Etiket: TÜRKÇE

  • Rus sanatçıdan Türkçe performans

    Rus sanatçı Zvezda, sosyal medya hesabından yaptığı Türkçe paylaşımlarıyla Türk takipçilerin ilgisini çekmeye devam ediyor.

    Rus sanatçı Zvezda, yeni açtığı sosyal medya hesabından yaptığı Türkçe komedi paylaşımları ve Türkçe okuduğu şarkılarla Türk takipçileri tarafından yoğun ilgi görmeye devam ediyor. Zvezda’nın paylaşımları özellikle Türk takipçileri tarafından da büyük ilgiliyle takip ediliyor.

    Zvezda geçmiş dönemlerde de Türkiye’de çıkardığı albüm ve single şarkılarıyla ve profesyonel çaldığı darbukayla adından söz ettirmişti. Uçak krizinden sonra açtığı pankartıyla siyasilerinde gündemine girerek barış elçiliğine soyunan Zvezda bu yolda hem Rusya’da hem Türkiye’de halkın barış isteğini politikacılara duyurmuştu. Ayrıca Rusça-Türkçe “Barış and Mir” şarkının söz müziğini yaparak Türk sanatçı Oktay Gürtürk’le düet çalışmasında bulunup İstanbul’da klip çekmişti.

    Aynı zamanda sporcu ve dansçı olan Zvezda, son olarak Acun Ilıcalı’ya “Survivor”a katılma çağrısı yaptı.

  • Somalili askerlerin Türkçe şarkısıyla, Mogadişu’da askeri üs açıldı

    Somali’nin başkenti Mogadişu’da askeri üs açıldı. Törende Somalili askerler, Türkçe şarkılar seslendirdi.

    Somali’nin başkenti Mogadişu’da askeri üssün açılışına Somali Başbakanı Hasan Ali Kayre ve Orgeneral Hulusi Akar katıldı. Askeri üssün, bin 500’den fazla askeri eğitme kapasitesinde olduğu belirtildi. Eğitimin amacının ise El Kaide bağlantılı Eş-Şebab örgütüne karşı mücadele veren Somali ordusuna destek vermek olduğu açıklandı. Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar, açılışa katılmak için dün Somali’nin başkenti Mogadişu’ya gelmişti. Somali Başbakanı Hasan Ali Kayre törende, “Bu askeri üs, gelişimin bir parçası. Bu amaca ulaşmak için Somalilerin birliğini savunan bir orduya sahibiz” dedi. Askeri üsse 200 Türk askerinin konuşlandırılacağı belirtildi. Törende, Somali askerleri Türkçe yazdıkları şarkıyı seslendirdi. Türkiye’nin askeri üssün inşası için 50 milyon dolar harcadığı belirtiliyor.

    Orgeneral Hulusi Akar ve beraberindeki heyeti, Aden Adde Uluslararası Havalimanı’nda, Somali Genelkurmay Başkanı Ahmed Jimale Gedi, Türkiye’nin Somali Büyükelçisi Olgan Baker ve diğer hükümet yetkilileri karşılamıştı.

  • Türkçe 6. sınıf kitaplarındaki ’ayılı’ karikatürün yer aldığı 13’üncü sayfa imha edildi

    Milli Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulu Başkanı Alpaslan Durmuş, Türkçe 6. sınıf kitabında bir ayının el hareketi yaptığı karikatürün yorumlanmasının istendiği sayfanın imha edilmesi gerektiği konusunda talimat gönderdiklerini belirterek, “Bütün il ve ilçe Milli Eğitim Müdürlüklerimiz öğrencilere dağıtılmak üzere hazır bekletilen kitaplardan Türkçe 6. sınıf kitaplarından sayfa 13’ü imha etmiş durumdalar. Öğrencilerimizin eline gitmeyecek” dedi.

    Milli Eğitim Bakanlığı Talim ve Terbiye Kurulu Başkanı Alpaslan Durmuş, Başkent Öğretmenevi’nde düzenlediği basın toplantısında yenilenen öğretim programlarına ilişkin kamuoyunun gündeminde olan konularla ilgili açıklamalarda bulundu. Durmuş, “9. 10. 11. 12. sınıflarda 3 ana kavram öbeğinde biyoloji bugünkü gelişim süreci içinde vardığı noktada neyse o çerçevede insan doğa teknoloji üçgenini anlatıyoruz. Burada biyoteknoloji ve genetik özellikle çok önem verdiğimiz bir alan dünyada da yükselen bir alandır. Türk Dili Edebiyatında bilimsel makale yazma yeterliliği kazandırıyoruz. 10’uncu sınıf felsefe dersinde metodolojiyi öğretiyoruz. Usul mantık bilgisi öğretiyoruz. Ardından 11’inci sınıfa geçtiği zaman da felsefe dersinde ontoloji çerçevesinde çocuk tüm varlığa dair açıklamaları modelleri teorileri görüyor anlıyor biliyor” ifadelerini kullandı.

