Etiket: “Türkiye’deki

  • Türkiye’deki hasarlı araç sayısı artıyor

    Yılın ilk yarısında kasko ve trafik sigortasındaki artış yüzde 12 oldu ve toplam 728 bin 685 hasar raporu kayıtlara geçti. Her 5 araçtan 2’sinde hasar 3 bin liranın üzerinde oldu. Sigorta suistimalleri ise yüzde 38 düşerken, en çok suistimal sürücü değişikliği, hasar sonrası sigortalama, planlanmış hasar ve ‘vurup kaçtı’ bahanesi yöntemleriyle gerçekleşti.

    Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi’nin (SBM) yayınladığı Hasar Takip Merkezi verilerini derleyen Türkiye’nin online sigorta satış platformlarından Koalay.com, 2018 yılının ilk 6 aylık döneminde eksper raporuna konu olan hasarların yüzde 56,2’sini kasko ürünleri, yüzde 43,8’ini ise trafik ürünleri oluşturduğunu ve geçen yılın ilk yarısına göre yüzde 12 artışla toplam 728 bin 685 hasar raporunun kayıtlara geçtiğini açıkladı.

    Kazalarda hasarların çoğu, 3 bin TL’nin üzerinde.

    Şirketin incelediği Hasar Takip Merkezi verilerine göre, 2018’in ilk yarısında trafik sigortası kapsamında bildirilen hasar rapor adedi geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 14 artışla 318 bin 886’a yükseldi. Kasko sigortası olan araçlarda rapor edilen hasar adedi ise yüzde 11 artışla 409 bin 799 oldu. Kaskoda 3 bin TL’den fazla hasarlarda tutulan rapor adedi 217 bin 724’e yükselirken, trafik sigortasında ise 92 bin 622’ya ulaştı.

    Hem kasko hem de trafik sigortasında en fazla raporun 3 bin TL üzeri hasarlarda tutulduğuna dikkat çeken Koalay.com Türkiye CEO’su Bradley Du Chenne, “Şirketin Ocak-Haziran dönemindeki satış verilerini incelediğimizde trafik sigortası için ödenen ortalama prim 690 TL iken, kaskoda ortalama prim bin 75 TL oldu. Aslında sigorta primleri olası kaza risklerine karşı çok daha düşük seviyelerde. Kaza sonucu ortaya çıkan hasar bedeli, sigortası olmayan araç sahibinin kusurlu bulunması durumunda, kendisinden tazmin ediliyor ve araç sigortası primlerinin yanında çok daha büyük mali külfetlere yol açıyor”.

    “Güvence Hesabı’ndan sigortasız araçlara 185 milyon TL ödeme yapıldı”

    En fazla hasar alan araç grubunun otomobiller olduğunu belirten Du Chenne, “Trafik sigortası kapsamında tutulan 229 bin 811 rapor otomobillere ait, onu 45 bin 598 raporla kamyonetler takip ediyor. Kasko ürünlerinde ise otomobilde 317 bin 282, kamyonette 53 bin 123 rapor tutuldu. Araç sigortası olup da başvuru yapabilenler şanslı olanlar. Trafik sigortasız araçların karıştığı kazalarda, zarar gören kişilerin sigorta güvencesinden yoksun kalmaması için kurulan Güvence Hesabı’ndan ilk 6 ayda 3 bin 102 dosya için toplam 185 milyon TL ödeme yapıldı” dedi.

    En yüksek hasar ortalaması yurt dışında ve Bitlis’te

    Yapılan açıklamaya göre; trafik hasar ortalaması en yüksek ilk 5 il; Hakkâri, Bitlis, Tunceli, Mardin ve Artvin olarak sıralandı. Trafik sigortasında otomobiller için dosya başı toplam maliyet Hakkari’de 8 bin 773 TL, Bitlis’te 7 bin 188 TL ve Tunceli’de 6 bin 291 TL oldu. Kaskoda hasar ortalaması en yüksek yurt dışında gerçekleşirken, onu Bitlis, Bingöl, Burdur ve Gümüşhane takip etti. Kaskoda otomobil için dosya başı toplam maliyet yurt dışında 28 bin 635 TL, Bitlis’te 16 bin 176 TL, Bingöl’de 15 bin 555 TL olarak kayıtlara geçti.

  • Selena Global Türkiye’deki 10’uncu yılını kutluyor

    Türkiye’de 10’uncu yılını kutlayan yapı kimyasalları markası Selena’nın Türkiye Genel Müdürü Hanefi Küçük, Selena’nın Türkiye pazarında ve yurtdışında payını artıracaklarını söyledi.

