Etiket: TÜRKÇE

  • Türkçe Öğretimi Sertifika programı online olarak düzenlendi

    Türkçe Öğretimi Sertifika programı online olarak düzenlendi

    Malatya İnönü Üniversitesi Türkçe Öğretimi Araştırma ve Uygulama Merkezi (TÖMER) bünyesinde 7’ncisi düzenlenen Yabancı Dil Olarak Türkçe Öğretimi Sertifika Programı, pandemi koşulları gereği bu yıl online olarak gerçekleştirildi.

    İnönü Üniversitesi’nde 25 Ocak – 5 Şubat tarihleri arasında düzenlenen programda yurt içi ve yurt dışından 50 katılımcı yer aldı. Program, İnönü Üniversitesi rektörü Prof. Dr. Ahmet Kızılay, Yunus Emre Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Şeref Ateş, İnönü Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekanı ve TÖMER Müdürü Prof. Dr. İlhan Erdem’in katıldığı açılış oturumu ile başladı.

    Programda, İnönü Üniversitesi Türkçe Öğretimi Araştırma Uygulama Merkezi akademik kadrosunun yanı sıra Türkiye’nin önde gelen kurumlarının yöneticileri ve alan uzmanları çeşitli dersler verdi.

    İnönü Üniversitesi TÖMER Müdürü Prof. Dr. İlhan Erdem, sertifika programı ile ilgili, “İnönü TÖMER, üniversitemizin misyon ve vizyonuna uygun bir şekilde faaliyetlerine devam etmektedir. İnönü TÖMER, yabancılara Türkçe öğretirken aynı zamanda bu alanın gelişmesi için araştırma ve uygulama çalışmalarına da devam etmektedir. Üniversitemiz bugün yabancı uyruklu öğrenci saysında önemli bir noktaya gelmiştir. Bunun artırlması için de çalışmalar yapılmaktadır. Üniversitemizi dünyada talep gören bir yapıya dönüştürmek istiyoruz” ifadelerini kullandı.

    “Türkçe, dünyada yabancı dil olarak öğrenilen 5. dil konumuna geldi”

    Türkçe’nin dünyada yabancı dil olarak öğrenilen 5. dil konumuna geldiğine dikkat çeken Erdem, “Türkiye’nin ekonomik, siyasi, kültürel gelişmişliğine paralel olarak Türkçe öğrenimi de talep gören bir alan haline gelmiştir. Bugün devletimizin önemli kurumları, Yunus Emre Enstitüsü, Yurt Dışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı ve üniversitlerin TÖMER’leri yurt içi ve dışında Türkçe öğreten veya Türkçenin öğretimine aracılık eden kurumlardır. Yaptığımız bu sertifika programıyla yabancı dil olarak Türkçenin nasıl öğretileceği üzerinde durulmuştur. Bunun için yukarıda bahsedilen kurumlardan ve alanında uzman akademisyenlerden destek alınarak bu kurs düzenlenmiştir. Yurt içi ve dışından katılımcıların olduğu kursun teorik bölümü tamamlanmıştır. Uygulaması da bahar döneminde yapılacaktır. Oldukça verimli geçen sertifika programlarını devam ettireceğiz. Özellikle öğretmenlerimizin de faydalanabilmesi için her yılın şubat ayındaki sömestr tatilinde bu kursu düzenliyoruz. Gelecek yıllarda da aynı takvimde düzenlenecekti” şeklinde konuştu.

    Kurs takvimine göre, kursiyerlerin uygulama dersleri de bittikten sonra düzenlenecek bir törenle sertifika alanlara belgeleri verilecek.

  • Ardahanlı’dan Türkçe Kur’an tepkisi

    Ardahanlı’dan Türkçe Kur’an tepkisi

    Diyanet-Sen Erzurum Şube Başkanı Nurullah Ardahanlı, İstanbul Büyük Şehir Belediyesi’nin geçen hafta düzenlediği Şeb-i Arus törenlerinde ezanın ve Kur’an-ı Kerim Tilavetininin Türkçe okutulmasını ve semazenlerin kadın erkek birlikte sahne almalarını sert bir dille eleştirdi. Ardahanlı, “Sözde dini tören icra ettiriyorsun, ancak bunu yaparken inancın özüne, gereklerine uymuyorsun. Maksat Mevlana’yı anmak değil CHP’nin eski özlemlerine dönmek olunca ortaya böyle garabet görüntüler çıkıyor” dedi.

