Etiket: Türkiye’de

  • Türkiye’de her 5 erkekten 1’i, her 5 kadından 2’si obez

    Türkiye’de her 5 erkekten 1’i, her 5 kadından 2’si obez

    Denizli Özel Cerrahi Hastanesi doktorlarından Genel Cerrahi, Obezite ve Metabolik Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Özgür Kaya, Türkiye’de her 5 erkekten 1’inin, her 5 kadından ise 2’sinin obezite hastası olduğunu belirtti.

    Denizli Cerrahi Hastanesi doktorlarından Genel Cerrahi, Obezite ve Metabolik Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Özgür Kaya, çağımızın hastalığı obezite hastalığı hakkında konuştu. Pandemi döneminde insanların evlerinde hareketsiz kalmasından dolayı birçok hastalığın oluştuğunu belirten Kaya, “Bunlardan en önemlisi de obezite oldu” dedi.

    “Yaşam ömrü 15 yıl kısalıyor”

    Türkiye’de her 5 erkekten 1’inin, her 5 kadından ise 2’sinin obezite hastası olduğunu dile getiren Dr. Kaya, “Dünya Sağlık Örgütü’nün tanımına göre obezite, sağlığı bozacak ölçüde vücutta aşırı yağ birikmesi durumu olarak tanımlanıyor. Obezite, tedavi edilmediği takdirde yol açtığı sağlık sorunları ile beklenen yaşam ömrünü 10 ile 15 yıl arasında kısaltıyor” ifadelerini kullandı.

    Obezite hakkında bilgi veren Op. Dr. Kaya, “Vücut kitle indeksi 18 ile 25 arasındaysa bu insanın kilosu normaldir. 25 ile 30 arasında ise fazla kilolu olarak tanımlanır. 30 ve üzerindeyse obezite başlar. 40’tan sonra ise Morbid obezite başlar. 50’den sonra Süper Morbid Obezite denilen ve ölümcül hastalıkların maksimum oranda görüldüğü kilo oranı olarak karşımıza çıkar. Kişi obezite olduğunu vücut kitle indeksini ölçerek anlayabilir” diye konuştu.

    “Tedbir alınmalı”

    Obeziteden korunmak için çocuk yaştan itibaren dikkat edilmesi gerektiğini söyleyen Kaya, “Obeziteye karşı tedbir alınmalı. Çocukluk ve ergenlik döneminde oluşan obezite, yetişkinlik dönemi obezitesi için zemin hazırlar. Bu nedenle aile, okul ve çevre yeterli ve dengeli beslenme ve fiziksel aktivite konularında bilgilendirilmeli. Obezite tedavisi, bireyin kararlılığı ve etkin olarak katılımını gerektiren, tedavisi zorunlu, uzun ve süreklilik arz eden bir süreçtir. Obezitenin oluşmasında pek çok faktörün etkili olması, bu hastalığın önlenmesi ve tedavisini son derece güç ve karmaşık hale getirir. Bu nedenle obezite tedavisinde hekim, diyetisyen, psikologdan oluşan bir ekip gerekmektedir” dedi.

    Ameliyatsız yöntemler: mide botoksu ve mide balonu

    Obezitenin ameliyatsız şekilde tedavi edilebildiğini söyleyen Kaya, “Mideye Botilinum toksin yani botoks uygulanması endoskopik olarak midenin belirli bölgelerine Botilinum toksini enjekte edilmesi esasına dayanan nispeten yeni bir kilo verme yöntemidir. Bu yöntemde mide kaslarının kasılması sınırlandırılarak mide boşalma süresi gecikir mideden salınan Ghrelin (iştah hormonu) salınımını azaltarak hastada iştah kaybı oluşturur. Böylece kilo kaybı sağlanmış olur. Sadece diyet ve egzersizle, daha komplike bariatrik cerrahi metodlar arasındaki boşluğu doldurmak üzere geliştirilen mide balonu, son yıllarda fazla kilolu ve obezlerde yaygın olarak kullanılıyor” diye konuştu.

