Etiket: Türkiye’nin

  • (Özel Haber) Türkiye’nin İlk Sertifikalı Kırkımcıları Beypazarı’nda

    Türkiye’de ilk defa gerçekleştirilen sertifikalı kırkımcı eğitimi Beypazarı’nda başladı. Verilen kırkımcılık eğitimiyle bir günde 100 koyun kırkılabilecek.

    Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü tarafından onaylanarak hayata geçirilen ve Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından Ankara Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği işbirliğiyle hazırlanan “Küçükbaş Hayvan Kırkım Elemanı Kursu”, Beypazarı Kent Tarihi Müzesi konferans salonunda gerçekleştiriliyor. Halk Eğitim Müdürlüğü bünyesinde düzenlenen eğitime katılan kırkımcı adaylarına Milli Eğitim Bakanlığı onaylı sertifika verilecek. Düzenlenen eğitimle küçükbaş hayvan kırkımını yapabilen, koyun grubu hayvanlardan elde edilen yapağıyı ve keçi grubu hayvanlardan elde edilen tiftik ve kılı kalitesine göre ayırabilecek bilgi ve becerisine sahip kişiler yetiştirilmesi hedefleniyor.

    “UNUTULMAYA YÜZ TUTMUŞ MESLEKLERDEN BİRİ”

    Ankara Damızlık Koyun Keçi Yetiştiriciler Birliği Basın ve Halkla İlişkiler Sorumlusu Ümit Şahinler, “Aslında kırkım bir meslek ve unutulmaya yüz tutmuş mesleklerden biri. Bu mesleğin tekrar modernize olması, özellikle de geçmişte yapılan makasla kırkımın makinayla kırkıma geçişini sağlamak için Hayat Boyu Öğrenme Dairesi tarafından önce bir eğitim modülü hazırlandı. Bu eğitim modülünün onaylanmasının ardından da Türkiye’de ilk kez Beypazarı’nda bu kurs düzenlendi. Kurstaki amaç doğru makina ile doğru kırkım yaparak doğru ürün elde etmeyi sağlamak. Bunun birkaç faydası var. Birincisi yeni bir istihdam alanı. Geçmişte bu mesleği yürüten kişilerin modernize olması, makinaya geçişi, sosyal güvenlik açısından kayıt altına alınmasını sağlıyor” diye konuştu.

    “4 YILDIR PROFESYONEL KIRKIM YAPIYORUM”

    Kursta tecrübelerini kursiyerlere aktaran kırkımcı Mete Kılınç, “4 yıldır profesyonel olarak kırkım yapıyorum. İngiliz eğitmenlerden sertifika aldım. Daha önce makasla yapılan bu işte hem zaman kaybımız vardı hem de hayvana zarar verme olasılığımız yüksekti. Burada kursiyerlere makinalı kırkımı öğretiyor ve makinayı tanıtıyoruz. Eski usul kırkımla 50 koyun kırkan bir kırkımcı makinalı kırkımla günde 100 koyun kırkabilecek” dedi.

    “İLK SERTİFİKALI KIRKIMCILARDAN OLMAK İÇİN BEYPAZARI’NDAYIM”

    Türkiye’de tarım televizyonculuğunun öncülerinden olan ve halen bu işi sürdüren kursiyer Mehmet Öztürk ise, “Ben hayvancılık programları yapıyorum ve aynı zamanda sürü sahibiyim. Kırkım için makina almama rağmen kullanamadım ve çok sıkıntı çektim. Makasla da bir kuzu ve bir koyunu telef edince anladım ki bu işin bir ustalığı olması, eğitiminin alınması gerekiyor. Bu kursu duyar duymaz başvuru yaptım ve ilk sertifikalı kırkımcılardan olmak için Beypazarı’ndayım” ifadelerini kullandı.

  • Türkiye’nin İlk Sertifikalı Komileri

    Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) çatısı altında faaliyetlerini sürdüren Mesleki Sınav ve Sertifikasyon Merkezi (MESEM)’in düzenlediği sınavlarda başarılı olan ‘Servis Görevlisi Seviye 2’ çalışanları sertifikalarını aldılar. ATSO Yönetim Kurulu Başkanı Davut Çetin, Başkan Yardımcısı Mustafa İssi, Shakespeare Bistro’nun yöneticileri ve MESEM Müdürlüğü yetkililerinin katıldığı sertifika töreninde ‘Komi’ olarak görev yapan 6 kişiye belgeleri verildi.