    İBB geçen hafta Mevlana’nın ölüm yıldönümü münasebeti ile Şeb-i Arus töreni düzenledi. Ezanın ve Kur’an’ın Türkçe okutulduğu törende semazenlerin kadın erkek birlikte sahne aldığı töreni sert sözlerle eleştiren Diyanet-Sen Erzurum Şube Başkanı Nurullah Ardahanlı “İBB’nin sözde Mevlana’yı anma etkinliğinde yaşanan skandal görüntüler gösteriyor ki maksat Şeb-i Arus töreni düzenlemek değil. Maksat uzun yıllar bu millete dayattıkları Türkçe ezan, Türkçe Kur’an uygulamasını tekrar uygulamak. Bu millet inancını gereği gibi yaşayabilmek için çok bedeller ödedi, çok badireler atlattı. CHP’nin köhnemiş zihniyetin yeniden hortlamasına o karanlık günlere dönülmesine bu millet müsaade etmeyecektir” dedi.

    Mevlana’nın yalnızca bizim değil tüm dünyanın saygı duyduğu büyük bir alim olduğuna vurgu yapan Ardahanlı, “Mevlana denilince akla ilk gelen hoşgörüdür. Ne yazık ki Mevlana’nın vuslat gecesinde sözde tören düzenleyenlerin yüce Kitabımızı nüzulüne aykırı bir şekilde özünden kopararak kadın erkek semazenlerin gösterisi eşliğinde Türkçe olarak okutması, ezanın Türkçe okutulması Hz. Mevlana’ya Yüce Kitabımıza ve bu millete yapılan büyük bir saygısızlıktır, haddini bilmemezliktir” ifadelerine yer verdi.

    Programda Mevleviliğin 700 küsur senedir devam eden bütün kurallarının yerle bir edildiğine dikkati çeken Ardahanlı, “Bu millet CHP’nin baskıcı despotik, inançları yaşanmaz hale getiren politikalarını çok iyi bilir. Kimse o günlere öykünmesin. Özlemini çektiğiniz o günlere geri dönülmesine bu millet asla izin vermeyecektir” şeklinde konuştu.

  • Almanya’da Türkçe korona uygulaması

    Almanya’da Türkçe korona uygulaması

    Almanya’da hükümet tarafından yeni tip korona virüs (covid-19) enfeksiyon zincirinin takip edilmesi için geliştirilen cep telefonu uygulamasının Türkçe versiyonu bugün kullanıma açıldı. Uygulamayı kullananlar yakınında enfekte olan birisi varsa uyarılıyor.

    Almanya’da yeni tip korona virüs (covid-19) enfeksiyon zincirinin takip edilmesi için geliştirilen cep telefonu uygulaması artık Türkçe kullanılabiliyor.

    Almanca ve İngilizce dil seçenekleri bulunan uygulama bugünden itibaren Türkçe kullanılabilecek. Uygulama, iki akıllı telefonun dijital buluşmasının dökümünü yapıp, virüs enfeksiyonu olan bir kişi ile temas olduğunda diğer kişiyi hızlı bir şekilde haberdar ediyor. Bunun yanı sıra korona virüs tespit edilen kişinin yakın çevresinde uzun bir süre bulunan kişiler de uyarılıyor. Bluetooth teknolojisini ile çalışan uygulama, akıllı telefonuna uygulamayı indiren kişiler arasında sosyal mesafeyi ve karşılaşma süresini de ölçüyor.

