Etiket: Türkiye’ye

  • Güreş tutkusu Almanya’dan Türkiye’ye getirdi

    Güreş tutkusu Almanya’dan Türkiye’ye getirdi

    Türkiye’ye 10 yıl önce tatile gelen ve Kırkpınar Güreşlerini izledikten sonra İstanbul’da yaşamaya başlayan Alman fotoğrafçı Axel Würz, güreş tutkusunu müsabakalarda fotoğrafçılık yaparak sürdürüyor.

    Türkiye’de Kırkpınar Güreşleri’ni izleyince bu spora ilgi duyan ve İstanbul’da yaşamaya başlayan Alman fotoğrafçı Würz, Türkiye’nin farklı illerinde düzenlenen güreş müsabakalarında fotoğrafçılık yapıyor. Alman fotoğrafçının son durağı ise Erzurum’da 6.sı düzenlenen Uluslararası Altın Kemer Karakucak Güreşleri oldu.

    Türkiye’de taşındığından berri yaklaşık 25 güreş müsabakasını fotoğraflayan Würz, çektiği fotoğrafları sosyal medya hesaplarından takipçilerinin beğenisine sunuyor. Würz’ün güreşe bu kadar ilgi duymasının sebebi ise genç yaşlarda amatörce bu sporu yapmasından geçiyor.

    Gençliğinde yaptığı güreşin içinde tutku olarak kaldığı ifade eden Würz, “Bir internet sitem var çektiğim fotoğrafları orada yayımlıyorum. Takipçilerim bana Art lakabını taktılar. Türkiye’de 15 yıla yakın zamandır yaşıyorum. Gençliğimde az da olsa güreşle amatörce uğraştım. Ama imkanlarım çok olmadığı için sadece tutku olarak kaldı. Vaktim olduğu zaman veya davet edildiğim zaman tüm güreş müsabakalarını takip edip fotoğraflamaya çalışıyorum. İnternet sayfalarımda çektiğim fotoğraflar gayet ilgi görüyor. Uzun bir süredir İstanbul’da yaşıyorum burası adeta ikinci evim olmuş durumda” dedi.

  • Bursagaz ve Kayserigaz’ın SOCAR Türkiye’ye devri tamamlandı

    Bursagaz ve Kayserigaz’ın SOCAR Türkiye’ye devri tamamlandı

    SOCAR’ın Alman EWE’nin Türkiye’deki iştiraklerini satın alma işleminde imzalar atıldı. SOCAR Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Vagif Aliyev, “Bursagaz, Kayserigaz, Enervis, EWE Enerji ve Millenicom, SOCAR Türkiye çatısı altında faaliyetlerine devam ederek Türkiye ve Azerbaycan ekonomilerine değer katacak” dedi.

    EWE Turkey Holding’e ait Bursagaz, Kayserigaz, Enervis, EWE Enerji ve Millenicom’un SOCAR Türkiye’ye satışı tamamlandı. İmza törenine SOCAR Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Vagif Aliyev, SOCAR Türkiye CEO’su Zaur Gahramanov, EWE AG CEO’su Stefan Dohler, EWE AG CFO’su Wolfgang Mücher ile iki şirketin yöneticileri katıldı.

    Ocak 2019’da satın almayla ilgili anlaşmaya varılan ve geçtiğimiz ay konuyla ilgili tüm onayları tamamlanan 5 şirket, bugünden itibaren STAR Rafineri, TANAP, Petkim, SOCAR Terminal ve Petkim Rüzgar Enerji Santrali’nin (RES) de iştirakleri arasında bulunduğu SOCAR Türkiye çatısı altında faaliyet gösterecek.

