Etiket: Türkiye

  • Türkiye’de 27 bin çocuk kayıp

    Türkiye’de 27 bin çocuk kayıp

    Ülke genelinde yapılan bir araştırma, Türkiye’deki çocuk gerçeğini gözler önüne serdi. 81 ilde yapılan araştırmaya göre, 2008-2011 yılları arasında kaybolan çocuk sayısı 27 bini geçti. Kayıp çocukların 16 bin 289’u kız çocuğu. Aynı yıllar arasında bulunan çocuk sayısı ise 5 bin 974. Araştırmanın bir diğer dikkat çekici sonucu ise kurumlardan kaçan çocuk sayısı. Kurumlardan, son 4 yılda kaçanların sayısı 3 bin 227 iken, bunların bin 620’sini kızlar oluşturuyor.

     

    Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), ‘Güvenlik Birimine Gelen veya Getirilen Çocuklar’ konulu bir rapor hazırladı. Çalışma, Devlet Planlama Teşkilatı koordinatörlüğünde İçişleri Bakanlığı, Adalet Bakanlığı ile birlikte yapıldı. Amaç ise Türkiye’de çocuk suçluluğunun neden ve boyutlarının belirlenmesi, elde edilen bilgiler doğrultusunda önleyici, koruyucu ve iyileştirici tedbirlere temel oluşturacak politika ve stratejilere karar verilmesi ve gerekli modellerin oluşturulması.

     

     

    1997 yılından itibaren 27 ilde ‘Güvenlik Birimine Gelen Çocuklarla İlgili İstatistik Forumu’ uygulamaya başlandı. Adana, Ankara, Antalya, Bursa, Çorum, Denizli, Diyarbakır, Elazığ, Erzurum, Gaziantep, Isparta, Mersin, İstanbul, İzmir, Kars, Kayseri, Kocaeli, Konya, Malatya, Manisa, Muş, Sakarya, Tekirdağ, Samsun, Trabzon, Şanlıurfa, Zonguldak illerindeki Jandarma Genel Komutanlığı ve Emniyet Genel Müdürlüğü’ne bağlı güvenlik birimlerindeki uygulama, 2007 yılından itibaren 81 ile çıkarıldı.

     

     

    Anket formu, güvenlik birimlerine bir veya birden fazla gelen veya getirilen, güvenlik birimi kayıtlarına geçmiş veya geçmemiş, dosyaları cumhuriyet başsavcılıklarına intikal ettirilmiş veya ettirilmemiş her çocuk için dolduruldu.

     

     

    DÖRT YILDA 676 BİN ÇOCUK HAKKINDA İŞLEM YAPILDI

    TÜİK araştırmasına göre, dört yılda 676 bin 637 çocuk hakkında işlem yapıldı. 2008 yılında 132 bin 592 çocuk, 2009 yılında 151 bin 961 çocuk, 2010 yılında 188 bin 44 ve 2011 yılında 204 bin 40 çocuk güvenlik birimlerine getirildi. Aynı dönemde, kız çocuklarının toplam sayısı ise 193 bin 931.

     

     

    Geliş nedenine göre, güvenlik birimine gelen veya getirilen çocuk sayıları şöyle: Suça sürüklenen çocuk sayısı her yıl artış gösteriyor. Suça sürüklenen çocuk sayısı 2008 yılında 62 bin 430, 2009 yılında 68 bin 344, 2010 yılında 83 bin 393 ve 2011 yılında 84 bin 916.

     

     

    12 BİN ÇOCUK EVDEN KAÇTI

     

    Araştırmaya göre; terk sayısı 2008 yılında 89, 2009 yılında 48, 2010 yılında 66, 2011 yılında 27 çocuk. Evden kaçan çocuk sayısı ise 2008 yılında 2 bin 412, 2009 yılında 3 bin 195, 2010’da 3 bin 205, 2011’de 3 bin 222. Araştırmaya göre, bulunan çocuk sayısı 2008 yılında bin 340, 2009’da bin 669, 2010’da bin 757, 2011’da bin 208 çocuk.

