Etiket: Türkeş

  • Başbakan Yardımcısı Türkeş: “Terör örgütleri en büyük katliamı ve zararı Müslümanlara yapıyor”

    Başbakan Yardımcısı Tuğrul Türkeş, Medeniyetler İttifakı İstanbul Konferansı’nda yaptığı konuşmada, farklı olanları dışlama kültürünün radikalleşmeye ve aşırıcılığa mercek tuttuğunu belirterek, “Bunlar da terörü tetikliyor. İslam adına eylem yaptığını iddia eden terör örgütleri, en büyük katliamları Müslümanlara yapıyor. En büyük zararı da onlara veriyor” dedi.

    Başbakan Yardımcısı Yıldırım Tuğrul Türkeş, İstanbul Cemal Reşit Rey Salonu’nda düzenlenen Medeniyetler İttifakı İstanbul Konferansları kapsamında ’Yeni Dünya, Yeni Türkiye ve Medeniyetler İttifakı’ konferansına katıldı. Konferansa Türkeş’in yanı sıra Başbakan Başmüşaviri Prof. Dr. Bekir Karlığa, Birleşmiş Milletler (BM) İttifakı Yüksek Temsilcisi Nassir Abdulaziz Al-Nasser, İBB Meclis 1’inci Başkan Vekili Ahmet Selamet, Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı İbrahim Karaosmanoğlu ve davetliler katıldı.

    Konferansta konuşma yapan Başbakan Yardımcısı Yıldırım Tuğrul Türkeş, “Esasen İstanbul’un kendisi medeniyetler ittifakı simgesidir. Bir çok kültürü bir arada barındırmıştır ve yeni gelen de eski kültürün daima muhafazasından yana olmuştur. Türkiye’nin medeniyetler ittifakı kuruluşu dahil olmak üzere bugüne kadar sağlamış olduğu siyasi, fikirsel ve maddi destek ülkemizin medeniyetler arası diyalog uyum ve işbirliği alanındaki öncü rolünde teyit etmektedir” dedi.

    “Farklı olanları dışlama kültürü terörü tetikliyor”

    Türkeş, “İttifakın sağladığı bunca başarıya rağmen kemikleşmiş ön yargıları, insanları, inançları, kökenleri ve kültürleri temelinde ayrıştıran anlayışı henüz aşamadığımızı üzülerek görmekteyiz. Kültürel, dini ve etnik farklılıkların birer tehdit değil, zenginlik olarak görüldüğü hoşgörünün ve uyumun her yerde her alanda öne çıktığı toplumsal anlayışı maalesef henüz küresel ölçüde yaygınlaştıramadık. Bugün 60 milyon insan ülkelerindeki çatışmalar yüzünden evlerini terk etmek zorunda kaldıkları bir dünyada yaşıyoruz. Büyük kısmını kadınların ve çocukların oluşturduğu bu masum insanların önemli bir bölümünün çıktığı umut yolculuğu, denizlerin karanlık sularında daha büyük acılarla sonuçlanıyor. Farklı olanları dışlama kültürü ne yazık ki radikalleşmeye ve aşırıcılığa mercek tutuyor. Bunlar da terörü tetikliyor. İslam adına eylem yaptığını iddia eden terör örgütleri, en büyük katliamları Müslümanlara yapıyor. En büyük zararı da onlara veriyor. Bu örgütlerin sebep olduğu algının dahi etkisiyle özellikle batıdaki yabancı düşmanlığı ve İslamofobinin de hızla yayıldığını görüyoruz. Oysa biz hep terörün, terör örgütlerinin dininin, kökeninin, bölgesinin ve kültürünün olmadığını söylüyoruz. Terör terördür, terörist de teröristtir. Masum insanların canına kastetmeyi hiçbir inanç, kültür, vicdan tasvip etmez. Özellikle ismini dahi barış kökünden alan İslam zulmün ve şiddetin her türlüsünü reddeder” ifadelerini kullandı.

