Etiket: uçak

  • Ruslar Fashıon Show’a Katılmak İçin 4 Uçak Değiştirmek Zorunda Kaldı

    Dosso Dossi Fashion Show Yönetim Kurulu Başkanı Hikmet Eraslan, fuara katılmak isteyen Rus misafirlerin Türkiye’ye gelmek için 4 uçak değiştirip başka yollardan gelmek zorunda kaldığını söyledi.

    Victorias Secret mankenlerinden Candice Swanepoel’in yaşanan krizi ve güvenlik sorunlarını gerekçe göstererek gelmemesi üzerine Dosso Dossi Fasion Show 10’uncu yılı özel defilesinde Ukraynalı Barbie lakaplı Model Valeria Lukyanova boy gösterdi.

    Özel koleksiyonların sergilendiği defileyi değerlendiren Dosso Dossi Fashion Show Yönetim Kurulu Başkanı Hikmet Eraslan, Candice Swanepoel’in gelmemesini umursamadıklarını söyledi. Her şeye rağmen güzel bir defile geçirdiklerini belirten Eraslan, Rusya krizi nedeniyle Rus misafir ve müşterilerin fuara katılmak için 4 uçak değiştirip farklı şehirlerden gelmek zorunda kaldıklarını belirtti.

    Rus pazarında 7 milyon dolar kaybının da olduğunu belirten Eraslan şöyle konuştu:

    “Defilemize Victorias Secret meleklerinden Candice Swanepoel’in bekliyorduk ancak Türkiye’de ve komşu ülkelerde yaşanan olayları bahane ederek gelmedi. Biz de çok umursamadık. Önemli olan buraya gelen misafirlerimizin ticaret yapması. Onların burada olmaması tanıtım anlamında bir şeyler katıyor ama bu dönem Rusya’dan müşterileri getirerek başarılı bir iş yaptığımızı düşünüyorum. 5 bine yakın misafirimiz var. Bunun yüzde 35’i Rus. Tüm bu olumsuzluklara rağmen Rus müşterilerimizden yüzde 20’lik bir fireyle bu dönemi atlatıyoruz. Misafirlerimizin Türkiye’ye gelmesi için bütün zorluklar oluştu. Ama biz ikna edip başka şehirlerden getirmeye çalıştık. 4 ayrı uçak değiştirip gelenler var. Kontrollerle ilgili sıkıntılar yaşadık ve her şeye rağmen geldiler. Yaklaşık 7 milyon dolarlık bir kaybımız oldu. Ukraynalı Barbie lakaplı Model Valeria Lukyanova işin telafisini yaptı. Şu an Dosso Dossi Fashion Show yaptığı barış duyurusuyla bütün dünyaya barış yanlısı olduğunu gösterdi. Umarım mesaj yerine ulaşmıştır” dedi.

  • Sakem’den Maket Uçak Kursu

    Safranbolu Kültür ve Eğitim Merkezi ( SAKEM ) ve Türk Hava Kurumu ile ortaklaşa maket uçak kursu açtı.

    20’ye yakın kursiyerin katıldığı kursun ilk gününde THK Safranbolu Şube Sorumlusu Aykut Danacı kursun ana amaçlarından birisinin sivil havacılığı kursiyerlere benimsetmek, öğretmek ve sevdirmek olduğunu söyledi.

    Danacı, Türk Hava Kurumunun pek çok ilde bulunan kurslarında planör, yamaç paraşütü gibi etkinliklerinin de bulunduğunu ve bu kursların tamamen ücretsiz olduğunu kaydederek, kursun düzenlenmesinde kendilerine katkıda bulunan Belediye Başkanı Dr. Necdet Aksoy ve SAKEM yetkililerine teşekkür etti.

    SAKEM çarşı şubesinde 3 hafta sürecek olan kursun ardından kursiyerlere sertifika verilecek.

  • Fikret Orman’ın Uçak Hayali

    Beşiktaş Kulübü Başkanı Fikret Orman, “Vodafone Arena bittikten sonra önümüzdeki sezonlardan itibaren bir uçak alacağız. Beşiktaş markalı bir uçakla uçmak istiyoruz. Kendi markamızın uçakta olmasını istiyoruz” dedi.

