Etiket: Turkuaz

  • Karadeniz’de turkuaz akıntıları

    NASA tarafından birkaç uydu aracılığıyla çekilip birleştirilen görüntüler Karadeniz’deki fitoplankton pırıltısını gözler önüne serdi.

    Nasa’nın 12 Haziran’da çekip dün servis ettiği görüntülerde turkuaz girdaplar ve akıntılardaki fitoplanktonun varlığının izleri görülüyor. Fitoplankton pırıltılarıyla denizin rengi lacivertten turkuaza döndü.

  • Bakan Özlü: “Sanayici ve yatırımcının önüne turkuaz halı sereceğiz”

    Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü, Balıkesir’de sanayici ve işadamları ile yemekte bir araya geldi. Özlü, “Hükümet olarak Başbakanımızın da açıkladığı şekilde sanayici ve yatırımcının önüne turkuaz halı sereceğiz diye yola çıktık” dedi.

    Balıkesir’e bir dizi ziyaret ve toplu açılış ile gelen Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü, işadamları ve sanayicilerle yemekte bir araya geldi. İşadamlarına ve yatırımcılara seslenen Bakan Özlü, “Hem mecliste, hem de Bakanlar kurulunda aldığımız kararlar, sanayicinin ve yatırımcının teşvik edilmesi yönünde kararlar. Biz bu kararları hayata geçirmek için büyük gayret sarf ediyoruz” dedi.

    Balıkesir’in tarım ve hayvancılık ağırlıklı bir şehir gibi görünmesine rağmen ciddi oranda sanayi potansiyeli olduğunu söyleyen Özlü, “Balıkesir’in bu sanayi potansiyelini harekete geçirmek için bakanlık olarak elimizden geleni yapacağız. Biliyorsunuz bir toplumun kalkınması sadece belirli şehirlere bağlı olamayacağı gibi sadece belli sektörlere de bağlı olamaz. Turizm, ticaret, tarım ve sanayi hizmetleri bu sektörlerin her biri önemli. Bu alanlardan birine dikkatle eğilip diğerlerini ihmal eden bir ekonominin uzun vadede başarılı olmasını da beklemeyelim” dedi.

    Sanayiye özel önem verdiklerini belirten Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü, “Sanayi lokomotif bir sektördür. Bir sanayi aynı zamanda hizmetler sektörüne, bankacılık ve mali sektöre de katkıda bulunur” şeklinde konuştu.

    Türkiye’nin teknolojik olarak geldiği seviyede doğaya, çevreye ve tarıma zarar vermeyen, aksine bunları güçleştiren bir sanayileşme modeline sahip olduklarını belirten Özlü, “Balıkesir’de tabiata ve tarım alanlarına hiç bir zarar vermeksizin yeni sanayi alanları oluşturmak için çalışacağız. Şu anda mevcut 5 OSB’nin 173 parselinde üretim yapılıyor. Buralarda 8 bine yakın kardeşimize de istihdam sağlanıyor. Ancak bu OSB’lerin doluluk oranı iyi bir seviye de olduğu için yeni alanlar kazandırılması gerekiyor. Biz de bunun için çalışıyoruz. Hatta ülkemizin önde gelen sanayi gruplarından biriyle Balıkesir’de özel bir endüstri bölgesi kurmak için yeni bir model geliştirmeye çalışıyoruz. Çalışmamız biraz daha olgunlaşınca bunu sizlerle paylaşacağız” dedi.

    Yapılan yollar ve köprüler sayesinde Balıkesir’in imkanlarının da çoğalacağını söyleyen Bakan Özlü, “İstanbul- İzmir otoyolunu biliyorsunuz. Yapılacak olan 1915 Çanakkale Köprüsü de bu şehrin lojistik imkanlarını zirveye çıkaracak. Balıkesir, 2002 yılında 90 milyon dolar olan ihracatını geçtiğimiz yıl 517 milyon dolara çıkardı. Yapılacak olan projelerle birlikte Balıkesir’in bir kaç yıl içinde 1 milyar dolardan daha fazla ihracat yapan şehirlerden biri olacağını düşünüyoruz” dedi.

