Etiket: Tüyoları”

  • YKS adaylarına uzman pedagogdan sınav tüyoları

    YKS adaylarına uzman pedagogdan sınav tüyoları

    Pedagog Hakan Şahintürk, tüm Türkiye’de hafta sonu yapılacak olan Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS)ile ilgili önemli tüyolar verdi. Şahintürk, “Sınav zamanında arkadaşlarımın en başarılı oldukları testlerden başlamalarını öneriyorum. Bu hem özgüvenlerini arttıracak hem de başarı oranını arttıracaktır” dedi.

    ÖSYM tarafından gerçekleştirilecek YKS sınavı için heyecanlı bekleyiş sürüyor. ÖSYM’nin internet sitesinde yer alan duyuruya göre, 27 Haziran 2020’de uygulanacak Yükseköğretim Kurumları Sınavı‘nın (2020-YKS) oturumları şöyle: 1. Oturum Temel Yeterlilik Testi (TYT), 28 Haziran 2020’de uygulanacak 2. Oturum Alan Yeterlilik Testleri (AYT) ile 3. Oturum Yabancı Dil Testi (YDT)

    Pedagog Hakan Şahintürk, sınava girecek üniversite adayları için önemli uyarılarda bulundu. Şahintürk, “Öğrenci aileleri ve öğrenciler, son 3 ayda zor bir süreçten geçti. Hem psikolojik, hem akademik hem de duygusal anlamda çok zorlandılar. Merkezi sınavların ilki geçtiğimiz hafta yapıldı. Liselere giriş sınavı, bu hafta ise yaklaşık 2 milyon 433 bin öğrencinin katılacağı üniversiteye giriş sınavı yapılacak. Bu sınava katılacak öğrencilerimizin yapacakları konusunda son 3 günle ilgili tavsiyelerde bulunmak istiyorum. Öğrencilerimiz bana genellikle şöyle bir soru soruyorlar; ‘Hocam, son gün de ders çalışalım mı?’ Evet, ders çalışabilirsiniz ama çok yoğun bir şekilde değil. Yeni konu öğrenme noktasında değil, hep sıkıntı yaşadığınız, çözmekte zorlandığını soruları tekrar edebilirsiniz” dedi.

    “Son 3 günü sağlıklı ve sakin geçirsinler”

    Sınava 3 gün kaldığını ve adayların bu süreci sakin ve sağlıklı bir şekilde geçirmeleri gerektiğini kaydeden Pedagog Şahintürk, “Bununla beraber, tüm aile ve öğrenciler son 3 günü çok sağlıklı ve sakin geçirmekle ilgili tedbirler almak zorundalar. Ailelere önemli görevler düşüyor. Ebeveynlerin sakin kalmakla ilgili net ve samimi davranmaları gerekiyor. Ve onlara istemedikleri zaman sınavla ilgili konuşma yapmamaları gerekiyor. Benim ailelere önerim; özellikle eylemleri ile söylemleri arasında tutarlılık olması gerekiyor. Kendi heyecanlarını çocuklara doğru yansıtmaları gerekiyor. Çünkü çocuklarımız gerçekten çok heyecanlılar” diye konuştu.

    “Sınav gecesi kitap okuyabilirler”

    Sınav gecesi stres nedeniyle adayların uyku problemi yaşamalarının normal olduğunu ve süreci kitap okuyarak geçirebileceklerini söyleyen Şahintürk, “Gelelim sınav gecesine. Hep yaşanan sorunlardan bir tanesi o geceki uyku sorunu. Benim arkadaşlara bu konuda önerim, o gece uyuyamayan arkadaşlarımız sevdikleri bir kitabı ya da yarım bıraktıkları bir kitabı alarak okusunlar. Okumak uykuyu en kolay getiren eylemdir arkadaşlar. O yüzden kitap okumanızı tavsiye ediyorum. Sınav sabahına gelince; anne ve babaların çocuklarına abartmadan güzel bir kahvaltı hazırlamalarını ve sınav salonuna bir ebeveynin gitmesini öneriyorum. Çünkü, önlemler bunu gerektiriyor. Sınav salonuna gidebiliyorlarsa son 3 gün içerisinde ziyaret etsinler” şeklinde konuştu.

