Etiket: Türkan

  • Türkan Şoray İzmir’de görüntülendi

    Yeşilçam’ın Sultan’ı Türkan Şoray, İzmir’de bir eğlence mekanında görüntülendi.

    Ünlü oyuncu Türkan Şoray, Fuar 22. İzmir Kitap Fuarı’nda düzenlenen imza günü için İzmir’e geldi. Özel aracıyla gelen Şoray, imza günü öncesi Alsancak’ta bir mekanda dostlarıyla buluştu. Objektiflere yansıyan Yeşil Çam’ın unutulmaz ismi, İzmir’de olmaktan mutluluk duyduğunu ifade etti. Ayrıca ünlü oyuncu yeniden bastırdığı ’Sinemam ve Ben’ adlı kitabını İzmirli hayranları için imzalayacak olmanın mutluluğunu yaşadığını dile getirdi.

  • Türkan Sarıkaya cinayetinde sanığa ömür boyu hapis istemi

    Adana’da, bir mobilya şirketinde yönetici asistanı olarak çalışan Türkan Sarıkaya’yı öldürdüğü iddia edilen sanık için ömür boyu hapis cezası isteyen savcı, sanığın genç kızı cinsel eylemine karşılık bulamadığı için öfkelenmesi sonucu darp ederek ölümüne sebep olduğunu öne sürdü.

    Olay, 8 Şubat 2016’da meydana geldi. İddiaya göre, bir mobilya firmasında çalışan Türkan Sarıkaya (28), arkadaşları tarafından platonik aşığı olduğu iddia edilen Bünyamin F. tarafından darp edilmiş ve kardeşi U.F. ile arkadaşı A.C.D. tarafından teyzesinin evine bırakıldıktan sonra, hastanede bir haftalık yaşam mücadelesinin ardından hayatını kaybetmişti. Sarıkaya’nın başının arka tarafından aldığı darbe sonrası meydana gelen künt kafa travmasına bağlı beyin kanamasından hayatını kaybettiği saptanırken, Bünyamin F. ise tutuklandı.

    Tutuklu yargılanan Bünyamin F.’nin kasten öldürme suçundan ömür boyu hapis cezası istemiyle Adana 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılanmasına devam edildi. Mahkemede suçlamaları kabul etmeyen Bünyamin F., Türkan Sarıkaya ile mutlu bir ilişkileri olduğunu ileri sürerek şunları söyledi:

    “Olay günü beni arayıp görüşmek istediğini söyleyince Türkan’ı alarak iş yerime getirdim. Alkol almak istediğini söyledi. Dolapta rakı vardı. Önce şişeden birkaç yudum aldı. Daha sonra beraber alkol almaya başladık. Birkaç defa telefonla görüştü. Başının ağrıdığını söyledikten sonra uyudu. Ben de yanına uzandım uyumaya başladım. Kanında neden alkole rastlanmadığını bilmiyorum. Daha sonra kardeşimin arkadaşı A.C.D. geldi. Ben Türkan’ı çekyata yatırmak isterken Türkan kayıp başını çekyatın ahşap kısmına çarptı ve burnu kanadı. Daha sonra kardeşim U.F. ile A.C.D., Türkan’ı alıp akrabalarına götürdü. Türkan’a ben hiçbir şekilde vurmadım, şiddet uygulamadım.”

    Mütalaasını veren duruşma savcısı ise Bünyamin F.’nin Türkan Sarıkaya’yı cinsel eylemine karşılık bulamadığı için öfkelenip darp ederek ölümüne sebep olduğunu iddia ederek, ’kasten öldürme’ suçundan ömür boyu hapis cezasıyla cezalandırılmasını isterken, sanığın genç kızın tedavisini geciktirerek delilleri kararttığına dikkat çekti.

    Türkan Sarıkaya’nın annesi Birgül Uğurçalar, sanık hakkında ağırlaştırılmış müebbet cezası istediğini belirterek, “Kendisi de ölsün istiyorum. Kızımın sesini duymayı çok özledim” dedi.

    Cinayet sanığı Bünyamin F. mütalaanın açıklanmasının ardından suçlamaları kabul etmeyerek kendisinin cezaevinde kalması nedeniyle mağdur olduğunu, Türkan Sarıkaya’ya şiddet uygulamadığını iddia ederek beraatını istedi.