    SOCAR Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Vagif Aliyev, Bursagaz ve Kayserigaz’ın gruba katılmasıyla Türkiye’deki doğalgaz faaliyet zincirini tamamladıklarını dile getirerek, “Türkiye pazarına girdiğimiz günden beri içinde bulunduğumuz sektörün dinamiklerini ve verimliliğini göz önünde bulundurarak tüm yatırımlarımızda entegrasyonu önemsedik. Türkiye’ye 12 yıldır doğalgaz getiriyoruz. 2013 yılından beri ise doğalgazın toptan satışını SOCAR Türkiye olarak gerçekleştiriyoruz. Bildiğiniz gibi SOCAR, Türkiye ve Azerbaycan devletlerinin en büyük projesi olan ve doğalgaz iletimini sağlayan TANAP projesinin büyük ortağı. Bursagaz ve Kayserigaz’ı SOCAR Türkiye bünyesine katarak bugünden itibaren doğalgaz dağıtımında faaliyet göstermeye başlıyoruz. Bu büyük entegrasyondan doğacak sinerjinin hem şirketimiz hem de iki kardeş ülke ekonomileri açısından çok önemli olduğuna inanıyorum. Bu vesileyle aramıza yeni katılan çalışanlarımıza da ‘SOCAR ailesine hoş geldiniz’ demek istiyorum” diye konuştu.

    Bursagaz ve Kayserigaz’la birlikte satın alınan şirketlerin enerji sektöründe SOCAR Türkiye’nin gücünü artıracağını ifade eden Aliyev, şunları söyledi:

    “Biz uzun yıllardır Azerbaycan’ın tamamı ile Tiflis dışındaki tüm Gürcistan’da doğalgaz dağıtımı yapıyoruz. Müşteri memnuniyetini üst seviyede tutarak doğal gaz dağıtımı tecrübemizi Bursa ve Kayseri’ye de taşıyacağız. Faaliyetlerimiz arasında doğal gaz önemli bir yer tutuyor. Burada büyümeyi istiyoruz ve önümüzdeki dönemde fırsatları değerlendirmeye devam edeceğiz.”

    Satın alınan şirketler arasında telekomünikasyon sektöründe yer alan Millenicom’un da olduğunu anımsatan Aliyev, bu şirketin TANAP hattı üzerinde yapımı devam eden 1.850 kilometrelik SOCAR Fiber projesiyle önemli bir sinerji yaratacağını da sözlerine ekledi.

  • Honda Türkiye’ye çifte ödül

    Honda Türkiye’ye çifte ödül

    Sosyal medyaya damgasını vuran markaların ödüllendirildiği Social Media Awards Turkey Ödül Töreni’nde ’motosiklet’ kategorisinde ‘Sosyal Medyayı En İyi Kullanan Marka’ Honda Motosiklet Türkiye seçildi. Honda Türkiye Otomobil ise kategorisinde ilk 3 marka arasında yer aldı.

    Marketing Türkiye ve BoomSonar işbirliği ile 2017 yılından bu yana gerçekleştirilen Social Media Awards Turkey 2019 ödülleri sahiplerini buldu. 1 Mart 2018 – 1 Mart 2019 tarihleri arasında Social Media Awards Turkey 2019’da SocialBrands Veri Analizi Ödülleri kapsamında Motosiklet kategorisinde ‘Sosyal Medyayı En İyi Kullanan Marka’ ödülünü Honda Motosiklet Türkiye alırken, Honda Otomobil Türkiye de otomobil kategorisindeki ilk 3 markadan biri oldu.

    Honda Türkiye, tüm sektörlerden markaların yıl boyunca sosyal medya performanslarını tamamen tarafsız ve veriye dayalı olarak hazırlanan SocialBrands sosyal medya marka endeksi sonuçlarına göre verilen SocialBrands Veri Analitiği Ödülleri’nde, hiçbir başvuruda bulunmadan yalnızca performansı ile jürinin dikkatini çekerek ’motosiklet’ ve ’otomobil’ kategorilerinde ödüllerin sahibi oldu.

