Etiket: Türkiye

  • İşte iPhone 5S’in satış tarihi

    İşte iPhone 5S’in satış tarihi

    Phone 5S’i ne zaman sunacağı merak konusu. Teknoloji dünyasına düşen en son söylenti, yeni nesil iPhone’un birkaç ay içinde piyasaya sürülebileceği yönünde.

     

    Akıllı telefon piyasasına birbiri ardına sürülen ürünler, Apple’ın ne zaman hamlesini yapacağı konusunda tüketicileri iyice meraklandırıyor. Bu merakı biraz dindirecek olan açıklama, ABD’li bir analistten geldi.

     

    ABD yatırım bankası Piper Jaffray analisti Gene Munster, yeni nesil iPhone için önemli bir tahminde bulundu. Munster, iPhone 5S’in nakliyatının Haziran ayında başlayacağını, Eylül’de ‘düşük fiyatlı’ iPhone’un satışa sunulacağını öne sürdü.

     

    CNET’in haberine göre, Munster, Apple Haziran ayı sona ermeden 4 milyon iPhone 5S satabilir. Bu veriye kıyasla, iPhone 5, satışa sunulduğu hafta içinde 5 milyon satmıştı.

    Munster ayrıca, Apple’ın 2013’ün ikinci çeyreğinde 30 milyon iPhone satacağını öngördü. Bu sayı, bir 2012’nin aynı dönemine kıyasla yüzde 15’lik artışa işaret ediyor.

     

    BİYOMETRİK TARAMA ÖZELLİĞİ Mİ GELİYOR?
    Munster, hazırladığı raporda iPhone 5S ile birçoklarının beklediği yenilikler sunulacağını ifade etti. Bunlar arasında daha hızlı bir işlemci, daha iyi bir kamera ve yeni donanıma uyumlu bir yazılım var. Yeni iPhone’un, mobil ödemeler için NFC (Yakın Alan İletişimi) özelliği de içerebileceği belirtildi.

     

    Apple, geçtiğimiz yıl satın aldığı güvenlik firması AuthenTec sayesinde, iPhone 5S’te parmak izi taraması gibi özellikler de getirebilir. Ancak bu ihtimalin, iPhone 6’da sunulması daha yüksek bir ihtimal olarak kabul ediliyor.

    Apple’ın, birkaç ay önce gündeme gelen ‘ucuz iPhone’ sunması da muhtemel. Munster, gelişmekte olan piyasalara 125 dolar civarında sunulması düşünülen ve plastik kasası olacağı tahmin edilen telefonun, 250 dolardan satılacağını öne sürdü.

     

    Musnter, Apple’ın yoluna TV seti ve akıllı saat ile devam edeceğini, televizyondan çok fazla gelir elde etmeyi planmadığını ancak ‘yenilikçi yönünü ortaya koymak isteyeceğini’ belirtti.

  • Fıkra gibi konuşmalar

    Fıkra gibi konuşmalar

    Bursa Emniyet Müdürlüğü’ne bağlı Muhabere Elektronik Şube Müdürlüğü bünyesinde hizmet veren “155 Polis İmdat” hattı, vatandaşlardan gelen ihbarlarda yaşanan diyaloglar temel fıkralarını aratmıyor. Maddi hasarlı trafik kazasında karışan Karadenizli bir vatandaş görevli memura “bana arkadan çarpan araç kaçtı. Şu anda yolun ortasında tranwayın havalandığı yerdeyim” diyerek Yıldırım’daki Bursaray’ın viyadüke çıktığı bölgeyi anlatmaya çalışıyor. Görevli memurun kaçan aracın plakasını almak istemesi üzerine B harfini söyleyemediği için “niye anlamıyorsun sert P memur bey sert P” diye cevap vermesi gülüşmelere neden oluyor. Bir kadının kendisini taciz ettiği şahıs hakkında ‘sümsük herif beni takip ediyor, ekip gönderin birlikte dövelim’ dediği kayıtlarda çok ilginç diyaloglar yaşanıyor.

     

  • Türkiye’de tutuklu ve hükümlü sayısı

    AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Soylu ’31 Aralık 2012 itibarıyla 373 ceza ve infaz kurumunda 104 bin 313 hükümlü, 31 bin 707 tutuklu bulunuyor’ dedi.

     

    AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Süleyman Soylu, 31 Aralık 2012 itibarıyla 373 ceza ve infaz kurumunda 104 bin 313 hükümlü, 31 bin 707 tutuklu bulunduğunu belirterek, ”2001’de yüzde 50,4, 2009’da yüzde 34,6 ve şu anda 23,3 tutuklu. Demek ki referandum ve sonrası, AK Parti’nin 2001’den beri yaptığı uygulamalar net şekilde tutukluluk oranlarını indiriyor” dedi.

