Etiket: Türk

  • Ticaret Bakan Yardımcısı Batur: “Türk müteahhitlik firmaları 2009’dan bu yana Moğolistan’da 192 milyon dolar değerinde proje gerçekleştirdiler”

    Ticaret Bakan Yardımcısı Batur: “Türk müteahhitlik firmaları 2009’dan bu yana Moğolistan’da 192 milyon dolar değerinde proje gerçekleştirdiler”

    Türkiye ve Moğolistan arasında “Serbest Bölgeler Alanında İşbirliğine İlişkin Mutabakat Zaptı” imzalandı. Ticaret Bakan Yardımcısı Gonca Yılmaz Batur, Türk müteahhitlik firmalarının 2009’dan bu yana Moğolistan’da 192 milyon dolarlık proje gerçekleştirdiklerini söyledi.

    Ticaret Bakan Yardımcısı Gonca Yılmaz Batur ile Moğolistan Büyükelçisi Bold Radvan arasında “Serbest Bölgeler Alanında İşbirliğine İlişkin Mutabakat Zaptı” imzalandı. Ticaret Bakanlığında düzenlenen törenle imzalanan mutabakat zaptı ile her iki ülkede faaliyet gösteren serbest bölgelerin stratejik gelişimi, karşılıklı yatırım ve yatırımcıların çekilmesi için iş birliği yapılması öngörülüyor. Anlaşma ile Moğolistan ve Türkiye arasındaki ticaret hacminin 34 milyon dolardan daha da yükseğe çekilmesi hedefleniyor.

    Ticaret Bakanlığı olarak çok uzun zamandır bu anlaşmanın hazırlığını yaptıklarını söyleyen Ticaret Bakan Yardımcısı Gonca Yılmaz Batur, “Şunu da biliyorum ki bugün imzalayacağımız mutabakat metni, önümüzdeki dönem verimli ve uzun vadeli iş birliğinin de ilk adımlarından biri olacak. Mutabakat zaptımız serbest bölgeler üzerine odaklanmış olarak tecrübe ve en iyi uygulamaların paylaşımını öngörüyor. Bu vesile ile hem karşılıklı olarak tecrübelerimizi paylaşma fırsatı bulacağız hem de iki ülkenin uygulamalarını, mevzuatını birbirimize aktarabileceğiz” şeklinde konuştu.

    İki ülke arasındaki ticaretin daha yukarı noktalara çekilmesi gerektiğini söyleyen Batur, “2020 ticaret rakamlarına baktığımızda 34 milyon dolar gibi bir ticaretin iki ülke arasında gerçekleştiğini görüyoruz. Bu rakam aslında olması gereken rakamın son derece altında. Türkiye’den Moğolistan’a olan ihracata baktığımızda ağırlıklı olarak elektrikli makineler, ısıtma ve aydınlatma ekipmanları, temizlik malzemeleri gibi ürün gruplarında ihracatımızın gerçekleştiğini görüyoruz. Moğolistan’dan Türkiye’ye olan ihracata baktığımızda ise demir ve demir dışı metaller, deri ürünleri gibi kalemlerde yine bir ticaret akışı söz konusu. Tarihi bağlarımız ve kültürel diyaloğumuz dikkate alındığında hem rakamın hem de karşılıklı ticarete konu olan ürün gruplarının artması gerektiği konusunda sayın büyükelçi de bana katılacaktır” dedi.

    “Türk müteahhitlik firmaları da 2009’dan bu yana Moğolistan’da 192 milyon dolar değerinde proje gerçekleştirdiler”

    İkili ticaretin yanı sıra inşaat sektörünün Moğolistan’da önemli bir rolü olduğunu söyleyen Batur, “Ticaretin yanı sıra Türk müteahhitlik firmaları da 2009’dan bu yana Moğolistan’da 192 milyon dolar değerinde proje gerçekleştirdiler. Umuyorum ki bugünkü serbest bölgeler alanında mutabakat zaptının imzası ile ticaret ve yatırım alanındaki ortak gelişmelerimize serbest bölgelerde ciddi katkı sağlayacak. Bildiğiniz gibi serbest bölgeler aslında ihracat odaklı üretimi ve yatırımı teşvik eden, dış yatırımın artması için önemli rol oynayan, teknoloji girişimini tetikleyen ve uluslararası ticaret için son derece önemli yeri olan enstrümanlar” ifadelerini kullandı.

