Etiket: “Türkiye’deki

  • Türkiye’deki Fidanların Üretim Maliyeti Araştırıldı

    Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi (KSÜ) Orman Fakültesi Ormancılık Ekonomisi Ana Bilim Dalı Öğretim Öyesi Prof. Dr. Özden Görücü, her bir fidanın devlete maliyetinin 50 kuruş olduğunu söyledi.

    Prof. Dr. Görücü, fidan üretimi maliyet araştırmalarını Afyonkarahisar Orman Fidanlık Müdürlüğünde yaptıklarını belirterek, “Afyonkarahisar fidan üretimi bakımından çok önemli bir yere sahip. Bu ilimizde çok fazla fidan üretilmekte ve üretilen fidanlar çevre illere satılmaktadır. Ve Afyonkarahisar’da yıllık 3 milyon fidan üretimi yapılıyor” dedi.

    Türkiye geneli yıllık 10 milyar üzerinde fidan üretiminin yapıldığını belirten Görücü, “Meşe, iğde, badem, ceviz, karaçam, kestane gibi türler üzerinde fidan maliyetini araştırdık. Özellikle tohum maliyeti ve arazi kirası araştırıldı. Sulama giderleri, bakım giderleri, mekanizasyon giderleri gibi giderleri hesaba katarak fidanlarımızın maliyetlerini bulduk. Her bir fidanın devlete 50 kuruşa maloluyor” diye konuştu.

    Sertifikalı ve kaliteli üretimle hem yurt içi hem de yurt dışına satma gibi unsurları ele alarak bir fidan piyasası oluşturulması gerektiğini belirten Prof. Dr. Görücü, şunları kaydetti:

    “Şuanda Türkiye’de fidan borsası yok. Bu borsa konusunda çalışmalar devam ediyor. Üretilen fidanların planlı olarak dikilmesi ve özel şirketlere dağıtımı planlandı. Özel sektörde bu fidan üretimi kar amacı güdülüyor ama gelecekte fidan borsasını tam olarak çalıştırmaya başladığımızda bu fidanlarımızın kaça mal olduğunu bilmek zorundayız. Onun için bu çalışmamızı tamamladık. Burada üretilen fidanların bir kısmı devlet arazilerinde değerlendiriliyor diğer kısmı ise halka veriliyor”.

  • Güllük, Türkiye’deki Bir İlki Yaşıyor

    Muğla’nın Milas ilçesinde su kullanım bedellerini normalin çok üstünde ödeyen Güllük Mahallesi, Türkiye’de bakanlık tarafından imtiyaz hakkı devredilen tek yer olma özelliğini taşıyor.

    Muğla Büyükşehir Belediyesi’nin geçtiğimiz günlerde Milas mahalle muhtarlarına yönelik düzenlediği bilgilendirme toplantısında, MUSKİ Genel Müdürü Baki Ülgen Güllük Mahallesi’nin su problemine de değindi. Ülgen gerçekleştirdiği konuşmasında, Güllük halkının suyun tonajına neredeyse 7 lira ödediğini, büyükşehir belediyesinin ise diğer mahallelere 2 liradan suyu verdiğini söyledi. Güllük Mahallesi’nin suyunun, bakanlık tarafından imtiyaz hakkı devredilen Türkiye’de tek yer olma özelliğini taşıdığını kaydetti.

    GÜLLÜK, TÜRKİYE’DE İMTİYAZ HAKKI DEVROLAN TEK YER

    Ülgen, Güllük halkının imtiyaz süresinin dolmasına 27 yıl kaldığını dile getirerek, “2. Bölge Müdürlüğümüzle Milas’a hizmet veriyoruz. Türkiye’de en ucuz su veren büyükşehirlerden birisi de Muğla Büyükşehir Belediyesi’dir. Biz harcanan suyun tonunu 2 lira olarak belirledik. Başka büyükşehirlerde, suyun tonajının fiyatı oldukça yüksek. Güllük Mahallesi’nin imtiyaz hakkıyla ilgili olarak çok ciddi bir şekilde bize bine yakın kişiden dilekçe geldi. Biliyorsunuz ki Güllük Mahallesi, bakanlığımız tarafından imtiyaz hakkı devir olunan Türkiye’de tek yerdir. Tabii eşitlik duygusu adına biz, 2 liraya tüm Muğla’ya ve mahallelilere su veriyoruz. Güllük halkı ise kullandığı içme suyunun tonajına 7 lira para veriyor. Evet burada bir adaletsizlik var ama MUSKİ Genel Müdürlüğü’nün, bakanlık imtiyaz hakkını delmek veya büyükşehir belediyesinin böyle bir karar almak gibi bir yetkimiz yok. Meclisten karar almamız için çok örnek geliyor” dedi.