    En yaygın yöntem tüp mide

    Hastalarda en sık tercih edilen yöntemin tüp mide ameliyatı olduğunu belirten Kaya, “Obezite cerrahisi kapsamında en sıklıkla tercih edilen ve uygulanan cerrahi çözümdür. Bu yöntemle mide hacmi küçültülür ve vücuda alınan besinlere kısıtlama getirilmesi amaçlanır. Ayrıca midenin iştah merkezi çıkartılır. Aynı zamanda Gastrik Bypass yönteminde hem bir mide küçültme işlemi vardır hem de besinlerin bağırsaklarda kat ettiği yol azaltılarak emilim oranı düşürülmektedir. Bir diğer yöntem olan ince bağırsakların daha etkili bir şekilde kullanılmasını sağlamak amacıyla gerçekleştirilen, kilo kaybını hedef alan, ince bağırsaklarda ve midede anatomik değişikliklerin yapıldığı bir ameliyattır. Metabolik cerrahi kapsamında yer alan transit bipartisyon operasyonu ise, metabolik cerrahi kapsamında obezite ve diyabeti olan hastalarda sıklıkla tercih edilmektedir” ifadelerini kullandı.

    “Zayıflama ilaçlarından uzak durun”

    Genellikle internet üzerinden alınan ya da bitkisel olan ilaçların zayıflama için kullanılmasının oldukça tehlikeli olduğunu söyleyen Op. Dr. Özgür Kaya, şu ifadeleri kullandı; “Obezite tedavisinde kullanılacak ilaçlar hafif ve orta derecede ağırlık fazlalığı olan bireyler için uygun değil. Zayıflama ilaçlarından uzak durun. Kullanılan ilaçların, sağlık yönünden güvenirliliğinin saptanmış olması, obeziteye neden olan etiyolojiye uygun bir etki göstermesi, kısa ve uzun dönemde önemli yan etkisinin olmaması ve bağımlılık yapmaması ve bu tür ilaçların mutlaka hekim tavsiyesi ve kontrolünde kullanılması gerekliliği büyük önem taşıyor. Obezite tedavisinin başarılı olması için hastanın, ilaç tedavisinin yanı sıra tıbbi beslenme tedavisi ve egzersiz tedavisini sürdürmeyi kabul etmesi ve düzenli olarak kontrollere gelmesi gerekiyor. Yağ yakımı, yağ aldırımı, karın germe, obezite tedavisinde kullanılmaz.”

  • AK Parti’li Özhaseki: “Türkiye’de askeri vesayet toprağa gömüldü”

    AK Parti’li Özhaseki: “Türkiye’de askeri vesayet toprağa gömüldü”

    AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Özhaseki, Türkiye’de askeri vesayetlerin artık toprağa gömüldüğünü belirterek, “Türkiye’nin belki de en belası buydu. Cenab-ı Allah yiğit bir lider gönderdi Recep Tayyip Erdoğan, o da bunların canını okudu” dedi.

    AK Parti Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Özhaseki, Isparta ziyareti kapsamında partisinin il başkanlığını ziyaret etti. Burada partililerle buluşan Özhaseki, 2002 öncesinde batmış bir Türkiye olduğunu belirterek, “AK Parti olarak o günlerde ilk seçimlere girdik, iktidar olduk. Ondan sonra genel ve yerel seçimlerde her seçimin galibi biziz. Bu bir dünya rekorudur. 20 sene boyunca girdiği seçimlerde birinci olan bir partimiz var” dedi.

    “Sağlıkta müthiş şekilde başarılıyız”

    Geçmiş hükümetlerle kıyaslandığında en başarılı hükümetlerin AK Parti döneminde olduğunu ifade eden Özhaseki, “Cumhuriyet tarihi boyunca bölünmüş yol 6 bin kilometre, biz gelmişiz üzerine 25 bin kilometre daha koymuşuz. Enerjide de başarılıyız. Elektrik ithal ediyorduk şimdi elektrik satıyoruz dışarıya. Sağlıkta müthiş şekilde başarılıyız” diye konuştu.

