Etiket: “Türkiye’deki

  • Mersin Üniversitesi, Türkiye’deki en iyi 13’üncü üniversite oldu

    Mersin Üniversitesi, Türkiye’deki en iyi 13’üncü üniversite oldu

    MERSİN (İHA) – Mersin Üniversitesi (MEÜ), U.S. News & World Report tarafından her yıl düzenli olarak yayınlanan en iyi üniversiteler sıralamasında, ‘Türkiye’deki En İyi Küresel Üniversiteler’ listesinde 13’üncü sırada yer alarak, büyük bir başarıya imza attı.

    MEÜ’den yapılan açıklamaya göre, U.S. News & World Report tarafından her yıl düzenli olarak yayınlanan en iyi üniversiteler sıralaması yayınlandı. Raporda, 7 yıldır düzenli olarak yayınlanan sıralamanın, küresel ve yerel araştırma projeleri, uluslararası iş birlikleri, yayınlar, akademisyenlerin yayınlarıyla aldıkları atıflar gibi kriterlere göre gerçekleştirildiği açıklandı.

    Dünyanın farklı ülkelerinden çok sayıda üniversitenin dahil edildiği sıralama sonuçlarında Türkiye’deki üniversiteler de belirlenen kriterlere göre puanlandı. ‘Türkiye’deki En İyi Küresel Üniversiteler’ (Best Global Universities On Turkey) başlıklı sıralamada Mersin Üniversitesi 39,1 puanla 13’üncü sırada yer almayı başardı.

    Mersin Üniversitesi, ’Best Global Universities’ başlıklı genel sıralamadaysa tüm dünya üniversiteleri arasında ise 895’inci sırada yer aldı.

  • BM Kalkınma Programı, Şahika Ercümen’i Türkiye’deki Sudaki Yaşam Savunucusu ilan etti

    BM Kalkınma Programı, Şahika Ercümen’i Türkiye’deki Sudaki Yaşam Savunucusu ilan etti

    Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’nın (UNDP) Türkiye Temsilciliği, sporculuk kariyerindeki başarılarının yanı sıra, çevre kirliliği, plastik kullanımı ve küresel sıcaklık artışı gibi konulara dikkat çekmek için Salda Gölü’nden Antarktika’ya kadar birçok yerde dalış yapan Dünya Serbest Dalış Rekortmeni Şahika Ercümen’i ‘UNDP Türkiye’nin Sudaki Yaşam Savunucusu’ ilan etti.

    Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’nın (UNDP) Türkiye temsilciliği, dünyayı ve insanlığı etkileyen önemli konu başlıklarında bireyleri ve kurumları eyleme teşvik etmek amacıyla, 17 maddeden oluşan ‘Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’nın savunuculuğunu üstlenmeleri için toplumda başarılarıyla öne çıkan isimlerle işbirliğini sürdürüyor.

    UNDP Türkiye bu kez, 8 Haziran Dünya Okyanus Günü’nde, ‘Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’nın 14’üncüsü olan ‘Sudaki Yaşam’ maddesinin savunuculuğunu üstlenecek ismi duyurmak için, çevrim içi bir atama töreni ve basın toplantısı düzenledi. Sporculuk kariyerindeki başarılarının yanı sıra, çevre kirliliği, plastik kullanımı ve küresel sıcaklık artışı gibi konulara dikkat çekmek için Salda Gölü’nden Antarktika’ya kadar birçok yerde dalış yapmış olan Dünya Serbest Dalış Rekortmeni Şahika Ercümen, ‘UNDP Türkiye’nin Sudaki Yaşam Savunucusu’ olarak atadı. UNDP Türkiye Mukim Temsilcisi Claudio Tomasi’nin de katıldığı basın toplantısı, UNDP Türkiye İyi Niyet Elçisi Mert Fırat’ın sunuculuğunda gerçekleştirildi.