    27 YIL DAHA GÜLLÜK’ÜN SUYU PAHALIYA SATILACAK

    Ülgen, imtiyaz hakkına sahip olan şirketle gerekli girişimlerde bulunduklarını dile getirerek: “Bakanlık, Güllük Mahallesi’nin yaklaşık 40 yıllık bir imtiyaz hakkını devralmış. Bunu delmemiz mümkün değil. Güllük’te imtiyaz hakkı henüz 8 yılına ulaşmış. Önümüzde daha 27 yıllık bir imtiyaz hakkı var oradaki kuruluşun. Biz yinede kuruluşla Güllük halkı adına, 2 defa girişimde bulunduk. Çok ciddi bir şekilde 250 milyon liralık yatırım vererek, ticari temerrüt faizi ve ticari gelir öngörüsü içerisinde buna bir bedel talep ediliyor bizden” diye konuştu.

    Güllük’te vatandaşlar, Türkiye’deki en pahalı suyu kullandıklarını iddia ederek yetkililerin gereğini yapması için change.org adlı sitede imza kampanyası başlattı.

    Güllük’te kullanılan su için ton başına ödenen ücretin Türkiye standartlarının çok üstünde olduğunu dile getiren vatandaşlar, bu konu üzerine bugüne kadar yapılan başvuru ve dilekçelerinin yanıtsız kaldığını belirterek, düzenlenen imza kampanyasıyla seslerini duyurmaya çalıştıklarını ifade etti.

    Suyun 1 metreküpüne 4,16 lira ücret ödediklerini belirten vatandaşlar yakın mahallelerin ise daha makul bir fiyatta su ücreti ödemelerinin kendileri için adil olmadığını savunarak, aynı zamanda atık su bedeli de ödediklerini dile getirerek çoğu kişinin bu durumdan dolayı maddi sıkıntı yaşadığını ileri sürdü.

  • Dünya Kadınlar Günü Öncesi “Türkiye’deki Suriyeli Kadın Mülteciler” Paneli

    Okan Üniversitesi, Dünya Kadınlar Günü kapsamında Suriyeli kadın mültecilerin sorunlarına odaklanmak ve uzmanları bir araya getirmek amacıyla “Türkiye’deki Suriyeli Kadın Mülteciler” paneli gerçekleştirdi.

    Mülteci kadınlarla ilgili ilk panel etkinliğini 2011 yılında düzenleyen Okan Üniversitesi, bu yıl da Dünya Kadınlar Günü çerçevesinde, Suriyeli kadın mültecilerin sorunlarına odaklanan ve uzmanları bir araya getiren “Türkiye’deki Suriyeli Kadın Mülteciler” panelini gerçekleştirdi. Resmi rakamlara göre 2 milyon 700 bin mültecinin yaşadığı Türkiye’de, kadın ve çocukların ayrımcılıkla, sığınmayla gelen yoksunluklarla karşılaşma ihtimalinin daha yüksek olduğunu ortaya koyulduğu belirtildi. Göç krizinin toplumsal cinsiyet açısından değerlendirilmesi, sığınma ve göçe yönelik politikaların toplumsal cinsiyet farkındalığıyla yapılması büyük önem taşıyor.