    Törende bir konuşma yapan ATSO Başkanı Davut Çetin, ATSO MESEM’in farklı meslek gruplarında ve farklı seviyelerde mesleki belgelendirme yaptığını kaydederek bugüne kadar Servis Görevlisi Seviye 3-4, Bar Görevlisi Seviye 4 ve Servis Yöneticisi Seviye 5 mesleklerinde ve seviyelerinde Türkiye’deki ilk Mesleki Yeterlilik Belgelerini verdiklerini söyledi.

    Servis Görevlisi Seviye 2 yani komi olarak mesleğinde çalışanların da belge almaya bugün itibariyle hak kazandıklarını ifade eden Davut Çetin, “Shakespeare Bistro’nun 6 çalışanına Türkiye’deki ilk Mesleki Yeterlilik Belgelerini takdim etmekten büyük bir mutluluk duyuyorum” şeklinde konuştu.

    İŞSİZLİK BÜYÜK PROBLEM

    Türkiye’de işsizliğin en büyük sorunlardan biri olduğunun altını çizen Başkan Davut Çetin, “Bu sorunun altında mesleksizlik ve mesleki yeterlilik sorunu yatıyor. İşverenler üniversite mezunu gençlerin istihdamını sağlarken bile mesleki bilgi düzeyi konusunda belirli tereddütleri bulunuyor. ATSO olarak bu konudaki sorunu gidermek amacıyla gençlerimize ATSO-MESEM bünyesinde yapılacak değerlendirme ile mesleki bilgi düzeylerini gösteren ve uluslararası geçerliliği olan bir sertifika alma imkânı tanıyoruz” dedi.

    MESEM bünyesinde yapılacak olan değerlendirme sürecine ilişkin belli bir maliyetin olduğunu ancak bunun için de hibe desteklerinden faydalanma imkânları vurgulayan Başkan Davut Çetin konuşmasını şöyle sürdürdü; “ATSO olarak ‘Ulusal Mesleki Yeterlilik Sisteminin Geliştirilmesi ve Türkiye Yeterlilik Çerçevesinin Uygulanması’ projesinin doğrudan hibe bileşeni kapsamında 123 bin 517 Euro hibe almaya hak kazandık. Bu hibe programı ile 8 Ekim 2015 ile 20 Temmuz 2017 tarihleri arasında ATSO MESEM’e servis görevlisi seviye 2, 3 ve 4, bar görevlisi seviye 4 ve servis yöneticisi seviye 5 mesleklerinde, Mesleki Yeterlilik Belgesi için tüm Türkiye genelinden başvuruda bulunan ve sınavlarda başarılı olan adayların sınav ücretleri bu hibeden karşılanacak.

    Adayları, sınav maliyetine katlanmadan Avrupa Birliği ülkelerinde de geçerliliğe sahip akredite Mesleki Yeterlilik Belgesi sahibi olabilmeleri için ATSO Mesleki Sınav ve Sertifikasyon Merkezi’ne başvurmaya bekliyoruz.”

    HEM İŞVEREN HEM ÇALIŞAN İÇİN ÖNEMLİ AVANTAJ

    Açıklamasında Mesleki Yeterlilik Belgesini özendirmek amacı ile hem işverene hem de çalışan için önemli avantajlar sunulduğunu da kaydeden Çetin, “Yeterlilik belgesine sahip elemanları çalıştıran işverenlerin çalışana ait sigorta primleri 12 ila 54 ay süreyle İşsizlik Sigortası fonundan karşılanıyor. 4’üncü seviye ve üstü yeterlilik belgesine sahip olanlar Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı ortaöğretim kurumlarında öğretmen bulunamayan alanlarda öğretmen olarak görevlendirilebiliyorlar. Çalışanlar, Mesleki Yeterlilik Belgesi ile birlikte Yabancı dil bilgisini de belgelendirebilir ise Avrupa Birliği ülkelerinde de çalışabilme fırsatı elde edebiliyor. İşverenlerimizin ve çalışanların bu destekleri değerlendirmelerini istiyoruz” dedi.

  • Türkiye’nin En Büyük Keklik Üretme Merkezi Konya’da Kuruldu

    Orman ve Su İşleri Bakanlığı, Türkiye’nin en büyük keklik üretme merkezini Konya’da kurdu. Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, tesisin tam kapasite ile çalışmaya başlamasıyla birlikte yılda 100 bin adet kınalı keklik üretmeyi hedeflediklerini ifade etti.