    “Norveç’te 77 insanı katleden teröristi kimse ’Hristiyan’ diye tarif etmedi”

    Başbakan Yardımcısı Yıldırım Tuğrul Türkeş konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “2011 yılında Norveç’te göçmen çocukların ağırlıklı olduğu bir ısındırma kampında, Hristiyan olan bir şahıs 77 insanı katletti. Bu bir çılgınlık, akıl tutulması ve ırkçı bir yaklaşımdı. Ama bugüne kadar biz dahil hiç kimse bu teröristi, ’Hristiyan’ diye tarif etmedik. Terör örgütleri medeniyetler ittifakı projesiyle kurmaya çalıştığımız ortak idealin en büyük düşmanıdır. Bu tehditti ancak ortak mücadeleyle aşabiliriz. Aksi yöndeki her tutumun, beyanın teröre ve terör örgütlerine destek anlamına geldiğini de biliyoruz.”

    “Terör örgütü takımının dinler arası hoşgörü olayını hiç anlamadım”

    Konuşmaların ardından soruları yanıtlayan Başbakan Yardımcısı Türkeş, “Kaygıları ve tereddütleri anlıyoruz. Vatandaşların anlaması gereken bir şey var. Devlet kolay olunmuyor hele de devlet ebet-müddet felsefesine sahip bir devletin yaşaması ve ileriye doğru bakması ve gitmesi çok kolay bir iş değildir. Terör örgütü takımının bir ara dinler arası hoşgörü diye bir şeyi vardı. Ben onu başından beri hiç anlamadım. Ramazanda davet edeceğiz, papaz, haham gelecek iftarımıza ortak olacak. Amenna buyursun gelsinler. Ama sen dinler arası diyalog diye başlayacaksın. Başladığın günde bugüne onlar seni hiçbir şeylerine çağırmayacaklar. Ben bunu hep garipsedim. Bunu onlarla karıştırmayın. Bu devlet aklı içinde 21’inci yüzyılda bölgesel güç, yıldız olmasını istediğimiz Türkiye Cumhuriyeti devletinin politikalarıyla ilgilidir” diye konuştu.

    “Bölgesel birçok sıkıntıdan işsizlik zaten oluyor”

    İşsizlikle ilgili soruya ise Türkeş, “İşsizlik dönemsel olarak artabilir ama çok çalışmak lazım. Zaten Ar-Ge’ye daha çok önem veriyoruz. Bölgesel birçok sıkıntıdan işsizlik zaten oluyor. Bunlar aşılamayacak şeyler değil, yani gücümüze hangi kemerin üzerinde hissediyoruz. Onu ve gücümüzü bilmemiz lazım, hedefimizi de bildiğimiz takdirde bunlar problem değil diye düşünüyorum. Bu kadar ümitsiz olmayınız” dedi.

    Konferansın ardından protokol üyelerine buket verilerek hatıra fotoğrafı çekildi.

  • Başbakan Yardımcısı Tuğrul Türkeş:

    Kilis Belediye Başkanı Hasan Kara’yı ziyaret eden Başbakan Yardımcısı Tuğrul Türkeş, “Hükümetin terörle mücadele konusunda hazırlamış olduğu paket ile ilgili yanlış algı oluşturulmaya çalışılıyor” dedi.

    Başbakan Yardımcısı Tuğrul Türkeş, Kilis’te Belediye Başkanı Hasan Kara’yı makamında ziyaret etti. Belediye Başkanı Hasan Kara, Kilis milletvekilleri Mustafa Hilmi Dülger ile Reşit Polat’ın da eşlik ettiği Başbakan Yardımcısı Tuğrul Türkeş’e teşekkür etti. Kara, Kilis’in kendi nüfusundan fazla mülteci ev sahipliği yapan şehir olmasına rağmen hiçbir şekilde gözle görülür bir toplumsal olay meydana gelmediğini vurguladı. Kara, Başbakan Yardımcısı Türkeş fotoğrafının bulunduğu mozaik tablo takdim etti.