    Yeni görevinin kendisini gururlandırdığını belirten Dünya Serbest Dalış Rekortmeni Şahika Ercümen, “Denizler ve okyanuslar benim yaşam alanım diyebilirim. Dünyamızın yüzde 70’ini kaplayan deniz ve okyanusların yüzde 95’i, buralarda yaşayan canlı türlerinin ise yüzde 86’sı henüz keşfedilmedi. Ancak bu gidişle yakın zamanda okyanuslarda balıktan çok plastik olacak. Okyanusların ısınması ve asitlenmesi, denizlerimizdeki balık popülasyonunun azalması, aşırı ve yasa dışı avlanma nedeniyle bazı türlerin tükenme noktasına gelmesi, milyonlarca canlı türünün yok olması, istilacı türler ve tabii plastikler, mavi dünyayı tehdit ediyor. Sıfır Atık projesi başta olmak üzere, ülkemizin birbirinden güzel, korunması gereken deniz ve göllerinde yaptığım rekor ve keşif dalışlarında amacım sudaki yaşamı tanıtmak ve korumak için ilham vermekti. Bu çabalarımın Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’nın hedefleriyle örtüşmesi ve Sudaki Yaşamı savunma görevinin bana verilmesi benim için büyük bir onur” dedi.

    UNDP Türkiye Mukim Temsilcisi Claudio Tomasi ise; “Bugün, Dünya Okyanus Günü’nde, serbest dalış alanında 10 dünya rekorunun sahibi olan Şahika Ercümen’i Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’nın Türkiye’deki Sudaki Yaşam Savunucusu ilan etmekten gurur duyuyorum. Şahika Ercümen’in UNDP Türkiye’nin Sudaki Yaşam Savunucusu olarak seçilmesinin sebebi sadece, dünyanın en zor sporlarından biri olan serbest dalıştaki başarıları ve spor kariyeri değil. Şahika Ercümen, sudaki yaşamın güzelliğine dikkat çekmeye olan adanmışlığının yanı sıra bugüne dek birçok vesileyle plastik kirliliği ve biyoçeşitlilik kaybı tehdidi ve deniz ekosistemindeki istilacı yabancı türler konusunda bizleri uyardı.

    Sağlıklı okyanus ve denizler, var olmamız için şart. Ancak, bu değerli kaynaklara çok büyük zararlar verdik. Gezegenimizi ve onun yaşam kaynağı suları iklim değişikliği ve kirlilikten kurtarmak hala mümkün. Bu hayati kaynağı korumamız, tüm insanlık ve iklim değişikliğinin etkilerine karşı koymak için gerekli. Şahika Ercümen ve UNDP Türkiye’nin birlikte, Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’nın ve özellikle de 14’üncü Amaç olan ‘Sudaki Yaşam’ın tanıtımına büyük katkıda bulunacağına inanıyorum. Sudaki yaşamın, gezegenimiz ve insanlığın sağlığında oynadığı önemli rol hakkında farkındalık uyandırmak için birlikte çalışmayı heyecanla bekliyorum” diye konuştu.

  • Türkiye’deki mavi bayraklı plaj sayısında büyük artış yaşandı

    Türkiye’deki mavi bayraklı plaj sayısı her yıl artış gösterirken, 2018 yılında bu sayısının 459’a yükseldiği görüldü.

    Medya takibinin önemli kurumu Ajans Press, ulusal mavi bayrak istatistiklerini konu alan araştırmayı inceledi. Ajans Press’in Kültür ve Turizm Bakanlığı verilerinden ve medya yansımalarından derlediği bilgilere göre, Türkiye’deki mavi bayraklı plaj sayısının 459’a yükseldiği görüldü. Geçmiş yıllarla kıyasladığında ise mavi bayraklı plaj sayının neredeyse her yıl artış gösterdiği saptandı. Böylelikle 1994 yılında sadece 6 adet olan mavi bayraklı plaj sayının 2015 yılında 436, 2016 yılında 444, 2017 yılında ise 454 olduğu kaydedildi. En çok mavi bayraklı plajın ise Antalya’da olduğu anlaşıldı. Böylelikle 200 mavi bayrağa sahip Antalya’dan sonra ikinciliğin 100 mavi bayrak ile Muğla’da olduğu gözlendi.

    Ajans Press ve PRNet’in gerçekleştirdiği medya araştırmasında konuyla alakalı yazılı basına yansıyan haber adetleri de belli oldu. Mavi bayraklı plajlarla alakalı 2 bin 640 haber yansıması tespit edilirken, mavi bayraklı plajların yaz aylarının turizm başlığında en çok konuşulan ve halk tarafından en çok tercih edilen plajların arasında olduğu görüldü. Geçtiğimiz yaz döneminde plajlar ise 14 bin 399 yazılı basın haberiyle konuşuldu.

  • Türkiye’deki mavi bayraklı plaj sayısında büyük artış yaşandı

    Türkiye’deki mavi bayraklı plaj sayısı her yıl artış gösterirken, 2018 yılında bu sayısının 459’a yükseldiği görüldü.