    Selena Global’in yapı kimyasalları alanında 26 yıldır faaliyet gösteren Polonya menşeili küresel bir firma olduğunu ifade eden Selena Türkiye Genel Müdürü Hanefi Küçük, Selena Grup olarak 4 kıtada üretim faaliyetini sürdürdüklerini ve Selena çatısı altında 30 firma bulunduğunu kaydetti.

    Poliüretan köpük üretiminde dünyada ilk üçte

    Poliüretan köpük üretiminde dünyanın en büyük 3 köpük üreticisinden biri olduğunu belirten Hanefi Küçük, Selena’nın tüm dünya genelinde bin 800’den fazla çalışanı bulunduğunu belirtti.

    Selena Global’in 2008 yılında Türkiye’nin ilk poliüretan köpük firmasını satın alarak Türkiye pazarına girdiğini ifade eden Küçük, Bolu Organize Sanayi’de yer alan 5 bin metrekare kapalı toplam 10 bin metrekarelik alanda poliüretan köpük, silikon, mastik ve yapıştırıcılar başta olmak üzere birçok ürün gamıyla faaliyetini sürdürdüklerini belirtti.

    Selena olarak yapı sektöründe temelden çatıya birçok farklı ihtiyaca cevap verdiklerini belirten Hanefi Küçük, Türkiye pazarında hizmet verdikleri başlıca markaları şu şekilde açıkladı: “Lider şemsiye markamız Tytan’ın yanı sıra, güneş ışınını yansıtma özelliği sayesinde yüzey sıcaklığını düşürebilen çatı yalıtım kaplaması Cool-R, temel yalıtımı sağlayan Tack-R, Quilosa ve Artelit gibi pazarlarında önemli bir konumda bulunan markalarımız bulunmaktadır. Beraberinde Türkiye poliüretan köpük pazarının ilk yerli üretilen markası olan Polyfix ve aynı zamanda ekonomik ürün grubuna yönelik Hauser markamızla faaliyette bulunduğumuz sektörde önemli bir pazar payına sahibiz”.

    “Türkiye ve yurtdışında pazar payını artıracağız”

    Yapı kimyasallarında sektöre her yıl birçok yenilikçi ürün sunduklarını belirten Küçük, Türkiye pazarında ve yurtdışında payını artıracaklarını söyleyerek, “Foam Adhesive-Köpük Yapıştırıcısı (FOAD) ürünlerimiz geleneksel yapıştırma harçlarına alternatif oluşturan inovatif ürünlerdir. Selena Global laboratuvarlarında geliştirilen FOAD grubundaki ürünler geleneksel çimento esaslı ürünlere göre tozutmadan, tertemiz çalışma imkanı sağlayan, taşıma ve stoklaması son derece kolay, uygulama kolaylığı getiren, hızı arttıran, dolayısıyla yüksek verimlilik ve düşük maliyet sağlayan muazzam ürünlerdir. Ayrıca teknik anlamda birbirinden farklı özellikte ihtiyaçları karşılayan yapıştırıcı ürünlerimizle mobilya, iç dekorasyon, ve fabrika üretimi ürünlerinde tercih edilmekteyiz. Pazarda önemli paya sahibi olduğumuz tek komponentli PU köpükler, silikon ve mastik ürünlerinde de ürün gamımızı çeşitlendirerek pazar payımızı hem Türkiye hem de ihraç pazarlarda artırmayı hedefliyoruz”.

    “Konjonktürel gelişmeler Türkiye’nin büyüme potansiyelini etkilemeyecektir”

    Selena Global için Türkiye’nin çok çok önemli bir yere sahip olduğunu ve Türkiye’deki 10 yılını kutladıklarını belirten Selena Türkiye Genel Müdürü Hanefi Küçük, her türlü şarta rağmen Türkiye’nin büyüme potansiyelini koruduğunu kaydederek, “Türkiye’de faaliyete başladığımız 2008 yılından bu yana insan kaynağımız başta olmak üzere, üretim tesisi ve teknolojilerine sürekli yatırım yapmaktayız. Türkiye Selena’nın öncelikli pazarlarından bir tanesi ve yatırım planları içerisinde önemli bir yeri var. Türkiye’nin hem kendi yüksek potansiyeli hem de geniş bir ihracat pazarına yakınlığı düşünülürse, Selena Türkiye’nin grup içerisindeki önemi daha da artmaya devam edecektir. Yapı sektörünün Türkiye ekonomisindeki ağırlığı ve önemi hepimizin malumu. Çok çeşitli alt sektörleriyle önemli bir istihdam kaynağı. Türkiye büyük bir pazar olmasının yanı sıra kentsel dönüşüm, deprem, sürdürülebilir yapılara olan artan talep gibi gelişmelerle cazibesini arttırmaktadır. Profesyonellerin ve tüketicilerin her geçen gün artan bilinç seviyesi bizim gibi firmaların yeniliğe ve teknolojiye sürekli yatırım yapmasını zorunluk kılıyor. Konjonktürel gelişmeler Türkiye’nin orta ve uzun vadedeki yüksek büyüme potansiyelini etkilemeyecektir. Biz de Selena Türkiye olarak bu bilinçle iş planı ve yatırım programlarımızı şekillendiriyoruz”.

