Etiket: Türkü’nün

  • Bakan Çavuşoğlu: “Kıbrıs Türkü’nün haklarını birlikte görüşeceğiz, birlikte karar alacağız ve birlikte savunacağız”

    Bakan Çavuşoğlu: “Kıbrıs Türkü’nün haklarını birlikte görüşeceğiz, birlikte karar alacağız ve birlikte savunacağız”

    Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu ile bir araya geldi. Görüşmede Çavuşoğlu, “Kıbrıs Türkü’nün haklarını birlikte görüşeceğiz, birlikte karar alacağız ve birlikte savunacağız” ifadelerini kullanırken, Bakan Ertuğruloğlu ise, “Güçlü Türkiye, güçlü KKTC demektir” dedi.

    Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, resmi temaslarda bulunmak üzere geldiği KKTC’de Meclis Başkanı Önder Sennaroğlu ve Başbakan Hamza Ersan Saner ile görüşmesinin ardından Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu ile bir araya geldi. KKTC Dışişleri Bakanlığı’nda yapılan görüşmede konuşan Bakan Çavuşoğlu, “Sevgili Tahsin abi” diye hitap ettiği Ertuğruloğlu’na, “Sizinle daha önce de çalıştık. Tecrübelerinizden istifade ediyoruz, öğreniyoruz” dedi.

    Ertuğruloğlu’nun göreve geldikten sonra ilk ziyaretini Türkiye’ye gerçekleştirdiğini hatırlatan Çavuşoğlu, orada da birçok konuyu ele aldıklarını belirtti. Bakan Çavuşoğlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki Türkiye’nin KKTC’ye ve Kıbrıs Türk halkına olan desteğini vurguladı.

    “KKTC’de ayrım yapmaksızın tüm kardeşlerimiz aşı olma imkanını yakalayacak”

    Türkiye’nin salgın döneminde KKTC’ye verdiği desteğe değinen Çavuşoğlu, “Kıbrıs Türk halkına gerekli aşıları gönderiyoruz. Bugüne kadar 40 bin doz aşı geldi. Önümüzdeki süreçte bu aşı miktarını artıracağız ve böylelikle KKTC’de ayrım yapmaksızın tüm kardeşlerimiz aşı olma imkanını yakalayacak” dedi.

    “Maalesef Rum tarafında bizim gibi ilkeli ve dürüst bir tutum sergilenmiyor”

    Konuşmasında Kıbrıs sorununa değinen Bakan Çavuşoğlu, müzakere ile ilgili sürecin hızlanmaya başladığını belirtti. Çavuşoğlu, “Kıbrıs müzakereleri ile ilgili 5+1 gayri resmi toplantı bizim fikrimizdi. Çünkü artık federasyon için 52 yılı tükettik. Tüm yöntemler tüketildi. Bunun için müzakere yapmanın bir faydası olmayacağını biz biliyoruz. Sanırım Rum tarafı da biliyor. Ama maalesef Rum tarafında bizim gibi ilkeli ve dürüst bir tutum sergilenmiyor. Federasyon için müzakere etmenin bir anlamı yok. Yarın tabii Cumhurbaşkanı Ersin Tatar başkanlığında da değerlendirmelerimizi yapacağız” ifadelerini kullandı.

    Çavuşoğlu, “Neyi müzakere edeceğimizi önce gayri resmi görüşmemiz gerekiyor. Bizim tutumumuz belli. Elbette soracağımız sorular var. Karşı tarafın ne kadar samimi olduğunu ölçme imkânımız olacak. Böylelikle bir müzakere zemini var mı yok mu bu toplantıda göreceğiz” dedi.

    “Kıbrıs Türkü’nün haklarını birlikte görüşeceğiz, birlikte karar alacağız ve birlikte savunacağız”

    Türkiye ve KKTC’nin uyum içerisinde çalışması gerektiğini belirten Çavuşoğlu, “Sizlerle beraber de uyum konusunda hiçbir şüphemiz yok. KKTC’nin ve Kıbrıs Türkü’nün haklarını birlikte görüşeceğiz, birlikte karar alacağız ve birlikte savunacağız” ifadelerini kullandı.