    Ticaret Bakan Yardımcısı Gonca Yılmaz Batur, serbest bölgelerin önemine dikkat çekerek şunları kaydetti:

    “1987 yılından beri Türkiye serbest bölgeler anlamında ciddi mesafeler katetti. Şu anda aktif olarak faaliyette bulunan 18 adet serbest bölgemiz mevcut. Bu 18 serbest bölgede bin 900 firma faaliyet gösteriyor. Bunların da 499’u yabancı firma. Bu serbest bölgelerdeki toplam ticaret hacmi 22 milyar dolar. Serbest bölgelerdeki faaliyet gösteren firmalarda yaklaşık 80 bin insanımıza istihdam sağlıyor. Klasik anlamdaki serbest bölgelerimize ek olarak son dönemde kümelenme odağıyla daha ar-ge ve teknoloji yoğun üretimi de teşvik edecek mekanizma üzerinde çalıştık. İlki bilişim sektöründe olmak üzere ihtisas serbest bölgesi uygulamasını hayata geçirdik. Bu yeni iş modelinin de Moğolistan ile imzalayacağımız mutabakat zaptımıza konu olacak, tecrübe paylaşımı anlamında ciddi önemi olacağını düşünüyorum. Biliyorum ki Moğolistan’da kendi iç politikalarını buna göre düzenliyor.”

    Moğolistan ve Türkiye’nin kardeş ülke olduklarını dile getiren Moğolistan Büyükelçisi Bold Radvan ise, “Moğolistan iki ülkeye sınır komşusu ama biz Türkiye’yi komşu olarak görüyoruz. 2018’de biz ikili ticaret hacmimizi 300 milyon dolara çıkartmayı hedeflemiştik. 2020 yılına göre Türkiye ile ticaret hacmimiz 40 milyon dolar. Türkiye’den Moğolistan’a yapılan yatırım ise 210 milyon dolar. İmzalayacağımız serbest ticaret bölgesi ile ticaret hacmimizin daha da rahatlayacağına inanıyorum. Moğolistan yüzölçümü olarak küçük olsa da iki büyük ticaret bölgesinin tam arasında. Moğolistan’da serbest bölgeler kurulursa ortak iş kurma konusunda istekli Türk firmaları mevcuttur. Çünkü Moğolistan üzerinde kurulan serbest bölge üzerinden Çin piyasası Asya piyasasına çıkmak isteyen Türk firmalar mevcut. O yüzden biz Çin ve Rusya sınırına serbest bölge kurmuş durumdayız. Orda Asya, Çin ve Rusya piyasasına girmek isteyen firmalar var. Bu anlaşmanın imzalanması ile Türkiye’nin tecrübelerinden yararlanmak istiyoruz. Çok zaman harcanan bir anlaşma var ortada, bu yüzden Türkiye’ye ve size çok teşekkür ediyoruz” şeklinde konuştu.

  • Türk kulübü EC BOXİNG’de yeni konsept

    Türk kulübü EC BOXİNG’de yeni konsept

    Geçtiğimiz aylarda kuruluşunun 10. yılını kutlayan Türk boks kulübü EC BOXİNG, pandemi dolayısıyla küçülerek dinamikleşme konseptine gitti.

    Dünya devleri arasında yer alan ve geçtiğimiz aylarda kuruluşunun 10. yılını kutlayan Türk boks kulübü EC BOXİNG, pandemi nedeniyle küçülme kararı aldı. Kurulduğu günden beri dünya çapında 50 gala ile binin üzerinde maça imza atan ve bugüne kadar dünya şampiyonlukları dahil, ellinin üzerinde altın kemeri bünyesine kazandıran kulüp, küçülerek dinamikleşme konseptine gitti.

