Etiket: Türkiye’nin

  • Türkiye’nin ilk uçan arabası Cezeri havalandı

    Türkiye’nin ilk uçan arabası Cezeri havalandı

    Baykar tarafından milli ve özgün olarak geliştirilen Türkiye’nin ilk uçan arabası Cezeri, ilk uçuş testlerini başarıyla tamamladı. Türk mühendislerinin tasarlayıp ürettiği, 230 kg’lık ön prototip uçuş testlerinde 10 metre yükseldi.

    Baykar Teknik Müdürü Selçuk Bayraktar yönetiminde gerçekleştirilen Cezeri Uçan Araba’nın uçuş testleri 11 Eylül 2020 Cuma günü başladı. İlk testlerde güvenlik halatlarına bağlı olarak havalanan Cezeri, 14 Eylül 2020’yi 15 Eylül 2020’ye bağlayan gece güvenlik halatlarıyla yapılan test uçuşlarının başarılı ilerlemesi üzerine halatsız olarak havaya kalktı. Tamamen otonom olarak uçan ve akıllı uçuş sistemine sahip olan Cezeri Uçan Araba, aynı gece yapılan iki farklı uçuşu başarıyla tamamladı.

    Baykar Milli SİHA Ar-Ge ve Üretim Merkezi’nde 15 Eylül 2020 Salı günü güvenlik halatları olmadan gerçekleştirilen ikinci test uçuşunda ise Cezeri Uçan Araba yerden 10 metre yükseldi. Adını sibernetik ve robotik ilminin kurucusu, Artuklu Sarayı’nın başmühendisi Cizreli Müslüman bilim insanı El Cezeri’den alan Cezeri Uçan Araba, böylelikle kavramsal tasarımla başlayan çalışmaların ardından 1 buçuk yıl içinde ilk uçuşunu gerçekleştirmiş oldu.

  • Türkiye’nin gündemine oturan olayın yaşandığı ilçedeki işçiler konuştu

    Türkiye’nin gündemine oturan olayın yaşandığı ilçedeki işçiler konuştu

    Sakarya’nın Kocaali ilçesinde Kürt kökenli mevsimlik tarım işçilerinin darp edildiği iddialarını bölgede çalışan diğer mevsimlik işçiler yalanlayarak, propaganda yapıldığını söylediler. Yaklaşık 10 senedir geldikleri ilçede çok sıcak karşılandıklarını belirten işçiler, çalıştıkları yerde bulunan vatandaşlar ile adeta bir aile gibi çalıştıklarını dile getirdiler.

    Kocaali ilçesi Köyyeri Mahalles’nde 4 Eylül tarihinde mevsimlik tarım işçileri, iddiaya göre işveren ve köylüler ile aralarında çıkan tartışmanın ardından minibüsle şehirden ayrıldı. Bazı sosyal medya platformları ve haber sitelerinde olay, ‘Kürt kökenli işçilere saldırı’ iddiaları ile gündeme geldi. Bölgede çalışan diğer mevsimlik tarım işçileri, olayın Türk-Kürt meselesi olmadığını, tarafların kendi aralarında yaşanan bir sıkıntıdan dolayı kavga ettiğini söylediler.

    Tarafların kendileri arasında bir sıkıntıdan dolayı kavga ettiklerini belirten Kürt kökenli mevsimlik tarım işçisi 25 yaşındaki Seyfettin Bağlayan, yaşanan olayın çok üzücü olduğunu ifade ederek, bölgedeki yerli halkla aile gibi olduklarını vurguladı. 10 senedir geldikleri yerden memnun olduklarını dile getiren Bağlayan, “Mardin Derik’ten geldik, işçiyiz burada. Yaşanan olayı bizde duyduk ve çok üzüldük ama olayın aslı öyle değil, Türk-Kürt aynı. Biz buraya geldik ve herkesten razıyız, 10 seneden beri buradayım. İşçiyiz ve gidip geliyoruz, herkes ekmeğinin peşinde. Herkesten razıyız, öyle bir şey kesinlikle olmadı ve çok yanlış. Çok şükür işimiz var, fındık topluyoruz. 10 seneden beri buradayız ve böyle bir olay olmadı. Biz bir aileyiz, herkesi tanıyoruz ve onlar da bizi tanıyor. Kimse yanlış bilmesin. Hepimiz biriz, hepimiz Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıyız. Hepimiz tekiz, bir sıkıntımız yok çok şükür” dedi.