    “Sayfada resim pul kadar bir yere sahip”

    Türkçe 6. sınıf kitabında bir ayının el hareketi yaptığı karikatürün yorumlanmasının istendiği ve bu sayfanın imhası yönünde bir talimatın olup olmadığının ve karikatürü çizen Selçuk Erdem’in “Bana sorsaydınız okul kitabı için uygun olmadığını söylerdim” ifadelerinin sorulması üzerine, kitapların incelenme süreçleriyle ilgili bilgi veren Durmuş, “Öncelikle kitabın ön incelemesini yapıyoruz. Yazarlarının yazar olarak yetkinliğine bakıyoruz. En az lisans mezunu olmasını bekliyoruz. Ön inceleme aşamasında bu şartlar varsa kitap isimsiz, yazar isimleri kapalı, yani kimliksiz bir şekilde kod verilerek sistemde gizli odaya alınır. Gizli odada yayıncı meslek örgütlerinden gelen temsilcilerle beraber bir yazılımımız vardır. Bu yazılımımızdan her bir kitap için 6 tane incelemeci atanır. 6 incelemecinin birisi Türk dili açısından denetler kitabı, birisi grafik tasarım açısından, ikisi o alandan en az 10 yıllık öğretmenlik yapmış kişidir, diğer ikisi de en az o alandan doktorası olan akademik kimlikli kişilerdir. Bu 6 incelemeci hangi kitabı incelediğini bilmeden bağımsız olarak incelemeyi yapıyorlar. 1 ay sonra Talim ve Terbiye Kurulu binasına geliyorlar o gün onları bir odaya alıyoruz. 6 incelemecinin 6 ayrı raporu tek raporda birleşiyor. Raporlar birleştikten sonra gizli şekilde puan kullanır. 0,2,3 puanlarından birisini verir. 4 alanda puan verilir. Toplamda 8 puan alması lazım. Bu kitap 8 puan alamamış. Böyle bir durumda yayıncının itiraz paneli dediğimiz panel süreci vardır. Yayıncı itiraz paneline başvurmuş ama 1’inci turda kimse 13’üncü sayfaya dair bir eleştiride bulunmamış. Kitabı biz yazmadık bir özel yayın evi yazıyor. 6 incelemeci görmedi, yazar koyarken görmedi, kurul da biz de görmedik ama reddettik. Sonra itiraz paneline geliyor. Sayfada resim pul kadar bir yere sahip. İtiraz panelindeki 4 arkadaşımız da görmemiş. İtiraz panelinde yayınevinin itiraz ettiği konularda haklı bulunmuş ikinci bir oylama yapılmış o oylamada bu kez puan almış ve geçmiş. Puan alıp geçince kitap ihaleye girme hakkı kazanır” diye konuştu.

    “Türkçe 6’ncı sınıf kitaplarından sayfa 13’ü imha etmiş durumdalar”

    Bir karikatürün herhangi bir telif hakkının kontrol edilmesinin gerekip gerekmediği sorusuna Durmuş, şunları kaydetti:

    “Hazırlayan firmanın malı bu telif hakları ona ait. Telife dair sorunlar da ona ait. Burada Selçuk Erdem bu eserini yayınevi izinsiz kullandı diye dava açabilir. Yayıneviyle onun arasında olan bir şey var. Eserlerin telifle alakalı haklarının eda edilmiş olması yayınevinin sorumluluğundadır. Bu kitabı biz almıyoruz Destek Hizmetleri Genel Müdürlüğü alıyor kurum olarak MEB’in kurumu. 450 noktaya dağıtmış. Bu hatayı bizim oradaki arkadaşlarımız bize intikal ettiği andan itibaren biz hemen şu tedbiri aldık; 1,5 milyona yakın kitaptan bahsediyoruz. Bu kitapların toplatılıp imha edilmesi anlamlı bir şey değil, büyük bir kamu zararı. Bu sayfanın imha edilmesi gerekiyor diye arkadaşlarımıza talimat gönderdik. Bütün il ve ilçe Milli Eğitim Müdürlüklerimiz öğrencilere dağıtılmak üzere hazır bekletilen kitaplardan Türkçe 6’nvı sınıf kitaplarından sayfa 13’ü imha etmiş durumdalar. Öğrencilerimizin eline gitmeyecek. İmha süreci pazartesi günü tamamlanmış olduğunda bize bilgi geldiğinde Talim Terbiye Kurulu olarak gözümüzden kaçtığı için özür yayınlayacağız. Bu özür somut olarak gözümüzden kaçtığı için bir özürdür. Yoksa bizim sorumluluğumuz aslında son tahlilde yok. Yayınevi burada kendi borcunu yeterince eda etmemiş demektir. Biz bu sene toplam özel sektörden ve devletten 190 milyon küsur kitap almışız, 520 çeşit kitap almışız. Bu kitaplardan birisi bu 13’üncü sayfayı imha ettik yerine sayfa göndermeyeceğiz. EBA’ya yükleyeceğiz. Öğretmen arkadaşlarımız öğrencileriyle beraber çalışma yaparlarken kullanacakları malzemeyi EBA’ya yükleyeceğiz. 1 sayfayı imha etmiş olacağız sadece.”

    CHP’li Lale Karabıyık’ın 9’uncu sınıf tarih kitabının iki kez basıldığı ve yaklaşık 600 bin kitabın imha edildiği iddiasına ilişkin Durmuş, “İddia edene delil getirmek düşer. Sayın vekil delil getirsin ondan sonra konuşalım. Yok öyle bir şey çünkü” cevabını verdi.

    “Hiçbir acı yarıştırılmaz”

    Yenilenen ders kitaplarında 15 Temmuz’un Çanakkale Zaferi ve Kurtuluş Savaşı’ndan daha fazla yer aldığına yönelik eleştirilerin olduğu sorusuna Durmuş, “Hiçbir acı yarıştırılmaz. Bizim hiçbir zaferimiz de, hiçbir şehidimiz de, gazimiz de birbirleriyle yarıştırılacak şeyler değildir. Bunların hepsi bizimdir. Somuttan soyuta, yakından uzağa ilkesi var. 15 Temmuz 2016 tarihi şu anda 1’inci sınıfa başlayan çocuklar için bile olsa sadece 1 yıllık mesafesinde. 15 Temmuz 2016’da yaşamış olduğumuz derin acı hepimizin acısıdır. 1918’de, 1800’lerde, 1700’lerde, 1600’lerde ilk insandan bugüne kadar yaşanan bütün acılarımız bizim acılarımızdır. Biz burada acılar yarıştırmıyoruz. Acıları yarıştırıcı ifadeleri kullanmayı kesinlikle uygun görmüyorum. Bu çok yanlış bir şey. Bu türden tavır alış insanlar arasında bölünmelere sebep olur. Biz köprüler kurmalıyız. Bu vatan bizim, bu vatanın her bir ferdi, taşı toprağı, bu vatanın bütün şehitleri bizim. Bu vatandaki bütün zaferlerde hezimetler de bizim. 15 Temmuz’u daha çok andınız, ötekisini daha az andınız yok öyle bir şey. Bizim yaptığımız sadece şu; 15 Temmuz 2016’yı da programlara koyduk. Anlatırken buradan geriye doğru gidiyoruz. İlkokul ortaokul buradan geriye doğru gitmek demektir. Biz 9’uncu sınıfta tarihe girmeye başlıyoruz orada da ilk Türk tarihinden başlayıp bugüne geliyoruz. İlkokulda yakından uzağa 2016’dan geriye geliyoruz. Hiçbirini de yarıştırmıyoruz. Bunu bir daha herhangi birisinin söylemesini çok ayıplarım” değerlendirmesinde bulundu.

    Programlardaki yenilikleri de anlatan Alpaslan Durmuş, hayat bilgisindeki evimde hayat, okulumda hayat, ülkemde hayat, doğada hayat, sağlıklı hayat, güvenli hayat başlıklarının çocuğu hayata hazırladığını anlattı. Durmuş, “Müzikte çocuğunuz 3 tane temel odak üzerinden yürüyor. Dinleme, söyleme. Bizim türkülerimizi öğreniyor çocuğumuz bir taraftan ‘Minnet eylemem’, bir taraftan ‘Olmaz ilaç sine-i sad pareme’ diyor, bir taraftan da ‘Oynama şıkıdım şıkıdım’ diyor. Bütün müzikleri tanıyor dinliyor. Başta ülkemiz olmak üzere doğudan batıya kuzeyden güneye bütün dünya müziklerine her yıl birisine odaklanıyor bir arşiv oluşturuyor” açıklamasında bulundu.

