Etiket: Türkiye-iran

  • Türkiye-İran İş Forumu

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Yaptırımları kabul etmediğimizi, hiç kimsenin yaptırımlar nedeniyle İran ile ekonomik ve ticari ilişkilerimizi sonlandıracağımızı düşünmemesi gerektiğini tekrarlıyorum” dedi.

    İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ile birlikte Cumhurbaşkanlığı Çankaya Köşkü’nde düzenlenen Türkiye-İran İş Forumu’na katılan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Amerika’nın İran’a uyguladığı ambargonun İran halkını cezalandırmak anlamına geldiğini söyledi.

    “Bölgenin güvenliğini sağlamamız gerek ki, ekonomik güvenliğimizi temin edelim”

    İki ülke arasındaki hedefin ikili ekonomik ilişkileri siyasi ilişkilerle aynı seviyeye çıkartmak olduğunu belirten ve ikili ticaret hacminin 30 milyar dolar seviyesine çıkartılmasını arzu ettiklerini kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ticari ilişkilerimizin ahdi alt yapısını oluşturan tercihli ticaret anlaşmasının genişletilmesine ilişkin müzakereleri önemli görüyorum. Bunu süratle sonuçlandırmamızda fayda var” diye konuştu.

    Bölgenin güvenliğinin, özellikle İran ve Türkiye’ye çok büyük yükler yüklediğini belirten Erdoğan, “Biz bu süreçte adeta bir üçlü ortaya koyduk. Rusya-İran-Türkiye olarak şimdi inşallah dördüncü zirve ile yolculuğumuza devam edeceğiz, çünkü bölgenin güvenliğini sağlamamız gerek ki, ekonomik güvenliğimizi temin edelim” şeklinde konuştu.

    “Yaptırımları kabul etmediğimizi tekrarlıyorum”

    ABD’nin İran’a yönelik uyguladığı yaptırımlara değinen Erdoğan, “Amerika’nın yaptırımlarının bize hedeflerimize ulaşmaktan alıkoymasını engellemek mecburiyetindeyiz. Yaptırımlara karşı çıktığımızı, bu tür baskı araçlarına başvurulmasının İran halkının cezalandırılması anlamına geldiğini ifade ettik. Dünyada savaşı mı kovalayacağız, barışı mı kovalayacağız? İnsanlık barışa muhtaç, savaşa değil. Yaptırımları kabul etmediğimizi, hiç kimsenin yaptırımlar nedeniyle İran ile ekonomik ve ticari ilişkilerimizi sonlandıracağımızı düşünmemesi gerektiğini tekrarlıyorum. Elbette yatırımların özellikle bankacılık sisteminden kaynaklanan bazı belirsizliklere yol açtığının farkındayız. Hem Türk hem de İranlı müteşebbislerin işlerinde bu sebeple aksamaların yaşandığını müşahede ediyoruz. Bu sorunların çözüme kavuşturulabileceğine inanıyoruz. Sayın Ruhani ve heyeti ile bugün gerçekleştirdiğimiz toplantıda bu konuda birlikte çalışma ve yol haritası oluşturma konusunda mutabık kaldık. Yaptırımları ilişkilerimizde fırsata çevireceğimize inancım tamdır. İranlı dostlarımızın Türkiye’nin yaptırımlar konusunda gösterdiği ilkeli ve kararlı tutuma ticari ilişkilerimizin daha güçlendirme iradesi ile mukabele etmelerini bekliyoruz. Bu tavır ülkelerimizi bölgede tecrit etme çabalarına karşı verilmiş en güzel cevap olacaktır” ifadelerini kullandı.

    “Biz irademizi bu bölgedeki güvenliği ve istikrarı sağlama yönünde ortaya koyuyoruz”

    Bölgenin genelinde güvenliğin sağlanması için iki ülke arasında çok önemli işbirlikleri yapıldığını belirten İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, “Biz bu bölgede gelişmeye şahit olmak istiyorsak, İran ve Türkiye birbirlerinin yanında önemli adım atmak istiyorlarsa bunun en önemli şartı güvenliğin sağlanmasıdır. Bizim güvenliğimiz bölgenin güvenliğinden bağımsız değildir. Biz irademizi bu bölgedeki güvenliği ve istikrarı sağlama yönünde ortaya koyuyoruz. Dış güçlere şunu söylemek istiyoruz, siz bu bölgenin geleceği için herhangi bir karar alamazsınız. İki ülke birbirlerinin yardımı ile terörizmi bölgeden siler. Terör çeteleri bizim bölgede hepimize zarar veriyor. Türkiye’de herhangi bir terör çetesi faaliyet gösteriyorsa bu İran’ın da zararınadır” dedi.