    Kadın ve çocuk mültecilerin yaşadıkları sorunların, Türkiye’de ve dünyadaki mülteci krizindeki son durumun ve olası çözüm önerilerinin ele alınacağı panele, Okan Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Şule Kut, Barış ve Güvenlik Danışmanı Dr. Sabine Freizer, İltica ve Göç Araştırmaları Merkezi (IGAM) Müdürü Metin Çorabatır ve Barış İçin Suriyeli Kadınlar Girişimi’nden Dr. Mouna Ghanem katıldı. Okan Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Başkanı Doç. Dr. Zeynep Alemdar’ın moderatörlüğünde başlayan panele, Danimarka’dan Barış İçin Suriyeli Kadınlar Girişimi’nden Dr. Mouna Ghanem Skype ile bağlandı. Ghanem, “Bizim mültecilerimize gösterdikleri yakınlıklardan dolayı, diliyorum ki milyonlarca mültecinin Türkiye’de olması kolay bir şey değil. Şu anda Suriye’deki kadınların dert çektikleri konusuna odaklanacağız. Tüm bölgede kadınlar zor şartlar altında ve bu onlarca senedir devam eden bir olay ve bu kadın haklarının ihlalleri normal ihlaller değil, bunlar IŞİD tarafından kölelik pazarlarında satılırlar ve çok kötü muameleye maruz kaldılar. Bölgedeki kadınların ihlali çok yaygın bir şekilde bunu herkes biliyor ve burada kadınların ve annelerin ondan sonra çektikleri acı tarif edilemez, çocuklarının çalınmasından tutun diğer şeylere kadar. Çocukların köleleştirilmesi, satılması hatta bir örnek de verdi buna, denizde doğan bir çocuğa, çocuğun adına Suriye adı verilmiş. Suriyeli kadınlar kurban olmayı reddederek ve toplumsal cinsiyet normlarını değiştirmek üzere savaşmaya devam ettiler. Kadınlar ekmek parası kazanmak için çalışmaya başladılar ve aynı zamanda politikada olmadığı halde medyada görünerek kadınların da politikada rol alabileceğini gösterdiler. Sivil toplum örgütleri kurdular, birbirlerine tabi yardım edebilmek için, Suriye halkına yardım edebilmek için. Büyükler anneanneler, babaanneler de ondan sonra bu hayata girdiler ve ebeveynlerin yokluğunda çocukların bakımını ve ailenin bakımını üstlendiler ve de kendi anneannemde aynı şekilde bana yardımcı oldu” dedi.

  • AB’den Türkiye’deki Suriyeli Mülteciler İçin 40 Milyon Euro Yardım

    AB Komisyonu, Türkiye’deki Suriyeli mültecilere insani yardım için BM Dünya Gıda Programı aracılığıyla 40 milyon Euro gönderilmesini onayladı.

    AB Komisyonu, Türkiye’deki Suriyeli mültecilere insani yardım sağlanması amacıyla BM Dünya Gıda Programı aracılığıyla 40 milyon Euro gönderilmesini onayladı. Dünya Gıda programı ise, AB’nin Türkiye’deki Suriyeli mültecilerin yaşamsal yardımını devam ettirmek ve arttırmak amacıyla sağlanan 40 milyon Euro değerindeki katkıyı memnuniyetle karşıladı. Avrupa Komisyonu İnsani Yardım ve Sivil Koruma Ofisi tarafından yapılan katkı, Türkiye için AB Mülteci Tesisinin bir parçası olarak 735 bin Suriye’ye ulaşacak. Bu yardımla BM Dünya Gıda Programı, şuanda desteklenen Suriyeli mülteci sayısından 3 kat daha fazla mülteciye yardım sağlayacak.

    AB Komisyonunun insani kriz yönetiminden sorumlu üyesi Christos Stylianides, bugün duyurulan yardımla ilgili olarak, “Krizin başlangıcından bu yana insani yardım temin ediyoruz. Yeni Mülteci Tesisi, daha fazla ve daha iyi yardım sağlamamıza imkan tanıyacak. BM Dünya Gıda Programı’na sağladığımız 40 milyon Euro insani yardımı, kampta ve kamp dışında olan 735 bin Suriyeli mülteciye ulaşacak” dedi.

    Dünya Gıda Programı Orta Doğu, Kuzey Afrika, Asya ve Doğu Avrupa Bölge Direktörü Muhannad Hadi “Suriyeli mültecilerin ihtiyaçları artmaya devam ettikçe, kamp içindeki ailelere olan desteğimizi sürdürmeliyiz ve gıda yardımını arttırmalıyız. Büyük bir çoğunluğu Türkiye’nin farklı kentlerinde yaşayan savunmasız ailelerin gıda yardımını arttırmamıza imkan sağlayan bu katkı son derece önemli bir adım” dedi.

    Dünya Gıda Programı ve Türk Kızılay’ı hali hazırda kamplarda yaşayan 150 bin kişinin yanı sıra 100 bin kişiye yardım sağlıyor.

