Etiket: TÜRKÇE

  • Türkçe konuşan girişimciler, işbirliği için MDTO’yu ziyaret etti

    Türkçe konuşan girişimciler, işbirliği için MDTO’yu ziyaret etti

    Balkanlar, Kafkasya, Doğu Avrupa, Ortadoğu ve Orta Asya gibi yakın coğrafyadaki ülkeler ile Almanya ve Rusya’da yaşayan Türkçe konuşan girişimciler, ticari ilişkileri geliştirmek ve işbirliği çerçevesinde Mersin Deniz Ticaret Odası’nı (MDTO) ziyaret etti.

    Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) ile Dışişleri Bakanlığı işbirliğinde hayata geçirilen ve bu yıl 21’inci kez düzenlenen Türkçe Konuşan Girişimciler Programı, Mersinli iş insanları ile Balkanlar, Kafkasya, Doğu Avrupa, Ortadoğu ve Orta Asya gibi yakın coğrafyamızdaki ülkeler ile Almanya ve Rusya’da yaşayan girişimcileri bir kez daha buluşturdu. 28 Nisan-11 Mayıs 2019 tarihleri arasında tamamlanacak Türkçe Konuşan Girişimciler Programı kapsamında 16 farklı ülkeden gelen iş insanları Ankara ve Adana ziyaretlerinin ardından Mersin’e geldi.

    Mersin’e gelen heyet, Mersin Deniz Ticaret Odası’nı ziyaret ederek, oda faaliyetlerinin yanı sıra bölgedeki deniz ticareti, kent ekonomisi, Mersin Limanı ve yatırım konuları hakkında bilgi aldı. Balkanlar, Kafkasya, Doğu Avrupa, Ortadoğu ve Orta Asya gibi yakın coğrafyadaki ülkeler ile Almanya ve Rusya’da yaşayan 48 kişilik heyet, MDTO ziyaretinde Genel Sekreter Korer Özbenli ile Genel Sekreter Yardımcıları Kaptan Halil Delibaş ve Kaptan Mesut Öztürk tarafından karşılandı. Toplantıya, Mersin Serbest Bölge İşleticisi A.Ş. (MESBAŞ) Pazarlama ve İş Geliştirme Sorumlusu Bora Gedik ile TOBB Türkçe Konuşan Girişimciler Programı Sorumlusu Birsen Karaloğlu da eşlik etti.

    Toplantının açış konuşmasını yapan Genel Sekreter Özbenli, Türkçe konuşan girişimcileri Mersin’de ve MDTO’da ağırlamaktan büyük memnuniyet duyduğunu belirterek, “Ülkelerimiz arasındaki kültür, fikir ve dil birlikteliğinin, üretimi ve ticareti geliştirmek üzere yeni iş birlikleri ile taçlanması, gönül bağımızın daha da güçlenmesi en büyük temennimiz” dedi.

    Genel Sekreter Yardımcısı Delibaş, toplantıda yaptığı sunumda, MDTO’nun çalışmaları hakkında bilgi vererek, Türkiye ve Mersin deniz ticareti ile Mersin Limanı yük hareketlerine ilişkiler veriler paylaştı.

    MESBAŞ temsilcisi Gedik ise Mersin Serbest Bölgesi’nde yatırım imkanları ve başta vergi avantajları olmak üzere serbest bölgede yatırımcılara sağlanacak avantajlar hakkında bilgi verdi.

    Soru-cevap şeklinde ilerleyen toplantıda girişimcilerin bir kısmı İran’a uygulanan ambargolar nedeniyle yaşadıkları sıkıntıları dile getirdi. Bazı iş insanları ise bir yıl önce hizmete giren Bakü-Tiflis-Ceyhan hattının bekledikleri maliyet avantajını sağlayamadığını aktardılar.

    Denizyolu nakliyesinin sağlayacağı avantajların değerlendirildiği toplantıda, Mersin Limanı bağlantılı denizyolu hatlarına ilişkin bilgiler de paylaşıldı.

    Toplantı, Türkçe konuşan girişimcilerin ülkelerine özgü hediyeleri MDTO Yönetimine takdimi ile sona erdi.

