Etiket: Tutan

  • Unutulmaya yüz tutan mesleklere kadın eli değdi

    Ağrı’da ‘Düz Kirkirtli Dokumalar Kursu’na giden 55 kadın unutulmaya yüz tutan meslekler arasında bulunan halı ve kilim dokumacılığı mesleğini öğrenip gelecek nesillere aktarmak için eğitim görüp kilim dokuyor.

    Yüzyıllardır anayolunun farklı bölgelerinde kadınların dokuduğu sanatsal ve estetik değeri olan kilim dokumacılığı mesleğini gelecek nesillere aktarmak için Çalışma ve İş Kurumu Ağrı il Müdürlüğü (İşkur) tarafından Halk Eğitim Merkezi binasında tamamı kadınlardan oluşan 55 kişilik ‘Düz Kirkirtli Dokumalar Kursu’ açıldı. İşkur İl Müdürü Gıyas Güven’in zaman zaman ziyaret ettiği Düz Kirkirtli Dokumalar Kursu 31 Aralık tarihine kadar devam edecek. Kursa yaşlı kadınların yanı sıra genç kızlarda yoğun ilgi gösteriyor. Kurs hocaları eşliğinde kilim dokumacılığı ve geleneksel meslekler hakkında eğitim alan kadınlar boş zamanlarında kendi çabalarıyla da kilim dokumacılığı yapıyor. Oldukça zor ve meşakkatli olan kilim dokumacılığını öğrenmek için kursa gelen kadınların azmi göz dolduruyor.

    Konu ile ilgili açıklamalarda bulunan İşkur İl Müdürü Gıyas Güven, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ilan ettiği 100 günlük program çerçevesinde Ağrı’da geleneksel mesleklerin kaybolmaması için adına kurs açmaya devam ettiklerini söyledi. Kursun oldukça faydalı olduğunu dile getiren Güven, “Ağrılı kadınlarımıza meslek edinme kurslarımızdan Kirkirtli Dokumalar Kursu vermeye başladık. Temel amacımız kadınlar hem iş sahibi olsunlar hem de unutulmaya yüz tutan meslekleri yeni nesillere aktarsınlar. Kurs kontenjanları dolmasına rağmen yoğun bir talep var haliyle buda bizi mutlu ediyor. Kursumuz 31 Aralık tarihine kadar devam edecek” dedi.

    ‘Bu mesleklerin unutulmasını istemiyoruz’

    Kursta eğitim gören kursiyerlerden Alev Altun, geleneksel meslek ve Kirkirtli Dokumalar Kursu’na geldiğini belirtti. Kendileri için kursun oldukça faydalı olduğunu ve bundan dolayı yepyeni bir meslek öğrendiklerini ifade eden Altun, unutulmaya yüz tutmuş geleneksel meslekleri öğrenip gelecek kuşaklara öğretmek istediğini vurguladı. Altun, “Burada öğretmenlerimiz aracılığı ile yeni bir iş öğreniyoruz. Eskiden annelerimiz ve babaannelerimizin yaptığı kilim dokumacılığını bize de öğretiyorlar. Bizde bu mesleklerin unutulmasını istemiyoruz, bunların günümüzde yaşatılmasını ve gelecek nesillere aktarılması adına buradayız. Öğretmenlerimizi burada bize kilimin nasıl yapılacağını öğretiyor. Sağ olsunlar takıldığımız noktalarda bize yardımcı oluyorlar. Onların eşliğinde halı ve kilimlerimizi yapıyoruz. Bu meslek unutulmaya yüz tutan meslekler arasında yer alıyor. Biz bu mesleği nasıl öğreniyorsak gelecek kuşakta bu meslekleri öğrensin. Gelecek nesillere daha iyi bir el sanatı öğretmek için buradayız” şeklinde konuştu.

    ‘Kısa sürede önemli bir mesafe kat ettik’

    Kursiyerlerden Naciye Bozkurt ise, insan açısından en önemli şeyin zaman olduğunu ve öğrenmenin yaşı olmadığına dikkat çekerek kadınları kursa gelip meslek öğrenmeye davet etti. Öğrenmenin yaşı olmadığını anlatan Bozkurt, “Kilim öğrenmek için kursa geliyorum. Burada el işi öğreniyoruz. Eskiden annelerimiz, büyüklerimiz sürekli halım ve kilim dokurlardı. Bizde yapmadık ve zamanla unuttuk şimdi de öğrenmek için kursa geliyoruz. Kurs bizim için oldukça verimli geçiyor. Kısa sürede önemli bir mesafe kat ettik. Zaten hocalarımız bize öğretmek için ellerinden gelenini yapıyor. Bizde bazen boş zamanlarımızda kendimiz gidip kilim dokuyoruz. Oldukça zevkli bir meslek keşke çok daha önceden öğrenebilseydim. En azından şimdi öğreniyorum. Hem zamanımızı dolu dolu geçiriyoruz hem de meslek öğreniyoruz. Herkesin bu kursa gelip meslek öğrenmesini tavsiye ediyorum” ifadelerini kullandı.

