Etiket: “Türkiye’deki

  • Türkiye’deki her 4 perakende devinden üçü e-ticaret ile güçleniyor

    E-ticaret yapan şirket sayısın son bir yılda yüzde 15 artarak 75’e yükseldiği bildirildi. Araştırmaya göre; e-ticaret yapısını satış kanallarına entegre eden markalar dijital dönüşüm sayesinde satış ağını genişleterek gelirlerini 3 kata kadar artırıyor.

    Kurumsal teknoloji çözümleri sunan Univera, satış hacmi bakımından Türkiye’nin en büyük 100 perakendecisinin e-ticaret operasyonlarını inceledi. Araştırmaya göre, toplam net satış hacmi, 105 milyar TL’yi aşan perakende devlerinin yüzde 65’i geçen sene doğrudan e-ticaret faaliyeti yürütürken, 2018 yılının ilk üç çeyreğinde bu oran yüzde 75’e ulaştı. 25 perakende devi ise geleneksel mağazacılık anlayışıyla müşterilerine tek kanaldan hizmet vermeye devam ediyor. Geniş ürün gamının yönetimi, e-ticarete entegrasyonu ve bu süreçleri otomatize edecek altyapı eksikliği, markaların çoklu kanal satışına geçememesinde en büyük neden olarak görülüyor. Sunduğu dijital çözümlerle perakendecilerin e-ticarete geçiş sürecini kolaylaştıran Univera, geliştirdiği CommercePortal modülü sayesinde hem B2B hem de B2C satış süreçlerinin yönetilmesine olanak tanıyor. Tek portal üzerinden bayi veya distribütörün yanı sıra son kullanıcının da satın alma yapmasını sağlayan CommercePortal çoklu kanal satış yönetimini dijitalleştiriyor.

    Fiziki satışlardan elde edilen gelirin çoklu kanal satış yönetimiyle artırılabileceğini belirten Univera Ürün Müdürü Emre Çelik, “Ülkemizdeki dev perakendecilerin yüzde 25’i e-ticaret faaliyetlerine girmeyerek yalnızca fiziksel satış gerçekleştiriyorlar. Halbuki ürettikleri toplam net satışın oranı yüzde 40. Böylesi satış rakamlarına sahip markalar, yeni satış kanallarıyla perakende sektörünü canlandıracaktır. Özellikle perakendecilerin dijital altyapı sorunlarına çözüm olarak geliştirdiğimiz EnRoute çoklu kanal satış yönetimi modüllerinden CommercePortal ile B2B ve B2C satış süreçlerini dijitale taşımanın yanı sıra, teslimata kadarki sipariş, sevkiyat ve tahsilat gibi farklı ihtiyaçları da kolaylıkla yönetiyor” dedi.

    E-ticaret faaliyetleri, fiziksel satışları da artırıyor.

    Google’ın yaptığı bir araştırmaya göre, tüketicilerin yüzde 51’i internet üzerinden araştırma yaptıktan sonra beğendiği ürünleri fiziksel mağazalardan satın alıyor. Tek kanallı satış sürecine sahip olan şirketlerin satış öncesi, ürünle ilgili online araştırma ve deneyimleme imkanı sunmaması, satın alma davranışını olumsuz etkiliyor. Bir diğer veriye göre, alışveriş öncesi markaların internet sitelerini inceleyerek alışveriş listesi hazırlayan tüketicilerin de 3 kat daha fazla alışveriş yaptığı görülüyor. Tüketicilerin markayla ilişkide olduğu süre boyunca markaya kazandıracağı tahmin edilen finansal tutar olarak tanımlanan müşteri yaşam süresi değeri, çoklu kanaldan alışveriş yapan müşterilerde, tek kanaldan alışveriş yapan müşterilere göre %30 daha fazla gerçekleşiyor.

  • ’Mahsusa Yüz Yıllık Mühür’ filminin Türkiye’deki ilk çekimleri gerçekleştirildi

    Beyazperdeye hazırlanan ve Kasım 2019’da vizyona girecek olan Osmanlı İmparatorluğunun gizli servisi olan Teşkîlât-ı Mahsûsa’nın konu edildiği ’Mahsusa, Yüz Yıllık Mühür’ filminin oyuncuları poligonda atış dersi aldıktan sonra Türkiye çekimlerinin ilk bölümünü gerçekleştirdi.

