Etiket: Türkiye

  • Konutta KDV şoku

    Büyükşehirlerde daha önce 150 metrekarenin altındaki konuta uygulanan yüzde 1’lik KDV oranı yüzde 18 oldu. Bu durum 1+1, 2+1 konutlarda ciddi fiyat artışı anlamına geliyor. Bu KDV sistemi “yeni ruhsatlı projeleri” vuracak.

     

    Maliye’nin yeni uygulamasına göre, büyükşehirlerde metrekare fiyatı 500 ile 1000 lira arasında olan konutlardan yüzde 8, metrekaresi 1000 lira ve üzeri konutlardan yüzde 18 KDV alınacak. Böylece yeni konutlarda 150 metrekarenin altındaki dairelere uygulanan yüzde 1’lik KDV de bir anlamda tarihe karışmış oldu. 150 metrekarenin üzerindeki tüm konutlarda ise KDV oranları değişmedi ve eskisi gibi yüzde 18 olarak uygulanacak. Yeni oranlar 1 Ocak 2013ten sonra ruhsatı alınan ya da ihalesi yapılan konutları kapsayacak. Metrekare fiyatı yapı ruhsatının alındığı tarihte üzerinde yapıldığı arsanın vergi değerine göre hesaplanacak.

     

    Ruhsatlı projelere ilgi artar
    Daha önce Haziran 2012 öncesi konutlarda yeni KDV sistemine geçileceği belirtilmişti. Buna karşılık Maliye, bu süreyi 6 ay uzattı ve son 180 günde ruhsat alan projeleri de yüzde 1’lik KDV avantajından yararlanır hale getirdi. Konuttaki yeni KDV oranlarının ruhsatını önceden alan dolayısıyla yüzde 1 KDV ile satılacak konutların stokları eriteceği belirtiliyor.

     

    Dönüşüm alanı kapsam dışı 
    Maliye ilgili düzenlemede yer alan önemli bir maddeyle kentsel dönüşüm kapsamında riskli bölge ya da riskli bina ilan edilen yerlerin uygulama dışında bıraktı. Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun kapsamındaki rezerv alanların, riski alanların ve riskli binaların eski KDV düzenlemesine tabi olduğu belirtiliyor. Buna göre, bu alanlarda 150 metrekarenin altındaki konutlarda uygulanacak KDV yüzde 1’de kaldı.

    Eski sistem
    Türkiye genelinde net büyüklüğü 150 metrekarenin altındaki konutlardan % 1,  150 metrekare ve üzerindeki konutlardan % 18 KDV alınıyordu.

     

     

    Yeni sistem
    Büyükşehirlerde birinci sınıf inşaat olarak yapılan, arsasının metrekare vergi değeri 500 TL ile 1000 TL arasında olan konutların KDV oranı yüzde 8, 1000 TL ve üzerinde olan konutların KDV oranı ise yüzde 18 oldu.

     

     

    * Metrekare fiyatı 3.000 TL’den 100 m2’lik bir ev satın alan, 2013 öncesi ruhsat alan projede 3 bin TL KDV ödeyecek, yeni ruhsatlı bir projedeki ödeyeceği KDV tutarı ise 54 bin TL olacak. Böylece aradaki vergi farkı 51 bin lirayı bulacak.

     
    İnşaatçılar ne diyor? 

    Haksız rekabet yaratır
    Nazmi Durbakayım  Teknik Yapı Başkanı

    “Konutlardaki KDV’nin değere göre belirlenmesi büyük handikap yaratır. İstanbul’da metrekaresi 500 ile 1000 lira arasında satılık konut bulunmuyor. Kentte metrekaresi
    2 bin liranın altında yeni konut yok. Bu nedenle KDV yüzde 18’e kilitlendi. Deprem riski taşıyan alan veya binalardaki KDV’nin değiştirilmemesi ise haksız rekabet yaratır. Yeni KDV’nin uygulanma tarihi de değişebilirdi. Ruhsat almasa da proje için başvuru yapmış tüm projeler yeni KDV’den istisna tutulmalıydı.”

