Etiket: türkü

  • 8 Türkü Öldüren Nsu Üyesi İddiaları Reddetti

    Almanya’da 8’i Türk 10 kişinin öldürülmesi, iki bombalama ve 15 soygun eyleminde bulunan aşırı ırkçı Neo Nazi Nasyonal Sosyalist Birliği (NSU) yeraltı örgütü davasında hayatta olan tek sanık Beate Zschaepe, suskunluğunu 53 sayfalık yazılı ifadesiyle bozdu. Hakkındaki iddiaları reddeden Zschaepe, olaylara katılmadığını öne sürerek, öldürülenlerin yakınlarından özür diledi.

    Almanya’da 8’i Türk 10 kişinin öldürülmesi, iki bombalama ve 15 soygun eyleminde bulunan aşırı ırkçı Neo Nazi Nasyonal Sosyalist Birliği (NSU) yeraltı örgütü davasının 249. duruşması bugün gerçekleştirildi. Duruşmada suskunluğunu 53 sayfalık ifadesi ile bozan Neo Nazi Nasyonal Sosyalist Birliği’nin (NSU) hayatta olan tek sanığı Beate Zschaepe hakkındaki iddiaları reddetti. Zschaepe, yaşanılan olaylara katılmadığını, ölümlerden daha sonra haberi olduğunu ve aşırı ırkçı NSU üyesi olmadığını söyledi. Zschaepe, olayları öğrendikten sonra polise gitmesi gerekmesine rağmen gitmediğini ve bu nedenle de üzüldüğünü belirtti.

    2.5 yıldır devam eden, 500 tanığın dinlendiği 248 duruşma boyunca susma hakkını kullanan örgütün bilinen hayattaki tek üyesi olan 40 yaşındaki baş sanık Beate Zschaepe, bugünkü 249. duruşmada mahkemenin sorularına yazılı cevap verdi. Mahkeme salonuna girerken gülerek avukatlarını selamlayan baş sanık Zschaepe’in rahat tavırları dikkat çekti.

    “8 Aralık’taki oturumda konuşacağım” diyen sanık Zschaepe, daha sonra mahkemeye ara verilmesiyle fikrini değiştirerek mahkemenin sorularına yazılı cevap vermek istediğini belirtmiş ve mahkeme bu talebi kabul etmişti. Beate Zschaepe’nin avukatlarından Mathias Grasel, mahkemenin müvekkiline yönelttiği sorulara karşılık müvekkili Zschaepe tarafından kaleme alınan 53 sayfalık yazılı ifadesini bir buçuk saat boyunca mahkeme heyetine okudu. Beate Zschaepe’nin çok sorunlu ve zor bir çocukluk geçirdiğini anlatan avukat Mathias Grasel, Zschaepe’nin de bu olayın mağduru olduğunu söyledi. Avukat, mahkeme tarafından itham edilen sanığın banka soygunu, bombalama eylemine karıştığı iddialarının asılsız olduğunu ileri sürdü. Beate Zschaepe’nin Uwe Mundlos ve Uwe Böhnhardt ile birlikte olduğunu ancak yapılan eylemlerden haberi olmadığını söyleyen avukat Grasel, polis memuru Michèle Kiesewetter’i ise silahını almak için öldürdüğünü kaydetti. Zschaepe, yazılı ifadesinde olayları öğrendikten sonra polise gitmesi gerekmesine rağmen gitmediğini ve bu nedenle de üzüldüğünü belirtti.

    HAFİFLETİLMİŞ NEDENLER ARANIYOR

    Aşırı ırkçı Nazi NSU terör örgütünün baş sanığı Beate Zschaepe’nin suskunluğunu bozmasının ağırlaştırılmış hapis cezasının hafifletilmesi için olduğuna dikkate çeken hukukçular, davanın süreceğini ifade etti. Öldürülen Türkler’in avukatı Mehmet Daimagüler, sanığın yazılı ifadelerinden çok fazla bir şey beklemediğini söyledi. Daimagüler, “Umutlarım çok, fakat beklentim azdır. NSU’nun arkasındaki Anayasa Koruma Teşkilatı üyeleri kimlerdir? Kimler yardım etti? Bu soruların cevap bulması lazımdır” dedi.