  • Türkçe konuşan girişimciler Adana’da

    Türkçe konuşan girişimciler Adana’da

    Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) tarafından Dışişleri ve Ticaret Bakanlıkları işbirliğinde bu yıl 21’incisi düzenlenen program kapsamında Adana’ya gelen Türkçe Konuşan Girişimciler Adanalı sanayicilerle buluştu.

    Balkanlar, Doğu Avrupa, Kafkasya, Orta Doğu, Orta Asya ülkelerinin yanı sıra Almanya ve Rusya’da yaşayan ve Türkçe konuşan girişimciler ve Adanalı sanayicilerin katılımıyla düzenlenen tanıtım ve eşleştirme toplantısı, Adana Sanayi Odası’nın ev sahipliğinde gerçekleştirildi.

    16 ülkeden 48 girişimci ile ADASO üyelerinin katıldığı toplantıda konuşan TOBB Yönetim Kurulu Üyesi ve Adana Sanayi Odası Başkanı Zeki Kıvanç, Türkçe Konuşan girişimcilerden oluşan heyeti konuk etmekten büyük mutluluk duyduklarını belirterek, Atlantik’ten, Pasifik Okyanusu’na kadar çok geniş bir bölgede Türkçe konuşarak seyahat edilebildiğini, bunun büyük bir güç olduğunu söyledi.

    Bu potansiyelin daha fazla ve etkin şekilde değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Kıvanç, “Türkçe konuşan girişimcilerimizle var olan gönül bağımızı, ticari ilişkilerde daha da ileri seviyelere taşımalıyız. Türkiye’nin sınırları dışındaki güçlerimiz olan sizler Türkiye ile ülkeleriniz arasında sağlam bir köprü oluşturuyorsunuz” dedi.

    ADASO Başkanı Zeki Kıvanç, Adana’nın otomotivden tekstile, makineden gıda ürünlerine kadar çok geniş alanda önemli sanayi potansiyeline ve çeşitliliğine sahip olduğunu, yıllık 2 milyar doları aşan ihracatıyla önemli üretim hacmine sahip bulunduğunu bildirdi.

    Yapımı süren 4 yeni organize sanayi bölgesi ve 3 küçük organize sanayi sitesinin yanında global anlamda önemli yatırımcıların yer alacağı Ceyhan Petrokimya Endüstri Bölgesi ile önemli bir dönüşüm içerisinde olduğuna dikkat çeken Kıvanç, şöyle konuştu:

    “Önümüzdeki 10 yıllık dönemde devreye girmesi beklenen yatırımlarla şehrimiz önemli cazibe merkezi haline gelecek. Türkçe Konuşan girişimcilerin de Adana’nın bu potansiyelinden yararlanmasından çok mutlu oluruz. Ticari ilişkilerimizin ve ticaretimizin geliştirilmesi taraflara önemli faydalar sağlayacaktır.”

    Türkçe Konuşan Girişimciler de yaptıkları konuşmalarda ülkeleri ve firmaları ile ilgili bilgilendirmede bulunduğu toplantıda, karşılıklı işbirliği imkanlarının ele alındığı ikili görüşmeler gerçekleştirildi.

    Toplantıda, Türkçe Konuşan Girişimciler tarafından TOBB Yönetim Kurulu Üyesi ve Adana Sanayi Odası Başkanı Zeki Kıvanç’a geleneksel giysiler hediye edildi.

  • Yılbaşı gecesinde zırhlı araçtan Kürtçe ve Türkçe şarkı çalan polislere ödül

    Şırnak’ın Beytüşşebap ilçesinde yılbaşı gecesi zırhlı araçtan Kürtçe ve Türkçe şarkı çalan polislere bölgede kardeşliği pekiştirdikleri için İlçe Kaymakamı İsmail Pendik tarafından ödül verildi. Kaymakam İsmail Pendik, Kürt Türk kardeşliğini bozmak isteyen güçlere inat en güzel cevabı yılbaşında veren polisleri bu davranışlarından dolayı ödüllendirdi.