     

     

    Kayıp çocuk sayısı ise şöyle: 2008 yılında 4 bin 517 çocuk, 2009’da 5 bin 81, 2010’da 8 bin 81, 2011 yılında 10 bin 67 çocuk. Mağdur; 2008 yılında 44 bin 153, 2009 yılında 61 bin 645, 2010 yılında 76 bin 428, 2011 yılında 88 bin 582 çocuk. Kayıp çocukların 16 bin 289’unu kız çocukları oluşturuyor.

     

     

    Madde kullanımı; 2008 yılında 163, 2009 yılında 373, 2010 yılında 985, 2011 yılında 418 çocuk. Sokakta çalışma; 2008 yılında 3 bin 632, 2009 yılında 3 bin 579, 2010 yılında 2 bin 768, 2011 yılında bin 712 çocuk. Sokakta yaşama; 2008 yılında 20, 2009 yılında 16, 2010 yılında 39, 2011 yılında 24 çocuk.

     

     

    3 BİN ÇOCUK KURUMLARDAN KAÇTI

    Kanunsuz çalışma 2008 yılında 35, 2009 yılında 9, 2010 yılında 12, 2011 yılında 16 çocuk. Bilgisine başvurma; 2008 yılında 2 bin 436, 2009 yılında 2 bin 363, 2010 yılında 3 bin 877, 2011 yılında 5 bin 418 çocuk. Okula gönderilmeme; 2008 yılında 21, 2009 yılında bin 190, 2010 yılında bin 28, 2011 yılında bin 129 çocuk.

     

     

    Kurumdan kaçma 2008 yılında 426, 2009 yılında 827, 2010 yılında 868, 2011 yılında bin 106 çocuk. 2008 yılında kurumdan kaçanların 249’u, 2009 yılında 365’i, 2010 yılında 448′, 2011 yılında 558’i kızlardan oluşuyor.

    Diğer nedenlerle haklarında işlem yapılan çocuk sayısı 2008 yılında 9 bin 741; 2009 yılında 3 bin 302; 2010 yılında 4 bin 963; 2011 yılında 4 bin 916.

  • Türkiye’yi sevindirecek karar

    Türkiye’yi sevindirecek karar

    Kabe çevresindeki genişletme çalışmaları sırasında Osmanlı dönemine ait revakların yıkılıp yıkılmayacağı tartışmaları devam ederken, Suudi Arabistan Kralı Abdullah’ın revakların yıkılmaması emri verdiği öğrenildi.

     

    Kabe etrafındaki tavaf alanı genişletme çalışmalarını ise bir Türk şirketi 400 kişilik ekip ile başlattı. Bir kaç gün önce yıkımına başlanan bazı revakların da 10 yıl önce yapılan yapay revaklar olduğu anlaşıldı.

     
    Kabe’nin de içinde bulunduğu alanı çevreleyen Mescid-i Haram’da yapılan çekimler sırasında, Kabe kapısının hemen karşısındaki sa’y bölgesi Merve’nin yanı başında revakların yıkılmaya başlandığı gözlendi.

  • O alçak, Tekmanlı çıktı

    O alçak, Tekmanlı çıktı

    Muş Varto İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne 8 Temmuz 2010 tarihinde düzenlenen ve 4 polis memurunun yaralanmasına neden olan saldırıda yer alan teröristlerden biri yurt dışına kaçmak isterken sınırda yakalandı.

     

    “HİÇ DE PİŞMAN DEĞİLİM!”

     

    Erzurum’un Tekman ilçesi nüfusuna kayıtlı olduğu belirlenen ve üzerinden Almanya kimliği çıkan ‘Doktor Baran’ kod adlı C.S. yasa dışı yollardan Bulgaristan’a geçmeye çalışırken gözaltına alındı.Türkiye’nin Bulgaristan sınırına yakın Budakdoğanca köyüne gelen terörist, hudut askeri devriyeleri tarafından yakalandıktan sonra Edirne İl Jandarma Komutanlığı’na teslim edildi.

    Yapılan kimlik sorgusunda C.S.’nin, Varto Sulh Ceza Mahkemesi tarafından ‘Devletin birliğini ve ülke bütünlüğünü bozma’, Erzurum 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nce ‘Yasadışı silahlı örgüt kurmak veya örgüte katılmak’, Diyabakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nce ‘Silahlı terör örgütü’ne üye olmak’ suçlarından arandığı tespit edildi.

