Etiket: Tuzağına

  • Web sitesi, sosyal medya ve dijital reklam tuzağına dikkat

    Subbrand Marka ve Reklam Ajansı Başkanı Mustafa Solmaz, reklam verenlerin tuzağa düşmemesi için pazarlama ve marka konularında profesyonel ajanslardan hizmet almaları gerektiği tavsiyesinde bulundu.

    İş Dünyası gerek gelirlerini arttırmak gerekse ürün ve hizmetlerini tanıtarak sürekliliklerini devam ettirmek adına birçok mecradan ve kanaldan tüketicilerine ulaşmaya çalışıyor. Tüketiciye giden yol hem zorlu hem de tuzaklarla dolu.

    Subbrand Marka ve Reklam Ajansı Başkanı Mustafa Solmaz, reklam ve tanıtımda mecra, yani reklamın sergilediği yerin önemli fakat reklam içeriğinin çok daha önemli olduğunu vurgulayarak, “Bu içerik sizin ürün/hizmetinizi sergileme, müşterinize mesaj verme ve kendinizi ifade etme yolunuzu gösterir. İşte tuzak olarak adlandırdığımız kısım tam da bu noktada oluşur. Reklam verenler süslü mecralara ya da onlara vaat edilenlere yönelerek reklamın içerik kalitesini ve müşteriye vereceği mesajı ikinci hatta üçüncü sıraya atıyor. Tuzak kuranların reklam verene vaat ettiği sayılar, rakamlar ve erişim oranları aslında sizin reklam içeriğiniz yani mesajınız başarılı ise işe yarar, aksi takdirde insanın algılama sınırları dışında mesaj yağmuruna tutulduğu bu çağda kalabalıklar hiç bir anlam ifade etmez. Önemli olan o kalabalık içinde insanların dikkatini çekecek reklam İçerikleri oluşturabilme yeteneğidir, sayılar değil” ifadeleri kullanıldı.

    Solmaz, reklam verenler tarafından dikkat edilmesi gereken noktaları şöyle sıraladı, “Birincisi reklam vereceğiniz kişilerin Pazarlama, Marka ve Satış deneyimi edinmiş olmalarına çok dikkat edin. Markadan anlamayan ya da hayatında hiç satış yapmamış kişilerden reklam içeriği oluşturmasını ya da Markanızı mecralarda temsil etmesini beklemeyin. İkincisi, Sizlere sunulan rakamlara karşılık bu rakamlar içinde nasıl ve hangi mesajla dikkat çekeceğinizi, içeriğinizin müşterinizin beklenti ve ihtiyaçlarına nasıl karşılık geleceğini sorgulayın. Üçüncü ve son olarak ister web sitesi ister sosyal medya isterse de farklı bir dijital platform da olsun tanıtım veya reklam içeriğinin tüm platformlardan önce geldiğini ve bundan daha önemli hiçbir konunun olmadığını unutmadan reklam içeriği ile ilgili çalışmalarda profesyonellerden destek alın” şeklinde konuştu.

  • (Özel haber) Bonzai tuzağına düşen yabancıların yürek burkan halleri kamerada

    Birçok genci ağına düşüren bonzai tuzağına İstanbul’da yaşayan yabancılar da yakalandı. Beyoğlu ve Şişli’de iki yabancı şahsın bonzainin etkisiyle kendini kaybettiği anlar kameralara yansıdı.

    Biri Afrika, diğeri ise Bulgaristan uyruklu olduğu öğrenilen iki kişinin bonzai maddesinin etkisiyle kendini kaybettiği anlar kameralara yansıdı. Beyoğlu Tarlabaşı Bulvarı’nda içtiği uyuşturucunun etkisiyle yere yığılan Afrika uyruklu şahıs her gün binlerce kişinin kullandığı yolda yerde hareketsiz şekilde uzun süre yattı. Sahsı gören vatandaşlar ise şaşkınlığını gizleyemedi.

    Mecidiyeköy’de bir alışveriş merkezinin önünde oturan Bulgaristan uyruklu şahsın ise kullandığı bonzainin etkisiyle kendini kaybettiği görüldü. Oturduğu yerde sabit duramayan şahıs, kendini bir süre sonra çimlere attı. Kameralara yansıyan görüntüler yürek burktu.

  • BASAM Başkanı Sait’ten Kuzey Iraklı Kürtlere uyarı: “Sahte hayallerle Siyonistlerin tuzağına düşmeyin”

    Balkan Stratejik Araştırmalar Merkezi (BASAM) Başkanı Rifat Sait, Kuzey Irak’taki Kürtlere, “Sahte hayallerle Siyonistlerin tuzağına düşmeyin” uyarısında bulundu.

    Kuzey Irak’ta yapılacak referandumu değerlendiren BASAM Başkanı Rifat Sait, “Kuzey Irak’ta bağımsız Kürdistan için yapılacak referandumun ’Arz-ı Mev’ud’, yani Siyonist Yahudilerin inandığı bir efsaneye göre sözde kendilerine yaratıcı tarafından vazedildiğine inanılan, Türkiye’nin güneydoğusunu da içine alan Nil’den Fırat’a kadar ’Büyük İsrail’ devletinin topraklarıdır ki; bu durum İsrail’in Anadolu’ya geçişi için ilk bağlantı olacaktır” diye konuştu.