    “Pandemide hem kendimize yettik hem de 150’den fazla ülkeye yardım gönderen ülke olduk”

    Daha önceki hükümetler döneminde vatandaşların hastane ve ilaç kuyruklarında beklediklerini kaydeden Özhaseki, “Şimdi dünyada herkesin gıpta ile bahsettiği, parmakla gösterdiği sağlık sistemine kavuştuk. Şehir hastaneleri 5 yıldızlı otel gibi. Avrupa’nın İspanya, İtalya, İngiltere gibi namlı ülkeleri pandemide perişan oldular. Amerika’da bile tanıdıkların söyledikleri şu; eğer bir sigorta sistemine bağlıysanız bakabilirler size, ama değilse pandemiyle mücadelede Covid hastalığı için 35-40 bin dolar. Paranız yoksa yüzünüze bakan yok. Bu dönemde biz hem kendimize yettik hem de 150’den fazla ülkeye yardım gönderen ülke olduk. Hükümet etme noktasında geçmiş hükümetlerden daha başarılıyız. İhracat rakamlarımız 180 milyar dolarları buldu. Son dönemde pandemiden dolayı bir daralma var ama toparlayacaktır, merak etmeyin. Pandemi döneminde herkes perişanken biz yine açılışlar yapmaya devam ettik. Bir taraftan hastaneler açılıyor, bir taraftan köprüler yapılıyor, bir taraftan da tüneller ve teknolojik atılımlar yapılıyor” dedi.

    “Askeri vesayet denen nesne toprağa gömüldü”

    Türkiye’nin başına bela olan bir vesayet rejimi olduğuna değinen Mehmet Özhaseki, “Biz seçeriz, Ankara’ya göndeririz, orada yılanlar, çiyanlar bekliyor, başlarına çorap örmek için. Sizin yüzde 50’lerin üzerinde oy verdiğiniz, milletin iş başına getirdiği Menderes’in ne günahı vardı. 10 yılda bir ihtilaller oldu. Biz seçiyoruz, Ankara’ya gönderiyoruz, tezgahlar kuruluyor, ihtilal ortamı hazırlıyorlardı. Peki başbakanlar, ileri gelen siyasiler bunları bilmiyor muydu? Emin olun hepsi de biliyordu. Derin devlet diye bir şey vardı. Görünüşte anayasal kuruluşlar ama derinlere inmiş yapı bu tezgahı kuruyordu. Son döneme kadar bu böyle devam etti. Bizim dönemimizde muhtıra vermeye kalktılar. Eskiden o muhtıralar olunca seslerini çıkaramayan siyasi liderler varken Allah’a hamdolsun yüzlerine kaldırıp atan, paramparça yırtıp atan ve dimdik duran bir liderimiz var. Askeri vesayet denen nesne de bitti, toprağa gömüldü. Türkiye’nin belki de en belası buydu. Cenab-ı Allah yiğit bir lider gönderdi Recep Tayyip Erdoğan, o da bunların canını okudu. Özgürlüklerin genişlediği bir Türkiye haline geldik. Kız çocuklar artık üniversite kapısından başındaki örtü yüzünden geri çevrilmiyor” diye konuştu.

    Konuşmasının ardından AK Parti Yerel Yönetimlerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Özhaseki, partililerle görüş alış verişinde bulundu.

  • KBÜ, Dünya sıralamasında Türkiye’de ilk 10’da

    KBÜ, Dünya sıralamasında Türkiye’de ilk 10’da

    Times Higher Education (THE)’ın 2020 yılı için yayımladığı dünyanın en iyi üniversiteleri sıralamasında ilk 1000’e giren Karabük Üniversitesi, bugün açıklanan 2021 sıralamasında da ilk 1000 üniversite arasına girerek yerini korudu. Türkiye’de ise üniversiteleri arasında ilk 10’da yer aldı.

    Dünyanın önde gelen üniversitelerini derecelendiren, yükseköğretim alanında yürüttüğü değerlendirme ve performans ölçme çalışmalarıyla prestijli dünya üniversitelerinin stratejik hedeflerine ulaşmalarında yol gösterici olan kuruluşu Times Higher Education (THE)’ın 2021 Dünya Üniversiteleri Sıralaması belli oldu. 93 farklı ülkeden 1500’den fazla üniversitenin değerlendirmeye alındığı sıralamada Karabük Üniversitesi, bu yıl da 801-1000 bandında yer alarak “Dünyanın En İyi 1000 Üniversitesi” arasındaki yerini korudu.

    “KBÜ, devlet üniversiteleri arasında ilk beşte”

    Üniversitelerin, eğitim kalitesi, araştırma, bilgi transferi ve uluslararası görünüm kriterlerine göre değerlendirildiği THE sıralamasında bu yıl 43 Türk üniversitesi yer aldı. Türkiye’den ilk 1000’e, 11 üniversite girerken Karabük Üniversitesi Türkiye genel sıralamasında 10’uncu, devlet üniversiteleri arasında ise ilk 5’e girmeyi başardı.