     

     

    Stoklar için fırsat olur
    İnanç Kabadayı   Egeyapı Group Başkanı 

    “Yeni KDV oranlarının geçerli olduğu tarihin 31 Aralık 2012’ye çekilmesi 6 aydır süren belirsizliği ortadan kaldırdı. Bu sayede konut alanlar ne kadar KDV ödeyeceğini öğrenmiş oldu. Yüzde 8 ve yüzde 18 olarak belirlenen yeni KDV oranları 800 bine yaklaşan konut stoğunun eritilmesi için de bir fırsat olabilir. Vatandaşlar daha yüksek maliyetli konutlar yerine daha düşük KDV’li konutlara yönelecektir. Yeni KDV’ler yeni konut projelerinin satışa çıkmasını erteleyebilir.”

     

     

    Konuta % 20 zam gelir
    Işık Gökkaya  GYODER Başkanı

    “Yeni oranlara göre hemen hemen tüm projeler yüzde 18 KDV’ye tabi olacak. Bu oranlardan bundan sonraki projeler ciddi şekilde etkilenecek. Bu durumda konutta yüzde 20 zam gelmesi kaçınılmaz olur. Gayrimenkul sektöründe kâr marjları ciddi anlamda azaldı. Bu nedenle konuta binecek her yük fiyatlara yansıyacaktır. Burada da yüzde 20 zam görünüyor. Vatandaşlar zaten fedakârlık yaparak konut alıyordu. Şimdi peşinatları bile ödeyemez duruma gelebilirler.”

     

     

    Projelerin önü kesilir
    Ziya Yılmaz DAP Yapı Başkanı 

    “Konutta yeni KDV oranları belediye rayiçlerine göre belirlenecek ve birçok belediyede rayiçler piyasa değerinden bile yüksek. Bu nedenle İstanbul’daki tüm projeler yüzde 18’lik KDV dilimine girecek. İnşaat artık çok kârlı bir sektör değil.
    Bizler vitrinde farklı görünüyoruz ama gerçekte yüzde 6-7 kâr marjlarıyla çalışıyoruz. Yeni yükler sektöre fayda getirmez. Yüksek KDV oranlarıyla kaliteli ve İstanbul’u dünyanın vitrinine çıkaracak projelerin önü kesilir.”

  • Yılın ilk 9 ayında 970 terörist öldürüldü

    Terörle Mücadele Dairesi Başkanlığı tarafından, 81 ilin TEM Şube Müdürlüğü’nün katılımıyla ‘2012 Yılı Terörle Mücadele Değerlendirme ve Koordinasyon Toplantısı’ yapıldı.

     

    Toplantının yapılış amacı, ‘Merkez ve taşra birimlerinin bilgi ve tecrübelerini paylaşabilmeleri ve daha başarılı operasyonlar için kendi aralarında koordinasyon sağlayabilmeleri’ olarak açıklandı. Toplantıda, terör olaylarının önlenmesi ve etkisizleştirilmesi için yapılan operasyonel çalışmalara ara verilmeden devam edileceği kararı alındı. Ayrıca, terör örgütlerine katılımı önlemek için bilgilendirme ve önleme faaliyetlerinin sürdürüleceği belirtilirken, yapılan toplantının faydalı olduğu ve devam ettirilmesi gerektiği kararlaştırıldı. 2012 yılında meydana gelen terör olayları ve gerçekleştirilen operasyonların genel olarak değerlendirmesinin yapıldığı toplantı ile terör olaylarının engellenmesi için önümüzdeki döneme ait uygulama stratejisinin belirlenmesi amaçlandı.

     

    10 AYDA ŞEHİT SAYISI 123

    Milli Savunma Bakanlığı ‘nın verilerine göre, şehit sayısı 2009’da 56, 2010‘da 88, 2011‘de 99 ve 1 Ocak-31 Ekim 2012 tarihleri arasında 123.

     

    İçişleri Bakanlığı ‘nın verilerine göre ise 2002-2011 yılları arasında ülke genelinde meydana gelen terör olaylarında 81 polis, 734 asker olmak üzere, toplam 815 güvenlik mensubu şehit oldu. Toplam 5 bin 94 asker ve polis de yaralandı. Son 8 ayda terör örgütü 85 vatandaşı kaçırdı, 75’ini serbest bıraktı.

     

    Bakanlığın, 2012 yılındaki terör operasyonlarıyla ilgili raporu ise şöyle:

    “Yılın ilk 9 ayında Türkiye kırsalı ve Kuzey Irak‘ta düzenlenen operasyonlarda 970 terörist öldürüldü, 174’ü teslim oldu. Örgüt üyesi, milis, sempatizan ile örgüte yardım yataklık eden 6 bin 300 kişi PKK /KCK soruşturmalarında gözaltına alındı. Operasyonlarda, toplam 300 kilo RDX (C-4, A-4 plastik patlayıcı) ile 2 ton 900 kilogram el yapımı patlayıcı ele geçirildi.

