Etiket: Türkiye’de

  • Kılıçdaroğlu: “Şu Anda Türkiyede Ciddi Bir Yönetim Boşluğu Var”

    ORDU (İHA) – CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Bunlardan bir şey olmaz, şu anda Türkiye’de ciddi bir yönetim boşluğu var” dedi.

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, çeşitli programlara katılmak üzere Ordu’ya geldi. İlk olarak Ünye ilçesinde vatandaşlarla buluşan Kılıçdaroğlu, burada yaptığı konuşmanın ardından Fatsa’ya geçti. Fatsa Cumhuriyet Meydanı’nda halka hitap eden Kılıçdaroğlu’nun son durağı Altınordu ilçesi oldu. Otobüsle şehir turu attıktan sonra İsmet Paşa Caddesi’ne gelen Kılıçdaroğlu, burada esnaf ziyaretlerinde bulundu. Ziyaretlerin ardından caddede toplanan kalabalığa hitap eden Kılıçdaroğlu, huzurlu bir Türkiye için çalışacaklarını belirterek, “Bu güzel ülkede hiçbir çoğun yatağa aç girmediği, bayrağımızın özgürce dalgalandığı, terör belasının olmadığı, gençlerimizin iş güç sahibi olduğu, her evde tencerenin kaynadığı, her evde huzurun, her mahallede her vilayette huzurun, tüm ülkede huzurun olması için çalışacağıma söz veriyorum” diye konuştu.

    Siyasi anlayışlarının köşeyi dönmek olmadığını, vatandaşa inanmanın ve güven duymanın esas olduğunu ifade eden Kılıçdaroğlu, “Ne yaparlarsa yapsınlar en iyi biz düşünürüz, çocuklarımızı düşünürüz, gençlerimizi düşünürüz, çiftçimizi düşünürüz, üreticimizi düşünürüz, esnafımızı düşünürüz, vatandaşımızın cebini düşünürüz. Bizim siyaset anlayışında köşeyi dönmek yoktur, vatandaşı kandırmak yoktur, vatandaşa inanmak ve güven duymak esastır. Sandığı giderken şunu düşünün, 7 Haziran’da seçim oldu, vatandaş sandığa gitti, oyunu verdi, dedi ki, ’ben tek parti iktidarı istemiyorum, ülkenin sorunları çok fazla bir araya gelin bir hükümet kurun ülkeyi adam gibi yönetin’. Geldiler oturduk konuştuk. On gün sonra dediler ki biz hükümet, koalisyon istemiyoruz. Ne istiyorsunuz, ’üç aylık seçim hükümeti istiyoruz’. Bu milli iradeye saygısızlıktır. Sizden isteğim milli iradeye saygı göstermeyen bir siyasi partiyi sandığa gömün” şeklinde konuştu.

    Ordu’nun yol sorunu ile ilgili kendisine gelen bir not üzerinden Başbakan Davutoğlu’nu eleştiren Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:

    “Ordu, Ulubey, Gürgentepe, Gölköy, Mesudi’ye yolu 15 yıldır bitirilemiyor. Bunlar 15 yılda ne yaptılar? 15 yılda terörü getirdiler, 15 yılda yoksulluğu getirdiler, 15 yılda işsizliği getirdiler, 15 yılda çiftçiye dünyanın en pahalı mazotunu sattılar. Bunlardan bir şey olmaz, şu anda Türkiye’de ciddi bir yönetim boşluğu var.”

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Ordu’daki programlarının ardından Ordu-Giresun Havalimanı’na gelerek, özel bir uçakla İstanbul’a hareket etti.

  • “Türkıyede Haber Programları Kan Kaybediyor”

    “1. Ulusal Medya ve Haber Sempozyumu”nda konuşan İstanbul Aydın Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Gökmen Karadağ, “Haber programlarının Türkiye’deki erozyonu çok daha dramatik olmakta ve bu durum TV haberciliğinde ciddi bir nitelik sorunu oluşturmaktadır” dedi.

    İstanbul Aydın Üniversitesi İletişim Fakültesi’nin düzenlediği “1. Ulusal Medya ve Haber Sempozyumu”nda konuşan Yrd. Doç. Dr. Gökmen Karadağ Türkiye’de haber programlarının kan kaybettiğini ve bununda TV haberciliğinde nitelik sorunu yarattığını söyledi.

    Televizyon programları içinde haber programları, demokrasi ve kamusal alan konularıyla yakın ilişkisi olduğunu belirten Yrd. Doç. Dr. Gökmen Karadağ, “Ancak haber programlarının giderek haber konuşma/tartışma programlarına dönüşmesi ve yayın akışlarındaki payının azalması TV haberciliğinde nitelik sorunlarını da beraberinde getirmektedir” şeklinde konuştu.