    Ödül törenine katılan Honda Türkiye Genel Müdür Yardımcısı Bülent Kılıçer, hem motosiklet kategorisinde hem de otomobil kategorisinde ödül almaktan mutluluk duyduklarını söyleyerek, “Sosyal medya kanallarımızda her zaman yenilikçi, dinamik, özgün ve üretici içerikler oluşturarak kullanıcılarımız ile interaktif iletişimde olduk. Sosyal medya kanallarımız, tüketicilerimizle iletişimimiz için bayilerimiz kadar önemli iletişim araçlarımız. Bu nedenle bu alanlarda yaptığımız çalışmaların bu ödüller ile takdir edilmesinden gurur duyduk. Nitelikli ve bilgilendirici içeriklerimiz ile bundan sonra da dijital alanda aktif olarak paylaşımlarımıza devam edecek olan bu kanallarımız üzerinden Hondaseverlerle iletişimde olmayı sürdüreceğiz. Dijital iletişim sürecini beraber yönettiğimiz Buzz Interaction’a ve sosyal medya kanallarında Honda Türkiye hesaplarını takip ederek bize destek veren herkese ödülümüz için teşekkür ederiz” dedi.

  • Bakan Pakdemirli: “Fındığın Türkiye’ye katkısını, 3 milyar dolar olarak belirledik”

    Bakan Pakdemirli: “Fındığın Türkiye’ye katkısını, 3 milyar dolar olarak belirledik”

    Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, fındığın Türkiye’ye olan katkısını arttırmayı hedeflediklerini belirterek, “Orta vadede fındığın Türkiye’ye katkısı minimum 3 milyar dolar olacak şekilde bir plan ve proje hayata geçireceğiz. Tabii bunu daha da ileriye taşıyıp, bu fiyatların da üstüne çıkmamız söz konusu.” dedi.

    Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, Ordu’da bir otelde düzenlenen ‘Ulusal Fındık Çalıştayı’na katıldı. 2 gün süren çalıştayın kapanış programında konuşan Bakan Pakdemirli, ilk olarak 25 Nisan tarihinde Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde açıklanacak olan Milli Birlik Projesi’nden bahsetti. Bakan Pakdemirli, “Ben buradan ilk defa açıklıyorum. Yeni dönemde, 25 Nisan’da Külliye’de Sayın Cumhurbaşkanımızın teşrifleri ile tarımda Mili Birlik Projemizi açıklayacağız. Bugüne kadar tarımı alt üst eden ve daha farklı bir bakış açısı ile bir tarımda önümüzdeki 5 yılı, 20 yılı ve 50 yılın haritası olabilecek, Cumhurbaşkanımızdan da ışığını aldığımız, Cumhurbaşkanımızın vizyonundan etkilenerek yazdığımız bir proje. İnşallah yeni dönemde tarımda her konuyu ele alacağız. Bütün bu konuları ele alırken de fındık gibi stratejik bir ürünü ele almamak olmaz.” diye konuştu.

    “Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı ne isterse bizim için emirdir”

    Büyükşehir Belediye Başkanı Hilmi Güler ile birlikte yıllarca çalıştıklarına da dikkat çeken Bakan Pakdemirli, “Karadeniz benim için hep özel oldu. Tarımın içerisinden gelen bir insan ve fındığı küçüklükten gelen birisi olarak fındığa sahip çıkmamız gerekiyor. Bir de madem Ordu’dayız, Sayın Bakanımız ile biz 6 yıl yan yana aynı masada dirsek çürüttük, görev yaptık. Onun için Ordu’dan ve Sayın Bakanımızdan gelecek bir istek kendisinden gelecek bütün istek bizim için emirdir. Sadece fındık değil, bütün konularda yardımcı olacağız. İyi bir devlet adamı olarak iyi bir siyasetçi olarak Ordu’ya çok başarılı işler yapacağından eminim. Bakanlığımız, değerli başkanımızın emrindedir.” şeklinde konuştu.

