Etiket: Turunun

  • Fransa Başbakanı Castex yeni bir suç türünün tanınmasını istedi

    Fransa Başbakanı Castex yeni bir suç türünün tanınmasını istedi

    Fransa Başbakanı Jean Castex kafası kesilerek öldürülen öğretmen Samuel Paty olayının ardından “sosyal medya üzerinden kişisel bilgi paylaşarak başkasının hayatını tehlikeye atma” suçunun tanınması için çalışma başlattıklarını duyurdu.

    Fransa’nın başkenti Paris’te başı kesilerek öldürülen öğretmen Samuel Paty olayının ardından hükümet hareket geçti. Paty’nin öldürülmeden önce kişisel bilgilerinin teröriste verildiğinin ortaya çıkmasının ardından konu ile ilgili Ulusal Meclis’te milletvekillerine hitap eden Fransa Başbakanı Jean Castex, yeni bir suç türünün tanınması için çalışma başlattıklarını duyurdu. Castex, sosyal medya üzerinden kişisel bilgi paylaşarak başkasının hayatını tehlikeye atmanın yeni bir suç olarak tanınmasını istediğini ve gerekli çalışmaların başlatıldığını bildirdi. Castex, “Sosyal medyada yaşanan nefret saldırılarını pasif şekilde izleyemeyiz” dedi.

    Olayın geçmişi

    Fransa’nın başkenti Paris’teki Yvelines’in Conflans-Sainte-Honorine bölgesindeki bir okulun yakınında yerel saatle 17.00’de 18 yaşında ve Moskova doğumlu Çeçen asıllı bir Rus, öğretmen Samuel Paty’i kafasını keserek öldürmüştü. Sığınmacı olarak Fransa’da bulunan saldırganın, saldırı günü saatler öncesinde saldırı mesajını hazırladığı ve öğretmenin fotoğrafını edinerek saldırıyı planladığı açıklanmıştı. Üvey kız kardeşinin Suriye’de DEAŞ terör örgütüne katıldığını aktaran Terör Savcısı Jean François Ricard, uluslararası arama listesinde bulunduğu öğrenilen saldırganın 9 kurşun sıkılarak öldürüldüğünü bildirmişti.

    Tarih öğretmeni Paty’in, sınıfta Hz. Muhammed’i aşağılayan Charlie Hebdo karikatürü gösterdiği ve bazı öğrenci ebeveynleri tarafından bu sebeple şikayet edildiği biliniyor. Karikatürü göstermeden önce Müslüman öğrencilerin el kaldırmasını istediği bildirilen öğretmenin daha sonra o öğrencilerin sınıftan çıkmasını istediği, karikatürü Müslüman çocukların çıkmasından sonra gösterdiği iddia edilmişti. İddiaların bir kız öğrencinin tanıklığı ile şikayete dönüşmesi sonrası öğretmen savunmasında öğrencilerine “Müslüman olarak hassasiyeti olan öğrenciler bakmasın” dediğini ifade etmişti.

  • Türkiye’nin yeni kurbağa türünün iki popülasyonu daha bulundu

    Karadeniz Teknik Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Ufuk Bülbül tarafından Edirne’nin Enez ilçesinde yürütülen çalışmayla ‘Sarı Karınlı Kurbağa’da iki popülasyon daha bulundu.

    Konuyla ilgili bilgiler veren Prof. Dr. Ufuk Bülbül, Türkiye’de varlığı bilinmeyen Sarı Karınlı Kurbağa’nın (Bombina variegata) ilk olarak 2015 yılında yapılan bir arazi çalışmasında Edirne’nin Enez ilçesi Kurtkaya Mevkiinde bulduklarını hatırlattı. 2016 yılında Uluslararası hakemli bir dergide yayınlanarak Türkiye’den ilk lokalite kaydı gerçekleştirilen kurbağa türü araştırması hakkında bilgi veren Prof. Dr. Ufuk Bülbül, “Avrupa ülkelerinde geniş alana yayılmış olan bu tür Türkiye’de çok dar alanda bulunmaktadır. Edirne’ye Bombina cinsine ait bir başka tür olan Kırmızı Karınlı Kurbağa (Bombina bombina) türünü araştırmak için gittiğimizde Sarı Karınlı Kurbağa türünü bulduk. Türkiye’de biyo çeşitliliğe katkı sağladık” dedi.