     

     

    Kara ve hava harekatlarıyla PKK’daki 5 bin 500 – 6 bin dolayında olan eleman sayısı 4 – 4 bin 500’e geriledi.” Şu anda Türkiye kırsalında bin 500 – bin 600 dolayında silahlı teröristin bulunduğu bildirildi. Bordo Bereliler, Jandarma Özel Harekat, Polis Özel Harekat ve komando birliklerince icra edilen operasyonlarda 400 adet Kaleşnikof, M-16 ve Kanas gibi uzun namlulu silah ele geçti, 800 adet el bombası yakalandı. Savunma tipi el bombaların Rusya ve Almanyamenşeli olduğu bildirildi.

  • Gelecek Türkler’in

    Türkiye’nin gelecek için en büyük şansı genç nüfusu. Genç Türk nüfusu teknoloji alanında gerekli iş gücünü sağlayabileceği için Avrupa’nın önüne geçecekTürkiye demokrasi başarısıyla İslam dünyasında rol model olacak. Türkiye’nin 2023’e kadar siyasi alanda elde edeceği en büyük fırsatlardan biri bu olacak.

     

    Maya takvimine göre kıyametin kopacağı iddia edilen 21 Aralık herhangi bir felaket yaşanmadan geride kaldı. Gelecekte neler olacağına bilimsel açıklamalar getirmeyi amaçlayan “fütüroloji” bilimi giderek yaygınlaşıyor. Eski çağlardan kalan kehanetlere dayanmak yerine gelecekte dünyayı neler beklediğini fütüristlere sorduk. Ünlü ABD’li fütürist Ramez Naam ve Türkiye Fütüristler Derneği Başkanı Murat Şahin, atlatılan ‘kıyamet’ sonrasında Türkiye ve dünyayı bekleyen geleceği Milliyet’e anlattı.

     

    2023 TAHMİNLERİ
    Mısır asıllı ABD’li teknoloji uzmanı Ramez Naam Türkiye ve Dünya’nın 2023 yılında geleceği noktaya ilişkin tahminlerde bulundu. 13 yıl boyunca Microsoft için çalışan bilgisayar uzmanı, Los Angeles Times gazetesi tarafından gelecek bilimi üzerine müthiş bir araştırma olarak tanımlanan “More than human: Embracing the promise of biological enhancement” adlı kitabın da yazarı.
    Naam, Türkiye’nin 2023 yılında birçok alanda çok daha başarılı olacağını belirtti. Naam, Türk halkının en büyük şansının genç nüfus olduğunu söylüyor. Naam’a göre geleceğin en önemli iş kolu bugün olduğu gibi teknoloji olarak kalacak. Türkiye’nin büyümeye devam eden genç nüfusu ise teknoloji alanında gerekli iş gücünü sağlayabileceği için Avrupa’nın azalan genç nüfusunun önüne geçecek. Naam’ın 2023 yılına ilişkin siyasi alandaki tahmini, “Türkiye demokrasi başarısıyla İslam dünyasında bir rol modeli olacak. Türkiye’nin 2023 yılına kadar siyasi alanda elde edeceği en büyük fırsatlardan biri bu olacak” oluyor.

     

    TEKNOLOJİ PATLAMASI
    2023 yılında dünyada yaşanacak değişimlerden de bahseden Naam teknoloji alanındaki en büyük yeniliğin ‘güç’ üzerine olacağını söyledi. Naam’a göre telefon, bilgisayar ve tabletler 100 kat daha güçlü olacak. Siyasi alandaki en büyük değişim ise Asya’da, özellikle Çin’de yaşanacak.Hindistan ve diğer Asya ülkelerinin de siyasi ve ekonomik alanlarda güçleneceğini göreceğiz. ABD’nin askeri süper güç olarak kalmaya devam edeceğini söyleyen Naam, ülkenin ekonomik süper güç olma alanında yalnız kalmayacağını belirtiyor.
    Naam kötü haberi Avrupa’ya veriyor. Kıtada ekonomik durgunluğun artmaya devam edeceği konusunda uyarıyor. Gelecek bilimi uzmanına göre Avrupa yıllar geçtikçe küresel ekonomiden daha az pay alacak. 1970 yılında dünya ekonomisinin yüzde 35’ine sahip olan Avrupa bugünsadece yüzde 25’ine sahip. 2023 yılında bu oran yüzde 20’ye düşecek. Sonuç olarak dünya ekonomisine hükmeden ABD ve Avrupa yerine ABD ve Asya ülkeleri olarak değişecek.