     

    Jandarmada verdiği ifadeye göre, terör örgütü üyelerine yataklık yapmak suçundan yattığı cezaevinden çıktıktan sonra sahte kimlikle Avrupa’ya kaçan C.S., çeşitli ülkelerde propaganda ve ideolojik eğitim aldı, daha sonra Kuzey Irak’a geçti. 2009 yılına kadar Kandil’deki terör örgütü kamplarında silahlı eğitim gören C.S. Türkiye’nin Karadeniz ve Doğu Anadolu bölgelerine geçti. Burada Varto İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne düzenlenen silahlı saldırının yanı sırada, Bingöl’ün Karlıva ilçesindeki HES şantiyesinin basılması, şantiyenin yakılması ve 4 işçinin kaçırılması, ilçeye bağlı Elmadüzü köyünden A.T. isimli şahsın kaçırılması, 2 Ekim 2011 tarihinde Bingöl Havaalanıinşaatının basılması, 4 işçinin tehdit edilerek propagandaya maruz bırakılması, şantiye idare binası ile bir aracın ateşe verilmesi olaylarında yer alan C.S. bölgeden ayrılarak İstanbul‘a geldi. Burada insan kaçakçılarıyla para karşılığı anlaşan C.S. Avrupa ülkelerine geçmeye çalışırken askerler tarafından yakalandı.

     

    Jandarmadaki sorgusu tamamlanan şahıs, sağlık kontrolünden geçirilmek üzere Edirne Devlet Hastanesi Selimiye Ünitesi’ne getirildi. Hastane çıkışında gazetecilerin sorularına karşı “Vicdanım sızlamadı, hiç de pişman değilim.” cevabını veren C.K. adliyeye sevk edildi.

     

  • Eşinin nasıl kapandığını anlattı

    Eşinin nasıl kapandığını anlattı

    Hakan Şükür, eşi Beyda Şükür’ün başını örtmesi süreciyle ilgili olarak, ”15 senelik evliyiz. Benim böyle bir hakkım (baskı) yok. Biz öyle yaşadık, öyle tanıştık, öyle birbirimizi sevdik ve evlendik. Bana ’ben böyle bir şey yapmak istiyorum’ dedi. Ben de ’eğer böyle bir niyetin varsa Hacca gideceğiz, Allah’ın huzurunda, Allah’ın rızası bu netice itibariyle de, onu taçlandıracağız. Ondan sonra bunu yapabilirsin’ dedim. O da çok mutlu oldu. Hac farizasını yerine getirdikten sonra kapandı” diye konuştu.

     

    Şükür, bir aile saadeti, huzur olduktan sonra insanın mutlu olduğunu, yediğinden de keyif aldığını ifade ederek, şöyle konuştu: ”Şu ortamımız, eşimiz, dostumuz… Eşimin arkadaşları kapalı değil. Onların da ona böyle baktıklarını hiç görmedik. Bu toplumsal kaynaşma bence çok önemli. Böyle bir kararı var. Bizim inancımız bu, inancımızın karşılığında da böyle bir karar aldı, ben de saygı duydum. Bize başka bir şey düşmez. Nasıl evlenirken, bu şekilde evlendik, 15 yıldır böyleyiz. 3 tane çocuğumuz var.

     

    Böyle bir talepte bulununca açıkçası ben de mutlu oldum. Hiçbir gün olsun, Allah da şahidimdir, böyle bir talebim (kapan diye) olmadı. Bu bir Hac farizası, farz olsa da ben böyle bir şey söyleme hakkını kendimde görmem. Kendi kararıdır, farklı düşünenler mutlaka olabilir ama bizim düşündüğümüz… Eğer inanıyorsak Allah’ın emrini yerine getirdiği için rahat ve huzurluyuz.”

     

     

    -”(Kız istemeye gidelim) diyenler de geliyor”-

    Hakan Şükür, CHP Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt’ün, kendisine gelen ve Meclis bahçesinde ağaca çıkan bir vatandaşa 700 TL vermesi konusuna da değindi.

     

    O gün Meclis’e geldiğinde, Öğüt’ün yanına gelerek olayı anlattığını, ”700 lira borçlusun” diye espri yaptığını belirten Şükür, ”Ben (parayı) vermek istedim ama o da ’bana nasip oldu’ diyerekkabul etmedi” dedi.