    “Türkiye ne kadar ihtiyaç duyarsa İran tam anlamı ile Türkiye’nin yanındadır”

    İki ülkenin ekonomik alandaki faaliyetler için gerekli ortamı oluşturması, kolaylaştırıcı rolü oynaması gerektiğini söyleyen Ruhani, bugünkü görüşmelerde bu konuda önemli kararlar alındığını kaydetti. Ruhani, “İki ülke 30 milyar dolar olan belirledikleri amaca mali kolaylıklar sağlanırsa ulaşılabilir. Bu alanda kurumlar, bankalar, fonlar, sigorta şirketleri, gemicilik, sektörü, taşımacılık sektörü bunların hepsinin çok önemli ve yapıcı rolleri var. Enerji konusunda iki ülke arasında çok iyi ilişkiler vardır. Biz her zaman hazırız, sizin ülkenizin enerjisini temin etmek istiyoruz, bu gün de hazırız, bizim komşu ve kardeş ülkemiz Türkiye ne kadar ihtiyaç duyarsa İran tam anlamı ile Türkiye’nin yanındadır. İki ülke tamamen birbirlerine destek vermeye hazırlar” diye konuştu.

    “Bu koşullar kesinlikle değerli bir fırsata dönüşebilir”

    Ortak bir organize sanayi bölgesi oluşturmak için bir karar verildiğini kaydeden Ruhani, enerji konusunda tam anlamı ile hazır olduklarını, Türk yatırımcıların İran’da yatırım yapmak istemeleri durumunda kendilerinin gerekli imkanları vermeye hazır olduklarını kaydetti. İki ülkenin coğrafi konumlarının da önemli olduğunu kaydeden Ruhani, yatırımcıların bunu da göz önünde bulundurmaları gerektiğini söyledi.

    Tercihi kurlara dayalı bir ticaretin iki ülke arasında belirlenen bir amaç olduğunu belirten Ruhani, “Biz öyle bir noktaya gelmeliyiz ki, aramızda artık serbest ticareti konuşmalıyız” ifadelerini kullandı.

    Zalim ve adaletsiz bir ambargo ile karşı karşıya olduklarını belirten Ruhani, “Türk işadamlarına şunu söylemek istiyorum, bu koşullar kesinlikle değerli bir fırsata dönüşebilir. İki ülkenin ekonomisini birbirine bağlamak için kullanılabilir” açıklamasında bulunarak Türkiye ve İran’ın birlikte yapacağı ticaretin önemini anlattı.

  • 10. Türkiye-İran Tarihi ve Kültürel İlişkileri Sempozyumu Konya’da gerçekleştirildi

    Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu bünyesindeki Türk Tarih Kurumu, İran İslam Cumhuriyeti Kültür Müsteşarlığı ve Selçuk Üniversitesi iş birliğiyle Konya’da ” Türkiye-İran Tarihi ve Kültürel İlişkileri Sempozyumu” düzenlendi.

    Selçuk Üniversitesinde 12-13 Aralık tarihlerinde gerçekleştirilen sempozyumun açışında konuşan Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Başkanı Prof. Dr. Derya Örs, bugün Batı dünyası ile Doğu dünyası arasında süren çatışmaların kültürel yönüne değindi. Barışı ve bir aradalığı öngören ve geçmişte bu değerlere olan bağlılığını ispat etmiş olan Doğu ile insan hakları, demokrasi gibi konularda kendilerinden olmayan toplumlara karşı ikiyüzlü davranan Batı’nın hayata bakışları arasındaki farklılıkların altını çizen Prof. Dr. Örs, bugün çeşitli toplumsal mühendislik projeleriyle İranlılar, Türkler, Araplar gibi İslam dünyasının büyük nüfusunu oluşturan milletlerin barış ve huzur içerisinde yaşamamaları ve birbirlerine düşman olmaları için oyunlar tezgahlandığını ifade etti. Sömürgeci küresel güçlerin gelişmekte olan ülkeleri kültürel ve ekonomik olarak sömürdükleri, kendilerine yabancılaştırdıkları, değerlerini başkalaştırdıkları bir dünyada sömürülen ülkelerin en güçlü silahının kendi medeniyet değerlerine sahip çıkmaları olduğunu söyleyen Prof. Dr. Örs, küresel güçlerin planları tersine çevirmek için çok çalışmak gerektiğini dile getirdi. Zaman zaman inişli çıkışlı seyreden Türkiye-İran ilişkilerini anlamak için zihinlere dayatılan kalıpların dışına çıkarak bu toplumların dinamiklerini, tarihi, kültürel değerlerini öğrenmenin ve bunları geniş kültürel ilişkilere dönüştürmenin gerekli olduğunu ifade eden Prof. Dr. Örs, bu bakımdan en önemli görevin kültür insanlarına düştüğünü dile getirdi. Prof. Dr. Örs, ortak tarihsel ve kültürel noktalardan hareket ederek toplumları ve devletleri birbirlerine yaklaştırmanın kendi coğrafyalarımız üzerinde söz sahibi olmayı sağlayacağını da sözlerine ekledi.

