Etiket: Ücretin

  • MÜSİAD Genel Başkan Yardımcısı Topdaş: “Asgari Ücretin Artması, Piyasayı Olumsuz Etkilemedi”

    MÜSİAD Genel Başkan Yardımcısı Alipınar Topdaş, yeni asgari ücretin piyasayı olumsuz etkilemediğini ve bu yüzden şimdiye kadar işçi çıkarmalarının da söz konusu olmadığını belirtti.

    Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD), üniversitelerle ve çeşitli akademik kesimlerle 3 yıllık ortak çalışmaların neticesinde ön raporlarını hazırladıkları SAMEKS verilerini 2 yıldır kamuoyu ile paylaşıyor. Her ayın son iş gününde kamuoyuyla paylaşılan Satın Alma Müdürleri Endeksi (SAMEKS) verileri, MÜSİAD Kastamonu Şubesi ev sahipliğinde düzenlenen basın toplantısında açıklandı.

    Kastamonu Üniversitesi Mevlüt Beyribey Konukevi’nde düzenlenen toplantıda konuşan MÜSİAD Genel Başkan Yardımcısı Alipınar Topdaş, göç veren bir il olan Kastamonu’da SAMEKS verilerini açıkladıklarını belirterek, “Mart ayında 51,3 puanlık değeriyle, üst üste 8 ay 50 referans puanı üzerinde yer alan SAMEKS Bileşik Endeksi, ekonomik büyümenin devam ettiğine işaret ediyor” dedi.

    “EKONOMİMİZ İYİ BİR PERFORMANS GÖSTERİYOR”

    Türkiye’nin 2015 yılı büyüme rakamının yüzde 4 olarak açıklandığına dikkat çeken Topdaş, “Açıklanan rakam, beklentilerin üzerinde geldi. Son çeyrekte yüzde 5,7 olarak açıklanmış olan büyüme rakamlarımız 2015 yılının tamamını yüzde 4 olarak tamamlamıştır. Biz, başından itibaren MÜSİAD olarak 2015 yılının büyüme rakamının yüzde 4 olacağı konusunda öngörüde bulunmuştuk. İnşallah yüzde 4 rakamını önümüzdeki yıllarda yüzde 5 olarak revize etmeyi diliyoruz. Bu konuda çalışıp gayret edeceğiz inşallah. Ekonomimizin düşünüldüğü kadar kötü değil, iyi bir performans gösterdiğini de sizlerle paylaşmak istiyorum” diye konuştu.

    “ARTIK TÜRKİYE, GLOBAL BİR EKONOMİDİR”

    Türk ekonomisinin artık global bir ekonomi haline geldiğini vurgulayan Topdaş, “Bildiğiniz gibi dünyanın bütün gözü, kulağı Amerika’nın açıklayacağı faiz indirimine artırımında iken Merkez Bankası bir açıklama yaptı. Şu anda ekonomik verilerin faiz artırımı konusunda müsait olmadığını açıkladı. Bizim gibi gelişmede olan ülkelerde bu durum çok ilgilendiriyor. İlgilendirmesinin temel arzusu bizde, döviz fiyatı düştü, faizler düştü, borsa ise yükseldi. Yani artık Türkiye, global bir ekonomidir. Dünyada olan her şey bizleri ilgilendiriyor. Sadece Türkiye’yi değil, dünyayı da takip etmek zorundayız” şeklinde konuştu.

    “MÜLTECİ KRİZİ, AVRUPA İLE TÜRKİYE’Yİ YAKINLAŞTIRDI”

    Mülteci krizinin Avrupa ile Türkiye’yi yakınlaştırdığına dikkat çeken Topdaş, “Avrupa’da son dönemde mülteci krizi sebebiyle yakınlaşmamız hem siyasi hem de ekonomik anlamda elimizi güçlendireceği kanaatindeyiz. Bunun da çok önemli bir argüman olduğunu düşünüyoruz. Avrupa ile Amerika’nın krizden yöntemi aynı değildi. Amerika, daha geniş para politikası uygularken, Avrupa daha statükocu davrandı. Daha tasarruf düşünceli bir politika izledi. Sonunda başaramayınca onlar da daha geniş para politikasına geçtiler. Geniş para politikası ile birlikte ülkemize pozitif bir etkisi olacaktır. Paranın bollaşması işlerimizi daha da kolaylaştıracaktır” ifadelerini kullandı.

