Etiket: türkler

  • Gabriel: “Almanlar ve Türkler dosttur”

    Geçtiğimiz hafta Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın konuşma yapacağı salonun güvenlik gerekçe gösterilerek iptal edilmesi ve Ekonomi Bakanı Nihat Zeybekci’nin konuşma yapacağı salonların iptal edilmesinin ardından daha da gerilen Türk-Alman ilişkileri, üst düzey yapılan görüşmelerle yumuşamaya başladı. Çarşamba günü Berlin’de mevkidaşı Mevlüt Çavuşoğlu ile bir araya gelecek olan Federal Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel, Bild am Sonntag gazetesinde yayınlanan makalesinde Türk-Alman dostluğuna vurgu yaptı.

    Federal Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel, “Almanya ile Türkiye arasındaki ilişkiler önemli bir dönemden geçiyor. Bundan dolayı da ülkeler arasındaki dostluk temellerinin bozulmasına izin vermemeliyiz” değerlendirmesinde bulundu.

    Bild am Sonntag gazetesinde misafir kalem olarak köşe yazan Gabriel, yazısında Türkiye ile Almanya arasında var olan dostluğun bu günlerde yaşanan diplomatik ve politik fikir ayrılıklarından daha derin olduğunu belirterek, “Almanlar ve Türkler dosttur. Gerginliği, nefreti ve görüş ayrılıklarını bir tarafa bırakmak gerekir” dedi.

  • Özbek muhalif lider Muhammed Salih: “Türkler AB gibi birleşmeli”

    Yıllardır Türkiye’de sürgünde yaşayan Özbek muhalif lider Muhammed Salih, “Türk dünyası da Avrupa Birliği gibi bir entegrasyona girebilir. Neden kültürleri, dilleri, etnik kökenleri birbirinden uzak olan yabancı ülkeler, yabancı halklar birleşiyor da biz birleşmeyeceğiz” dedi.

    1991 yılında Özbekistan Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde İslam Kerimov’a karşı adaylığını koyan ancak sonraki süreçte ülkeden sürgün edilen Özbekistan’ın muhalif lideri Muhammed Salih, siyasi gelişmeleri değerlendirdi. Kerimov’un ardından gelen yeni Cumhurbaşkanı’nın da Kerimov tarafından yetiştirildiğini belirten Salih, “Biliyorsunuz 27 yıl devamında bizim son bağımsızlık dönemimizde 27 yıl tek kişi yönetti Özbekistan’ı. Bu da İslam Kerimov. Biz o Özbeklerin ilk ve son diktatörü olsun diye dua ediyoruz. Ve 27 yıldan sonra o kendi yetiştirdiği siyasetçiyi ona miras bıraktı ve o da onun yerine oturdu. Geçen yıl Eylül ayında Kerimov vefat etti. Ve ondan sonra bugüne kadar olan süreç hala belirsiz bir durumda seyrediyor ve biz acaba yine 25 yıllık bir diktatörlük mü ya da ılımlı liberal bir yönetim olacak mı ya da başka türlü yeni bir yönetim şekli mi ortaya çıkacak, biz bunu hala bilmiyoruz. Çünkü Kerimov’un yerine gelen insan tabi o da eski komünist ama yaş olarak Kerimov’dan daha genç. Bir lider olarak bir siyasetin sahibi, bir zihniyetin sahibi olarak kendini ortaya koyamadı. Bazı dışarıdan liberal görülen böyle Kerimov’dan miras kalan o rejimi düzeltme çabası sanki var. Ama o da net değil. Böyle bulanık bir yönetim şuan iktidarda” şeklinde konuştu.

    Yeni yönetimin ardından Özbekistan halkının hayatında bir değişiklik olmadığını belirten Salih, “Onun için Özbekistan hakkında kesin bir şey demek şahsen benim için imkansız. Yani hiçbir şey belli değil. Yarın ne olacak. Belki geçici bir siyasi figür olarak siyasi rol üstlendi mi, yani Rusya ya da başka büyük devletlerin anlaşması ile gelen geçici bir lider mi? Ya da başka bir oluşum yakında biz göreceğiz, bu da belli değil yani. Onun için bugün net bir şey söylemek mümkün değil. Özbeklerin hayatında maalesef hiçbir şey değişmedi. Çünkü Kerimov zamanındaki o yoksulluk, Kerimov zamanındaki o siyasi baskılar ve Kerimov zamanındaki o belirsizlik, geleceğe dönük umutsuzluk hala devam ediyor. Yani bir ışık hala görünmedi. Toplum tabi benim gibi umutla umutsuzluk arasında belirsiz bir durum” diye konuştu.