    Ankara Ticaret Odası (ATO) tarafından bu yıl ilk kez organize edilen ve temel hedefi Ankara’yı ’marka kent’ hedefine bir adım daha yaklaştırmak olan Ankara Marka Festivali’ne katılan Beşiktaş Kulübü Başkanı Orman, “Beşiktaş farklılık oluşturmak üzerine kurulmuş bir takım. Sloganları, marşları, taraftarları farklıdır. Herkesle bir olmaktansa farklı olmayı seçen bir takımdır. Bunun da bizim marka değerimizi çok güçlendiren bir şey olduğunu düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

    “BİZİM EN DEĞERLİ VARLIĞIMIZ BEŞİKTAŞ’IN MARKA DEĞERİDİR”

    Beşiktaş’ın marka stratejileri hakkında bilgi veren Orman, en fazla önem verdikleri şeyin yönetim başarısı olduğunu belirterek, şunları kaydetti:

    “Bizim en değerli varlığımız Beşiktaş’ın marka değeridir. Her yaptığımız alımda Beşiktaş’ın markasıyla alakalı stratejilerimiz ve algı yönetimimiz vardır. Buna çok dikkat ederiz. Sporda da Beşiktaş markasının algılanmasını farklılık üzerine kurduk. Hiçbir zaman polemiklere, insanları rahatsız edecek şeylerin içerisine girmemeye, bunun içerisine çekmek isteyenlerden uzak durmaya, Beşiktaş markasını temiz bir spor kulübü olarak insanlara sunmaya gayret ederiz.”

    “SENELİK SPONSORLUK GELİRİ 40 MİLYON DOLAR”

    Beşiktaş’ın sponsorluk anlaşmalarından gelen yıllık gelirini açıklayan Orman, “Bizim markamızla bir araya gelen markaların kazançlı olması ve kazan kazan stratejisini oluşturamadığımız takdirde başarılı olmayacağımızı biliriz. Bütün stratejilerimizi bunun üzerine kurarız. Beşiktaş markası şu anda Türkiye’nin en değerli markasıdır. Yapmış olduğu sponsorluk anlaşmaları da bunun göstergesidir. Beşiktaş Spor Kulübü’nün senelik sponsorluk geliri 40 milyon dolar civarındadır” şeklinde konuştu.

    “BİZ ORAYA BİR SARAY YAPIYORUZ”

    “Vodafone Arena bir stat değildir, bir imar kavgasının simgesidir” diyen Orman, “Türkiye’nin en önemli lokasyonunda Beşiktaşlılar, dünyanın en güzel statlarından bir tanesine sahip oluyor. Aslında bir anıt eser denilebilir… Biz oraya bir saray yapıyoruz. Bunun da Beşiktaş’ın marka algısını inanılmaz derecede yukarı çıkaracağını düşünüyoruz” değerlendirmesinde bulundu.

    ORMAN’DAN KULÜP UÇAĞI PROJESİ

    Beşiktaş Kulübü sporcularını taşımak ve marka değerini yükseltme için bir uçak projelerinin olduğunu açıklayan Orman, “Vodafone Arena bittikten sonra önümüzdeki sezonlardan itibaren bir uçak alacağız. Beşiktaş markalı bir uçakla uçmak istiyoruz. Kendi markamızın uçakta olmasını istiyoruz. Futbol takımının havaalanına Beşiktaş logolu bir otobüsle, havaalanından da yine Beşiktaş logolu bir uçakla ayrılmasını istiyoruz. Gittiği yerden de Beşiktaş markalı bir otobüsle ayrılmasını sağlamaya çalışıyoruz. Mevzu sporcularımız çok rahat etsin, yöneticilerimiz çok iyi uçsunlar değil, bu bir marka algısıdır. Havaalanında onu gören bir sporseverde bıraktığı izlenim çok farklı bir izlenimdir” ifadelerini kullandı.

    Orman, Ankara’da Beşiktaşlıların, Ankara halkının kullanabileceği bir spor alanı yapmayı planladığını ve bu alanın temini için Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek’ten söz aldıklarını ifade etti. Programın sonunda ATO Başkanı Salih Bezci, Orman’a plaket takdim etti.

  • Türkiye-rusya Arasındaki Uçak Krizinin Altın Fiyatına Etkisi

    Samsun Kuyumcular Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanı Salih Özman, Türkiye ile Rusya arasındaki uçak krizinin altın fiyatlarını da etkilediğini, krizin sona ermesiyle altın fiyatlarının da normalleşeceğini söyledi.

