Etiket: Türküleri

  • ’Öyküleriyle Kıbrıs Türk Halk Türküleri ve Havaları’ kitaplaştırıldı

    Yakın Doğu Üniversitesi (YDÜ) Fen-Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü öğretim üyesi, Kıbrıs Araştırmaları Merkezi ve Kıbrıs Türk Yazarlar Birliği Başkanı Doç. Dr. Şevket Öznur’un dört bölümden oluşan “Öyküleriyle Kıbrıs Türk Halk Türküleri/Havaları Cilt 1” adlı kitabı çıktı.

    Yakın Doğu Üniversitesi Basın ve Halkla İlişkiler Müdürlüğü’nden verilen bilgiye göre, Türkçe ve İngilizce olarak 420 sayfadan oluşan kitapta 100 türkünün ele alınıp incelendiği bildirildi.

    Doç. Dr. Şevket Öznur eseriyle ilgili olarak, “Kitabımızın konusunu ‘Öyküleriyle Kıbrıs Türk Halk Türküleri-Havaları’ olarak seçmemizin nedeni, bugüne kadar bu konuda gerek Kıbrıs üniversitelerinde gerekse üniversite dışı araştırmalarda akademik düzeyde sağlıklı ve doyurucu bir sonuca giden çalışmanın yapılmamış olmasındandır. Halk edebiyatına olan yakın ilgimizden dolayı, özellikle bir toplumun sosyal, siyasal ve hatta psikolojik hayatını en kestirmeden ve en çarpıcı sözlerle anlatan türküler, kendi türünde toplumun aynasıdır. Ayrıca bu türkülerin melodiye dayalı yapıları söz ile bir araya geldiğinde, dinleyenlere etkili mesajlar da iletebilmektedir” ifadelerine yer verdi.

    “Anonim Türküler-Havalar”

    Kitabın birinci bölümünün “Anonim Türküler-Havalar” başlığı adını taşıdığını, bu bölümde söyleyeni belli olmayan anonim havaların ele alınarak incelendiğini belirten Öznur, özellikle daha önceden derlemeler yapılıp tespit edilen havalar yanında, kaynak kişilerden derlediği varyantlar ve yeni havaların da bu bölümde dört ana başlıkta ele alınıp sınıflandırıldığını vurguladı.

    “Yazanı – Söyleyeni Bilinen Türküler-Havalar”

    Yazar, eserin ikinci bölümünü ise şöyle anlattı:

    “Yazanı – Söyleyeni Bilinen Türküler-Havalar başlığı adını taşımaktadır. Bu bölümde ’Söyleyeni belli olan türküler-havalar’ ele alınarak incelenmiştir. Bu türkülerin yazarlarından birebir görüşme yapılarak derlenmiş veya yayımladıkları eserlerden kitaba alınmışlardır. Bu bölümdeki türküler kendi içerisinde üç ana başlıkta ele alınıp sınıflanmıştır.”

    “Anadolu ile Bağlantılı Türküler-Havalar”

    Kitabın üçüncü bölümünün “Anadolu ile Bağlantılı Türküler-Havalar” başlığını taşıdığını kaydeden Öznur, bu bölümde Kıbrıs’ta söylenen türkülerin-havaların Anadolu’daki varyantlarının tespit edildiğini belirtti.

    “Benzer Kıbrıs Türküleri-Havaları ile Rum Türküleri-Havaları”

    Dördüncü bölüm olan “Benzer Kıbrıs Türküleri-Havaları ile Rum Türküleri-Havaları” başlığında ise Kıbrıs adasındaki Türklerin ve Rumların ortak söyledikleri türküler-havaların ele alınıp değerlendirildiğini aktaran Doç. Dr. Şevket Öznur, “Yöntem olarak türküler-havalar, önce edebiyat bilimi ilkeleri çerçevesinde incelenmiş; arkasından türkülerin-havaların varsa hikayesi anlatılmış ve eser, etnolojik açıdan değerlendirilmiştir. Sonunda da metinlerin Kıbrıs ağzı bakımından özellikleri verilmiştir” dedi.