    Ülkesine dönme konusunda ümitlerini koruduğunu ifade eden Salih, “Son 25 yıl içinde hep bu umutla yaşadık. Ve bugün de ben hala umutluyum. Bir gün ülkeme döneceğim ve yıllardır düşündüğüm projelerimizi inşallah gerçekleştireceğiz diye umut ediyorum” dedi.

    Türklerin sorunlarının sona ermesi için birleşmesi gerektiğini vurgulayan Salih, bu yapının Avrupa Birliği şeklinde bir yapı olması gerektiğini kaydetti. Muhammed Salih, “Türkiye’den beklentimiz aslında Türk dünyasının entegrasyonunun esas teşebbüsçüsü Türkiye olması lazım. Ben Türk dünyasının birleşmesi demiyorum, Türk dünyasının entegrasyonu diyorum. Bu daha çağdaş deyim. Çünkü eğer Türk dünyası birleşmeli dediğimizde hemen Pantürkizm yapıyorlar diye yaklaşıyorlar. Ben diyorum ki Türk dünyası da Avrupa Birliği gibi bir entegrasyona girebilir. Neden kültürleri, dilleri, etnik kökenleri birbirinden uzak olan yabancı ülkeler, yabancı halklar birleşiyor da neden biz birleşmeyeceğiz. Neden biz kanımız bir, canımız bir, dinimiz bir, dilimiz bir, neden biz bu entegrasyona başlamayalım. Neden biz hala dikenli tellerle örüyoruz kendi sınırlarımızı. Kardeşlerimizi geçirmek için vize uyguluyoruz. Akrabalar birbirine vize uyguluyor bugün. Biz 25 yıldır konuşuyoruz. Sovyetler yıkıldıktan sonra tarihi bir şans doğdu. Tarihi bir imkan doğdu. Bu da Türk dünyasının birleşmesi imkanı. Ama biz bunu maalesef kaybettik. Bunu yeniden canlandırmak lazım. Ve 250 milyon nüfus Türk var dünyada. Bu demek biz Slavlardan daha büyük bir milletiz aslında. Yani eğer bunlar tesevvür edip, bu nüfus tek gaye etrafında birleşse, tamam Türk Cumhuriyetleri her biri bağımsız olarak kalsın, her birinin bayrağı olsun, her birinin anayasası olsun ama bunlar ekonomik alanda, stratejik noktalarda birleşmesi lazım. Yani bir konfederasyon neden olmasın. Neden Türk dünyası bir konfederasyon etrafında birleşmesin. Yani biz bu arzu ile yaşadık yıllarca ve hala bu arzu ile yaşıyoruz” diye konuştu.

  • Altuntaş: “Balkanlardaki Türkler dini baskı altında”

    Balkan Rumeli Türkleri Konfederasyonu Genel Başkanvekili ve Basın Sözcüsü İzzet Altuntaş, Balkanlarda yaşayan Türklerin dini ve eğitim yönünden baskı altında olduğunu söyledi.

    Balkan Rumeli Türkleri Konfederasyonu olağan toplantısının bu ay Manisa’da yapıldığını belirten İzzet Altuntaş, Manisa Valiliği ve Manisa Büyükşehir Belediyesinin önderliğinde düzenledikleri toplantıda özellikle Bulgaristan’daki Cumhurbaşkanlığı seçimi ve önümüzdeki hafta sonu yapılacak Makedonya’daki genel seçimlerin üzerinde değerlendirmelerde bulunduklarını ifade etti. Makedonya’da Türk partisinin genel kongresine katılma kararı da aldıklarını belirten Altuntaş, “Özellikle ilk defa Balkan ülkelerinde konfederasyonumuzu temsilen fahri temsilciliklerin açılmasının kararını aldık. Bu konuları değerlendirmek üzere Genel Başkanımız Zürfettin Hacıoğlu ile beraber önümüzdeki günlerde Balkan ülkelerine 3 kişilik bir komisyon ile gideceğiz. Özellikle belediyeler ile olan diyaloğumuzu Türk kültürü ve folklorunu Balkanlarda yaşatan kardeşlerimizi verdikleri mücadelede Türkiye’deki belediyelerin bu konularda belirli organizasyonlara onların davet etmelerini, Balkanlardaki Türk devletleri ile irtibatlı olmalarını sağlayacağız” dedi.