    Yılbaşı gecesi Beytüşşebap ilçe merkezinde devriye görevi yapan polis memurları Karşıyaka Mahallesi Atatürk Meydanında bidon ve kızaklarla yeni yıla girmeye çalışan gençlerin yanında durdu. Gençlerin Kürtçe ve Türkçe şarkılar eşliğinde halaylar çekip eğlendiğini gören polisler, şarkıların sesinin az çıktığını görünce bunun üzerine zırhlı aracın megafonundan Kürtçe ve Türkçe şarkılar çalarak mahallede uzun halay kuyrukları oluşmasına neden oldu. Şarkılarla polis ve vatandaşlar el ele vererek halay çekip yeni yıla girdi. Bunun duyulmasının üzerine üzerine İlçe Kaymakamı ve Belediye Başkanı İsmail Pendik olaya kayıtsız kalmayarak o gece devriye görevi yapan polis memurlarını makamına davet ederek tebrik etti. Pendik, daha sonra polislere tebrik belgesi verdi. İlçe Kaymakamı Pendik, Türk Kürt kardeşliğinin en güzel örneğinin bu olayda gösterildiğini belirterek, “Son iki yılda kahraman Mehmetçiğimiz, jandarmamız, polisimizin ve güvenlik korucularımızın fedakar şekilde düzenledikleri operasyonlarıyla ilçemiz ve çevresi huzura kavuştu. Artık terörün olmadığı gibi birliğin, beraberliğin ve kardeşliğin huzurun hakim olduğu bir Beytüşşebap haline geldi. Nasıl ki kahraman silahlı güçlerimiz güvenlik güçlerimiz son terörist etkisiz hale getirilinceye kadar fedakar bir şekilde çalışıyorsa, bizlerin de halkımızın gönlüne aklına emperyalistlerin ve onların uzantısı olan onların maşası olan bölücü terör örgütünün ve işbirlikçilerinin halkımızın kalbine yerleştirdiği fitne fesatlarını tamamen ortadan kaldırıncaya kadar mücadelemiz sürecek. Bunun içinde vatandaşlarımızı sahiplenmek, onların Türkiye Cumhuriyeti devletiyle olan gönül bağlarını kuvvetlendirmek ve bölücü terör örgütünün psikolojik açıdan da tamamen yok olmasını sağlamak için her zaman gayret ve çalışma içerisinde olacağız. Buradaki polis arkadaşlarımız yılbaşı gecesinde zırhlı polis aracımızla oradaki gençlerimizle kaynaşmak, gençlerin devletimizle olan gönül bağını güçlendirmek için spontone gelişen olay güzel bir etkinliğe dönüştü. Onları tebrik ediyorum. İnşallah Beytüşşebap’ta bu güzellikler her zaman ortaya çıkacaktır. Malumunuz son süreçte seçim yaklaştıkça PKK ve onun uzantısı olan mihraklar Kürt vatandaşlarımızı Türkiye Cumhuriyeti devletimizin asil ve birinci sınıf yurttaşı, vatandaşı olan Kürt kardeşlerimizi provake etmek için türlü türlü yalanlar ve iftiralar atarak, yalan yanlış haberler yaymaya çalışıyorlar. Sakarya’da bir hadise meydana gelmiş ve Sakarya valiliğimizin de basın açılamasında ifade ettiği gibi olayın etnik bir durumdan kaynaklanmadığı açıklanıp ve sarih bir şekilde ortaya konulmasına rağmen Kürt kardeşlerimizi provake etmek için sözde orada öldürülen vatandaşımız ‘ben Kürdüm’ dediği için öldürüldüğü yalanını yaymışlardı. Buna en güzel cevap bu arkadaşlarımızın yılbaşı gecesinde yaptığı etkinlik oldu. Bizler devletimiz olarak Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan etnik kimliği ne olursa olsun, mezhebi ne olursa olsun, siyasi görüşü ne olursa olsun bütün vatandaşlarımızın yaşamlarına saygılıyız. Bunun nen güzel örneği yılbaşı gecesi Beytüşşebap’ta oldu. Bu yalan yanlış iftira haberlere de en güzel cevabı Beytüşşebap’tan verdik diye düşünüyorum. Onun için arkadaşlarımızı tebrik ediyorum. Bu güzel haberle yalan yanlış haberler akamete uğratılmıştır. İnşallah bu güzel haberler Beytüşşebap’ta her zaman devam edecektir” dedi.