    “PETROL, DIŞ TİCARET AÇIĞIMIZIN ARTMASINA NEDEN OLUYOR”

    Petrol fiyatlarının artmasının dış ticaret açığının artmasına neden olduğunu belirten Topdaş, şöyle konuştu: “Petrol fiyatlarının makul seviyede seyrediyor olması bizimde en büyük kamburumuz olan dış ticaret açığımızın daralmasına sebep oluyor. Bu da netice olarak bizim ekonomimizin daha güçlü olması anlamına geliyor. Bir başka çevremizde olan siyasi gelişmelere bakacak olacak olursak İran’a uygulanan ambargonun kaldırıyor olmasıdır. Zor günlerde İran’a yardım eden bir ülke olarak ne yaparsak yapalım orada bizim işadamlarımıza iş düşecektir. Bu da bizim için pozitif bir durumdur. Ama son dönemde artık bir takım uzlaşma ya da uzlaşma arama haberleri gelmeye başladı. Zannediyorum ki yılın son çeyreğine doğru belli bir seviyeye gelecektir. Ülkemiz ekonomisi açısından olumlu bir yansıması olacaktır. Hiçbir zaman ekonomik kaygılar, siyasi kaygıların önüne geçememiştir ve geçemeyecektir. İsrail ile olan ilişkilerimiz var, yıllardır süren bir kriz var. En son Sayın Cumhurbaşkanımızla, Amerika’da bir temas gerçekleşti. Buradan anlaşılıyor ki artık sona geldik, bununda bizim için pozitif etkileri olacaktır. Suriye konusunda tarafların sonun başlangıcı aşamasındayız. Tarafların bir takım pozisyonları var. Bunların da kısa zamanda yapılacağını düşünüyoruz. Genç nüfusun getirdiği avantajlar sayesinde adaptasyon sorunu yaşamıyoruz. Geçişleri daha kolay sağlıyoruz. Bu da bizim daha hızlı hareket etmemizi sağlıyor. Bizim en büyük kamburumuz terör sorunudur. Belki bunların hepsini atlatacağız ancak terör sorunumuz bizim, en başlı sorunumuzdur. Bu sorunu da aşabilecek güçteyiz. İnşallah en kısa zamanda bu sorunu aşacağız.”

    “ASGARİ ÜCRETİN ARTMASI, PİYASAYI OLUMSUZ ETKİLEMEDİ”

    “Yeni belirlenen asgari ücretten dolayı herhangi bir işçi çıkarımının basına yansımış ya da bizlere yansımış bir durum olmadı” diyen Topdaş, “Sadece söylemin ötesine geçebilmiş bir durum yok. Tekstil sektöründeki çıkarmalar ise, aslında Rusya ile yaşadığımız krizin etkilerinin olduğunu düşünüyoruz. Çünkü Türkiye, ürettiği tekstilin büyük çoğunluğunu Avrupa’ya ve Rusya’ya ihraç ediyor. Şu anda Rusya ile yaşadığımız kriz nedeniyle buradaki Türk müteşebbislerimiz çeşitli yollarla bu ürünleri Rusya’ya sokmaya çalışıyorlar. Hatta bazıları, Avrupa üzerinden ürünleri faturalandırmaya çalışıyorlar. Çeşitli yollar deneniyor. Bunun olumsuz etkileri bulunuyor. Bu yüzden bunun yeni asgari ücret ile ilgili olduğunu düşünmüyorum. Birde bunun ekonomiye yüzde 2-3 puanlık bir etkisinden bahsediliyor. Bunun enflasyon rakamları açıklandığında tekrar değerlendiririz. Ben, etki ettiği kanaatinde değilim. Çünkü buradaki paranın da tekrar ekonomiye geri dönüş yaptığını, ekonomiye geri kazandırıldığını düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

    “EN BÜYÜK SORUNUMUZ MÜCADELE ETMEMEK”

    Topdaş, açıklamalarını şöyle tamamladı:

    “Sene başından beri perakende sektöründe ciddi bir artış var. Veriler sürekli bir artışı gösteriyor. Genel olarak yükseliş trendinde bulunuyor. Sanayi üretiminde bazı düşüşler var. Sanayici daha zor durumda, perakendeciler daha iyi durumda olduğu görülüyor. Şu anki veriler onu gösteriyor. Sene başında döviz 3 TL’nin üzerinde idi, şu anda 2,85 TL civarında seyrediyor. Bu yılın ortalamasını devlet, 2,95 TL olarak öngörüyor. Doların artmamış olması bir defa bizim paranın güçlü olmasını gösteriyor. Buda tüketici sektörü için pozitif bir işaret olduğunu düşünüyoruz. Ayrıca biraz daha işlerimizi iyi yapmak için mücadele edeceğiz. Aslında en büyük problemlerimizden bir tanesi de mücadele etmemek, bu yüzden kendi işimize daha fazla odaklanmamız gerekiyor.”

  • Tesk Genel Başkanı Palandöken: “Emekli Aylıkları Asgari Ücretin Altında Olmamalı”

    Sosyal güvenlik sistemi birleştirilmesine rağmen eşitsizliğin devam ettiğini belirten TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken, Bağ-Kurlulara yapılan haksızlığın telafi edilmesi gerektiğini söyledi.

    TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken, “Bağ-Kurlu biri 9 bin gün çalışarak emekli olurken, SSK’lılar 7 bin 200 gün gibi daha az sürede emekli oluyor. En düşük emekli maaşı Bağ-Kur’luya bağlanmaktadır. Madem hepsi bir şemsiye altında birleştiler, o zaman Bağ-Kurlulara yapılan haksızlık telafi edilmeli, maaşlarda da eşitlik sağlanmalı, hatta emekli aylıkları asgari ücretin altında olmamalıdır” dedi.

    Yaşını doldurmuş olmasına rağmen eksik prim günü nedeniyle emekli olamayanlar için bir fırsat verilmesinin vatandaşın beklentisi olduğunu ifade eden Palandöken, “Yapılacak bir düzenleme ile yaşını doldurmuş ama prim gün sayısı eksik olan vatandaşa bir fırsat verilerek eksik günlerinin borçlanması sağlanarak emekli olması sağlanmalı. Çünkü bu insanların krizler veya bedeni rahatsızlıklar gibi sebeplerle işini kaybetmiş, dükkanını kapatmak zorunda kalmış kişiler. Artık iş bulup çalışma şansları çok az. Sosyal devlet sorumluluğu ile gelirsiz kalmış vatandaşlarımıza böyle bir hak verilebilir, emekli maaşı karşılığında banka kredisi ile borçlandırılarak emekli edilebilirler” diye konuştu.

  • Asgari Ücretin Bin 300 TL Olmasını Trabzon’daki İşverenler Olumlu Karşıladı

    Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Süleyman Soylu tarafından açıklanan 1300 TL’lik yeni asgari ücreti Trabzon’daki bazı işverenler olumlu karşıladı.

    Trabzon’un Arsin ilçesindeki Organize Sanayi Bölgesi’nde faaliyet gösteren ve birçok ülkeye silah ihracatı yapan Trabzon Silah Sanayi’nin (TİSAŞ) Genel Müdür Yardımcısı Mustafa Erdem, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Süleyman Soylu’nun açıkladığı asgari ücretin bin 300 TL olmasıyla ilgili değenledirmede bulundu. Erdem, devletin asgari ücrete verilen zammın yüzde 40’ının karşılayacak olmasının olumlu karşıladıklarını belirterek “Devletin yüzde 40’ını elimin altına koydum demesine sadece bizler olumlu diyebileceğiz. Tamamı verme şansı da yok. Bize de bunun mutlaka yükleri olalcak. Bunu sadece asgari ücret olarak görmemek lazım. Alt limitin yukarılara doğru çıkması belki o maaşları alarak yaşayanlarımızı çok sevindirici bir şey ama bir de işveren tarafı var. Maliyetleri var. Yüzde 40’ını vermesini olumlu karşılıyoruz. Vermese de yapacak birşeyimiz yok. Nihayetinde de biz bu maaşları verecektik. Allah’tan diğerleri gibi asgari ücret için seçim döneminde bin 800 TL veya iki bin TL demediler yoksa batmıştık” dedi.