    Mahkeme başkanı, duruşmayı 18 Mayıs 2017 tarihine erteledi.

  • Türkân Şoray: “Yaşar Kemal’in eserini yönettiğim için şanslıyım”

    Türk sinemasının sultanı Türkân Şoray, 50 yıllık kariyerinde Yaşar Kemal’in ayrı bir yeri olduğunu belirterek, “Bir gün bu büyük yazarımızın eserlerinden birinin yönetmenliğini yapacağımı rüyamda görsem hayra yormazdım” dedi.

    Nilüfer Belediyesi’nce Nâzım Hikmet Kültürevi’nde düzenlenen “Edebiyattan Sinemaya Yaşar Kemal” konulu söyleşiye Türkân Şoray, senarist ve yönetmen Işıl Özgentürk, sinema eleştirmeni Atilla Dorsay katıldı. Yaşar Kemal’in eşi Ayşe Semiha Baban’ın da izlediği söyleşiye sanatseverler büyük ilgi gösterdi. Salon dolunca çok sayıda kişi dışarı kurulan barkovizyondan söyleşiyi takip etti.

    Yaşar Kemal’in kaleme aldığı, Türkân Şoray’ın 1981 yılında sinemaya uyarlayıp başrolünü ve yönetmenliğini üstlendiği “Yılanı Öldürseler” filmi de konuşuldu.

    Yaşar Kemal’in eserlerinin sinemaya uyarlanma hikayesini aktaran Türkân Şoray, “Yılanı Öldürseler filmi, 50 yıllık sinema kariyerimde geriye dönüp baktığım zaman beni gururlandıran bir film. Hayran olduğum bu yazarımızın eserlerinden birinin yönetmenliğini yapacağımı rüyalarımda görsem hayra yormazdım, ama hayatta böyle güzel tesadüfler oluyor. Kendimi onun için çok şanslı hissediyorum. Yaşar Kemal’in eserlerini filme almak gerçekten çok zor. Çukurova’da dağlardaki bir çiçeği, bir otu öyle bir tasvir ediyor ki, onu siz hayalinizde çok başka yaşatıyorsunuz. Sinemaya yansıttığınız zaman insanların o hayallerinde yaşattığınızı bulması çok zor. Çünkü insan kitapla baş başa kaldığı zaman, o kahramanı başka türlü hayal ediyor, kendi kurduğu dünyasında bulamayabilir. Ama benim bu filmde utandığım sahneler de oldu. Bu film şimdi çekilmeliydi aslında diyorum. Filmde çocuğun babasının yılan olmasını anlatmak o kadar zordu ki” diye kaydetti.

    Yaşar Kemal’in sinemayla ilişkisinin 1950’li yıllarda başladığını söyleyen Atilla Dorsay ise, yazarın Türk sinemasına önemli eserler kazandırdığını kaydetti.

  • Öğrencilerin Türkan Şoray Sevgisi Salona Sığmadı

    Türk sinemasının “Sultan” lakaplı efsanesi Türkan Şoray, Eskişehir Anadolu Üniversitesi’nde öğrencilerle buluştu.

    İletişim Bilimleri Fakültesi Frig salonunda gerçekleşen buluşmaya; Anadolu Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Halil İbrahim Gürcan ve çok sayıda öğrenci katıldı. Salonun tıka basa dolması üzerine getirilen sandalyeler de kalabalığa çözüm olmadı. Büyük alkışlar eşliğinde salona giren Sultan, öğrencilere bölümleri ile ilgili sorular sordu. Öğrencilerden gelen yönetmen ve senarist olma isteklerine Türkan Şoray yorumlarda bulundu. Yarım asırlık sinema geçmişini de anlatan Şoray, ilk oynadığı filmi ve o günlerde yaşadığı duyguları hayranlarıyla paylaştı.

    Salonda, Şoray’ın ilk oynadığı filmi çeken Çan Film Şirketi’nin kurucularından Eskişehirli Erdoğan Çakıcı da vardı. Şoray’ın eski günlere gitmesi üzerine dayanamayan Çakıcı, filmde oynamak için Sultan’ın okul önlüğü ile sete geldiğini söyledi. Türkan Şoray ise, gülerek Yeşilcam’a attığı ilk adımında yaşadığı diğer olayları dinleyiciler ile paylaştı.