    “Kürtler Çanakkale ruhu ile hareket etsin”

    Müslüman Kürtlerin Çanakkale’de Anadolu için Türklerle, Arnavutlarla, Çerkezlerle birlikte savaştıklarını ve şehit düşerek yan yana yattıklarını hatırlatan Sait, bunun Çanakkale ruhu olduğunu söyledi. Sait şöyle devam etti:

    “Anadolu’da Türkler, Kürtler, Arnavutlar, Boşnaklar, Çerkezler, Lazlar birlikte yaşıyorlar, hepsi Müslüman ve alınları secdeye gidiyor. Oysa İsrail’in emelleri bütün bu kardeş milletlerin Anadolu’dan çıkmasıdır, bunu unutmasınlar. Kürt kardeşlerimiz Çanakkale ruhu ile hareket etsinler.”

    “Anadolu’nun 1897’de parsel planı yapıldı”

    Ortadoğu’daki mücadelenin petrol ve doğalgaz mücadelesi olmasının yanı sıra inanç mücadelesi olduğunu ifade eden Sait, ’’Bugün Suriye krizinin, Libya, Irak ve Afganistan’daki olanların kökeninde aynı gerçek vardır. Buralardaki mücadelelerin temelinde inanç faktörü vardır. İsviçre’nin Basel kentinde 1897 yılında toplanan Birinci Siyonist Kongresi’nde alınan kararların başında 50 yıl içerisinde Filistin toprakları üzerinde İsrail devletinin kurulması, 100 yıl içerisinde de Türkiye’nin güneydoğusunu da içine alan Nil’den Fırat’a kadar ’Büyük İsrail’ devletinin kurulması kararları vardı” dedi.

    “Arz-ı Mev’ud, AK Parti yüzünden gecikti”

    Yahudilerin ilk isteğinin olduğunu vurgulayan Sait, ’’Yani başta İngiltere olmak üzere Batılıların desteği ile ilk 50 yıl içerisinde İsrail Devleti kuruldu fakat Arz-ı Mev’ud 100 yıl geçmesine rağmen gerçekleşmedi. Yahudi inancına göre Tanrı tarafından İsrailoğullarına vaat edilen topraklar hala Müslümanların elinde. Bu topraklar içinde Türkiye’nin bir bölümü de var. Ancak bu Yahudi efsanesi oldukça gecikti. Neden, çünkü Türkiye’de son 15 yılda güçlü bir AK Parti iktidarı var. Ayrıca Filistinli kardeşlerimizin başlattığı intifadanın bu 100 yıllık süreci engellediğini görüyoruz. Bu beklenmedik başarısızlık Siyonist lobileri de telaşa düşürmüş durumda. Çünkü Arz-ı Mev’ud için bastıran ABD ve İsrail bunu gerçekleştiremezse Batı’nın temelini oluşturan Hıristiyan-Yahudi medeniyetinin üstünlüğünü kaybedeceği ve üstünlüğün yeniden İslam’a geçeceğinden endişe ediyorlar” ifadelerini kullandı.

  • İnternette hızlı zayıflama tuzağına dikkat

    İnternette satışa sunulan zayıflama haplarına dikkat çeken Diyetisten Yasemin Özdeş Yılmaz, “16 yaşında zayıflama ilacını kullanarak hayatını kaybeden kızlar var” dedi.

    Kocaeli Derince Eğitim ve Araştırma Hastanesi Diyetisteni Yasemin Özdeş Yılmaz, hızlı kilo vermeyi vaat eden zayıflama haplarının insan hayatındaki etkisine dikkat çekti.

    “Zayıflama ilaçları insanlarımızın umutlarını söndürüyor”

    “İnternet üzerinden satılan zayıflama haplarının insan sağlığını olumsuz etkilediği belirten Diyetisten Doktor Yasemin Özdeş Yılmaz, “Bu ürünler insanların daha çok umutlarını söndüren ticari ürünlerdir. Hepsi bitkisel olarak piyasaya sürülse bile içeriğinde yan etkisi zayıflama olan kimyasallar bulunmaktadır. Maalesef bu ürünlerin zararlı olduğunu ve piyasadan toplatılması için insanlarımızdan birkaçının hayatını kaybetmesi gerekiyor. Çünkü her dönem böyle oluyor. İşte şu ürün çıkar. 1 yıl boyunca piyasada kalır. Bu süre içerisinde birkaç kişi hayatını kaybeder, sonra bu ürünler toplatılır” dedi.

    İnsanların anlık kilo vermelerini vaat eden zayıflama haplarından uzak durmaları gerektiğini söyleyen Yılmaz, “Çünkü biz bir gün ya da bir ay içerisinde şişmanlamıyoruz. Doğal olarak bu işin ‘bir ürünü kullandım, bir hafta kilo verdim” şeklinde olması da mümkün değildir. İnsanlarımızın zayıflama hedeflerini daha uzun süreye yaymaları gerekiyor. Eğer kilomuz varsa ilk önce hekim kontrolüne gitmeleri gerekiyor ki kilonun altın yatan nedenin mutlaka araştırılması gerekiyor” ifadelerini kullandı.