    Kapalı Maraş çalışmaları devam ediyor

    Kapalı Maraş konusuna da değinen Bakan Çavuşoğlu, “Daha önce başlattığımız Kapalı Maraş’ın açılması ile ilgili sizin kontrolünüzde envanter çalışması devam ediyor. Bu envanter çalışması tamamlandıktan sonra mülkiyet haklarını ihlal etmeden BM Güvenlik Konseyi kararlarına uygun bir şekilde atabileceğimiz adımları da istişare ederek atacağız” dedi.

    “52 yıllık müzakere süreci başarısız oldu”

    Bakan Ertuğruloğlu ise, Kıbrıs konusunda gelinen noktayı ve izlenecek yolu Türkiye ile birlikte değerlendireceklerini belirterek, “Her zaman söylediğimiz bir realite var. Kıbrıs konusu ulusal davadır. Ulusal davalar birlikte değerlendirilir, birlikte belirlenir, birlikte savunulur. Bu anlayış ve bilinçle yolumuza devam ediyoruz” ifadelerini kullandı.

    52 yıllık müzakere sürecinin başarısız olduğunu belirten Ertuğruloğlu, aynı şeyleri tekrarlayarak farklı bir netice beklemenin mümkün olmadığının bilinciyle yeni bir süreç öngördüklerini vurguladı.

    “İki millet, iki ayrı demokrasi, iki ayrı hukuk, iki ayrı egemen devlet”

    Ülkenin realitelerine dayalı olarak iki millet, iki ayrı demokrasi, iki ayrı hukuk, iki ayrı egemen devlet varlığı temelinde politika savunduklarını kaydeden Ertuğruloğlu, “Bu toplantı, daha önce de hem anavatanın hem de bizlerin vurguladığı gibi 52 yıllık toplumlar arası müzakere sürecine benzeyen bir toplantı olmayacaktır. Detay konuşulmayacaktır, alışılagelmiş başlıklar konuşulmayacaktır, güven artırıcı önlemler gündemde olmayacaktır. 5+1’deki hedef ortak zemin olup olmadığının belirlenmesidir. İyi niyetle, uzlaşı arzulayarak bu toplantıya katılacağız. Aynı iyi niyeti, aynı uzlaşı arzusunu karşı taraf sergilerse ortak zemin gündeme gelirse ona göre hareket edeceğiz” dedi.

    “Güçlü Türkiye, güçlü KKTC”

    Türkiye Dışişleri Bakanlığının çalışmalarını gururla izlediğini belirten Ertuğruloğlu, “Anavatanımız güçlü olduğu kadar Kıbrıs Türkü güçlüdür. Güçlü Türkiye, güçlü KKTC demektir” ifadelerini kullandı.

  • Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Topçu: “Her zaman Kıbrıs Türkü’nün yanında durmaya devam edeceğiz”

    Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Yalçın Topçu, “Her zaman Kıbrıs Türkü’nün yanında durmaya devam edeceğiz” dedi.

    Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Yalçın Topçu, resmi temaslarda bulunmak üzere Ankara’ya gelen Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Turizm ve Çevre Bakanı Fikri Ataoğlu’yu makamında kabul etti. Ziyaret sırasında Bakan Ataoğlu’na KKTC Ankara Büyükelçisi Kemal Köprülü, Bakanlık Müsteşarı İsmet Esenyel, Özel Kalem Müdürü Türker Yüksel ve Çevre Koruma Dairesi Müdürü Abdullah Aktolgalı eşlik etti. Ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getiren Topçu, “KKTC Turizm ve Çevre Bakanı Sayın Fikri Ataoğlu Bey’i ana vatanında, milletin evinde, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde ağırlamış olmaktan bahtiyar oldum. Kendilerine nazik ziyaretleri için en kalbi teşekkürlerimi arz ediyor, ana vatanlarına ve milletin evine hoş gelmiş, sefalar getirmişler diyorum” dedi.