    Münih Ağır Ceza Mahkemesi’nin bu günkü duruşmasına gelen maktul yakınları, sorularına cevap bulmak için sanık Zschaepe’nin ifadelerini bekliyor. Baş sanık Zschaepe’nin mahkemenin vereceği ağır cezanın hafifletilmesi için çocukluk döneminden beri psikolojik sorunları olduğu açıklandı. Doğu Almanya doğumlu Beate Zschaepe’nin çocukluk yıllarında birçok olumsuzluk yaşadığı, alkolik olan annesinden dolayı anneannesiyle yaşadığı, annesinden harçlık alamadığı için de küçük hırsızlıklar yaptığı ve daha sonra polisin kendisine sert muamelesi nedeniyle polise karşı düşmanlık beslediği belirtildi.

    NAZİ NSU ÖRGÜTÜNÜN BİLİNEN EYLEMLERİ

    Aşırı ırkçı Nazi Nasyonal Sosyalist Birliği (NSU) yeraltı örgütü, 8’i Türk 1’i Yunan 9 erkek kurbanın öldürülmesi, iki bombalı eylem ve 15 soygun yapmaktan sorumlu tutuluyor. NSU’nun son cinayetinde Heilbronn kentinde bir Alman kadın polis memuru öldürülmüş ve polisin yanındaki meslektaşı da ağır yaralanmıştı. Baş sanık Beate Zschäpe, Uwe Mundlos ve Uwe Böhnhardt ile birlikte 13 yıl boyunca sahte isimle yaşamıştı. Son adresleri Saksonya eyaletindeki Zwickau kenti olan üçlünün radikalleşmesinin aşırı sağcı Heimatschutz Thüringen adlı aşırı sağcı platformda gerçekleştiği belirtilmişti. Bu platformun ise Alman iç istihbarat birimi Anayasayı Koruma Teşkilatı’na bağlantı adamı olarak çalışan bir kişi tarafından yönetildiği kaydedilmişti. Üçlü, 1998 yılında izini kaybettirerek kayıplara karışmıştı. NSU terörünün baş zanlıları olarak kabul edilen Uwe Mundlos ve Uwe Böhnhardt, Eisenach’ta 4 Kasım 2011 tarihinde bir banka soyduktan sonra polis tarafından yanan bir karavanın içinde ölü olarak bulunmuştu. İkilinin intihar etmiş olabileceği ifade edilmişti.

    Federal Savcılık, Beate Zschaepe’yi cinayetleri birlikte planlamak, bombalı saldırılar ve banka soygunlarına katılmakla suçluyor. Mundlos ve Böhnhardt’ın ölümünün ardından üçlünün Zwickau’da kaldığı evde çıkan yangın davada kilit rol oynuyor. Detaylar üzerinde yapılan titiz incelemeler sonrasında mahkeme, Zschaepe‘nin delilleri silmek için evi ateşe verdiğini iddia ediyor.

    1990’larda kurulan NSU’nun ilk kurbanı Nürnberg’te çiçekçilik yapan Enver Şimşek, 9 Eylül 2000 tarihinde öldürülmüştü. 2007’ye kadar ise Abdürrahim Özüdoğru, Süleyman Taşköprü, Habil Kılıç, Mehmet Turgut, İsmail Yaşar, Yunan Theodoros Boulgarides, Mehmet Kubaşık, Halit Yozgat ve Alman polis Michele Kieswetter öldürülmüştü.

  • AGÜ’de ’Kadına Şiddete Hayır, Susma Türkü Söyle’ Konulu Program

    Abdullah Gül Üniversitesi (AGÜ) Rektörü Prof. Dr. İhsan Sabuncuoğlu, kadına şiddetin önlenmesi için, kadının toplumda, kurum ve kuruluşlarda, toplumun her kesiminde söz sahibi olması gerektiğini söyledi.

    Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreterliği’nin koordinatörlüğünde yürütülen, “Kadın ve kız çocuklarına şiddete son” etkinlikleri kapsamında, AGÜ ve Kadın İşbirliği Geliştirme Derneği (KİGDER) ile ortaklaşa, “Kadına şiddete hayır, susma türkü söyle” konulu program düzenlendi.