    “Obeziyeti içecekler, hareketsizlik ve spor yapmamak tetikliyor”

    Türkiye’deki obezite sorunun her geçen gün etkisini arttırdığını belirten Yılmaz, “Gençlerimizin küçük yaşta içeceklere yönlendirilmiş olması. Bilgisayar, telefon ve internetin yaygınlaştırılması insanların daha çok otuyor olması ve spordan uzak duruyor olmaları artan obezitenin bu piyasalarda iş yapmasına olanak sağladı. İnsanlarda bunu değerlendiriyor aslında” açıklamasını yaptı.

    “16 yaşında zayıflama ilacını kullanarak hayatını kaybeden kızlar var”

    Zayıflama ilacını kullananların kendini ve ailelerini düşünmeleri gerektiğine vurgu yapan Yılmaz, “16 yaşında zayıflama ilacından hayatını kaybeden genç kızlarımız var. Bunları kullanırken ilk önce kendilerini düşünmüyorlarsa ailelerini düşünmeleri gerekiyor. Çünkü ilk içtim bir şey olmadı vs gibi düşünmemeleri gerekiyor. Bu ilaçları 10 gün kullanırsınız bir şey olmaz ama 1 gün kalp krizi sonucunda hayatınızdan vazgeçebilirsiniz. O yüzden mutlaka obezite sorunu olanlar mutlaka hekime başvurması gerekiyor. Obezite problemini yaşayanların yaşam şekillerini değiştirmeleri gerekiyor” diye konuştu.

    “Bu ilaçlar birçok hastalığı tetikliyor”

    Zayıflama ilaçlarının insan sağlığına vermiş olduğu zararlar hakkında bilgi veren Yılmaz, “Bu ilaçlar daha çok beyindeki merkezi etkilediği zaman ani kalp krizlerine neden olabiliyor. Böbreklerimize yüklendiğimiz için böbrek yetmezliğine neden oluyor. Karaciğer yükünü arttırdığı için karaciğer iflas edebilir. Bu ilaçların içinde oranları belli olmayan lifler var. Bu lifler bağırsak kanserine neden olabilir. Vücudumuzun dengesini tamamen bozabilir” ifadelerini kullandı.

  • Palandöken: “Veliler, korsan servislerin biz ucuza taşırız tuzağına düşmesinler”

    Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, “Okul sezonunun başlamasının ardından okullarımızın çevresinde korsan servis araç işletmecileri çoğalmaya başladı. Geleceğimizin teminatı çocuklarımızın daha güvenli bir eğitim ve öğretim için mutlaka yardımcı personeli ve ilgili mesleki odaya kayıtlı olan 60 bin 799 servis araçlarından birinin tercih edilmesi doğru olacaktır. Korsan servislerin biz ucuza taşırız tuzağına düşmesinler” dedi.

    TESK Genel Başkanı Palandöken, 19 Eylül’de başlayacak olan 2016-2017 eğitim ve öğretim dönemi öncesinde velilere ve okul yöneticilerine uyarılarda bulundu. Okul kantinlerinde öğrencilere satılan gıdalara, velilerin ve okul yöneticilerinin çok dikkat etmesi gerektiğinin altını çizen Palandöken, “Evlatlarımızın sağlıklı beslenebilmesi için hijyen koşullarına dikkat eden esnaflarımızdan gıda ürünlerini temin edin. Seyyar olarak, açık tezgahlarda sağlıksız ve denetimsiz olarak okul çevrelerinde satış yapan kişilerin mutlaka denetlenmesi ve bu satışların önüne geçilmesi gereklidir. Çocuklarımız da sağlıksız beslenme ve açıkta yapılan satışlar konusunda mutlaka bilgilendirilmelidir. Çünkü yarınlarımızı emanet edeceğimiz çocuklarımızın dengeli ve sağlıklı beslenmelerini tüm veliler olarak arzu ederiz. Bu konuda okul yönetimi ve emniyet yetkililerimiz okul çevresinde gerekli tedbirleri almalıdır” diye konuştu.

    “Okul servislerine dikkat”

    Yeni eğitim ve öğretim yılı ile birlikte piyasada çok sayıda korsan servis aracının olduğuna da dikkat çeken Palandöken, “Okul sezonunun başlamasının ardından okullarımızın çevresinde korsan servis araç işletmecileri çoğalmaya başladı. Geleceğimizin teminatı çocuklarımızın daha güvenli bir eğitim ve öğretim için mutlaka yardımcı personeli ve ilgili mesleki odaya kayıtlı olan 60 bin 799 servis araçlarından birinin tercih edilmesi doğru olacaktır. Korsan servislerin biz ucuza taşırız tuzağına düşmesinler. Ayrıca servislerde rehber personel bulundurmayan servis araçlarını mutlaka Servis Araçları Odasına bildirmeliler. Emniyet yetkililerimiz, yapacakları denetimlerle evlatlarımızın can güvenliğini sağlamalıdır” ifadelerini kullandı.