     

    Şükür, Meclis’teki odasının her zaman tıklım tıklım dolu olduğunu vurgulayarak, ”Yüzlerce, binlerce vatandaş maddi talepte bulunuyor, iş talebinde bulunuyor. KPSS’den yeterli puan almasa da ’sen bunu halledersin’ deyip gelen insan bile var. Hakikaten ihtiyacı olanlar oluyor, onları araştırıp yerine getirmeye çalışıyoruz. Dünyada ve Türkiye’de, olması gereken her hayırda madden ve manen olmaya çalışıyorum. Bu benim insanlık görevim diye düşünüyorum. O arkadaşımız benim bölgemde çöplerden bir şeyler toplayan bir arkadaştı. Ona çöp toplama arabası almıştım ve o zaman da milletvekili değildim” diye konuştu.

     

    Haberin yansıtılış biçimini eleştiren Şükür, ”Haberi yapanlar olayın özüne bakmayıp, sadece’Hakan Şükür’ü burada bulamadı’ dediler. Bu doğru değil. Ben talep gören, her yerde olması istenen biriyim. Haliyle her yere giriyorum. Her zaman Meclis’te olmak zorundaymışım gibi bir algı var. Benim de ailem var, çocuklarım var, beni görmek istiyorlar. Onlara da zaman ayırmak zorunda olduğum zamanlar oluyor. Tabii ki millet için milletvekili olduk, görevimizi yapacağız ama haberleri yaparken biraz daha hassas olmak lazım” dedi.
    -İlginç talepler-

    Kendisine gelen ilginç taleplerden birisinin, ”kız istemek” olduğunu belirten Şükür, ”Kendisinin mali durumu kötü ama birbirlerini seviyorlar. Aile kızlarını o çocuğa vermek istemiyor. Belki biz gidersek verecekler ama derinindeki şeyi bilmediğimiz için, bunları çok kibar bir dille reddediyoruz. Bu çok oluyor” şeklinde konuştu.

  • Cübbeli Ahmet tahliye oldu

    Cübbeli Ahmet tahliye oldu

    KAMUOYUNDA Cübbeli Ahmet olarak tanınan Ahmet Mahmut ünlü yargılandığı çete davasında tahliye edildi.

     

    Karagümrük çetesinin lideri olan Nuri Ergin’in kardeşi Nejat Ergin’e yönelik çete operasyonu kapsamında 12 Aralık 2011’de tutuklanan Ünlü, kamuoyunda 3’üncü Yargı Paketi olarak bilinen 6352 sayılı Yasa kapsamında suç vasfının değişme ihtimali göz önünde bulundurularak oy çokluğu ile tahliye edildi.  Üye hakim Hikmet Şen Ünlü’nün tahliye olmaması yönünde karşı oy kullandı.

     

    Kararı sevinçle karşılayan babasının Yusuf Ünlü ile eşi Büşra Ünlü ise Ahmet Mahmut Ünlü’yü kaşılamak için Metris cezaevine gitti.DURUŞMADAN NOTLARÇağlayan’daki Adalet Sarayında bulunan 16. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya tutuklu sanıklar Ahmet Mahmut Ünlü, Barış Sezek ve Mahjuba Demirel ve aralarında Nejat Ergin’in de bulunduğu bazı tutuksuz sanıklar katıldı.

    Duruşmada hakim Emniyet’ten gönderilen ve Ahmet Mahmut Ünlü’nün avukatının Fas’ta iki kıza ifadelerini geri çekmeleri için para ödediği yönündeki raporu okudu. Avukatlar bu rapora tepki gösterdi. Raporda ismi geçen avukat Fatih Oğuz ise duruşmaya katılmadı.



    YAŞAR OKUYAN DURUŞMAYI İZLEDİ

    Eski Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Yaşar Okuyan da duruşmayı takip etti. Ünlü’yü 12 Eylül döneminden tanıdığı öğrenilen Okuyan, duruşmayı bir süre takip etti ve Ünlü’ye kendi yazdığı ‘O yıllar’ adlı kitabını hediye etti.