    “Hepimiz aynıyız, hepimiz Müslümanız”

    59 yaşındaki Sıdıka Bağlayan, “Ben buradan razıyım. Patron iyi ve ağabeyimiz, babamız, kardeşimiz gibi. Biz bir aile olarak çalışıyoruz. 10 seneden beri biz buraya geliyoruz. Böyle bir sıkıntı olmadı ve biz böyle bir sıkıntı duymadık. Hepimiz aynıyız, hepimiz Müslümanız” diye konuştu.

    “Biz burada memnunuz, aramızda yabancılık olmadı”

    27 yaşındaki mevsimlik tarım işçisi Nazım Bağlayan, “Biz buraya çalışmak için geldik, 2 hafta oldu. Biz muhtarımız ve mahalleliden çok razıyız. İki tarafta aynı, biz sadece buraya çalışmak için geldik. Biz burada memnunuz, aramızda yabancılık olmadı. Aile gibi görüyoruz biz onları, biz onlardan, onlar da bizlerden razı” şeklinde konuştu.

    “Türk-Kürt ayrımı hiç olmadı bizde”

    Aynı kaptan yemek yiyip su içtiklerini aktaran Köyyeri Mahallesi sakinlerinden Azem Uygun, “Yıllardan beri işçiler gelip gidiyor ve kardeş gibi yaşıyoruz. Aynı kaptan, aynı tastan yemek yiyip, su içiyoruz. Hiçbir sorunumuz yok. Kendi aralarında yaşanan bir sorundan dolayı kavga etmişler, daha sonrasında herkes yoluna gitmiş ama farklı bir şeyler ortaya çıkmış. Normalde hiçbir sıkıntı yok, bazen ağabey ve kardeşte kendi aralarında kavga ediyor ama barışabiliyorlar. Türk-Kürt kardeşlik konusunda hiçbir sıkıntımız yok. Kocaali Köyyeri Mahallemizde yaşanan ve yanlış şekilde lanse edilen olay yok, kendi aralarında çıkan kavgadan dolayı kendileri tartışmışlar, yani bir sıkıntımız yok. Türk-Kürt ayrımı hiç olmadı bizde” şeklinde konuştu.

    “Kardeş gibi geçinip gidiyoruz”

    Köyyeri Mahallesi’nde ikamet eden ve yaklaşık 35 tarım işçisi çalıştıran 41 yaşındaki Mehmet Doğan ise, olayın bazı yerlerde yanlış yönlere çekildiğini söyleyerek, “Mal sahibi ile işçiler arasında olmaması gereken bir olay, kimse istemez ama bunu yanlış yönlere çekmek isteyenler var sosyal medyada. Benim kendimin 30-35 tane işçim var. Hep beraber kardeş gibi geçinip gidiyoruz. Bunu başka mecralara çekmenin anlamı yok. Sakarya’yı kötülüyorlar ama Sakarya öyle kötü bir yer değil yani. Buraya gelen kişiler bizim işçimiz değil, yani bizim misafirimiz, kendi kardeşimiz gibi onlar. Bizim evimize, biz ise onların evine giderek çay içebiliyoruz” ifadelerini kullandı.

  • İEÜ, Türkiye’nin en çok tercih edilen vakıf üniversiteleri arasında

    İEÜ, Türkiye’nin en çok tercih edilen vakıf üniversiteleri arasında

    2020-2021 eğitim dönemi için öğrencilerin kayıt süreçleri devam ederken, İzmir Ekonomi Üniversitesi (İEÜ)’nin, bu yıl rekor bir doluluğa ulaştığı belirlendi. Bu yıl sınava girerek geleceklerini belirlemek adına büyük bir adım atan öğrenciler, tercihlerinde İzmir Ekonomi Üniversitesini öne çıkardı.

    İzmir Ekonomi Üniversitesi (İEÜ), bu yıl rekor bir doluluğa ulaştı. Üniversitenin rekor doluluk oranlarına ulaşmasını değerlendiren İEÜ Mütevelli Heyet Başkanı Mahmut Özgener, “Bu yıl, İzmir Ekonomi Üniversitemiz’in doluluk oranı yüzde 99,6, meslek yüksek okulu doluluk oranı yüzde 97,5 olarak gerçekleşti. Bu önemli başarıda emeği geçen herkese teşekkürlerimi sunuyorum” sözleriyle mutluluğunu dile getirdi.