  • Sağlık Bakanı Koca: “Şu an Türkiye’de en fazla vaka sayısının olduğu il Ankara”

    Sağlık Bakanı Koca: “Şu an Türkiye’de en fazla vaka sayısının olduğu il Ankara”

    Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, “Şu an Türkiye’de en fazla vaka sayısının olduğu il Ankara. İstanbul’u iki kat oranında geçmiş durumda. Dolayısıyla bu anlamdaki tedbirleri Ankara’da daha yoğunlaştıran bir yaklaşım, bir çaba içerisindeyiz’’ dedi.

    Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Koronavirüs Bilim Kurulu Toplantısı sonrası düzenlenen basın toplantısında konuştu. Bakan Koca basın mensuplarının sorularını cevapladı.

    “Bu yıl özellikle grip aşısı geçen yıldan 3-4 kat daha fazla olsun çabası içerisindeyiz”

    Sonbahar döneminde grip ve zatürre konusunda aşılama çalışmasının başlayacağını ve kimlere yapılacağı konusunda bir algoritma geliştirildiğini açıklayan Bakan Koca, “Geçen yıla göre bu yıl daha fazla grip aşısının, zatürre aşısının temin edildiğini biliyoruz. Bununla ilgili, kimlere grip aşısı yapılması, zatürre aşısı yapılması gerektiği ile ilgili bir algoritma zaten geliştirildi. Bu yıl özellikle grip aşısı geçen yıldan 3-4 kat daha fazla olsun çabası içerisindeyiz. Gerekli araştırmaları yapmış olup, kimlere grip ve zatürre aşısı yapılacağıyla ilgili çalışmalar Bilim Kurulu tarafından yapılıyor. Bu anlamda zorunlu olan kişiler için önerdiğimiz bir algoritma olmuş olacak. Bu yıl bu anlamda bir sorun yaşamayacağımızı düşünüyoruz” ifadelerini kullandı.

    “Şu an Türkiye’de en fazla vaka sayısının olduğu il Ankara”

    Ankara özelinde herhangi bir kısıtlamaya gidilip gidilmeyeceğinin sorulması üzerine cevap veren Bakan Koca, “Şu an Türkiye’de en fazla vaka sayısının olduğu il Ankara. İstanbul’u iki kat oranında geçmiş durumda. Dolayısıyla bu anlamdaki tedbirleri Ankara’da daha yoğunlaştıran bir yaklaşım, bir çaba içerisindeyiz. Özellikle bu anlamda bizim bildiğiniz gibi bir takım tedbirler, alınmaya başlandı. Özellikle mesai kavramını bununla ilgili gerektiğinde, kuruma gelmeden dönüşümlü olarak, belli bir yaş üzerinde, 60 yaş üzeri kişilerin kuruma gelmelerini önlemek gibi bir takım düzenlemeler birçok ilimizde başladı. Ankara özelinde bu daha yoğun bir şekilde gündeme alındı. Bununla ilgili de İl Pandemi Kurulu bir karar aldı biliyorsunuz. Ama şuan sokağa çıkma yasağı ve benzeri bir durum gündemimizde yok. Önemli olan tedbirlere uyum noktasında herkesin bu anlamda bir gayret ve çaba içerisinde olmasını sağlamak olduğu” diye konuştu.

    “Salgının kontrolden çıktığını asla söyleyemeyiz”

    Ankara’daki yoğun vaka artışının sebeplerinin yoğun düğün ve benzeri etkinliklerden kaynaklı olduğunu belirten Bakan Koca, “Bilim Kurulu’nun tavsiye ettiğini ama karar alma noktasında bir Bilim Kurulu olmadığını hepimiz biliyoruz. Fakat bu tavsiye kararlarının bugüne kadar da uygulanması noktasında bir hassasiyet gösterildiğini söylemiştim. Salgının kontrolden çıktığını asla söyleyemeyiz. Ama tedbirlere uyum noktasında üzerimize düşenleri yapma noktasında hassasiyet göstermez isek sonucu farklı olabilir. Özellikle bazı illerimizde bu durumun daha belirgin olduğunu görüyoruz. Bu özellikle Ankara için söylenebilecek bir durum. Diğer Kayseri gibi Konya gibi bir takım illerimizde de bu tarz bir artış olduğunu, Konya’nın daha stabil bir hale geldiğini ama Kayseri’de bir artışın olduğunu bazı illerimizde bu artışın devam ediyor olduğunu, fakat Ankara’da bunun daha ilerleyerek İstanbul’dan da bir öte öne çıkma durumu olduğunu görüyoruz. Fakat kontrol dışına çıktığını asla söyleyemeyiz” şeklinde konuştu.