     

    TANIK DUYSAK DİNLENİLDİ

    Duruşmada Ahmet Mahmut Ünlü’nün 2011 yılında korumalığını yapan emekli polis memuru Hamit Duysak tanık olarak dinlendi. Tanık sıfatıyla ifadesi alınan Duysak, emniyette verdiği bazı ifadeleri reddetti. Duysak, “Emniyet’te verdiğim ifadede ders yapılan yere bayanların geldiğini ve elimde Cübbeli’ye ait özel kasetlerin olduğuna dair verdiğim ifadeler hayaldir” diye konuştu. Bunun üzerine Mahkeme Başkanı Mehmet Ekinci, “Kolay mı insanların hakkında böyle konuşmak? Burada insanlar yargılanıyor” diye tepki gösterdi.

     

    ÜNLÜ: ESKİ KORUMAM FİZİKİ TAKİBE ALINDIĞIMI DUYMUŞ

    Bu sırada söz alan Ahmet Mahmut Ünlü hiçbir dönem koruma istemediğini belirterek, “Ben aylık 10 bin lira nasıl vereyim? Öleceksem ölürüm. Cemaatten Fahri Can Polat bu korumanın hareketlerini beğenmemiş. Bu şikayeti bana ilettiler. Bunun üzerine ben de kendilerine ‘Korumayı işe alan ben değilim. O yüzden ben çıkaramam’ dedim. Ama adamcağıza benim kendisini işten çıkardığımı söylemişler. Bana kızdığı için Hamit bunları söylemiş. Benim fiziki takibe alındığımı duymuş emniyetten Hamit. Bana takipte olduğumu söylemek için benimle görüşmek istemiş ancak görüşmedik” dedi.

    Hamit Duysak ise Ünlü’nün etrafındakileri de bu takibe karşı uyardığını, dikkatli olmaları gerektiğini belirterek “Beni dikkate alsalardı bunların hiçbiri olmayacaktı’ diye konuştu.

     

    MAHKEME BAŞKANI “O RAPORU” AÇIKLADI

    Öte yandan Mahkeme Başkanı Mehmet Ekinci, duruşmada emniyetten gelen bir dosyadan bahsetti. Ekinci, “Yargılama devam ederken avukat Fatih Oğuz Fas’a giderek mağdure bayanların ifade vermemesi için para verildiğini ifade eden bir ihbar mektubu var. Mahkemeye gelen hiçbir konuyu sümenaltı edemem. Bu konuda Organize Şube Müdürlüğü inceleme yaptı. Avukat Fatih Oğuz’un Fas’a gittiğini, 18 Temmuz 2012’de Fas’taki mağdurelerin ifadelerinin alındığını ve aynı gün Avukat Fatih Oğuz’a sekreteri Oya Kaya tarafından 17 Bin 696 Dolar para gönderildiğini tespit ettik” diyerek emniyetten yazı geldiğini açıkladı. Öte yandan emniyetin raporunda adı geçen avukat Fatih Oğuz ise duruşmaya katılmadı.

     

    EKİNCİ: KİMSE BİZİM UMRUMUZDA DEĞİL

    Salondaki avukatlar ise “Bu ihbar mektubunu niye değerlendirmeye alıyorsunuz?” diye tepki gösterdi. Bunun üzerine Ekinci, “Kimse bizim umrumuzda değil. Medya servisi umurumuzda olmaz. Gazetede bir avukatın beyan verip mahkemenin davayı kasıtlı olarak sürüncemede bıraktığını söylüyor. Duygusal karar vermeyiz. Öyle olsa 4 ayda bir gün veririz” diye konuştu.

    Bunun üzerine söz almadan konuşan Ahmet Mahmut Ünlü, “E biz de her ay mahkemeye gelmeyiz. Canımız çıkıyor. Duruşmadan sonra 3 gün hasta yatıyorum. Bu kadar müstehcen suçlar üzerime atılırsa ve Karagümrük’ten de suyuna konulursa dosya sürüncemede bırakılır” diye tepki gösterdi.

     

    SAVCI, TUTUKLULUK HALİNİN DEVAMINI İSTEDİ

    Duruşmada görüşü sorulan savcı tutuklu sanıklarının tutukluluk haline devamına karar verilmesini talep etti. Mahkeme duruşmaya ara verdi.

    TAHLİYE KARARI

    Verilen aranın ardından mahkeme heyeti, Ahmet Mahmut Ünlü’nün tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmasına karar verdi.