    Yer bulamayan öğrencilerin ayakta takip ettiği söyleşi, Türkan Şoray’ın soruları cevaplaması ile devam etti.

  • Türkan Şoray’a ’Yaşam Boyu Kültür Ve Sanata Katkı’ Ödülü Verildi

    Muğla’nın Fethiye ilçesinde düzenlenen Uluslararası 9. Fethiye Festivali etkinlikleri kapsamında Türk sinemasına uzun yıllar hizmet veren Yeşilçam’ın sultanı Türkan Şoray’a “Yaşam Boyu Kültür ve Sanata Katkı ve Onur” ödülü verildi.

    Fethiye Turizm, Tanıtım, Eğitim, Kültür ve Çevre Vakfı (FETAV) öncülüğünde bu yıl 9.’su yapılan Uluslararası Fethiye Festivali için ilçeye gelen Türkan Şoray’a sevenleri büyük ilgi gösterdi. Çoğunluğu kadınlardan olan onlarca kişi, Fethiye Belediye Kültür Merkezi’ndeki söyleşi ve imza programında Türkan Şoray ile fotoğraf çektirebilmek ve ona sarılabilmek için saatlerce bekledi. Büyük izdihamın oluştuğu salonda, kendisi hakkında hazırlanan öz geçmiş ve okunan şiirler ünlü sanatçıya duygusal anlar yaşattı.

    Festival Komite Başkanı Mustafa Şıkman, “Türk sinemasına yaptığı katkılar nedeni ile bu onur ödülüne Türkan Şoray’ı layık gördük” diyerek plaketini Şoray’a sundu. Ünlü sanatçıya çiçek takdim eden Fethiye Belediye Başkan Yardımcısı Mete Atay da, “Türkan Şoray’ı Fethiye’nin fahri hemşerisi olarak bundan böyle çarşı, pazar ve alış veriş merkezi ile her yerde göreceğiz. Önümüzdeki yılın festivalini onunla birlikte yapacağız” dedi.

    Türkan Şoray ise Fethiye’nin fahri hemşehrisi olmayı kabul ettiğini ifade ederek başladığı konuşmasında, “Sinemada 50 yılım geçti. Bu onur ödülünü de kızıma ve torunlarıma bırakacağım. En güzel hediyelerden biri olarak alıyorum. Tüm cumhuriyet kadınlarını öpüyorum. Gelecek yıl yapılacak festival de sinema, tiyatro sanatçıları, yazar ve müzisyen arkadaşlarla burada olup destek vereceğiz” dedi.

    DEDESİNİN KİTABINI YAZACAK

    Fethiye ve Ölüdeniz’e birkaç kez geldiğini ancak şehir merkezinde ilk kez bulunduğunu anlatan Şoray, “Burada hiç yapılaşma yok. Çok huzur buldum. Hayatımda ilk kez tam 9 saat deliksiz uyudum” diyerek, Yeşilçam günlerini anlattı. Dedesinin hayatından da kesitler anlatan Türkan Şoray, dedesinin çapkınlığı ve hayatını bir kitap haline getireceğini söyledi. Toplumsal konularda “Mine” isimli filminin kendisi için en cesur film olduğunu aktaran Türkan Şoray, “İçinde cinselliği olan filimde buydu. Bu filmi locaya gizlenerek seyretmiştim. Bizim gençlik dönemlerimizde ölümüne, sonsuza kadar aşk aranıyordu. Şimdi bunlar değişti. Egolar çok yükseldi. Ego aşkı yok ediyor. Güçlü olmak ve başka değerler ortaya çıktı. Teknoloji de değişti. Telefon mesajlarına dönüştü. Ben aşkta romantizme inanıyorum. Duygusal insanlar tabiki bunu devam ettirmeye çalışıyor. Aşk sonsuza ve ölümüne kadar olmalı. Aşk, kalbi hep taze tutmalı. Oskar alacağımı, ülkemdeki seyircim ve insanımla yaşamak isterim” ifadelerini kullandı.

    Türkan Şoray, filmlerindeki unutamadığı özellikleri de anlatırken “Selvi Boylum, Al Yazmalım “filminin hayatındaki yerinin çok büyük olduğunu söyledi.