  • Yok olmaya yüz tutan çiğdemleri bahçesinde yetiştirip doğada ekiyor

    Şanlıurfa’nın Suruç ilçesinde emekli bir öğretmen, bölgede tükenme noktasına gelen sarı çiğdemleri bahçesinde yetiştirip doğada ekiyor.

    Şanlıurfa’nın Suruç ilçesine bağlı Aybastı Kırsal Mahallesi’nde yaşayan ve halk arasında “Ekodede” olarak da bilinen emekli öğretmen İbrahim Halil Akkuş, doğada yok olmaya başlayan sarı çiğdemleri koruma altına aldı. Kıraç alanlar ve traktörlerin giremediği arazilerden topladığı sarı çiğdemleri bahçesine getiren 65 yaşındaki emekli öğretmen Akkuş, çiğdemlerin tekrar çoğalmalarını sağlıyor. Akkuş, çiğdemleri yetiştirmekle de kalmayarak kendi imkanları dahilinde bitkinin morfolojik ve biyolojik yapısını inceliyor.

    5 yıldır çiğdem yetiştirip doğada ekiyor

    Sarı çiğdemin bir peyzaj bitkisi olduğunu belirten Akkuş, “Bu gördüğünüz renkli çiçek sarı çiğdemdir. Bu Suruç Ovası’nda soğanlı bir çiçek fakat farklı şeyler arz ediyor. Sonbaharda kurak bölgede hiçbir renkli çiçek yokken bu 25 santimlik bir sapla, 5 renkli taç yaprak, 6 tane erkek organ, bir dişi organdan meydana geliyor. Yaprakları serttir. Ellesen bile bozulmuyor. Bu Suruç’un kırsal kesiminde yol oldu. Ben bunu kendi botanik bahçeme aldım ve 5 yıldır üzerinde çalışma yapıyorum. Ekim ayında 25 santimlik bir gonca olarak görülüyor. Kışın yeşil, buruşuk yapraklarla çıkıyor. Yazın tüm kısımları kuruyor ve yok oluyor. 90 miligramlık bir yağışla bu gördüğünüz çiçek yaşamını sürdürüyor” diye konuştu.

    Akkuş, çoğaltılarak Avrupa’ya ihraç edilebilecek olan sarı çiğdemin ülke için önemli bir gelir kaynağı olabileceğini de söyledi.

  • Tükenmeye yüz tutan meslek “demircilik”

    Afyonkarahisar’ın Şuhut ilçesinde ata mesleklerinden demircilik, baba ve iki oğlu tarafından yaşatılmaya çalışılıyor.

    Geçmiş dönemlerde ailelerin çocuklarını çırak olarak mesleki yerlere vermek için akın ettiği zanaatler günümüzde pek rağbet görmüyor. Teknoloji karşısında yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalan meslekler arasında yer alan demircilik zanaati de unutulmaya yüz tuttu. Şuhut’ta iki oğluyla birlikte uzun yıllardır bu zanaatle uğraştığını belirten Ahmet Başdemir, son çıraklarının oğulları olduğunu kaydetti. Başdemir, “Bizim mesleğimiz Davut aleyhisselamdan gelme. Benim üretimim de çocukluktan başlar. Dede mesleğini bu şekilde ailecek sürdürüyoruz. En son ustası burada benim. İki tane oğlum var. Bu şekilde bu mesleği sürdürmeye çalışıyoruz zor şartlar altında. Şimdi zor şartlar derken çağa ayak uyduramadık. Çağa ayak uydursak takım taklavat gibi şeyler gerekiyor. Bunu yapamadık ve şimdi el üretimi ile yapıyoruz. En son şeyi biziz, başka da bir ustası yok, tükenmek üzere. El sanatı, el becerisi, ahilik bunlar tükenmek üzere. Bunların el kol olması lazım. Yoksa terk edilip bitiyor. Hiç kimse, ne veliler çıraklar yetiştirmek için geliyor ne de çocuklar heves ediyor. Bitti yani, hazırcılığa geliyor. Çırak yetiştirme maalesef bitti, en son şekli biziz. Bundan 10-20 sene evvel bu işte küçüklü büyüklü 15-20 tane kadar ocak ve imalathane vardı. Bunlardan hiçbir tanesi kalmadı. Bunlar tabii eleman yetişmeyince, arkası gelmeyince bitti. İki tane oğlum var. İkisi de bu işleri yürütüyorlar. Ben de yardım ediyorum. Bu iş ekip işi, bu şekilde yürüyoruz, yoksa bu iş de biter” dedi.

    Kesercilik ve demircilikle uğraşan kalfa İbrahim Başdemir ise, “Orta ölçekte doların ve demirin yükselmesi nedeniyle biraz işlerimiz yavaşladı. Bundan önce daha güzeldi. Daha iyi olacağından ümit ediyoruz. Keser yapım işlerine seri bir şekilde devam ediyoruz. Biz işimize 3 kişiyiz, belli isteklere cevap vermeye çalışıyoruz” ifadelerini kullandı.