    Türk halkının ve devletinin Kıbrıs’a desteğinin geçmişten geleceğe sürekli olduğunun altını çizen Topçu, “Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan ikinci resmi ziyaretini KKTC’ye yapmış ve bütün dünyanın duyacağı ve anlayacağı bir dille ‘Kıbrıs milli davamız, Kıbrıs’ta adil ve kalıcı bir çözüm bulunması da gayemizdir. Önümüzdeki dönemde KKTC’yi Doğu Akdeniz’de bir çekim merkezine dönüştürerek, kişi başına düşen milli geliri iki katına çıkarmak ilk hedefimizdir. Her zaman Kıbrıs Türkü’nün yanında durduk ve durmaya da devam edeceğiz’ demişti. Türkiye Cumhuriyeti devleti ve milletiyle Cumhurbaşkanımız Sayın Erdoğan’ın KKTC için gösterdiği hedef ve verdiği sözün tam destekçisidir” diye konuştu.

    “KKTC’yi ana vatanda tanıtmak için çalışmalar yürütüyoruz”

    Bakan Ataoğlu, Gaziveren bölgesinde turizme yönelik olarak düşünülen projenin videosunu Topçu’ya izletti. Turizm alanındaki son gelişmeleri aktaran Ataoğlu, “Ülkede yeni açılan otellerle birlikte 25 bin yatak kapasitesine ulaşıldı. Göreve geldikten sonra Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni ana vatan Türkiye’nin çeşitli illerinde daha iyi tanıtmak için çalışmalar yürütüyoruz. Belirli illerde Kuzey Kıbrıs Günleri adı altında etkinlikler düzenliyoruz” dedi.

    “Türkiye’nin desteğini yanımızda hissediyoruz“

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatı üzerine Anadolujet’in KKTC seferlerini artırması ve ek seferler koyması ile birlikte bilet fiyatlarında da bir düşüş beklediklerini belirten Ataoğlu, “Ekonomik sıkıntıların yaşandığı bu süreçte bu adım çok yerindedir. Ana vatan Türkiye’nin desteğini yanımızda hissediyoruz. Birlik ve beraberlik içerisinde yeni projelere imza atacağız” diye konuştu.

  • Kıbrıs Türkü’nün eğitim tarihi belgeselleşiyor

    Kıbrıs Türklerinin, eğitim tarihini dönemsel aşamalar halinde ele alan, toplum hafızasına büyük katkı sağlayacağı öngörülen bir belgesel üretmeye yönelik çalışmalar sürdürülüyor.

    Kıbrıs Türklerinin, eğitim tarihini dönemsel aşamalar halinde ele alan, toplum hafızasına büyük katkı sağlayacağı öngörülen bir belgesel üretmeye yönelik çalışmalar sürdürülüyor. Yazar Ferhat Atik tarafından yapım ve yönetimi üstlenilen projenin danışmanlığını Olgun Üstün yaparken, özgün senaryosunun yine Atik’e ait olduğu belirtildi.

    Girne Amerikan Üniversitesi Kurucu Rektörü ve Yöneticiler Kurulu Başkanı Serhat Akpınar’ın himayesinde gerçekleşeceği de öğrenilen belgesel ile ilgili olarak, 2017 yılı içerisinde tamamlanacak olan söz konusu belgeselde, Kıbrıs Türk Eğitim Tarihi incelenirken; Osmanlı Yönetimi Öncesi, Osmanlı Yönetimi Dönemi, İngiliz Yönetimi Dönemi, Kıbrıs Cumhuriyeti Dönemi, 1964 -1974 Dönemi, 1974 sonrası yükseköğretimin doğuşu ve günümüze gelişi aşamaları yanında, yükseköğretim vizyonu ile ilgili ilk adımlar, Kıbrıs’taki ilk özel üniversite olan GAÜ’nün kurulumu üzerinden anlatılıyor.

    Öte yandan, çekimlerin tamamlanmasının ardından kurgu aşamasına girecek olan projede, bugüne kadar; Serhat Akpınar, Hüsnü Feridun, Harid Fedai, Ulus Irkad, Gülgün Serdar, Neriman Cahid gibi Kıbrıs Türklerinin eğitim tarihinde rol oynamış önemli karakter ve isimlerin ‘konuşmacı’ olarak yer aldığı, bu isimlerin sayı olarak da artabileceği de öğrenildi.