    Araştırma ekibinin yürütmüş olduğu çalışmalar sonunda geçtiğimiz Ekim ayında Edirne ili Enez ilçesi Hisarlı ve Söğütlüdere mevkiilerinde iki popülasyon daha bulunduğunu kaydeden Bülbül “Türkiye için şu an sadece Edirne Enez ilçesinde üç lokalde bulunan bu kurbağa türünün varlığının devam etmesi için korumaya yönelik çalışmaların yapılması gerekmektedir” ifadelerini kullandı.

    Korumak için bilgilendirme yapılması gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Bülbül, “Bu hayvanları tehdit eden en önemli faktör su ortamının yok olmasıdır. Su birikintilerinde yaşamlarını sürdüren ve larvalarının suda büyümesi sebebiyle insanların daha çok dikkat etmesi gerekmektedir. Bu kurbağaların bulunduğu su ortamlarının bilinçsizce kirletilmesi yaşamlarını tehlikeye atmaktadır. İnsan kaynaklı tehdit edici faktörlerin en aza indirgenmesi adına çalışmaların yapılması lazımdır” diye konuştu.

  • 54. Cumhurbaşkanlığı Bisiklet Turu’nun son etabı start aldı

    Bu yıl 54.’sü düzenlenen ve dünyanın tek kıtalararası bisiklet turnuvası olan Cumhurbaşkanlığı Bisiklet Turu’nun 164 kilometrelik Bursa-İstanbul etabı start aldı.

    54. Cumhurbaşkanlığı Bisiklet Turu’nun bin kilometrelik etabında 20 takımdan 140 sporcu kıyasıya yarıştı. İç Anadolu’dan başlayan tur, daha sonra Ege ve Akdeniz sahillerinden geçerek Marmara’ya ulaştı. 2. kez dünyanın en önemli yarış kategorisi olan UCI World Tour kapsamında toplam 5 etap tamamlandı. Bursa 15 Temmuz Demokrasi Meydanı’nda sabah saatlerinde hazırlıklarını tamamlayan bisikletçiler, startın verilmesiyle İstanbul Yolu üzerinden, Osmangazi Köprüsü’nü kullanarak Sultanahmet Meydanı’nda finale ulaşacak.

  • Uluslararası Mezopotamya Bisiklet Turu’nun birinci etabı Mardin’de tamamlandı

    Mardin Büyükşehir Belediyesi’nin destek verdiği Uluslararası Mezopotamya Bisiklet Turu ilk etabı Mardin’de tamamlandı.

    Mardin, Şanlıurfa ve Diyarbakır Valilikleri ile Büyükşehir Belediyelerinin destekleri ve Türkiye Bisiklet Federasyonu ve GAP Bölge Kalkınma İdaresi (BKİ) iş birliğinde düzenlenen Uluslararası Mezopotamya Bisiklet Turu’nun başladı. “2.2 elit man” kategorisinde başlayan tura Türkiye, Azerbaycan, Kazakistan, Malezya, İran, Bahreyn ve Gürcistan’dan 12 elit bisiklet takımıyla 160 sporcunun katılım sağlıyor.

    Yarışmanın birinci etabı olan Şanlıurfa-Kızıltepe-Mardin güzergâhı tamamlandı. 15 Temmuz Demokrasi ve Şehitler Parkı’nda düzenlenen törenle dereceye giren sporculara ödülleri verildi.

    Ayhan: “Organizasyona ev sahipliği yapmaktan dolayı mutluyuz”

    Mardin Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Mustafa Ayhan, törende yaptığı konuşmada, böyle Bir organizasyona Valilik ve Büyükşehir Belediyesi olarak ev sahipliği yapmaktan dolayı mutluluk duyduklarını belirtti.