    “Süneyle Biyolojik Mücadele, Yaban Hayatının Geliştirilmesi, Biyolojik Çeşitlilik ve Hayvan Genetik Kaynaklarının Korunması Temelinde Keklik Üretimi ve AR-GE Faaliyetlerinin Yürütülmesi Projesi” kapsamında Doğa Koruma ve Milli Parklar (DKMP) Genel Müdürlüğü tarafından temin edilen bin adet damızlık keklik ile üretim merkezi faaliyete geçti. Tesisin tam kapasite ile çalışmaya başlamasıyla birlikte yılda 100 bin adet kınalı keklik üretimi yapılmasını hedeflediklerinin altını çizen Bakan Eroğlu, Konya Bahri Dağdaş Uluslararası Tarımsal Araştırma Enstitüsü sahasında tahsis edilen alan üzerine kurulan Keklik Üretme Merkezi’nde damızlık kınalı kekliklerin ilk yumurtalarının Şubat ayında çıkacağını, civcivlerin ise Mayıs ayı sonunda çıkacağı bilgisini verdi. Afyon, Gaziantep, Samsun, Yozgat, Kahramanmaraş ve Malatya illerinde de keklik üretimi yapan tesislerin mevcut olduğunu ifade eden Bakan Eroğlu, “Bin adet damızlık keklikle faaliyetlerine başlayan Konya’daki bu tesisimizde üretim tamamen otomatik makinelerle yapılacak. Üretilecek kınalı kekliklerin büyük çoğunluğu ise öncelikle Konya olmak üzere Türkiye’nin değişik bölgelerine gönderilerek tabiata bırakılacak” dedi.

    “ARTIK KEKLİK DÜZ OVADA SÜNE AVLAYACAK”

    Orman ve Su İşleri Bakanlığı ile Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın ortaklaşa yürüteceği proje ile 2016 Haziran ayından itibaren tabiata salınacak keklikler tarım zararlıları ile mücadeleye başlayacak. Eroğlu, Türkiye genelinde geniş bir yaşam alanına sahip kekliklerin tarım ürünlerinde ve ağaçlarda görülen zararlılarla mücadelede de etkin bir rol üstlendiğine dikkat çekerek, “Kınalı keklik tohumlar, körpe filizler ve tomurcuklarla beslendiği gibi böcekler, kurtlar, larvalar ve böcek yumurtalarıyla da beslenir. Tarımsal alanlara zarar veren süne böceği ile mücadelede zararlı böcek larvalarının yok edilmesinde son yıllarda keklik kullanılmaktadır. Bu sebeple Keklik Üretme Merkezi’nin ülkemiz tarımı için tarım zararlıları ile mücadelede büyük faydaları olacaktır” diye konuştu.

  • İzmir Türkiye’nin İlk Aşk Festivaline Ev Sahipliği Yapacak

    İzmir’in Çeşme ilçesinde, yörede yaşanmış bir aşk öyküsünden ilham alınarak Türkiye’de ilk kez bir Aşk Festivali düzenlenecek.

    Türkiye’nin ilk Aşk Festivali 21-22 Kasım 2015 tarikleri arasında gerçekleştirilecek. Çeşme Belediyesi tarafından düzenlenecek festival, yörede yaşanmış gerçek bir aşktan ilham alınarak yapılacak. Festivalde, konserden müzik dinletilerine, dans gösterilerinden şiir dinletilerine, karikatürist performanslarından en güzel aşk filmleri gösterimine kadar birçok etkinlik yer alacak.

    NEZİR ADINDAKİ GENÇ TENEKELERDEN KAYIK YAPMIŞ

    Festivalde ilham alınan aşk hikayesi ise dikkat çekiyor. Hikaye, 1935-1980 yılları arasında yeni adıyla Dalyan olan Köste’de yaşamış Nezir adında bir gence dayanıyor. Sağır ve dilsiz olan Nezir, Sakız Adası’nda yaşayan Tinika’ya ulaşmak için tenekelerden kayık, çuvaldan uçurtmalar yapmış, çeşitli yollarla Sakız Adası’na gitmiş. Sağır, dilsiz ve pasaportsuz olduğu için derdini yetkililere anlatamayan Nezir, iki ülke yetkilileri tarafından da casus sanılarak sorgulanmış, zaman zaman kötü muameleye bile maruz kalmış. Fakat yaşadıklarına rağmen Tinika’yı görme arzusundan vazgeçemeyen Nezir, sevdiğini görebilmek için tek başına sadece taş ve çamur kullanarak üç kez farklı yüksekliklerde kuleler inşa etmiş.

    Türkiye ve dünyanın en büyük ihtiyacının hoşgörü, sevgi ve aşk olduğunu ifade eden Çeşme Belediye Başkanı Muhittin Dalgıç, ülkenin ilk aşk festivalini düzenlemekten mutlu olduklarını kaydetti. Gerçek bir hikayeden ilham alan festivalle hoşgörü, sevgi ve aşk duygularını yeniden canlandırmayı umduklarını vurgulayan Başkan Dalgıç, “Dans gösterisi, karikatürist performansı, şiir dinletisi, konser ve film gösterileriyle dolu dolu bir festival gerçekleştireceğiz, herkesi bu güzel etkinliğin bir parçası olmaya davet ediyorum” dedi.

