Etiket: türkü

  • Vali Işın: “Bu ülkeye ihanet edenler Kürt’ü de, Türk’ü de karşısında bulacak”

    Ağrı’da yapımı tamamlanan grup köy yollarının açılında konuşan Ağrı Valisi Musa Işın, “Bu ülkeye ihanet edenler bizi karşısında bulacak, Kürt’ü de, Türk’ü de karşısında bulacak” dedi.

    Ağrı’da yapımı tamamlanan Murat grup yollarının açılış töreninde konuşan Vali Musa Işın, “15 Temmuz’da Türkiye çok güzel bir birliktelik sağladı. Bu topraklarda yaşayan 78 milyon insan hep beraber bayrağımız altında birleşerek büyük bir tehlikeyi bertaraf etti. Ülkemiz işgal edilmekten kurtuldu. Ülkemiz istiklalini, geleceğini 15 Temmuz’da hain insanların ellerinden tekrar aldı ve geleceğine sahip çıktı. Dikkat ederseniz bu güçlü birliktelik, insanlarımızın tek bayrak altında toplanması ve vatanına sahip çıkması birilerini içeriden ve dışarıdan rahatsız etti. Hemen harekete geçtiler. 15 Temmuz’dan bugüne kadar Gaziantep, Elazığ, Van, Diyarbakır ve Mardin’de 70 şehit verdik. Polisimiz, askerimiz, sivil vatandaşlarımız düğünlerini yaparken katledildiler. Her kim olursa olsun huzurumuzu bozan elleri kıracağız ve o hainlerin karşısına dikileceğiz” dedi.

    Ülkenin birliğini, huzurunu isteyenlerin PKK’yı reddetmeleri gerektiğini ifade eden Vali Işın, “Halkımız ile birlikte hep beraber PKK’ya karşı çıkacağız ve bizim huzurumuzu bozamazsın diyeceğiz. PKK’yı temsil edenlere de karşı çıkacağız. Eğer bu ülkenin birliğini, huzurunu ve refahını istiyorsanız siz PKK’yı reddedeceksiniz. PKK ile ilişkisini kesmez ise PKK’nın partisine de bunu diyeceğiz. Onlara da muamelemiz aynen PKK’ya yaptığımız muamele gibi olacak. Bunda hiç tereddüt yok. Bu ülkeye ihanet edenler bizi karşısında bulacak, Kürt’ü de, Türk’ü de karşısında bulacak” diye konuştu.

  • Rumların 74 yılında katlettiği 33 Kıbrıs Türkü defnedildi

    Kıbrıs’ta 1974 Barış Harekatı sırasında Taşkent köyünde katledilen 85 Kıbrıs Türkünden kalıntılarına ulaşılan 33’ü daha kimlik tespitlerinin tamamlanmasının ardından düzenlenen törenle defnedildi.

    Güney Kıbrıs’ın Taşkent köyünde gerçekleşen katliamın 42. yılında Taşkent Şehitliği’nde düzenlenen törene KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Cumhuriyet Meclisi Başkanı Sibel Siber, Başbakan Hüseyin Özgürgün, 2. Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, Güvenlik Kuvvetleri Komutanı Tümgeneral Yılmaz Yıldırım, 28. Tümen Komutanı Tuğgeneral Faruk Yıldırım, bazı bakanlar, milletvekilleri, diğer askeri erkan, sivil toplum örgütü temsilcileri ve aileler katıldı. Tören, sabah saatlerinde şehit naaşlarının kortej eşliğinde şehitlikteki yerini alması ve şehit naaşlarının araçlardan indirilmesi ile başladı. Protokol sırasına göre çelenklerin anıta sunulması, saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı eşliğinde bayrakların göndere çekilmesi ile devam eden törende, Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ile Taşkent Kayıp Yakınları Komitesi Başkanı Erdinç Erdağlı konuşma yaptı. Konuşmaların ardından, 33 şehit için cenaze namazı kılınarak, şehit yakınlarına tabutların üzerindeki bayrak ve resimler verildi ve defin töreni yapıldı.

    Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, böylesi günlerde kelimelerin ağızlardan zor çıktığını söyleyerek, duyguların anlatılamadığını, kendisinin de bu durumda olduğunu söyledi. 42 yıl önce, Limasol’daki esir kampına götürülmek üzere Taşkent, Terazi ve Tatlısu’dan alınan 82 kişinin, vahşi bir katliama kurban gittiklerini belirten Cumhurbaşkanı Akıncı, içlerinden hayatta kalan bir kişi sayesinde yaşanan vahşetin ortaya çıkarıldığını kaydetti. İki yıl önce şehitlerin yarıya yakınının defnedildiğini belirten Cumhurbaşkanı Akıncı, acılı ailelerin acısını paylaştığını belirterek, şehitlere Allah’tan rahmet, tüm topluma başsağlığı diledi. İki şehidin hala bulunamadığına işaret eden Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, Kayıp Şahıslar Komitesi’nin onların da bulunabilmesi için çalışmalarını sürdürdüğünü belirtti.

    “200 Türk, 900 civarında da Rum hala kayıp”

    Bugün hala kayıp olan 200 Türk, 900 civarında da Rum olduğuna dikkat çeken Cumhurbaşkanı Akıncı, “Biz Kıbrıslı Türk olsun, Rum olsun hangi kökenden olursa olsun tüm kayıpların bulunmasını isteriz. Herkesin defnedilecek bir yeri olmasını isteriz. Bu nedenle Kayıp Şahıslar Komitesi’nin çalışmalarını Cumhurbaşkanlığı olarak ve KKTC devleti olarak sonuna kadar desteklemekteyiz” dedi.

    Askeri yetkililerin gösterdiği büyük anlayış çerçevesinde, 30 askeri bölgede kazı işlemi yapılacağını aktaran Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, bunların 4 tanesinde kazı çalışmalarının başladığına dikkat çekti.

    Savaşların ülkede bir daha yaşanmamasının kendilerinin en büyük görevi olduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Akıncı, barışın gerçekçi koşullarını adada, bu topraklarda oluşturmanın görevleri olduğunu kaydetti. Gelecek kuşakların, bir daha bu manzaralarla karşılaşmaması için, barış ve huzur ortamının gerekli koşulları oluşturmanın kendilerinin omuzlarındaki en büyük sorumluluk olduğunu ifade eden Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, müzakere masasında, kişisel bir mesele değil, toplumsal bir mesele yürütmeye çalıştığını vurguladı.

    Müzakerelerin Türkiye ile dayanışma ve istişare içerisinde yürütüldüğüne dikkat çeken Cumhurbaşkanı Akıncı, “İki tarafın da kabul edebileceği şartlarda, bir daha bu topraklarda kan ve gözyaşının olmayacağı, barışın huzurun, daha iyi bir geleceğin paylaşılacağı yeni bir dönem uğraş ve mücadele veriyorum” dedi. Müzakerelerin çerçevesinin kendisi tarafından çizilmediğini anımsatan Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, müzakerelerin çerçevesini 11 Şubat 2014’te ve ondan önce 1977-1979’da geçmiş liderler tarafından çizildiğini söyledi. Müzakere sürecinin toplumsal olduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Akıncı, şöyle devam etti:

    “Müzakereleri yürütürken amaç, iyi niyetle, samimiyetle Kıbrıs Türk halkının hak ve çıkarlarını sonuna kadar koruyarak, haklarını kimseye yedirmeyerek, ama başkasının hakkını da görerek adil bir çözüme ulaşmaktır. Çözüm istiyorsak adil olacağız. Karşı taraf da adalet içinde davranmayı öğrenecek. Hep bana zihniyetiyle bir yere gelinemez. Önümüzdeki 4 ay önemli. Atacağımız adımlar önemli. Henüz Rum tarafı makul ve gerçekçi bir noktaya gelmedi. Temennimiz, aklın yolunda, makul ve gerçekçi bir noktaya gelinsin. Hem Kıbrıs’ta, hem bölgede, hem de Türkiye ile Yunanistan arasında artık çok daha işbirliği olanaklarının yaratılacağı yeni bir döneme el birliğiyle ulaşalım. Geçmişte yaşadığımız acıları, geçmişte bırakmayı öğrenebilelim.”