    Kasım 2019’da vizyona girmesi planlanan ’Mahsusa Yüz Yıllık Mühür’ filminin Türkiye’deki ilk çekimleri yapıldı. Çekimler öncesi oyuncular gerçek silahlarla poligonda atış talimleri yaparken dövüş teknikleri hakkında da eğitimden geçti. Aksiyon dolu sahneleriyle şimdiden dikkatleri çeken filmde sadece görsel efektler için 82 kişilik bir ekip çalışıyor.

    “Yüksek bütçeli bir film”

    Filmin Yapımcılığını, senaryosunu ve yönetmenliğini üstlenen Mehmet Çetin film hakkında bilgi vererek şöyle konuştu:

    “Biz bu projeye bir sene önce başladık o sıralar başka bir proje devreye girmişti. Fazla önem veremedik. Şu anda bütün enerjimizi bu projeye vermiş bulunuyoruz. Bütçesi yüksek bir film. Semra hanım ve birçok arkadaşımızı özenle seçtik özellikle yaşayarak geldiler. Özellikle Semra’ya sahneyi anlattığım zaman evde sopayı çektik kılıç gibi kullandık, harikaydı. Oyuncuların canlandıracakları karakterleri yaşadıklarını gördüm. Projeye şu anda çok güçlü bir şekilde hazırlıyoruz. Silah eğitimlerinde kılıç eğitimlerine kadar yapıyoruz. Projemizin görsel efektlerinin güçlü olması sebebiyle projemiz yüksel bütçeler ayırmak durumunda kaldık. Bunun için de yaklaşık 82 kişilik ekip görsel efektler için çalışıyor. Ekiplerimiz başlıca Türkiye, Almanya, Bulgaristan ve Kanada’dan oluşuyor. Ortaya çok güzel bir film çıkacağına eminim.”

    Silah eğitmeni Faruk Durbarış ise oyunculara verdiği eğitim hakkında, “Bugün temel düzeyde silah tutuş, atış ve yürüyüş teknikleri ile ilgili çalışma gerçekleştirdik. Oyuncu arkadaşlarımızla da poligonda denemeleri yaptık. Şu an bu tekniklerde iyiler ama daha iyi olmaları için çalışmalara devam edeceğiz” bilgilerini verdi.

    Filmin başrol oyuncusu Başkomiser Ömer karakterini canlandıran Oğuz Yağcı ise, “Mahsusa filminde Ömer karakterini canlandıracağım. Bugün onun için eğitime geldik. Poligonda ders alıp atış eğitimi yaptık. Silahlarla ilgili bilgi aldık. Şu an çok keyifli anlar yaşadık” şeklinde konuştu.

    Filmin önemli karakterlerinden Binbaşı Ahmet’i canlandıran Bahadır Yenişehirlioğlu ise, “Bir Türk vatandaşı aslında silah kullanmayı bilmeli. Silahlara karşıyız, toplum güvenliği açısından ulu ortada kullanılmasına tabi ki karşıyız ama yaptığımız iş gereği hele hele Teşkîlât-ı Mahsûsa söz konusu ise o zaman silah kullanmayı biliyor olmak lazım. Bunun da en güzel yolu poligonda gelip dersini almaktan geçiyor. Silah önemli, insanın hayatını savunması veya varlığını devam ettirmesi açısından ama şunu söylüyoruz silahlar olmadan bir dünya çok daha güzel” diye konuştu.

    Daha sonra sete geçen ekip aksiyon dolu sahneleri canlandırmak için ter döktü. Filmde, Oğuz Yağcı Başkomiser Ömer’i, Bahadır Yenişehirlioğlu Binbaşı Ahmet’i, Semra Dinçer Mebruke karakterini, Yaşar Karakulak Kuşçubaşı Eşref’i, Melisa Seda ise Oya karakterlerini canlandıracak. Birbirinden güzel görsel efektlerinin yer alacağı filmin Kasım 2019’da gösterime girmesi planlanıyor.

    Filmin konusu:

    Çanakkale Savaşı’nda gönüllü asker olan 14 yaşındaki Ali Reşat cepheye katılır ve bombacı olur. Ali Reşat’ın namı, İngiliz ve Avustralya gazetelerine manşet olur. Bu namından sonra Osmanlı gizli servisi Mahsusa’nın dikkatini çeker ve Teşkilatın önemli kadın ajanlarından Mebruke Hanım’ın önermesiyle Teşkilata katılır. Fransızların elinde olan mühürlü kriptoyu gizlice almak üzere Şam’a gönderilir. Bu sırada, Fransız elçinin kızı Clarette ile tanışır. Önceleri görev amacıyla kurduğu yakınlaşma zamanla güçlü bir aşka dönüşür. Aşkın gölgesinde kalan kriptonun gizemi, günümüze kadar gelir. Bu sırada bu aşkı konu alan genç bir yazar Oya, bu aşkı romanlaştırdığı sıralarda, mührün gizli kalmış karanlık yüzünü gün yüzüne çıkarır. Bu durum, onun tehlikeli bir serüvenin içine girmesine neden olur.