     

    PETROL YİNE GÖZDE
    Naam 2023 yılına kadar dünyanın fosil yakıtlardan uzak durmaya çalışmaya devam etmesi gerektiğini belirtiyor. Yeni enerji kaynaklarına yönelinmesi gerektiğini söyleyen Naam, “Yine de petrol üretimi 2023 yılında bugüne göre biraz daha fazla olacak. Ama petrole talep üretilenden daha fazla olacak gibi gözüküyor” diye devam ediyor.
    Küresel ısınmanın artarak devam edeceği konusunda uyaran Naam yeşil enerji kaynaklarına yönelinmemesi durumunda dünyayı çevresel açıdan kötü bir geleceğin beklediğine dikkat çekiyor. Gelecek yüzyılla ilgili tahminlerde de bulunan Naam, “İnsan genetiğiyle ilgili bütün sırlar, beyindeki bağlantılar, neden yaşlandığımız ve daha fazlası çözülmüş olacak. Tüm bunları anlamak da değişiklikler yapabilmemize fırsat tanıyacak. Yani yaşlılıkla savaşıp, insanoğlunu daha zeki ve bilge hale getirebileceğiz. Nasıl göründüğümüz ve nasıl hissettiğimizi isteğimize göre değiştirebileceğiz” diyor.
     

    Büyük tehdit: Çöp!
    Türkiye Fütüristler Derneği’nin Başkanı Murat Şahin (41) Milliyet’e Türkiye’nin ve dünyanın yakın geleceği hakkındaki tahminlerini şöyle anlattı:
    “Türkiye 2023’e önemli hedeflerle gidiyor ancak daha büyük hedefler gerekli. Şu anda yaklaşık 120 milyon kişi uçakla seyahat ediyor. 2023’te hedefimiz 350 milyon. Bu 350 milyonu benzersiz şekilde seyahat ettirmenin yolarını bulabilmeliyiz. Sağlık konusunda hep ‘hastalığa çözüm’ üreten hedeflerimiz var oysa hedef hastalığı ortadan kaldırmak olmalı. Her pencerede bir saksı, her balkonda bir güneş veya rüzgar paneli ile elektrik üretimi gibi yepyeni bir çevre anlayışına ihtiyacımız var. Cumhuriyetin 100. Yılı için dünya çapında saygın 100 bilim insanı yetiştirmek gelecek 100 yıl için bizi daha yukarı taşıyacaktır. 2023’te 50 milyar cihazın birbiri ile konuşacağı, yılda 25 bin kişinin uzaya turist olarak gideceği, değişen mülkiyet anlayışı nedeniyle kullanıp sıkıldığımız eşyaları değiştirebileceğimiz dükkanların olacağı bir dünyaya doğru gidiyoruz. Üç boyutlu yazıcılar sayesinde yiyecekleri bile bilgisayar ortamında üretmek mümkün olacak. Ay ışığından enerji üretilecek, kadın girişimci sayısı en az 2 kat artacak, çöpün uluslararası tehdit konusu olacak ve kredi kartı ile nakit para tarihe karışacak. Ödemeler hava yolu milleri, market puanları, gsm dakikaları ile yapılabilecek.”

     

     

     

    ODTÜ’de de okutuluyor
    Ansiklopedilere 1940’lı yılların başında girmeye başlayan Fütüroloji (Gelecek Bilimi) terimi dünyanın önde gelen üniversitelerinde olduğu gibi Türkiye’de de bu yıl ders olarak okutulmaya başlandı. ODTÜ Enformatik Enstitüsü lisansüstü öğrencileri 20122013 ders yılında “Future Studies” adlı dersi alma hakkına sahip oldu. Gelecek bilimlerine giriş, bir bilim olarak fütürizm, değişim; değişimin belirlenmesi ve izlenmesi, kurumsal değişim planlaması, sosyal değişim, gelecekte sağlık ve liderlik gibi konuların işleneceği “Future Studies” programının liderliği ise Fütüristler Derneği üyesi Doktor Cenk Tezcan tarafından gerçekleştiriliyor. Bilim dalı Kadir Has Üniversitesi’nde de sertifika programı başlığı altında Fütürizm Okulu olarak harekete geçti. ABD’de bulunan Houston Üniversitesi’nde okutulan, Finlandiya Parlamentosu’nda bu konuda çalışan sürekli bir komisyon bulunan gelecek bilimi Türkiye’de aktif olarak 2005 yılında kurulan Fütüristler Derneği tarafından inceleniyor.