    Konuşmasında Türkiye’de haber programlarının yok olduğunun altını çizen Yrd. Doç. Dr. Karadağ, “Şu anda Türkiye’de en çok izlenen beş büyük TV kanalında tek bir haftalık haber program bile yayımlanmamaktadır. Bu beş kanal içerisinde sadece Kanal D’de haftalık yayınlanan ve 5N1K ve Genç Bakış adlı programlar mevcuttur. Ancak onlar da bir muhabir ekibinin yerinde derlediği haberler ve dosyalardan oluşan haber programlarından ziyade haber konuşma/tartışma diyebileceğimiz türe yakındır. Popüler eğlence kanalları olarak niteleyebileceğimiz bu beş büyük kanalın haricinde haber kanalllarında da durum pek farklı değildir. Üç haber kanalının da yayın akışlarında daha çok haber konuşma/tartışma programları yer almaktadır” dedi.

    “Haber programlarının Türkiye’deki erozyonu çok daha dramatik olmakta ve bu durum TV haberciliğinde ciddi bir nitelik sorunu yaratmaktadır” diyen Yrd. Doç. Dr. Gökmen Karadağ konuşmasını şöyle sonlandırdı: “Türkiye’de TV haber programcılığı bu gidişle adeta tükenmekte olan el sanatlarına benzemektedir. Bunda ekonomik nedenler, siyasi nedenler ve habere erişimi anındalaştıran kolaylaştıran teknolojik nedenler ve yeni medya rol oynamaktadır. TV haber programlarının varlığı ve güçlü yayınlar çıkarması kanalların haber merkezlerini de dolaylı yoldan etkilemektedir. Güçlü haber programları olan kanalların genellikle haber merkezleri de güçlü durmakta ve özel haber yapma iştahları yükseltmektedir.”

  • “Türkıyede Haber Programları Kan Kaybediyor”

    “1. Ulusal Medya ve Haber Sempozyumu”nda konuşan İstanbul Aydın Üniversitesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Gökmen Karadağ, “Haber programlarının Türkiye’deki erozyonu çok daha dramatik olmakta ve bu durum TV haberciliğinde ciddi bir nitelik sorunu oluşturmaktadır” dedi.

    İstanbul Aydın Üniversitesi İletişim Fakültesi’nin düzenlediği “1. Ulusal Medya ve Haber Sempozyumu”nda konuşan Yrd. Doç. Dr. Gökmen Karadağ Türkiye’de haber programlarının kan kaybettiğini ve bununda TV haberciliğinde nitelik sorunu yarattığını söyledi.

    Televizyon programları içinde haber programları, demokrasi ve kamusal alan konularıyla yakın ilişkisi olduğunu belirten Yrd. Doç. Dr. Gökmen Karadağ, “Ancak haber programlarının giderek haber konuşma/tartışma programlarına dönüşmesi ve yayın akışlarındaki payının azalması TV haberciliğinde nitelik sorunlarını da beraberinde getirmektedir” şeklinde konuştu.

    Konuşmasında Türkiye’de haber programlarının yok olduğunun altını çizen Yrd. Doç. Dr. Karadağ, “Şu anda Türkiye’de en çok izlenen beş büyük TV kanalında tek bir haftalık haber program bile yayımlanmamaktadır. Bu beş kanal içerisinde sadece Kanal D’de haftalık yayınlanan ve 5N1K ve Genç Bakış adlı programlar mevcuttur. Ancak onlar da bir muhabir ekibinin yerinde derlediği haberler ve dosyalardan oluşan haber programlarından ziyade haber konuşma/tartışma diyebileceğimiz türe yakındır. Popüler eğlence kanalları olarak niteleyebileceğimiz bu beş büyük kanalın haricinde haber kanalllarında da durum pek farklı değildir. Üç haber kanalının da yayın akışlarında daha çok haber konuşma/tartışma programları yer almaktadır” dedi.

    “Haber programlarının Türkiye’deki erozyonu çok daha dramatik olmakta ve bu durum TV haberciliğinde ciddi bir nitelik sorunu yaratmaktadır” diyen Yrd. Doç. Dr. Gökmen Karadağ konuşmasını şöyle sonlandırdı: “Türkiye’de TV haber programcılığı bu gidişle adeta tükenmekte olan el sanatlarına benzemektedir. Bunda ekonomik nedenler, siyasi nedenler ve habere erişimi anındalaştıran kolaylaştıran teknolojik nedenler ve yeni medya rol oynamaktadır. TV haber programlarının varlığı ve güçlü yayınlar çıkarması kanalların haber merkezlerini de dolaylı yoldan etkilemektedir. Güçlü haber programları olan kanalların genellikle haber merkezleri de güçlü durmakta ve özel haber yapma iştahları yükseltmektedir.”

