Etiket: “Turizmdeki

  • Turizmdeki artış golfe de yansıdı

    Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Yönetim Kurulu Üyesi turizmci Cahit Şahin, bu yıl golf turizminde cesaret verici artışlar yaşandığına dikkat çekerek, “Turizm çok güzel geliştiği gibi yılda 8 aylık sürede 120 bin civarında golfçü ağırlıyoruz ve ekonomide girdi olarak 125 milyon euro’yla karşılaşıyoruz” dedi.

    Turizmci Cahit Şahin, golfün ekonomiye görünmeyen bir katkısının olduğunu söyledi. 2016-2017 yılları arasında golf turizminde düşüşler olduğuna değinen Şahin, 2018-2019 sezonunda çok cesaret verici artışlar yaşandığına dikkat çekti.

    “2012 rakamlarına ulaşıldı”

    Alman pazarında yüzde 40’lara yakın artış kaydedildiğini ifade eden Şahin, 2012 yılında elde edilen rakamlara bu yıl ulaştıklarını dile getirdi. Golf turizminin eylül ayında başlayarak mayıs ayına kadar devam ettiğini bildiren Cahit Şahin, “Yaklaşık olarak 8 aylık bir süreç. 8 ay sürmesi, alternatif turizm aralığına çok ciddi katkılar sunmaktadır. Golf için bölgeye gelen insanlar, normal tatillerini de yapıyor. Dolayısıyla hem tanıtım yapıyorsunuz, hem de kışın alternatif girdi sağlıyorsunuz” dedi.

    “16 sahayla bu hizmeti veriyoruz”

    Golfün nitelikli turizm adına önemli girdiği sağladığını kaydeden Şahin, Antalya’nın turizm kenti Belek’te 16 tane golf sahası olduğunu dile getirdi. Akdeniz’in tercih edilme sebebinin iklim olduğunu hatırlatan Şahin, “Kuzey Avrupalı turistlerin ülkeleri eksi 4-5 derecelerde. Golf sahaları da kapalı. Bu sebeple gelerek yılda 1-2 defa kışın golf seyahati yapan insanlar var. Kışın kendi sahaları kapalıyken buraya seyahat ediyorlar. 16 sahayla bu hizmeti veriyoruz. Turizm çok güzel geliştiği gibi yılda 8 aylık sürede 120 bin civarında golfçü ağırlıyoruz. Bu da ekonomide girdi olarak 125 milyon euro’yla karşılaşıyoruz” ifadelerini kaydetti.

    “Çalışmalar yapıyoruz”

    Dünya üzerinde 66 milyon kayıtlı golfçü olduğunu vurgulayan Cahit Şahin, İspanya’da 300 tane golf sahası olduğunu belirtti. Golf turizmini yaygınlaştırmak adına Kültür ve Turizm Bakanlığının çalışmaları olduğunun altını çizen iş adamı Şahin sözlerini şöyle tamamladı:

    “Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un son açıklamalarında golf alanlarına yeni tahsisler verileceği gündeme geldi. Bu da bizi sevindirdi. Golf turizmi, şehre çok yaygın durumda olmuyor. Antalya’nın ekonomisine yansıması gizli olarak var. Bununla beraber personel istihdamı da söz konusu. Antalya’ya golf turizmin katkısı var ama görünmeyen katkısı var. Antalya’ya bunu yayabilmek adına çalışmalar yapıyoruz.”

  • Çetin: “Batı Akdeniz’de turizmdeki hareketlenme gelire tam olarak yansımadı”

    Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Yönetim Kurulu Başkanı Davut Çetin, “Turizmde geçen yıla göre hızlı yükselişe rağmen bölgemiz enflasyonunun Türkiye ortalamasının altında kalması, turist sayısındaki artışın gelire tam olarak yansımadığının bir başka göstergesidir” dedi.

    ATSO Başkanı Davut Çetin, TÜİK tarafından açıklanan enflasyon rakamlarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Enflasyonunun yıllık olarak tek haneye gerilediğini kaydeden Başkan Davut Çetin, “Batı Akdeniz’de turizmdeki hareketlenmeye rağmen enflasyonun Türkiye ortalamasının altında kalması, turist sayısındaki artışın gelire tam olarak yansımadığının da bir göstergesidir” dedi.

    2017 Temmuz ayı enflasyonunun bir önceki aya göre TÜFE’de yüzde 0,15, yurt içi ÜFE’de yüzde 0,72, yıllık enflasyonda ise tüketici fiyatlarında yüzde 9,79, yurt içi üretici fiyatlarında yüzde 15,45 artış gösterdiğini kaydeden Çetin, “Aylık olarak en yüksek artış gösteren seçilmiş maddeler yüzde 86,67 ile PTT koli gönderme ücreti, yüzde 46,80 ile yurt içi bir hafta ve daha fazla süreli turlar ve yüzde 43,93 ile sivri biber olurken; en fazla düşüş gösteren seçilmiş maddeler ise yüzde 39,66 ile karpuz, yüzde 28,01 ile erik ve yüzde 23,15 ile şeftali olmuştur.