    Başbakan Yardımcısı Tuğrul Türkeş ziyaret sırasında basın mensuplarına yaptığı açıklamada, “Hepinizin bildiği gibi hükumetimiz bu alanları hiçbir zaman boş bırakmadı. Daha önce de yine Başbakan Yardımcısı ve bakan arkadaşlarımız bu bölgeye gelerek, burayı ziyaret etti. Yetkili bakanlıklardan da heyetler geliyor, görevli arkadaşlar geliyor. Burada gerekli incelemeler yapılıyor” dedi. Başbakan Yardımcısı Türkeş, “Hükumetin terörle mücadele konusunda hazırlamış olduğu paketle ilgili yanlış bir algı oluşturulmaya çalışılıyor. Sanki Güneydoğu için çalışmalar var, oradaki terör olayları ile ilgili çalışmalar var ama burada yokmuş gibi bir algı oluşturuluyor. Ama orası neyse, burası da odur. Bizim için aynı derece önemlidir” şeklinde konuştu.

    Kilis yeniden hareketlenecek

    Türkeş, Kilis’in yeniden hareketlenmesi için gereken çalışmaların yapıldığına da dikkat çekerek, “Kilis’teki ticari hayatı tekrar hareketlendirecek, eğitimin öğretimin normal bir şekilde devam etmesini sağlayacak, gereken çalışmalar ile burada hayatı normal bir şekilde seyretmesi için gereken çalışmaları yapıyoruz. Kilis dünyaya çok güzel bir şey gösterdi. Mülteciler kayıklarla Avrupa ülkelerinin sınırlarına geldiği zaman biz mi alsak, almasak mı diye düşünürken, Kilis kendi nüfusu kadar hatta nüfusundan daha fazla sığınmacıyı burada misafir etti. Buna rağmen burada hiçbir sorun ya da sıkıntı olmadı” ifadelerini kullandı.

    “Terör unsurlarını güneye doğru itelemeye devam edeceğiz”

    türkeş, Kilis’in roket atılmasını kabul edilemeyeceğini vurgulayarak, Suriye’deki terör unsurlarının türkiye sınırından güneye doğru iletemeye devam edileceğini söyledi. Türkeş, “Tabi hiçbir şekilde kabul etmeyeceğimiz, edemeyeceğimiz bir durum var. Bu da bu bölgeye roketlerin atılması, bu bölgeye terör saldırılarının yapılmasıdır. Zaten bunun içinde Fırat Kalkanı Operasyonu başlatmıştır. İnşallah bu Fırat Kalkanı Harekatı devam ettiği sürece, mümkün mertebe bu terör unsurlarını güneye doğru itelemeye devam edeceğiz” ifadelerine yer verdi.

    Kilis için özel paket müjdesi

    Türkeş, Kilis’in normal hayata yeniden dönmesi için özel bir paket hazırlığı olduğunu da müjdeleyerek, “Tetkikler son bulduğu zaman bu paket açıklanacak. Ama burası daha Güneydoğu’da. Birçok yerde kalkınma için gösterdiğimiz gayretler, benzer tarzda, Kilis içinde özel bir programla uygulanacak” dedi.

    “Mesellere oturduğu yerden bakan iktidar değiliz”

    Türkeş’in Güneydoğu’daki terör mağduru kentler için yaptığı çalışmalar ile ekonomik ve kalkınma paketlerinin, Türkiye’yi yöneten iktidarın sorun ve meselelere oturduğu masadan bakan bir iktidar olmadığını gösterdiğini kaydetti. Türkeş, “Gördüğünüz gibi hükumetimiz Türkiye’nin neresinde bir problem varsa, yerinde tetkik yapıyor. Yerinden takip ediyoruz. Öyle masa başında, oturduğu yerden meselelere bakan siyasi bir iktidar değiliz” diye konuştu.

    Türkeş, kentteki programını sürdürüyor.

  • Başkan Çalışkan, Alparslan Türkeş Bulvarı’ndaki çalışmaları inceledi

    Karaman Belediye Başkanı Ertuğrul Çalışkan, Alparslan Türkeş Bulvarı’nda devam eden çalışmaları inceledi.