    İsteyen herkesin indirip kullanabileceği Korona-Uyarı Uygulaması, Alman hükümeti adına 20 milyon Euro harcanarak iki bilişim şirketi tarafından geliştirildi. Uygulamanın zorunlu olmaması başarılı olmasının önünde engel olarak görülüyor. Oxford Üniversitesinin bir araştırmasına göre, bu tür uygulamaların başarılı olması için insanların en az yüzde 60’ının uygulamayı kullanması gerekiyor.

  • Almanya‘da teneffüste Türkçe konuşan öğrencilere ceza

    Almanya‘da teneffüste Türkçe konuşan öğrencilere ceza

    Almanya’nın Baden-Württemberg eyaletine bağlı Heidelberg kenti yakınlarında bulunan bir okulda, arkadaşları ile okul bahçesinde Türkçe konuşan 9 yaşındaki öğrenciye öğretmeni tarafından ceza verildi. Öğretmeni üçüncü sınıfa giden öğrencisinden ceza olarak bir ders kağıdının yarısına kadar okulda niye Almanca konuşması gerektiği yazmasını istedi. Öğrencinin “Neden okulda Almanca konuşuruz“ sorusuna verdiği cevaplar şu şekilde:

    “Çünkü çocuklar okulda Almanca konuşur. Almanya’da resmi dil Almancadır. Siz bizim Almanca konuşmamızı istiyorsunuz. Okullar Alman. Biz Türkçe konuşursak çocuklar bizi anlamaz. Anadilde konuşmamalıyız. Daha iyi Almanca konuşmamız için. Sadece bu kadar biliyorum”

    Öğrencinin velilerinin öğretmen ile konuşup yaptığının doğru olmadığını belirtmeleri de öğretmenin konu ile ilgili fikrini değiştirmedi. Aile bunun üzerine hukuki yola başvurdu. Ailenin Avukatı Yalçın Tekinoğlu, “Okul bahçesinde veya ders haricinde çocukların kendi aralarında Türkçe konuşması yasaklanamaz. Ceza verilebilmesi için önceden belirlenmiş bir yasağın olması gerekir“ şeklinde konuştu. Tekinoğlu, “ ’Öğretmen bu şekilde bir ceza verebileceğini söylüyor. Ailenin veya başkasının bu cezaya karşı çıkamayacağını söylüyor.’ Fakat bu şekilde bir ceza veremez bu hukuka aykırı. Ailenin görüşme isteği korona önlemleri sebebi ile email veya telefonla yapılması istenmiş. Onlarda o şekilde görüşmüşler. Daha sonra tepkiler büyüyünce okul yönetimi yüz yüze görüşmek istemiş“ ifadelerini kullandı. Diğer bir öğrencininde ceza aldığına değinen Tekinoğlu, “Diğer öğrencinin ailesi bu konuda şikayetçi olmadı. Öğrenci aynı şekilde ceza ödevini öğretmenine vermek zorunda kaldı“ dedi. Öğretmeni bakanlığa şikayet edeceklerini söyleyen Tekinoğlu, tazminat haklarının olup olmadığını da araştıracaklarını söyledi.

  • 9 ayda öğrendiği Türkçe ile akademik kitap yazdı

    9 ayda öğrendiği Türkçe ile akademik kitap yazdı

    Okumak için geldiği Türkiye’de, Türkçeyi yaklaşık 9 aylık bir sürede öğrenen ve daha sonra geliştiren Arnavutluk vatandaşı Flora Hajdarmataj Rizanaj, akademik anlamında Türkiye’ye katkı sunmak adına Türkçe bir kitap yayınladı.

    Lisans eğitimini Kosova’daki Hasan Priştine Üniversitesinin Gazetecilik bölümünde tamamlayan Flora, 2013 yılında Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı (YTB) tarafından seçilerek Türkiye Bursları kapsamında Türkiye’ye geldi. Yüksek lisansını İzmir Ege Üniversitesinde bitiren Flora, daha sonra doktora eğitimi için kendi imkanıyla Eskişehir Anadolu Üniversitesi Basın ve Yayın Ana Birim Dalına kayıt oldu. Flora, yaptığı derin bir araştırma sonucunda ortaya çıkan yüksek lisans tezini kitaplaştırarak piyasaya sundu. Türkiye’ye gelirken bir kelime bile Türkçe bilmeyen Flora, Türkçe Öğretimi Uygulama ve Araştırma Merkezinde (TÖMER) verilen 2 dönemlik Türkçe eğitiminden yola çıkarak YTB, RTÜK, TRT ve diğer sivil toplum kuruluşların düzenlediği konferansları ve çalıştaylarına katılarak Türkçeyi geliştirdiği dile getirdi.

