Etiket: Türk

  • Türk şef CZN Burak yüzyılın futbolcusu seçilen Ronaldo’yu Dubai’deki restoranında ağırladı

    Türk şef CZN Burak yüzyılın futbolcusu seçilen Ronaldo’yu Dubai’deki restoranında ağırladı

    21. yüzyılın en iyi futbolcusu seçilen Juventus’un yıldızı Cristiano Ronaldo, Türk şef “CZN Burak” lakaplı Burak Özdemir’in Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) Dubai kentinde açtığı restorana sürpriz bir ziyaret yaparak, restoranda yemek yedi.

    İtalya’nın en büyük ve en başarılı kulüpleri arasında yer alan Juventus’un dünyaca ünlü yıldızı Cristiano Ronaldo, 21. yüzyılın en iyi futbolcusu seçilmiş ve ödülünü BAE’nin Dubai kentinde düzenlenen törenle almıştı. Törenin ardından Ronaldo, geçtiğimiz günlerde Orta Doğu ve Dubai’nin en büyük restoranını açan ve dünyanın en yüksek gökdeleni Burc Halife’ye fotoğrafı yansıtılan CZN Burak’ın restoranına uğrayarak yemek yedi. Ünlü Türk şef, restoranda yemek yiyen Ronaldo’ya üzerinde isminin yazılı olduğu pideyi ikram etti.

    Özdemir, Ronaldo’nun ziyaretini sosyal medya hesabından paylaşarak, “21. yüzyılın en iyi futbolcusu ve CZN Burak bir arada. Seni seviyoruz abi” dedi.

  • Bakan Akar: “Türk unsurlarına yapılacak herhangi bir saldırı girişiminde katil Hafter unsurları her yerde meşru hedef olarak görülecektir”

    Bakan Akar: “Türk unsurlarına yapılacak herhangi bir saldırı girişiminde katil Hafter unsurları her yerde meşru hedef olarak görülecektir”

    Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar, Hafter’in Türkiye karşıtı sözleriyle ilgili olarak, “Bu savaş suçlusu, cani yani katil Hafter ve destekçileri bilmelidirler ki Türk unsurlarına yapılacak herhangi bir saldırı girişiminde katil Hafter unsurları her yerde meşru hedef olarak görülecektir. Bunu akıllarına soksunlar” dedi.

    Bakan Akar, beraberinde Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Güler ve kuvvet komutanları ile resmi ziyarette bulunduğu Libya’da görevli Mehmetçik ile bir araya geldi. Libya Görev Grubu Komutanlığını ziyaret eden Bakan Akar ve komutanlar, personel ile karavanadan akşam yemeği yedi. Yemeğin ardından burada bir konuşma yapan Bakan Akar, Türk Silahlı Kuvvetlerinin yoğun bir dönemden geçtiğini kaydetti. Mehmetçiğin kendisine verilen bütün görevleri bugüne kadar kazasız belasız büyük bir başarıyla sonuçlandırdığını anlatan Bakan Akar, Türkiye’nin hak, alaka ve menfaatlerini korumak için faaliyetlerini kararlılıkla sürdürdüklerini söyledi. 83 milyonun güvenliği için çalışan Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Libya, Azerbaycan ve KKTC gibi dost ve kardeş ülkelerin güvenliğine katkı sağlamak için de elinden gelen gayreti gösterdiğini vurgulayan Bakan Akar, Türkiye’nin başta komşuları olmak üzere ülkelerin siyasi birliği ve toprak bütünlüğüne saygılı olduğunu belirtti. Türkiye ve Libya arasında 500 yıllık ortak tarih ve kültür bağlarının bulunduğunu belirten Bakan Akar, herkesin uzak durduğu bir dönemde Türkiye’nin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın talimatlarıyla Libya ile iş birliği yaptığını hatırlattı. Milli Mutabakat Hükümeti’nin BM tarafından tanınan Libya’nın meşru hükümeti olduğunu vurgulayan Bakan Akar, Libya’daki temel sorunun darbeci Hafter grubu ve onu destekleyenler olduğunu, problemin buradan kaynaklandığını bildirdi. Darbeci Hafter’in yaptığı katliamların Tarhuna’da bulunan 21 toplu mezarla bir kez daha ortaya çıktığını ifade eden Bakan Akar, “Bunlara karşı dünya maalesef sessiz kalmayı sürdürüyor. Fakat bu insanlık suçunun peşini Milli Mutabakat Hükümeti’nin bırakmayacağına inanıyoruz. Dolayısıyla Uluslararası Ceza Mahkemesi’ndeki soruşturmanın devam etmesi ve gereğinin yapılması konusunda inanıyoruz ki gerekli tahkikat yapılacak ve bunların hesabı da verilecek” diye konuştu.

