Etiket: Tuza

  • Kortizon kullananlar tuza dikkat

    İç Hastalıkları ve Romatoloji Uzmanı Uzm. Dr. Sevtap Şimşek, romatizmal hastalıkların tedavisinde sık başvurulan kortizonların doğru kullanılmaması halinde zararların kaçınılmaz olduğunu söyledi.

    VM Medical Park Bursa Hastanesi’nde her perşembe gerçekleştirilen bilimsel hekim toplantılarında İç Hastalıkları ve Romatoloji Uzmanı Uzm. Dr. Sevtap Şimşek, romatizmal hastalıkların tedavisinde sık kullanılan kortizonlarla ilgili uyarılarda bulundu. Kortizonların 1950’lerden bu yana kullanıldığını belirten Sevtap Şimşek, “Kortizonlar, etki ve yan etkileri çok iyi bilinen doğal ilaçlardır. Doğaldır çünkü kortizon üretimi, aynı zamanda her sağlıklı insanın vücudunda vardır. Ama tıpkı diğer ilaçlardaki gibi doğru zamanda, doğru teşhis ve doğru dozda kullanıldığında faydalıdır. Yanlış kullanılan kortizonlar da aynı yanlış kullanılan diğer ilaçlar gibi zararlıdır. Kortizonlar, başta alerji ve bağışıklık sistemi olmak üzere pek çok sistemde etkileri olan ilaçlardır. Bu etkilerin bir kısmı, bazı hastalıkların tedavisi için çok önemli olup kortizonları ilaç olarak kullanmamızın sebebidir” diye konuştu.

    Uzm. Dr. Şimşek sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Kortizonlar genellikle tek başına kullanılmaz, yanında diğer romatizma ilaçlarıyla beraber ve özellikle başlangıç tedavide kullanılır. Tedavi sırasında da olabildiğince erken sürede, doz azaltılarak kesilir veya olabilecek en düşük dozda devam edilir. Tedavi sırasında olabilecek yan etkilerden korunmak için bol sıvı almak, az tuzlu ve az yağlı yemek, hareket ve doktorun tavsiye ettiği saatlerde kullanmak önemlidir. Özel durumlar dışında kortizonların genellikle sabah erken saatlerde alınması, yan etkilerinin azalması açısından önemlidir. Özetle kortizonlardan korkmayalım, yanlış kullanmaktan ve ehil olmayan ellerde kullanılmasından korkalım. Unutmayalım ki zehrin çok az bir dozu ilaç olarak tedavide kullanılabilirken, yaşam için vazgeçilmez olan su veya şekerin fazlası zehir olabilir.”

  • Tuza, şekere ve yağa sınırlama getirilecek

    Almanya, aşırı kilolar, kötü beslenme sebebiyle her geçen gün artan hastalıklara karşı mücadele kapsamında tuz, şeker ve yağlara karşı başlatılan sınırlamalara federal hükümetin hazırladığı yeni tasarı ile destek vereceğini duyurdu.

    Alman Gıda ve Tarım Bakanlığı ülkede üretilen hazır gıda maddelerinin tat, raf ömrü veya kalitesinde bir değişikliğe sebep olmaması kaydıyla tuza, şekere ve yağa sınırlama getirilecek bir tasarı hazırlıyor. Alman Gıda ve Tarım Bakanı Christian Schmidt, hazır gıdalardaki tuz, şeker ve yağ oranlarının azaltılması için bir tasarı sunduklarını ve hedefin 2018’in ortasına kadar tuz, şeker ve yağ oranların yavaş yavaş hazırlanan tasarıdaki yüzdelere kadar indirileceğini açıkladı. Hazırlanan tasarının bütün hazır gıda ürünlerini kapsadığını belirten Bakan Schmidt, hazır gıdalardaki bu üç madde azaltılırken kalorisinin de azaltılması gerektiğini ve ürünün tadını değiştirmek için yüksek kalorili başka bir yağın kullanılamayacağını söyledi.

  • Yiyeceklerde Gizli Tuza Dikkat

    Uzmanlar, tuz tadı olmayan ancak içerdiği sodyumla günlük tuz ihtiyacının büyük bir bölümünü karşılayan yiyeceklerdeki “gizli tuz” miktarına karşı uyarıda bulundu.

    İzmir Üniversitesi Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Muammer Karadeniz, sadece sofra tuzunun kısıtlanmasının, tuz alımının kontrolünü sağlamadığını söyledi. Aşırı tuz tüketiminin birçok sağlık sorununa neden olduğunu kaydeden Karadeniz, “Tuzun aşırı şekilde tüketilmesi yüksek tansiyon, kalp krizi, inme ve diğer kalp ile ilgili hastalıklara yol açabilir. Sorunun görünmeyen ve dikkat edilmeyen tarafı tuzun aynı zamanda salata soslarında ve soda, işlenmiş tavuk ürünleri gibi gıdalarda da bulunmasıdır. Biz, hastalara beslenmede günlük bir çay kaşığı kadar tuz (6 gram) alımını öneriyoruz” dedi.