    “Başarılı oldukları testlerden başlasınlar”

    Son olarak üniversite adaylarına, sınava başarılı oldukları testlerden başlama önerisinde bulunan Şahintürk, “Çok önemli bir öneride daha bulunmak istiyorum. Eski soruları mutlaka çözmüşlerdir. Son 3 yılın sorularını bu son 3 günde deneme sınavı halinde çözmelerini öneriyorum. Evde kendilerine zaman versinler. Sınav zamanında ise arkadaşlarımın en başarılı oldukları testlerden başlamalarını öneriyorum. Bu hem özgüvenlerini arttıracak hem de başarı oranını arttıracaktır” dedi.

  • Uzman doktordan cilt sağlığı tüyoları

    Uzman doktordan cilt sağlığı tüyoları

    Hayat Hastanesi Cildiye Uzmanı Dr. Bayram Börekçi, yazın gelmesiyle birlikte uygulanabilecek cilt bakım yöntemleri hakkında bilgiler verdi.

    Yaz mevsimine girerken en büyük sıkıntılardan birinin cilt bakımı olduğuna işaret eden Dermatoloji Uzmanı Dr. Bayram Börekçi, “Kışın soğuk ve kuru havaya alışan ciltlere havalar ısındığında güneşin de etkisi ile farklı bakım yöntemleri uygulanması gerekiyor. Cilt yaşlanmasındaki en önemli sebep güneş ışınlarıdır. Bu sebeple bu konuda çok dikkatli olunması gerekmektedir. Güneş ışınlarından korunulmadığı takdirde cilt lekeleri, ince kırışıklıklar oluşabilmektedir. Tatile gitmeden önce cildi kuvvetlendirecek, nemlendirici etkili işlemlerin yapılması faydalı olacaktır” dedi.

    Börekçi, “Nem maskesi içerikli cilt bakımları ve cildi nemlendirmek için mezolifting uygulanabilmektedir. Bu uygulamalarda hyalüronik asit içeren özellikle cilde yüksek oranda nem kazandıran bir madde bulunmakta ve çok ince iğnelerle cildin yüz, dekolte ve güneş gören yerlerine enjekte edilmektedir. Bu da cildin uzun süre nem kazanmasını sağlamakta ve güneş hasarına karşı cildi korumaktadır. Bu uygulamanın 3-4 seans olarak iki haftada bir şeklinde uygulanması gerekmektedir. Derinin orta tabakasında yer alan kollajen liflerin oluşumunu artıran dermaroller, PRP gibi işlemlerin de bu dönemde yapılması önerilmektedir. Botoks ve dolgu enjeksiyonu uygulamaları ile de cilt daha canlı ve parlak hale getirilmektedir” diye konuştu.

    “Tatil öncesi derinin üst yüzeyine zarar verebilecek kimyasal peeling, dermabrazyon, soyucu etkili lazer gibi uygulamalardan kaçınılmalıdır. Bu işlemler sonrasında ciltte leke kalma ihtimâli olabilmektedir. Tatilde havuz ve deniz ile beraber saçlarda da yıpranmalar ve kurumalar meydana gelebilmektedir. Bu sebeple saçları yaz mevsimine hazırlamak için 1-2 seans saç mezoterapisi uygulanabilmektedir. Tatil sonrasında da yıpranmış olan saçlar yine mezoterapi ile canlandırılabilmektedir. Bu uygulama göz altlarının daha canlı görünmesine ve karanlık görüntünün açılmasına yardımcı oluyor. Dolayısıyla özellikle sıcak havalarda gözaltı kapatıcısı kullanma ihtiyacını azaltıyor” dedi.

    Mimik kırışıklıklarını durdurmanın en etkili ve güvenli yolunun botoks olduğunu kaydeden Börekçi, “Bilhassa yaz aylarında güneşten dolayı gözlerimizi kısarak baktığımız için, mimik çizgileri daha kolay yerleşir. Buna önlem olarak bu zamanlarda yaptıracağınız botoks size yazın daha pürüzsüz ve genç bir ifade kazandıracaktır” dedi.