    Türk Silahlı Kuvvetlerinin Libya’da yapılan anlaşma kapsamında askeri eğitim, iş birliği, danışmanlık faaliyetini yerine getirdiğini kaydeden Bakan Akar, çalışmalar sonucunda yaklaşık 3 bin Libyalı’nın eğitim aldığını belirtti. Siyasi sürecin başlamasının ardından bazı ülkelerin ortaya çıktığına dikkat çeken Bakan Akar, “Zamanında ortada olmayanlar, kendilerince bir rol, parsa kapmaya, kendilerine yer edinmeye çalışıyorlar. Bunun gözden kaçmaması lazım. Biz Türkiye olarak her zaman ‘Libya Libyalılarındır’ diyor, bu anlayışla hareket ediyoruz” ifadelerini kullandı.

    İrini Operasyonu’na yönelik eleştirilerini de dile getiren Bakan Akar, “Libya’nın meşru hükümeti ile herhangi bir koordinasyon yapılmadan, iş birliğine gidilmeden ve BM’nin bu konuda açık ve net bir kararı olmadan bir harekat başlattılar. Bu, taraflı, yanlı ve meşruiyeti tartışmalı bir harekat. Dolayısıyla bunun kabul edilmesi mümkün değil” dedi.

    Milli Mutabakat Hükümeti’nin siyasi çözümlere destek verdiğini aktaran Bakan Akar, şu ifadeleri kaydetti:

    “Darbeci ve dış mihrakların piyonu, başkalarının oyuncağı Hafter, BM tarafından tanınan meşru Milli Mutabakat Hükümeti’nin daveti ve ikili anlaşmalar çerçevesinde bölgeye gelmiş olan, askeri eğitim iş birliği, yardım, danışmanlık desteği sağlayan Türk askerini, TSK unsurlarını doğrudan hedef alan hezeyanlar içinde görülmeye başlanmıştır. Sıkıştığından, evinden dışarı çıkacak hali kalmadığından kendince bir şeyler yapmak uğruna TSK unsurlarını hedef alan hezeyanlar içine girmiştir. Libya’da darbeci Hafter tarafından katliama uğrayan mazlum ve mağdurların yardım çığlığına sadece Türkiye’nin olumlu cevap verdiğini, zulme ve zalime sessiz kalmadığını unutturmak istiyorlar. Kendi zulümlerini, katliamlarını kapatmak için her türlü yaygarayı koparıyorlar. Bunlar beyhude gayret, bir yere varmaları mümkün değil. Bu sözde mareşal, çarşıdan üniforma almakla veya aldığınız rütbeleri takmakla mareşal olunmuyor. Bu bir tahsil, tecrübe, yürek, bilek meselesi. Her aklına gelen parasını verip elbisesini giyip mareşal olamaz. Bu kifayetsiz muhteris bizzat kendisi görüşmeleri, konuşmaları, siyasi çözümleri birilerinin adına çıkmaza sokmak, kendi katliamlarını, caniliklerini, suçlarını örtmek için elinden gelen gayreti gösteriyor.“

    “Türk unsurlarına yapılacak herhangi bir saldırı girişiminde katil Hafter unsurları her yerde meşru hedef olarak görülecektir”

    Hafter’in Libya’da akan kardeş kanının sorumlusu olduğunun altını çizen Bakan Akar, “Bu savaş suçlusu, cani yani katil Hafter ve destekçileri bilmelidirler ki Türk unsurlarına yapılacak herhangi bir saldırı girişiminde katil Hafter unsurları her yerde meşru hedef olarak görülecektir. Bunu akıllarına soksunlar. Böyle bir hareketi yaptıktan sonra kaçacak yer bulamazlar. Dolayısıyla herkes aklını başına toplasın. Burada bir ateşkes sağlanmış, bu ateşkes çerçevesinde siyasi görüşmeler yapılıyor. Bu siyasi görüşmelerle bir çözüm bulunmaya çalışılıyor. Dolayısıyla buradaki mesele herkesin bu siyasi çözümün bulunmasına katkı sağlamaktır. Bunun dışında yapılacak her türlü hareket yanlıştır. Libya’nın birliği, bütünlüğü ve Libya’nın Libyalılara ait olduğu esastır” şeklinde konuştu.