  • Türkiye’nin Taşkömürü Rezervi

    İTÜ Öğretim Üyesi Prof. Dr. Güven Önal, dünyanın taşkömürü rezervlerini anlattığı konferansta Türkiye’de kömür rezervi olmasına rağmen üretimin yapılmadığını söyledi. Önal, en büyük rezerv Çin’de olmamasına rağmen en fazla üretimin Çin’de yapıldığına dikkat çekti.

    Bülent Ecevit Üniversitesi (BEÜ), İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Öğretim Üyesi Prof. Dr. Güven Önal’ı ağırladı. Aynı zamanda Yurt Madenciliğini Geliştirme Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı da olan Önal, “Dünyada ve Türkiye’de Elektrik Üretimi, Yerli Kömür Kullanımının Ekonomiye Katkısı” konulu konferansta konuştu. BEÜ Mühendislik Fakültesi Maden Mühendisliği Bölümü ve BEÜ Enerji Uygulama ve Araştırma Merkezi tarafından düzenlenen konferans, Tahir Karauğuz Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi.

    “EN FAZLA ÜRETİMİ ÇİN GERÇEKLEŞTİRİYOR”

    Taşkömürünün bilinen kömür rezervlerinin yüzde 66’sını oluşturduğunu ifade eden Önal, Zonguldak havzasının da taşkömürü rezervlerine sahip olmasına rağmen üretimin olmadığını belirtti. Amerika Birleşik Devletleri’nin taşkömürü rezervine sahip olmasına rağmen kaya gazı üretimine yöneldiğini aktaran Güven Önal, şöyle devam etti:

    “Bilinen kömür rezervlerinin yüzde 66’sı taşkömür olmak üzere rezervlerin dünyanın 1.2 trilyon tondur. Halen bunun en büyük miktarları ABD’dedir. Çin’de değil. Bu; dünyada fosil yakıtlar içerisinde en büyük rezerv kömüre aittir. Yani petrole ve doğalgaza göre kömürün rezervi daha fazla ve bugünkü bilineniyle; bugünkü kullanım trendinde 180 yıllık bir ömür tahmin ediliyor. Toplam 1.1 trilyon ton kömür rezervinin yüzde 26’sı ABD, yüzde 17’si Rusya, yüzde 12’si Çin, yüzde 15.4’ü Türkiye’de bulunuyor. En büyük rezerv Çin’de olmamasına rağmen büyük çoğunluğu Çin’de üretiliyor. Örneğin bugün Çin’in kömür üretimi 4.7 milyar ton, ABD’nin takriben 1.9 milyon ton, büyük üretici Hindistan var. Hindistan’ın üretimi de 500-600 milyon ton civarındadır. Dünyadaki kömürün büyük çoğunluğunu, yüzde 75’ini üç tane ülke üretiyor. Dünya kömürünün yüzde 76’sını üreten bu üç ülkeden hiç birisi Kyoto Protokolü’nü imzalamamıştır.”

    “KAYA GAZI ABD’Yİ 50 YIL GÖTÜRECEK BOYUTTA”

    Amerika Birleşik Devletleri’nin kaya gazı üretimine yöneldiğini aktaran Güven Önal, “Amerika her geçen gün büyük ölçüde kaya gazı, kaya petrolü dediğimiz kaya gazını doğrudan doğruya enerji üretimine soktu. Ve giderek de artıyor. Amerika’nın şu anda bulduğu kaya gazı ve petrolü rezervleri bugün bilinen 50 yıl götürecek boyuttadır. Çünkü kaya gazından üretilen enerji kömüre göre daha ucuz. Onun için orada her şey piyasa ekonomisine göre yürüdüğü için kaya gazı kullanılıyor” diye konuştu.

    “REZERV VAR ÜRETMİYORUZ”

    Türkiye’nin taşkömürü rezervi olmasına rağmen üretim yapmadığını ifade eden Prof. Dr. Güven Önal, Zonguldak havzasını da örnek verdi. Zonguldak’ın üretebileceği taşkömürünün beşte birini dahi üretmediğini belirten Önal, şöyle dedi:

    “2014 yılında 56 milyon ton kömür üretmişiz. En üst düzey 2012 yılında 80 milyon ton kömür üretilmiş. Elimizde bizim şu anda 80 değil 90 milyon ton kömür üretebilecek bir kapasite var. Ama değişik nedenlerle üretemiyoruz. Bunun tipik örneklerinden biri de Zonguldak havzasıdır. Üretebileceğinin 5’te 1’ini bile üretmiyor.”