    Son yıllarda Mardin’in bir huzur şehri haline geldiğini kaydeden Ayhan, “Mardin gelişen, büyüyen ve aynı zaman tarım, sanayi şehri ve turizm şehridir. 7 bin yıllık tarihi olan ve turizm potansiyeli yüksek olan şehrimizde böyle büyük bir organizasyona ev sahipliği yapmak bizim için ayrı bir gurur. Bisiklete gönül vermiş sporcuları şehrimizde ağırlamaktan dolayı gurur duyuyoruz” dedi.

    Ayhan, “Sadece belediye olarak alt yapı ve üst çalışmalarını yapmıyoruz. Belediye olarak şehrin sosyal ve kültürel anlamda gelişmesi için yapılan organizasyonların içerisinde olmaya, destek vermeye ve onlarla ciddi çalışmalarımız var” diye konuştu.

    Bu tür organizasyonların şehre yakıştığına dikkat çeken Ayhan, konuşmasını şöyle sonlandırdı:

    “Mardin Büyükşehir Belediyesi Bisiklet Takımımızın 3-6 Mayıs tarihlerinde yapılan organizasyonda bizleri temsil etmeleri ayrıca bizleri memnun etti. Bisiklet sporuna destek veriyoruz. Bir velodrom yaparak şehrimizde bisiklet sporunun gelişmesi çalışıyoruz. Mardin’imize bu güzel organizasyonlar yakışıyor. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum.”

    Küçükbakırcı: “Mardin’de ulusal bir takım kuracağız”

    Türkiye Bisiklet Federasyonu Başkanı Erol Küçükbakırcı ise Uluslararası Mezopotamya Bisiklet Turu’nun startını Peygamberler şehri Şanlıurfa’dan verdiklerini ifade etti. Küçükbakırcı, şöyle devam etti:

    “Masal şehri olan Mardin’de birinci etabını tamamladık. Bundan sonra da evliyalar ve enbiyalar şehri olan Diyarbakır’da devam edeceğiz. Bisiklet sporu her geçen gün ulusal anlamda gereken değeri almaktadır. Geçen sene 41 ilde faaliyet yaptık. Bu senede yaklaşık 39 ilde faaliyet gösterdik. Türkiye’nin her yerinde pedalları çevirmeye devam ediyoruz. Geçen 26 uluslararası organizasyonu hem katıldık hem de dahil olduk. Bu organizasyonlarımız devam edecek. Mardin’de ulusal bir takım kuracağız. Mardin’de bisiklet takımımız büyüyecek. Siz de çok yakında göreceksiniz ki Mardin Büyükşehir Belediyesi Bisiklet Takımı’nın ulusal ve uluslararası arenada yapılan yarışlarda en ön sıralarda yer alacağını düşünüyorum. Her kesi bisiklete binmeye davet ediyorum.”

    Konuşmaların ardından dereceye giren sporculara ödülleri verildi.

  • Antalya’da türünün tek örneği olan bir susam çeşidi bulundu

    Antalya’da türünün tek örneği olan bir susam çeşidi bulundu. ‘Kırılgan Kapsüllü Susam’ ismi verilen türün üzerinde ise 20 yıllık bir çalışma gerçekleştirildi. Geliştirilen yeni türe, biçerdöverle hasat yapılma özelliği verildi ve bu sayede aynı karakteristik özelliklere sahip olan Amerikan ince kabuklu (papershell) susamından daha verimli olduğu gözlendi. TÜBİTAK’ın da desteklediği buluşla birlikte, Türkiye’de son yıllarda düşüşe geçen susam üretiminin artırılması ve yurt dışından ithalin de önüne geçilmesi hedefleniyor.

    1997 yılında kapalı susam mutant türünü keşfeden Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarla Bitkiler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Musa İlhan Çağırgan, tür üzerinde üniversitede proje çalışmalarına başladı. 2004 yılında ise yine kabuğu çabuk kırılan özel bir mutantı keşfeden Çağırgan, bu tür üzerinde de yaklaşık 13 yıllık bir çalışma gerçekleştirdi. Çağırgan, ‘Kırılgan Kapsüllü Susam’ ismini verdiği tür üzerinde yeni bir kapsül geliştirerek, ürününü Amerikan ince kabuklu (papershell) susamıyla karşılaştırdı ve hasat için daha elverişli olduğunu gözlemledi. Uluslararası Atom Enerjisi Kurum (IAEA) ve TÜBİTAK da destek verdiği projesinin ürününü basın mensuplarına tanıtan Çağırgan, yeni türün, biçerdöverle hasat edilirken, tohumları zedelenmeden harmanlanabileceğini, sapları ve kapsülleri ince olan mutant sayesinde de susamın tohum/sap oranı artırılarak az girdi ile çok ürün elde edilebileceğini ifade etti.