    Tarafların bu yöndeki gayretlerinin öneminden bahseden Bakan Akar, “Bunlar anlaşılmazsa tarihi şan ve şerefle dolu kahraman, fedakar, TSK’nın gücünü bugüne kadar anlamadıysa bir başka yol ve yöntemle de anlatmasını biliriz” diye konuştu.

    Türkiye’nin haklı davasında Libyalı kardeşleri ile birlikte olduğunu vurgulayan Bakan Akar, “Bunu herkes bilsin, elimizden gelen her türlü gayreti göstermek suretiyle Milli Mutabakat Hükümeti’nin Libya’nın birliğini, bütünlüğünü sağlaması için onlara elimizden gelen her türlü gayreti gösterdik, göstermeye devam edeceğiz, buradan dönmek yok” dedi.

    ”Son derece iyi niyetliyiz”

    Türkiye’nin Ege, Doğu Akdeniz ve Kıbrıs’ta tüm sorunlarında iyi komşuluk ilişkileri çerçevesinde uluslararası hukuka dayalı siyasi çözümler bulma gayretinde olduğunu söyleyen Bakan Akar, bu konuda son derece iyi niyetli olduklarının altını çizdi. Türkiye ve Yunanistan arasında istikşafi ve güven artırıcı önlemler çerçevesinde ayrıca NATO Karargahı’nda ayrıştırma görüşmeleri olduğunu anımsatan Bakan Akar, şöyle konuştu:

    “Türkiye bunların üçüne de evet, görüşelim diyor. Bizim barış, çözüm için samimi olarak uzattığımız el hep havada kalıyor. Bunu maalesef üçüncü taraflar görmemekte ısrar ediyor, taraf tutuyorlar. Bizim üçüncü taraflardan tek beklentimiz objektif, aklıselim, makul ve mantıklı olmaları. Fakat maalesef bunu her zaman bulamıyoruz. Her fırsatta durumu istismar eden Yunan komşularımız son derece provokatif, tahrikkar, gerilimi artırıcı, tırmandırıcı yol ve yöntemlere gidiyorlar. Kendi yaptıklarını kapatıp, bizim diyaloğa, barışçıl yöntemlere açık, uluslararası hukuka saygılı, daha önce anlaşmalar çerçevesindeki taleplerimizi bir şekilde bulandırıyorlar. Bunu da alışkanlık haline getirdiler. Yunanistan’ın provokasyonları karşısında Türkiye’nin, gösterdiği çaba ve performans gerçekten takdire şayan. TSK personeli ve komutan arkadaşlarım basiretle, vakarla, sabırla iyi komşuluğun devam ettirilebilmesine yönelik bugüne kadar her türlü gayreti gösterdiler, göstermeye devam ediyorlar.”

    Yunanistan’ın bu yanlışlıklarının, akıl, mantık dışı uygulamalarının aklıselim Yunan halkı tarafından da görülmeye başlandığını belirten Bakan Akar, “Aklıselim Yunanlılar, Yunanistan’ın görüşmelerden kaçmasını da bir türlü anlayamıyorlar. Fakat tepedekiler gerçekleri bildikleri, görüşecek yüzü olmadığı için bir türlü görüşemiyorlar” dedi.

    Yunanistan’ın kötü durumdaki ekonomisine yönelik basında çıkan haberlere de değinen Akar, “Yunan halkının maaşını, ücretini kesmek pahasına çılgınca bir silahlanma modası başladı. İstediğiniz kadar, gemi, uçak, denizaltı alın yetmez. Olan sevgili Yunan halkına olacak. Zaten sıkıntılı olan ekonomiye daha da yük getirmek suretiyle insanların refahını, hayatını berbat etmek için maalesef yanlış politika peşinde koşuyor Yunan komşumuz. Tamamen hem askeri hem ekonomik gerçeklere aykırı bu silahlanmayı sürdürmeye çalışıyorlar” açıklamasında bulundu.