    Dört yıl üst üste Almanya’nın ve geçtiğimiz yıl da dünyanın en iyi promotörü seçilen kulüp başkanı Erol Ceylan, pandeminin tüm dünyayı olduğu gibi kendilerini de olumsuz yönde etkilediğini vurgulayarak, “Kulübümüz bünyesinde dünya çapında başarılara imza atmış olan 25’in üzerinde sporcumuz bulunuyordu. Pandemi dolayısıyla bir yıldan beri ne boks galası düzenleyebiliyoruz, ne de dünya çapında böylesi boks galaları organize ediliyor. Ekip olarak elimizden gelen her şeyi yapmamıza rağmen sporcularımı ringlere çıkarmak için imkanlar bulamadık. Bu da sporcularımızın hem maddi olarak kazançlarını düşürüyor, hem de maç yapmadıkları için formdan düşmelerine neden oluyor. Kulübümüzle yapmış oldukları sözleşmeler de onların başka menajer veya promotör ile çalışmalarına engel oluyordu. Bu da aylardan beri beni üzüyordu. Onların sözleşmelerini serbest bıraktık. Bu günden sonra istedikleri kulüp ile çalışabilirler. Bizden ayrılan boksörlerin hepsi üst düzeyde boksör oldukları için her promotöre büyük kazanç getireceğinden eminim. O yüzden hiç birinin açıkta kalacağını inanmıyorum. Tabi ki, hepsiyle temasta kalıp kariyerlerini takip edeceğim. Her zaman onların yanında olup kendilerine destek olacağım. EC BOXİNG olarak boksa yine devam ediyoruz. Gelecek vadeden genç sporcularla eskiden olduğu gibi yolumuza devam ediyoruz. Yalnız eskisi kadar kalabalık bir kadromuz olmayacak. Küçük ama dinamik bir kadro kuracağız. Bize dünya şampiyonlukları getireceğine inandığımız boksörler yine kulübümüz bünyesinde mücadele etmeyi sürdürecek. Bu şekilde hem kendi aileme daha çok vakit ayırmış olacağım, hem de şirketlerimle ilgilenmek için fırsatlarım olacak” şeklinde konuştu.

  • Mustafa Kaplan: “VAR Türk futboluna ne verdi, ne faydası oldu, ne gibi artıları oldu?”

    Mustafa Kaplan: “VAR Türk futboluna ne verdi, ne faydası oldu, ne gibi artıları oldu?”

    Gençlerbirliği Teknik Direktörü Mustafa Kaplan, Fatih Karagümrük maçının ardından yaptığı açıklamada, “VAR Türk futboluna ne verdi, ne faydası oldu, ne gibi artıları oldu?” dedi.

    Gençlerbirliği, Süper Lig’in 19. haftasında evinde Fatih Karagümrük’e 3-1 mağlup oldu. Maçın ardından düzenlenen basın toplantısında maçı değerlendiren Gençlerbirliği Teknik Direktörü Mustafa Kaplan, “Bir kere sahadaki yapılan mücadele, özellikle oyuncularımın isteği ve arzusu, ben hepsinden memnunum. Risk alarak maçı da çevirmek istedik ama olmadı. Aslında bakarsan konuşacak çok şey var. Türk futbolu adına üzgünüm. Sahada futbol oynamaya çıkmış bir Gençlerbirliği vardı. Karagümrük’üde kazandıkları için tebrik ediyorum. Kazandılar. Onları kutluyoruz. İlk yarıda rakibe hiç pozisyon vermeden kendi yaptığımız bireysel hatalardan bir anda 2-0 geriye düştük. Biz genç bir takımız, genç oyunculara şans vererek ligimize devam ediyoruz ama bu genç oyuncularımızın emeğinin de saha da kaybolup gitmemesi lazım diye düşünüyorum. İlk yediğimiz golde, penaltı mı değil mi, içeride mi dışarıda mı? Ona bakmak lazım. Ben hep şunu söylüyorum VAR Türk futboluna ne verdi, ne faydası oldu, ne gibi artıları oldu? VAR’daki takım arkadaşlarımızın her maçta çok dikkatli olmaları lazım çünkü bir emek veriyorsun burada 90 dakika. Bu emeğin VAR’dan verilen bir kararla gitmesine biz üzülüyoruz. VAR’ında verdiği karar doğruysa saygı duyuyoruz. Ben maçı yöneten hakem arkadaşların yerinde olsam hep kendi bildiklerimi yaparım. VAR beni uyarıyorsa gidip karar verebilirim ona da saygı duyuyorum” diye konuştu.

