Etiket: Türkleri

  • Bulgaristan’da siyasi partiler Türkleri dışlıyor

    Bulgaristan’da 26 Mart günü gerçekleştirilecek genel seçimler için partilerin oluşturduğu milletvekili adayı listelerinde Türklerin kurduğu partiler dışındaki siyasi oluşumlar, Türk ve Müslümanlara yer vermiyor.

    Nüfusu 7.3 milyon olan Bulgaristan’da yaklaşık 1 milyon Türk olmasına rağmen, Türklerin kurduğu iki siyasi parti dışında diğer partiler Türk asıllıları milletvekili adayı göstermedi.

    Ülkedeki siyasi gözlemciler bu durumun her seçimde tekrarlandığını kaydederken, aday listelerine Türk isimleri dahil edilse bile sadece göstermelik olduğunu ve asla seçilebilecek yerlere Türklerin konulmadığını belirtti.

    Bulgaristan’daki siyasi partilerin Türkleri “kenara ittiğini” savunan gözlemciler, diğer Bulgar partilerin sürekli Türklerin bir parti etrafında toplandığı yönünde şikayet ettiklerini ancak Türkleri kendi listelerine seçilebilecek yerlere asla aday göstermediklerini ifade etti.

    Aynı şekilde söz konusu siyasi partilerin yönetici kademesinde de Türklere görev verilmiyor. Örneğin üyelerinin çoğunluğu Bulgar asıllı vatandaşlardan oluşan siyasi partilerin ülkede Türklerin en yoğun ikamet ettiği Kırcaali’de il başkanı olarak görev yapan tek bir Türk yok.

    Uzun yıllar Bulgaristan’ın Avrupa Geleceği İçin Yurttaşlar Partisinde (GERB) görev alan Mümin İsmail, Bulgar siyasi partilerin kapıları Türkler için kapalı olduğunu, bu nedenle de bir süre önce partisinden istifa ettiğini söyledi.

    Mümin İsmail şunları söyledi:

    “1990 yılında ülke demokratik düzene geçeli bu durum değişmedi. Demokratik sürecin başlangıcında siyasi partiler kapılarını Türklere açmadı. Zaman içerisinde tüm partiler bu konuya çok kompleksli davrandılar. Halbuki kapılar Türklere açık olsaydı ülke bundan fayda görecekti. Türklere açılmak istemiyorlar ama Türk toplumunun kendi partileri etrafında odaklanmalarından da endişe duyuyorlar. Her seçimde olduğu gibi önümüzdeki seçimler için de seçilebilecek sıralarda Türk aday yok”.

    Bulgaristan’daki güncel gelişmeleri yakından takip eden Trakya Üniversitesi Balkan Araştırma Enstitüsünden Yrd.Doç.Dr. Kader Özlem, Bulgar partilerin Türkleri dışlamasını söz konusu partilerin sağ-sol ayrımı yapmaksızın temelde milliyetçi eğilimli olmasına bağladı.

    Bu durumun Bulgar partilerinin kimlik tanımlamasındaki öteki kurgusuyla doğrudan ilgili olduğunu öne süren Özlem sözlerini şöyle sürdürdü; “Öteki olarak tanımlananların başında ise Türkler gelmektedir. Bulgaristan’da siyasi arenada kendisini gösteren milliyetçilik, Türkleri dönüştürme işlevi de görmektedir. Yakın zamana kadar Türk partisi olduğu düşünülen Hak ve Özgürlükler Hareketi’nin bugün Bulgar milliyetçisi bir parti haline gelmesi bunun en somut göstergesidir. Zira artık bünyesinde eski ATAKA’lı milletvekillerini seçim listelerinde aday olarak gösterebilmektedir” dedi.