  • İtalya’da, Kıbrıs Türkü’nün öncelikler ve kaygıları masaya yatırıldı

    Yakın Doğu Üniversitesi (YDÜ) ve Almanya’nın Konrad Adenauer Vakfı işbirliğiyle İtalya’da Cadenabbia Villa La Collina’da gerçekleştirilen toplantıda, en son gelişmeler ışığında Kıbrıs sorunundaki riskler ve fırsatlar; Avrupa Birliği, Almanya, İsrail, Yunanistan ve Türkiye konularında uzmanlarının katılımıyla kapsamlı bir şekilde ele alındı. Toplantıya Kıbrıs Türk toplumunu temsilen KKTC Cumhurbaşkanlığı Eski Müsteşarı ve Eski Müzakereci Ergün Olgun ile Yakın Doğu Üniversitesi’nden Yakın Doğu Enstitüsü (YDE) Müdürü Doç. Dr. Umut Koldaş, YDE Müdür Yardımcısı Doç. Dr. Nur Köprülü ve Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı Doç. Dr. Zeliha Kashman katıldılar.

    “Kıbrıs Türkünün dünyadaki sesi olmaya devam edeceğiz”

    YDÜ Mütevelli Heyeti Başkanı Doç. Dr. İrfan S. Günsel, uzun zamandır üzerinde çalışılarak başarılı bir şekilde gerçekleştirilen toplantının Kıbrıs Türk toplumunun Kıbrıs’ın geleceği ile ilgili düşünce ve önerilerinin uluslararası ortamlarda temsili açısından önemli bir adım olduğunu vurguladı. Böyle bir çalıştayın gerçekleştirilmesinde emeği geçenlere teşekkür eden Doç. Dr. İrfan S. Günsel, Kıbrıs’ın geleceğini ilgilendiren konularda Kıbrıs Türk düşün insanlarının ve politika yapıcılarının Kıbrıs Türk toplumunun önceliklerini, kaygılarını ve beklentilerini uluslararası alanda ifade edecekleri platformlarının sayısının artması gerektiğini ifade etti.

    Uluslararası izolasyon devam ediyor

    Doç. Dr. İrfan Günsel yaptığı açıklamada, “Bugün gerek akademik gerekse siyasi anlamda Kıbrıs Türk toplumunun uluslararası alanda temsiliyetinin artması çok önemlidir. Kıbrıs’ı ilgilendiren enerji, ekonomi, sağlık, eğitim ve turizm gibi önemli konularda uluslararası toplantılarda, bilimsel konferanslarda Kıbrıs Rum toplumu temsilcilerinin ortaya koydukları tek taraflı görüşlerin adanın bütününe mal edilmesine mani olmak açısından çok önemlidir. Bugün Türkiye’mizin uzman ve bürokratlarının uluslararası ortamlarda Kıbrıs Türk toplumunun haklarını korumak adına göstermekte oldukları özverili çabaları eleştirenler bu ortamlarda Kıbrıs Türklerinin kendi özkimlikleri ile temsiliyetine izin verilmediğini göz ardı etmemelidirler. Müzakere sürecinde sürekli olarak Avrupa Birliği’nin tüm tarafları kapsayıcı demokratik değerlerine atıf yapanlar bu konuda da hassasiyet göstermelidirler. Bugün iki toplumu ilgilendiren bölgesel ya da uluslararası bir sağlık, eğitim, turizm veya enerji konferansına Kıbrıs Rum toplumunun siyasi temsilcileri ya da güneydeki bilim kurumlarının bilim insanları davet edilirken Kıbrıs Türk toplumunun yok sayılması bu dile getirilen kapsayıcılık ve eşitlik ilkeleriyle çelişmektedir. Uluslararası izolasyonlara rağmen Kıbrıs Türk toplumunu dünyaya açan üniversitelerimize düşen görev hem bilimde hem de diğer alanlarda Kıbrıs Türkünü uluslararası platformda en iyi şekilde temsil ederek tüm Kıtalarda iz bırakmaya devam etmek olmalıdır” dedi.