  • Asmmmo Başkanı Okkalı, Asgari Ücretin Arttırılmasının Piyasaya Etkisini Değerlendirdi

    Ankara Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası (ASMMMO) Başkanı Mehmet Okkalı, asgari ücretin bin 300 lira olmasının işverenin maliyetini yüzde 43 oranında arttıracağını belirterek, “Hükümetimiz tarafından bir kısmının sübvanse edilmesi gerekir” dedi.

    ASMMMO Başkanı Mehmet Okkalı, asgari ücretteki artışın piyasalara etkisine ilişkin, “Asgari ücretteki bin 300 lira net artış tabi ki ilk başta güzel bir uygulama olduğu açık. Bu yönde hiçbir sıkıntımız yok. Halkın refah seviyesinin asgari ücretle çalışan kişilerin gelir politikalarının yükselmesi yönünden makul bir karar. Fakat bunun ekonomiye ve ülke ekonomisine, mali müşavirlerin muhasebesini tuttuğu sanayici kesimin, üretici kesimin ekonomisine nasıl yansıyacağının da çok iyi analiz edilmesi gerekiyor” diye konuştu.

    Okkalı, konuşmasına şöyle devam etti:

    “Şuan bizim yaptığımız çalışmalar göre üzerindeki bin 300 TL’lik net rakamın olmasıyla meydana gelecek artış oranı asgari ücretle çalışanlara yüzde 30’luk bir maaş zammını getirecek. Bu yüzde 30’luk maaş zammı geldiği zaman bunun işverene sigorta ve vergi maliyetini koyduğunuz zaman işverenin maliyeti yüzde 43 oranında artacak. Bugün benim ayda 10 bin lira personel giderim varsa 14 bin 300 liraya çıkacak bu gider. Yaptığımız üretimdeki satışlardaki maliyetlerimizde yüzde 43’lük oranında bir işçilik artışı olacak. Bunun piyasaya muhakkak yansıması olumsuz şekilde olacak. Enflasyon oranının artmasına sebep olacak. Eğer ki bu oran bir yerden sübvanse edilmezse otomatikman fiyatlara yansıyacak. Fiyatlara yansıdığı zamansa bir taraftan verilecek, diğer taraftan alınacak. Biz böyle bir şeyi asla Ankara Mali Müşavirler Odası olarak önermiyoruz. Buna muhakkak çeşitli çözüm önerileri sunulması gerektiğini düşünüyoruz. Bunun en güzel yöntemi hükümetimiz tarafından bir kısmının sübvanse edilmesi gerekir. Bu sübvanse edildiği zaman insanların refah seviyesi biraz daha artabilir. Fiyatlara zamlar yansımadığı zaman ekonomideki rahatlama alım gücünün artması ekonomiyi canlandırır. Hem de fiyatların yükselmemesi ihracatımıza kadar birçok şeye etki eder. Eğer ki şuan bizim şuan da 10 liraya sattığımız bir ürün yarın 12 liraya çıkarsa biz bunu yurt dışına ihraçta edemeyiz. Bundan dolayı sigortaya, sigorta primlerine ve alınan vergi oranlarına teşvik yapılarak bu gelecek zam bu şekilde sübvanse edilmesi çok önemli.”

    “VERGİSİNİ MUNTAZAM ÖDEYEN MÜKELLEF VARSA YÜZDE 5 İLE 10 ARASINDA BİR İNDİRİM YAPILMASI DA BU SİSTEMİ DESTEKLER”

    Sübvanseyle ilgili birkaç öneri de sunmak istediğini kaydeden Okkalı, “Borcu olmayan sosyal sigortalar primini ödeyen işverenlere şuan yüzde 5’lik bir teşvik var. Bu teşviki yapılacak hesaplamayla yüzde 10-12 gibi rakamlara çekildiği zaman buradan gelecek fark, bir kısmı buradan sübvanse edilebilir. Biz aynı uygulamanın gelir vergisinde de yapılmasını istiyoruz. Eğer vergisini muntazam ödeyen mükellef varsa yüzde 5 ile 10 arasında bir indirim yapılması da bu sistemi destekler. Hem de insanlara, mükelleflere, müşterilerimize düzgün verme alışkanlığı da getirebiliriz. Bu da bizim için çok önemli. Asgari ücretin artışı piyasadaki kayıtlı çalışan sigortalıları kayıt dışına itecek. İşveren şimdi eğer siz makul şartları sağlayamazsanız piyasa otomatikman makul şartları kendisi üretir. İşverenler bakacak şimdi piyasaya rekabet edemiyorlarsa kendilerini otomatik olarak kayıt dışına itecekler. Sigortasız eleman çalıştırma yönüne gidecekler” ifadelerini kullandı.