  • Cankurtaranlar astım krizi tutan adamın hayatını kurtardı

    Balıkesir’in Burhaniye ilçesinde cankurtaranlar, yüzerken astım krizi tutan adamı boğulmaktan kurtardı.

    Edinilen bilgiye göre, Ören Mahallesi’nde öğle saatlerinde denize girmekte olan Erol Solmaz isimli kişinin yüzerken astım krizi tuttu. Adamın çırpınışlarını gören cankurtaran ekipleri hemen alarma geçti. Ekiplerin büyük bir gayretiyle adam boğulmaktan kurtarılarak sahile çıkarıldı. Hayati tehlikeyi atlatan kişi, sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinden sonra hastaneye kaldırıldı.

  • Dr. Pakdil: “Karantina konusu, sınırda nöbet tutan askerden farklı düşünülmemeli”

    Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Dr. Nihat Pakdil, Akdeniz meyve sineğiyle mücadelenin yeni bir gündem olmadığını belirterek, “Adana’ya teşekkür ediyoruz, bu sene yeniden farkındalık oluşması için öncülük ettiler. Tabi bu sadece Adana’yla sınırlı kalmamalı” dedi.

    Adana’da Akdeniz Meyve Sineği ile Mücadele Toplantısı gerçekleştirildi. Kentteki bir otelde gerçekleştirilen toplantıda çiftçilere AMS ile mücadelenin nasıl yapılacağı ve önemiyle ilgili sunumlar yapıldı. Toplantıda konuşan Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Dr. Nihat Pakdil, AMS ile mücadele konusunda Adana’nın farkındalık oluşması için öncülük ettiğini belirterek, teşekkür etti. AMS ile mücadelenin yeni bir gündem olmadığını belirten Dr. Pakdil, mücadelenin sadece Adana’yla sınırlı kalmaması gerektiğini ifade etti.

    Türkiye’de üretilen narenciyenin, yaklaşık 3’te 1’inin ihraç edildiğini hatırlatan Dr. Pakdil, “Üretimin sürdürülebilirliği ve çiftçilerimizin gelirinin temin edilmesi için her türlü hassasiyeti göstermemiz gerekiyor. Popülasyon şu ana kadar geçen yıllardan daha fazla görünüyor. İnşallah hem bu seneki ürünü kurtarmak, sadece bu seneye yönelik değil, önümüzdeki yıllarda yapacağımız mücadeleyi de yönlendirecek şekilde sizlerin fikirlerine ve katkılarına ihtiyacımız var. Hiçbir ağacı, dalı göz ardı etmeksizin mücadelemizi yapacağız ve çiftçimizin de hak ettiği gelirin temin edilmesi için çaba göstereceğiz” diye konuştu.

    Dr. Pakdil, karantina konusunun, sınırda nöbet tutan askerden farklı düşünülmemesi gerektiğini vurgulayarak, “Yurt dışından size gelebilecek zararı önlemeye yönelik tedbirleri alırsınız, bu dış karantinadır. Ayrıca iç karantina diye de bölgeler arası hastalıkların yayılmasını önlemeye yönelik de bir kısım faaliyetler içerisinde olmanız lazım” dedi.

    Adana İl Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürü Muhammet Ali Tekin ise AMS ile mücadele paydaşlarıyla özellikle AMS’nin etkili olduğu kıyı illerinde mücadele programını konuşup, çalışmalara yön vermek için toplantıyı düzenlediklerini söyledi. Tekin, AMS’nin önceki yıl 7-8 döl verirken, bu yıl 13-14’e kadar çıktığını, bu yıl gerekli önlemlerin alınmadığı takdirde narenciye konusunda çok ciddi sıkıntıların yaşanacağını kaydetti.

    Adana Valisi Mahmut Demirtaş, çiftçilerle el ele verilmesi durumunda, AMS konusundaki problemin çözüleceğini düşündüğünü ifade ederek, “Biz Adana’nın karpuzunu, narenciyesini markalaştırmayı düşünüyoruz. Ama bu markalaşmayı yaparken de bu markaları korumamız gerekiyor” diye konuştu.

    Konuşmaların ardından Adana Biyolojik Mücadele Araştırma Enstitüsü’nden Dr. Adalet Hazır, AMS ile mücadele konusunda bir sunum gerçekleştirdi. Sunumların ardından toplantı, soru cevap kısmıyla devam etti.

    Toplantıya Bitki Sağlığı Araştırmaları Daire Başkanı Dr. Suat Kaymak, Gıda ve Kontrol Genel Müdürü Muharrem Selçuk, Bitki Sağlığı ve Karantina Daire Başkanı Murat Şahin, Adana Biyolojik Mücadele Araştırma Enstitüsü Müdürü Dr. Naim Öztürk, Yüreğir Kaymakamı Fatih Genel, ilçe belediye başkanları da katıldı.