    Alparslan Türkeş Bulvarı’nda devam eden çalışmalarla ilgili bilgi veren Belediye Başkanı Ertuğrul Çalışkan, “Şehrimizin en önemli güzergahlarından olan Alparslan Türkeş Bulvarını temelden ele alıyoruz. Geçtiğimiz günlerde çalışmalarına başlanılan bulvar üzerindeki tüm alt yapıyı tamamen elden geçiriyoruz. Yıllar önce yapılan, deforme olmuş ve kullanılamaz hale gelen tüm alt yapıyı daha uzun ömürlü ve kaliteli bir hale getiriyoruz. Özellikle sağlık açısından risk oluşturan eski içme suyu hatları BESKO ekiplerimiz tarafından daha uzun ömürlü ve sağlıklı, muhtelif çaplarda polietilen borularla değiştiriliyor. Mevcut kanalizasyon hattı üzerinde yıpranmış ve kullanılamaz hale gelmiş kısımlarda yenileniyor. Bir diğer konu ise bulvar üzerinde yağmur suyu hattı yoktu. Çalışmalarımız kapsamında uzun yıllar hizmet verecek ve yağmur suyu sorunlarını ortadan kaldıracak şekilde dış baskılara dayanıklı borular döşüyoruz. Çalışmaların uzun sürmesinin nedeni de bu alt yapı çalışmalarının uzun zaman almasından kaynaklanmaktadır. Alparslan Türkeş Bulvarı üzerinde bir yandan içme suyu, yağmur suyu ve kanalizasyon hatları çalışmaları sürerken diğer yandan MEDAŞ, Türk Telekom ve TÜRKSAT ekipleri de hatlarını yeniden elden geçiriyor” dedi.

    Bulvar üzerindeki çalışmaları belirli bir koordinasyon halinde sürdürüldüğünü ifade eden Başkan Çalışkan, “Alparslan Türkeş Bulvarı’nın bir an evvel trafiğe açılması için yoğun bir çalışma sergiliyoruz. İnşallah mümkün olan en kısa sürede tamamlayacağız. Vatandaşlarımıza sabırlarından dolayı teşekkür ediyorum” diye konuştu.

  • MHP’nin Merhum Genel Başkanı Türkeş, Kabri Başında Anıldı

    MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, “Terörist eylemlerle Türkiye’yi zayıflattılar mı amaçlarına ulaşacaklarını sanan hain ve işbirlikçiler, 1071’de Malazgirt ve 1453’de İstanbul’un fethiyle değişen dengelerin hesabını sorma arayışındadırlar^dedi.

    MHP ’nin merhum Genel Başkanı Alparslan Türkeş, vefatının 19. sene-i devriyesinde Anıtmezar’da düzenlenen tören ile anıldı.

    MHP Genel Başkanı Bahçeli’nin katıldığı törene çok sayıda Ülkü Ocakları ve MHP mensubu katıldı. Merhum Türkeş ve şehitlerin ruhuna okunan Kur’an-ı Kerim okunmasıyla başlayan törende Bahçeli, Türkeş’in kabrine karanfil bırakarak, ibrikle su döktü.

    Bahçeli, anma töreninde yaptığı konuşmada, “Merhum Başbuğumuz Alparslan Türkeş Bey’in rahmet-i rahmana vasıl oluşunun 19’uncu yılındayız. Onu kabri başında dualarımızla yad ediyor, özlem dolu kalplerimizle muhterem hatıralarını paylaşıyoruz. Türkeş Bey, büyük bir mücadele, engin bir gönül ve ülkü insanıydı. Taraflı tarafsız herkesin üzerinde ittifak ettiği üzere, hayatını mukaddes davasına adamış, ruhunu Türk-İslam ülküsünün başarısına vakfetmişti. Onda ufuk ötesini görme kabiliyet ve becerisi vardı. Onda karmaşık olayları kavrama, anlama ve çözüme kavuşturma vasfı hâkimdi. O, vatanına ve milletine bağlı bir devlet adamı, yaşantısıyla önemine büyük bir değer atfeden demokrasi neferi, ama en önemlisi dava adamlığının yol başçısıydı” ifadesini kullandı.