    Türkiye’nin Rus savaş uçağını düşürmesinin altın piyasasını etkilediğini belirten Salih Özman, “İş dünyası bundan birinci derecede etkilenen grupta yer alıyor. Çünkü ticaret tamamen uluslararası gerginlik veya sakinlik üzerine kuruluyor. Eğer gerginlik varsa ticaret daralıyor, sakinlik varsa da ticaret genişliyor. Bizim kuyumcular olarak Rusya’ya altın ithalatımız veya ihracatımız yok ama dolaylı olarak altın fiyatları bu gerilimden etkileniyor. Döviz kurlarının yukarıya doğru hareket etmesi altının maliyetini arttırıyor” dedi.

    Rusya ile olan krizin bir gerginlik ortamı ve Türk ekonomisini etkilediğini ifade eden Özman, “Bunu ticaret bakımından diğer sektörleri etkilemiş olabilir ama kuyumcu sektörüne yansıması fiyatlar yönünde oldu. Uzun süredir 95 TL civarında seyreden altın fiyatları 100 TL ve üzerine çıktı. Bunun sebebi uluslararası piyasada altının borsa fiyatının yükselmesi değil. Türkiye ile Rusya arasındaki uçak krizi dünya borsalarındaki ticareti etkilemediği gibi gerilime en duyarlı olan altın borsasını da etkilemedi. Ama Türkiye’de gerilimi arttırdı. Buda İstanbul Menkul Kıymetler Borsa (İMKB) değerlerini düşürdü, hem de döviz kurlarını yukarıya doğru sıçrattı. 2.75 – 2.80 TL aralığında giden hatta daha düşmesi beklenen dolar kuru şuanda 3 TL sınırına yaklaştı. Altın fiyatları da bizim kritik eşik dediğimiz 100 TL’nin üzerine çıktı” diye konuştu.

    Kuyumcu esnafları olarak fiyat artışlarından olumsuz yönde etkilendiklerini ifade eden Özman, “Çünkü 100 TL’nin altındaki fiyatlar Türk tüketicisinin alıştığı, psikolojik olarak ‘alınabilir, satın alınabilir, yatırım yapılabilir’ dediği rakamlardı. Uzun süre bu rakamlarda kaldı. 100 TL gibi bir rakamlar da tüketicilerde ‘altın alınmaz’ algısı oluşturuyor. Bu algı da insanları altına yatırım yapmaktan alıkoyuyor. Dolayısıyla Rusya’daki kriz perakendeci kuyumcu esnafının işlerini ciddi anlamda düşürmeye başladı. Bunu 1-2 günlük süre içerisinde, altın alacak kişilerin fiyatları sorduğunda kapıdan döndüğünü gördük. Benim şahsi kanaatim bu döviz kurlarının çok fazla yukarı gitmeyeceği, normal seyrine kısa bir süre sonra döneceğidir. Rusya ile aramızdaki bu gerginliğin yumuşayacağı kanaatindeyim. Çünkü artık dünyada savaşlar bir uçak düşürme ile veya bizim TIR’ların bombalanmasıyla olamayacak kadar girift ilişkiler içerisindedir. Bir şekilde anlaşma noktasına gelinecek. Bu ilişkiler normalleşecektir. Normalleştiği anda da artık istikrara kavuşan Türkiye Cumhuriyeti’ndeki işleyiş normale döndüğünde İMKB’ki yükseliş ve döviz kurlarında da kriz olmadan önceki haline dönüş olacaktır” şeklinde konuştu.

  • ATB Başkanı Çandır’dan Uçak Krizi Değerlendirmesi

    Antalya Ticaret Borsası (ATB) Başkanı Ali Çandır, Rusya ile başlayan gerginliğin iki ülkenin köklü ilişkilerine zarar vermeden kısa sürede son bulmasını diledi.

    ATB Kasım ayı Meclisi, Meclis Başkanı Hüseyin Cahit Kayan başkanlığında toplandı. ATB’nin bir aylık çalışmasının anlatıldığı Meclis’te Yönetim Kurulu Başkanı Ali Çandır, ekonomiye ve gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Rusya ile başlayan gerginliğin iki ülkenin köklü ilişkilerine zarar vermeden kısa sürede son bulmasını dileyen Çandır, Antalya’nın tarım ve turizm alanında bu konudan etkilenebileceğini söyledi. “Krizin iyi yönetilmesi gerekiyor” diyen Çandır, devletler arasındaki ilişkilerin iş dünyasına, halkla yansımaması gerektiğini kaydetti. Çandır, “Bu dönemin çok iyi kontrol edilmesi gerekiyor. İnsanlar da bunlarla ilgili değerlendirmelerinde akılcı sağlıklı, yaklaşımlar sergilemeli” dedi.