    Durmuş, 51 tane programın izleme değerlendirmesini de yaptıklarını sözlerine ekledi.

    Bundan sonra ders kitapların kuşe kağıda basılacağına ilişkin haberlerle ilgili Durmuş, “Bundan sonra 2018-2019’dan itibaren bütün kitaplar kuşe olacakmış gibi cümle vardı. O cümle teknik olarak da bilgi olarak da yanlış” dedi.

    Toplantıda basın mensupları 2017-2018 eğitim öğretim yılı için yenilenen programlar çerçevesinde basılan kitaplardan da görüntü aldı.

  • Polis hem Türkçe hem Kürtçe uyardı

    Diyarbakır’da polis ekipleri, Kurban Bayramı öncesi alışverişte sahte para, dolandırıcı ve hırsızlara karşı dikkatli olunması konusunda esnaf ve vatandaşlara uyarılarda bulundu. Polis, sahte paranın nasıl anlaşılacağını madde madde Türkçe ve Kürtçe anlattı.

    Diyarbakır İl Emniyet Müdürlüğü Toplum Destekli Polislik Şube Müdürlüğü ekipleri, Kurban Bayramı öncesi sahte paraya, dolandırıcılık ve hırsızlık olaylarına karşı daha duyarlı olmaları konusunda esnaf ve vatandaşları uyardı. Başlatılan çalışma kapsamında Çarıklı Mahallesi’nde bulunan Canlı Hayvan Borsası’nda esnaf ve vatandaşlarla bir araya gelen polis ekipleri, hazırlanan el ilanlarını bilgilendirme yaparak dağıttı. Esnaf ve vatandaşların özellikle sahte para konusunda çok dikkatli olunması gerektiğini belirten polis ekipleri, hem broşürler üzerinden hem de para üzerinden sahte paranın nasıl anlaşılacağını madde madde Türkçe ve Kürtçe anlattı. Polis ekiplerinin uyarılarını can kulağıyla dinleyen vatandaşlar, karşılaştıkları sorunları dile getirdi. Vatandaşları dinleyen polis ekipleri, karşılaşılan olumsuz durumlarda ‘155 polis imdat’ hattını aramaları gerektiğini söyledi.

  • Karaman’da “Bilim ve Eğitim-Öğretim Dili Türkçe” paneli

    2017 Türk Dili Yılı münasebetiyle, Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) tarafından Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesinin ev sahipliği ve Necmettin Erbakan Üniversitesinin desteği, Atatürk Kültür Dil Tarih Yüksek Kurumu ve Türk Dil Kurumunun katkılarıyla düzenlenen “Bilim ve Eğitim-Öğretim Dili Türkçe” konulu konferans ve panel gerçekleşti.

    Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Akgül, böyle bir etkinliğe ev sahipliği yapmaktan son derece mutlu olduklarını ifade etti. Rektör Akgül, dilin insanı diğer varlıklardan ayıran en büyük özellik olduğunu söyleyerek, “Dil, insanın dünyayı anlamlandırmasının en önemli aracıdır ve insanı diğer varlıklardan ayıran en büyük özelliktir. İnsan toplumlarının gelişimi ve bilimin varoluşu dil sayesindedir. İnsan zihni kendini en çok dille ifade eder. Dil, toplumla birlikte gelişen canlı bir organizmadır. Aynı zamanda milletleri ayakta tutan, varlıklarını ve devamlılıklarını sağlayan, bir millete dünya milletleri arasında ayrı bir kimlik veren en önemli unsurdur” dedi.