    “Siyasi krizlerin baş gösterdiği dönemlerde sağduyunun sesi olarak hareket eden, aşılmaz görülen sorunları sükûnetle halleden bir şahsiyetti” diyen Bahçeli, merhum Türkeş’in Türk siyaset ve devlet hayatına milli, ahlaki ve manevi bir yorum getirme konusunda heyecan ve aşk dolu olduğunu vurgulayarak şunları söyledi:

    “Türk milletinin tarih ve kültür hazinesinde ülkücü nesillerin düşünü kuran, Türk ve İslam coğrafyalarına umut meşalesi yakan yine Türkeş Bey’in fikir ve akıl ölçüsüydü.

    Haksızlık karşısında hiç susmadı. Zalimler karşısında hiçbir zaman el pençe divan durmadı.

    Yozlaşma akıntısına bütün gücüyle direndi, yolsuzluk seline her şeyiyle göğüs gerdi, yoksulluk batağını kurutmak için çare ve formüller üretti. Dokuz Işığın aydınlığında geleceğin büyük Türkiye’sini planladı, bunu da bıkmadan, usanmadan, yüksünmeden devamlı surette anlattı. Taşıdığı kutlu misyonuyla, sahip olduğu parlak vizyonuyla yüksek hedeflerin çatısını fedakârlık şuuruyla ördü, karşılaştığı zorlukları inançlarıyla örttü. Türkeş Bey durgunluğu reddetti, hareket ve ilerlemeyi ısrarla tavsiye etti. Bu itibarla milliyetçiliğin kuvveden fiile, derinden yüzeye, saklı durduğu damardan milli bünyeye çıkarılmasında önemli derecede gayret ve emeğinin geçtiği bir hakikattir. Türkeş Bey uzun soluklu olmasının yanında, sürekli engellenmek, çelme takılmak, durdurulmak istenen Türklük mücadelesinin umut saçan mimarıdır. İnanmış bir yürekle, azim ve kararlılıkla dolmuş bir iradeyle karamsarlık ve kötümserlik çemberini tek başına da kalsa yarmasını bilmiştir. Onun üslubunda, onun lügatinde, onun hayatında yenilgiyi kabullenmek, korkuya teslim olmak, ümitsizliğe kapılmak asla görülmemiştir. Çünkü Türkeş Bey Türklüğün mukadderatına güvenmiş, milletin basiret ve ruhuna sırtını dayamıştır. İnanmış kişilerin yenilmeyeceğini işaret eden, bunu da hem söz hem de davranışlarıyla ispatlayan bizzat Merhum Başbuğumuzdu. Bizlere kolay bir başarı vaat etmemişti. Kısa zamanda iktidar umanların bizimle yola çıkmamalarını öğütlemişti.

    Hiçbir zaferin, mahvolduklarını zannedenler tarafından kazanılmayacağını öngören ve öğreten de oydu. Basit heveslere teslim olmayan, günü birlik heyecanlara itibar etmeyen, sorumluluk ve sağduyu yolundan sapmayan mizaç ve müyesser kişilikler insanlık tarihine her zaman istikamet vermişlerdir. Türkeş Bey de işte onlardan birisi, belki de en önemlilerindendir. Her zaman ihtiyatlı, her anında diri bir şuura sahipti. Fazilet sahibi bir insan olarak temayüz etmiş; yer geldiğinde gözünü daldan budaktan esirgemeyen cesaret sembolü, yeri geldiğinde de karıncayı incitmeyecek kadar şefkat ve merhamet sahibi olmuştur. Yumuşak huylu, alçak gönüllü, himmet ve haya sahibi mümtaz bir kişilik olarak hala şükranla anılmaktadır. Bu özelliklerinden dolayı Türk milletinin haklı takdir ve övgüsüne layık olmuş, milyonlarca seveniyle gönüllerde taht kurmuştur.

    Büyük düşünürümüz Yusuf Has Hacib’in; “insanlık doğruluğun adıdır. İnsan nadir değil, insanlık nadirdir; insan az değil, doğruluk azdır” sözlerine gönülden bağlı olarak 80 yıllık bir ömre çok şeyi sığdırmıştır. Merhum Türkeş Bey Türklüğün aktif, atılgan, akıl ve feraset yüklü sevdalısıdır. O Türk vatanının ateşli bir tutkunu, yılmaz bir bekçisidir. Ve merhumun anılarıyla, geride bıraktığı eserleriyle ne kadar gurur duysak yetersiz, ne kadar iftihar etsek azdır.”