     

     

     

    1909’dan beri var
    İlk kez 1909 yılında, İtalyan şair Tomasso Marinetti’nin 1909 Fütürist Manifestosu ile duyulan gelecek bilimi konusu teknoloji ve gelecek konularına vurgu yapan modernist bir sanat hareketi olarak ortaya çıkmıştı. Dünyaya yayılması 1966 yılında Washington DC’de kurulan World Future Society (WFS) adlı kuruluş sayesinde olan bilim dalı, Fütüristler Derneği’nin tanımıyla ideal gelecek kurma arayışını sembolize ediyor. Bilim çerçevesinde günümüzdeki veriler dikkate alınarak insanlığın geleceğine dair tahminler yapılmaya çalışılıyor. MİLLİYET

  • Eşiyle ilgili ilginç çıkış

    Başbakan Erdoğan, NTV-Star yayınında önemli açıklamalarda bulundu. Derin devletin hala temizlenmediğini açıklayan Başbakan, yardımcısı Arınç’la farklı düşündüğünü de söyledi

     

    Başbakan Erdoğan, Ergenekon davasıyla ilgili düşüncelerinin sorulması üzerine şunları söyledi: “Ben Sayın Kılıçdaroğlu kadar cesur değilim, Anayasa’nın ilgili maddesini göz göre göre çiğneyemem. Yargıya müdahale yetkim yok. Silivri Cezaevi en uygun şartlarda yapılmıştır. Silivri bir açık hava hapishanesi değildir. Konuyla ilgili yargı ne karar verirse ona saygı duyarız. Benim Silahlı Kuvvetler mensupları için tutuksuz yargılanma isteğimi söylemişimdir. Ama bunun ötesine geçmem. (…) Biz tutuklu vekillerin tahliyesi yönünde bir söz vermedik. CHP Genel Başkanı verilmemiş bir sözü verilmiş gibi yaparak bizi zan altında bırakıyor. Bu insanlar seçildiklerinde tutuklu muydu, değil miydi? Siz dışarda hiç mi aday bulamadınız da bunları aday gösterdiniz? Bu CHP ve MHP’nin mantığını ters çalıştığını gösterir. Eğer bunu kullanırsanız yarın başkaları da bu yoldan girer. Devletteki derin yapı tamamen temizlendi iddiasında olmadık. O kadar büyük iddiada bulunamam. Derin yapının sıfırlandığı bir ülke yoktur. Her ülkede bu tür yapılanmalar vardır. Önemli olan bu tür yapılanmaların darbelere neden olup olmadığıdır. Biz bu yapıların zararını en aza indirdik.”

    Başbakan, Hozat’daki fişlemeler konusunda ise şu açıklamalarda bulundu: “Devletin bazı kurumlarında ’derin devlet’ten kalma kötü alışkanlıklar var. Ben dahil bu dinlemeler bitmemiştir. Derin devlet denen olay boş durmuyor. Evimin altındaki ofisimde dinleme cihazı bulundu. Önemli olan bunu kimin koyduğunu bulmak. Deniz Baykal’la ilgili kaseti de kimin yaptığı bulunamadı.”

    Lafım sağa sola çekilmesin

    Başbakan kuvvetler ayrılığı tartışmalarının hatırlatılması üzerine şunları söyledi:

    Bu gerçeği 75 milyonun benden dinlemesini istiyorum. Türkiye’de kuvvetler ayrılığını en güçlü savunan partinin lideriyim. Kimse bunu eğip büküp sağa sola çekmesin. Yargı öle zamanlar oldu ki yasamanında alnına müdahale etti, yürütmenin alanına da müdahale etti. 411 olayı yaşadık. Tarihi bir olaydır. Anayasa mahkemesi yargı buna müdahale etti. Yargı hukuka uygun mudur değil midir diye bakar. Kendisinin yasama organın yerine koyamaz. Glataport’un satışını biz yapıyoruz ama bunu yargı engelliyor. Eksik olanı söyler ben o eksiği gidermek sureti ile yine yaparım. Erkler arası yetki ihlaline karşıyız. Biz kuvvetler ayrılığını en güçlü savunan ülkeyiz. Çünkü bunun bedelini ağır ödedik. Bu engellemelerde kaybeden millet oluyor.”