    Sadece 15 dakikalık bir işlemle aşırı terleme kaynaklı sıkıntıların çözülebildiğini aktaran Börekçi şöyle devam etti:

    “Yaz döneminde sıcak havalarla beraber karşılaşılan bir sorun da aşırı terlemedir. Koltuk altı, avuç içi ve ayak tabanındaki terleme sorunu kişinin sosyal hayatını da etkilemektedir. Bu sorun 15 dakikalık botoks uygulaması ile kolaylıkla çözülebilmektedir. Bu uygulama için ideal uygulama zamanı Nisan ve Mayıs aylarıdır. Yazın güneşten koruyucu kremler 3-4 saatlik aralarla düzenli olarak tatbik edilmelidir. Saat 11.00-16.00 arası direkt güneş altında kalmamaya, bu saatler dışında da şemsiye altında durmaya özen gösterilmesi gerekmektedir. Güneş gözlüğü ve açık renkli ince kıyafetlerle de mekanik olarak desteklenmelidir. Bu dönemde cilt daha fazla kuruduğu için bol bol nemlendirilmelidir. Güneş ile reaksiyon verip leke oluşumuna yol açabilecekleri için makyaj malzemeleri ve parfümlü ürünlerin kullanımının da kısıtlanması önemlidir.”

    Son olarak gençlik aşısı olarak bilinen uygulama hakkında da bilgiler veren Dr. Börekçi, bu işlemin belirli aralıklar ile 3 defa uygulandığını ifade etti.

  • BUBYO öğrencilerine kariyer tüyoları verildi

    Burhaniye ilçesinde, Uygulamalı Bilimler Yüksekokulu (BUBYO) Girişimcilik Topluluğu tarafından okulun konferans salonunda ‘Kariyer.net’ten Kariyer Tüyoları” isimli etkinlik düzenlendi. Yapılan organizasyona Kariyer.net Takım lideri Bahtiyar Gençero, Yüksekokul Müdürü Doç. Dr. M. Oğuzhan İilban, öğretim elemanları ve BUBYO öğrencileri katıldı.

    Yoğun ilgi gören seminerde konuşan Bahtiyar Gençero, öğrencilerin kendilerini çok iyi tanımaları gerektiğini anlattı ve sonrasında sahip olduğu özelliklere göre doğru bir CV’nin nasıl oluşturmaları gerektiğini ve mülakatlarda ne gibi zorluklarla karşılaşacaklarını gerek örneklerle gerekte canlandırma yaparak anlattı. Gençero konuşmasında “1999’dan bu yana Türkiye’nin en büyük online istihdam platformu olan Kariyer.net, iş arama ve işe alım süreçlerinde yeni nesil teknolojilerle, iş arayanlarla işverenleri internet ortamında bir araya getiren bir platformdur. Kariyer.net en önemli kaynağının ‘insan kaynağı’ olduğunun bilinciyle hareket eder. Kariyer.net çalışanları olarak bizler tüm Türkiye’de öğrencilerimizin istedikleri kariyeri nasıl elde edebileceklerine yönelik birikimlerimizi onlara aktarmaya çalışıyoruz. İlk kez geldiğim Bubyo’da çok heyecanlı ve motivasyonu yüksek bir kitle ile karşılaştım. Öğrencilerin motivasyonunu yüksek tutan eğitim aldıkları kurumlardır. BUBYO’da bu motivasyonu gördüm. BUBYO’da bu motivasyon ve birliktelik olduğu sürece Türkiye’nin önde gelen eğitim kurumlarından biri olmaya adaydır” dedi. BUBYO Müdürü Müdürü Doç. Dr. M. Oğuzhan İlban, Bahtiyar Gençero’ya göstermiş olduğu ilgiden dolayı teşekkür etti. Müdür İblah, “ Kariyer.net sadece işverenler ile çalışanları buluşturan bir platform olmaktan çok öte aynı zamanda eğitim veren, seminerler düzenleyen ve Türkiye’nin genç ve dinamik nüfusuna hizmet eden bir organizasyondur. Sahip oldukları deneyimleri okulumuz öğrencileriyle paylaştığı için Bahtiyar beye ve onu okumuza getirmek için yüksek efor sarf eden girişimcilik kulübü öğrencilerine teşekkür ederim. Öğrencilerimize verdiğimiz akademik eğitimin yanında onları iş hayatına hazırlamak için seminer ve eğitim programlarına hız kesmeden devam edeceğiz. Üreten, gelişen ve büyüyen bir Türkiye’yi iyi eğitim almış yüksek profilli gençlerle sağlayabileceğimizin farkındayız. Vizyonumuz gereği misyonumuzu, amaç ve hedeflerimizi bir bir gerçekleştirmeye devam edeceğiz” dedi. Etkinlik, teşekkür plaketi takdimi ve tüm katılımcılarla çekilen hatıra fotoğrafıyla sona erdi. Ayrıca etkinliğe katılan tüm öğrencilere katılım belgeleri verildi.