    Medya takibinin önemli kurumu Ajans Press, ulusal mavi bayrak istatistiklerini konu alan araştırmayı inceledi. Ajans Press’in Kültür ve Turizm Bakanlığı verilerinden ve medya yansımalarından derlediği bilgilere göre, Türkiye’deki mavi bayraklı plaj sayısının 459’a yükseldiği görüldü. Geçmiş yıllarla kıyasladığında ise mavi bayraklı plaj sayının neredeyse her yıl artış gösterdiği saptandı. Böylelikle 1994 yılında sadece 6 adet olan mavi bayraklı plaj sayının 2015 yılında 436, 2016 yılında 444, 2017 yılında ise 454 olduğu kaydedildi. En çok mavi bayraklı plajın ise Antalya’da olduğu anlaşıldı. Böylelikle 200 mavi bayrağa sahip Antalya’dan sonra ikinciliğin 100 mavi bayrak ile Muğla’da olduğu gözlendi.

    Ajans Press ve PRNet’in gerçekleştirdiği medya araştırmasında konuyla alakalı yazılı basına yansıyan haber adetleri de belli oldu. Mavi bayraklı plajlarla alakalı 2 bin 640 haber yansıması tespit edilirken, mavi bayraklı plajların yaz aylarının turizm başlığında en çok konuşulan ve halk tarafından en çok tercih edilen plajların arasında olduğu görüldü. Geçtiğimiz yaz döneminde plajlar ise 14 bin 399 yazılı basın haberiyle konuşuldu.

  • Türkiye’deki Z kuşağı paradan çok çalışacağı şirketteki teknolojiye önem veriyor

    Dünya çapında 17 ülkede 12 binden fazla lise ve lise sonrası okullara devam eden öğrencilerle yapılan çalışma, Türkiye’de gelecek neslin beklentilerine ışık tuttu. Sonuçlara göre, Türkiye’deki öğrencilerin yüzde 86’sı en son teknolojilerle çalışma konusunda ilgi göstererek tüm dünyadaki akranlarını geride bıraktı.

    Teknoloji odaklı bir düşünce yapısı geliştiren Z kuşağı (1996 ve sonrası doğanlar), iş dünyasına yeni bir soluk katmaya hazırlanıyor. Dell Technologies’in 17 ülkede 12 binden fazla lise ve lise sonrası okullara devam eden öğrencilerle gerçekleştirdiği küresel araştırmaya göre, 1996 yılından sonra doğan ve Y Kuşağının ardından gelen Z Kuşağı, derin bir evrensel teknoloji anlayışının yanı sıra teknolojinin çalışma ve yaşama biçimlerimizi dönüştürme potansiyelinin de farkında.

    Araştırmanın Türkiye sonuçlarını değerlendiren Dell EMC Türkiye Genel Müdürü Sinan Dumlu, 1996 ve sonrasında doğan, yakın gelecekte çalışan an kitleyi oluşturacak Z jenerasyonun beklentilerini ve fikirlerini araştırmak istediklerini vurgulayarak ortaya çıkan çarpıcı sonuçlar hakkında bilgi verdi.

    Türkiye’deki Z kuşağı için para değil teknoloji önemli

    Türkiye’deki öğrencilerin yüzde 86’sının en son teknolojilerle çalışma konusuna ilgi gösterdiğini aktaran Dumlu, “Türkiye’de araştırmaya katılan gençler paradan çok çalıştığı şirketteki teknolojiye önem veriyor. Aynı oran ABD’de sadece yüzde 66. Burada Türkiye diğer ülkelerden ciddi bir şekilde ayrılıyor” dedi.

    Türkiye’deki Z neslinin teknoloji okur yazarlığında kendisine yüzde 47 oranla güvendiği söyleyen Dumlu, “Yüzde 47 diyor ki; ‘Ben teknoloji okur-yazarlığında çok iyi bir durumdayım. Aynı oran İngiltere’de yüzde 30, dünya ortalamasında ise yüzde 33” şeklinde bilgi verdi.

    Dumlu, araştırmada bir diğer önemli noktayı şu şekilde belirtti: “Bizim açımızdan önemli noktalardan birisi de veri analizlerini ve sonuçlarını değerlendirmeydi. Türkiye’deki gençlerin yüzde 32’si veri analizinde ve bunları değerlendirmekte mükemmel olduğunu düşüyor. Aynı oran dünya ortalamasında yüzde 23, ABD’de yüzde 19 seviyesinde bulunuyor. Bu da bizim için ilginç olan sonuçlardan birisiydi ”diye konuştu.