     

    Bolu Belediyesi’nde gazetecilerle bir araya gelen Soylu, Türkiye’de referandumun ardından büyük adımlar atıldığını söyledi.

    ”31 Aralık 2012 itibarıyla 373 ceza ve infaz kurumunda 104 bin 313 hükümlü, 31 bin 707 tutuklu bulunuyor” diyen Soylu, ”2001’de yüzde 50,4, 2009’da yüzde 34,6 ve şu anda 23,3 tutuklu. Demek ki referandum ve sonrası, AK Parti’nin 2001’den beri yaptığı uygulamalar net şekilde tutukluluk oranlarını indiriyor. Bu, hepimiz açısından önemli bir süreçtir” şeklinde konuştu.

     

    Televizyon dizileriyle ilgili düşüncesinin sorulması üzerine Soylu, ”Dizi işine biz bakmıyoruz, CHP ve Kılıçdaroğlu bakıyor. Siyaset sonradan öğrenilmez. Maalesef CHP lideri de böyle bir sıkıntıyla karşı karşıya. Karga kekliği taklit ederken kendi yürüyüşüne şaşarmış. Kılıçdaroğlu da ‘AK Parti’yi taklit edeceğim’ derken kendi yürüyüşünü şaşırmış durumda” dedi.

     

    Soylu, İmralı ile görüşmelere ilişkin sürecin sorulması üzerine, meselenin ”çözüm süreci” olarak ve iki ayaklı değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

    ”Maalesef bir takım haber mutfakları, Türkiye’de kasıtlı şekilde insanlarımızın sinir uçlarına dokunabilecek şekilde adlandırmalarda bulunmaktadır” diyen Soylu, ”Bu, yanlıştır. Bu, bir çözüm sürecidir. Bu, yıllardan beri Türkiye’nin kardeşler arasındaki mutabakatın yeniden sağlanmasına yönelik en temel adımlardan bir tanesidir. Türkiye’de bunu yine siyasi irade ortaya koymaktadır” diye konuştu.

     

     

    Sivil toplumun ve iş dünyasının bu konuda görevini yerine getirmediğini savunan Soylu, çözüm sürecinin tamamlanmasıyla Türkiye’de bilimin, zenginliğin, kardeşliğin ve demokrasinin yükseleceğine işaret etti.

     

    -”Bu elmas çözüm sürecinin adıdır”-

    ”Hükümet ve Sayın Başbakan ve AK Parti, cumhuriyet tarihinin en önemli risklerinden birisini almıştır” diyen Soylu, şunları dile getirdi:

    ”Bu riskin karşılığı vardır. Bu riskin karşılığı savaş değildir. Bu riskin karşılığı barış ortamıdır. Bu riskin karşılığı birlik ve beraberlik ortamıdır. Bunun için bu meselenin detaylarından çok, bu meselenin temel fotoğrafına, büyük fotoğrafına bakmanın en temel görevlerimizden birisi olması gerekir. Arzumuz, isteğimiz Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığına tabi olan her insanın annesinin, babasının yanında, annesinin, babasının kuzusu olarak durmasıdır. Bu kadar basit. Onun teröre bulaşması, kendi ülkesindeki insanlarla bir mücadeleye girmesi, elbette ki Türkiye’yi bugüne kadar çok önemli bir enerji kaybına uğratmış ve Türkiye’yi büyük bir sıkıntıya sokmuştur.

     

    Önümüzdeki günlerde Türkiye büyük bir bölge sorununu halletmektedir, yani Türkiye’nin ve çevremizdeki ülkelerin başına örülmek istenen büyük bir bölge sorununu çözmeye çalışmakta. Bunun için büyük gayret göstermekte.”

    Söylenecek sözlerin değerli olduğunu ifade eden Soylu, düşünce biçiminin değiştirilmesi gerektiğini bildirdi.