    TÜRK SİNEMASI ÇOK İYİ YERDE

    Şoray, Türk sinemasının bugünü ve dünya sinemasındaki yeri konusunda sorulan soruya şu cevabı verdi: “Devlet, yıllar boyu sinemanın önemini kavrayamadı. Nuri Bilge Ceylan’ın aldığı ödül, Kan Film Festivalinde kazanılan ödüller ortada. Kendi kültürümüzü, ülkemizi sinema ile tanıtmak isterken, hep engeller konuldu. Festivallere ve yurt dışı tanıtımlara katılsaydık Alen Delon’un yerinde Cüneyt Arkın olurdu. Cüneyt Arkın’ın yakışıklılığı Alen Delon’dan daha iyi değil mi? Kadir İnanır, Tarık Akan, Fikret Hakan, Hülya Avşar, Filiz Akın arkadaşlarım, ayıp olacak ama ben bugün dünya sinemasında Türkiye’yi daha önde tutabilirdik. Bir İtalyan ekip benimle bir belgesel yaptı. Dünya sinemasının önde gelenleri onu İtalya’da izlerken benim için Sopia Loren dediler. Türk sineması şuan da çok iyi bir yerde. Teknoloji çok gelişti. Mucizeler yaratıyorlar. Çünkü sansür yok. Yıllarca sansür nedeni ile ülkemizde istediğimizi yapamadık. O yıllarda Yeşilçam Filmi diye küçümsüyorlardı. Sponsor yoktu. Sinemacıların eli kolu bağlıydı. Buna rağmen Acı Hayat, Gurbet Kuşları, Bitmeyen Yol gibi toplumsal filmler yine yapıldı. Bu günün sinemacıları bayrağı çok iyi devralmış diyorum. Çağdaş bakışla film yapıyorlar. Özgürce yazıp çekiyorlar. Yurt dışı ile bağlar oluşturuyorlar. Türk sineması mükemmel bir yerde”.

    “DİZİLERDE OYNAMAKTAN KORKUYORUM”

    Sinema dizilerinin de Türkiye’de hayatın parçası olduğuna değinen Türkan Şoray, sözlerini şöyle sürdürdü: “Hepsinde müthiş emek vardı. Reyting denen bir şey var. Bu yüzden üç dört haftada bazılarını kaldırıyorlar. Bende ikinci baharda oynadım. 18 saat çalıştığımı biliyorum. Bu yüzden o gücü yapabilir miyim diye dizilerde oynamaktan korkuyorum”.

    “İLK YAPTIĞIM RESİM ÇOCUK GELİN RESMİ”

    Şoray, çocuk yaşta gelin yapılan kızlara üzüldüğünü, toplum olarak buna karşı farkındalık oluşturulması gerektiğini söyledi. Şoray, “Resim yapıyorum. Yakında bir sergi açacağım. İlk yaptığım resmim çocuk gelin. Gözünde yaş var. Ata bindiriliyor. Ben kız çocuklarımızın okutulmasını, kızların kendi iradesi ile eğitim görüp evlenmelerini önemsiyorum” dedi.

    KÖR KÜTÜK AŞIK OLARAK YAĞMUR’UN BABASI HAYATIMA GİRDİ

    Türkan Şoray’a hayatındaki aşkların Rüçan Atlı, Cihan Ünal ve kızı Yağmur olduğu hatırlatıldı. Şoray, “Ya varsa bir başka üçüncüsü” diyerek salonu kahkahaya boğdu. Rüçan Atlı ile arasında 24 yaş fark olduğunu, 16-17 yaşlarında iken 40 yaşlarındaki Rüçan Atlı’ya bir hami, güven ve dayanacak bir sırt olarak tanıdığını ifade eden Şoray, konuşmasını şu şekilde tamamladı: “Karizması olan, genç bir kızı etkileyen bir insandı. Çok yakışıklıydı. Benim kapılmam doğaldı. Mesleğime hiç karışmadı. Ödül aldığımda alnımdan öperdi. Cihan Ünal, Yağmur’un babası olarak hayatıma girdi. Bütün aşkları süzdüğünüz zaman Yağmur oldu. Sinema hayatımda her şeyi yaptım. Uçak kullanmayı çok isterdim. Hayal kurmak güzel şey. Hayalin ölçüsü olmaz. Hayal gerçek olmazsa insan çok zor durumda kalır”

    Türkan Şoray, programın ardından kendisi ile ilgili yazılan kitapları imzalarken izdiham yaşandı.