Etiket: Tutunuyor

  • Hobi bahçesi ile yaşama tutunuyor

    Mersin’de yaşayan ve bir süre önce konulan kanser teşhisi dolayısıyla dünyası kararan Belgin Taş, Mezitli Belediyesi’nin tahsis ettiği hobi bahçesinde meyve ve çiçek yetiştirerek yaşama tutunuyor.

    Mezitli Belediyesi’nden yapılan açıklamaya göre, belediye bünyesinde oluşturulan ’Hobi Bahçeleri Projesi’nin olumlu etkileri devam ediyor. İlçede yaşayan ve kanser başlangıcı teşhisi konulan 2 çocuk annesi Belgin Taş, hobi bahçesi sayesinde yeni bir yaşama ‘merhaba’ dedi.

    Yaptığı başvuru sonrası, Mezitli Belediyesi tarafından Merkez Mahallesi Hobi Bahçesi’nde yer tahsisi yapılan Taş, kontrollere gittiğinde mucize bir biçimde hastalığında gerileme yaşandığını, Başkan Neşet Tarhan’ın ’Hobi Bahçeleri Projesi’ ile kendisine yeni bir yaşam hediye ettiğini söyledi.

    Taş, yaşadığı sevinci ise şöyle paylaştı; “Yaşadığım gelişmeye oldukça şaşıran doktorum, ‘kemoterapi görmeniz gerekiyordu ama hastalığınızda mucize bir biçimde gerileme var. Şimdiye kadar ne yapıyorsan aynı şeyi yapmaya devam et’ dedi. Ben de her gün aynı şeyi yapmaya devam ediyorum. Burada o kadar huzurlu oluyorum ki, misafirlerimi buraya getiriyorum. Evi artık kapattım. Sabah erkenden geliyorum, kahvem ve kitabımla gelecek misafirlerimi burada ağırlıyorum. Eski komşuluk ilişkilerini yeniden hayata geçirdik. Misafirlerim geldiği zaman ellerimle sebzelerimi topluyorum ve kendilerine sunuyorum. Kendimi yaylada gibi hissediyorum. Doğayla uğraşıyorum, kitabımı okuyorum. Herşeyden uzaklaşıyorum. Burası yüksek canavar binaları arasında kocaman bir vaha gibi. Sabah, kapımı açıp çayımı ocağa koyduğumda stresten uzak, mutlu ve yepyeni bir dünyaya ‘merhaba’ diyorum.”

    Taş, kendisine bu imkanı sunan Mezitli Belediyesi ve Belediye Başkanı Neşet Tarhan’a da teşekkür etti.

  • Çadır kentte yaşayan mülteciler bombaların gölgesinde hayata tutunuyor

    Suriye’de 7 yıldır devam eden iç savaş nedeniyle göç eden Suriyeliler, yaşadıkları çadır kentlerde bombaların gölgesinde hayata tutunmaya çalışıyor.

    Suriye’de 7 yıldır devam eden iç savaş nedeniyle yerlerinden yurtlarından olan aileler, daha güvenli bölgelere göç ediyor, Özellikle İdlib kırsalında kurulan çadır kentler, mültecilerin tekrar hayata tutunmasını sağlıyor. Türk Kızılayı ise bölgeye sık sık yardım gönderiyor. Türk Kızılayı’nın desteği ile kurulan çadır kentlerde binlerce mülteci hayatlarını devam ettiriyor. Hastalanan yetişkinlerin ve çocukların tedavileri ise yine çadır kentte kurulan çadır hastanede yapılıyor. Bölgenin güvenliğini Suriyeli muhalifler sağlıyor.

    İç savaşta babalarını kaybeden çocuklar ise kaldıkları yetimhanede hayata tutunmaya çalışıyor. İHA’nın görüntülediği yetimhanede çocuklar, Esad rejiminin hava saldırısında ölen babalarının özlemiyle yaşıyor.