    “BUNUN ENGELLENMESİNİ ÖZELLİKLE DEVLETİMİZDEN TALEP EDİYORUZ”

    Türkiye’de Suriye’den göç eden Irak’tan göç eden çok sayıda yabancı olduğuna değinen Mehmet Okkalı, “Bunların çoğu kayıt dışı olarak zaten istihdam ediliyor. Fakat bu artışın sübvanse yoluyla çözümü üretilmezse bu tarafa anormal bir yüklenme olacak. Bu sefer Türk vatandaşı olan insanlar işten çıkarılacak yerine Suriyeli ve Iraklı vatandaşlar kayıtdışı olarak daha düşük ücretlerle, eski asgari ücret tutarındaki rakamlarla çalıştırılacağına inanıyoruz. Bunun engellenmesini özellikle devletimizden talep ediyoruz. Bu artışın diğer bir hususu da şuan Bağkur primlerinde işverenimize asgari ücrete göre hesaplama yapıldığı için Bağkur primlerinde de yeni yıldan itibaren bir artış olacak bu oranlara uygun bir şekilde. Bunun dışında gündelik çalışan evlerdeki temizlik elemanlarıyla ilgili primlerde de artış olacak. Evlerde yaşlı insanlarımıza bakan hasta bakıcılar var, yabancı işçilerde var. Buradaki insanların bütçeleri kısıtlı. Bu insanlara bu tür bir vergi ve sigorta yükünün gelmesi de onların ekonomik durumunu da zorlayacağından dolayı aynı teşvik uygulamalarının bu sektörde de yapılmasını özellikle bekliyoruz” şeklinde konuştu.

  • Asgari Ücretin 1300 TL’ye Çıkarılması Tartışmaları

    Malatya Sanayi ve Ticaret Odası Başkanı Hasan Hüseyin Erkoç, “AK Parti’nin 1 Kasım seçimleri öncesi vaatleri arasında yer alan asgari ücretin 1300 TL’ye yükseltilmesi teklifine iş dünyasının vergi yükünün hafifletilmesi şartıyla olumlu bakıyoruz” dedi.

    Türkiye’de sanayicinin yükünün oldukça fazla olduğunu belirten Erkoç, “Asgari ücretin yükseltilmesi karşısında vergi yükünün işverenin omuzlarına yıkılması ile üretim ve rekabetin tehlikeye gireceğini düşünüyoruz. Bu konuda hükümetten iş dünyası olarak ciddi destekler bekliyoruz. Geçtiğimiz gün Çankaya Köşkü’nde Başbakanımız işveren ve işçi temsilcileri ile bir araya geldi. Biz diyoruz ki asgari ücret bin 300 TL olsun ilave vergi yükü iş dünyasına yansıtılmasın. Çünkü yansıtılırsa üretimde zorluklar çekiliyor birde vergi maliyetleri yüksek olursa rekabet gücü zayıflar” ifadelerini kullandı.

    Bin 300 TL ücretin çok büyük bir ücret olmadığına dikkat çeken Erkoç, ancak işverene de ek bütçe olarak getirilmemesi gerektiğini ifade etti. Erkoç, “Evet bin 300 TL olsun ama işveren maliyetti de bin 500’yi geçmesin” diyerek bu yükün hazine tarafından karşılanmasını istedi. Bu konuda hükümetin gerekli çalışmaları başlattığını da söyleyen Erkoç, “Bir tarafta siz 2023 hedefine ulaşmak istiyorsunuz. Buda üretmekten geçiyor çünkü başka çare yok. Bu nedenle rekabet gücünün artırılması ve ek yüklerin hazine tarafından karşılanmasını arzu ediyoruz” diye konuştu.

    MTSO Başkanı Erkoç, iş dünyasının sıkıntılarının ciddi boyutta olduğunu dile getirerek asgari ücretin bin 300 TL’ye yükseltilmesi konusunda devletin mutlaka işverene destek çıkması gerektiğini söyledi.