  • Türkiye’deki araç sayısı 23 milyona yaklaştı

    Türkiye’de sadece Mayıs ayında trafiğe kaydı yapılan taşıt sayısı 100 bin 403 olurken, toplam trafiğe kayıtlı araç sayısının 22 milyon 645 bin 85’e ulaştığı görüldü.

    Medya takibinin öncü kurumu Ajans Press, motorlu kara taşıtları üzerine yapılan araştırmayı inceledi. Ajans Press’in Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerinden ve medya yansımalarından derlediği bilgilere göre, Türkiye’deki trafiğe kayıtlı toplam araç sayısının 22 milyon 645 bin 85’e ulaştığı görüldü. Sadece Mayıs ayında trafiğe kayıt yaptıran taşıt sayısı 100 bin 403 olurken, bu rakam içerisinde otomobilin yüzde 55,5 ile bu listenin ilk sırasında yer aldığı saptandı. Otomobili sırasıyla, yüzde 20,4 ile motosiklet, yüzde 14,8 ile kamyonet, yüzde 4,9 ile de traktör takip etti.

    Renkte beyaz, yakıtta LPG

    ITS Medya ve Ajans Press’in konuyla ilgili gerçekleştirdiği medya incelemesinde, taşıt ve otomobillerle ilgili medyaya yansıyan haber adetleri de belli oldu. Gerçekleştirilen incelemede, 2018 yılı içerisinde otomobil ve taşıtlarla ilgili yazılı basında 74 bin 283 haber yansıması tespit edildi. Medyaya yansıyan haber adetleri incelendiğinde ise en çok konuşulan başlıkların akaryakıt ve vergi fiyatları olduğu görüldü.Mayıs sonu itibarıyla trafiğe kayıtlı otomobillerin yakıt türleri incelendiğinde ise; 12 milyon 303 bin 46 adet otomobilin yüzde 38,1’inin LPG, yüzde 36’sının dizel, yüzde 25,5’inin ise benzin yakıtlı olduğu saptandı. Bunun yanı sıra Ocak ve Mayıs döneminde 276 bin 948 otomobilin trafiğe kaydı yapılırken, yüzde 56,8’inin beyaz, yüzde 20,9’unun gri ve yüzde 7,6’sının siyah yüzde 5,3’ünün de kırmızı olduğu görüldü.

    Mayıs ayında devri yapılan toplam taşıt sayısı 672 bin 53 olarak belirlenirken, bu rakam içerisinde yüzde 70,3 ile otomobilin ilk sırada yer aldığı tespit edildi. Otomobili sırasıyla yüzde 16 ile kamyonet, yüzde 5,9 ile motosiklet, yüzde 2,9 ile de traktör izledi.Devri yapılan diğer taşıtlar ise yüzde 4,9’la minibüs, kamyon, otobüs ve özel amaçlı taşıtlar olarak belirlendi.

  • Türkiye’deki patates fiyatları

    Türkiye’de ki patates fiyatında ki artışa sert tepki gösteren Ahlat Ziraat Odası (AHZO) Başkanı Necat Demirden, “Çiftçinin malı satılmazken, çöpe dökülürken, depolarda çürürken, borçlarımızı ödeyemezken hiç kimseden ses çıkmıyor. Fakat yeni ürün çıktı, patates 5 lira, soğan 5 lira diyerek kıyameti kopartıyorlar” dedi.