    AGÜ Sümer Kampüsü rektörlük konferans salonunda, hem Türk Kadınına Seçme ve Seçilme Hakkının verildiği gün, hem de Dünya Kadın Hakları Günü nedeniyle gerçekleştirilen programda insan hakları, kadın hakları, kadına şiddet konularında konuşmalar ve sunumlar yapıldı.

    Programda konuşan Kayseri Vali Yardımcısı Mehmet Aktaş, dünya genelinde kadınların üçte biri şiddet türlerinden birine maalesef maruz kaldıklarını söyledi.

    Aktaş, “Kadına şiddet sorunu aslında küresel bir sorundur. Günümüzde bu sorunun nihayet bir insan hakları olarak kabullenilmesi önemli bir ilerlemedir” dedi.

    Rektör Prof. Dr. İhsan Sabuncuoğlu da istatistiklere bakıldığında sosyal alanda, iş hayatında, siyasette yer alan kadınların sayısının oldukça az olduğunu kaydetti.

    Rektör Sabuncuoğlu, “Neden rektör kadın sayısı çok olmasın, neden siyasette, kamuda özel sektörde daha çok başaran kendine güveni olan kadın görmeyelim. Şiddeti önlememiz için kadının toplumda, kurum ve kuruluşlarda, toplumun her kesiminde söz sahibi olabilmesi lazım. Az seviye çalışan daha az edilgen yapıdan, üst seviyede karar verici pozisyonlara ulaşmalarını sağlamamız lazım yoksa bu şiddetle mücadele edemeyiz” şeklinde konuştu.

    KİGDER Başkanı Uzm. Dr. Sema Karaoğlu ise konuşmasında, “Kızını dövmeyen dizini döver”, “Erkeğin elinin kiri” gibi sözleri, kültürümüzden silene kadar uğraşacaklarını vurguladı.

    Sadece yasaları değiştirerek kadına şiddetin ve cinayetlerin önlenemediğine dikkati çeken Karaoğlu, öncelikle zihniyetin değişmesi gerektiğine işaret etti.

    Programda, Psikiyatrist Özgül Karaaslan ile AGÜ Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Derya Büyüktanır da, kadına şiddetin nedenleri, çözüm önerileri ve kadınların dünyada ve Türkiye’deki temsil oranları ile ilgili istatistiksel bilgiler içeren birer sunum yaptı.

    Program, KİGDER Türk Halk Müziği Korosu’nu verdiği, Anadolu türkülerinin seslendirildiği konser ile sona erdi.

  • Türkü Söyleyip Oynayarak Gittikleri Adliyede Tutuklandılar

    Samsun’da Atatürk Anıtı çevresinde bulunan Atatürk’ün silah arkadaşlarının rölyeflerinden biri çalıp hurdacıya 300 kiraya sattıkları iddia edilen 2 genç polisin takibi sonucu yakalanırken, zanlılardan biri adliyeye sevki sırasında Roman türküsü söyleyip oynayarak binaya girdi.

    Atatürk’ün ’Kurtuluş Savaşı’nı başlattığı Samsun’da dönemin anısını yaşatmak için Atatürk Anıtı’na yapılan Atatürk ve silah arkadaşlarının bronzdan rölyefleri ikinci kez hırsızların hedefi oldu. 2010 yılında Samsun Büyükşehir Belediyesi tarafından şehrin tarihi dokusuna anlam kazandırmak için İzmirli heykeltıraş Ahmet Uzun’a yaptırılan ve 5 senedir Atatürk Anıtı’nın çevresinde bulunan rölyeflerinden iki tanesi 24 Mart 2015 tarihinde çalınmıştı. Aynı yerde 4 gün önce de yine rölyeflerden birinin bulunduğu yerden sökülerek çalınmasının ortaya çıkması üzerine Samsun Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Hırsızlık Bürosu ekipleri olayla ilgili soruşturma başlattı. Hırsızlık polisi, rölyefi çaldığı iddia edilen Y.Ç.(19) ve M.Ö.’yü (19) yakalayarak gözaltına aldı. Suçlarını itiraf eden hırsızlar söz konusu rölyefi hurdacıya 300 liraya sattıklarını söylediler. Polis hurdacı K.Ç.’yi (51) gözaltına aldı. Ancak, K.Ç. suçlamaları kabul etmedi. İfadesi alınan K.Ç., serbest bırakıldı.