  • Ünlü Psikolog Üstün Dökmen: “Türkçe dünyada en müzikal dildir”

    Ünlü Psikolog, Yazar ve Televizyon Programcısı Prof. Dr. Üstün Dökmen “Ben dünyanın en müzikal dilinin söyleniş açısından Farsça veya Fransızca olduğunu tahmin ediyordum. Ama öğrendim ki dünyanın en müzikal dili Türkçeymiş, en güzel kelimesi de yakamozmuş” dedi.

    Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Öğretim Görevlisi, Psikolog, Yazar ve Televizyon Programcısı Prof. Dr. Üstün Dökmen, Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Dairesi tarafından düzenlenen “Ailede ve Okulda Kaliteli İletişim” adlı konferansa konuşmacı olarak katıldı.

    Psikolog Prof. Dr. Üstün Dökmen, Türkçenin dünyadaki en müzikal dil olduğunu söyledi. Dünya çapında büyük bir organizasyonla düzenlenen bir seminere katıldığını anlatan Dökmen, “Ben dünyanın en müzikal dilinin söyleniş açısından Farsça veya Fransızca olduğunu tahmin ediyordum. Ama öğrendim ki dünyanın en müzikal dili Türkçeymiş, en güzel kelimesi de yakamozmuş. Bu da beni çok şaşırttı. Ama bunu da çok kimse bilmiyor. Basında da fazla yer almadı” dedi.

    Dilini ve toprağını kaybeden ülkelerin geleceğinin olmadığına dikkat çeken Dökmen, “Bir liderin mutlaka tarih bilgisi olması gerekir. Geçmişini bilmeyen geleceğine de yön veremez” diye konuştu.

    “İnsan enerjisinin sonu yoktur” diyen Dökmen, “73 yaşında hasta olan bir tanıdığım vardı, internetten hastalığı ile ilgili bir konu araştırıyor zannetmiştim. Ama meğerse o arkadaş, o yaşta arabamı hangisiyle yenilesem diye bakıyormuş. O adam, enerjisiyle hastalığını da yendi ve yeni arabasıyla da senelerce gezdi. Enerjisi bitmeyenler, hayata enerji ile bakanlar yılmaz, enerjisi bitenler de yılgın olurlar” dedi.

    Çocuklu ailelere de çocukları ile ilgili öğütler veren Dökmen, “Çocuklarınızı meslek seçmeye zorlamayın. İyi veya kötü meslek yoktur, sadece kişiye göre meslek vardır. Çocuğa hayır demek, bazı konularda sınır koymak, ceza vermek çocuğunuzu sevmemek anlamına gelmez. Bazen bunlar da gereklidir” şeklinde konuştu.

    Konferansın sonunda Büyükşehir Belediyesi Kültür Sosyal İşler Daire Başkanı Behçet Atlı, Prof. Dr. Üstün Dökmen’i Tekirdağ’da ağırlamaktan dolayı mutlu olduklarını belirterek kendisine Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Albayrak tarafından gönderilen çiçeği takdim etti.

    Namık Kemal Üniversitesi Rektörlük Konferans Salonu’nda düzenlenen konferansa, Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Dairesi Başkanı Behçet Atlı, TESKİ Genel Müdür Yardımcısı İ. Feyzi Ünal ve çok sayıda vatandaş katıldı.