    Balkanlardaki Türkler dini baskı altında”

    Balkanlardaki Türklere dini baskı yapıldığını ifade eden Altuntaş, “Bu arada Türkiye’de gördüğümüz kadarıyla özellikle Kosova ve Makedonya’daki kardeşlerimizin Türkiye derneklerinin aralarındaki koordinasyon olayını da sağlayacağız. Çünkü Batı Trakya ve Bulgaristan’da özellikle dini yönden ve eğitim yönünden çok büyük baskılar vardır. Kısa süre önce İsrail’de ezanın sesini yok etmek isteniyorsa, oralardaki camilerde de namaz kılmalarda büyük tedirginlikler yaşanmakta. Hatta Osmanlı’dan kalan birçok tarihi eserlerimiz kalan adalardaki camilerin kapılarının kapalı olduğu ve bunların da Türkiye’deki onların dinlerine olmadıkları yerlerde bile istedikleri kiliseleri açarken, kaldı ki bugün Türkiye’de 60-70’in üzerinde yeni kiliseler yapıldı. Acaba dışarıdan gelen Hristiyanlar mı var, yoksa içeriden Hristiyanlar faaliyetleriyle gizlice farkında olmadan, bilgimiz dışında Hristiyanlaştırma politikaları mı var? Bunların da sıkı bir şekilde yetkili makamlarımız tarafından takip edilmesini istemekteyiz. Onlar kiliselerine dışarından gelen papazlar tarafından istedikleri ibadetlerini yaparken, bizim milyonların üzerinde Atina’da Müslüman kardeşlerimiz varken, bir bayram namazını kılmak için camilere müsaade edilmemekte ve bir yer gösterilmemektedir. Orada vatandaşlar bir sivil toplum örgütünün bürosunda bayram namazını kılmaktadırlar” dedi.

    “Bunlar oralarda Türklüğün yok olması için verilen mücadeledir”

    “Özellikle ana sınıflarında yeni çıkardıkları ana sınıf problemi ile Batı Trakya ve Bulgaristan’da çocuklarımızı Bulgarca eğitmeye başlamaktadırlar” diyen Altuntaş, “Bunlara itibar göstermeyen velilere cezai müeyyideler uygulamaktadırlar. Bu bir asimilasyon politikasıdır. O zaman ortaya, yıllardan beri devam eden Haçlı Seferleri halen bugün Avrupa ülkeleri tarafından ve İsrail’in de buna katkı vererek Türkiye dini yönden çok büyük bir baskı altındadır. Bu konularda halkımızı uyarmak ve resmi makamlarımıza oradaki sorunları buraya getirmek istemekteyiz” diye konuştu.

    Balkanlardaki Türk vatandaşları aralarında siyasi gerginlikler oluşturulmak istendiğini belirten Altuntaş, “Bunlar oralarda Türklüğün yok olması için verilen mücadeledir. Bunlar da bizim gözümüzden kaçmamaktadır. O nedenle en çok ağırlığı oradaki siyasilerle, arkadaşlarımız ile irtibatlı olarak yapmak durumunda olduğumuzu ve fahri temsilciliklerimizi oluşturup harekete geçeceğiz. Buna da önümüzdeki günlerde başlayacağız. Elçilik ve konsolosluk makamında olanların da bu konulara çok duyarlı olmalarını beklemekteyiz. Türkiye’nin iç konusunda doğuda her türlü büyük hükümetlerin ve devletlerin konsoloslukları ve elçilikleri cirit atmaktadır. Onlara mubah olan bize günah olmamalı ya da bize günah olan onlara da günah olmalı” şeklinde konuştu.

  • Türkler, Romanya’dan ev alıp kiraya veriyor

    Romanya’da turizmin gelişmesinin Türklere yaradığını söyleyen Turyap Temsilcisi Beyazıd Memiş, “Kira gelirinin gayrimenkul satış fiyatından hızlı artması bakımından Türklerin yatırım iştahını artırıyor” dedi.