  • Bilinmeyen Samsun türküleri gün yüzüne çıkıyor

    Samsun Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Daire Başkanlığı Konservatuvarı, bilinmeyen veya unutulmuş kültürel ve sanatsal değerleri gün yüzüne çıkarıyor.

    Tüm ilçelerde detaylı araştırma yapan konservatuar birimleri, muhtarlar ve kanaat önderleriyle de görüşerek bilgi topluyor. Meyvelerini veren çalışmada TRT repertuvarında olmayan ancak yörede bilinen ve okunan 70’e yakın Samsun türküsü tespit edildi.

    Köklü tarihi ve zengin bir kültürel yapıya sahip olan Karadeniz Bölgesi’nin en büyük şehri Samsun, geçmişini arıyor. Milli Mücadele şehri, zaman içinde kaybolan, unutulan veya bilinmeyen kültürel ve sanatsal değerleriyle yeniden buluşmak ve yaşatarak geleceğe taşımak istiyor. Şehrin tarihi ve kültürel değerlerinin korunması ve kent belleğinin kayıt altına alınması amacıyla 2011 yılında Kent Müzesi’ni topluma kazandıran Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Daire Başkanlığı, Samsun halkının kültürel birikimini ve hatıralarını müzede buluşturmuştu. Müze geçen yıl da müze otoritelerinin ortak platformu Avrupa Müze Akademisi’nin (EMA) düzenlediği “XX. Luigi Micheletti Award” Müze Yarışması’nda Avrupa’nın en prestijli 6. müzesi seçilmişti.

    Toplum hafızasını gelecek kuşaklara aktaracak müze, çalışmalarına devam ederken, bir önemli araştırma daha başladı. Kültür ve Sosyal İşler Daire Başkanlığı Konservatuvarı, Samsun’un bilinmeyen veya unutulmuş halk oyunları, el sanatları, yöresel kıyafetleri, motifleri, kilimleri ve türkülerinden oluşan kültürel ve sanatsal varlıklarını araştırıyor. İlçelerde bu değerlerin izini süren konservatuvar birimleri, çalışmasını giderek yaygınlaştırıyor.

    Yaklaşık bir yıldır sürdürülen titiz araştırmalarda kent genelinde gün ışığına çıkmamış çok fazla görsel ve işitsel kültür özellik olduğunu tespit eden konservatuvar ekipleri, müziğinden halk oyununa, eğlencelerinden el sanatlarına kadar birçok unsurun da keşfedilmeyi beklediğini ortaya koydu. Bunlarla ilgili ilçelerde alan çalışmaları devam ediyor.

    70 Samsun türküsü bilinmiyor

    Muhtarlar, yaşlılar ve kanaat önderleri ile tek tek görüşen konservatuvar hocalarının çalışmaları hakkında bilgi veren Kültür ve Sosyal İşler Daire Başkanlığı Konservatuvarı Müzik Koordinatörü ve Türk Halk Müziği Bölüm Şefi Hakan Demir, icra edilmemiş ve repertuvara girmemiş çok sayıda Samsun türküsü tespit ettiklerini kaydetti. Demir, “Hocalarımız ilçeleri santim santim tarayarak halk oyunları, sanat ve kültür repertuvarına girmemiş ne varsa bunları ortaya çıkarmaya çalışıyorlar. Halk müziği bölümümüzde şuan TRT repertuvarında 14 veya 15 türkü bulunuyor. Yaptığımız araştırmalar neticesinde su sayının çok daha fazla olduğunu tespit ettik. Şuan yörede az bilinen ve okunan 70’e yakın türkümüz var. Bu eserlerin rotasyonunu yapıp derleyerek TRT repertuarına girmeleri için müracaatlarda bulunacağız” bilgisini verdi.