    Daha önce 14 ilde düğünler ile ilgili kararlar alındığını hatırlatan Bakan Koca, “Bütün Türkiye’de düğünler ile ilgili organizasyonun daha çok nikahlı olması, yemekli bir organizasyon olmaması, nişan kına gibi etkinliklerinin yapılmaması şeklinde Bilim Kurulumuzun bir önerisi oldu” ifadelerini kullandı.

    “Ankara’da hastane açısından bir sorunumuz yok”

    Ankara’da kapatılan hastanelerin yeniden açılması eğiliminde olduklarını belirten Bakan Koca, “Şu an Ankara’da hastane açısından bir sorunumuzun olmadığını söylemek istiyorum. Ama bizim zaten kapatılan hastaneleri açmak gibi bir eğilimimiz vardı. Ben ilk günden itibaren bunu söylüyorum. Yani var olan hastanelerimizi kullanacağımızı ve açılması gerektiğini daha önce de söylemiştim. Bu hastanelerimizin özellikle yoğun bakımla ilgili bölümlerini devrede tutma konusunda çaba içerisindeyiz” diye konuştu.

    “Aşılar gönüllülük esasına göre yapılacak”

    Ayrıca 2 aşı için Türkiye’de Faz-3 çalışmalarına izin verildiğini hatırlatan Bakan Koca, aşı çalışmasının tamamen gönüllülük esasına göre yapıldığını belirtti. Ayrıca Bakan Koca, Türkiye’de yapılan aşı çalışmalarında da Faz-1 çalışmasına gelindiğini ve Rusya’da yapılan Faz-3 çalışmasındaki aşının da Türkiye’yle müracaat ettiğini belirtti. Öte yandan Bakan Koca, Futbol müsabakalarının bu dönemde belli bir döneme kadar, belki sezonun ilk yarısı için seyircisiz olması konusunda Bilim Kurulu’nun tavsiyesi olduğunu kaydetti.

  • ’’Türkiye’de yaklaşık 1 milyon 400 bin taşıyıcı ve 4 bin 500 talasemi hastası var’’

    ’’Türkiye’de yaklaşık 1 milyon 400 bin taşıyıcı ve 4 bin 500 talasemi hastası var’’

    Kronik bir hastalık haline gelen talasemi yani Akdeniz anemisine değinen Prof. Dr. Sema Anak, “Hastalar 3-4 haftada bir kırmızı kan hücresi almak zorundadır. Artık dalak alınması çok nadir gerekiyor. Etkin ve başarılı kan ve demir atıcı tedavilerle artık hastalar 50-60 yaşlarına kadar yaşayabiliyor. Ancak iyileştirici tedavi kök hücre nakli ve son zamanlarda deneysel nitelikte yapılan gen naklidir” dedi.

    Medipol Mega Üniversite Hastanesi Çocuk Hemotoloji ve Onkoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Sema Anak, halk arasında Akdeniz anemisi olarak da bilinen talasemiye ilişkin önemli bilgiler verdi. Prof. Dr. Anak, “Talasemi dünyada ve Türkiye’de en sık görülen kalıtsal kan hastalığıdır. Akdeniz çevresindeki ülkelerde sık görülmesine rağmen güneydoğu Asya’ya kadar uzanan bir band üzerinde sık görülür. Alfa ve Beta Talasemi olarak sınıflanabilir. Alfa talasemi güneydoğu Asya’da daha sıktır. Beta talasemi ise Akdeniz çevresi ülkelerde sıktır ve bir adı da Akdeniz anemisidir (kansızlığı)” dedi.

    Taşıyıcı anne ve babadan gelen genlerle hastalığın ortaya çıktığına dikkat çeken Prof. Dr. Anak, ’’Bu nedenle akraba evliliklerinin sık olduğu ülkelerde talasemi daha çok görülüyor. Ayrıca çevresel faktörler olarak sıtmanın sık olduğu bölgelerde talaseminin daha çok görüldüğü söyleniyor” şeklinde konuştu.