    ÜRÜN İÇERİKLERİNİ İNCELEYİN

    Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Muammer Karadeniz, dondurulmuş gıda alırken veya uzun süre saklanmış gıdaları alırken içerisindeki tuz miktarları konusunda dikkatli olmamız gerektiğini belirterek şöyle konuştu:

    “Ambalajlı tüketime sunulan gıdaların içeriği etiket bilgisinden okunmalı ve benzer gıdalarda tuz ve tuz yerine geçen maddelerin miktarları daha düşük olanlar tercih edilmelidir. Türk toplumu günde yaklaşık 19 gram tuz tüketiyor. Yani ortalamanın 3 katından daha fazla. Bu durum hastalık oranının 3 kat artması demek. Aşırı tuz tüketimi nedeniyle aile bireyleri içerisinde kalp damar ile diyabet hastaları ve çocuklar küçük yaşlarda riske maruz kalmaktadır.”

    BU GIDALAR TUZ İÇERİYOR

    Doç. Dr. Muammer Karadeniz, tüketilmesi konusunda dikkatli olunması gereken gıdaları şu şekilde sıraladı: ’’İçerisinde gizli tuz olan ürünler soya sosu, hamburger, bisküvi, simit, salata sosları, patates kızartması, pizza, bütün fastfoodlar, sosis, pastırma, peynir, ekmek, çörek, poğaça, konserve fasulye, konserve dolma, konserveli besinler, işlenmiş kümes hayvanı eti, işlenmiş etlerin ve şarküteri ürünlerin tümü ile salam ve çedar peyniri şeklinde sıralanabilir’’ dedi.

  • Dünya Tuza Dikkat Haftası

    Özel Sani Konukoğlu Hastanesi Nefroloji Uzmanı Doç. Dr. Selman Ünverdi, ekonomik refahın artmasıyla birlikte, hazır gıda ve tuz tüketimindeki belirgin artışın, gelişen ülkelerin ortak kötü kaderi olduğunu belirterek, “Yaşamın tadını ‘tuz’la bozmayın” dedi.

    Doç. Dr. Selman Ünverdi, 11-17 Mart Dünya Tuza Dikkat Haftası dolayısıyla yaptığı açıklamada, hazır gıda ve tuz tüketimindeki belirgin artışın, gelişen ülkelerin ortak, kötü kaderi olduğunu kaydetti. Bu duruma paralellik gösteren hipertansiyon, obezite ve diyabet sıklığında görülen artışın, dünyada olduğu gibi Türkiye’de de gittikçe artan ve insan sağlığını tehdit eden felaketlere dönüştüğünün altını çizen Doç. Dr. Ünverdi, “Gelişmiş ülkeler tuz alımı ile başta ölüm, hipertansiyon, obezite, böbrek yetmezliği ve şeker hastalığı olmak üzere, sağlığı tehdit eden birçok hastalık arasında doğrudan güçlü bir ilişki olduğunu çok önceden fark ettiler. Önemli bir halk sağlığı problemi olan tuzun alımını kısıtlama ve önleme adına ciddi stratejiler geliştiren Avrupa ülkeleri, kişi başına tuz alımını günlük ortalama 9 grama kadar düşürmeyi başardılar” dedi.

    TÜRKİYE’DE DURUM NEDİR?

    Bu tehlikeyi geç fark etmekle beraber Türkiye’de sağlık otoritelerinin tuz alımı konusunda birtakım önlemleri uygulamaya geçirdiğine dikkati çeken Doç. Dr. Ünverdi, “Ancak 5 yıl boyunca alınan önlemlere rağmen ortalama tuz alımında sadece 3 gram/günlük bir azalma sağlanarak, günlük tuz tüketiminin 15 gram/güne düştüğü izlendi. Bu strateji ile dünya sağlık örgütünün önerdiği hedefe ulaşmamız oldukça zor olacağa benziyor” ifadelerini kullandı.

    Doç. Dr. Ünverdi, artan tuz tüketiminin toplumun genel sağlığını tehdit ettiğini, hipertansiyon, artan obezite, böbrek yetmezliği ve diyabet sıklığındaki artış ve bunların tedavi giderlerine ayrılan bütçenin sürekli arttığını anlatarak, “Daha mutlu ve zengin bir yaşam için daha az tuz tüketelim. Hayatın tadını ‘TUZ’ ile kaçırmayalım” çağrısı yaptı.