    Umut Çadır Kenti’nde incelemelerde bulunan Türk Kızılayı Genel Başkanı Kerem Kınık, kampın Hama kırsalından gelen 6 bin 700 kişiye ev sahipliği yaptığını ifade ederek, “AFAD ile birlikte kurulan bir kent. İdlib’in içerisi buna benzer dramlarla dolu. 1 milyon kişi buna benzer manzaralarda yaşıyor. Bu bölgede yakın zamanda bir çatışma oldu. Grupların kendi arasındaki çatışmalardan etkilendi. Siviller hemen tahliye edildi. Bu bölge özellikle Zeytin Dalı Harekatı’nın ardından daha güvenli hale gelecek” dedi.

    “Bombalar yakınımıza düşüyor”

    İç savaştan kaçarak Umut Çadır Kenti’ne yerleşen Halid, “Hepimiz savaştan kaçtık, Esad’ın saldırılarından kaçtık. İdlib ve Afrin tarafından çok bomba geliyor. Özellikle İdlib’e çok saldırı oluyor. En son saldırıda 5 kişi hayatını kaybetti. Afrin tarafından gelen bombalar hemen yakınımıza düşüyor” diye konuştu.

  • Görme engelli çocuklar müzikle hayata tutunuyor

    Çin’in Hubei eyaletinde yer alan Wuhan Şehri Görme Engelliler Okulu, donanımlı eğitimcileri ile görme engelli çocukların toplumdan uzaklaşmadan, nitelikli bir eğitim almasını sağlamak amacıyla hizmet veriyor. Müzikte bu hizmetlerden birisi oldu.

    Çin’in Hubei eyaletinde yer alan Wuhan Şehri Görme Engelliler Okulu, Çin’de görme engelli çocukların hayatını kolaylaştırmak ve daha iyi eğitim almalarını sağlamak açısından görme engelli öğrencilere yönelik eğitim hizmeti veriyor. Müzik çalışmaları okuldaki eğitimler arasında yerini aldı. Okulun görme engelliler için çalışmalarını ve eğitimcilerin çabalarını hikayeleştiren Çinli içerik tedarik platformu olan BON Cloud, Çin’den seyahat, eğitim, kültür-sanat, işletme ve teknoloji gibi alanlardan hikayeler içeren yüksek kalite içeriklerin uluslararası yayıncılara ve televizyonculara ulaşmasını sağlıyor.

    Müzik, görme engelli öğrencilerin hayatını değiştirdi

    2011’de Wuhan Şehri Görme Engelliler Okulunda gönüllü olarak çalışmaya başlayan Zhang Long, görme engeli olan çocuklara eğitim verme konusunda tecrübesi olmamasına rağmen öğrencilerin yaşadıkları zorlukları gördükten sonra hayatını değiştirmeye karar verdi. Öğrencilerin geleceklerinde fark oluşturmaya karar veren eğitimcilerden biri olan Zhan Long, okuldaki öğrencileri müzik ile daha sosyal bireyler yapmak amacıyla birçok çalışma gerçekleştirdi. Okuldaki öğrencilerden 150’sinin sınıfa gelme konusunda isteksiz olduklarını fark etti ve yılmadı. Görme engelli öğrencilerin tek kariyer seçeneğinin Çin’deki görme engelliler tarafından en fazla tercih edilen mesleklerden biri olan masaj terapisti olma düşüncesi onu yıldırmadı.

    Zhang Long, okulda radyo istasyonu ve yetenekli çocuklardan oluşan bir rock grubu kurarak öğrencilerin diğer okullardaki performanslara davet edilmesi sağladı, müzik ile onların hayatlarında farkındalık oluşturdu. Çocuklar da bu yeni yaklaşıma olumlu cevap vererek müzik için saklı olan tutkularını ve yeteneklerini ortaya çıkardı. Geleceğe dair daha umut dolu olan çocukların başarı hikayeleri de peş peşe gelmeye başladı. Okulda eğitim gören öğrencilerden biri olan Gan Wenjun, piyanoya yeteneği olduğunu ispatlayarak ulusal çapta birkaç ödül kazandı. Hatta bu başarısını bir adım daha ileri taşıyarak ünlü piyanist Richard Clayderman’ın konserlerinden birinde de performans sergiledi.