    “Sahnelenmemiş halk oyunlarımız var”

    Gözden kaçmış ve unutulmuş tüm kültürel ve sanatsal değerleri toparlayacaklarını ifade eden Hakan Demir, “Şu an icrasını bilemediğimiz derlenmemiş 22 tane türkü, 3-4 tane de sahnelenmemiş halk oyunlarımız var. Bunların çoğu Samsun genelinde bilinmiyor. Bunun sebebi ise Samsun ve ilçeleri çok farklı kültürlerden oluşan insanların bulunduğu bir şehir olmasıdır. Örneğin Terme’de oynanan birçok oyun Fatsa’da da oynanmasına rağmen Çarşamba’da oynanmıyor. Örneğin Terme’de ellik oynanır. Terme’de var ama Çarşamba’da yok. Veya Alaçam oynuyor ama Bafra bambaşka bir şey oynuyor. Bu çok ilginç. Büyükşehir Belediyesi olarak elimizden gelen gayreti sarf ediyoruz. İnşallah bu eksikliği gidereceğiz. Ama bir komisyon oluşturulup bu çalışmalar daha kapsamlı yapılmalıdır” şeklinde konuştu.

    “TRT gibi çalışıyoruz”

    Samsun için çok ciddi projeleri hayata geçirdiklerine de değinen Demir, “Sanatın görselliği yok. Soyut kalıyor ama yapılan işlere baktığınız zaman büyük işler başarıyoruz. Şehrimizin geçmişine ulaşmak ve bunları geleceğe aktarabilmek için adeta TRT gibi çalışıyoruz. Bizim en büyük eksiğimiz, edep diyerek yaptığımız çalışmalarımızı ve hizmetlerimizi anlatmamamızdır. Biz de yaptığımız her faaliyeti ve çalışmaları halkımıza duyuracağız. Bunları da yazılı ve görsel basın yayın organları ile sosyal medyada halkımızla paylaşacağız” ifadelerini kullandı.

    (SAM-SLH-Y)

  • Ramazan Bandosundan Kahramanlık Türküleri

    Amasya’da Ramazan aylarında 150 yılı aşkın süredir kalede konser veren Amasya Belediyesi Bandosu, bu yılki repertuvarı kahramanlık türküleri ile mehter marşından oluşturdu.

    Ramazan’ın ilk günü belediyeye ait ‘Ramazanbüs’ adı verilen üstü açık otobüs ile Harşena Kalesi’ne tırmanan bando ekibi ‘Çanakkale Türküsü’, ‘Genç Osman’ ve ‘Türkiyem’ gibi parçaları seslendirdi.

    Kaleye yarısını araçla, yarısını da yürüyerek tırmandıklarını belirten şef Osman Kiraz, bu yıl Ramazan boyunca sürecek konserlerde kahramanlık türkülerini çalacaklarını söyledi.

    3 yıldır bandoda görev yapan Mustafa İnce son dönemdeki şehit haberlerinden dolayı hüzünlü olduklarını belirterek, “Geçen sene oyun havaları çalmıştık. Bu sene Çanakkale marşını çaldık” dedi.

    Ramazan boyunca kendilerini taşıyan otobüsü ‘Ramazanbüs’ olarak adlandırdıklarını anlatan İnce, “Güzel bir otobüs. İnsanlar bizi kameraya çekiyor. Videoya çekiyorlar. Farkında olmadan binlerce videomuz sosyal medyada dolaşıyor” diye konuştu.

    Bando ekibini taşıyan otobüsün şoförü Mithat Tezcan, “Ramazanlarda gündüz ve sahurda olmak üzere bando ekibiyle beraber vatandaşa hizmet etmeye çalışıyoruz” şeklinde konuştu.

    Top kalesinden yıllardır atılan Ramazan topunu bu yılda kumandayla kendisi ateşleyen Amasya Belediye Başkanı Cafer Özdemir de, Amasya’ya yakışan güzel gelenekleri sürdürmekte kararlı olduklarını söyledi. Topun hazırlanmasını yıllardır görev yapan Seyfettin Gökçe’nin yerine Ahmet Uyar üstlendi.

    Ramazan boyunca çeşitli programlar tertiplediklerini, ayrıca mahallelerde iftar sofraları kurduklarını anlatan Özdemir, tarih tutkunlarını Amasya’ya davet etti.