    Türkçeyi sonradan öğrenen birisi olarak Flora’nın Türkçe yazdığı kitap, dünyanın dört köşesinden eğitim için Türkiye’ye gelen, ancak akademik çalışmalarını Türkçe yapmaktan çekilen bazı uluslararası öğrencileri için bir moral oldu. “Yeni Medyada Gözetim ve Mahremiyetin Dönüşümü” kitabında Flora, teknolojinin gelişmesi ile birlikte gözetim iktidarı, gözetimin nasıl işlendiği ve yeni medya ortamlarında mahremiyetin nasıl kaybı ve dönüşüme uğradığını dile getirdi.

    Arnavutça, İngilizce, İtalyanca ve Türkçe dilleri bilen uluslararası öğrenci Flora Hajdarmataj Rizanaj, kitabını Türkçe yazmasın nedeni, kitabın teması, kitap çalışması yaparken yaşadığı zorluklarını dile getirirken, Türkiye’de okuyan uluslararası öğrencilerin Türkçelerini geliştirmesi için bazı tavsiyelerde de bulundu. Rizanaj, ilk olarak yazdığı kitap hakkında konuşurken, “Aslında bu kitap yüksek lisans tezimin gözden geçirilmiş halidir. Hocalar tarafından beğenilmesi ile birlikte kitaba dönüştürmeye karar verdim. Çünkü onlar beğendikleri için ve derin ve detaylı bir çalışma olduğu için Türkçe kaynakların bir katkısı olmasını istedim. Bu kitabın ana teması yeni medyada gözetim ve mahremiyet algısındaki değişim konusunu ele alıyor. Bu teknolojinin gelişmesi ile birlikte gözetim iktidara, gözetim nasıl işlendiği ve mahremiyeti nasıl kaybı ve nasıl dönüşüme uğradığına bahsetmektedir. Araştırma Kosova’da Hasan Priştine Üniversitesinde öğrencilerle yapıldı mülakatlarla yapıldı. Araştırmada en çok öğrencilerin neyi kamusal ve neyi mahremiyet ve özel alan ayrımını yaptıklarını sonucuna varıldı. Aslında araştırma orada yapılırsa sadece oralarda değil, bütün dünyada bu durum geçerlidir” diye belirtti.

    “Bu kitap herkese hitaben”

    Yazdığı kitabın temasına göre kimlere hitaben olduğu sorusuna yanıt veren Rizanaj, ayrıca piyasadan gelen geri dönüşler hakkında da bilgi verdi. Flora Rizanaj, “Bu kitap şuanda, şu günlerde herkese hitap edebilir. Çünkü teknolojinin gelişmesi ile birlikte mahremiyet konusu herkese değiniyor. Yani herkesten bahsedebilir çünkü herkesin mahremiyet kayba uğramış durumunda. Ama özellikle iletişim fakültesinde ve yeni medya alanında ilgilenen öğrenciler için daha çok hitap edebilir. Kitap yaklaşık bir ay önce basıldı ve bütün kitap satış sitelere sunuldu. Talep güzel görünüyor; altı ay sonradan bakacağım yani ne kadar satış ve nasıl gittiğini hesaplayacağım” dike aktardı.