    “Kıbrıs’ın geleceğinin inşası sürecindeki fırsat ve riskler…”

    YDÜ Yakın Doğu Enstitüsü Müdürü Doç. Dr. Umut Koldaş; Yakın Doğu Enstitüsü Danışmanı Ercan Çitlioğlu ve Konrad Adenauer Vakfı Ankara Direktörü Colin Dürkop’un uzun süreli çalışmaları ve eşgüdümünde gerçekleştirilen bu önemli çalıştayda, Kıbrıs’ın geleceğine ilişkin fırsat ve risklerin Kıbrıs Türk toplumunun hassas konularla ilgili perspektifleri ve yaklaşımları da yansıtılarak kapsamlı bir şekilde irdelendiğini ifade etti. Bu ve benzeri uluslararası toplantılarda Kıbrıs ile ilgili politika belirleme süreçlerine etki eden uzmanların ve bürokratların tüm adayı ilgilendiren konular hakkında Kıbrıs Türk toplumundan muhataplarıyla da buluşmasının öneminin altını çizen Doç. Dr. Umut Koldaş, bu toplantıların sayısını artırarak sürdürmeyi hedeflediklerini belirtti. Kıbrıs Türk toplumunun farklı kesimlerinden temsilcilerin uluslararası muhataplarıyla etkin bir iletişime girerek Kıbrıs’ın geleceği ile ilgili konularda Kıbrıs Türk toplumunun vizyon ve beklentilerini sistematik bir şekilde anlatmasının gereğine vurgu yapan Doç. Dr. Koldaş, “Uluslararası toplantılarda Kıbrıs’ın bütününü ilgilendiren konularda Kıbrıs Türk toplumunun hem akademik hem de siyasi temsilinin artması Kıbrıs’ın geleceğinin inşasında etkin rol oynaması beklenen tüm taraf ve paydaşların sürece koyacakları katkının niteliği açısından çok önemlidir. Konrad Adenauer Vakfı ile eşgüdüm içinde düzenlediğimiz bu önemli toplantıda Kıbrıs’ın geleceği ile ilgili önemli konuları Avrupa Birliği, Almanya, İsrail, Türkiye ve Yunanistan uzmanları ile masaya yatırdık. Karar alma süreçlerine etki edebilecek ya da uluslararası kamuoyunu sistematik bir şekilde bilgilendirebilecek bu uzmanlara Kıbrıs Türk toplumunun belli bir kesiminin bu konularla ilgili perspektifini, yaklaşımlarını, önceliklerini ve kaygılarını aktardık. Bu bağlamda toplantı kapsamında evrilen yeni düzende Kıbrıs’ın komşuları ile ilişkileri, Avrupa Birliği perspektifinden Kıbrıs sorununda risk ve fırsatlar ve Avrupa Birliği ile Kıbrıs Türk toplumu ile ilişkilerinin geleceğine yönelik çözüm ve çözümsüzlük senaryoları konularında kapsamlı değerlendirmeler yapıldı. Bu çalıştay çıktılarının karar alma ve Kıbrıs’a yönelik politika oluşturma süreçlerinde Kıbrıs Türk toplumunun farklı perspektiflerinin dikkate alınmasına katkı koyacağına inanıyoruz. Biz Yakın Doğu Enstitüsü olarak bu ve benzeri toplantıların sürekli hale gelmesi için çalışmalarımıza devam edeceğiz” şeklinde konuştu.

  • “Milli Tarih Müzesi, Kıbrıs Türkü’nün Müzesi Olacak”

    Yakın Doğu Üniversitesi ve Girne Üniversitesi Mütevelli Heyetlerinin aldığı ortak karar ile Kıbrıs Türk tarihine ışık tutacak, kapsamlı ’Milli Tarih Müzesi’ ile ilgili basın toplantısı gerçekleştirildi.