  • Türkiye’deki Ormanların Ekonomik Değeri Araştırıldı

    Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi (KSÜ) Orman Fakültesi Ormancılık Ekonomisi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Özden Görücü, Türkiye’deki ormanların en az 5 milyar liralık karbon bağlama değerine sahip olduğunu söyledi.

    Türkiye’deki ağaçların karbon değerini araştırarak bir ilke imza atan Prof. Dr. Görücü, çalışmalarının 2 yıl sürdüğünü ve örnek olarak Kahramanmaraş Orman Bölge Müdürlüğü’nün alanlarında incelemelerde bulunduklarını söyledi. Prof. Dr. Görücü, Türkiye’deki ormanların en az 5 milyar liralık karbon bağlama değerine sahip olduğunu vurguladı.

    Araştırmalarında ağaçların kızılçam, kayın, sedir, meşe türleri üzerinde yoğunlaştıklarını belirten Prof. Dr. Görücü, “Ağaçların ne kadar bir ekonomik değere sahip olduğunu hesapladık. Ve karbon değerlerinin uluslararası piyasalardaki değerini hesapladık. Baktığımız zaman Kahramanmaraş ormanları yaklaşık olarak 26 bin ton karbon tutuyor. Bunun değeri ise 2 milyon dolar” dedi.

    1 AĞACIN KARBON DEĞERİ 5-125 DOLAR ARASINDA

    1 ağacın değerinin uluslararası piyasalarda 5 dolar ile 125 dolar arasında değiştiğini de belirten Prof. Dr. Görücü, “Biz bu çalışmamızda karbonun ton başına düşen değerini ortalama 35 dolar olarak aldık. Çünkü karbonun çok pahalı tutulması bizim açımızdan önemli değil. Biz daha ucuza karbonu tutabiliriz. Bizim ormancılığımız teknik ve gelişmiş bir ormancılık. Tabi ağaç servetinin hesaplanması ve kuru madde değerinin bulunmasından sonra ormanların yaşamı boyunca tutmuş olduğu karbonu bulmuş olduk. Örneğin kızılçam ormanlarında tutulan bu karbonun yıllık toplam değeri bin 299 ton. Bunun dünya piyasalarındaki fiyatına baktığımızda 669 bin 277 dolarlık bir karbon tutuyor. Sedir ormanlarına baktığımızda toplamda 3 bin 786 ton karbon bağlıyor. Bunların dünya piyasalarındaki değeri 72 bin dolar. Karaçama baktığımızda bin 330 ton ve dünya piyasalarındaki değeri 958 bin dolar civarında. Tabi bu çalışma bir öğrencimizin yüksek lisans tezidir. Bu çalışmada şehirdeki ormanları ele aldık. Ve bağlı bulundukları karbonu araştırdık. Bu çalışmanın yürütülmesiyle ilgili karbon ayak izi ve piyasaları, zorunlu karbon piyasaları da göz ününe alındı. Ormanın değeri sadece odun değildir. Tüm gelişen piyasalarda karbon piyasalarında ülkeler artık kendi karbon yataklarının özellikle orman alanlarının kaç ton karbon tuttuğunu hesaplıyor ve bunu tüm dünyaya deklare ediyor” diye konuştu.

    KARBONDİOKSİT BAĞLAMA POTANSİYELİ 60 MİLYON TON

    Ağaçların çok yönlü bir değeri olduğuna da dikkat çeken Görücü, şunları kaydetti:

    “Orman değerlerimizi dünya piyasalarına açmamız lazım. Çünkü bizden çok daha ağır sanayileşen ülkeler dünyaya karbondioksit salıyorlar. Bu değer giderek yükseliyor. 60 milyon ton civarında bir karbondioksit bağlama potansiyelimiz var. Tabi ormanların yanı sıra meralarında bağladığı karbon var. 5 milyar bir karbon bağlama geliri buradan elde etmek mümkün. Ormancılığın sadece elde ettiği gelir 3 milyar civarındadır. Tabi ormancılığa yönelik çalışmaların arttırılması gerekiyor. Elimizdeki değerleri fark etmemiz gerekiyor. Ülkemizde karbon borsası yok. Ama kurulma çalışmaları var. Bununla ilgili sürekli toplantılar yapıyoruz. Önümüzdeki 3 yıl içerisinde bunların açılması mümkün. Ve bunların açılmasıyla birlikte yeni istihdam alanları açılacak. İşsizliğin önlenmesi yönünde ciddi adım atılacaktır.”