  • AK Partili Külünk: “Almanya Alman İslamı üretecek Türkleri devşirme peşinde”

    AK Parti İstanbul Milletvekili Metin Külünk, Almanya’da yaşayan Türklere yönelik baskı, tehditler ile din görevlilerinin evlerine yapılan baskınlar hakkında, “Almanya Alman İslamı üretecek Türkleri devşirme peşinde” dedi.

    Almanya’da yaşayan Türklere yönelik baskı ve tehditler ile camiler, din görevlileri ve sivil toplum kuruluşlarının baskı altına alınması hakkında AK Parti İstanbul Milletvekili Metin Külünk, İstanbul Gümüşsuyu’ndaki Almanya Başkonsolosluğu önünde basın açıklaması düzenledi. Türk-Alman dostluğuna zarar verecek bir adımın daha atıldığını ifade eden AK Parti İstanbul Milletvekili Metin Külünk, “Alman Federal savcılığının talimatıyla Almanya’da, Türkiye Cumhuriyetinin memuru olarak görev yapan Avrupa’daki vatandaşlarımızın dini hizmetlerine katkı sağlamak, onların dini hizmetlerine yardımcı olmak amacıyla görev yapan 4 imamımızın evlerinde sabah saatlerinde baskın düzenlenerek arama yapıldı. Bu bir skandaldır. Bu eyaletlerde imamlara yönelik bu soruşturmaların gerekçesi bizim devlet memurlarımız ajan olarak suçlanmaktadır. Bu açık bir iftiradır. Türkiye Cumhuriyetinin hiçbir memuru imamlık göreviyle Avrupa’da görev yapan hiçbir devlet görevlimizin böyle bir iftirayla soruşturma açılması ve bu tip uygulamaları kabul etmemiz mümkün değildir” dedi.

    “Almanya tarihte terörizm ve terör ismiyle anılacaktır”

    “Almanya Türk-Alman dostluğuna zarar verecek bir skandala da imza atmış bulunuyor” diyen Külünk, “Türkiye-Almanya 2 dost ve tarihsel, stratejik müttefikliği olan iki ülkedir. Bugün Almanya, Almanya’daki milyonlarca Türkü yok sayarak Türkiye ile dostluklarına zarar verecek her türlü adımı atmaktadır. Bir tarafta tüm terör örgütlerinin neredeyse yuvalandığı adrestir. Şansölye Angela Merkel, Sayın Cumhurbaşkanımızı ziyareti esnasında ısrarla İslam ve terör kavramlarını yan yana getirmek istedi. Ancak bugün İslam ile terör kavramlarının yan yana gelmesi mümkün değil ama Almanya ile terörizmin yan yana gelmesi mümkündür. Bugün FETÖ’yü, PKK’yı koruyan illegal terör örgütü sol örgütlerin koruyan ve Almanya’da ev sahipliği yapan Almanya bugün maalesef terörizm ve terör ile ismi anılacaktır. Dolayısıyla bunu da biz Almanya’ya yakıştıramıyoruz. Yetmediği gibi 15 Temmuz sonrası kaçan bütün teröristlere buyur gel diyen, PKK’nın herhangi bir faaliyetine dur demeyen Almanya, resmi sıfatlı devlet memurlarına yönelik ajanlık iftirasıyla başlattığı bu soruşturmayı kabul etmemiz mümkün değildir. Bunun mesajı da Türkleri yıldırmak istiyorlardır” ifadelerini kullandı.

    “Almanya Alman İslamı üretecek Türkleri devşirme peşinde”