    “Kıbrıs bizim için milli bir mesele”

    Kıbrıs’ın Türkiye için milli bir mesele olduğunu vurgulayan Akar, “Yaklaşımımız gayet açık. 1974’te Kıbrıs’taki tutumuz ne ise bugün de aynı tutumdayız” diye konuştu.

    Adada gerçek bir çözümün önemine işaret eden Bakan Akar, “Bir an önce adada gerçek bir çözümün bulunabilmesi için Rumların şımarık ve inatçı tutumlarından vazgeçmeleri ve Türk varlığını kabul etmeleri lazım. Adada Türkleri yok sayıyorlar. Bunun kabulü mümkün değil. Bu şartlarda ilerlemek mümkün değil. Rumların bunu anlaması, üçüncü tarafların bunu görmesi lazım” ifadelerini aktardı.

    Ege ve Akdeniz’de Türkiye ve KKTC’nin olmadığı herhangi bir projenin yaşama şansı bulunmadığını bildiren Bakan Akar, şunları kaydetti:

    “Biz garantör olarak her türlü sorumluluğumuzu, hakkımızı kullanacağız. Bundan kimsenin şüphesi olmasın. Kıbrıs dahil mavi vatanımızdaki hak alaka ve menfaatlerimizi korumakta kararlı, azimli ve buna muktediriz.”

    Konuşmasının sonunda şehit ve gazileri şükranla yad eden Bakan Akar, Mehmetçiğin yeni yılını kutladı. Konuşma sonrasında sanatçılar Esat Kabaklı, Serkan Çağrı ile Elif Buse Doğan konser verirken, Mehmetçik çalan türkülere bir ağızdan eşlik etti.

  • Bakan Koca: “Çin’den gelecek aşının Türk insanında etkili ve güvenilir olduğundan eminiz”

    Bakan Koca: “Çin’den gelecek aşının Türk insanında etkili ve güvenilir olduğundan eminiz”

    Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Çin’den gelecek aşının pazarı pazartesiye bağlayan gece yola çıkacağını belirterek, “Artık aşının Türk insanında etkili ve güvenilir olduğundan eminiz” dedi.

    Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Koronavirüs Bilim Kurulu toplantısı basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Korona virüsle ilgili verileri paylaşan Koca, “Tarih bu yılları hastalığa adını veren 2019’dan başlayarak, büyük salgın yılları olarak anacaktır. Bugüne kadar Almanya’da her 1 milyon nüfus başına 325 kişi bu hastalık nedeniyle hayatını kaybetti. Sürü bağışıklığını uygulamaya çalışan İsveç’te 789, en çok vaka ve vefat sayısına ulaşan ABD’de 984, virüste mutasyon görüldüğü iddiasıyla gündeme gelen İngiltere’de 994 kişi öldü. Türkiye’de ise milyon nüfus başına vefat sayımız 216’ya ulaştı. Günlük vaka sayıları dünyada nisan ayındaki ilk pik döneminde 80 binlerdeydi. Şu an ise neredeyse 9 kat artışla 700 binlere ulaştı. Bununla birlikte nisan ortasındaki ilk pik döneminde 8 bin 500 civarındaki günlük vefat sayılarının şu an yüzde 70 artışla 14 binlere ulaştığını üzüntüyle görüyoruz” diye konuştu.

    “İstanbul’da vaka sayılarında önemli düşüş sağlandı”

    Türkiye’nin ekim ayının ikinci yarısından itibaren hızlı bir vaka artışı gösterdiği bilgisini veren Bakan Koca, “Birçok ilimizde yüzde 100’leri aşan artışlar oldu. Hastanelerimiz, yoğun bakımlarımız yükü kaldırmada zorlanmaya başladı. İl ziyaretleri ile yerinde değerlendirme, HES kodunun tüm kamu kurumlarında, ulaşımda ve konaklama tesislerinde kullanımının yaygınlaştırılması, toplu etkinliklerin ertelenmesi, düğün, nişan gibi törenlere kısıtlama getirilmesi, kademeli mesai uygulaması çeşitli iş yerlerinin çalışma saatleri ve hizmet sunum şeklinin sınırlandırılması, kalabalık meydan ve sokaklar için getirilen kısıtlama ve kontroller, açıkta sigara içme yasağı, okulların tekrar uzaktan eğitime geçmesi, hafta içi geceleri ve hafta sonu dışarı çıkma yasağı gibi yaygın tedbirler hayata geçirildi. Sıkı tedbirlerin uygulanması sayesinde günlük vaka sayımızda Gaziantep’te yüzde 66, Tekirdağ, Bursa ve İzmir’de yüzde 60, Ankara ve Samsun’da yüzde 55, Trabzon ve Adana’da yüzde 50, Diyarbakır ve Hatay’da yüzde 48, Kayseri ve Kocaeli’nde yüzde 45, Şanlıurfa’da yüzde 40, Antalya’da yüzde 30 ve Mersin’de yüzde 30’a varan düşüşler sağlandı. İstanbul’da vaka sayılarında önemli düşüş sağlanırken, poliklinik başvurularında yüzde 50, hastane yatışlarına ve yoğun bakım doluluk oranlarına ise yüzde 25 olarak yansıdı” şeklinde konuştu.