    “Hakem arkadaşlarımızın İngiltere Ligi’ni izlemelerini tavsiye ederim”

    Kaybetmeyi düşünmediklerini belirten Kaplan, “Yine söylüyorum ikinci yarı bulduğumuz üretkenliğimiz, maçı kazanma isteğimiz, arzumuz hepsi yerindeydi ama ne yazık ki biz hücum yaparken yediğimiz üçüncü golde rakibin yarı sahasında oyuncumuza yapılan bir faul var. Yine VAR’ın verdiği bir karar var. Ben isterdim ki bugün maçı yöneten hakem arkadaşımız kendi kararlarını verseydi ama VAR’ın söyledikleri hakem arkadaşlarla aynı fikirde oldularsa saygı duyarım. Bütün hakem arkadaşlara ben hiç bugüne kadar kötü konuşmadım kötü konuşmam. Saygı duyuyorum. Onlar da futbolun bir parçasıdır ama üzüntü olan bizim bugün hiç kaybetmeyi düşünmediğimiz bir maçı kaybettik. Hakem arkadaşlarımızın İngiltere Ligi’ni izlemelerini tavsiye ederim. Ufacık şeylere düdük çalınmıyor orda ama biz bugün yapmak istediklerimizi ikinci yarı yaptık ama her şeye rağmen maçı da kaybettik. Bundan dolayı üzgünüz” şeklinde konuştu.

    “Türk hakemlerinin hepsine güveniyorum ama bu maçı tekrar seyretsinler”

    Maçın dördüncü hakemi ile yaşanan gerginliğe de değinen Mustafa Kaplan, “Bizim en büyük sıkıntımız 4. hakem arkadaşlarla. İnsan ister istemez maçın içerisinde kendi kaybediyorsun, çizgiyi aşıyorsun, bu normal. Bana göre 4. hakemlerin biraz tolerans sağlaması lazım. Kulaklıktan orta hakemi uyarıp, bize kart göstermesi bana göre doğru değil. İster istemez kartı gördükten sonra sen daha çok dikkat ediyorsun daha çok sakin olmaya çalışıyorsun ama biz de kenardan oyuncularımızı motive etmek için işimiz bu. Hakem arkadaş ‘Bize güvenin’ dedi. Evet ben Türk hakemlerinin hepsine güveniyorum ama bugün gitsinler bu maçı tekrar seyretsinler. Benim onlara da kırgınlığım dargınlığım yok ama ben tekrar söylüyorum futbol oynamak isteyen bir takım var. Bu takımı ne olursun frenlemeyelim” diyerek sözlerini tamamladı.

  • Türk Kızılay Karasu Şubesi’nden 17 öğrenciye mont

    Türk Kızılay Karasu Şubesi’nden 17 öğrenciye mont

    Türk Kızılay Karasu Şubesi, kış mevsimi nedeniyle özel bir yardım çalışmasına imza atarak ilçede bulunan bir ortaokuldaki 17 ihtiyaç sahibi öğrenciye mont hediye etti.

    Türk Kızılay Karasu Şubesi Başkanı Adem Ekşi ve gönüllüler, ilçede pilot okul olarak seçtikleri Fatih Sultan Mehmet Ortaokulu’na mont yardımında bulundu. Okulda belirlenen 17 ihtiyaç sahibi öğrenciye takdim etmek için montları Okul Müdürü Cemal Çetin Kaya teslim aldı.