    “Onlara asla görme engelli çocuklar gibi davranmadım”

    Okuldaki başarılı çalışmalarından dolayı öğretmen Zhang Long’a ’Wuhan’daki En Fazla Örnek Alınan Öğretmen’ ve ulusal unvan olan ’Çin’deki En Güzel Öğretmen’ unvanları verildi.

    Ben onlara asla görme engelli çocuklar gibi davranmadım diyen Long, ’’Bu çocukların görememesi önemli değil. Kendilerini ifade etmek için kendi yöntemlerini kullanabilirler. Görme engelli olduklarından dolayı onlar için standartlarımı asla düşürmedim çünkü benim için onlar sadece çocuk. Yaklaşımım işe yaramış gibi görünüyor ve şimdi öğrencilerin öğretmen, profesyonel şarkıcı ve hatta astronot olmak gibi hayalleri var’’ şeklinde konuştu.

    Wuhan Şehri Görme Engelliler Okulu, kuruluşundan beri okul müzik, spor, eğitim ve diğer alanlarda yükselen bir yıldız olarak 500’den fazla çocuğun hayallerinin peşinden gitmesine yardımcı olarak Çin’deki özel eğitimlere katkıda bulundurmayı ve sürdürmeyi hedefliyor.

  • (Özel haber) Engelli kadınlar hayata örgü şişleriyle tutunuyor

    Eskişehir Tepebaşı Belediyesi 19 Mayıs Gençlik Merkezinde açılan kursa katılan ortopedik engelli kadınlar, hayata örgü şişleriyle tutunuyor. Engel tanımayan kadınlar, ortaya koydukları el emeği göz nuru eserlerini sergileyecekleri 8 Mart Dünya Kadınlar Günü etkinliği için hummalı çalışmalarına ise ara vermeden devam ediyor.

    Kentte yaşayan engelliler, Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç ve ekibi tarafından hayata geçirilen projelerle hayata tutunmaya devam ediyor. Belediye öncülüğünde 19 Mayıs Gençlik Merkezinde açılan el işi kursuna ortopedik engelli kadınlar yoğun ilgi gösteriyor. Kursta, yapay çiçekten çantalara, kazaklardan atkılara kadar birçok el emeği göz nuru eser ortaya çıkartan engel tanımayan kadınlar, ‘engelli bireyler istedikten sonra her şeyi başarır’ sözünün canlı kahramanları. Engel tanımayan kadınlar, kursta yaptıkları eserlerini ise 8 Mart Dünya Kadınlar Gününde açılacak sergide görücüye çıkartacaklar.

    “Bir gün geliriz burada 50-60 kişi olur”

    Azimleriyle örnek olan kadınları ziyaret eden Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç, gençlik merkezinin ortopedik engelli kadınlara da hizmet verdiğini söyledi. El işi ürünlerinin satılacak şekle engelli kadınlar tarafından getirildiğini anlatan Başkan Ataç, “Burası 19 Mayıs Gençlik Merkezi. Burada zaman zaman kalan boşluklardan yararlanarak, engelli kadınlarımıza haftada bir gün kurs açılıyor. Yarım gün oluyor bu kurs. Şu anda işte örgü ile uğraşıyorlar, görüyorsunuz. Onu bir çanta yapıyorlar, başka bir kullanılabilecek veya satılabilecek bir ürün haline getiriyorlar. Yani burada bir boş vakti değerlendiriyorlar. Zaman zaman farklı program dışı işlerde çıkıyor. Sakatlar Derneği’nin önerisiyle bizim koordinatörümüz Kemal Bey’in gayretiyle burada böyle bir iş başladı. Bu devam edecek. Büyüyerek gider inan. Bir gün geliriz burada 50-60 kişi olur. Daha büyüyerek gider. Yaptığımız her işe insanlar severek katılıyor. Bu da vatandaş ile belediye arasındaki bir güven unsuru. İki taraf birbirine güveniyor, seviyor ve birbirine emek veriyor. Bu da işi büyütüp, götürüyor tabi ki” dedi.