    “Sonuçlar hepimizin ortak başarısı”

    Özellikle bu yıl için hukuk, mimarlık, işletme, iletişim ve tıp fakültelerinde yüzde 100 doluluk oranının yakalandığını belirten Özgener, “Bu kadar kısa zamanda elde edilen ciddi artış hepimizin ortak başarısı. Bu başarılı sonuçların altında, başta İEÜ mütevelli heyeti üyelerimiz, vakıf mütevelli heyet üyelerimiz, vakıf yönetim ve denetim kurulu üyelerimiz olmak üzere, İzmir Ticaret Odamızın meclis üyeleri ve üniversitemizin tüm çalışanlarının imzası bulunuyor. Elde ettiğimiz bu başarılı sonuçlar, ortak akılla belirlenen doğru stratejilerin ve alınan kararların, tek yürek olarak çalışarak hayata geçirilmesinin somut kanıtıdır” dedi.

    Özgener, “Öğrencilerimizin bizlere güvenerek tercih etmesi bu yüksek oranı getirdi. Oran tabi ki önemli; ancak üniversitemizi tercih edenlerin güvenine uygun bir eğitim sağlamak daha da önemli. İzmir Ekonomi Üniversitesine duyulan yüksek güven, bizlere gelecek yıllarda yapacağımız yeni atılımlar için de motivasyon sağlıyor. Eğitim daima gelişime açık olan, daima daha iyisini hedeflemeniz gereken bir alan. Akademisyen kadromuz ve öğrencilerimizin verdiği güçle İzmir Ekonomi Üniversitesi’ni her alanda daha ileriye taşıyacağız İzmir Ekonomi Üniversitesi pandemi sürecinde uzaktan eğitimi başarıyla uyguladı. Öğrencilerimize kesintisiz burs, garantili staj ve referanslı iş olanakları sağlıyoruz. Gelecekte de hepsine çok daha fazla olanak sağlamak için elimizden geleni yapacağız” sözleriyle hedeflerini açıkladı.

    İzmir Ekonomi Üniversitesinin bu seneki üniversite yerleşme sonuçlarıyla da her alanda yüksek puanlı öğrencileri tarafından tercih edilmesinin, nitelikli bilimsel faaliyetin yürütüldüğü önemli bir yükseköğretim kurumu olduğunu gösterdiğinin altını çizen Özgener, iki sene önce vakıf üniversiteleri sıralamasında 30. sırada olan Bilgisayar Mühendisliğinin bu yıl beşinciliğe, 26. sırada olan Elektrik-Elektronik Bölümünün de altıncılığa yükseldiğini ifade etti.

    Bir diğer başarının ise Mütercim ve Tercümanlık Bölümünde yaşandığını belirten Özgener, “Bu bölüme bu sene en yüksek puanla giren öğrenci Türkiye ilk 250 içerisinde; yine bu bölüme tam burslu giren sekiz öğrencinin tamamı ise ilk bin içerisinde” şeklinde konuştu.

    İEÜ Hukuk Fakültesi, Türkiye vakıf üniversiteleri arasında 8. sırada

    Bu sene, Türkiye genelinde en büyük sürpriz Hukuk Fakülteleri yerleşmelerinde yaşandı. Hukuk Fakültelerine girebilmek için YÖK tarafından geçen sene uygulanan sıralamada 190 bin barajı bu yıl 125 bine çekilince, birçok nitelikli vakıf üniversitesi Hukuk Fakültesi kontenjanını dolduramadı. İzmir Ekonomi Üniversitesi olarak bu değişikliğin etkilerini doğru şekilde öngördüklerini ifade eden Başkan Özgener, gerekli kontenjan ayarlamalarının ivedilikle yapılarak Hukuk Fakültesini tamamıyla yüksek puanlı öğrencilerle doldurduklarını ve böylesine rekabetçi bir alanda fakültenin vakıf üniversiteleri arasındaki başarı sırasını Türkiye sekizinciliğine yükselttiklerini açıkladı.

    Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu liderlik özelliğine sahip, donanımlı gençleri yetiştirmek için son dönemde özellikle teknolojik altyapıya yönelik ciddi yatırımlar gerçekleştirdiklerini vurgulayan Başkan Özgener, bunun avantajını da korona virüsü sürecinde gördüklerine dikkat çekti.

    Başkan Özgener, “İzmir, yükseköğretimin yıldızı olma yolunda ilerleyen, ilgiyi üzerinde toplayan bir şehir. Üniversitemiz de bu noktada önemli bir misyon üstlendi. Eğitim kalitesi, vizyonu ve ortaya koyduğu fikirlerle fark oluşturdu. Gençlerimiz, zorlu bir sınav dönemini başarıyla geride bırakarak, hedeflerine ilerlemek için üniversitemizi tercih etti” ifadelerini kullandı.