    “Türkiye salgının başından beri tedbirleri en erken alan ülkelerin başında gelmektedir”

    İngiltere’nin virüsün mutasyonuyla ilgili açıklamada bulunduğunu kaydeden Sağlık Bakanı Koca, şu ifadelere yer verdi:

    “Bilinmelidir ki bu mutasyon eylül ayından beridir mevcut. Korona virüs zaten damlacık enfeksiyonu ile bulaşan bir hastalıktır ve yayılma hızı çok yüksektir. Mutasyonun yayılma hızını arttırması çarpan etkisi yapabilir. Ancak mutasyon ve varyasyonlar, düzenli olarak taranmaktadır. Ülkemizde Halk Sağlığı Laboratuvarlarımız bu işi düzenli olarak yapmakta ve gelişmeleri Dünya Sağlık Örgütü’ne bildirmektedir. Anlaşılan o ki İngiltere’deki kontrolsüz vaka artışının nedeni araştırılırken, eylül ayından beri var olan mutasyon ilgililerin dikkatini çekmiştir. Türkiye salgının başından beri tüm gelişmeleri dikkate alarak hastalığı önemseyerek tedbirleri en erken alan ülkelerin başında gelmektedir. Bu sayede virüsün Türkiye’ye girişini 3 ay geciktirdik. Mutasyonlar konusunda da düzenli incelemelerimiz hep devam etti. Virüs daha hızlı bulaşsa da tedbirler yine en etkili silahımız. Ayrıca DSÖ de bu durumun aşı çalışmalarını olumsuz etkilemeyeceğini açıkladı.”

    “İnaktif aşının ülkemizdeki Faz-3 klinik çalışması başarıyla sürmektedir”

    Türkiye’de adenovirüs temelli iki aşı adayının insan deneyleri safhasına ulaştığının bilgisini veren Koca, “Benzer şekilde virüs benzeri parçacıklar temelli bir aşımız da insan deneyleri safhasındadır. En çok merak edilen konulardan biri de aşının ne zaman geleceği zannediyorum. Başından beri Türkiye’de klinik çalışması olan kendi inşamızda etkisi olduğunu bildiğimiz bir aşıyı kullanmak istediğimizi beyan ettik. Tercih ettiğimiz aşının da klinik deneylerini bekleyip ona göre harekete geçmek için uğraş verdik. İnaktif aşının ülkemizdeki Faz-3 klinik çalışması başarıyla sürmektedir. Vaka sayılarının yüksek olduğu günlerde çalışmada çok hızla ilerlemekteydi. Aşılanan gönüllülerin ister gerçek aşıyla, ister plasebo aşıyla aşılansın hastalığa yakalanıp yakalanmayacağı izlenmektedir. Bu durumda ülkede çok vaka varken çalışma daha hızlı ilerlemektedir” dedi.

    “Aşılarımız bir aksilik olmazsa, pazarı pazartesiye bağlayan gece yola çıkıyor”

    Aşının Türkiye’ye Pazar’ı pazartesiye bağlandığı gece yola çıkacağının müjdesini veren Koca, “Bilim Kurulu’nun değerlendirmeleriyle aşının ülkemizde kullanılması konusunda kendi insanımızda gösterdiği etkiden emin olduk. Artık aşının Türk insanında etkili ve güvenilir olduğunda eminiz. Çin makamları da Türkiye’ye gönderilecek aşı dozları için onay işlemlerini tamamladı. Üreticinin depolarında hazır olarak bizden gelecek haberleri bekleyen aşılarımız bir aksilik olmazsa, pazarı pazartesiye bağlayan gece yola çıkıyor” açıklamasında bulundu.