    Yakın Doğun Üniversitesi Hastanesi’nde gerçekleştirilen basın toplantısında, Yakın Doğu Üniversitesi ve Girne Üniversitesi’nden sosyal ve beşeri bilimler konularında akademik çalışmalar yapan 35 bilim insanı ve Türkiye’nin deneyimli devlet adamı Cemil Çiçek’in katkı ve teşvikleriyle 445 yıllık Kıbrıs Türk Tarihi konusunda bir ilk olarak kurulacak olan Milli Tarih Müzesi ile ilgili detaylı bilgiler paylaşıldı. Toplantıda Yakın Doğu Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Doç. Dr. İrfan S. Günsel, Milli Tarih Müzesi Bilim Kurulu Başkanı Yakın Doğu Üniversitesi Tarih Bölümü Başkanı Prof. Dr. Ali Efdal Özkul ve Girne Üniversitesi Denizcilik Tarihi Araştırma Merkezi Müdürü ve Milli Tarih Müzesi kurucu küratörlüğünü yürüten Ali Rıza İşipek konuştu.

    Basın toplantısında ilk konuşmayı yapan Yakın Doğu Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Doç. Dr. İrfan S. Günsel, “Girne Üniversitesi ile birlikte Milli Tarih Müzesi’ni kurma kararı aldık. Her halkın, her ulusun bir tarihi olduğu gerçeğiyle yola çıktık. Kıbrıs Türkü’nün tarihini hem gençlere ve çocuklara öğretecek hem de Ada’mızı ziyarete Anavatanımız Türkiyemiz’den gelen ziyaretçilere ve diğer ziyaretçilerimize varoluş mücadelemizi, köklerimizi göstereceğimiz; küçükler için eğitsel, ziyaretçileri bilgilendirecek bir Milli Tarih Müzesinin kurulması kararını aldık” dedi.

    Müzenin Kıbrıs Türkü’nün hikayesini, geçmişini, köklerini geleceğe aktarmak için kurulduğunu söyleyen Doç. Dr. İrfan S. Günsel, açıklamalarına şöyle devam etti:

    “Müzeyi gezenlerin özellikle de gençlerin atalarının bu adada kökleşmek için verdiği zorlu mücadeleyi özellikle yakın geçmişi daha iyi anlamalarını sağlayacak bir ortamda ilgiyle gezecekleri bir ortam yaratmayı hedefliyoruz. Görsel bir şölen ile Kıbrıs Türkü’nün tarihini müzeyi gezenlere göstereceğiz. 2000 metrekare alanda kurulacak olan müzede tüm anlatımlar elektronik olarak hem Türkçe hem de İngilizce olacak. Yakın Doğu Üniversitesi Kampüsü’nde yer alacak Milli Tarih Müzesi’nin kurulunda Yakın Doğu ve Girne Üniversiteleri’nde 35 değerli bilim insanı yer alıyor. Fakat müzemize katkı koyacak olan sadece bu bilim insanlarımız olmayacak çünkü Milli Tarih Müzesi hepimizin müzesi olacak. Bu nedenle elinde herhangi bir bilgi, belge, her türlü eski dönemlere ait malzeme olan kişiler bu malzemeler ile müzeye katkı sağlayabilirler; müzenin kuruluşunda kurucuları arasında yer alabilirler. Bizim ilk adımını attığımız bu Milli Tarih Müzesi, Kıbrıs Türkü’nün hep birlikte kuracağı bir projedir.”