    “8 Mart Kadınlar Günü’nde ve Engelliler Haftası’nda stantta sergileyerek satışa sunacağız”

    Kursa katılan Çiğdem Çalışır, belediyenin kendilerine malzeme desteğinde bulunduğundan bahsetti. Kadınlar Günü’nde çalışmalarının olacağından söz eden Çalışır, “Biz burada engelli kadınlar olarak bir etkinlik yapmak istedik. Faaliyet yapmak istedik. Hem bir araya gelelim hem de evden çıkamayan engelli kadınlarla sosyal hayatın içinde olalım istedik. Bir çanta, örgü çanta projesi başlattık. Kağıda döktük engelli kadınlarla. Tepebaşı Belediyesi’ne verdik. Belediyemiz de sağ olsun bize yer gösterdiler. Gençlik merkezini de kullanabileceğimizi söylediler. Sadece cuma günleri engelli kadınlarla çanta üretiyoruz. Belediyemiz malzeme desteğinde bulunuyor. Bu ürettiğimiz ürünleri, çantaları 8 Mart Kadınlar Günü’nde ve Engelliler Haftası’nda stantta sergileyerek satışa sunacağız. Hem arkadaşlarımıza bir katkı sağlanacak hem de bir şeyler üretmiş olacağız, evde oturmaktansa. Şimdiye kadar 8 Mart Kadınlar Günü’nde engelli kadınların hiçbir proje çalışması olmadı. Hem de bu 8 Mart Kadınlar Günü’nde biz de bir proje üretelim istedik. Biz de bir farkındalık oluşturmak istedik toplumda. O yüzden böyle bir proje başlattık” diye konuştu.

    “En son trend çantalar var”

    Örgü eğitmeni Sema Doyuran, engelli kadınların çok azimli olduklarını aktardı. Sosyal bir ortamın oluştuğunu ifade eden Doyuran, “Aralık ayından beri her cuma burada buluşup örgüler örüyoruz. Sosyalleşiyoruz burada. Onlara çok iyi geldiğine inanıyorum. Gerçekten çok azimliler. Ben bile şaşırdım. Başlarken buraya geleceğimizi tahmin etmemiştim. En son trend çantalar var. Sektörün içinde olanlar bunu bilir. Onlara kadar gittik. Ucu onlara kadar gitti. Benim de amacım onların satışa yönelip, hani bunu internet ortamında satarak, ek bir gelir elde etmelerini, o yönde onları yönlendirmeye çalışıyorum. Mesela 3 ay evinden hiç çıkmayan buraya gelen engelli bir arkadaşımız var. Her hafta buraya gelerek evden çıkmış oldu. Mesela onları duymak beni çok motive ediyor” şeklinde konuştu.

    “Biz engelliler her şeyi aşıyoruz da yalnız mimari konularda şikayetlerimiz var”

    Kursiyerlerden Nadile Ceylan ise, engelliler olarak kendi engellerini aştıklarını söyleyerek, şöyle devam etti:

    “El işlerimizi sergilemeye çalışıyoruz. Ördüklerimizi faaliyete geçirmeye çalışıyoruz. Boş zamanlarımızı en azından arkadaşlarımızla birbirimizle oturup sohbet etmemiz, o konuda hem fiziksel hem ruhsal çok güzel avantajlara sahip olmuş oluyoruz. Biz engelliler her şeyi aşıyoruz da yalnız mimari konularda şikayetlerimiz var. Onlar bize daha çok engel oluyor. Halk bize çok engel olmuş oluyor. Ama onun haricinde biz kendimiz kendi kendimize yetecek kadar güce sahibiz.”

  • Oğlu Umut’u Lösemi’den Kaybeden Anne, Başka ’Umut’lar İçin Çalışarak Hayata Tutunuyor

    Lösemi hastalığı nedeniyle önce eşini, ardından da oğlu Umut’u kaybeden acılı anne, yasını hastalık ile savaşan başka insanlara umut olmaya çalışarak tutuyor.