    Piyasaya yeni ürün girdiğinde fiyatların yüksek olmasının oldukça doğal olduğunu vurgulayan AHZO Başkanı Demirden, bir paket cipsiye 5 lira verilmesine ses çıkarılmazken çiftçinin malı para ettiğinde herkesin konuştuğunu söyledi. Fiyatların böyle yüksek devam etmeyeceğini ve fiyatların düşeceğinin altını çizen AHZO Başkanı Demirden, “Bitlis Doğu Anadolu Bölgesinde patates ambarlarından biri olarak bilinmektedir. Özellikle Ahlat ilçemizde yıllık ortalama 150 bin ton patates üretimimiz olmaktadır. İlçemizde patates ile ilgilenen yaklaşık bin ailemiz var. Yıllık ortalama 15 bin kişi patates tarlalarında çalışmakta olup, geçimini buradan sağlamaktadır. Bir açık hava fabrikası gibi Ahlat’ta işçi çalışmaktadır. Ahlat ovası, bölgemizde ki bütün işsizlerin umudu olmuştur. Özellikle patates, fasulye gibi ürünler iş konusunda oldukça etkili oluyor. Depolarımızda bu yıl patates kaldı ve para etmediği için çoğu çöpe dökülmek zorunda kaldı. Şuanda hava şartlarından dolayı patateslerimizi ekemedik. Bu yıl fazla yağmur yağışı olduğundan dolayı halen ekim yapamadık. Patateslerimiz şuan depolarda seçim yapılarak, tohum olarak ekilmeye çalışılıyor. Kalanı da döküyor veya hayvanlara yem olarak veriyoruz. Çiftçinin malı satılmazken, çöpe dökülürken, depolarda çürürken, borçlarımızı ödeyemezken hiç kimseden ses çıkmıyor. Fakat yeni ürün çıktı, patates 5 lira, soğan 5 lira diyerek kıyameti kopartıyorlar. Özellikle medyada bu çığırtkanlar 5 lira oldu diye kıyameti kopartıyorlar. Biz 50 kuruşa patatesi satamıyoruz. Bu nerede 5 lira? Hangi çiftçiden 5 liraya patates almışlar? bunları merak ediyorum. Bırakın 5 lirayı 1 liraya satan yok. Ama marketlerde ne yazık ki bir tekel oluşmuş 5 liraya satılıyor” dedi.

    “Bir paket cips 5 TL’ye satılırken kimsenin sesi çıkmıyor”

    AHZO Başkanı Necat Demirden, “Marketlerde on binlerce cips satılıyor. Bu cipslerin 100 gramlık paketleri yaklaşık 5 TL’den satılıyor. Buna hiç kimsenin sesi çıkmıyor. 1 paket cips 5 TL’ye satılırken, herkes bunu alırken kimsesin sesi çıkmıyor. Fakat 1 kilogram patates 5 lira olduğu zaman yaygara kopartıyorlar” diye konuştu.

    “Çiftçinin malı para ettiği zaman herkes konuşuyor”

    AHZO Başkanı Demirden,çiftçinin malı para ettiği zaman herkesin konuştuğunu belirterek, “Çiftçimizle kimse oynamasın, alay etmesin. Çiftçimiz bir şey kazanamıyor. Çiftçimizin malı para ettiği zaman herkes konuşuyor. Biz bundan muzdaripiz.1 hafta patates yemesek fiyatlar düşüyor zaten. Biz 5 liraya değil 50 kuruşa, 1 liraya alan varsa ne kadar isteniyorsa verelim. Yazıktır, günahtır. Yağışlardan dolayı ürünlerde biraz gecikme oldu. Ondan dolayı piyasaya az miktarda ve yeni ürün girdiğinde fiyatlar biraz yükseliyor. Az çıktığı içinde hemen çiftçiden alıp kapatıyorlar. Bu fiyatlar düşecek. Bu fiyatlar böyle gitmez. Doğal olarak tüm ürünler yeni çıktığında fiyat yükselir. Ama bu 3-5 gün sürer” dedi.

  • (Özel) Suriye’deki iç savaş, Türkiye’deki akvaryum balığı sektörünü vurdu

    Çıkan iç savaş sonrasında Suriyeli akvaryum balığı üreticilerinin balık ihracatını durdurması, en çok bu ülkeden balık alan Türkiye’deki petshop ve akvaryum balığı satıcılarını etkiledi. Balık satışını durduran birçok akvaryum balığı satıcısı, Suriye’den tekrar balık satışlarının başlamasını bekliyor.

    Suriye’de 7 yıldır devam eden iç savaş, şimdiye kadar yüz binlerce kişinin hayatını kaybetmesine, milyonlarca insanın da evlerini terk etmek zorunda kalmasına neden oldu. Savaş sonrasında büyük bir ekonomik krizin yaşandığı Suriye’de ibirçok alanda üretim durma noktasına geldi. Yaşanan savaş sadece Suriye’yi değil, Türkiye’yi de birçok yönden etkiledi. Türkiye’de akvaryum balıkçılığı sektöründe büyük bir paya sahip olan Suriyeli üreticiler, savaş sonrasında akvaryumlarını boşalttı. Petshop ve akvaryum balıkçıları, Suriye’den balık ithalatının durması ile olumsuz yönde etkilendi.