    Almanya’nın Diyanet İşleri Türk İslam Birliği (DİTİB) üzerinden tüm Almanya’daki Türkiye kökenli vatandaşların buluştuğu STK’lara ayağınızı denk alın denildiğini söyleyen Külünk, “Almanya Türkiye ile bağınızı koparın mesajı vermek istiyor. DİTİB’e yapılan operasyonun asıl gerekçesi Türkiye’den Avrupa’ya giden imamların engellenmesini istiyorlar ve Türkiye’den imam gelmemesini istiyorlar. Devamında da Türkçe öğretmen gelmemesini istiyorlar ve Türkçe derslerini ortadan kaldırmak istiyorlar. Bunun için her türlü gayreti sarf ediyorlar. Öbür taraftan Hz. Ali’siz Alevilik çizgisinde bir din üretmek için özel çaba sarf ederken çocukların din dersinden yararlanmasını engelleyebilmek için her türlü yanlış adımı atan Almanya, aslında tarihsel olarak 2 dost ülkenin dostluğuna yakışmayacak bütün davranışları ortaya koyuyor. DİTİB’in Türkiye ile bağlantısını kopartmak istemelerindeki amaç Alman İslamı peşindeler. Yani 15 Temmuzdaki aklın FETÖ üzerinden bir İslamsız İslam üretmesi bunu İslam dünyasına dayatması gibi Almanya’da bir Alman İslamı üreterek, bunun üzerinden Türkleri devşirmek, devşirdiği Türkler üzerinden Türkiye’ye yönelik ajanlık çalışmalarını kolay hale getirmek istiyor. Bunu açık bir şekilde maalesef Almanya’da görüyoruz. Onun için DİTİB’e yönelik bu operasyon karşısında STK’lar demokratik haklarını kullanıp bir araya gelerek yüksek sesle ’Almanya’ya Türkiye’ye yönelik bu operasyonlarınızda yanlış yapıyorsunuz’ mesajını da verecektir” şeklinde konuştu.

  • Ahıska Türkleri sıkıntılı

    Bursa’nın İnegöl ilçesinde yaşayan Ahıskalılar, vatandaşlık, çalışma izni, sağlık ve denklik gibi meselelerinin bir an evvel çözülmesini istedi.

    Ahıska Sürgün Anıtı önünde basın açıklaması yapan Ahıska Türkleri Kültür ve Dayanışma Dernek Başkanı Mehmet, “Artık sesimize kulak verin, halkımızın gözyaşlarını dindirin. Ahıskalıların vatandaşlık, çalışma izni, sağlık ve denklik gibi birçok meselesi var. Bunların çözümü için yetkililerle defalarca görüştük. Her defasında çalışmalara başladıklarını, kısa sürede halledecekleri sözünü verdiler. Ama maalesef bugüne kadar hiçbir şey değişmedi. Alanyurt’ta yapılan 1944 Ahıska Sürgün Anıtı’nın açılışına katılan İçişleri eski Bakanımız sayın Efkan Ala ile yaptığımız görüşmede de yine bu sıkıntılarımızı anlattık. Özellikle sağlık konusunda çekilen sıkıntıları duyduğunda Sağlık Bakanımızla görüştü. Bunun bir genelgeyle halledileceğini bize iletti. Fakat aradan 3 aya yakın bir zaman geçmesine rağmen maalesef çözüme kavuşan bir şey yok” dedi.

    Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak ölmek istiyorlar

    Yaşanan sıkıntılarla ilgili örnekler veren Taş, “Şu anda Keçiören Hastanesinde yatan Ahıska Türkü Rüstem Allazov kendisi ölüm döşeğinde. Ciğerinin bir tarafı yok. 20 aydır kirasını ödeyemiyor, çalışamıyor. Bizler maddi olarak yardım etmeye çalışıyoruz. Elimizden fazla bir şey gelmiyor. Bu durumuna rağmen tek derdi Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak ölmek. Sayın Cumhurbaşkanımdan ve Başbakanımızdan ölmeden evvel ailesine Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığının verilmesini istiyor. İnsanlar çocuklarına ev bırakır, araba bırakır, benim bırakacak bir şeyim yok. ‘Ben Türk vatandaşlığı bırakmak istiyorum’ diyor. Ne kadar acı değil mi? Engelli raporu olmasına rağmen yardım için hangi kapıyı çalsa kimlik yüzünden hepsinin yüzüne kapandığını anlatıyor. Yine Bursa’dan bir hanım doktorumuz ‘Denklik alamadığım için mesleğimi yapamıyorum’ diyor. Geçinmek için merdiven temizlediğini anlatıyor. Yenice’de oturan bir arkadaşımızın 11 yaşındaki oğlu kemik kanseri. Sol kolunu tamamen kesmişler. Tedavi görmesi gerekiyor. Derdini kime nasıl anlatsın. Diğer kardeşlerimiz gibi o da bunun sıkıntısını çekiyor. Daha bunun gibi nice örnekler sunabilirim. Anlattığımız meseleler çözüme kavuşmazsa son çare olarak dernek yönetimindeki arkadaşlarımız ve ileri gelen Ahıskalılarla birlikte Ankara’ya yürüyüp, Beştepe’de Cumhurbaşkanımız sayın Recep Tayyip Erdoğan ile görüşmeye ve derdimizi çare aramaya çalışacağız” şeklinde konuştu.

  • Balkan Türkleri Yunanistan’a sert çıktı

    Balkan Rumeli Türkleri Konfederasyonu Genel Başkan Yardımcısı İzzet Altuntaş, Yunanistan’ın Türkiye karşıtı yaklaşımlarına tepki göstererek, “Avrupa’nın şımarık çocuğu Yunanistan, haddini bil. Haddini bilmeyenlere biz Türk milleti olarak haddini bildirmesini biliriz” dedi.

    Türkiye ile Yunanistan arasındaki Kardak Kayalıkları gerginliğini değerlendiren İzzet Altuntaş, Yunanistan’ı “Avrupa’nın şımarık çocuğu” olarak tanımlayarak açıklamalarda bulundu. Yunanistan’ın kurulduğu günden bu zamana kadar Türkiye’nin büyüdüğünden 3,5 kat daha silah atmadan büyüdüğünü ifade eden İzzet Altundaş, “Yunanistan’ın son zamanlardaki saldırgan tutumunu, Avrupa’nın şımarık evladı olmasına ve ülkemizdeki problemleri de değerlendirmesine bağlıyorum. Yunanistan kurulduğundan bugüne kadar bizden 3,5 misli kadar büyümüştür. Bunu tek mermi atmadan gerçekleştirmiştir. Yunanistan, Türkiye ile sınır olması hasebiyle Avrupalılar tarafından gördüğü manevi ve ekonomik destekler yüzünden kendisini ‘kraldan çok kralcı’ görmektedir. Türkiye’nin Suriye’de yürüttüğü askeri operasyonları da fırsat bilerek kendisine mermi atmadan yeni yerler aramakta ve sınırlarını genişletmek istemiştir. Bu sınır genişletme işlemini de özellikle Eğe Denizi’nde adalar ve adacıklar bölgesi olarak belirlemiştir. Oraları turizm yeri olarak planlamaktadır. Yunanistan böylece yine tek mermi dahi sıkmadan büyük ekonomik kazanç elde etmek istiyor” diye konuştu.

    “Haddini bilmeyenlere biz Türk milleti olarak haddini bildirmesini biliriz”