    Türkiye’nin dağı aşmakta olduğunu, dağın arkasında 76 milyon insanın eline alabileceği, Türkiye’yi ve coğrafyayı aydınlatan bir elmas bulunduğunu anlatan Soylu, sözlerini şöyle tamamladı:
    ”Bu elmas çözüm sürecinin, barış sürecinin, barışın, daha doğrusu çözüm sürecinin adıdır. Onun için dünkü kavgalar üzerinden ve dünkü siyaset polemikleri üzerinden bunu yürütmenin BDP’ye de bir faydası olduğu kanaatinde değilim. Sorumlu bakmalılar. Bu meselenin hallinden sonra kendilerine daha geniş siyaset alanı açılacak, bunu düşünmeliler. CHP’ye de daha geniş siyaset alanı açılacak. MHP’ye de daha geniş siyaset alanı açılacak. AK Parti’ye de daha geniş siyaset alanı açılacak. BDP’ye de daha geniş siyaset alanı açılacak. Türkiye, normalleşecek ve normal siyaset yapacağız.

     

    Türkiye’nin kalkınması, zenginleşmesi, gelişmesi üzerine siyaset tavrı ortaya koyacağız. Herhalde bugün Türkiye’nin güneydoğusunda yaşanan problem kimsenin hoşuna gitmiyordur. Hoşuna giden varsa ‘insanlıkla ilgili temel problemi söz konusudur’ diye değerlendirebiliriz.”

  • İlk 3-4 çocuğa teşvik

    Başbakan Erdoğan’ın nüfus artış hızında yaşanan düşmeyle birlikte çalışılması için talimat verdiği ‘çocuk teşviki’ uygulamasının detayları belli oluyor. Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün, çocuk teşviğinde barajlı sistemin olacağını belirterek, “İlk 3-4 çocuğa teşvik verilecek. 4 çocuk üstüne düşünülmüyor. Ayrıca teşvik amaca ulaşınca kalkacak” dedi.

     

    BİLİM Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün, Başbakan Tayyip Erdoğan’ın talimatıyla Türkiye’nin nüfus artış hızının düşük çıkması üzerine, ‘çocuk teşviki’ konusunda başlatılan çalışmayla ilgili bilgi verdi. Ergün, teşviğinin belli bir çocuk sayısına kadar uygunabileceğini, amaca ulaşınca da teşviğin ortadan kalkabileceğini söyledi. Hürriyet’in Ankara bürosunu ziyaret eden Ergün, sanayi ve ekonomi konularında önemli açıklamalarda bulundu.

     

     

    DİNAMİZM KAYBOLUYOR   

    Türkiye yaş ortalamasının 30.1’e yükselmesinin bir tehlike olduğunu söyleyen Ergün, önlem alınmadığı takdirde 20 sene sonra bu ortalamanın 40 olacağını ve toplumun dinamizmini kaybedeceğini bildirdi. Ergün, son Bakanlar Kurulu’nda gündeme gelen çocuk teşviği ile ilgili olarak, “Bu nedenle kendimize özgü bir formül bulacağız. Belli sayıdaki çocuğa teşvik gibi. Örneğin ilk üç-dört çocuğa teşvik verirsiniz. Özellikle eğitimli ailelerde çocuk sayısı az. Nitelikli nüfusu arttırmak için teşviği belli bir çocuk sayısına göre vermek gerekir. Tabii bunun bir süresi olur. Nüfus artış hızıyla ilgili sorun çözüldüğünde veya insanların belli bir alışkanlık edinmesini sağladıktan sonra teşviki kaldırırsınız” dedi.

     

     

    SİBER ORDU GELİYOR

    Ergün, bakanlığının çalışma alanına giren konular ve son Bilim ve Teknoloji Yüksek Kurulu’nda alınan kararlarla ilgili olarak da şu değerlendirmelerde bulundu: “Gün geçtikçe tüm sistemler dijital hale geliyor. Bu işlerimizi kolaylaştırıyor, ancak tehlikeleri de beraberinde getiriyor. Yarın şehirlerin altyapıları tamamen elektronik ortama, dijital ortama taşınacak. Ancak birisi siber saldırıda bulunsa kimsenin suyu akmaz. Bu adımlar atılırken geç kalmadan mutlaka güvenlik sistemlerinin oluşturulması gerekiyor. Hatta askeri mekanizmalar bile çalışamaz hale gelir. Amerikan ordusu bile Özel Siber Komutanlığı kurdu.”

     

     

    200 KİŞİYİ GEÇECEK

    Bu komutanlığın birkaç ay önce Türkiye’de de kurulduğunu kaydeden Ergün, “Güvenlik yazılımları üzerinde çalışan güvenlik açıklarını bulmaya çalışan bir yer. Biz de TÜBİTAK bünyesinde Siber Güvenlik Enstitüsü kurduk. İlk etapta 70-80 çocuğu istihdam ediyoruz. Bunların sayısı 200’ü geçecek. Yanlış işler yapmayan, güvenlik sistemleri üzerinde çalışan çocuklar. Onları yetiştiriyoruz.”