    Türkeş’in zihni ve fikir temelinde güçlü bir tarih şuur hakim olduğuna dikkat çeken Bahçeli şunları kaydetti:

    “Türk milletinin geçirmiş olduğu nice felaket ve güçlükleri iyi biliyor, kafasının derinliklerinde taşıyordu. Türklüğün bugün de, eski dünyanın belkemiğini teşkil eden bölgede; milletlerarası hayat ve siyasetin en haraketli kuşağında bulunduğunu her fırsatta söylüyordu. Bölünmeye karşı, bölücülüğe düşmandı. Türkiye’nin çıkarlarına uygun olmayan her ilişki ve bağlantıya tavır alıyor, arasına aşılmaz mesafeler koyuyordu. Her insanımızı aziz bilen, her insanımıza muhabbet duyan bir vicdana sahipti.

    Bu nedenle Milliyetçi Hareket’in temel felsefesini “insan sevgisi” olarak belirlemiş, bizlere de bunu miras bırakmıştır.

    “Gerçek milliyetçiliğin, milleti meydana getiren her insanı hiçbir ayrım yapmaksızın aynı derecede sevmek” olduğunu söyleyerek, Milliyetçi Ülkücü Hareket’e iftira atanlara haddini bildirmiş, alayını birden püskürtmüştü.

    Kıskançlığın, hasedin, sahteciliğin, yalancılığın, alçaklığın çirkefi içinde beslenen kimselerin aleyhimize her çeşit faaliyeti yapmalarının olağanlığı konusunda da bizleri uyarmıştı.

    Zaman Türkeş Bey’i elbette haklı çıkarmıştır.

    Bu haklılığı sonucunda yaşarken liderlik yaptığı Milliyetçi Ülkücü Hareket, onun vefatının ardından günden güne büyümüş, ehil ve tertemiz ellerde, samimi ve davaya sadık yüreklerde daha da yücelmiştir.

    Milliyetçiliğin derin yatağı, milletimizin sinesinde mahfuz duran değer ve eserlerle daha iyiye, daha güzele, daha da perçinlenmiş kardeşlik vadisine taşınmak üzere akış ve ilerleyişine hız vermiştir.”

    1071’DE MALAZGİRT VE 1453’DE İSTANBUL’UN FETHİYLE DEĞİŞEN DENGELERİN HESABINI SORMA ARAYIŞINDADIRLAR

    Türkiye’nin sorunlarının ortada olduğuna dikkat çeken MHP lideri Bahçeli sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Türk milletinin nasıl bir azap ve eziyet verici bir dönemden geçtiği hepimizin malumudur.

    Müslüman Türk milletinin varlık ve egemenlik hakları hiç olmadığı, hiçbir dönemde yaşanmadığı şekilde saldırı ve taciz altındadır.

    Terörist eylemlerle Türkiye’yi zayıflattılar mı amaçlarına ulaşacaklarını sanan hain ve işbirlikçiler, 1071’de Malazgirt ve 1453’de İstanbul’un fethiyle değişen dengelerin hesabını sorma arayışındadırlar. Fakat dün başaramadılar, bugün de sonuç alamayacakları kesindir.

    Bunun güvencesi ise Türk milletinin sağlam iradesi ve bin yıllık kardeşlik hukukudur.

    Merhum Türkeş Bey, “dalından kopan bir yaprağın kaderini rüzgâr tayin eder” sözüyle herkesi birliğe, beraberliğe çağırıyor, milletimizin her ferdini; kökeni, anasının dili ve yöresi ne olursa olsun aynı ruh ve tutuma davet ediyordu.

    İhtiyacımız olan da hiç şüphe yok ki budur.

    Türkeş Bey, seneler evvel ülkülerinin rotasını belirlemiş ve şöyle seslenmişti:

    ’Biz aziz milletimize müreffeh, kuvvetli ve büyük bir Türkiye taahhüt ediyoruz. Kendimizi millete adıyoruz. Ve Türklük yoluna başlarımızı koyuyoruz’.