    “Fındıkta yüzden fazla ülkeye ihracatımız var, 250 bin ton fındık ihraç ediliyor”

    “Fındığın ana vatanı Türkiye, 600 yıldır da ihraç ediyoruz. Hem tarımı hem sanayisi, hem de ticareti olarak çok ciddi katkıları olan bir ürün.” diyen Bakan Pakdemirli, konuşmasına şöyle devam etti: “Fındık Karadenizlileri baba ocağına bağlayan bir ürün. Hasat döneminde Karadenizli burada buluşuyor. 500 bin ailenin ekmek yediği 700 bin hektar alanda dikili olan fındığı, en iyi kalite olarak biz üretiyoruz. Sadece ekonomik değil, sosyolojik olarak da değerlendirmemiz gerekiyor. Dünyadaki fındık alanlarının yüzde 75’i bizim. Aşağı yukarı yüzde 70’ini de biz üretiyoruz. 100’den fazla ülkeye ihracatımız var, toplamda da ortalama 250 bin ton fındık ihraç ediyoruz.”

    “Dünyanın en kaliteli fındığı bizde, o yüzden fındık fiyatını Türkiye’nin belirlemesi lazım”

    Dünyanın en iyi kaliteli fındığının Türkiye’de üretildiğine de dikkat çeken Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, “Biz buradaki fiyatı mutlaka Türkiye olarak bizim yapıyor olmamız lazım. Fındığın fiyatının ötesini konuşuyor olmamız lazım. Bugününü, yarını ve öbür gününü konuşmamız lazım. 10 sene, 20 sene hatta 50 sene sonrasını konuşmamız lazım. Eğer fındıkta rekabetçi isek, 50 sene sonrada rekabetçi kalmanın yollarını bulmamız lazım.” şeklinde konuştu.

    Fiskobirlik açıklaması

    Bakan Pakdemirli, TMO olarak bugüne kadar çiftçi ve üreticilere her zaman destek olduklarını ifade ederek, “Bizim istediğimiz, TMO’ya gerek kalmadan, Fiskobirlik burada regülasyon görevi görsün. Bazı şartlar yüzünden Fiskobirlik bu görevini yerine getiremiyordu. Sayın Cumhurbaşkanımızın bize verdiği güç ile Fiskobirlik’e can suyu verdik. İnşallah Fiskobirlik de bundan sonra iyi değerlendirecek, bunun sonraki adımı Fiskobirlik’in artık piyasada regüle edebilmesidir. Olmadı biz TMO olarak her zaman oradayız.” diye konuştu.

    “Fındığın Türkiye’ye katkısını, 3 milyar dolar olarak belirledik”

    Yapılan çalıştayın bir milat olduğuna inandıklarını ifade eden ve Türkiye fındığının marka değerinin daha da artacağını işaret eden Bakan Pakdemirli, “İnşallah sürdürülebilir bir şekilde üreticimizle bu işle ilgili ‘acaba seneye kaça satarım’ düşüncesi olmayacak şekilde uzun vadeli bir fiyat ortamını döviz bazında oturtabilirsek, üreticimiz de memnun olur diye düşünüyorum. İnşallah orta vadede bu işin Türkiye’ye yıllık katkısını 3 milyar dolara çıkartmayı hedefledik. İnşallah orta vadede fındığın Türkiye’ye katkısı minimum 3 milyar dolar olacak şekilde bir plan ve proje hayata geçireceğiz. Tabi bunu daha da ileriye, taşıyıp, bu fiyatların da üstüne çıkmamız söz konusu. Minimum 3 milyarlık plan ve projeyi hayata geçireceğiz ve üstüne çıkacağız.” ifadelerine yer verdi.

    Çalıştaya, Ordu Valisi Seddar Yavuz, Giresun Valisi Harun Sarıfakıoğulları, Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Hilmi Güler, AK Parti Ordu ve Giresun Millletvekilleri, TMO Genel Müdürü Ahmet Gülda, çok sayıda davetli ve ilgililer katıldı.