    Sadece yargı ile alakalı değil

    Erdoğan, “Yargı hükümetin beklentilerine uygun mu hareket etemeli? Başbakan bunu mu söylüyor?” sorusunu şöyle yanıtladı:

    “Yargının yürütmenin yasalara aykırı aldığı bir karar varsa bunları denetleme hakkı vardır. Buna söyleyecek herhangi bir şeyimiz yok. Benim bakanım bir müdürü tayin edecek. Ama siz bunu durduruyorsunuz. 11-12 kez bir şube müdürünü ataymazsa, bu kişi orada 14 yıl aynı yerde kalabiliyorsa burada ne ararsınız? Demek ki, bunların içeride dayıları var, bir şeyler var ki, onları orada tutuyor. Veyahut orada bir hukuk oluşturuyor ve birileri koruyor. Böyle asla idare güç kazanamaz. Bir mekanizmayı başarılı bir şekilde yürütecekseniz, işletecekseniz, burada verimliliği esas almak zorundasınız. Bu sadece yargı için değil. Konya’daki konuşmaya bürokratik oligarşiden geldim. Bu sadece yargı ile alakalı değil. Kent hastaneleri projemiz var. Bunu 5 yıldır hayata geçiremiyorum.

    Eşimden önce öleyim

     

    Başbakan Erdoğan, ”Sizin yemek yönteminiz nedir? Bir tadımcınız var mı?” sorusu üzerine de Osmanlı dönemindeki çeşnici başını hatırlatarak, kendisinin yemekhanesiyle ilgilenenlere çeşnici başı denildiğini ancak bir alakası olmadığını söyledi. ”Eski bir Genelkurmay Başkanı, zehirleneceği ihbarını alması üzerine yemeğini aylarca evinden getirmiş. Size ya da Sayın Abdullah Gül’e buna yönelik bir şey var mı?” sorusuna karşılık Erdoğan, Cumhurbaşkanı Gül’ün de bu konuda hassasiyetleri olduğunu anlattı. Erdoğan, ”Eşi mi kontrol eder acaba yemekleri? Sizde kim kontrol eder? Önce kime tattırıyorsunuz, Emine Hanım’a mı?” sorusuna cevaben de ”O kadar da değil. Eşim zehirlenecekse ben zehirleneyim. Olur mu öyle şey? Benim Rabb’imden temennim, eşim benden önce ölmesin. Ben eşimden önce öleyim. Çünkü eşim benden önce ölürse bana kim bakacak?” dedi.

    Gündemi ben oluştururum

    ERDOĞAN, bazı açıklamalarının günlerce tartışıldığı, söylediklerinin anlaşıldığı şekilde olmadığının ortaya çıktığı hatırlatılarak, bunu bilinçli yapıp yapmadığının sorulması üzerine, bu tartışmaların olmaması durumunda başbakan olamayacağını söyledi. Erdoğan, ”Gündem birilerinin elinde kalırsa, o zaman siz başbakan olarak onun peşine takılırsınız. Ben peşine takılmamalıyım. Bir şeyi yaparken, bunun enine boyuna tartışmasını yapmışsam, en yakın çevremdeki bazı arkadaşlarımla bunun görüşmesini yapmışsam, onlar bile bunun zamanlamasını bilmeyebilir, bir zamanı gelir ki onu gündeme oturturum, oturtmam lazım. Bu kabiliyeti sergileyemezsem o zaman böyle bir neticeyi de elde edemezsiniz” dedi.

    Uludere olayı kullanılıyor

    “BİZ AK Parti olarak yaşatmanın gayretindeyiz. Uludere’nin soykırım olduğunu söyleyen kişi Başbağları konuşmuyor, Yeditepe’yi, Bingöl’ü konuşmuyor. Buralarda askerlerimiz topluca şehit edildi. Bu ülkede TSK bazı imtihanlardan geçti. Yeditepe’yi yaşayan komutanla dalga geçtiler. Uludere’ye ilişkin görüntülerde sadece hareketler görünüyor. Burada 2 gerçek var: Bir kaçakçılığı meşrulaştıralım, iki terör adına yapılıyorsa buna göz yumalım. Uludere’yi bu kadar basite indirgemeyelim. Sonuçta terörist de sivildir. Biraz sabredelim ölen 34 kişiyle ilgili yargı kararını bekleyelim. Sürekli sivil denmesini bir beyin yıkama hamlesi olarak görüyorum.”