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Türkçe ezan dediğimiz zaman onu sadece biz anlarız ama Arapça dendiği zaman bu evrensel olduğunun ifadesidir”

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkçe ezan tartışmalarına değinerek, “Bugün hala tek parti dönemiyle adeta sembolleşmiş zulümlerden biri olan Türkçe ezanın kamuoyu önünde savunulabiliyor olması işte bu özlemin milletin değerlerine yönelik bitmek bilmeyen bu husumetin bir işaretidir. Türkçe ezan dediğimiz zaman onu sadece biz anlarız ama Arapça dendiği zaman bu evrensel olduğunun ifadesidir. Bunu değiştirmek bizi değerlerimizden uzaklaştırmanın adımlarıdır” dedi.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Mustafa Kemal Atatürk’ün ölümünün 80. yılı sebebiyle Beştepe Millet Kongre ve Kültür Merkezinde düzenlenen Atatürk’ü Anma Programına katıldı. Programda yaptığı konuşmada Erdoğan, “Cumhuriyetimizin kuruluşundan günümüze kadar ülkemizin gelişmesi, kalkınması, büyümesi, refahının yükselmesi için emek veren mücadele eden katkı sağlayan herkese şükranlarımı sunuyorum. Yıl dönümleri bize anma yanında geçmişten bu güne kapsamlı muhasebeler yapma fırsatı da verir. Mesela Pazar günü Paris’te 1. Dünya Savaşının sona ermesinin 100. yılı törenlerine katılacağız. Bugün de Gazi’nin vefatının 80. yıl dönümünü geride bırakıyoruz. Bu süreçte ülkemizin yaşadıklarını şöyle bir gözümüzün önüne getirdiğimizde Türkiye’nin nereden nereye geldiğini çok daha iyi görebiliriz” ifadelerini kullandı.

    Erdoğan, şöyle konuştu:

    “1. Dünya Savaşının ardından ülkemizi paylaşma girişimlerine şahit olduk. Çanakkale’de Kut’ül Amare’de ve daha nice cephelerde yüreğimiz ve bileğimizle savaşarak kazandığımız zaferlere rağmen ülkemizi böyle bir tehdidin altına girmekten kurtaramadık. Müstevlilere karşı önce şehir şehir ardından topyekun bir kurtuluş mücadelesi başlattık. Mücadelemizin zaferle sonuçlanmasının ardından yeni devletimizle tarih sahnesindeki yerimizi tekrar aldık. 600 yıllık bir çınarın devrilip epeyce küçülmüş olsa da özü itibariyle aynı coğrafya üzerinde taze bir fidanın boy vermesi bu bir süreçtir, elbette sıkıntısız yaşanması mümkün değildi. Nitekim ülke ve millet olarak bu sıkıntıları her alanda çektik. Doğrularıyla yanlışlarıyla eksikleri ile fazlaları ile bu dönemin tartışmasını milletimizin hafızası ve tarih yapmıştır, yapmaya da devam edecektir. Mesela Gazi Mustafa Kemal’in kendi iradesiyle başlattığı ama provokasyonlar yüzünden vazgeçmek zorunda kaldığı çok partili hayata geçiş denemesini vaktinde başarmış olsaydık acaba ülkemiz nereye giderdi? Mesela o dönemde kendi uçağımızı, otomobilimizi üretmiş, sanayimizi geliştirmiş, ihracatımızı büyütmüş olsaydık bugün nerede olurduk? Mesela gençlerimizin zihinlerini formatlamaya çalışmak yerine onları medeniyeti ile barışık özgür fertler halinde yetiştirecek bir eğitim sistemi kursaydık acaba nasıl bir gelişme gösterirdik? Bunun gibi pek çok soru zihinlerimizi meşgul ediyor olmakla birlikte önümüzdeki vaka da ortadadır. Özellikle Gazi’nin vefatına yakın yıllardan başlayıp 1950’ye kadar süren tek parti istibdadı döneminde milletimizin değerlerinin, inancımızın, kültürümüzün ecdat mirasının nasıl hoyratça savrulduğunu gayet iyi biliyoruz.”