    ’’En az 1 milyon taşıyıcı var’’

    Prof. Dr. Anak, Türkiye’deki beta talasemi taşıyıcısı oranının yüzde 2,1 düzeylerinde olduğunu belirterek, ’’Bu oran farklı bölgelerde, özellikle güney-batı bölgelerimizde, Ege, Akdeniz bölgesinde ve Trakya’da sıktır. Bu bölgelerde sıklık artmakta, yüzde 12’e kadar yükselmektedir. Türkiye’de yaklaşık 1 milyon 400 bin taşıyıcı ve 4 bin 500 talasemi hastası vardır. Beta talasemide, kansızlık belirtileri genellikle doğumda yoktur. Yaşamın 3 ila 6’ncı ayından sonra başlar, yaklaşık ayda bir sürekli kan verilmesini gerektiren ağır bir hastalıktır. Bu çocuklar kendileri için gerekli olan hemoglobini (kan düzeyini) yeterli miktarda yapamazlar ve halsizlik, solukluk, iştahsızlık, huzursuzluk, karaciğer ve dalak büyümesi, büyüme-gelişme geriliği ve özellikle yüz, kafa kemiklerindeki anormallikler hastalığa ait ana bulgulardır. Verilen kanların içindeki fazla demir vücuttan atılamaz ve deride, kalp, karaciğer, beyin, endokrin organlarda birikir ve bu organları bozarak kalp yetmezliği, karaciğer yetmezliği, diyabet ve diğer biriktiği bölgelerde sorunlarla gider. Demir vücuttan uzaklaştırılamazsa erken yaşlarda sıralanan organların yetmezliği ile kaybedilirler. Talaseminin sık görüldüğü bölgelerde, aile hikayesi ve akraba evlilikleri de varsa, çocukta erken kansızlık geliştiğinde ve bulgular ortaya çıktıysa gerekli Tam Kan Sayımı, Periferik Yayma, Biyokimya, Hemoglobin elektroforezi, genetik testler yapılmalıdır’’ açıklamasında bulundu.

    ’’Kök hücre ve kemik iliği nakliyle tedavi mümkün’’

    Hastaların 3-4 haftada bir eritrosit süspansiyonu yani kırmızı kan hücresi almak zorunda olduğuna işaret eden Prof. Dr. Anak, ’’Sürekli demiri vücuttan atmaya yönelik kelatörleri derialtı, damardan veya ağızdan (en sık kullanım) kullanmak zorundadırlar. Artık dalak alınması çok nadir gerekmektedir. Etkin ve başarılı kan ve demir atıcı tedavilerle artık hastalar 50-60 yaşlarına kadar yaşamaktadırlar. Talasemi artık kronik bir hastalık haline gelmiştir. Ancak iyileştirici tedavi kök hücre nakli ve son zamanlarda deneysel nitelikte yapılan gen naklidir. Doku grubu uygun özellikle kardeş (taşıyıcı da olabilir) veya bankadan akraba dışı vericilerden çok gecikmeden (3-10 yaş) yapılan nakillerde başarı yüksektir. Başarı alıcı ve verici özelliklerine göre yüzde 60 ila 90 sağkalım şeklindedir. Vericisi olmayan hastalarda doku grubu uygun verici kardeş IVF yöntemleriyle oluşturulabilir. Aynı yöntemle sağlıklı çocuk sahibi olmak da mümkündür. Nakil sonrası nadiren verici kemik iliği oturmaz veya reddolur; tekrar nakil gerekebilir. Gen nakli hızla gelişmekteyse de halen deneyseldir’’ diye konuştu.

    ’’Lösemiye dönüşme riski yok’’

    Prof. Dr. Anak, talaseminin ileride lösemiye dönüşüp dönüşmeyeceğini ise şu şekilde değerlendirdi: ’’Talasemi için lösemiye dönüşüm riski yoktur, lösemi toplumdaki görülme sıklığında görülebilir. Talasemi taşıyıcılarının önemli bir kısmı kansızlık sorunu ile karşılaşırlar. Diğer kansızlık nedenleri tedaviyle düzelse de hemoglobin düzeyleri düşüktür. Bu kişilere gereksiz demir verilmesi sakıncalıdır. Folik asit takviyesi yararlı olsa da tartışmalıdır. Bunun dışında yaşa uygun normal beslenme yapılmalıdır’’.