    Fotoğraf değil 1 milyon ilmekli halı

    Vanlı işadamı Mustafa Acar, Başbakan Erdoğan’ın annesi Tenzile Erdoğan’nla çekilen bir fotoğrafını internetten indirip, ipek duvar halısı yaptı. Acar, Başbakan Erdoğan’ın anneler gününü kutlamak için annesini ziyaret ettiği sırada annesinin elini öptükten sonra, “Kaldır ayaklarının altını öpeyim” demesinin kendisini çok duygulandırdığını; ülkenin 10 yılına damgasını vurmuş güçlü bir kişiliğin, bu anlamda tevazu gösterip bu sözü söylemesinin de kendisini etkilediğini, bu nedenle böyle bir halı yapmaya karar verdiğini ifade etti.

    Acar, ebatları 1 metreye 70 santimetre olan ipek halının yapımının da oldukça zorlu geçtiğini belirtti. 6 kişilik ekiple 13 ayda tamamlanan ipek duvar halısında 200 farklı ton kullanıldığını, yüzleri ipekte düzgün görünmediği için Yeni Zelanda’dan getirilen yünleri kullandıklarını söyledi. Acar, fotoğrafı kare kare motiflendirdiklerini, milyona varan dokuma düzeneğine getirdiklerdikten sonra halının dokunmaya başlandığını ve her santimetrekarede 140 ilmek bulunduğunu da anlattı.

    “Cumhurbaşkanı ile aynı düşünüyoruz”

    “Meclisi fesih yetkisi kuvvetler ayrılığına aykırı” denmesinin üzerine Erdoğan, “Başkanlık sisteminde kuvvetler ayrılığı kalkmıyor. ABD’ye baktığınızda inceleme sistemi çok güçlü. Gazi Mustafa Kemal Atatürk döneminde yetkiyi Meclis’e bağlanmıştı. Gazi o zaman kuvvetler ayrılığından bahsetmiyor. Gazi kuvvetler birliğinden bahsediyordu. Burası çok minidardır. Belki bunu savaş şartları nedeniyle yaptı ama uzun süre kullanıldı” şeklinde konuştu. Benim arzum parlamentonun gücünü daha da artırmak. Referanduma daha da açık yapıyı güçlendirmemiz lazım” şeklinde konuştu.

    Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün kuvvetler ayrılığı konusunad yaptığı açıklama hakkında ise Başbakan Erdoğan, “Cumhurbaşkanı ile aynı düşünüyoruz” dedi.

    “Adalet sistemi hız kazandı”

    ’Tutuklama sayısı artmaya başladığının hatırlatılması üzerine Erdoğan, “Şu anda cezaevlerine giriş tutuklama sayısı artmaya başladı. Bunun nedeni, adalet sisteminin hız kazanmasıdır” dedi.

    Arınç’ın anlayışı yanlış

    Bülent Arınç ve İdris Naim Şahin’in açıklamalarının hatırlatılması üzerine Başbakan Erdoğan, “Ben herkesin yerli yerinde bazı kanaatlerini sergilerken, eğip bükmeden bunları konuşmamız lazım. Yani terör konusunda, terörle mücadelede ittifak sağlayamıyorsak bu bizim için büyük bir açıktır. Burada bir kan varsa kanla temizleyemezsiniz” dedi ve sözlerini şöyle sürdürdü: “Biz terörle mücadeleye devam edeceğiz, ama meclis içerisindeki uzantılarıyla müzakere de ederiz. Bizim değerlerimizde anlatmak, konuşmak ikna etmek var. Ama Meclis’te etkinliği olmayan uzantılarla görüşmeyiz, teröristleri kucaklayanlarla görüşmeyiz. Yani bizim yolumuz ’bana da işkence yapılsaydı dağa çıkarım’ değil. Dağa çıkışı engelleyebilirsek ne mutlu bize. Dokunulmazlık nasıl kalkar? Bu yasalarla belirlenmiştir. Bununla ilgili yargının attığı adımlar var. Bu fezleke olarak Meclis’e geldiğinde bu konularla ilgili olarak biz grup olarak çalışırız. Terörle mücadelede ittifak sağlayamıyorsak bu bizim için büyük bir açıktır. İçerikle ilgili çok çalışma yaptık. Bir yere geldik. Ancak bakın bir yanlış başka bir yanlışla temizlenemez. Burada bir kan varsa kanla temizleyemezsiniz. Bu adımı iyi atmamız lazım. Diyarbakır cezaevi hakkında görüşlerimiz çok önceden açıklanmıştır. O işkenceleri ben de gördüm. Biz bunu meydanlara taşımadık oralarda söylemedik.”