    “Gençlerimize geçmişi yaşayarak öğrenme fırsatı sunacağımız bu müze, Kıbrıs Türk Toplumunun müzesidir” diyen Milli Tarih Müzesi Bilim Kurulu Başkanı Yakın Doğu Üniversitesi Tarih Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ali Efdal Özkul, “Milli Tarih Müzesi ile ilgili çok heyecanlıyım. Yakın Doğu Üniversitesi ve Girne Üniversitesi Mütevelli Heyetleri’nin aldığı karar ile kurulan Milli Tarih Müzesi son derece anlamlı bir müze. Amacımız ve hedefimiz Kıbrıs Türkü’nün varoluş mücadelesini, geçmişini ve köklerini bugüne taşımak. Yakın Doğu Üniversitesi ve Girne Üniversitesi işbirliğinde kurulan bu müze Kıbrıs Türkü’ne dair ilk müzedir; bu açıdan da çok önemlidir. Müzeye katkıda bulunacak birbirinden değerli ve alanında uzman 35 bilim insanı belirledik. Herbirinin bu müzenin dışında çok farklı görevleri var fakat bu bir gönül işi. Kıbrıs Türkü’nün ayakta kalması ve geleceğe emin adımlarla yürümesi için geçmişini bilmesi şarttır. 1570’lerden günümüze kadar bir tarihin yer alacağı müzede konulara göre oda oda, bölüm bölüm canlandırmaların sergilerin olacağı bir yapı tasarlıyoruz. Gençlerimiz o dönemdeymişçesine o dönemi yaşayacak ve öğrenecekler. Canlı bir tarih müzesi kurmak istiyoruz ve dünyadaki sayılı örneklerden biri olmak istiyoruz. Hedefimiz gençlerimizin geçmişi bilerek geleceğe keşfe çıkmasıdır. Geçmişi unutmamak lazım; bu da kökleşmedir. Biz Ada’mızda kökleşmek istiyoruz ki bizi kimse söküp atamasın. Müzenin ana teması Kıbrıs Türkü’nün verdiği varoluş mücadelesini günümüzün en modern görsel ve işitsel olanaklarıyla anlatmak olacak. Ana temada Milli Mücadelemiz anlatılırken dönemin araç, gereç, kıyafet ve sosyal ortamları da sergilenecek. Arkamızda Kıbrıs Türk toplumunun gücü oldukça çok güzel işler çıkaracağımıza inanıyorum. Bu noktada elinde bilgi, belge olan halkımızdan bizimle paylaşmasını rica ediyoruz. Çünkü bütün bu bili ve belgeler Kıbrıs Türk toplumu ile paylaşılacak. Bu müze Kıbrıs Türk toplumuna ait bir müzedir” açıklamalarında bulundu.

    “Müze kurmak oldukça zor bir görev. Büyük bir tarihi gençlere, insanlara, hiç bilmeyen ziyaretçilere anlatmak büyük bir görev” diye konuşan Girne Üniversitesi Denizcilik Tarihi Araştırma Merkezi Müdürü ve Milli Tarih Müzesi kurucu kuratörlüğünü yürüten Ali Rıza İşipek ise, “Yaklaşık iki yıldan beri çalışmalarımız devam ediyor. Belirli bir aşamaya geldik. Çok değişik disiplinlerden gelen akademisyenlerin görev aldığı bu çalışmalar, bilgi ve materyallerin birleştirilmesinden müzede sergilenecek, sunulacak çalışmalara kadar yoğun bir birikimi içeriyor. İnteraktif sistemlerden yararlanacağımız bu canlı tarih müzesi kronolojik olarak üç bölümden oluşacak. Kıbrıs’ın Fethiyle başlayacak olan Osmanlı Dönemi, Milli Mücadele Dönemi Kıbrıs Barış Harekatı’na kadar ve son dönemde KKTC’nin kuruluşu ve günümüze kadar olan süreç anlatılacak. Yine önem vereceğimiz bir diğer husus, canlı tarih dediğimiz Kıbrıs Barış Harekatı’na katılmış olan mücahitlerimizle röportajlar gerçekleştirerek bir arşivleme sistemi kuracağız, bu belgeleri saklayacağız. Bu müzede toplanan materyaller arşiv görevi de üstlenecektir. Müzecilikte, bir çekirdek kolleksiyona sahip olunur. Bu çekirdek koleksiyon zamanla çoğalacaktır. Milli Eğitim Bakanlığı’yla birlikte çalışmalar yürüterek her gün ilkokul çağından, üniversite çağına kadar birçok çocuğumuzu burada sınıfça ağırlayacağız. Öğrenciler, sınıflarda işleyebileceği bir tarih dersini görerek, duyarak, yaşayarak, hissederek öğrenecekler. Standart bir müze olmayacak, üç dört ayda bir yenilenen eserlerin sergileneceği bir şekilde yaşayan bir müze olacak” ifadelerini kullandı.