  • Kadınlara menepoz tüyoları

    Medical Park Gaziantep Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı olan Doç. Dr. Hatice Ender Soydinç, kadınların hayatını önemli ölçüde ve yakından etkileyen menepozun doğal süreci hakkında tüyolar verdi.

    Doç. Dr. Hatice Ender Soydinç, bir kadın için sadece adetten kesilme değil, aynı zamanda bedensel, sosyal ve psikolojik değişikliklerin de bir arada görüldüğü bir dönem olduğunu belirterek, “Menopoz kadının üreme yeteneğini kaybetmesidir. Ülkemizde 46–47 yaşlarında görülmeye başlanan menopozda, endokrin sistemin yaşlanması ve doğal olarak sistemik bir yaşlanma söz konusudur. Bir yıl adet görmeyen kadın menopozda kabul edilir. Bu süreçte yumurtalıklarda yumurtlama olmaz ve gebelik mümkün değildir” şeklinde konuştu.

    Menopozun Doğal Sürecine Hazırlık

    Menopozun doğal sürecine ilişkin Doç. Dr. Hatice Ender Soydinç, kadınları uyararak menopoza dikkat edilmesi gerektiğini ifade ederek, “Adet süreniz kısalıyorsa, Ateş basması, terleme, çarpıntı, gece uyuyamama şikayetleriniz varsa ki bu şikayetler 1–3 yıl yıl içinde yavaş yavaş kaybolur. Genital bölgenizdeki kıllanma azaldıysa, cinsel isteğinizde azalma varsa orgazm güçlüğü yaşıyorsanız, cinsel ilişki sırasında acı ve kuruluk hissi yaşıyorsanız, pelvik organlarınız esnekliğini yitirmiş ve sarkmalar başladıysa, İdrar kaçırma şikayetleriniz başladıysa, kemik yoğunluğu azalıyorsa menopoza girmiş olabilirsiniz” şeklinde konuştu.

    Menopoz Hayatına Alışmak

    Soydinç, menopozla başlayan yeni hayata alışmak için ise şu tavsiyelerde bulunarak, “Bu süreci en rahat şekilde geçirmek için yıllık jinekolojik kontrollerinizi ihmal etmeyin. Şikayetleriniz ve bireysel farklılıklarınız göz önüne alınarak hekim kontrolünde östrojen tedavisini görebilirsiniz. Rahim ağzı kanseri için smear testinizi yaptırın. Smear testi ve ultrasonografik muayene ile rahim zarı ve yumurtalık kanserlerinin erken yakalanması sağlanabilir. Menopozla birlikte kalp damar hastalıklarında artış görüldüğü için kardiyolojik muayeneden geçin. Osteoporoz açısından gerekli tetkik ve tedavilerinizi yaptırın. Kalça kırığı ve omurgada çökme kırıkları daha kolay oluşur. Kadınlarda en sık görülen kanser türü meme kanseridir. Meme kanserlerinin üçte ikisi 50 yaş üstünde görülür. Bu nedenle menopoz dönemindeki kadınlar meme kanseri açısından taramadan geçirilmelidir. Menopozda bazen depresyon ile seyreden bir süreç de yaşanabileceği için sosyal ve psikolojik destek alın” diye konuştu.

  • Uzmanlardan sağlıklı kilo tüyoları

    Obezite cerrahisi ile ideal kilolarına kavuşan hastalara yönelik eğitim faaliyetleri sürdüren Medical Park İzmir Hastanesinde bir araya gelen uzmanlar sağlıklı kiloya kavuşmanın tüyolarını verdi.

    Medical Park İzmir Hastanesi, obezite cerrahisi ile ideal kilolarına kavuşturduğu hastalarına yönelik eğitim çalışmalarına devam ediyor. Bu kapsamda genel cerrahi uzmanı Prof. Dr. Murat Sözbilen, Psikiyatri Uzmanı Dr. Tarkan Amuk ve Diyetisyen Ceren Semerci geçtiğimiz yıllarda obezite tedavisi gören hastalarıyla bir araya gelerek bilgilendirme yaptı. Etkinliğin açılışında konuşan ve obezite hastalığının dünyaca kabul edilmiş bir hastalık olduğunu söyleyen Prof. Dr. Murat Sözbilen, “Biz hastane olarak 113 obezite cerrahisi ve metabolik cerrahi ameliyatı gerçekleştirdik. Bildiğiniz gibi obezite tüm dünyada kabul edilen bir hastalık. Yurtdışında, Amerika’da, Avrupa’da artık bebeklik döneminden itibaren önlemler alınmaya başlandı. Bebeklerin beslenme programlarını düzenleyerek ileriki yaşlarda obeziteyi nasıl engellerizi savunmaya çalışıyorlar” dedi.