    Altundaş, şunları kaydetti: “Yunanistan Türkiye’ye 3 kilometre uzaklıktaki Eşek Adası’ndan Türkiye’yi gözetliyor ve biz buna ses çıkartmıyoruz. Neden uluslararası anlaşmalara rağmen Türkiye Yunanistan’ın üzerine Ege’de Kardak’ta ve diğer 16 adada sahip çıkılmıyor. Bazı yerlerde Türkler asimile politikası uyguluyor deniliyor. Bu doğru değildir. 94 yıl önce Batı Trakya’da 160 binin üzerinde Türk vatandaşı kalmıştı. Şu anda 150 bin civarında insan var. O zamandan bu zaman en az 1 milyon Türk olması gereken yerde sayı azalmıştır. Bu da kimim asimile politikası uyguladığını gösterir. Yunanistan, Kardak Kayalıkları’nı sahiplenip Türkiye’yi susturmak istiyor. 15 yıl önce yapılan ‘Kardak Harekatı’nın hıncını alıp kendini kahraman ilan etmek istiyor. Türkiye’ye karşı üstünlük göstermek istiyor. Oradaki adalar Türkiye sınırları içerisindedir. Muğla ve Aydın arasında bulunurlar. Adaların verilmesi mümkün değildir. Uluslararası anlaşmalara göre buralar Türkiye sınırları içerisindedir. Nüfus sayımından yüz ölçümüne kadar o adalar bizim sınırlarımızdadır. Avrupa’nın şımarık çocuğu Yunanistan, haddini bil. Haddini bilmeyenlere biz Türk milleti olarak haddini bildirmesini biliriz” diye konuştu.

  • Karapapak Türkleri İzmir’de buluştu

    Dünya Karapapak Türkleri İzmir Kurultayı ve Kültür Etkinlikleri, renkli görüntülere sahne olurken Genel Başkanı gazeteci-yazar Seyfullah Türksoy, birlik, beraberlik, dayanışma ve işbirliği ruhunu canlandırmayı amaçladıklarını söyledi.

    10 ülkeden 30 akademisyen, 25 sanatçı, 50 şair ve yazar ile çok sayıda kanaat önderi ve iş adamının yer aldığı İzmir İsmet İnönü Kültür Merkezi’nde düzenlenen Dünya Karapapak Türkleri İzmir Kurultayı ve Kültür Etkinlikleri’ne, Türkiye’nin çeşitli bölgelerinde yaşayan yaklaşık 2 bin Karapapak Türkü, Uygur Türkleri, Yörük Türkmenler, Azerbaycan Türkleri, Kazak, Türkleri, Kırgız Türkleri ve diğer Türk boylarını temsilen STK başkanları katıldı.

    Amaç dayanışma ruhu

    Kısa adı KARPAT olan Dünya Karapapak Türkleri Birliği Kurucu Genel Başkanı gazeteci- yazar Seyfullah Türksoy, “İzmir’de yaşayan Karapapak Türklerinin büyük buluşmasına ve vuslatına hep birlikte şahit olduk. Ülkemizin en köklü ve kalabalık Türk topluluklarından biri olan Karapapaklar ülkemizin birliği bütünlüğü konusunda her zaman örnek bir tavır sergilemiştir. İzmir Kurultayımızda binlerce kardeşimizle birlikte bunu bir kez daha Dünya’ya gösterdik” dedi.

    Türksoy dünyanın pek çok bölgesinde Karapapak Türkleri’nin yaşadığını belirterek “Başta Borçalı olmak üzere pek çok bölgede azınlık şeklinde yaşayan bu kadim Müslüman-Türk topluluğuna ilgiyi arttırmasını; eğitim, ekonomi, kültür başta olmak üzere pek çok alanda bu bölgelerin gelişmesine katkı sunmasını hedefliyoruz” ifadelerini kaydetti.

    Türksoy, Karapapak-Terekeme Türkleri arasındaki birlik, beraberlik, dayanışma ve işbirliği ruhunu canlandırmayı amaçladıklarını ifade ederek, “Türk dünyasından gelen şairlerimiz, yazarlarımız, sanatçılarımız, aşıklarımız ozanlarımız ve kanaat önderlerimiz, birliğe bütünlüğe ihtiyaç duyduğumuz şu günlerde Türk dünyasının birliği ve dayanışması adına İzmir’den dünyaya anlamlı bir mesaj verdi” dedi.

    Kurultay ve Kültür Etkinliklerinde ünlü Kafkas Kartalları dans grubunun yanı sıra çok sayıda sanatçı, aşık ve dans grubu da sahne aldı.