  • 2018 yılında Türkiye’ye yurt dışından 400 bin cep telefonu getirildi

    2018 yılında Türkiye’ye yurt dışından 400 bin cep telefonu getirildi

    Trabzon Ticaret ve Sanayi Odası Meclis Üyesi Ahmet Kazaz, yılda 11 milyon adet cep telefonu satışı yapılan Türkiye’ye 2018 yılında yurt dışından yolcu beraberinde 400 bin cep telefonu getirildiğini belirterek, “Bunların çok büyük bölümü teknolojik ve eder olarak da yüksek fiyat grubundan telefonlar. Yurt dışından bu yollarla gelen ürünlerden hem devlet kaybediyor hem de sektör etkileniyor” dedi.

    Trabzon Ticaret ve Sanayi Odası’nın (TTSO) bilgisayar, yazılım ve telefon firmalarının yer aldığı 17. Meslek Komitesi’nden Meclis Üyesi Ahmet Kazaz, tüm sektörlerin olduğu gibi cep telefonu ve yazılım sektörünün de piyasadaki dalgalanmalardan etkilendiğini belirterek, “Her sektörde olduğu gibi bizim sektörümüzün de en büyük problemlerinden biri kaliteli ve sürdürülür insan kaynağıdır” şeklinde konuştu.

    “Türkiye’de 81 milyon cep telefonu abonesi var”

    Ahmet Kazaz, Türkiye’de şu anda tüm operatörlerin 81 milyon müşterisi olduğunu dile getirerek, “Neredeyse nüfusumuz kadar cep telefonu abonesi bulunuyor. Tüm abonelere 3 bin 500 tanesi 3 operatörün markası altında hizmet veren yaklaşık 10 bin satış noktasında hizmet veriliyor. Sektörde toplam 50 bin kişinin çalıştığından bahsediliyor. Hizmet sektörlerinde çalışan değişim hızı çok yüksek. Dünya standartlarında yüzde 20 iken bizim ülkemizde yüzde 60-70’lere çıkıyor. Bir yıl içinde insanlar çalıştıkları iş yerini değiştiriyorlar. Teknoloji sektörü çok bilgi odaklı bir iş olduğu için çalışan sirkülasyonu bu sektörün en çok etkilendiği alanlardan biridir. Ancak iyi bir tarafını söyleyebilirim. Özellikle Eylül’den sonra tüm sektörlerde çalışan çıkarımı konusunda en az etki alan sektörlerden biridir. Çünkü çalışan zaten zor bulunuyor ve zor öğreniyor. Zor öğrenen çalışanı da kimse kaybetmek istemiyor. Aslında bu da tüm sektörlerde çalışana yapılacak olan yatırımın neden önemli olduğuna da bir gösterge ortaya koyuyor” diye konuştu.

    “2018’de yurt dışından 400 bin cep telefonu getirildi”