    “BİRİKMİŞ SORUNLAR ÇÖZÜM BEKLİYOR”

    64. hükümete başarılar dileyen Ali Çandır, Dışişleri Bakanlığı’na yeniden atanan Antalya Milletvekili Mevlüt Çavuşoğlu’na kutlayarak başarılar diledi. Küresel alanda olduğu gibi Türkiye’nin de yıllardır biriken sorunlarının çözüm beklediğini kaydeden Çandır, “Bu sarmaldan çıkmamız için milletimiz yeni hükümet ve meclise önemli bir fırsat vermiştir. Umuyoruz ki bu fırsat, iyi değerlendirilerek birikmiş sorunlarımıza kalıcı çözümler getiren bir iradeye dönüşür” diye konuştu.

    Türkiye’nin enerjisini başta ekonomi olmak üzere, hukuk ve eğitim gibi alandaki birikmiş sorunlarına harcaması gerektiğini vurgulayan Çandır, “Çünkü gelecek on yıldaki gelişmeler, bize bu ve benzeri alanlardaki iyileştirmelerimiz için geçmişteki kadar yardımcı olmayacaktır. Yeni yürütme ve yasama döneminde birçok alanda beklentilerimiz ve taleplerimiz olmasına rağmen borsa olarak önceliğimiz ekonomi, bu kapsamdaki tarımsal üretim ve ticarettir” ifadelerini kullandı.

    “TEŞVİK VE DESTEKLER YENİDEN ELE ALINMALI”

    Tarım sektörünün küresel rekabete korumasız ve çok hızlı bir biçimde açılmasının olumsuz etkilerine dikkat çeken Çandır şöyle devam etti:

    “Bu olumsuz etkiyi azaltmanın bir aracı olarak gerçekleştirilen tarımsal destek ve teşvikler de son 13 yılda, 80 milyar TL gibi ciddi bir boyuta gelmiştir. Bu destek ve teşvikler, tarım topraklarında ve tarımda çalışan sayısındaki kayıplara ne yazık ki engel olamamaktır. Yani tarımdaki destek ve teşvikler hedeflerine ulaşamamış, attığımız taş hedefe ulaşmamış, kurbağayı ürkütmemiştir. O halde tarımda ilk olarak destek ve teşvik mekanizmalarını yeniden ele almak olmalıdır. Bildiğiniz gibi destek var etmeye ya da yok etmemeye yönelikken, teşvik ise mukayeseli üstünlükle var olanın çok daha hızlı ve sürdürülebilir şekilde büyümesini sağlamaya yönelik bir mekanizmadır. Geçmişten günümüze başaramadığımız temel konu bu ayrımın doğru yapılmamış olmasındandır. İşlevsel olarak destek ve teşviki doğru kullanmanın referansı ise ürün odaklı olmaktan geçer. Ürüne odaklanmış bir işlevsel destek ve teşvik sisteminin kaynağı ise tüm gelişmiş dünyada, toplu tarımsal üretim planlamasıdır. Önümüzdeki dönemde tarımsal destek ve teşvik konularında bu boyutlara yoğunlaşmanın gerekli olduğunu düşünmekteyiz.”

    TARIMDA SOSYAL GÜVENLİK

    Tarımda istihdam ve sosyal güvenlik uygulamalarının farklı kurgulanması gerektiğini kaydeden Çandır, “Sektöre uygun bir sosyal güvenlik mevzuatı, tarımın gelişimine önemli ölçüde katkı sağlayacaktır. Bu kapsamda Çalışma ve Sosyal Güvenlik eski Bakanı, yeni Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanımız Faruk Çelik’ten tarımdaki sosyal güvenlik sorunlarına merhem olacak politikalar beklentisi içerisindeyiz” dedi.

    “ASGARİ ÜCRET ARTIŞI İLK KOBİLERİ VURACAK”

    Asgari ücret ve vergi artışını da değerlendiren ATB Başkanı Ali Çandır, şu değerlendirmede bulundu:

    “Yapılan bir araştırmaya göre, bin 300 TL’lik asgari ücret, ilk etki itibariyle işverene yaklaşık 18 milyar liralık bir ek yük getirmektedir. Kıdem tazminatı ve asgari ücret dışındaki etki de cabası. Bu rakam, ülkemizdeki 1 milyon işletmenin en büyük bini dışındaki 999 bin işletmenin yıllık toplam karına eşittir. Bu da göstermektedir ki asgari ücret artışının ilk etkisi doğrudan KOBİ’lere olacaktır ve KOBİ’ler tasfiye riski ile karşı karşıya kalacaktır. Önerimiz, bu ek yükün kamu tarafından karşılanması yönündedir.”