    Bugünkü şartlarda, Milliyetçi Hareket Partisi bu uğurda gece gündüz demeden çalışacaktır.

    Dedikoduyu meslek edinmiş, fitneye zihnini kaptırmış, iç ve dış mahfillerde kurgulanmış algı ve bayat siyaset operasyonlarıyla Milliyetçi Hareket’in yörüngesini oynatmaya niyetlenmiş bazı odakların, millet nezdinde mahcup ve mağlup olacağını da hep birlikte göreceğiz.

    Bizim yönümüz Hakk’a dönüktür.

    Bizim gücümüz Türk milleti, yegâne sığınak ve manevi mükâfatımız Rabbimizin himaye ve ihsanıdır. Biz doğrunun yanındayız, meşru olanın tarafındayız, milliyetçilikle demokrasinin çakıştığı tarih ve millet kaynağındayız. Türklüğün varlığı ve Türkiye’nin bekası için her şeyi göze alırız. Vatan ve ülkü şehitlerimizin mirası kılavuzumuzdur.

    Demir parmaklıkları taş medreseye dönüştürmüş yiğitlerimiz bizim göz bebeğimiz, Milliyetçi-Ülkücü gençlik asıl teminatımızdır. Merhum Başbuğumuz diyordu ki, “yeni bir Türk mucizesi doğmalıdır, doğacaktır, belki yarın, belki yarından da yakın.”

    İşte bize buna talibiz, mucizeyi maluma çevirmek ve nefes vermek için tüm gücümüzle varız, milletimizin müşfik ve muazzam gönlündeyiz.

    Tarihin volkanından çıkmış, kültürün fay hatlarından süzülerek çağlamış maneviyatçı, akılcı, demokratik, çağdaş bir milliyetçilik anlayışımızla Türkiye’nin ve Türklüğün belini doğrultacağız, huzur ve kardeşliğin tek adresi olacağız.

    Buna Merhum Başbuğumuzun manevi huzurunda söz veriyoruz.

    Bu vesileyle Merhum Başbuğ’umuz Alparslan Türkeş Bey’i, terörle mücadelede şehit düşmüş evlatlarımızı, dava ve ülkü şehitlerimizi bir kez daha rahmet ve şükranla yâd ediyorum.

    Bu mukaddes borcu ifâ ederken, merhum liderimizin kabrinin nur, mekânının Cennet olmasını Cenâb-ı Allah’tan niyaz ediyorum.”

  • Alparslan Türkeş, Ölümünün 19. Yıldönümünde Gazinatep’te Anıldı

    Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Kurucu Genel Başkanı Alparslan Türkeş, ölümünün 19. Yıldönümünde Ülkü Ocakları Gaziantep İl Başkanlığı tarafından düzenlenen programla anıldı.

    Şehitkamil Belediyesi Konferans Salonu’nda düzenlenen program Türkeş anısına bir dakikalık saygı duruşu ve akabinde İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı. Anma programının açılış konuşmasını yapan Ülkü Ocakları Gaziantep İl Başkanı M. Fuat Yozbatıran “Bugün buraya, ömrünün 80 yılını, yani ömrünün hepsini Türk Milliyetçiliği ve Türk İslam davasına adamış partimizin kurucu genel başkanı merhum Başbuğumuz Alparslan Türkeş Bey’i anmak ve hayırla yâd etmek için gelmiş bulunuyoruz.Bu manevi atmosfer altında ruhuna Fatihalarımızı göndermek için buluştuk.Merhum Türkeş Bey’i, aramızdan ayrılışının 19’uncu yılında özlemle ve hürmetle hatırlamak için gönüllerimizi, sevdalarımızı ve bağlılıklarımızı burada yeniden birleştirdik.Bizler, onun evlatları, kendisini görmeyenlerimiz, onun döneminde mücadele vermeyenlerimiz bile onun fikirlerini, mücadele azmini duyarak, okuyarak onu bir baba gibi, bir ata gibi bağrımıza bastık. Onu, “Ufuklardan Doğan Güneş” olarak gördük “Başbuğ Alparslan Türkeş” diye göğsümüzü gere gere tüm cihana seslendik” dedi.