     

     

    Futbolda işler çok karanlık

    BİLİM Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün bir yıl boyunca Kocaeli Sporda yöneticilik yaptığını ancak futbolda yönetim ve ilişkileri karanlık bulduğu için yönetimden çekildiğini söyledi. Ergün, “Bıraktım, bu işle sevenler ilgilensin, sorunu sevenler çözsün” dedi. Ergün şöyle devam etti: “Futbolda finansal ilişkiler karanlık. Maliyetler lüzumsuz yere çok yükseltiliyor. Bu tribünlerin taşıyacağı bir yük değil. Taşıyamayınca yanlış yollara başvuruyorlar. Oysa tribünün ve yayın gelirlerinin sistemi finanse etmesi lazım. Futbolun cari açığı var. Bazı işler yapalım, düzeltelim’ arayışı var tabii ki. Futbol için ‘niye bu durumdayız’ diye bir çalıştay yapılmalı. Profesyonel futbol masaya yatırılmalı. Daha geçtiğimiz dönemde bir şike konusu oldu. Bu gerçekten insanın yüzünü kızartıyor.”

     

     

    YÖK katılmadı hacklendi

    SİBER Güvenlik Tatbikatları yaptıklarını kaydeden Nihat Ergün, “Kurumların açıklarını belirliyoruz. Kurumları bu tatbikatlara alıyoruz. Tatbikatlarda kurumlara gerçek saldırılar düzenleniyor, açıklarını kendilerine gösteriyoruz. Bazıları açıkları ortaya çıkmasın diye tatbikata katılmıyor. Oysa biz senin düşmanın değiliz ki. Örneğin YÖK bu tatbikatlara katılmadı. Bir kaç gün sonra saldırıya uğradı. Bir döneme ait soruşturma bilgileri sisteminden çalındı. Herkes kendi verisini korumaya çalışıyor ama verilerin birkaç merkezde toplanması çok önemli. Amerika 300-400 veri merkezini kapatacak, birkaç merkeze indirecek. Veri merkezleri oluşturup belli noktalarda toplayacağız. Veri merkezlerinin inşasını Ulaştırma Bakanlığı yapacak. Sistemlerini TÜBİTAK kuracak” dedi.

  • -30derecede kamp

    AHMET AKBUĞA
    ERZURUM (İHA) –

     

    Türkiye Dağcılık Federasyonu (TDF) tarafından Erzurum’un Konaklı Kayak Merkezi’nde düzenlenen ‘İleri Seviye Kış Gelişim ve Eğitim Kampı’na katılan 35’i kadın 156 dağcı, karakışa meydan okudu.

     
    Hava sıcaklığının geceleri sıfırın altında 30 dereceye kadar düştüğü Erzurum’a 25 kilometre uzaklıktaki kutup tipi çadırlarda yaşayan dağcılar, güne saat 06.00’da başlıyor. Çadırda kahvaltı yapan dağcılar, eğitim çalışmalarına katılıyor. Kar kalınlığının 1,5 metreyi bulduğu Konaklı’da 10 antrenör eşliğinde ders gören dağcılar, çığ, krampon kullanma, karda ve buzda emniyet alma tekniklerini uygulamalı olarak görüyor. Öğle yemeğini yine kendi olanakları ile hazırlayan ve yiyen dağcılar, bir saatlik molanın ardından tekrar çalışmalara katılıyor.

     
    Türkiye Dağcılık Federasyonu Başkanı Alaattin Karaca, kampa katılan kadın erkek 156 sporcunun 10 antrenör tarafından eğitildiğini belirtti. Kampta dağcılara ağır doğa koşullarında hayatta kalma dersi verildiğini ifade eden Karaca, “İleri Seviye Kış Gelişim ve Eğitim Kampı 19 Ocak’ta başladı, 25 Ocak’ta sona erecek. Kampa katılanlar yönetmenliğe göre yaz eğitimlerini başarı ile tamamlayan ve üç eğitimde başarılı olan dağcılar. Kampa katılan dağcılar, ağır doğa şatlarında tamamen kendi olanakları ile hayatlarını sürdürüyor. Uzman elemanlarımız önderliğinde kış eğitimi alıyorlar. Dağcılar, ısının sıfırın altında 30 dereceye kadar düştüğü gecelerde bireysel çadırlarında kalıyor. Kendi çadırında yine kendinin pişirdiği yemeklerle besleniyor. Bu kampı başarı ile tamamlayanlar, bir sonraki kampa katılma hakkı elde edecek” diye konuştu.