    Türk Kızılay’ının etkinliğinden dolayı memnuniyet duyduğunu belirten Okul Müdürü Cemal Çetinkaya, “Kendilerine nazik ziyaretleri için teşekkür ederim. Karasu’da Türk Kızılay’ı her yerde görüyoruz. Çalışmalarında başarılarının devamını diliyorum. İnsanlara yardım etmek sevindirmek kadar güzel bir duygu yok. Özellikle çocukları sevindirmek çok başka” dedi.

    Okul müdürünün yardımlarından dolayı teşekkürlerini sunan Türk Kızılay Karasu Şubesi Başkanı Adem Ekşi, “İhtiyaç sahibi öğrencilerimize ulaşmamız konusunda bize yardımcı olduğu için kendisine teşekkür ediyorum. Daha önce de giysi yardımlarımız vardı. Fakat okul nezdinde bu ilk oldu. Bütün okullarımızın listeleri elimizde. Vatandaşlarımızdan kışlık giysi, mont, bot bağışı oldukça okullarımızda ihtiyaç sahibi çocuklarımıza takdim edeceğiz” diye konuştu.

  • “Türk sağlık sektörü pandemide tam not aldı, dünyaya örnek oldu”

    “Türk sağlık sektörü pandemide tam not aldı, dünyaya örnek oldu”

    Salgınla mücadelede tedbirler kadar sağlık sistemleri de baş rol oynuyor. Vaka sayıları arttıkça sağlık ekosistemi üzerindeki baskı da artıyor. Bunu kaldırabilen ülkeler salgında avantaj sağlıyor. Türk sağlık sektörünün bu anlamda diğer ülkelere göre fark oluşturduğu düşünülüyor.

    Türkiye, koronavirüs (Kovid-19) salgınının yayılmasını engellemek için aldığı sıkı tedbirler ve güçlü sağlık sistemi ile dünyada örnek ülke konumuna geldi. Sağlık Bakanlığı koordinasyonunda yürütülen çalışmalar kapsamında birçok hastane ciddi anlamda bir sınav verdi. Amerika ve birçok Avrupa ülkesinde sağlık sistemi zorlanırken, Türkiye’deki kamu ve özel hastaneler gerek alt yapıları gerekse de verdikleri hizmetler ile vatandaşları mağduriyetten kurtardı. Avrupa Şafak Hastanesi Yönetim Kurulu Başkanı Seçim Öztürk, son yıllarda gerçekleşen yatırımlarla birlikte Türkiye’deki sağlık sisteminin dünyada önemli bir konuma yükseldiğini belirtti. Özellikle pandemi sürecinde bunun net bir şekilde görüldüğünü ifade eden Seçim Öztürk “Ülkemiz pandemi sürecinde çok hızlı aksiyon aldı. Dünyanın en gelişmiş ülkelerinde bile hastane koridorlarında tedavi olmaya çalışan insanlar gördük. Hem özel sektör hem de devletin yaptığı yatırımların ne kadar önemli olduğunu bu süreçte daha iyi anladık. Türkiye bu süreçte dünya nezdinde tam not aldı” diye konuştu.

    “Özveri ile çalışmaya devam ediyoruz”

    Öztürk, kendilerinin de bu dönemde ciddi yatırımlara imza attığını belirterek “Kendi PCR laboratuvarlarımız kurduk. Kısa sürede hizmet vermeye başladık. Adeta bu dönemde seferberlik ilan ettik. Özellikle çalışanlarımız ve doktorlarımız büyük özveri gösterdi. Birçok doktor arkadaşımız salgına yakalandı. Adeta hayatlarını hiçe sayarak, mesleklerini gereğini yerine getirmek için uğraş verdi. Yoğun bakım ünitelerimiz tam kapasite hizmet verdi” diye konuştu.