    “FİKİRLERİ IŞIĞIMIZ OLDU”

    Türkeş’in fikirlerinin hala birer ışık olduğunu söyleyen Yozbatıran, “Vatan topraklarına emanet edilişinin üzerinden 19 yıl geçmesine rağmen, artan bir sevgi ve özlemle hem dava arkadaşlarımın hem de aziz milletimizin sahiplenmesi düşüncelerinin haklı, tavsiyelerinin samimi ve sözlerinin isabetli olmasından kaynaklanmaktadır.Nitekim milli kimlik ve milli birlik konusundaki tacizlerin bugünkü gibi tırmanmadığı ve alenen yıkılmaya çalışılmadığı dönemlerde bile; O, içinde bulunduğumuz vahim gelişmeleri görebilmiş, Türk milletine musallat olacak tehlikeler konusunda daha o yıllarda ülkemizi uyarmıştır. Bu itibarla mücadeleci kişiliği, yılmayan ve vazgeçmeyen mizacı, kötümserliğe set çeken karakteri kendisini ülkücülerin başbuğu yapmıştır. Bunlardan dolayı kendisini saygı ve hasretle anıyoruz, tavsiyelerini daha da yukarılara çıkarmak için her türlü çabayı gösteriyoruz.Fikirler olgunlaştıkça, toplum ve millet varlığıyla bütünleştikçe yenileşecek, yenileştikçe de hakikatin bereketli alanına tam olarak tutunacaktır. Başbuğumuzun fikirleri de bizler için birer ışık olarak yolumuzu yönümüzü aydınlatmaktadır.Zamanı gelmiş bir fikrin, olgunlaşmış bir düşüncenin; içinden çıktığı millet varlığına rehberlik etmesi, yol gösterici bir niteliğe bürünmesi doğal olduğu kadar da kaçınılmazdır. Türk milliyetçiliği böyle bir yolu ve aşamaları izlemiş, ülkücü hareketin hayat ve dünya görüşü bu bağlamda vücut bulmuştur” şeklinde konuştu.

    “TÜRKEŞ HALA BİZİM KILAVUZUMUZ”

    Türkeş’in hala kılavuzları olduğunu söyleyen Yozbatıran, “Onun liderliğinde ülkücüler, Ötüken’den Ankara’ya, Çin Seddi’nden Adriyatik kıyılarına heveslerini, arzularını ve önerilerini tebliğ etmiş, daha iyi bir yaşam, daha huzurlu ve kudretli bir millet gerçeği için var gücüyle uğraşmışlardır. Bu kapsamda vatan, bayrak ve millet kalplerde ve zihinlerde yüceleşmiştir. Türklüğün var olduğu, İslam’ın yaşandığı ve kutlu ecdadımızın izlerinin bulunduğu her yer bizim aklımızda ve yüreğimizde ayrıcalıklı bir yer ve konuma sahip olmuştur.

    Bu itibarla merhum Türkeş Bey’in yeni kuşaklar tarafından bütün yönleriyle bilinmesi, tanınması ve hatıralarının yaşatılması bizim için yeri doldurulamayacak bir önemdedir ve bu görevde burada bulunan her dava arkadaşımın omuzlarındadır.Merhum Başbuğumuzun açtığı yolda ve belirlediği istikamette, onun sergilemiş olduğu seviyeli, ilkeli, tutarlı siyaset, bugün de bizim kılavuzumuz olmaya devam edecektir. Bilinmelidir ki, Milliyetçi Hareket var oldukça ve bir oldukça, Türk milleti hep güçlü olacak, sıkıntıya düşse bile umutsuzluğa ve kedere kapılmayacaktır” Bu duygularla, kabri önünde ve manevi huzurunda toplandığımız merhum Başbuğumuz ve bugün hayatta olmayan bütün dava arkadaşlarımıza, tüm şehitlerimize Cenab-ı Allah’tan Rahmet diliyorum. Ruhları şad, kabirleri nur, mekanları cennet olsun” diye konuştu.