    Sorguları tamamlanan Y.Ç. ve M.Ö., bugün Samsun Adliyesi’ne sevk edildiler. Y.Ç.’nin adliyeye giderken Roman türküsü söyleyip oynaması dikkat çekti. Savcıya ifade veren hırsızlık zanlıları, tutuklanmaları talebiyle nöbetçi mahkemeye sevk edildiler. Nöbetçi mahkemeye çıkartılan Y.Ç. ve M.Ö., tutuklanarak Samsun Kapalı Cezaevi’ne gönderildiler.

  • Oflu Gençlerden Bakan Çelik’e Kemençeli Türkü

    Oflu gençlerin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik için besteleyerek seslendirdiği kemençeli türkü dinleyenlere tebessüm ettiriyor. Gençlere sosyal medya hesabından yanıt veren Bakan Çelik, “Oflu hemşehrilerime desteklerinden dolayı çok teşekkür ediyorum” dedi.

    Trabzon’un Of ilçesindeki gençler, 64. Hükümet’te Gıda, Tarım ve Hayvanlık Bakanı olarak görev yapacak Faruk Çelik için renkli bir türkü besteledi. Video paylaşım sitesi “Vimeo” üzerinden paylaşılan “Oflu gençlerden bir türkü de Bakan Faruk Çelik’e” türkü kısa sürede ilgi odağı oldu. Gençler bununla yetinmeyerek hazırladıkları videoyu Bakan Çelik’in sosyal medya hesabı “Twitter” sayfasına yönlendirdi. Kendisi de Karadenizli olan Bakan Çelik, sosyal medya hesabı üzerinden, “Oflu hemşehrilerime desteklerinden dolayı çok teşekkür ediyorum. Çalışacağız ve İnşaallah başarılı olacağız. Allah mahçup etmesin” diyerek gençlere teşekkürlerini iletti. Türkünün nakarat kısmında yer alan “Yüğittir yüreklidur, korkmadan saldıracak. Gıda ile tarumi ayağa kaldıracak” ifadeleri dinleyenlere tebessüm ettiriyor.

    “GIDA İLE TARUMİ AYAĞA KALDURACAK”

    Mahmut Okutan’ın sözlerini yazdığı türküyü Önder Gider’in kemençesi eşliğinde seslendiren Oflu gençlerin Bakan Çelik’e için hazırladığı renkli türkü şöyle:

    “Artvin Yusufeli’nden

    Yeşil Bursa ilinden

    Hiçbir gönülü kırmaz

    Bal damlayi dilinden

    Yüğittir yüreklidur

    Korkmadan saldıracak

    Gıda ile Tarımı

    Ayağa kaldıracak

    Faruk Çelik Bakanum

    Kani kaynayi kani

    Onun hizmetlerinden

    Razi Cumhurbaşkanı

    Yüğittir yüreklidur

    Korkmadan saldıracak

    Gıda ile Tarımı

    Ayağa kaldıracak

    Kaldun sular altına

    Hey gidi Yusufeli

    Bugün Bakan olsada

    Bilur gelduği yeri

    Yüğittir yüreklidur

    Korkmadan saldıracak

    Gıda ile Tarımı

    Ayağa kaldıracak

    Yuru Bakanum yuru

    Urfa’dan Ankara’ya

    Ne evlat yetuşturdi

    Helal Yaşar Amcaya

    Yüğittir yüreklidur

    Korkmadan saldıracak

    Gıda ile Tarımı

    Ayağa kaldıracak

    Vatan millet aşkıyla

    Bakanum yola çıkti

    AK Parti bayrağini

    Şanli Urfa’ya dikti

    Yüğittir yüreklidur

    Korkmadan saldıracak

    Gıda ile Tarımı

    Ayağa kaldıracak.”