    Romanya’daki Türk yatırımları üçüncü ülkeler üzerinden gelenlerle toplam 6 milyar dolara ulaştı. Turizm sektöründe de bu yıl gerçekleşen yüzde 30 artış beraberinde konut piyasasını canlandırdı. Türk gayrimenkul yatırımcısı Romanya’da gelişen turizmi avantaja çevirerek Romanya’dan ev alıp kiraya verdi. Amortisman süresinin kısa olması nedeniyle Türklerin yoğun ilgisiyle karşılaştıklarını söyleyen Romanya Turyap Temsilcisi Beyazıd Memiş; “Köstence’nin en eğlenceli ve lüks sahil beldesi Mamaia’da 2+1 dairenin fiyatı 60 bin euro iken günlük kiralama bedeli 250 eurodan başlıyor. Turizmin gelişmesi Türklere yaradı. Yurt dışındaki projelerde cazip ödeme seçenekleri ve perakende gayrimenkullerin zaman zaman çok uygun fiyatlara inmesi, kira gelirinin gayrimenkul satış fiyatından hızlı artması bakımından Türklerin yatırım iştahını artırıyor” dedi.

    Doğru sonuca ulaşmak için yurt dışında yatırım yapmak isteyenlerin ’Türkçe’ danışmanlık almasını tavsiye eden Turyap Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Onur Sarıbay ise; son 5 yıllık süreçte Türklerin yoğun olarak yurt dışında konut alımı için yakın mesafeleri seçtiğini, gayrimenkul yatırım hedefinin bulunması ve uygulanmasında profesyonel bir danışman ile çalışmanın daha verimli olduğunu belirtti.

  • Çılgın Türkler 15 Temmuz’da şehit olmaya trenlerle gitti

    15 Temmuz darbe girişiminin yaşandığı gece Sincan’da toplanan binlerce kişi, hızlı tren hattına konulan banliyö treni ile salavatlar eşliğinde Ankara merkezine geldi. F-16’lar ve helikopterlerin trenleri vurmaması için ışıklar söndürüldü, trende bulunan kadınlar Kur’an-ı Kerim okuyarak salavatlara eşlik etti.

    15 Temmuz darbe girişimi gecesi Sincan’da yaşanan gelişmeler kameralara yansıdı. Güvenlik kameraları ve vatandaşların çektikleri görüntülerde ortaya çıkan ilginç görüntüler Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın darbeye karşı koyan Türk milleti için kullandığı “Çılgın Türkler” sözünü hatırlattı.

    Darbe gecesi Sincan meydanında binlerce kişi toplandı. DDY Genel Müdürlüğü ile Sincan Belediyesinin yaptığı görüşmeler sonrasında Sincan’da banliyö hattı olmadığı için hızlı tren hattına 6 vagonlu toplam 6 tren seti konuldu. Sincan meydanında yapılan anonsların ardından Sincanlılar darbecilere karşı koymak için Cumhurbaşkanlığı Külliyesi, Genelkurmay Başkanlığı ve Ankara Emniyeti önüne gitmek üzere tren istasyonuna akın etti. Binlerce kişi bindikleri trenlerle Ankara merkezine ulaşmak için harekete geçti. Ağzına kadar dolu olan trenlerin F-16’lar ve helikopterler tarafından vurulmaması için ışıkları söndürüldü. Karanlıkta Ankara merkezine ulaşmak için yola çıkan vatandaşlar bir yandan salavat getirdi, bir yandan da “Recep Tayyip Erdoğan” sloganları attı. Trende bulunan kadınlar ise yanlarında getirdikleri Kur’an-ı Kerimleri okuyarak vatan için dua etti.

    Ankara’ya ulaşan trenlerden inen vatandaşlar, birbirleri ile yarışarak Cumhurbaşkanlığı Külliyesi, Genelkurmay Başkanlığı ve Ankara Emniyeti önüne koştu.

    Güvenlik kameraları ve vatandaşların cep telefonları ile çekilen görüntüler izleyenleri duygulandırdı. Sincan, darbe gecesi 12 şehit verirken, şehitlerden bir tanesinin trenlerle Ankara merkezine gidenlerden birisi olduğu öğrenildi.