    Türkiye’nin makus tarihini değiştiren seçimin üzerinden 14 yıl geçtiğini ve 3 Kasım 2002 yılından itibaren Devlet ile milletin barıştığına dikkat çeken Bakan Özlü, “Devlet millete hizmet için var olduğunu yeniden hatırladı. Bakınız rahmetli Özal döneminde kurulan KOSGEB çok doğru bir girişimdir. Ancak KOSGEB 1990-2002 döneminde Balıkesir’deki hiçbir firmaya destek olmamış ya da olamamış. Balıkesir’deki hiçbir KOBİ’miz veya esnafımız KOSGEB’e ulaşamamış. 2002’den sonra KOSGEB Balıkesir’deki 2 bin 500’den fazla firmaya yaklaşık 20 milyon lira destek vermiş. Yine kredi faiz destekleriyle bin 700’ye firmanın 125 milyon Türk Lirası kredi kullanmasını sağlamış. 2006 yılında Balıkesir’e KOSGEB İl Müdürlüğünü açmışız. Yetmemiş 2013’de Bandırma ve Burhaniye’de temsilcilikler açmışız. KOSGEB ile Balıkesir arasındaki bu örnek değişim, zihniyeti çok çarpıcı bir şekilde gözler önüne seriyor. Sadece bir kuruma ve o kurumun değişimine baktığımızda bile Türkiye’nin nasıl bir zihniyet değişimine imza attığını görebiliyoruz. Bu zihniyet değişimi sayesinde Türkiye büyüdü, gelişti ve güçlendi. Bu anlayış sayesinde Türkiye dünyada iddialı bir ülke haline geldi” şeklinde konuştu.

    Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü, konuşmasının ardından sanayi ve işadamlarının sorularını cevapladı.

  • Turkuaz Kadınlarından Öğrencilere Burs Kermesi

    Nazilli Turkuaz Kadınları Derneği, Nazillili Öğrenciler İçin Burs Kermesi Düzenlendi.

    Nazilli Turkuaz Kadınlar Derneği, Nazillili ihtiyaç sahibi öğrenciler için burs katkısı sağlamak adına Dernek üyelerince el ürünlerini satmak için kermes düzenledi. Turkuaz Kadınları Derneği Başkanı Fatma Ergün “Her eğitim yılı başında, burs taleplerini almak için burs başvurularını topluyoruz. Ekonomik durumlarına göre yaptığımız sıralamada ihtiyaç sahibi öğrencilerimizin okutulmasına katkı sağlıyoruz. Geçen yıl şehir dışında eğitim gören 4 Nazillili üniversite öğrencimize burs sağladık. Bu yıl ise 10 öğrencimizi okutuyoruz. Düzenlediğimiz kermeslerden elde ettiğimiz 1 kuruş dahi dernek yararına kullanılmamaktadır. Tamamını burslu öğrencilerimize göndermekteyiz” dedi.

  • Mülteci Akademisyenlere Turkuaz Kart

    ISPARTA (İHA) – AK Parti Antalya Milletvekili Atay Uslu, mülteci akademisyenlere turkuaz kart verileceğini ifade ederek, “Süleyman Demirel Üniversitesi şimdi akademisyenlere ilgili beyin göçünü kullanmaya hazırlanıyor. Yarın ortak akılla Suriye’yi yeniden inşa edeceğiz. Göçmenlere green kart değil ama turkuaz kart vereceğiz. Akademisyenler geldikten sonra ’benim burada durumum ne olacak?’ diye düşünmeyecek. Türkiye’de uzun dönem çalışma hakkı elde edecekler” dedi.

    Başbakanlık ve YÖK tarafından, başta Suriye olmak üzere bölge coğrafyasından gelen mülteci akademisyenlerin, Türkiye’deki üniversitelerde görev alması için değerlendirme merkezi olarak belirlenen Süleyman Demirel Üniversitesi (SDÜ) ’Ülkemiz ve Bölgemiz Perspektifinden Mülteciler Sosyal, Kültürel Ekonomik ve Akademik Boyut’ konulu panele ev sahipliği yaptı. Panelde, yükseköğretim sistemi içerisinde ihtiyaç duyulan alanlarda yabancı uyruklu akademisyen faaliyetlerinin arttırılması adına eğitim sistemi hakkında genel bilgiler verildi.