    Akvaryumlar boş kaldı

    Suriye’den gelen balık ithalatının durması ile petshop ve akvaryum balığı satıcıları, Avrupa ve Asya ülkelerine yöneldi. Kur değerinde yaşanan farklılıkları ve uzak bölgeden gelen balıkların ömür sürelerinin kısalması ise birçok akvaryum balığı satıcılarının sektörü terk etmesine neden oldu. Kocaeli’nin İzmit ilçesinde yaklaşık 40 yıldır petshop işletmeciliği yapan Feyzi Değirmenci de Suriye’den akvaryum balığı ithalatının son bulması ile balık satışını durdurdu. Balık satışından dolayı yaşadığı zararı, hayvan maması türü ürünleri satarak azaltmaya çalıştığını ifade eden Değirmenci, Suriye’deki akvaryum balığı üretiminin tekrardan başlamasını beklediklerini söyledi.

    “Avrupa’dan, Singapur’dan gelen balık bize bunun 2-3 katı fiyatla ulaşıyor”

    Avrupa ve Asya ülkelerinden gelen balıkların adapte olamadıklarını ve daha pahalı bir maliyetlerinin olduğunu kaydeden petshop işletmecisi Feyzi Değirmenci, “2004 yılından beri bu işi yapıyoruz. 2009 yılından itibaren kesintisiz olarak 2016 yılına kadar balığımızı sattık. O zaman balıkların yüzde 70’i, 80’i Suriye’den geliyordu. Çok hızlı bir sürede de gelen balıklar elimize geçiyordu. Suriye konusunda çok rahattık. Ama şimdi balıklar çok uzaktan geliyor. Balıklar, Singapur’dan Avrupa’dan ithal edildiğinde belirli sorun ve sıkıntılarımız oluyor. Onların suları ile bizim sularımızı birbirine çok benzer olmadığı için ve balıklar uzun yoldan geldikleri için buradaki sulara adapte etmek çok zor oluyor. Bu sebepten dolayı kayıplar çok fazla oluyor. Ama Suriye’den balık gelirken bu adaptasyon sorununu çok fazla yaşamıyorduk. Bir de Suriye’den balık ucuza geliyordu. Avrupa’dan, Singapur’dan gelen balık bize bunun 2-3 katı fiyatla ulaşıyor” dedi.

    “Şu an balık satışımızı durdurduk”

    Suriye’de savaş yokken satışların daha iyi olduğunu ifade eden Değirmenci, “Ama şu anda görüyorsunuz akvaryumlarımız bomboş. Bıraktık, balık satışını bıraktık. Ne zaman Suriye’de savaş biter, Suriyeliler evlerine döner, havuzlarını açarak balık yetiştirmeye başlarlarsa biz de hemen açar akvaryumlarımızı aktif hale getiririz. Ama şu andaki balıklar uzak yollardan geldikleri ve adaptasyon sorunları olduğu için biz bu konuda sorunlar yaşıyoruz. Uzaktan gelen balık o yoldan dolayı hasarlar görüyor. Balık bize yaşıyor olarak gelse bile o gördüğü hasarlardan dolayı müşteriye satıldıktan sonra ölüyorlar. Biz bu sorunlarla karşılaştığımız için şu an balık satışımızı durdurduk. Ama Suriye’den gelen balıklarda bu sorunu daha az yaşadığımız için biz kendi müşterilerimize bunun telafisini yapabiliyorduk” diye konuştu.

    “O dönemde yoğun olan kuş satışlarımızda etkilendi”

    Kuş satışlarının da yaşanan savaş sonrasında azaldığını kaydeden Değirmenci, “Bununla birlikte var olan kuş satışımız o dönemde baya yoğundu. Bu da etkilendi. Çünkü Suriye’den gelen muhabbet, kanarya, papağan kuşları çok rahat temin edilebiliyordu ve çok daha uygun fiyatlarla geliyordu. O dahi düşüşte. Balık akvaryumlarını kapattıktan sonra pet sektörü daha fazla ilerledi. Daha eskiden petshoplarda köpek ve kedi ürünleri yoktu. Durum böyle olunca biz de bu tür ürünleri arttırmaya karar verdik. Balık satmıyor olmamıza rağmen ciromuzda çok fazla bir azalma olmadı. O da kedi ve köpek mamaları, konserveler ve oyuncaklar türünde ürünleri satmaya başladığımızdan dolayı çok fazla etkilenmedik. Ama yine de balık satışını yapmak istiyoruz kısa zamanda yine inşallah” şeklinde konuştu.