    “Uzaktan eğitimde fark oluşturduk”

    İEÜ Rektörü Prof. Dr. Murat Aşkar ise uzaktan eğitimdeki başarıya dikkat çekerek, “Türkiye’de; Blackboard Learn, Blackboard Collaborate Öğrenme Yönetim Sistemi ile Panopto Ders Kayıt ve İzleme Sistemi’ni kapsayan eğitim teknolojilerini aynı anda kullanan tek üniversiteyiz. 10 bine yakın öğrencimizin süreci sorunsuz geçirmesini sağladık. Üniversitemiz, bu anlamda fark oluşturdu. Tüm bunlar, tercih döneminde gençlerin üniversitemizi seçmesinde etkili oldu. Üniversitemizi tercih eden öğrencilerimiz, yepyeni bir hayata adım attı. Hepsi alacakları nitelikli eğitim sayesinde istedikleri alanlarda uzmanlaşacak. Daha öğrencilik döneminde hayata geçirecekleri projelerle de dikkatleri üzerine çekecek. Bugüne kadar, binlerce öğrencimizin başarısına tanık olduk. Uluslararası alanda ilk tercih edilen ve aranan isim oldular, kısa sürede zirveye ulaştılar. Kendilerinden sonra gelen nesillere cesaret verirken, bizleri de gururlandırdılar. Eminim ki, üniversitemize ilk adımlarını atacak öğrencilerimiz de bu başarılara yenilerini ekleyecek. Bizlerin iftihar kaynağı olacak” diye konuştu.

  • Türkiye’nin en yaşlı piranası görenleri şaşırtıyor

    Türkiye’nin en yaşlı piranası görenleri şaşırtıyor

    Erzurum’da bir vatandaş dükkanında beslediği 33 yaşındaki Türkiye’nin en yaşlı piranasına gözü gibi bakıyor. Piranayı görenler ise şaşkınlık içerisinde kalıyor.

    Yakutiye ilçesi Lalapaşa Caddesi’nde mütevazi bir çantacı dükkanı olan bir vatandaş, kendisine hediye edilen piranaya özel ilgi gösteriyor. 4 kilo ağırlığında ve 60 santimetre boyunda olan 33 yaşındaki pirana görenleri şaşırtıyor. Özel yaptırılan akvaryumda özel bir yemle beslenen piranaya ayda bir kez de et veriliyor. Dükkana gelen vatandaşlar ise alışverişi unutup piranaya yoğun ilgi gösteriyor. ’Dadaş Pirana’ isimli balık Türkiye’nin en yaşlı piranası olarak da biliniyor.

    Müşterilerin dükkana girdiklerinde dikkatini çeken ilk şeyin pirana olduğunu belirten Hatice Tekman, “Türkiye’nin en yaşlı piranası, 33 yaşında, 60 santimetre boyunda ve 4 kilo ağırlığındadır. Erzurumluların çok ilgisini çekiyor. Müşterilerimiz ilk geldiğinde balık hemen ilgilerini çekiyor. Özel yemle besliyoruz, ayda bir de etle besliyoruz” dedi.

  • Türkiye’nin ilk ‘Uluslararası Covid-19 Uygunluk Sertifikası’

    Türkiye’nin ilk ‘Uluslararası Covid-19 Uygunluk Sertifikası’

    Uluslararası üst düzey sağlık akreditasyon kuruluşu olan TEMOS’un korona virüs tedbirleri kapsamında açıkladığı kriterleri tamamlayarak, dünyada 2’nci Türkiye’de ilk olarak ‘Uluslararası Covid-19 Uygunluk Sertifikası’nı Özel Alanya Anadolu Hastanesi aldı.

    TEMOS’un korona virüs tedbirleri kapsamında açıkladığı 100’yakın kriteri tamamlayarak ‘Uluslararası Covid-19 Uygunluk Sertifikası’nı almaya hak kazanan Özel Alanya Anadolu Hastanesi, dünyada 2’nci Türkiye’de ilk olarak ‘Uluslararası Covid-19 Uygunluk Sertifikası’nı almanın sevincini yaşadı.

    Hastane Direktörü Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanı Dr. Hasan Peksel, “TEMOS Avrupa’nın en önemli sağlık akreditasyon şirketlerinden bir tanesi. 2010 yılında ilk kuruluşundan itibaren hastanemiz de TEMOS ile iş birliği yaparak kalite sertifikasyonlarını almakta. Bu sezon çıkan Covid salgınıyla alakalı da TEMOS akreditasyon şirketinin yapmış olduğu sertifikasyon programına başvurduk. Akabinde yaklaşık 100’e yakın kriterden geçirilerek santralden defin hizmetlerine kadar bütün sistemimizi Covid’den hastalarımızı ve çalışanlarımızı koruyacak şekilde sertifikasyon sistemimizi tamamladık ve bunu alan Türkiye’de ilk hastane olduk” dedi.