının altını çizdi.

    Konferansın açılış paneli Mevlana Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Zehra Odyakmaz ve Kanada Araştırmaları Merkezi Başkanı Dr. Jack Jedwab’ın sunumları ile devam etti.

    DEVLETLERİN ULUSLARARASI HUKUKA YAKLAŞIMLARI

    Toplam 7 panel şeklinde gerçekleştirilen konferansta ilk gün uluslararası ekonomi, yatırım hukuku ve ulusal politikaların oluşturulması, uluslararası hukuk ve ulusal mahkemeler, geçiş dönemi adaleti ve çatışma sonrası toplumlarda uluslararası hukukun önemi ile uluslararası hukuk ve iç hukuk teorik perspektifler açısından geniş bir şekilde değerlendirildi. Ottowa Üniversitesi’nden Prof. Dr. Andre Braen, Kanada’da yargının bağımsızlığı konusunda önemli bir sunum gerçekleştirdi. Nicolas Copernicus Üniversitesi’nden Doç. Dr. Michal Balcerzak ise, Polonya perspektifinden uluslararası hukuk ve ulusal mahkemeleri değerlendiren bir konuşma yaptı. Kolombiya Başsavcısı Hukuk Baş müşaviri Prof. Sebastian Machado, kendisinin üye olduğu Kolombiya hükümeti ve Kolombiya Özgürlük Ordusu (ELN) arasında kurulan Barış Komisyonu tecrübelerine dayanarak uluslararası hukukun insan haklarının ciddi ihlallerini onarmaya yönelik katkılarından bahsetti.

    KİTLESEL İNSAN HAKLARI İHLALLERİ VE ULUSLARARASI TAZMİNATLAR

    Konferansın ikinci gününde ise, uluslararası hukuk ve uluslararası insan hakları hukukunun dünyanın çeşitli devletlerinde yargı organları, devlet kurumları ve siyasetçiler tarafından ne ölçüde kabullenildiği ve uygulanmakta olduğu masaya yatırıldı. Soykırıma tabi tutulan birçok ulusal toplulukları ulusal ve uluslararası yargı mercilerinde başarı ile temsil etmiş hukukçu Calgary Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kathleen Elizabeth Mahoney, uluslararası hukukta tazminat konusunu anlattı. Kanada yerel halklarına karşı yıllarca soykırım politikası uygulayan Kanada hükümeti ve Bosna halkına karşı soykırım suçları işleyen Sırp hükümetine karşı yürütülen davalarda önemli rol alan Prof. Dr. Mahoney’in sunumu dinleyicilerin büyük ilgisini çekti. Napoli Üniversitesi’nden Prof. Dr. Fulvio Maria Palombino, uluslararası yargılamalara uyma, uluslararası hukukun üstünlüğü ve temel ulusal prensipler konusunda sunum yaptı. Türkiye-Uluslararası Hukuk Derneği Başkanı Doç. Dr. Cemalettin Karadaş ile Aksaray Üniversitesi’nden Doç. Dr. Mehmet Arıcan ise uluslararası insan hakları hukukunda ağır ihlaller ve Türk Ceza Hukukunu değerlendirdi.

    10 farklı ülkeden yaklaşık 30 akademisyenin yer aldığı panelde katılan başlıca ülkeler Türkiye, Kanada, ABD, Brezilya, İngiltere, İtalya, Polonya, Kolombiya, İspanya, Yunanistan ve Japonya oldu.

  • Paris’te Hayatını Kaybedenler 15 Farklı Ülkeden

    Paris’te meydana gelen saldırılarda hayatını kaybeden 129 kişinin milliyetleri açıklandı. Yılda 70 milyona yakın turist ağırlayan Paris’te ölenlerin 15 ayrı milletten olduğu bildirildi.

    Cuma günü Fransa’nın başkenti Paris’te 129 kişinin hayatını kaybettiği ve 352 kişinin yaralandığı terör saldırılarında hayatını kaybedenlerin milliyetleri tespit edilmeye başlandı. Ölenlerin 15 ayrı milletten olduğu açıklandı. Paris’te hayatını kaybedenlerin Belçika, Brezilya, Almanya, İngiltere, Şili, Meksika, Fas, Portekiz, Romanya, İspanya, İsviçre, İsveç, Tunus, ABD ve Fransız vatandaşları olduğu belirlendi.

    Hayatını kaybeden 2 Belçikalı arasında Türk asıllı Elif Doğan da bulunuyor.