    Türk Tarih Kurumu Başkanı Prof. Dr. Refik Turan ise, tarihte iki toplumu birbirine yaklaştıran isimlere ve olaylara yer verdiği konuşmasında, hem bölgenin hem de dünyanın göz ardı edilemez ağırlığa sahip iki ülkesi olan Türkiye ve İran’ın tarih boyunca çok güçlü halkalarla birbirlerine bağlandığını söyledi. Hoca Saadettin’den Afrasyab’a, Anuşirvan’a, Tuğrul Bey’den Melikşah’a, Nizâmülmülk’ten İsmail Safevi’ye ve İmam Humeyni’ye kadar uzanan bir siyasal zincir halkasının iki milleti birbirine bağlamaya devam ettiğini belirten Prof. Dr. Turan, iki toplum arasındaki bağların sadece siyasal halkalardan ibaret olmadığını, bu derin bağlılığın Firdevsî, Abdülkadir Geylanî, Zaloğlu Rüstem, Şirazî ve Mevlânâ gibi isimlerle kültür, edebiyat, fikir alanında da sürdüğünü kaydetti. İki devletin 1639’dan beri hiç savaşmadıklarına, sınırların da yüzyıllardır değişmediğine dikkat çeken Prof. Dr. Turan, yaklaşık 400 yıllık bu barışın örneğine dünyada az rastlandığını ifade etti.

    İran İslam Cumhuriyeti Kültür Müsteşarı Mahmut Sıtkızade de konuşmasında ikili ilişkilerin ele alındığı bu gibi toplantıların ülkelerin birbirini tanımasına vesile olduğunu belirterek, 20 yıldır sürdürülen sempozyum serisinin gerçekleştirilmesinde emeği geçenlere teşekkür etti.

    Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Okka ise sempozyuma ev sahipliği yapmaktan memnuniyet duyduklarını belirterek, İran’la ilişkileri sürdürmekte kararlı olduklarını, öğrenci değişimi gibi yeni projeler gerçekleştirerek kültürel ilişkilerin gelişimine katkıda bulunmak istediklerini söyledi.

    Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanlığının “Belgelerle Türk İran İlişkileri” sergisinin de ziyarete açıldığı sempozyuma Türkiye’den ve İran’dan katılan bilim insanları, geçmişten bugüne Türkiye-İran ilişkileri hakkında değerlendirmelerde bulundu. 10 oturumun düzenlendiği sempozyumda, Türklerin ve İranlıların ortak tarihinde edebiyat ve felsefe gibi kültürel etkileşim alanları, iki halkın İslam medeniyetine katkıları, tarih boyunca yaşadıkları çatışmalar ve kurdukları ittifaklar konuşuldu. Katılımcılar, iki toplumun ortak değeri olan Hz. Mevlânâ ve Mevlevlik kültürünü de bu yıl 7-17 Aralık tarihlerinde gerçekleştirilen Hz. Mevlâna’nın 745. vuslat yıl dönümü anma törenlerinin (Şeb-i Arûs) atmosferi içerisinde değerlendirme fırsatı buldu.

  • Konya’da 10. Türkiye-İran Tarihi ve Kültürel İlişkileri Sempozyumu

    Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu bünyesindeki Türk Tarih Kurumu, İran İslam Cumhuriyeti Kültür Müsteşarlığı ve Selçuk Üniversitesi iş birliğiyle 12-14 Aralık tarihlerinde 10. Türkiye-İran Tarihi ve Kültürel İlişkileri Sempozyumu düzenlenecek.

    Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu bünyesindeki Türk Tarih Kurumu, İran İslam Cumhuriyeti Kültür Müsteşarlığı ve Selçuk Üniversitesi iş birliğiyle 12-14 Aralık tarihlerinde 10. Türkiye-İran Tarihi ve Kültürel İlişkileri Sempozyumu düzenlenecek. Selçuk Üniversitesinin ev sahipliği yapacağı sempozyum, İran İslam Cumhuriyeti Maslahatgüzarı Ali Asghar Mehrabi, Kültür Müsteşarı Mahmood Sedghızadeh ve Kültür Müsteşar Yardımcısı Reza Azizian ile Atatürk, Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Başkanı Prof. Dr. Derya Örs, Türk Tarih Kurumu Başkanı Prof. Dr. Refik Turan ve Selçuk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Şahin’in katılımıyla gerçekleşecek.