    TTSO Meclis Üyesi Ahmet Kazaz, Türkiye’de 2018 rakamlarıyla yılda 11 milyon adet cep telefonu satıldığını vurgulayarak, “Eylül 2018 öncesinde ayda 1 milyon 200 bin adet cep telefonu satışı yapılırken bu rakam şu anda 600-700 bin seviyelerinde. Burada vurgulanması gereken önemli bir konu da yolcu beraberinde getirilen ürün olarak adlandırılan yurt dışından getirilen telefonlardır. Bu konu suistimal edilerek hem ülkeye hem de sektöre yönelik bir kayıp oluşturmaktadır. Bu ürünlerin 2018’deki rakamı 400 bin adet. Bunların çok büyük bölümü teknolojik ve eder olarak da yüksek fiyat grubundan telefonlar. Bir cep telefonu satışından devletimizin aldığı direkt vergileri şöyle sıralayabiliriz; yüzde 18 KDV, yüzde 25 Özel İletişim Vergisi, yüzde 10 TRT payı. Yani Türkiye’de aldığımız bir cep telefonundan yüzde 53 direkt devlete vergi ödüyoruz. Yolcu beraberi dediğimiz yanımızda getirdiğimiz telefonları kaydettirdiğimizde ise yaklaşık 620 liralık vergi ödüyoruz. Şunu da belirtmek istiyorum ki; bu ülkede özellikle teknoloji ve bilişim anlamında bir şey aldığınızda sanki kendinizi cezalandırıyormuşsunuz gibi bir durum var. Bu durum sektörü de tehdit ediyor bir anlamda. Çünkü yüksek model dediğimiz telefonların özellikle ülkedeki ekonomik hareketler değiştiğinde satış payı da çok düşüyor. Tamamen orta ve düşük segment ürünlerin satışı yükseliyor. Bunlar da zaten karlılıkları daha düşük olan ürünler. Yüksek model ürünler diğer yollarla geliyor. Yurt dışından bu yollarla gelen ürünlerden hem devlet kaybediyor hem de Türkiye genelindeki satış noktalarında bunlarla ilgili problem yaşanıyor” ifadelerini kullandı.

    Kazaz, yurt dışından getirilen telefonlarda, IMEI denen seri numarası problemlerinin de yaşandığını ifade etti.

    “Trabzon’da 300 metre mesafede 57 cep telefonu satış noktası var”

    Sektörle ilgili Trabzon’dan da örnek veren Kazaz, “Türkiye’de bir işletmeyi açmak için bazı sektörlerde belirli kurallar işlerken bazı sektörlerde bu anlamda bağlayıcı hiçbir unsur yok. Cep telefonu dükkanı açmak istiyorsanız çok rahatlıkla gidip Maliye’den bir vergi levhası alıp, bir kasa bir masa usulü ticaretinizi yapabilirsiniz ve bunda hiçbir sakınca yok. Trabzon’dan verecek olduğum örnek şu; Meydan Parkı’ndan Postahane’ye doğru gelirseniz, 300 metrede 57 tane cep telefonu mağazası var. Bu da aslında sektörlerin neden örgütlenmesi gerektiğini neden disipline olması gerektiğini anlatan en iyi örneklerden biridir. Türkiye’de büyüklüğü ilk 5’te olan sektörlerden birisi ama örgütlenememe problemi var. Trabzon ayrıca sektörde kira maliyetleri yüksek olan birkaç şehirden biridir. Ayrıca cep telefonu aksesuarlarındaki standartsızlık ve farklı fiyat politikaları, kayıt dışı ürün durumu işin kalitesine ve tüketicinin güvenine etki etmektedir. Tıpkı yurt dışından getirilen telefonlarda olduğu gibi devletin aksesuarlarda da ciddi kaybı olmaktadır” dedi.

    Kazaz, Tüketici Hakem Heyetleri’nde görev alan kişilerin sektörle ilgili daha fazla bilgiye sahip olması gerektiğini de vurguladı.

    “Genç nüfusumuzla yazılım sektöründe söz sahibi olmalıyız”

    Kazaz, yazılım sektörüyle ilgili Trabzon Ticaret ve Sanayi Odası’nın iyi gayret gösterdiğini de ifade ederek, “Çin 50 bin hektarlık bir alan oluşturmuş ve dünyaya açarak yapay zeka çalışmaları yapmalarını istiyor. Bizde de bu tür süreçleri destekleyen Yatırım Adası, Teknokent gibi adımlar var. Yazılım ve teknoloji sektörü tüm dünyanın geleceği. Böyle bir dünyaya bu kadar genç bir nüfusla cep telefonu ya da yazılım deyip çok küçük bakarak kenarından geçmememiz gerektiğini düşünüyorum. Çünkü dünyanın yeni ve en büyük üretim ve yatırım alanı aslında bu iki sektördür” diye konuştu.