    “Bize yalan söyleyen bir tarih anlatıldı, öğretildi”

    “2. Dünya Savaşının ayak seslerinin duyulmaya başladığı bir dönemde zirveye çıkan tek parti yönetimine ilişkin acı hatıraları her birimiz kendi çocukluğumuzda babalarımızdan, dedelerimizden, yakınlarımızdan dinledik” diyen Erdoğan, “Bugünkü gençler tek parti dönemini ancak tarih kitaplarından o da varsa, gazete dergi arşivlerinden öğrenme imkanına sahiptir. Çünkü bize yalan söyleyen bir tarih anlatıldı, öğretildi. Biz ise o yılların zulümlerine bizzat yaşayanların ağzından şahit olduk. Türkiye 2. Dünya Savaşı’na girmemiştir ama savaşın tüm yükünü sefaletini sıkıntısını yaşamıştır. Osmanlı’nın son yılları ve İstiklal harbi sırasında nesiller boyu süren seferberlik döneminin cefasını çeken Anadolu insanı yeni bir yükü daha sırtlanmak zorunda kalmıştır. Bu dönemde ülkemizi yönetenler milletimizi sadece büyük bir maddi külfetin altında ezmekle kalmamış, değerlerinin üzerinde kurduğu baskıyla da iyice bunaltmıştır. 2. Dünya Savaşı bitip de dünyada yeni bir demokrasi ve ekonomi düzeni kurulmaya başlandığında Türkiye’nin de birtakım adımları atması artık zorunlu hale gelmiştir. Ülkemizde belirli bir kesim tek parti devrinden çok partili hayata dönemin CHP yöneticilerinin iradesiyle geçtiğimizi iddia ederler. Oysa ki bu değişim iradi değil mecburi bir değişimdir. Tek parti ekibi elinden gelse Türkiye’yi Alman Nazizmi, İtalyan faşizmi veya Sovyet Sosyalizminden birine sürükleyecek bir zihin yapısına sahiptir. Önce Nuri Demirağ’ın kurduğu Milli Kalkınma Partisi sonra da Adnan Menderes ve arkadaşlarının öncülük ettiği Demokrat Parti CHP’ye karşı milletimizin sesi olarak siyaset sahnesine çıktılar. Çok partili hayata geçişten hemen sonra yapılan 1946 seçimlerinde uygulanan açık oy gizli tasnif, sayıyı da ona göre kendileri belirleyecek. Bu yöntem aslında CHP yönetiminin demokrasi anlayışı konusunda bir fikir vermeye yeterlidir. Dünyadaki eğilimler ve milletimizin iradesine sahip çıkma konusundaki kararlılığı gizli oy açık tasnif usulüne geçilmesiyle 1950 seçimlerinin adil bir seçim şekilde sonuçlanmasını sağlamıştır. Bu seçimin sonucunda ‘Yeter söz milletindir’ diyen Demokrat Parti ezici bir çoğunlukla ülkeyi yönetme sorumluluğunu üstlenmiştir. Türk milleti darbelere, cuntalara vesayet güçlerinin türlü oyunlarına rağmen hep iradesine sahip çıkmış sözünde kararında kendisine ait olduğunu ortaya koymuştur” şeklinde konuştu.

    “Arapça ezan dendiği zaman bu evrensel olduğunun ifadesidir”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:

    “Milletimizin demokrasiye bağlılığı ne kadar güçlüyse ülkemizdeki bir kesimin Türkiye’yi tek parti döneminin karanlık günlerine tekrar döndürme çabası da o derece ısrarla devam etmiştir. Bugün hala tek parti dönemiyle adeta sembolleşmiş zulümlerden biri olan Türkçe ezanın kamuoyu önünde savunulabiliyor olması işte bu özlemin milletin değerlerine yönelik bitmek bilmeyen bu husumetin bir işaretidir. Ezanın Arapça okunması bir şeyin ifadesidir; Türkçe ezan dediğimiz zaman onu sadece biz anlarız ama Arapça dendiği zaman bu evrensel olduğunun ifadesidir. Nereye gidersen git ezan ‘Allahu ekber’ dendiği zaman Endonezya’da da, Malezya’da da ezan okunuyor diye anlarsın. Ama Türkçe olduğu zaman anlayabilir misin? İşte şimdi bunu değiştirmek bizi değerlerimizden uzaklaştırmanın adımlarıdır. Aşık Veysel’i kılığı kıyafeti sebebiyle Ankara’nın merkezine almadılar. Bu örnekte ki o kibirli yaklaşım daha sonra başörtüsü başta olmak üzere pek konuda kendini göstermiştir. Aşık Veysel saf bir Anadolu insanı bir aşık oradaki kıyafeti ile Ankara’ya gelmiş, beğenmediler Ankara’ya sokmak istemediler Aşık Veysel’i. Bu ülke bunları da yaşadı. Kendilerini milletten üstün görenler ‘göbeğini kaşıyan adam, bidon kafalı, dağdaki çobanın oyuyla benim oyum bir olamaz, makarnacı, kömürcü’ diyerek hala milli iradeyi aşağılamayı sürdürüyorlar. Bu milletin hepsinin de kim olursa olsun oyu birdir. Bunları aşağıyamazsın. Zaten demokrasinin güzelliği burada. Ayırt etmek yok, ayrımcılık yok. Demokrasiye hazmedememiş olan bu kesim her seçimin ardından ortalığı karıştırmaya halkın sandığa yansıttığı iradeyi önemsiz hale getirmeye hep gayret etmişlerdir. Darbeyi cuntayı vesayeti yücelten yaklaşımları sergileyenlerin ideal örneğinin hep tek parti dönemi olması boşuna değildir.”

    “Tek parti zihniyeti ve darbeci kafa aynı madalyonun iki yüzü gibidir”

    Tek parti zihniyeti ve darbeci kafanın aynı madalyonun iki yüzü gibi olduğunu söyleyen Erdoğan, “Ülkemiz siyasetinin en önemli sorunu milletin değerleriyle, tarihiyle, kültürüyle kavgalı anlayışın hala etkinliğini devam ettirebiliyor olmasıdır. Oysa dünyanın ve Türkiye’nin yürüdüğü istikamette bu tür faşizan eğilimlere asla yer yoktur. Geleceğin dünyasında sadece demokrasinin, özgürlüklerin, güvenlik ve refah arayışlarının bulunduğuna inanıyor biz de bu istikamette çalışıyoruz. 2023 hedeflerimiz sadece ekonomide değil, demokraside de dünyanın en ileri ülkelerinden biri haline gelme kararlılığımızı ifade ediyor. İnşallah gençlerimize emanet ettiğimiz 2053 ve 2071 vizyonları üzerinde yükselecek geleceğin Türkiye’si bu tür tartışmaları tümüyle geride bırakacaktır. Bin yıldır yaşadığımız bu coğrafyada kesintisiz bir mücadele içinde olduk. Ecdat yüzünü batıya çevirmişti ama her fırsatta doğuya da dönmesi oraları da güvenliğe ve huzura kavuşturması gerekiyordu. Bugün de aynı işi yapıyoruz. Bizim demokraside de ekonomide de hak ve özgürlüklerde de insani değerlerin korunması hususunda da asıl mücadele alanımız Batıdır. Bunun için ‘Dünya beşten büyüktür’ diyoruz. Bunun için ‘One minute’ diyoruz. Bunun için ‘tüm insanlık güvende değilse kimse güvende olamaz’ diyoruz. Bunun için üç buçuk milyon Suriyeliyi ülkemizde barındırıyoruz. Bunun için insani yardımlarda dünyada ilk sırada yer alıyoruz. Amerika bizim önümüzde değil. Milli gelire göre dünyanın bir numarası biziz. Bizim bu çabamıza nasıl karşılık veriliyor diye sorarsanız, sınırlarımız içinde terör örgütleri eliyle bombalar patlatılarak sınırlarımız boyunca da terör koridorları kurularak bu mücadelemizden vazgeçirilmeye çalışıyoruz” açıklamasında bulundu.