  • Bilecik Belediyesi Türk Sanat Müziği Korosu’ndan Bilecik Türküleri

    Bilecik Belediyesi tarafından 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı etkinlikleri kapsamında; Bilecik Belediyesi Türk Sanat Müziği Korosu tarafından, ’’Bilecik Türküleri’’ adlı konser verildi.

    Bilecik Belediyesi Şeyh Edebali Kültür ve Kongre Merkezi’ndeki programa, Vali Ahmet Hamdi Nayir, Bilecik Belediye Başkanı Selim Yağcı, 2. Jandarma Eğitim Tugay Komutanı Tuğgeneral Halis Zafer Koç, Belediye Meclis üyeleri, daire müdürleri, sivil toplum kuruluşu temsilcileri ile vatandaşlar katıldı. Bilecik Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürlüğü organizasyonunda gerçekleşen konser, Şeyh Edebali Üniversitesi Öğretim Görevlisi Dr. Tuncay Dağlı şefliğinde gerçekleştirildi.

    ’’BU AKŞAM HER ŞEYİYLE YERLİ OLAN BİR FAALİYETİ GERÇEKLEŞTİRDİK’’

    Bilecik’te okuyan ve Bilecik’e ait türküleri seslendiren yabancı öğrencilerin de sahneye çıktığı program sonunda bir konuşma yapan Belediye Başkanı Selim Yağcı, Bilecik’te güzel ve anlamlı bir gecede buluştuklarını belirtti. Yağcı, ’’Bu akşam, her şeyiyle yerli, bizden olan bir şeyler yapmış olmanın vermiş olduğu mutluluğu ve hazzı hep birlikte yaşadık. Gerçekten güzel bir yurttayız. Atalarımızın bizlere emanet ettiği, güzel mekanlardayız. Hem ülkemiz hem şehrimiz özel ve güzel bir yer. Bu özellik ve güzellikleri sonuna kadar yaşamak istedik. İşte Bilecik ve Türkiye, birlik, beraberlik, sevgi ve hoşgörü içerisinde olduğunda neleri yapabileceğini, başarabileceğini gösteriyor. Gerçekten Bilecik’te Tuncay hocamızın koordinasyonunda sanatçı kardeşlerimizin bir amatör ruhla, zaman ayırarak, böyle güzel bir faaliyeti gerçekleştirmeleri, her türlü taktirin üzerindedir. Ben huzurlarınızda Tuncay hocamız başta olmak üzere buradaki bütün kardeşlerime teşekkür ediyorum’’ dedi.

    ’’KOROMUZ İLE BİLECİK’İN SESİNİ ŞEHİR DIŞI VE YURT DIŞINA DA ÇIKARMAYI HEDEFLİYORUZ’’

    Konuşmasında; ’’Bu tür etkinlikler ile koromuzun artık Bilecik sınırlarını aşması gerektiğini düşünüyorum’’ ifadesine yer veren Belediye Başkanı Selim Yağcı, ’’Şehir içi ve yurt dışına da bu güzellikleri Bilecik, olarak taşımak istiyoruz. İnşallah önümüzdeki dönemlerde hem yurt içi, hem de yurt dışı turnelerde Bilecik’in sesini duyurmayı istiyoruz. Bilecik Belediyesi olarak biz bu organizasyonlara da hazırız. Gerçekten Türk ulusunun makus talihinin yenildiği topraklardayız. Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün, İnönü’ye hitap ettiği bu sözden ilham aldığımızda, günümüzde de bizler önder olabiliriz ve örnek çalışmalar sergileyebiliriz. Çünkü Bilecik olarak çok ağır ve büyük bir sorumluluğumuz var. Her alanda aktif olmalıyız, her alanda önder olmalıyız. Her alanda gayretle çalışmalıyız. Bileciklilerin inandıklarında bunu yapabileceğini biliyorum. İnşallah çok daha iyi boyutlarda bu faaliyetleri gerçekleştireceğiz. Böylece hem kültürümüzü yaşatmış olacağız, hem de geleceğe güzel birşeyler bırakmış olacağız ’’ dedi.