  • Avrupa Sermayesi Türkiyede Seçimleri Bekliyor

    EurAsia Strategies Genel Müdürü Fatih Aydın; İngiliz ve Avrupa sermayesi Türkiye’deki siyasi istikrara odaklandığını ve 1 Kasım’a kilitlendiğini belirterek, “1 Kasım’da sandıktan istikrar çıkarsa İngiliz ve Avrupa sermayesi Türkiye’ye büyük yatırım yapma sinyali verdi’’ dedi.

    İngiltere’de hem yatırımcılara Türkiye ve Orta Asya’daki yatırımlarında pazar araştırması yapan ve risk danışmanlığı veren, hem de başta enerji, altyapı ve teknoloji alanlarında üst düzey zirveler düzenleyen, aynı zamanda Birleşik Krallık’ta bir Türk tarafından bu alanlarda kurulan şirket olan EurAsia Strategies’in Kurucusu ve Genel Müdürü Fatih Aydın, İngiliz ve Avrupa sermayesinin Türkiye’de siyasi istikrara odaklandığını belirterek; “Oldukça durağan bir döneme girildi. İngiliz sermayesi 1 Kasım’a kilitlendi” dedi.

    İngiliz ve Avrupa sermayesinin başta Türk enerji ve inşaat sektörüne ilgisinin 2015 Haziran ayında gerçekleştirilen genel seçim sonrası dönemde azaldığını söyleyen Aydın, “Haziran seçimleri sonrası aynı zamanda yaza denk geldiğinden oldukça durağan bir döneme girildi. Hemen akabinde yeni seçim kararı da bu süreci güçlendirdi. Özellikle İngiliz ve Avrupa sermayesi tamamen 1 Kasım’dan çıkacak sonucu bekliyor diyebiliriz” ifadelerini kullandı.

    Uzun vadeli planlarına Türkiye’yi dahil eden uluslararası yatırımcıların kazançlı çıkacağını da belirten Aydın; “Geçtiğimiz 12 yılda gerçekleştirilen yapısal reformlar ve uluslararası doğrudan yatırım performansından da anlaşılıyor ki bazı komşulardaki olumsuz koşullar ve seçim sürecine rağmen ülkemiz yatırım cazibesini koruyor” dedi.

    Aydın ayrıca, G20 ülkeleri tarafından geçen yıl kabul edilen büyüme stratejileri doğrultusunda 2018 yılına kadar global ekonomide 2 trilyon dolar ilave yatırım beklendiğini ve Türkiye’nin bu stratejiler doğrultusunda önemli yatırımlar çekme potansiyelinin de olduğunun altını çizdi.

    Fatih Aydın, “Özellikle global altyapı yatırım ihtiyaçlarının ve bu doğrultudaki stratejilerin konuşulduğu şu dönemde, Türkiye için bir başka fırsatın da bu alanda 2030 yılına kadar tahmin edilen yaklaşık 90 trilyon dolarlık global altyapı ve yaklaşık 48 trilyon dolarlık enerji yatırım ihtiyaçlarıdır” dedi.

    “1 KASIM’DA İSTİKRAR DEVAM EDERSE YABANCI SERMAYE GELMEYE DEVAM EDER”

    1 Kasım seçimlerinin çok önemli bir viraj olduğuna dikkati çeken Aydın, “Birçok firma bu süreçte piyasada zor günler yaşıyor. 1 Kasım’da istikrar devam ederse o ılımlı hava ile bir süre daha gideriz, yabancı da gelmeye devam eder” ifadelerini kullandı.

    Türkiye’nin yatırım konusunda kendini daha iyi ifade etme potansiyeline de vurgu yapan Fatih Aydın, Avrupalı ülkelerin yatırım çekme konusunda kurumlar arası koordinasyon da dahil çok daha profesyonel çalıştıklarını kaydetti.

    EurAsia Strategies’ın genel merkezinin global finans piyasasının ve yatırımların kalbi Londra’da bulunduğunu belirten Aydın başta enerji, altyapı ve teknoloji olmak üzere sağlık, turizm ve gayrimenkul gibi sektörlerde de uluslararası finans kuruluşları, global danışmanlık şirketleri ve yatırımcılara başta Türkiye olmak üzere gelişmekte olan bölge ülkelerindeki yatırımlarında pazar araştırması ve siyasi ve ekonomik risk danışmanlığı yaptıklarını, doğrudan ve dolaylı olarak yatırımcılarla çalıştıklarından özellikle Türkiye için yatırım ve iş fırsatlarını ilk elden analiz edebildiklerini söyledi.

  • İlk ‘şiddet butonu’nu o aldı

    İlk ‘şiddet butonu’nu o aldı

    Türkiye’nin ilk elektronik şiddet butonu, uğruna cinsiyet değiştirip evlendiği kocası tarafından şiddet gördüğünü iddia eden Öykü Özen’e verildi. Butonu eline aldıktan sonra kendisine büyük bir güven geldiğini söyleyen Özen, “Bu benim ve Türkiye’de şiddet gören tüm kadınlar için çok önemli bir karar” dedi.