    DAMGA VERGİSİ ELEŞTİRİSİ

    Piyasalarda KDV oranlarında artış olacağına ilişkin tedirginlik olduğunu belirten ATB Başkanı Ali Çandır, “Böyle bir artış özellikle tarım ürünlerinde üretici ve ticaret erbabını önemli ölçüde zorlayacak, nihai olarak tüketiciyi de aynı derecede sıkıntıya sokacaktır. Zaten son derece pahalı olarak tükettiğimiz ürünler, zorlayıcı bir etkiyle daha da pahalılaşacak, tüketimi azalacak, üretici ise bu durumdan dalgalar halinde olumsuz etkilenecektir. Bunun önüne geçmeli ve hatta tarım ürünlerinde et başta olmak üzere KDV indirimlerini gündeme alarak ekonomiyi canlandırmalıyız. Vergi oranlarında artış yapmak yerine, arsa rantı ile ilgili düzenlemeler yapılarak kaynak yaratılmalıdır. Bir diğer sorun da, 1950’li yıllardan kalma ve artık günümüzdeki dijital olanaklarla açıklanması mümkün olmayan damga vergisi konusudur. Artık işlevsel bir temeli olmayan ve yarattığı faydadan çok ekonomik engel oluşturan bu verginin ortadan kaldırılması zorunlu bir hale gelmiştir” diye konuştu.

    Kasım ayında gerçekleştirilen G20 Liderler Zirvesi’nin Antalya için iyi bir tanıtım aracı olduğunu kaydeden Çandır, “Kentimizin bu tanıtım ve reklam potansiyelini kalıcı bir hale dönüşmesi için çalışmalarımızı yoğunlaştırmalıyız. Kent ekonomisi ve geleceğimiz için Antalya’dan kazandığını Antalya’ya yatıran bir anlayışla hareket etmeliyiz” dedi. Çandır, G20 Zirvesi’nin gündemindeki, yoksulluk, gelir adaletsizliği, güvenlik, iklim değişikliği, sürdürülebilirlik ve kapsayıcılık konularında harekete geçilmesini beklediklerini söyledi.

    “KAİNAT MI, YOKSA KAR MI?”

    Konuşmasında iklimsel değişiklikler konusuna da değinen Ali Çandır, “Subtropik iklimden tropik iklime geçmemize sadece 1.5 derece kaldı. Korkarım ki tropik iklime geçme riskiyle karşı karşıyayız. Yani iklim değişimlerine karşı sınırda bulunmaktayız. Örneğin, Antalya’mız yakın bir gelecekte tropik bir iklime sahip olabilir. Böyle bir değişim ise kentimizi bir anda çölleşme riskiyle yüz yüze getirecektir. Dolayısıyla kentimizle, bölgemizle ve ülkemizle ilgili politikalar ve kararlar üretirken, bunların sürdürebilirliği ve kapsayıcılığı asla göz ardı edilmemelidir. Bırakın çocuklarımıza yaşanılabilir bir kent ve ülke bırakmayı, bu gidişle bizlerin bile yaşlandığında dayanamayacağı bir kent ve bir ülke ile baş başa kalabiliriz. Bu duruma gelmemenin yollarını, politikalarını ve kararlarını gündemimizden asla düşürmemeli ’Kainat mı, yoksa Kâr mı?’ seçeneklerinden birini tercih etmeliyiz” şeklinde konuştu.

    SAĞDUYU ÇAĞRISI

    ATB Meclis üyeleri, Rusya ile Türkiye arasında yaşanan gerilimin ticarete olan etkisini değerlendirdi. ATB Meclis Üyesi Recep Özkul, ikili ilişkilerin ticareti etkilemesiyle ilgili somut bir veri olmadığını belirterek, “İşin nereye varacağını bilmiyoruz ama bir tedirginlik var. Herkes sağduyulu davranmalı” dedi.

    Meclis Üyesi İbrahim Yılmaz, krizin iki ülke arasındaki ticarete yansımasının olacağını belirterek, “Ama bekleyip görmek gerekiyor. Tam çiçekte sezon başındayız. Kötü bir zamana geldi ama bekleyip göreceğiz” ifadesini kullandı.

    Cüneyt Doğan, olayın çok taze olduğunu belirterek, “Ne söylesek yanlış olur” derken, Osman Yardımcı da, ilişkilerin ticarete yansımaması gerektiğini söyledi.