    “En sık görülen yan etkiler yorgunluk yüzde 4,7, baş ağrısı yüzde 3,9 ve aşının yapıldığı bölgede ağrı yüzde 1,9”

    Aşı hakkında bilgi veren Prof. Dr. Serhat Ünal ise, “Çin Sinovac tarafından üretilen inaktif aşı, çalışmaları 14 Eylül’de ülkemizde başlatıldı. Dün yapılan değerlendirilmeye göre 23 Aralık 2020 itibariyle 24 merkezde 9 bin 150 gönüllü taranmış, bunlardan 7 bin 371’i gönüllü çalışmaya alınmıştır. 4 bin 759 gönüllü aşı kolunda yüzde 64’ünü yapıyor, 2 bin 612’si de plasebo kolunda yüzde 35’ini yapıyor. Bine yakın sayıda sağlık personeli bire bir randomize edilmek üzere çalışıldı. 18 Kasım’dan itibaren de sağlık personelinden başlamamızın nedeni güvenlik datasını iyi takip edebilmekti. İlk 900’dan fazla çalışmaya alınan kişinin güvenlik datası incelenip güvenliğine karar verildikten sonra ikinci kısımda vatandaşlarımıza yapmaya başladık. O da 18 Kasım tarihidir. Birincisinde bir aşı bir plasebo yapılırken, ikincisinde aşıya ulaşımı arttırmak amacıyla iki aşı bir plasebo şeklinde yapıldı. O nedenle iki kolda yüzde 64, yüzde 35 şeklinde bir fark var. Tamamı değerlendirildiğinde bu çalışma kapsamında 7 bin 371 gönüllüye 10 bin 828 doz şu anda uygulanmış durumda. 752 aşı yapılmış kişide sadece 3 hastalık oluşurken, 570 plasebo yapılmış kolda 26 hastalık meydana geldi. Bunun özel istatistiki yöntemlerle hesaplanması var. DSÖ güven aralığı diye gördüğünüz, yüzde 95 güven aralığı bu tür çalışmalarda kullanılan standart bir yöntemdir. Alt sınırı yüzde 71 üst sınırı yüzde 97 olmak üzere, yani bu çalışmayı yüzlerce binlerce kez tekrar etseniz, en kötü ihtimalle yüzde 71 etkinlik ki DSÖ bunun yüzde 50 olmasını yeterli görüyor. Üst sınırda da en iyi ihtimalle yüzde 97 oranla başarılı bulacağını gösteriyor. Bu güvenlik aralığı içinde toplam aşı etkinliği yüzde 91,25 olarak hesaplanmıştır. Önümüzdeki günlerde daha da artacaktır.

    İkinci değerlendirdiğimiz aşı güvenilirliği analizleri 2 bin 964 kişi verisiyle yapıldı. En sık görülen yan etkiler yorgunluk yüzde 4,7, baş ağrısı yüzde 3,9 ve aşının yapıldığı bölgede ağrı yüzde 1,9. İkinci aşıda bunlar biraz daha şiddetlenebilir. İkinci aşıda aynı etkiler yorgunluk yüzde 2,5, baş ağrısı 2,3 çok daha düşük ki iki bulgu da plasebo kolunda da gözlenen, deneklerin hissettiği duygular ve lokal aşı bölgesinde ağrı da yüzde 0,5 olarak tespit edilmiştir. Aşıla ilgili bir tana ciddi diyebileceğimiz yan etki, bir arkadaşımızda hafif alerjik reaksiyon meydana geldi. O da anında tedavi edildi. Güvenlik datası açısından güvenli görünüyor aşımız ve etkinlik açısından da yüzde 91,2.”