    Vücudun basit bir dengesi olduğunu anlatan Sözbilen, “Aldığımız kalori ve verdiğimiz kalori arasındaki dengeyi tutturmak zorundayız. Bu şekilde beden bütünlüğümüzü korur ve diğer organlarımızı sağlıklı bir halde daha uzun ömürlü kullanmaya devam ederiz” diye konuştu.

    “Ekip çalışması gerekli”

    Ayrıca obezite cerrahisinin bir süreç olduğunu da belirten Sözbilen, “Verdiğimiz ve aldığımız kalori dengesini etkileyen çok fazla faktör var. Ameliyat öncesi, aldığımız kalorilerin değerlendirilmesi, verdiğimiz kalorilerin vücudun ne ölçüde kullandığı, hangi organlarımızda hasar olduğu, hangilerinde olmadığı, hangilerinin eksik çalıştığı gibi birçok faktör var. Bunların da sadece bir ameliyatla değil multidisipliner bir çalışmayla götürülmesi gerekiyor. Bunların farkında olan ve olmayan hastalar var. Bize bazı hastalar geliyor. Hocam benim midemi küçültün diyor. Böyle bir şey yok. Bu süreçte bunları etkileyen çok fazla faktör var. Bu süreçte, fizyolojik denge, psikolojik denge, ortamsal bozukluklar var. Bu faktörlerin hepsini bir araya getirmek için bir ekip çalışmasının olması lazım” dedi.

    “Anlık duygu psikolojik bir hastalık değil”

    Obezite cerrahisi sonrası kısa süreli pişmanlıkların psikolojik bir sorun olmadığını belirten Psikiyatri Uzmanı Dr. Tarkan Amuk ise “Örneğin o gün lahmacun yiyen birini gördüğümüz zaman keşke ameliyat olmasaydım, ben de lahmacunumu yeseydim gibi bir duyguya kapılabilir. Bu genel olarak ameliyattan sonraki memnuniyetinizi değiştirmez. Biz de her ağlayan depresyondadır diye bir tabir vardır ya da biraz mutsuz olduğunda biri hemen bu depresyonda denir. Depresyon böyle bir şey değildir. Psikolojik hastalıklar da böyle bir şey değildir. Bazı şeylerin hastalık olabilmesi için birçok faktörün bir araya gelmesi gerekiyor” şeklinde konuştu.

    “Pozitif düşünce hayatınızı değiştirir”

    Obezite cerrahisi sonrası hastaların hayata, kendilerine, insanlara bakış açılarını değiştirmeleri gerektiğini söyleyen Amuk, “İlk olarak duygularınızı içinize atmayın. Duygularınızı içinize atmadıkça kendinizi daha rahat hissedeceksiniz. İkinci olarak hayır demeyi bileceksiniz. Başkalarını üzmeyelim, kırmayalım dedikçe bütün yük sizin omuzlarınızda olacaktır. Sonra o mutsuzlukla bir şeyleri fazla yiyerek tekrar obez olmaya başlıyorsunuz. En önemlilerinden bir tanesi de bizim davranışlarımızı düşüncelerimiz belirler. Bu düşünce biz de bir duygu bırakır biz ona göre davranırız. Düşünce olumlu olursa davranış da olumlu olur. Düşünce olumsuz olduğu zaman davranış da olumsuz olur. Bu yüzden sizler de kafanızdaki olumsuz düşünceleri olumluya çevirdikçe bütün yaşam şekliniz insanlarla ilişkiniz ve hayat tarzınız da değişecektir” dedi.

    Diyetisten Ceren Semerci de obezite cerrahisi sonrası beslenme ve fiziksel aktiviteler hakkında önemli bilgiler verdi. Sağlıklı beslenmenin en önemli basamağının bunu yaşam tarzı haline getirmek olduğunu anlatan Semerci, “Sağlıklı beslenme denince akla ilk olarak 4 yapraklı yonca gelir. Burada bizim 4 tane besin grubumuz var: ilk grup süt ve süt ürünleri, İkinci grup et, yumurta ve kuru baklagiller, üçüncü grup sebze ve meyveler, dördüncü grupta ise ekmek ve tahıllar yer almaktadır. Sağlıklı beslenme için de işte bu dört guruptan azar azar beslenmemiz gerekiyor” dedi.