    Kitap yazarken yardım edenlere büyük teşekkür

    Rizanaj, kitap yazma süreci boyunca en çok yardımı Türkiye’de okuyan Kosovalı eşi tarafından aldığı belirterek yardımda bulunan diğer herkese teşekkür etti. Rizanaj, şunları söyledi:

    “Bu kitap yazarken en çok eşim tarafından yardım gördüm. O her zaman beni destekledi. Hem Türkçe konusunda; yani daha iyi öğrenmek hem de kitaplaştırması konusunda, o ilk olarak fikrini verdi. Yani dedi, ‘böyle bir yayın evi var ve kitaplar yayınlıyor’ ondan sonra ben de onlar ile iletişime geçip ve onlarla anlaştık. Ayrıca tez danışmanım Soner Yağlı başta olmak üzere ve tez jürilerimden Ege Üniversitesi İletişim Fakültesinden Pelin Dündar hocama, Yaşar üniversitesinden Huriye Toker hocama yani tezimi özellikle titizlikle okuyan bu hocalara, ondan sonra Türkçe açısından düzeltmeler yapan Türk arkadaşım Nur Akagündüz’e çok minnettarım.”

    “Bir güvenlik bile görsem onu yazımı kontrol ettirdim”

    Yabancı olması nedeniyle Türkçe kitap yazarken Rizanaj, dilsel hatalarından başlayarak kitabın basılmasına kadar farklı aşamalarda yaşadığı zorlukları dile getirirken, “İlk geldiğimde ben kafama koydum yani Türkiye’ye geldim ve burada Türkçe var. Korkmayarak Türkçe öğreneceğim ve Türkçe yazacağım. İngilizce biliyorum ama hiçbir zaman İngilizce yazmak istemedim. Yazdıklarımı doğru mu diye herkese sordum. Nerede bir Türk görsem, mesela bir güvenlik görevlisi görsem ona gidiyordum. Yazdığımı kontrol edebilir misin diye kontrol ettirdim. Yani bunu böyle değerlendirerek ondan sonra tavsiyeler alarak geliştirdim” diye belirtti ve uluslararası öğrencilere yönelik ilk tavsiyesi olarak, “’Ben bu dili öğrenemem yani zor bir dil.’ Ondan sonra İngilizce’de yaparak kolaya kaçmayın diyorum. Sürekli zorluklarla mücadele etsinler” dedi.

    “Türkçe zor ama öğrenmek imkansız değil”

    Flora Hajdarmataj Rizanaj, Türkiye’de okuyan uluslararası öğrencilere hitaben verdiği tavsiyelerine şöyle devam etti:

    “Türkçe zor bir dil herkes için, ama öğrenmek için imkansız değil. Onu zamanla yani zamanı değerlendirip kitaplar, dergiler ve haberler okuyarak, ondan sonra burada bütün fırsatlara, konferanslara, sempozyumlara katılarak Türkçeyi geliştirebilir. Ondan sonra özellikle herkes Türk arkadaş edip sohbet ederek bu dili geliştirebilir ve öğrenebilir. Yani pes etmemek lazım bence çünkü öğrenemez bir dil değil, Türkçe zor bir dil ama öğrenebilir. Bütün uluslararası öğrencilere şu tavsiyede bulunmak istiyorum; Türkiye’ye geldikten sonra zamanını ve enerjilerinizi iyi değerlendirin ve güzel şeyleri yapmaya gayret edin ve sonuçlar güzel bir şekilde size dönecek.”

    “Yazdığı kitap başka dillere de çevrilecek”

    Yazdığı kitabını bildiği başka dillere de çevirebilecekleri konusuna değinen Rizanaj, “Evet, bu güzel bir konu ve güncel bir konu aslında. Bunun için ilk olarak benim dilimde yani Arnavutça tamamen değil de daha kısalmış belki bir roman tarzında yazmayı düşünüyorum. Ondan sonra da bunu İngilizcede de yazmayı düşünüyorum” dedi.

    Başka kitap yazmak hakkında ise Rizanaj, “İlk plan olarak bu kitabımı çevirmek ve başka bir dilde onu geliştirmek var. Ondan sonra ‘yeni medya’ alanında yani iletişim alanında başka kitaplar yazmayı düşünüyorum. Çünkü devamlı katkıda bulunmak istiyorum” diyerek konuşmasını noktaladı.