    Başta kan kanseri olmak üzere birçok kanser türü ve kan ile ilgili diğer hastalıklarda hayat kurtaran kök hücre tedavisi, TÜRKÖK Projesi sayesinde yaygınlaşacak. Hasta ile tam uyumlu verici bulunduğunda kesin sonuçlar veren kök hücre tedavisi için en önemli konunun ise TÜRKÖK listesinde yer alan bağışçı sayısının artması olduğu belirtiliyor.

    Projeye en fazla destek verenler ise yüzde 100 uyumlu kök hücre bulunmadığından evlatlarını kaybetmiş anneler oluyor. Kök hücre konusunda bilinçlendirme faaliyetleri ile projenin bağışçı sayısını artırmaya çalışan anneler, kan bağışına yönelik çok sayıda kampanyaya da imza attı.

    Lösemi hastalığı nedeni ile önce eşini ardından da oğlu Umut’u kaybeden Filiz Taşdemir de bu annelerden biri oldu. Filiz Taşdemir ve oğlu Umut’un lösemi ile mücadele ve hayata tutunma öyküsü Umut’un hastalığa yenik düşmesi ile birlikte yarım kaldı. Oğlu Umut’un yasını, hastalık ile savaşan başka insanlara umut olmaya çalışarak tutan Filiz Taşdemir, bulunduğu her ortamda kök hücre bağışının önemini anlatıyor. Tam uyumlu kök hücre bulunmadığı için oğlunu kaybeden Taşdemir, pes etmek yerine hastaların uyumlu donör bulunamadığından hayatını kaybetmemesi için mücadelesine devam ediyor.

    “BEN AĞLAYARAK ÇAY BAHÇESİNDE NE OLUR OĞLUMA KAN VERİN DEDİĞİMİ BİLİYORUM. HEM KAN BAĞIŞINA HEM GÖNÜLLÜ DONÖRE İHTİYAÇ VAR”

    İnsanların hayatlarında lösemiyi çok kanıksadıklarından bir şeyler yapmak için harekete geçmediklerini ifade eden Taşdemir, “Bu hastalıkla mücadele eden kişinin iki ihtiyacı var. Birincisi tam uyumlu bağışçı bulunana kadar onu yaşam mücadelesinde destekleyecek trombosit ve kan bağışçılarının olması, ikincisi ise onu yeniden hayata bağlayacak tam uyumlu kök hücre bağışçısının bulunması. Ben ağlayarak çay bahçesinde ’ne olur oğluma kan verin’ dediğimi biliyorum. Hem kan bağışına hem gönüllü donöre ihtiyaç var. Oğlum Umut’a uygun verici bulunamadı. Yüzde yüz uyumlu biri verici ile nakil olsaydı şu an hayatta olabilirdi” şeklinde konuştu.

    “KIZILAY’A GİDEREK 5 DAKİKA İÇİNDE VERECEĞİNİZ KAN İLE BİR İNSANIN HAYATINI KURTARABİLİRSİNİZ”

    Türkiye’de tek kök hücre bankası olarak TÜRKÖK Projesine dikkat çeken Filiz Taşdemir, “Kızılay’a giderek 5 dakika içinde vereceğiniz kan ile bir insanın hayatını kurtarabilirsiniz. Birinin canına can katacaksınız, bir insanı bundan daha fazla mutlu edecek ne olabilir ki? Kan veren kişinin gerekli araştırmaları yapılıyor. Eğer kendinde bağışçı olmayı engelleyecek herhangi bir sorun yoksa ve yapılan araştırmalar verici olmaya uygunsa bağışçı olarak kaydediliyor” dedi.

    Kök hücre bağışçısı olmanın insanlar için bir kayıp olmayacağını ama uyum sağlandığı taktirde hastanın hayatını kurtaracağını belirten Filiz Taşdemir, yüzde yüz uyumlu bir hastaya nakledildiğinde bağışçının bir kişinin yaşamını değiştireceğini söyledi. Taşdemir, kendisi gibi çocuklarını kök hücre bulunamadığı için kaybeden anneler ile bir araya gelerek sosyal medya ve çeşitli platformlarda farkındalık oluşturmak üzere çalıştıklarını anlattı.