  • Fatma Sefer Avrupa’da Türkü Rüzgarı Estiriyor

    Türkiye ve Avrupa’da söylediği türkülerle gönüllere taht kuran sanatçı Fatma Sefer Gaziantep’in Barak Ovasında Ezo Gelin kültürünün yaşatılması için kilip çekmek istiyor. Sefer, “Yerel kültürlerin evrensel boyuta taşınmasında sanatçılara büyük görevler düşüyor” dedi.

    Almanya’nın Hannover kentinde yaşayan sanatçı Fatma Sefer, Anadolu’nun ezgilerini ve müzik kültürünü Avrupa’ya taşıyarak, bölgenin tanıtım çalışmalarına büyük bir destek veriyor. Kültürlerin yerelden evrensele taşındığının altını çizen sanatçı Fatma Sefer, Anadolu’nun ezgilerini seslendirirken yaşanmış öyküleri ve buram buram Anadolu kokan Türküleri seslendirmekten büyük bir keyif aldığını ifade ediyor. 13 yaşından bu yana Almanya’da hayatını sürdüren ve Türk Halk Müziğiyle sesini sanat dünyasında duyurmayı başaran Fatma Sefer, Türkiye özlemini ise söylediği türkülerle gideriyor. Sefer, “Sıladan uzak diyarlarda sımsıcak bir memleket hasreti, ana ocağı, ülkemin nefesidir benim için türküler. Yaşanmış ve yaşana gelen hayatların huzur ve umutların, ölümsüz aşkların demini taşır türküler” diyerek sanat aşkını ve yüreğindeki türkü sevgisini dile getiriyor.

    BARAK OVASINDA EZO GELİNİ YAŞATMAK İSTİYOR

    Sanatçı katıldığı TV programlarının yanı sıra Avrupa’nın değişik yerlerinde çıktığı sahnelerden adeta Anadolu’yu haykırarak türküleri yerelden evrensele taşımayı başarıyor. Sanatçının önümüzdeki dönemlerdeki çalışmalarında Türkiye’nin tarihi ve kültürel yapısını da dünyaya tanıtmak yer alıyor. Anadolu’nun doğal bir filim seti olduğunu ifade eden sanatçı Fatma Sefer, seslendirdiği parçalarla ilgili klipleri Gaziantep, Adana, Hatay, Adıyaman, Diyarbakır, Tunceli ve Mardin gibi tarih kokan mekanlarda çekmek istediğini ifade ediyor. Gaziantep’in kendisini çok etkilediğinin altını da çizen Fatma Seven, Ezo gelinin öyküsünün yaşandığı Barak Ovasında bir klip çekerek dünyaya mal olan Barak kültürünün tanıtımında da katkılar sağlamak istediğini belirtiyor. Fırat ve Dicle nehirlerinin binlerce yıldır birçok ölümsüz öykülere ev sahipliği yaptığının da altını çizen Sefer bu öykülerin klipler yoluyla dünyaya taşınmasında Türkiye’nin önemli kazanımlara sahip olacağını da belirtiyor.

    GÜLER DUMAN’LA SAHNE ALDI

    Güler Duman gibi birçok ünlü isimle birlikte sahne alarak Türkü özlemini ve sevdasını seslendirdiği parçalara yansıtan sanatçı Fatma Sefer yüreğinde ki vatan özlemini ülke tanıtımına katkılar sağlayarak gidereceğinin de altını çiziyor. Türkiye’de de bir çok yerde sahneye çıkan ve halkın büyük beğenisini kazanan genç sanatçının önümüzdeki dönemlerde Gaziantep’ten başlayarak bir çok parçasına Türkiye’nin bir birinden farklı illerinde klip çekeceğinin altını çiziyor. Temmuz ayında piyasaya çıkan Kenan Çallı’nın seri albüm çalışmalarından ’Mızrap Tele Değince’ adlı çalışmada Söz ve Müziği A. Kadir Demir`e ait olan ’Amman Yar’ isimli özgün bir eserle katkı sağlayan Fatma Sefer, seslendirdiği parçaya Tanju Duman’ın yönetmenliğinde bir de klip çekerek hayranlarına önemli bir sürpriz yaptı.