    “BUNDAN KAÇAMAYIZ”

    SDÜ Lütfi Çakmakçı Kültür Merkezi’nde düzenlenen konferansın açılış konuşmaları bölümünde SDÜ Dış İlişkiler Koordinatörü Haluk Songur, “Suriyeli göçmenlerden 30’una yakını burada oryantasyona aldık. Birkaç gün dinledik. Bizim üniversite ihtiyacı olduğunu düşündüğümüz iki akademisyenle anlaşma yapmak üzereyiz. Başbakanlık ve YÖK’ün büyük katkılarıyla mülteci konusunda bir katkı sunmak adına Suriyeli akademisyenleri oryantasyona alma görevini üstlenmiş bulunmaktayız” dedi.

    “YÖK’TE CV VERİ BANKASI OLUŞTURULDU”

    Programın moderatörlüğünü yapan YÖK Üyesi Prof. Dr. İbrahim Hatipoğlu, akademiysen mülteciler konusunda üçüncü kez toplantı yapıldığını belirterek, “İki hafta önce YÖK’te yapılan toplantılarda çeşitli süreçlerin birleştirilip pek çok sivil toplum kuruluşu desteğini alarak bu faaliyetlerin yürütülmesi için önemli adımlar atıldı. Gelinen noktalar umut verici. Mülteci ifadesi şuanda yaşanan süreçle ilgili doğru bir tabir değil. Kardeşlik, yeniden buluşla daha doğru tabir. O insanların yaşadıkları sıkıntılar dolayısıyla tam ensar sorumluluğunu yerine getirme durumundayız. Sadece acil ihtiyaçların karşılanması değil bizim Suriyeli kardeşlerimizden alabileceklerimiz ve onlara verebileceklerimiz konusunda ortak toplum inşasını dikkate alan bir süreç olarak değerlendirmek gerekiyor. 300 civarında ilahiyat alanında akademisyen kardeşimiz istihdam edilirken teknik alanlarda da istihdamın oluşması için çalışmalar başladı. Şu anda kardeşlerimiz için CV veri bankası var. Kendi ülkesini terk etmiş olan tüm kardeşlerimiz için müracaat edebileceği ve müracaatların değerlendirilerek oryantasyondan sonra akademiyada araştırma kuruluşlarında istihdamına yönelik çalışma başlattık. Şu anda ciddi bir veri akışı söz konusu” bilgisini verdi.

    “GÖÇ DOĞRU YÖNETİLİRSE İYİ SONUÇ ALINABİLİR”

    Türkiye’de 3 milyona yakın mülteci olduğunu anımsatan Antalya Milletvekili Atay Uslu da, “Suriyeli mültecilerden sonra uygulamalar değişti. Mülteciler için uygulamalar Cenevre Sözleşmesi ile sınırlıydı. Türkiye artık göç konusunda hedef ülke. Çünkü rahat yaşam için göç ediyorlar. Yabancılar ve Göç Kanunu ile ülkemize gelen insanlara sağlık, eğitim imkanı veriyoruz. Dünyanın hiçbir yerinde böyle bir uygulama yok. Avrupa’da geçici koruma konusunda hiçbir yasal düzenleme yok. Oysa biz de Suriyeliler hangi şartlarda ülkemizde kalacak bu durumu hukukla destekledik. Suriyeliler geçici koruma statüsüyle kalıyorlar. 15 milyon poliklinik hizmeti verilmiş. 300 bin ameliyat yapılmış. İnsani yardımın büyük kısım Suriyeliler için yapıyor. Bunu çok iyi yürüttüğümüz için kargaşa yok ama Avrupa’da panik var. Avrupa’nın Aylan bebek ölünceye kadar vicdanı sızlamadı. Avrupa zamanında kapıları açmadığı için yalnızca geçen yıl 5 bin civarında insan Ege’de hayatını kaybetti. Yapılan en son mutabakat külfet paylaşımıdır. Göç doğru yönetilirse iyi sonuçlar alınabilir. SDÜ şimdi akademisyenlere ilgili beyin göçünü kullanmaya hazırlanıyor. Yarın ortak akılla Suriye’yi yeniden inşa edeceğiz. Göçmenlere green kart değil ama turkuaz kart vereceğiz. Akademisyenler geldikten sonra ’benim burada durumum ne olacak?’ diye düşünmeyecek. Türkiye’de uzun dönem çalışma hakkı elde edecekler” dedi.