    “Aşının koruyuculuğu yüzde 91.25”

    Aşının koruyuculuğu yüzde 91.25 olduğunu belirten Koca şu ifadelere yer verdi:

    “Bu sonuçlar bu aşıyla ilgili dünya açıklanan ilk veriler. Dolayısıyla dünya hatta Çin muhtemelen devlet olarak bu datalarımızı kullanacak. Aşının koruyuculuğu yüzde 91,25 oranında. Bu erken dönem ve bu giderek artacak. Çünkü biz normalde 40 enfekte olan kişi olduğunda açıklamayı düşündüğümüz bir durumdu. Şu an 29 kişi söz konusu, o nedenle 40 kişi enfekte olduğu döneme kadar bu çalışma devam ediyor olacak. Ve giderek bu oranın daha da yukarı doğru çıkacağını söyleyebiliriz. Aşı yapılan bütün gönüllüler, kimisine plaseba, kimisine aşı yapılmış oldu. Yapılan kişilerde 29 kişide enfeksiyon görülmüş oldu. 29 kişinin 26’sı aşı yapılmayandı. 3 kişi aşı yapılandı. Bu 3 kişi de sağlık çalışanıydı. Yani riskli gruptu. Dünyada riskli gurubu bu çalışmaların içine alan diğer aşıların da olmadığını bilelim. Bu riskli olmasına rağmen 3 kişinin PCR’si pozitif, ateş ve solunum problemi, akciğer tutumumu olmayan çok hafif geçiren bir tablo olduğunu biliyoruz. Özetle o 3 kişinin çok hafif geçirdiğini rahatlıkla söyleyebiliriz.”

  • Kosova’da Türk partisi KDTP erken seçime hazır

    Kosova’da Türk partisi KDTP erken seçime hazır

    Kosova Demokratik Türk Partisi (KDTP) Genel Başkanı ve Milletvekili Fikrim Damka, erken seçime hazır olduklarını belirterek, “Tahminimiz Ocak ayı son haftası ya da Şubat ayının ilk haftası seçim tarihi olacaktır” dedi.

    Kosova Cumhurbaşkanlığına vekalet eden Vjosa Osmani, Meclisteki siyasi parti temsilcileri ile gerçekleştirdiği istişareleri kapsamında azınlıktaki toplulukların milletvekillerinden oluşan “6+” parlamento grubu üyeleri ile bir araya geldi. Vjosa Osmani, ülkede 40 gün içinde erken genel seçimlerin yapılmasını öngören Kosova Anayasa Mahkemesi’nin kararının ardından seçim tarihinin belirlenmesi için “6+” parlamento grubu temsilcileri ile gerçekleştirdiği görüşmenin ardından Kosova Demokratik Türk Partisi (KDTP) Genel Başkanı ve Milletvekili Fikrim Damka açıklama yaptı. Erken seçime hazır olduklarını belirten Damka, Cumhurbaşkanlığına vekalet eden Osmani ile seçim tarihini görüştüklerini dile getirdi.

    “Tahminimiz Ocak ayı son haftası ya da Şubat ayının ilk haftası seçim tarihi olacaktır”

    Damka açıklamasında, “Parti olarak her zaman seçime hazırız. Zaten görevi devraldığımız günden itibaren 1 yıldır şubelerimizle birlikte seçime hazırlanıyoruz. Anayasa Mahkemesi’nin aldığı karara saygılıyız. Anayasa Mahkemesi’nin kararının yazılı şekilde Cumhurbaşkanı Vekili Osmani’ye ulaşması itibarıyla 40 gün içerisinde seçime gitmemiz gerekiyor. Tahminimiz Ocak ayı son haftası ya da Şubat ayının ilk haftası seçim tarihi olacaktır” dedi.

    Hem salgın hem de ekonomik şartlar nedeniyle zor zamanlarda seçime gideceklerini ifade eden Damka, “Ama bir an önce seçimin yapılması gerekiyor. Çünkü Cumhurbaşkanı Vekili Osmani’nin görev süresi 5 Mayıs’ta sona eriyor. Bu süre zarfında hem hükümetin kurulması hem de cumhurbaşkanının seçilmesi gerekiyor. Aksi halde Anayasa’nın bile öngöremediği bir krize girmiş oluruz” diye konuştu.

    Osmani ile 2021 yılı bütçesinin onaylanması konusunu da görüştüklerini kaydeden Damka, “Ancak bunun belli bir prosedürü var. İktidar ve muhalefet olağanüstü bir Meclis oturumu ile bütçe üzerine uzlaşı sağlanması gerekiyor. Bunun da Anayasa Mahkemesi kararının Cumhurbaşkanlığına ulaşmadan önce olması gerekiyor. Çünkü karar Cumhurbaşkanlığına ulaştığı anda Meclis feshedilir” dedi.