    Kızıldamlar Köyü Kültür Derneği halk oyunları ekibinin de eşlik ettiği konser sonunda Vali Nayir, Belediye Başkanı Yağcı ve 2. Jandarma Eğitim Tugay Komutanı Tuğgeneral Halis Zafer Koç, koro üyelerine çiçek hediye etti.

  • Çanakkale’nin Yürek Yakan Türküleri Bu Albümde

    Çanakkale Savaşı’nın 101’inci yıldönümü dolayısıyla İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından Çanakkale ruhunu anlatan 7 türkü bir albümde derlenerek yayınlandı.

    İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Çanakkale Savaşı’nın 101’inci yılında Çanakkale ruhunu anlatan ve yürek yakan hikayeleriyle Türk toplumunun hafızasında yer edinen 7 türkünün yer aldığı  “Çanakkale’ye” isimli bir albüm yayınladı.

    Sevilen sanatçı Yaprak Sayar’ın seslendirdiği albüm, Türk insanın acısını ve ayrılığını dile getirmesiyle Çanakkale Savaşı’nın dile dökülen sözleri olan türkülerden derlendi.

    Albümde, “ Çanakkale İçinde Vurdular Beni”, “ Hey Onbeşli Onbeşli”, “Şu Kışlanın Kapısına”, “Mızıka Çalındı Düğün mü Sandın”, “Eledim Eledim”, “Yaslı Gittim Şen Geldim” ve “Yılmam Ölümden Askerim” isimli türküler yer alıyor.

    “ÇANAKKALE İÇİNDE VURDULAR BENİ”

    Bu türkü, Çanakkale Deniz Savaşı henüz başlamadan önce askerler harbe hazırlanırken, vaktiyle Çanakkale yöresinde söylenen bir aşk türküsünün üzerine savaşla ilgili sözler ilave edilerek oluşturulmuş. Seyfullah isimli Çanakkale Sultanisi öğrencisinin, İstanbul’daki annesine yazdığı 29 Eylül 1914 tarihli bir mektubunda, “Birkaç günden beri Çanakkale sokaklarından askerler geçiyor. ’Çanakkale içinde aynalı çarşı, anne ben gidiyorum düşmana karşı’ şarkısını söylüyorlar” diye yazmış. Savaşın öncesinde bu türkü doğuyor, savaş sırasında askerler tarafından söyleniyor, savaş bittikten sonra da askerlerin geri döndüğü toprakların hepsine  bu türkü askerlerin ağzında gidiyor. Bugün Gagavuz Türkleri de,  Arnavut, Makedon da, Bosna-Hersekli, Kerküklü de bu türküyü söylüyor. Anadolu’nun her yöresinde, dönemin bütün Osmanlı coğrafyasında Çanakkale Türküsü söyleniyor. Herkes kendi dilinde aynı türküyü söylüyor.

    “HEY ONBEŞLİ” TÜRKÜSÜ DÜNYA TARİHİNİN EN ASİL ASKERİNE YAZILDI

    ’Hey Onbeşli Onbeşli Tokat yolları taşlı/Onbeşliler gidiyor kızların gözü yaşlı…’

    ’1915’te Çanakkale’yi savunmak için yollara düşenler için Türk milleti ’Hey Onbeşli’ türküsünü yakmıştır. Aslında ağıt formundaki bu türkü günümüzde maalesef ruhundan uzaklaştırılıp oyun havasına dönüştürülmüştür.

    Türküdeki “onbeşli” tabiri Hicri takvime göre 1315 doğumlulardır. Miladi takvimde 1894-95’e denk gelir. 1895 tertipli olan bu gençler, 1915’e gelindiğinde 20 yaşlarındadırlar ve büyük muharebeye katılmak için devletin seferberlik çağrısına uyarak, vatanı savunmak için yollara düşmüşlerdir. Genç kızlar da onlar için gözyaşı dökmüştür.