  • ‘Başbuğ’un ‘9 Işık’ı MHP’ye karşı koz oldu

    ‘Başbuğ’un ‘9 Işık’ı MHP’ye karşı koz oldu

    Ak Parti, MHP’nin başkanlık sistemine muhalefetini Alparslan Türkeş’in ‘9 Işık’ kitabında sistemi savunduğu sözleriyle bastırmak için broşür hazırlıyor.

     

    AK Parti yönetimi, MHP’nin eski Genel Başkanı merhum Alparslan Türkeş’in, 9 Işık kitabındaki başkanlık sistemi ile ilgili sözleriyle bir broşür hazırlayarak, MHP’nın başkanlık sistemine karşı muhalefetini bastırmaya hazırlanıyor. Broşur MHP tabanına dağıtılacak.

     

    ‘Liderlerini anlamamışlar’
    AK Parti öncelikle başkanlık sistemine karşı çıkan MHP yönetimini MHP tabanına şikayet edecek. Ak Parti, Türkeş’in başta “9 Işık” isimli kitabında olmak üzere başkanlık sistemini savunan yazıları ile sözlerini toplamaya başladı. Bu sözleri bir broşürde toplamayı planlayan AK Parti, MHP tabanından yönetime baskı yapmasını isteyecek.
    Başbakan Yardımcısı Bekir Bozdağ, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin başkanlık sistemi ile ilgili “Başbakan Erdoğan, seçilmiş sultan olmasını beklemekte ve bunun için gayret göstermektedir” sözlerine sert tepki gösterdi.
    Bozdağ, “Devlet Bahçeli, merhum Alparslan Türkeş’in yolundan, izinden gittiğini söylüyor. MHP’liler de öyle söylüyor. Ama belli ki 9 ışığı gerektiği gibi okumamış. MHP’nin ve MHP’li olan herkesin tartışmadığı ve tartışmaktan kaçındığı, merhum Alparslan Türkeş de kendi Türk milleti için Türkiye için en doğru sistemin, tek icranın olduğu, tek meclisin olduğu başkanlık sistemi olduğunu kendi ifade etmiş” dedi. Bozdağ, konuşmasına şöyle devam etti:
    “Merhum Alparslan Türkeş sultanlık mı istiyordu? Türkiye’yi bölecek başkanlık sistemini mi istiyordu? 9 ışıkta yazan bu bilgiler, merhum Alparslan Türkeş’in kaleminden çıktığına inandıkları bu bilgiler doğru mu değil mi? Türkeş de mi Türkiye’nin bölünmesini, parçalanmasını istiyordu. Türkeş de mi Türkiye’nin sultanlıkla yönetilmesini istiyordu. Ama maalesef bugünkü MHP’nin 9 ışıktan ışık almadığı, başka yerlerden ışık aldığı çok açık bir şekilde gözüküyor.”

     

     

    TEK BAŞKANI SAVUNMUŞTU

    AK Parti’nin broşür yaparak kamuoyuyla paylaşmak için derlemeye başladığı Alparslan Türkeş’in ‘9 Işık’ kitabındaki sözlerinden bazıları şöyle: “Güçlü kuvvetli devlet, şahsiyetli, dirayetli devlet başkanlarıyla kaimdir. Bunun için biz başkanlık sistemini getireceğiz.Avrupa krallık rejimlerinin bir kalıntısı olan senato kaldırılacaktır. Tek yapılı bir milli meclis, sadece milli olmakla kalmayacak, her sosyal dilimin meselelerini çözebilecek, bir sosyal dilimin diğerine hakim olmadığı bir meclise doğacaktır. Milliyetçi Hareket tek başkan, tek meclis sistemini savunur. Çağımız kuvvetli, adil ve hızlı icra çağıdırÖ Bunun için Türk tarih ve töremize uygun olarak başkanlık sistemini savunuyoruz. İcrayı, Cumhurbaşkanlığı ve Başbakanlık olarak ikiye bölemeyiz. Milliyetçi Türkiye’de demokratik milli cumhuriyet ilkesi içinde ‘başkan’, Türk milletinin yürütme organının tek başı olacaktır.”