    Rektör Akgül, bütün dillerin kutsal ve kendine özgü olmakla birlikte kişinin dünyayı anlamlandırmasının anadille mümkün olduğunu belirterek, “Hiçbir zihinsel süreç ve bilimsel düşünce üretimi, bizim anadilimizden bağımsız gerçekleşmez ve biz hangi dille dünyayı anlıyorsak o dil bizim anadilimizdir. Bilimin hiçbir zaman yabancı bir dilin tekelinde olmadığını unutmamalıyız. Anadili Türkçe olan bizler, bilim camiasına Türkçe seslenemezsek milletimize karşı görevimizi asla yerine getirmiş olamayız. Bununla birlikte dünya milletlerine de Türkçe bir düşünüşü, Türkçe bir bakışı gösterememiş oluruz. Maalesef Türkçemiz bilim dili anlamında tarihin belli dönemlerinde talihsiz bir süreç yaşamıştır. Yaklaşık 300 milyon insanın konuştuğu bu dil, bilim dili olarak görülmüyorsa burada hepimize önemli sorumluluklar düşüyor demektir. Üst düzey Türkçe eserler yazamazsak milletimize karşı görevimizi yerine getirememiş oluruz” ifadelerini kullandı.

    Türk Dil Kurumu Başkanı Prof. Dr. Mustafa Kaçalin ise, Türk Dil Kurumu’nun böyle bir faaliyetin içinde bulunmaktan kıvanç duyacağını kaydederek, “Türk Dili Yılı ilanımız ile başlayan bu süreç 23 Mayıs’ta Cumhurbaşkanımızın ifadesi ile hız kazandı. Karamanoğlu Mehmet Bey, Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan en üst seviyede bu dilimizin ehemmiyetini fark ettiler ve farkına vardırdılar. Dilin unutulmasını engellememiz lazım. Bunlarla ilgili çalışmalara dahil olmaktan onur duyarız. Katkı sunan tüm paydaşlara da ayrıca teşekkür ederiz” dedi.

    “Türkçe, Türk milletini var eden en büyük unsurlardan biridir”

    Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Başkanı Prof. Dr. Derya Örs de, Türkiye Cumhuriyeti’nin birkaç milli davası olması gerekiyorsa bunlardan bir tanesinin Türkçe davası olduğunu kaydetti. Bizi biz yapan şeyin Türkçe olduğunu aktaran Prof. Dr. Örs, “Türkçe yakın geleceği itibariyle yabancı dillerin tehdidi altındadır. Kimileri için bu önemsiz sayılmaktadır ancak biz Türkçe sevdalıları olarak, Türkçemizi böyle bir yok oluşa terk edemeyiz. Türkçe, Türk milletini var eden en büyük unsurlardan biridir. Yabancı dile düşman değiliz ama Türkçe’nin dostuyuz. Sosyal Bilimlerdeki eğitim öğretimimizi Türkçe yapmamız gerektiğini söylüyor, bu konuda hep beraber mücadele veriyoruz. Türkçeyi savunduğumuz için bizi tehlike olarak görenler olsa da biz Türkçe’yi savunmaya devam edecek, atalarımızdan aldığımız değerlerimizi gelecek kuşaklara aktaracağız. Bilim, edebiyat, sanat dilimizi yabancı unsurlardan arındırmalıyız. Türkçe’ye sahip çıkılmazsa tehdit ve tehlike altındadır. Biz üzerimize düşen her şeyi yapmaya hazırız. Biz yolu aydınlattık, eş olan, yardımcı olan herkese teşekkür ediyoruz” şeklinde konuştu.

    “Türkiye’nin bir medeniyet iddiası varsa eğitim, öğretim ve bilim dili Türkçe olmalı”

    TÜBA Başkanı Prof. Dr. Ahmet Cevat Acar da, 2017’nin Türk Dili Yılı ilan edilmesi konusundaki destekleri için başta Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a ve paydaş kurumlara teşekkür ederek konuşmasına başladı. “Şu anda Türk milleti ve devleti İslam dünyasını oluşturan diğer devletlerle birlikte, hukuk ve ahlak dışı her türlü yöntemin kullanıldığı bir savaşla karşı karşıyadır” diyen Acar, özellikle devletimizin bekası için her alanda böylesi bir saldırı ile karşı karşıya olduğumuzun bilinciyle hareket etmemiz gerektiğini söyledi.