    Oğlu Umut için Van’da kütüphane açan ve ikincisi için çalışmalarını sürdüren Taşdemir, her ilde adı Umut olan bir kütüphane açmayı hedefliyor. Bu yolla Umut’un mücadelesini kitlelere anlatabileceğini belirten Taşdemir, bu konuda çalışan, kader ve gönül birliği yaptığı diğer annelerin de kampanyalarında çalışarak kök hücre bağışı konusunda onların hedeflerine ulaşmalarına destek oluyor.

    “SAĞLIK DURUMU UYGUN 18-55 YAŞ ARALIĞINDAKİ HERKESİ TÜRKÖK PROJESİNDE BAĞIŞÇI OLMAYA DAVET EDİYORUM”

    Kök hücre bağışı konusunda çalışan tüm hasta yakınları ile bir arada olup, her çalışmalarında katkı ve destek sağlayan Türk Aferez Derneği Genel Sekreteri Doç. Dr. Ali İrfan Emre Tekgündüz, TÜRKÖK projesi ile ilgili konuştu.

    Hali hazırda TÜRKÖK’ten sağlanan donörlerle 55 hastaya kök hücre nakli yapıldığını söyleyen Tekgündüz, “18-55 yaşındaki herkesi TÜRKÖK projesinde bağışçı olmaya davet ediyorum. Bu iş gönüllük esasına dayanıyor ve her şey sadece 3 tüp kan vermekle başlıyor. Bir kişi kök hücre nakli olamayacak koşulda ise zaten bunun kriterleri bellidir ve Kızılay bu durumu ilgili kişiye bildiriyor. Donörün uygun olması halinde işlem başlıyor. Artık kök hücre naklinde donör olmak bugünkü teknolojilerde çok kolay ve kişinin kendisine hiçbir zararı yok. Bu solit organ dediğimiz örneğin bir böbrek nakli gibi bir durum değil. Kişiden hiçbir şey eksiltmiyor. Sizin kök hücreleriniz yenileniyor. Tıpkı kan vermek gibi, kan verdiğinizde nasıl belli bir süre sonra hücreleriniz yenileniyorsa bu da yerine konuyor. Dolayısıyla çekinecek hiçbir şey yok. Ama bunun karşılığında hayatlar kurtuluyor bunu unutmamak gerek” dedi.

    “TÜRKÖK PROJESİ SAYESİNDE KÖK HÜCRE NAKLİNDE HASTA BAŞI MALİYETLER 35 BİN EURO’DAN 5 BİN EURO’YA KADAR İNDİ”

    Türk Aferez Derneği olarak, Kızılay ve Sağlık Bakanlığı işbirliği ile sürdürülen TÜRKÖK Projesini desteklediklerini ifade eden Doç. Dr.Tekgündüz, “Türk bilim insanları, TÜRKÖK Projesi ile kök hücre naklinde maliyeti 7 kat, süreci ise yarı yarıya düşürmeyi başardı. Uluslararası doku bankalarından yararlanmanın toplam maliyeti ortalama 35 bin Euro iken, ulusal doku bankamız TÜRKÖK ile bu maliyet 5 bin Euro’ya kadar iniyor. Hastalıkların tedavisinde hayati önem taşıyan süreç ise yine TÜRKÖK ile yarı yarıya kısalıyor. Gururla söyleyebiliriz ki TÜRKÖK’te bağışçı sayısı 120 binin üzerine çıktı. Dünyadan çok farklı olarak yüksek düzeyde çözünürlükle doku sonuçları kayıtlı bulunuyor. Bu da uygun verici bulduğunuz zaman 2 ay gibi kısa bir sürede ilerlemenin mümkün olduğu anlamına geliyor. Bu süre yakın bir gelecekte 1 aya kadar inecek. İlk planda hedef, verici havuzunda 500 binlere yakın vericiye ulaşabilmek. Devamında bu rakam 1 milyona çıkabilir. Ve yakın gelecekte, herhalde 1 yıl içinde tüm prosedürler tamamlandığında artık dünyadan kök hücre nakline TÜRKÖK vasıtası ile hücre bulunabilecek ve hastaların umutları kat be kat artacak” diyerek sözlerini noktaladı.