  • Türkiye’deki Ar-Ge merkezleri, 2 yılda 3 kat arttı

    Türkiye’de faaliyet gösteren ArGe merkezlerinin sayısı, son 2 yılda yüzde 197 artışla 995 oldu. Ar-Ge merkezlerinde dalya demeye hazırlanan Türkiye, 13 milyar TL Ar-Ge harcamasıyla dünya sıralamasında 18’inci’liğe yükseldi.

    Katma değeri yüksek ürünler geliştirerek uluslararası pazarlarda rekabet edebilmenin olmazsa olmazı konumundaki Ar-Ge çalışmaları, dünyada olduğu gibi Türkiye’de de büyük bir ivmeyle artıyor. Teknoloji çözümleri sunan Univera’nın Yazılım Geliştirme Müdürü Seçkin Karabacakoğlu, son 2 yılda Türkiye’deki Ar-Ge merkezlerinin sayısında yüzde 197’lik büyüme görüldüğünü belirterek, “2016 yılında 334 olan Ar-Ge merkezi sayısı 3 katına çıkarak 995 oldu. Ar-Ge merkezlerinde bugüne kadar 25 bin 741 proje çalışması yapıldı. Türkiye, 2018’de ArGe harcamalarına ayırdığı 12 milyar 950 milyon TL ile dünya sıralamasında 18’inci oldu” dedi.

    “Yüzde 100 yerli yazılımlar üretiyoruz”

    25 yılı aşkın süredir kurumsal iş süreçlerine yönelik kapsamlı teknoloji çözümleri sunan Univera’nın, Ar-Ge merkezinde geliştirdiği yazılımlarla, son 3 yıldır bağımsız araştırma kuruluşu Promotion Optimization Institute (POI) tarafından dünyanın en iyi 5 yazılımı arasında gösterildiğini aktaran Karabacakoğlu, “2015 yılında bakanlık onayı ardından faaliyete başlayan Ar-Ge merkezimiz, kurulduğu günden bugüne yüzde 44’lük büyüme göstererek 55 kişilik bir kadroya ulaştı. Şu an ArGe ekibimiz toplam çalışan sayımızın üçte biri. Ar-Ge ekibimizin yüzde 62’si kodlama üzerine çalışıyor ve yazılım alanında sunduğumuz yüzde 100 yerli sermaye ve çözümlerle satış, lojistik ve servis alanında yerli ve uluslararası birçok şirkete destek veriyoruz. Bu topraklardan çıkan yerli bir firma olarak hem kendimizi hem de ülkemizin geleceğini düşünerek adımlar atıyoruz” açıklamasında bulundu.

  • Türkiye’deki çocukların yüzde 59’u akıllı telefon sahibi

    Türkiye’deki 6 ile 15 yaş arası çocukların yüzde 59’unda akıllı telefon olduğu görülürken, yüzde 42’sinde tablet, yüzde 44’ünde ise bilgisayar olduğu belirlendi.

    Medya takibinin önde gelen kurumlarından Ajans Press, Türkiye’deki çocukların cihaz sahipliğine yönelik yapılan araştırmayı inceledi. Ajans Press’in GFK ve Digital Talks’un ortaklaşa hazırladığı rapordan ve medya yansımalarından derlediği bilgilere göre, Türkiye’deki 6 ila 15 yaş arası çocukların yüzde 59’unda akıllı telefon olduğu görüldü. Bu yaş aralığındaki çocukların tablet sahiplik oranı ise yüzde 42’i olarak belirlenirken, bilgisayara sahip çocukların oranı yüzde 44 olarak kayıtlara geçti. Araştırmanın ise 161 ebeveyn ile görüşülerek hazırlandığı belirtildi.

    En çok Facebook kullanıyorlar

    Ajans Press ve PRNet’in konuyla ilgili gerçekleştirdiği incelemede yazılı basına yansıyan haber adetleri de belli oldu.Gerçekleştirilen medya araştırmasında, akıllı telefon kullanımlarıyla ilgili yıl içerisinde 7 bin 791, sosyal medya kullanımıyla ilgili 100 bin 222 haber çıkışı tespit edildi.