    “EN ÇOK GÖÇMENİ TÜRKİYE BARINDIRIYOR”

    SETA Genel Koordinatör Yardımcısı Prof. Dr. Muhittin Ataman, Türkiye’nin en çok mülteci barındıran ülke olduğunu dile getirerek, “Bugün itibariyle dünyada 230 milyon sığınmacı var. Siyasal nedenlerle kendi ülkesini terk edip başka bir ülkede yaşamak zorunda kalan ve ülkesine geri dönemeyen 60 milyon insan var. En çok mülteci barındıran Türkiye ilk sırada. Pakistan, Lübnan, birkaç Müslüman ve Afrika ülkesi dünyada en çok mülteci barındıran ülkeler. Bugün itibariyle mültecilik Avrupalı devletlerin eteğini tutuşturan ateş olarak okunuyor. Güvenlik nedeniyle Avrupa bu konuyu önemsemeye başladı. Şu anda Batılıların ilgilendiği Suriye’de ortaya çıkan krizin kendilerini hiçbir şekilde ilgilendirmediğini kabul edip mülteci sorununa taraf olmak istemiyorlar. Aslında Suriye’de yanan ateşin dumanı Avrupa’yı boğmaya çalıştı. Mülteci dalgası Avrupa’yı ciddi siyasal krizle karşı karşıya bıraktı. Çünkü toplumsal dengeler de bozulmaya başladı. İslam karşıtlığı ortaya çıkmaya başladı. Türkiye dahil pek çok rejimle anlaşmaya varmak zorunda kaldılar. Avrupalılara Türkiye gibi ülkelerin bu sorunu çözmesini istiyorlar. Güvenlikçi siyasetlerini terk etmek zorunda kaldıkları için küreselleşen dünyada kendilerinin batı kalesi inşa etme lüksü kalmamıştır” ifadelerini kaydetti.

    “325 BİN MÜLTECİ TÜRKİYE’DE EĞİTİM GÖRÜYOR”

    MEB Müsteşar Yardımcısı Yusuf Büyük, MEB olarak 2001 yılından itibaren çocukların eğitim öğretim hayatına dahil olabilmesi için gayret gösterdiklerini söyledi. Büyük, “Bu çocuklar eğitim-öğretim sistemine dahil olmazlarsa bu boşluğu birileri dolduracaktı. Ya doktor ya hırsız ya astronot ya terörist olacaklardı. Bir çocuk bir sistem dışında kalamazdı. Eğitimsiz geçen bir anın tedavisi mümkün değildi. Eğitemediğimiz her çocuk Ankara için, Brüksel ve Paris için tehlike oluşturur. Bunun için herkes taşın altına elini koymak zorundadır. Eğitim öğretim çağındaki mülteci öğrenci sayısı 834 bin. Sistem içinde 325 bin öğrenci var. Hiçbir okul müdürü Suriyeli çocuğu geri gönderme yetkisine sahip değil. En kısa sürede Türk öğrencilerle kaynaşma sağlanmak zorunda. Rehber öğretmenler aracığıyla adaptasyon süreci aşılıyor. Kamplarda da geçici eğitim merkezlerinde 80 bin öğrenci ile eğitim öğretime devam ediyor. Burada kendi müfredatları yanı sıra Türkçe öğretiyorlar. Çocuklara yaşadığı travmaları atlattırmak için kamplarda rehberlik hizmeti verdik. Korkunç gerçek 500 bin öğrenci sokakta. Bunları isteme uluslararası fonlardan destekleme ile çekeceğiz” açıklamasında bulundu.

    “ÜÇ YIL İÇİNDE 61 MİLYAR TL’YE İHTİYAÇ VAR”

    Kalkınma Bakanlığı Temsilcisi Hacı Mahmut Arslan ise, ihtiyaç analizine göre Türkiye’nin 3 yıl içinde mülteciler için ihtiyaç duyduğu yardım miktarının 61 milyar Türk lirası olduğunu belirterek, “Türkiye’nin nüfusu 3 milyon arttı. Bu ihtiyaç miktarı sadece 2018’e kadar olan süreyi kapsıyor. Bu süreden sonra doğal olarak azalacak” dedi.

  • Bodrum Ve Turkuaz Kıyılar Itb Berlin’de

    Dünyanın en büyük turizm ve seyahat fuarı ITB Berlin-Uluslararası Turizm Borsası Fuarı’na katılan Bodrum Belediyesi ve Bodrum Tanıtma Vakfı Başkanı Mehmet Kocadon, Bodrum-Fethiye-Marmaris Turizm Konseyi tarafından “Turkuaz Kıyılar” konseptiyle kurulan stant ile Bodrum tanıtım çalışmalarını sürdürdü.