    “Savaş, düşmanlık ve kin yüreklerde bir yük”

    Savaşların, düşmanlıkların kin ve nefretin hiçbir topluma yararı olmadığını vurgulayan Cumhurbaşkanı Akıncı, savaş, düşmanlık ve kinin yüreklerde bir yük olduğunu kaydetti. Gelecekte yeniden yaşanmaması için, geçmişte yaşananların elbette unutulmaması gerektiğini söyleyen Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, geçmişte yaşananlardan çıkarılan derslerle, güvenli bir gelecek kurulacağını kaydetti.

    Cumhurbaşkanı Akıncı konuşmasını şöyle tamamladı: “

    Önce kendimize güveneceğiz, sonra da Türkiye’ye güveneceğiz. Çünkü kendimiz dışında güvenebileceğimiz başka bir yer yoktur. Onun için ısrarla, Türkiye’nin gelecekteki bir çözümü güvence altına almasının önemini bıkmadan usanmadan dile getiriyoruz. Bir kez daha yaşanan vahşet sonucunda şehit olan kardeşlerimizi rahmetle anıyor, acılı ailelere başsağlığı ve sabır diliyorum.”

    Taşkent Kayıp Yakınları Komitesi Başkanı Erdinç Erdağlı, 15 Ağustos 1974’te kaybolan 82 şehitten kimlikleri tespit edilen 33 şehidin daha bugün sonsuzluğa uğurlandığını belirterek, şehit aileleri için yaşadıkları acı sayfanın asla kapanmayacağını kaydetti. Çalışmalardan öğrenildiğine göre, şehitlerin yerlerinin olayı örtbas etmek amacıyla değiştirildiğini anlatan Erdağlı, kazılarda 2 şehidin izine rastlanamadığını, ancak çalışmaların şehitler bulunana kadar devam edeceğini kaydetti.

    2 yıl önce Yeresa bölgesinde bulunan şehitlerin toprağa verildiğini, bugün de Paraklişa bölgesinde bulunan ve kimlikleri tespit edilen 33 şehidin toprağa verileceğini belirten Erdağlı, şehitlerin ruhlarının bundan sonra huzur bulacağını söyledi. Şehitlere yapılanların hesabını, hukuksal olarak soramadıkları için boyunlarının bükük olduğuna dikkat çeken Erdağlı, hak ve adalet girişimlerinin başarısız olduğunu vurguladı. Kayıp yakınlarının bu konuda yaptığı çalışmalara değinen Erdağlı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurularının da sonuçsuz kaldığını anlattı. Erdağlı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin, Rum Yönetimi aleyhine bir karar üretmekten kaçındığını vurguladı. Kayıpların bulunması ve yapılan diğer çalışmalar için tüm yetkililere teşekkür eden Erdağlı, şehitlere Allah’tan rahmet, ailelere sabır diledi.

    Defin işlemi ve dua okunmasının ardından tören, müzenin gezilmesi ile sona erdi.

  • Atma Türkü Unutuluyor Mu?

    Rize’de yaşayan son atma türkü ustalarından Osman Efendioğlu, unutulmaya yüz tutan atma türkü kültürünü anlattı.

    Doğu Karadeniz Bölgesi’nde ağırlıkla Rize’de asırlardır halkın en başta gelen eğlencelerinden birisi olan, düğünlerde ve şenliklerde söylenen atma türküler zamanla unutulmaya yüz tuttu. Bir zamanların vazgeçilmez kültürel etkinliği olan atma türküler, atma türkü ustalarının azalması ve yeni ustaların yetişmemesi ile kaybolmak üzere.

    Rize’nin meşhur atma türkü ustası emekli öğretmen Osman Efendioğlu 82 yaşında olmasına rağmen asırlardır süre gelen bu kültürü yaşatmaya çalışıyor. Binlerce eseri, yetiştirdiği onlarca öğrenci ve kazandığı ödüller ile atma türkü kültürünün yaşayan son ustalarından olan Efendioğlu, atma türküyü anlatırken, atma türkülerin son zamanlarda popüler olan yerel şarkılar ile karıştırılmasına ise tepki gösteriyor.