    Haber çıkışları incelendiğinde, akıllı telefon ve sosyal medya bağımlılığının en çok konuşulan haber başlıkları arasında yer aldığı belirlendi. Araştırmada, çocukların yüzde 41’inin sosyal medya hesabı kullanması dikkat çekti. Böylelikle sosyal medya hesaplarından Facebook kullanan çocukların oranı yüzde 85 olurken, yüzde 68’inin Instagram, yüzde 36’sının da Youtube üyesi olduğu anlaşıldı. Ailelere göre ise çocuklar sosyal medyayı en çok ‘arkadaşlarıyla iletişim kurmak’ için kullanırken, bunu dile getirenlerin oranı yüzde 85 olarak saptandı. Video izlemek için kullandığını dile getiren ebeveynlerin oranı ise yüzde 66 olurken, fotoğraf ve video paylaşmak için diyenlerin oranı yüzde 64, oyun oynamak için kullananların oranı ise yüzde 56 olarak kayıtlara geçti. Rapor, sosyal medya hesabı bulunan çocukların ebeveynlerinin yüzde 71’i çocuklarının sosyal medya hesaplarını kontrol ettiklerini ortaya koyarken, çocukların kimlerle iletişim halinde olduklarını sorguladıklarını gösterdi.

  • Safiye Soyman: “Türkiye’deki engelli bireylerin şartları iyileştirilsin”

    Bodrum’da düzenlenen Engelsiz Yaz Festivalinde engelli bireyler klasik Murat 124 araçlar ile şehir turu attı. Festivalde sahne alan ünlü sanatçı Safiye Soyman, kendisinin de engelli annesi olduğunu ifade ederek, Türkiye’deki engelli bireylerin şartlarının iyileştirilmesi çağrısında bulundu.

    Turkish Classic Car Murat 124 grubu, Bodrum’da engelli bireyler için “Bodrum Engelsiz Yaz Festivali” gerçekleştirdi. Ege Bölgesindeki farklı illerden toplam 45 klasik otomobilin katıldığı etkinlikte engelliler araçlarla gezerken, klasik otomobilleri gören yerli ve yabancı turistler ise fotoğraf çektirmek için birbirleriyle yarıştı.

    Milas’ta görevli Polis Memuru İbrahim Çelik tarafından kurulan Turkish Classic Car Murat 124 grubunca, “Bodrum Engelsiz Yaz Festivali” adıyla organize edilen etkinlikte engelliler gönüllerince eğlendi. Bodrum’un girişi olan Yokuşbaşı’ndan hareket eden 45 araçlık konvoy ilçe merkezinden geçtikten sonra kısa bir şehir tutu attı. Engelli bireylerin ve ailelerinin de araçlardan yer aldığı konvoy daha sonra Bodrum Belediye Meydanında toplandı. Klasik araçların meydana inmesi ile birlikte sokaktan geçen vatandaşlar, yerli ve yabancı turistler araçları inceleyerek bol bol fotoğraf çektirdi.

    Organizeyi hazırlayan İbrahim Çelik, “Engelli kardeşlerimizle ilgili, özel bireylerimiz ile ilgili, biz onlara engelli demek istemiyoruz hiçbir zaman, güzel bir ekinlik olsun diye bu sefer eğlenceli, birazcık daha kapsamlı bir şeyler yapmak istedik” dedi.

    Araçları inceleyen vatandaşlar ise çok güzel bir etkinlik olduğunu belirtti.

    Etkinlikte sahne alan guruplar oyun havaları çalınca engelli bireyleri, aileleri ve meydana gelen yerli, yabancı turistler oynamaya başladı. Yüzlerce kişi aynı anda çifte telli oynayıp halaylar çekti. Yaklaşık 1 saat boyunca meydanda oynayan vatandaşlar, unutulmaz bir gün yaşadı.

    “Ülkemizde engelli şartları iyileştirilsin”

    Ünlü sanatçı Safiye Soyman’da engelliler için Belediye meydanında sahne aldı. Engelli bireyleri de sahneye çağıran Soyman, oğlunun MS hastası olduğunu her zaman böyle bir etkinliklerde bulunmaktan gurur duyduğunu söyledi. Soyman Avrupa’daki engelli şartlarının daha iyi olduğunu belirterek şunları söyledi:

    “Yurtdışına gittiğim zaman görüyorum engelliler çok önemsiyorlar. Çok farklı davranıyorlar engelli bireylere. Normal insandan daha çok değer veriyorlar. Biz de ülkemizde bunu çok istiyoruz. İlaçlarımız rahatlıkla gelsin, çocuklarımız eve kapalı yaşamasın istiyoruz”.