    09 – 13 Mart 2016 tarihleri arasında düzenlenen ITB Berlin-Uluslararası Turizm Borsası Fuarı’nda, Bodrum’un uluslararası düzeyde tanıtımının yapılması için gerçekleşen çalışmalara destek veren Bodrum Belediye Başkanı Mehmet Kocadon’a Bodrum Belediye Başkan Yardımcıları İsmail Altındağ ve Kemal Orman da eşlik etti. Fuara ayrıca Fethiye Belediye Başkanı Behçet Saatçi, Marmaris Belediye Başkanı Ali Acar, Fethiye Belediye Başkan Yardımcısı Mete Atay, Marmaris Belediye Başkan Yardımcısı Sedat Kirt, TAV Havalimanları Pazarlama Müdürü Serkan Karahatay, Bodrum Otelciler Derneği (BODER) Başkanı Halil Özyurt ve dernek üyeleri, BOTAV Genel Sekreteri Cemil Bayraktar yanı sıra Bodrumlu, Marmarisli ve Fethiyeli turizmciler de katıldı.

    Turkuaz Kıyılar konseptli Bodrum-Fethiye-Marmaris üçlüsünün bir arada tanıtıldığı standı TÜRSAB Başkanı Başaran Ulusoy başta olmak üzere dünyanın sayılı tur operatörü, seyahat acentası ve otel yetkilileri ile yerli yabancı turizmciler ve çok sayıda kişi ziyaret etti.

    Bodrum Belediye Başkanı Mehmet Kocadon, fuarın ilk günü, TAV Havalimanları Pazarlama Müdürü Serkan Karahatay ile birlikte dünyanın önde gelen uçak şirketleri, tur operatörleri ve seyahat acentası yetkilileriyle bir dizi toplantı düzenledi. Yoğun bir şekilde geçen bu toplantılar sonrasında edindiği izlenimlerini aktaran Başkan Mehmet Kocadon, önümüzdeki sezon ve ilerleyen süreçte Almanya’dan Bodrum’a gelecek turist sayısında artış öngördükleri söyledi. Ayrıca aralıksız olarak gerek yurt içi gerek yurt dışında yıl içinde Bodrum standı ile 30’a yakın fuarda tanıtım faaliyetlerini sürdürdüklerini de sözlerine ekleyerek, “Ülkemizde ve dünyada yaşanan olumsuz olaylardan dolayı elbette turizm sektörü de önemli ölçüde etkileniyor. Ancak bizler inanıyoruz ki, Bodrum olarak bu krizden en iyi şekilde çıkacağız, sezonu kayıp vermeden geçireceğiz, çalışmalarımız da hep bu yönde. Ve umuyorum ki turist sayımızı daha da artıracağız. Özellikle Almanya’dan çok umutluyum. Bodrum, bu fuarda da gördüğüm kadarıyla Alman tur operatörleri ve seyahat acentalarının ilgi odağı halinde. Yaptığımız görüşmeler umut veriyor. Bu da Bodrum’a gelecek olan Alman turist sayısında önemli bir artış yaşanacağına işaret ediyor.” dedi.

    Başkan Kocadon, fuarda röportaj yapmak isteyen yerli yabancı basın mensuplarının da sorunlarını yanıtlayarak turizm sezonu hakkındaki değerlendirmelerini paylaşıyor. Avrupalıların yakından takip ettiği Alman turizm kanalı Sonnenklar TV’nin yazı işleri müdürü Melanie Benz’in de sorularını yanıtlayan Başkan Kocadon, röportajda Bodrum’daki turizm faaliyetleri hakkında bilgi vererek Alman turistleri Bodrum’a beklediklerini söyledi.

    Tanıtım çalışmaları kapsamında fuar boyunca Bodrum Belediyesi tarafından Türkçe, İngilizce ve Almanca dillerinde hazırlanan Bodrum haritası, Bodrum tanıtım broşürleri, etkinlik kitabı ve 3D tanıtım film CD’lerinin de dağıtımı yapılarak stant görevlileri tarafından katılımcılara Bodrum hakkında bilgiler veriliyor.