     

    Uğruna cinsiyet değiştirip evlendiği kocası tarafından şiddet gördüğünü iddia eden transseksüel Öykü Özen (40), tanıtımı Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin tarafından yapılan panik butonundan yararlanmak için Aile Mahkemesi’ne başvurdu. Boşanma davaları süren eşinin kendisine şiddet uyguladığına dair iki ayrı mahkemenin verdiği 5 aylık hapis kararını dosyasına ekleyen Özen, can güvenliğinin sağlanması için panik butonu talep etti. Özen’in dilekçesini değerlendiren Bursa 4. Aile Mahkemesi hakimi, 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesi’ne dair Kanun’un 12. maddesi gereği, ilk botunun Özen’e verilmesine hükmetti. Ayrıca mahkeme, karara aykırı hareket edilmesi durumunda davalı eş M.Ö.’nün (33) zorla hapsi, konusunda tarafına tebliğ yapılmasına da karar verdi.

     

    İLK OLARAK KİME VERİLECEĞİ MERAK KONUSUYDU

    Geçtiğimiz günlerde Türkiye’deki ilk uygulaması Bursa’da hayata geçirilen şiddet butonunu tanıtan Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin, şiddete maruz kalan kişinin cinsiyetinin önemli olmadığını ifade etmişti. Bakan Şahin’in bu açıklamalarının ardından soluğu mahkemede alan transseksüel Özel, panik botuna için ilk müracaatı yapan ve bu yönde mahkemeden karar alan kişi oldu. Böylelikle, öncelikli olarak 50 adet dağıtılacak butonun, şiddet mağduru 25’i erkek toplam 900 kişiden ilk olarak kime verileceği tartışmaları da noktalanmış oldu.

    “BU KARAR BENİM VE TÜRKİYE’DE ŞİDDET GÖREN TÜM KADINLAR İÇİN ÇOK ÖNEMLİ BİR KARAR”

    Herkes gibi kendisinin de severek ve büyük bir aşkla evlendiğini anlatan Özen, “Tabi sonra evliliğimin içine şiddet girdi. Bununla mücadele edemediğim için şiddet butonundan yararlanmak istedim. Boşanma davamıza bakan mahkemeye, eşimin bana uyguladığına dair daha önce aldığıhapis cezası kararlarını da koyarak başvurdum. Ve mahkeme tarafıma butonun verilmesine karar verdi. Bu benim için ve Türkiye’de şiddet gören tüm kadınlar için çok önemli bir karar. Bunun Türkiye’de ilk olduğunu biliyorum. Ben sonumun Ayşe Paşalı gibi olmasını istemiyorum” dedi.

    “BENİM DEVLETTEN BAŞKA SIĞINACAK HİÇ BİR YERİM YOK”

    Eşi hakkında, eve yaklaşmama tedbirinin uygulandığını buna rağmen dolaylı yollardan saldırılara maruz kaldığını iddia eden Öykü Özen, “Ben eşim tarafından uğradığım bir çok olay sebebiyle çok mağdur oldum Benim devletten başka sığınacağım kimsem yok. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin, Bursa’ya geldiği zaman şiddete uğrayan herkes kadın-erkek fark etmeden müracaat edip panik butonunu kullanabilir demişti. Benim de TC yasalarına göre evliyim ve pembe kimliğim de burada. Her TC vatandaşı gibi ben de yasal hakkımdan yararlandım” diye konuştu.

     

    “BUTONU ALINCA GÜVEN GELDİ”

    Butonu eline aldıktan sonra kendisine güven geldiğini ifade eden Özen, “Çünkü hep sağımı solumu kontrol ederek, hareket ediyordum. Her an bir saldırı olacakmış gibi tedirgindim. Çok kalabalık yerlerde bile şiddete mağruz kaldığım için bunun önemli olduğuna iniyorum. Mahkeme müracat dosyamı görünce hemen karar verdi. Ardından Sosyal Politikalar İl Müdürü ŞÖNİM çalışanları ve psikolog ve kurum avukatı bana çok yardımcı oldu. Tüm yetkililere teşekkür ediyorum” dedi.

     

    “KADIN OLMAKLA BİRLİKTE ŞİDDETİ TANIDIM”

    Sevdiği adam için cinsiyet değiştirerek, yasalarına göre resmi olarak kadın olduğunu da hatırlatan Özen, “Ne yazık ki kadın olmakla birlikte şiddeti, ihaneti de tanıdım. Bunu anlatmak çok zor, yaşayan çok daha iyi anlıyor. Uzun zaman sineye çekmek zorunda kaldım. Hatta intihara kalkışacak derecede eşimden şiddet gördüm” diye konuştu.