    “Yılda 120 bin ton susam ithal ediliyor”

    Susamın sağlığa son derece önemli bir katkısı olduğuna dikkat çeken Pro. Dr. Çağırgan, bu özelliğinin ortaya çıkmasının ardından dünyada susam üretiminin son 10 yılda yüzde 50 oranında artış gerçekleştirdiğini söyledi. Susam hasadının makineyle olmayıp, el emeği gerektirdiğini belirten Çağırgan, bu sebepten dolayı Türkiye’de üretimin azaldığını ve susamın en çok Afrika ve Asya ülkelerinde yetiştirilmeye başlandığını kaydetti. Türkiye’nin susamı çok tüketen ülkeler arasında yer aldığına işaret eden Çağırgan, aralarında Antalya’nın da bulunduğu birçok bölge ikliminin susam yetiştirmeye müsait olmasına rağmen yurt dışından yılda 120 bin ton susam ithal edildiğini, bunun sebebinin ise makineyle hasat yapılamaması olduğunu söyledi. Yeni buluşun makineyle hasat yapılabileceğine işaret eden Çağırgan, bu özellik sayesinde Türkiye’de son yıllarda düşmüş olan susam üretiminin artacağını, susam ithalinin de önüne geçilebileceğini savundu.

    “Projenin son aşamasındayız”

    Keşfettiği susam türünü 20 yıl önce ilk defa kendilerinin bulduğunu ve tür üzerinde çalışmalara başladıklarını belirten Çağırgan, “Daha sonra bu türün makineyle hasadının yapılması için, daha ince kabuklu özellikler üzerine yöneldik. 2004-2008 yılları arasında kapsülleri çabuk kırıldığı için kırılgan kapsül ismini verdiğimiz özel bir mutant bulduk. Daha sonra bu mutantı var olduğu söylenen buna rağmen sonuç alımının mümkün olmadığı ileri sürülen Amerikan Kağıt Kabuklu susam olduğu söyleniyordu. Bununla karşılaştırmayı denedik. Önce bu kapsülü elimize geçirdiğimiz zaman TÜBİTAK’a bir proje sunduk, onlar da destekledi. Şuanda bu projenin son aşamasına geldik. Hasadımızı tamamladıktan sonra verilerimizi değerlendirip, sonuçlarımızı yazacağız” dedi.

    “Evrensel boyutlarda önemli bir sonuç elde ettik”

    İlk iki yıl ve son yıldaki verileri, Amerikan kapalı kapsüllü susamıyla karşılaştırdıklarını aktaran Çağırgan, “Elde ettiğimiz veriler gösteriyor ki Amerikan kapalı kapsüllü susamlarına eklenmiş olan kağıt kapsülünün her hangi bir inceltme özelliği yok. Ama bizim elde ettiğimiz kırılgan kapsüllü susam her ortamda kendini kolaylıkla gösterebiliyor. Bu özelliği sayesinde bölge üzerinden Türkiye geneline, buradan da evrensel boyutlarda önemli bir sonuç elde ettiğimizi söyleyebiliriz” ifadesini kullandı.

    Yüzde 70 hasat verimi

    Yeni tür susamın hasadı konusunda da bilgiler paylaşan Çağırgan, “Yeni bir şey bulduğunuz zaman eğer bu da mutantsa bunun veriminin çok düşük olması söz konusudur ancak bunların verimi yüzde 70 civarındadır. Normalde çiftçiler 100 kiloda 80-90 kilo alır, bu susamdan ise 60-70 kilo alabilmektedir. Fakat bu çiftçinin ihtiyacı olan bir materyal değil. Makineyle hasada uygun susam yapmaya ihtiyaç duyan kişilerin kullanacağı bir teknoloji” diye konuştu.