    Prof. Dr. Acar, “Türkçe milli kimliğimizin oluşumunda birinci faktör ve böyle giderse ilerleyen yıllarda belki de bu günkü biçimiyle bir Türkçe bile bulamayacağız. Bu bakımdan buradaki en önemli tehlike, maalesef Türkiye’de en önemli tehditlerden birincisi yaygın şekilde yabancı dille öğretim yapılmasıdır. Etkili olmayan bir yoldur. Yapılan çalışmalar göstermiştir ki ana dilin dışında yapılan bir öğretim ana dille yapılan gibi olmamaktadır. Türkiye’nin bir medeniyet iddiası olacaksa esas olarak bilim, eğitim ve öğretim dili Türkçe olmak zorundadır. Eğer en iyi okullardaki, en seçme beyinlerinize yabancı dille eğitim veriyorsanız o medeniyet iddiasını desteklemiyorsunuz demektir. Özellikle Türkçe’nin ihya edilmesi açısından yabancı dil öğretimi ile ilgili ivedilikle gerekli çareler üretmek zorundayız. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları olarak Türk milletinin milli bekasında dilin sandığımızdan önemli olduğunu ifade etmek istiyorum. Türkiye’nin bir medeniyet iddiası var ve olacaksa eğitim, öğretim ve bilim dilinin Türkçe olması gerektiğini tekrar söylemek istiyorum” diye konuştu.

    “Hayatta dil ile inanç düzeninden daha önemli hiçbir husus yoktur”

    TÜBA Şeref Üyesi ve İbni Haldun Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Teoman Duralı ise, konuşmaların ardından bir konferans verdi. Konferansında akıl, din, dil gibi kavramların çağımızdaki önemine değinen Prof. Dr. Duralı, insanın anlam inşa eden bir varlık olduğunu kaydederek, “İnsan, evrende bir mucizedir, eşsizdir. Dünya üzerinde hiçbir varlık anlam vermek suretiyle yaşamıyor. Ancak insan her ne olursa olsun anlam vermek zorundadır. Anlam verme kabiliyetini yitiren yaşayamaz. Hayatın dayandığı temel anlamlandırmadır” dedi.

    “Hayatta dil ile inanç düzeninden daha önemli hiçbir husus yoktur” diyen Prof. Dr. Duralı, insanı oluşturan bir biyolojik, bir de biyolojik olmayan yanının olduğunu söyledi. İnsanı meydana getiren işleyişler bütününün kültür olduğunu kaydeden Duralı, “Kültür ve medeniyetleri oluşturan dindir. 17 yüzyılla birlikte dinin yerini felsefe almıştır. Dinin anlamlandırma işlevi felsefede de devam etmiştir. İnançsız ve dilsiz insan düşünülemez. İnanç yalnızca dünya ötesi varlık ile insan arasındaki bağlantıyı kurmamaktadır; her köşe bucağımızı belirlemektedir” ifadelerini kullandı.

    Prof. Dr. Teoman Duralı, “Din ile dil ortadan kalkarsa o millet ölür. Bizim milli varlığımıza en önemli tehdit, dilimizin elimizden gidişidir. Bir milletin düşünme yetisi neyse dilinin gücü de odur. Akılla dilin gücü koşuttur. Dolayısıyla dilimiz yetersiz demek, akılsızız demektir, milletimize hakarettir” dedi.

    Türkçe’nin de önemine değinen Prof. Dr. Teoman Duralı, yabancı ve yerli sözcükleri doğru ayırt etmek gerektiğini kaydetti. Uzun süreden beri dilimize geçmiş olan Arapça sözleri içleştirildiğini kaydeden Duralı, benzeri bir durumun Farsça ile olduğunu da belirtti. Dile en önemli zararı İngilizce ve Fransızca’nın verdiğini söyleyen Prof. Dr. Duralı, “İngilizce bize sözlerini yedirerek emperyalist tasarılarını da aşılamaktadır. İngilizceyi Türkçe’nin yerine koyarak yaptığımız iş bir intihardır. Emperyalizmin en baş aracı eğitim-öğretimdir. Unutmayın 19. yy’ın başlarında Amerikan kolejleri açılmıştır. Neden? Sermayeci zihniyeti aşılamak üzere” şeklinde konuştu.

    Program, Karaman Valisi Fahri Meral, Prof. Dr. Teoman Duralı’ya plaket takdim etmesiyle sonra erdi.

    Programa, Karaman Valisi Fahri Meral, Yükseköğretim Yürütme Kurulu Üyesi Prof. Dr. Mehmet Şişman, Türkiye Bilimler Akademisi Başkanı Prof. Dr. Ahmet Cevat Acar, Atatürk Kültür Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Başkanı Prof. Dr. Derya Örs, Türk Dil Kurumu Başkanı Prof. Dr. Mustafa Kaçalin, Karamanoğlu Mehmetbey Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Akgül, Necmettin Erbakan Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Muzaffer Şeker, Afyon Kocatepe Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mustafa Solak, Aksaray Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Yusuf Şahin, Çağ Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ünal Ay, davetliler, akademisyenler ve misafirler katıldı.