    Anayasa Mahkemesi’nin cezası kesinleşmiş milletvekili Etem Arifi’nin Avdullah Hoti hükümeti için kullandığı oyu geçersiz saymasının ardından düşen hükümetle birlikte Kosova’da bir kez daha erken seçime gidilecek.

  • Türk yükseköğretim tarihinin en geniş katılımlı online sınavları tamamlandı

    Türk yükseköğretim tarihinin en geniş katılımlı online sınavları tamamlandı

    Bütün dünyayı etkisi altına alan Koronavirüs pandemisi tehdidine karşı birçok alanda olduğu gibi eğitim alanında da önemli tedbirler hayata geçirildi. Bu kapsamda birey ve toplum sağlığını korumak adına hızla aksiyon alan Anadolu Üniversitesi, 1 milyon 200 bine yakın öğrencinin girdiği, rekor katılım ve oturum sayısıyla düzenlenen Açıköğretim Güz Dönemi ara sınavlarını başarılı bir şekilde tamamladı.

    2020-2021 Akademik Yılı Güz Dönemi ara sınavları için geçtiğimiz Bahar ve Yaz dönemlerinde olduğu gibi bu dönemde de çevrim içi sınav uygulaması gerçekleştirildi. Anadolu Üniversitesi Bilgisayar Araştırma ve Uygulama Merkezi (BAUM) tarafından 2020 yılı içinde geliştirilen ve daha önce üç kez kullanılan çevrim içi sınav sistemi, pandemi nedeniyle bu sınav döneminde de toplum sağlığı açısından tercih edildi.

    Tüm hazırlıklar büyük bir özveriyle yapıldı

    Pandemi döneminde de öğrencilerinin eğitim süreçlerinin aksamaması adına özveriyle çalışan Anadolu Üniversitesi, çevrim içi sınav

    altyapısının geliştirilmesi ile birlikte, 1 milyon 132 bin 619 öğrencisi için 6 milyon 326 bin 812 derse ait rekor sayıdaki sınav oturumunu gerçekleştirerek bir ilke daha imza attı.

    Sınavlar iki haftalık oturumlara bölündü

    Öğrencilerin sınavlara daha verimli olarak hazırlanabilmeleri için sınavlar iki haftalık oturumlara bölündü ve öğrenciler 12-13-14 Aralık tarihlerinde 1. yarıyıl ve 5. yarıyılda okutulan fark derslerinden sınava girdi. Öğrenciler, 19-20-21 Aralık tarihlerinde ise 3,5 ve 7. yarıyıl derslerinden sınavlara katıldı.

    İlk kez e-devlet üzerinden giriş olanağı sunuldu

    Birçok ilke imza atılan sınav süresince öğrenciler sınava esinav.anadolu.edu.tr adresi üzerinden öğrenci hesapları ile ulaşılabilirken, öğrencilere bu sınavda ilk kez e-devlet üzerinden giriş olanağı da sunuldu.

    Güvenli ve adaletli sınav

    Sınavların daha güvenli ve adaletli bir şekilde uygulanabilmesi adına Anadolu Üniversitesi birçok tedbir alarak sınav süresince bu tedbirleri uygulamaya koydu. Sınavda kişiye özel soru setleri, karekod uygulaması ve tam ekran zorunluluğu gibi dijital güvenlik önemleri alındı. Bu kapsamda “Anadolu Üniversitesi Açıköğretim, İktisat ve İşletme Fakülteleri Çevrim içi Sınav Uygulama Yönergesi” gereğince sınavda kural ihlali yaptığı tespit edilen öğrencilerin ilgili derse ait sınavları geçersiz sayıldı.

    Anadolu Üniversitesi pandemi döneminde de ciddi bir başarıya imza attı

    Altı gün süren sınavlar, 1 milyon 132 bin 619 öğrencinin erişimine açıldı ve öğrencilerin yüzde 97’si gibi büyük bir çoğunluğu sorumlu oldukları derslere ait sınavlarına katılım gösterdi. Daha önce yapılan sınav ve öğrenci sayıları göz önüne alındığında, Anadolu Üniversitesi kendi rekorunu kırarak bu alanda Dünya çapında ciddi bir başarıya imza atmış oldu.