    Atma türkünün karşılıklı laf atma sanatı olduğunu belirten yaşlı usta, “Atma türkü temelinde karşılıklı laf atma becerisidir. Hiciv, nükte, kinaye, kur gibi duyguları bünyesinde taşıyıp bunların kafiye ve tema arasında dolaşımını sağlayan bir türkü türüdür. Atma türkü; sevdam, yaylam gibi temalar üzerinde kurulan yerel şarkılar ile karıştırılıyor. Bunlar atma türkü değildir. Atma türkü iki kişi arasındaki söz düellosudur. Önce bir tema belirlenir bu tema çevresinde atma türkü ustaları belirttiğim kriterlerde özlü sözlerle yarışırlar” dedi.

    Efendioğlu, Atatürk’ün 1924 yılında Trabzon ve Rize’de atma türküler ile karşıladığını belirterek Rize’de yaşanmış bir diyalogdan bahsetti. Efendioğlu, “Atatürk’ün Rize’yi ziyaretinde Osman Kandemir isimli bir atma türkü ustasını davet etmişler. Atatürk’ün Giresunlu Topa Osman lakabı ile aynı lakabı taşıyan Osman Kandemir’den iki bukle okumasını istemiş. Kandemir bunun üzerine Ata’ya ‘Böyle geldi geçiyor bu dünya meşakkatlan, Çekilmez bunun derdi bir can içun minnetlan. Canın pervanesi yok fentlan dönüyor fentlan. Öyle ıslahat yaptun kuzu geziyor kurtlan.’ demiş. Atatürk bundan çok memnun kalmış” diye konuştu.

    Efendioğlu, Atma Türkü kültürünün kaybolmaması için gerekli tedbirlerin alınması gerektiğinin de altını çizdi. Efendioğlu bunun için kitaplar hazırlanması gerektiğini sözlerine ekledi.

  • ERKAN OĞUR VE İSMAİL HAKKI DEMİRCİOĞLU KONSERİ

    Atatürk Üniversitesi 2016 Bahar Şenlikleri kapsamında Atatürk Üniversitesi öğrencileriyle buluşan Türkiye’nin en önemli müzisyenlerinden olan Erkan Oğur ve İsmail Hakkı Demircioğlu, verdikleri konserle binlerce misafire unutulmaz dakikalar yaşattılar.
    Konserin düzenlediği Atatürk Üniversitesi Kültür Merkezi A Salonunu saatler öncesinden dolduran konuklar, konsere yoğun ilgi gösterirken salon girişlerinde izdiham yaşandı.
    Türkiye’nin dört bir yanından seslendirilen seçme türkülerle misafirlere derin hisler yaşatan Oğur ve Demircioğlu, Erzurum ve Atatürk Üniversitesi’nde bulunmaktan mutluluk duyduklarını belirterek, kendilerini dinlemeye gelen binlerce kişiye teşekkür ettiler.

  • Eskişehirli Şair Ve Ozanlardan Şiir Ve Türkü Şöleni

    Eskişehirli Şairler, Yazarlar, Ozanlar Derneği’ne (EŞYODER) üye şairler ve ozanlar, Arıburnu Zaferi münasebetiyle kendi yazdıkları şiirleri okudu ve kendi derledikleri türküleri sazları eşliğinde seslendirdi.

    “Şiir ve Türkü Şöleni” etkinliği, dernek binasında düzenlendi. Şölene, ozanlardan Durşen Mert, Zakir Algül Arif Çayır ile 32 şair ve yazar katıldı. Arıburnu Zaferi’ni “Şiir ve Türkü Şöleni” ile kutladıklarını belirten EŞYODER Başkanı Ertuğrul Şakar, “25 Nisan 1915 Arıburnu, tarihin değiştiği gündür. 1915 senesindeki Çanakkale Savaşı’nın içerisinde yer alan bir cephedir. Bu cephe 25 Nisan 1915 tarihindeki Arıburnu çıkarması ile başlamış olan ve 6 Ağustos 1915 tarihine kadar olan birçok çatışmayı kapsamış olan bir cephedir. Arıburnu çıkarması, 25 Nisan 1915 günü Gelibolu Yarımadası’nın Ege Denizi sahillerinde, “Anzak Koyu” olarak bilinecek olan kumsal ve civarına Anzak Kolordusu tarafından yapılan çıkarmadır. EŞYODER’e üye şair ve ozanlarımızla Anzak Zaferi’nin önemini, dernek binasında “Şiir ve Türkü Şöleni” etkinliği tertipleyerek hep birlikte kutladık” dedi.