    Ebeveyn ya da arkadaşlardansa sosyal medyaya güveniyoruz

    Açıklanan araştırma sonuçlarına göre dünya çapında Z jenerasyonu, ilk kez bir şey yapmaya ihtiyaç duyduklarında değişik gruplardan tavsiyeler almayı tercih ediyorlar. İngiltere’de ebeveynlere ya da daha yaşlı insanlara danışılırken, Fransa’da arkadaşlara güveniliyor. Türkiye’de ise Z jenerasyonu ilk kaynak olarak ve iş yerinde bir ihtiyacı olması durumunda YouTube videolarını tercih edeceğini belirtiyor.

    Türkiye’deki Z Kuşağı teknolojiyi geliştiren taraf olmak istiyor

    Ülkemizdeki Z kuşağının yüzde 57’si dünya ortalamasını aşarak araştırma ve geliştirme gibi teknolojinin geliştirildiği alanlarda, yüzde 35’i IT gibi teknolojinin uygulandığı alanlarda, yüzde 42’si ise siber güvenlik gibi teknolojinin olması gerektiği gibi kullanılmasını sağlayan alanlarda çalışmak istediğini söylüyor.

    Teknoloji yeteneklerimize güveniyoruz ama tecrübe istenmesinden endişe ediyoruz

    Türkiye’deki Z jenerasyonunun yüzde 57’si, okuldan mezun olduğunda işe girerken çalışanlarda aranan teknoloji yetenekleri konusunda kendine güveniyor. Fransa’da bu oran yalnızca yüzde 40. Ancak Türkiye’deki her iki Z jenerasyonuna dahil olan gençten biri okul bitip, işe başladığında çalışmadan tecrübe edinmek mümkün olmadığı halde çalışanlardan tecrübe istenmesinden endişe ediyor.

    Makinelerle birlikte çalışacağımızı düşünüyoruz

    Türkiye’deki Z jenerasyonunun yüzde 53’ü insan ve makinelerin entegre bir ekip olarak çalışmasını bekleyerek bu alanda dünyanın en iyimser kitlesini oluşturdular. Bununla birlikte Türkiye’deki Z jenerasyonunun yüzde 43’ü 2030 yılında müşteri hizmetleri işinin yerini teknolojiye bırakacağını düşünüyor.

    Veri güvenliğini en çok biz önemsiyoruz ama en az biz dikkat ediyoruz

    Teknolojiyi kullanırken kişisel verinin güvenliği Türkiye’deki Z jenerasyonu için (yüzde 61) dünya ortalamasının (yüzde 44) üzerinde önem taşırken, sosyal medya paylaşımlarına dikkat etmede (yüzde 61) ortalamanın (yüzde 72) gerisinde kalıyor.

    İş arkadaşlarımızla telefonda iletişim kurmayı tercih ediyoruz

    Araştırma Türkiye’deki Z kuşağının çalışma ortamında öncelikli iletişim yolu olarak telefonla görüşmeyi tercih ettiğini ortaya koydu. Buna göre araştırmaya katılan gençlerin yüzde 38’i iş arkadaşı ya da yöneticisiyle telefonda iletişim kurmayı tercih ettiğini söylerken, dünya ortalaması yalnızca yüzde 21. ABD’de bu oran yüzde 11’e kadar düşüyor. Dünyadaki Z jenerasyonun yüzde 43’ü, ABD’deki aynı jenerasyonun yüzde 47’si yüz yüze görüşmeyi tercih ederken, Türkiye’de bu oran sadece yüzde 31.

    Alınan bilgiye göre söz konusu araştırma Dell Technologies tarafından görevlendirilen bağımsız bir araştırma firması gerçekleştirilirken Ağustos – Eylül 2018 arasında dünya çapında 17 ülkede lise ve lise sonrası okullara devam eden öğrencilerin sorulan sorulara verdiği cevaplarla oluşturuldu.

    Anket 12 dile çevrilerek 16-23 yaşları arasındaki 12 binden fazla kişi tarafından tamamlandı. Önümüzdeki yıllarda iş gücüne katılacak olan Z kuşağından öğrencilerin, teknoloji ve iş dünyası ile ilgili mevcut yaklaşımları ve düşünceleri hakkında somut bilgi toplamak amacıyla gerçekleştirilen araştırma, aynı türdeki en büyük çalışmalardan biri olarak bulunuyor.