    “Hakkari’de 4 evladımız şehit oldu, 20 civarında yaralımız var”

    “Bu gece maalesef Hakkari’de bir mühimmat depomuzdaki patlama sebebiyle şu an itibariyle 4 evladımız şehit oldu, 20 civarında yaralımız var” ifadesini kullanan Erdoğan, “Allah’tan şehitlerimize rahmet yaralılarımıza şifalar diliyoruz. Tıpkı ecdadımızın yaptığı gibi bir yandan arkamızdan kurulan tuzakları bozarak, bir yandan hedeflerimize sıkı sıkıya sarılarak tarihin önümüze açtığı yolda yürümeye devam ediyoruz. Görünürde Kandil’,deki PKK’yı terör örgütü ilan edip, elebaşları için ödül koyanların arka planda aynı teröristlerle nasıl iş tuttuklarını da çok iyi biliyoruz. Aynı örgütün namlularını ülkemize çevirmiş Suriye’deki mensuplarıyla kol kola girip devriye gezerken Irak’taki elebaşlarını hedef gösterenler kendilerince bizi kandıracaklarını sanıyorlar. Hepsini gayet iyi biliyoruz. biz onlara her fırsatta bu oyunun tutmayacağını, terör örgütleriyle yol yürüyenlerin akıbetlerinin hüsran olacağını hep söyledik söylüyoruz. Tabii bu arada boşta durmuyoruz, Bir hafta içinde 15 terörist etkisiz hale getirildi. Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı Harekatlarımızın ardından İdlip’te de güvenliği ve huzuru sağlama yönünde önemli adımlar attık. Aynı şekilde Kuzey Irak’taki terör yuvalarını birer birer dağıtarak Kandil’i de Sincar’ı da teröristlerin başına yıkma yolunda ilerliyoruz. Fırat’ın doğusundaki Suriyeli kardeşlerimizin bölücü terör örgütünün pençesi altında inim inim inlediğinin farkındayız. İnşallah çok yakında bu bölgedeki mazlumları da güvene ve huzura kavuşturacağız. Bizim bu adımlarımızı da DEAŞ kuklasını ortaya sürerek kesebileceklerini sananlar yanıldıklarını görmeye başladılar. Ülkemize karşı yürütülen küresel yalan ve iftira kampanyalarının en büyük kaynağı haline gelen FETÖ ihanet çetesinin çırpınışları da artık fayda vermeyecek. Deşifre olmuş oyun başarısızlığa mahkumdur. Biz bu oyunu çözdük. İnşallah en kısa sürede bize kurulan tuzakları sahipleri ve piyonlarının başlarına geçirip yolumuza devam edeceğiz” dedi.

    “Biz Batı’nın kapısında şurada burada sıraya girmek suretiyle muasır medeniyetler seviyesinin üstüne çıkamayız”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Bize göre Atatürk’ü anmak da anlamak da ancak böyle olur. Lafla değil, bu duygularla bir kez daha vefatının 80. yıl dönümünde Gazi Mustafa Kemal’i tazimle yad ediyorum. Muasır medeniyetler seviyesinin üstüne çıkma lafla olmaz. İstanbul Havalimanı gibi eserleri dikmekle olur, köprüler yapmakla olur, metrolar yapmakla olur, kendi uçağınızı, insansız hava araçlarınızı yapmakla olur. Yüzde 20 idi savunma sanayindeki eserlerimiz. Şimdi bunu yüzde 65’e çıkardık işte böyle olur. Biz Batı’nın kapısında şurada burada sıraya girmek suretiyle muasır medeniyetler seviyesinin üstüne çıkamayız. Biz kendi eserimizi kendimiz üreteceğiz hem inşa edeceğiz hem ihya edeceğiz. Gençler çok daha fazla çalışacağız, çok daha fazla gayret edeceğiz ve onun için de tabii inşallah gelecek hep birlikte bizim olacak. Bu toprakları bizlere vatan haline getirmek için bin yıldır canlarını ortaya koyan tüm şehitlerimize tüm gazilerimize Allah’tan rahmet diliyorum.”

    Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Başkanı Prof. Dr. Derya Örs’ün bir veda konuşması yaptığını hatırlatan Erdoğan, Örs’ün önemli bir ülkeye büyükelçi olarak gittiğini ve veda konuşmasını da bu vesileyle yaptığını ifade etti. Erdoğan, 6 yıllık hizmeti sebebiyle Örs’e teşekkür etti.