    Sempozyuma Türkiye’den ve İran’dan katılan 37 bilim insanı, geçmişten bugüne Türk-İran ilişkileri hakkında değerlendirmeler yapacak. İki gün boyunca düzenlenecek olan 10 oturumda, Türklerin ve İranlıların ortak tarihinde edebiyat ve felsefe gibi kültürel etkileşim alanları, iki halkın İslam medeniyetine katkıları, tarih boyunca yaşadıkları çatışmalar ve kurdukları ittifaklar konuşulacak. Sempozyumda iki ülke arasındaki ilişkilerin geleceği de ele alınacak. Bu yıl, 7-17 Aralık tarihlerinde Konya’da gerçekleştirilecek olan Hz. Mevlana’nın 745. vuslat yıl dönümü anma törenleri (Şeb-i Arüs) içerisinde gerçekleşecek olan sempozyumda katılımcılar, iki toplumun ortak değeri olan Hz. Mevlana ve Mevlevlik kültürünü de anma törenlerinin atmosferi içerisinde değerlendirme fırsatı bulacak.

  • Van’daki ‘Türkiye-İran Dostluk Müsabakaları’ sona erdi

    Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Rektörlüğünün başlattığı uluslararası işbirliği çalışmaları kapsamında düzenlenen “Türkiye-İran Dostluk Müsabakaları” sona erdi.

    Van YYÜ Zeve yerleşkesinde basketbol, futsal, badminton, masatenisi, voleybol ve atletizm alanlarında 3 gün boyunca süren müsabakalar sona erdi. Yeni faaliyete geçen YYÜ Spor Kompleksinde yapılan törenle dereceye giren takımlar ve sporcular kupalarını aldılar.

    Törene YYÜ rektör yardımcıları Prof. Dr Ahmet Kazankaya ve Prof. Dr. Murat Demirel, YYÜ Genel Sekreteri Prof. Dr. Yusuf Uzun, SKS Daire Başkanı Kemal Demir, İran Urumiye Spor İl Müdürü Dr. Rahim Sharif ve iki ülkeden sporcular katıldı.

    Tören, dereceye giren takımlara ve sporculara protokol tarafından kupalarının verilmesiyle sona erdi.

  • Türkiye-İran hudut görüşmeleri Hoy’da gerçekleştirildi

    Türkiye Cumhuriyeti ile İran İslam Cumhuriyeti arasındaki hudut güvenliği görüşmeleri, komşu ülkenin Batı Azerbaycan Eyaleti kenti olan Hoy’da gerçekleştirildi.

    Türkiye’yi temsilen Hoy’a giden Van Valisi Murat Zorluoğlu başkanlığındaki heyet, Saray ilçesindeki Kapıköy (Razi) Sınır Kapısı’ndan İran’a geçti. Razi’de İran İslam Cumhuriyeti heyet başkanı Hoy 1. Derece Hudut Komiseri Albay İmamali Hudayifer ve diğer yetkililerce karşılanan Vali Zorluoğlu ile beraberindeki heyet, sonrasında Hoy Hudut Komiserliği toplantı salonuna geçerek buradaki hudut görüşmelerine katıldı.

    Terör olayları, insan kaçakçılığı, diğer kaçakçılık türleri ve sınır güvenliği konularının görüşüldüğü toplantıda iki komşu ülkenin kentlerini ayıran sınır boyunda yaşanan olaylar masaya yatırılarak karşılıklı talepler aktarıldı ve istişarelerde bulunuldu.

    Mutabakat metinlerinin imzalanmasıyla tamamlanan görüşmelere, Vali Murat Zorluoğlu’nun yanı sıra Vali Yardımcısı İbrahim Civelek, İl Jandarma Komutanı Tuğgeneral Yavuz Özfidan, İl Emniyet Müdürü Mehmet Suat Ekici, 6. Hudut Alay Komutanı Albay İlker Ertuğrul, Başkale, Çaldıran, Özalp ve Saray kaymakamları, Van Valiliği Özel Kalem Müdürü Dr. Ali Kılıçer, İl Göç İdaresi Müdürü Cuma Omurca, Mütercim Cemil Sönmez ve Daktilograf Adem Uludağ katıldı.