    En fazla aylık artış lokanta, otel ve eğitim gruplarında. Ana harcama grupları itibariyle bir ay önceye göre en yüksek artışlar yüzde 1,75 ile ‘lokanta ve oteller’ ‘eğitim’, yüzde 1,36 ‘eğlence ve kültür’ ve yüzde 1,13 ile ‘ulaştırma’ gruplarında görülürken, en yüksek düşüşler ise yüzde 3,51 ile ‘giyim ve ayakkabı’ ve yüzde 0,71 ile ‘gıda ve alkolsüz içecekler’ gruplarında gerçekleşmiştir. Yıllık bazda enflasyondaki en fazla artış yüzde 15,24 ile ‘ulaştırma’, yüzde 14,14 ile ‘alkollü içecekler ve tütün’ ve yüzde 11,89 ile ‘sağlık’ gruplarında gerçekleşmiştir” dedi.

    “Giyim indirimleri ve mevsimlik gıda ürünlerindeki düşüş enflasyonu tek haneye çekti”

    “Tüketici enflasyonu giyim fiyat indirimleri ve bazı mevsimlik gıda ürünleri fiyatlarındaki düşüş sayesinde yıllık olarak tek haneye gerilemiştir” diyen Çetin şunları kaydetti:

    “Temmuz ayında enflasyonun negatif olmasını ulaştırma hizmetleri başta olmak üzere hizmet sektörü fiyatlarında yükselme ve alkollü içki vergi artışı önlemiştir. Yıllık enflasyonda ulaştırma grubu fiyatlarının etkisi gıda grubunu geçmiştir. Taze sebze ve meyve grubu veya genel olarak işlenmemiş gıdalar ve enerji fiyatları son aylarda enflasyonu düşürücü etki yapmaktadır. Bununla birlikte hizmet fiyatlarında artış eğilimi çekirdek enflasyonu da yeniden yükseltmeye başlamış ve enflasyon beklentilerinde sorunun devam ettiğini göstermiştir. 2017 yılında enflasyonun tek hanede kalması döviz kuru, sigara fiyatları, sonbahar aylarında taze sebze ve meyve fiyatları, gıda ithalatının etkisi, ekonomik büyüme temposu gibi çok sayıda faktöre bağlı kalacaktır. Bu durum Merkez Bankası’na güven için herkesin daha fazla çaba harcaması gerektiğini göstermektedir.”

    “Maliyetlerdeki artış enflasyonun düşüşünü engelliyor”

    TÜFE’nin düşüşüne bir başka engelin de maliyetlerdeki artış olduğunu savunan ATSO Başkanı Çetin, “TÜFE-ÜFE makasının açılması oluşturmaktadır. Üretici enflasyonunda ihracatı sürükleyen otomotiv ve demir-çelik sektörlerinin enflasyonu da sürüklediği görülmektedir. Yİ-ÜFE’de, sanayinin dört sektörünün bir önceki aya göre değişimleri; madencilik ve taş ocakçılığı sektöründe yüzde 0,23 artış, imalat sanayi sektöründe yüzde 0,91 artış, elektrik ve gaz sektöründe yüzde 1,57 düşüş ve su sektöründe yüzde 0,56 artış olarak gerçekleşmiştir” açıklamasında bulundu.

    “Batı Akdeniz’de turizmdeki hareketlenme gelire tam olarak yansımadı”

    Çetin, “Bölgemizdeki TÜFE oranı, aylık yüzde 0,07, yedi aylık yüzde 5,77 ve yıllık bazda yüzde 9,28 olarak gerçekleşmiştir. TR61 Bölgesi (Antalya-Isparta-Burdur), 26 bölge arasında aylık enflasyonda 13’üncü, yedi aylık enflasyonda 20’nci, yıllık enflasyonda ise 17’nci, sırada yer almıştır. Bu oranlara göre Antalya, Isparta ve Burdur illerini kapsayan Batı Akdeniz Bölgesi’nin, aylık, yedi aylık ve yıllık bazda Türkiye ortalamasının altında olduğu görülmüştür. Turizmde geçen yıla göre hızlı yükselişe rağmen bölgemiz enflasyonunun Türkiye ortalamasının altında kalması, turist sayısındaki artışın gelire tam olarak yansımadığının bir başka göstergesidir. Temmuz ayında eğitim, sağlık ve alkollü içecekler dışındaki bütün gruplarda fiyat artışları Türkiye ortalamasının gerisindedir. Antalya ticaretinde fiyat rekabeti enflasyon bakımından olumlu katkı yaparken gelir bakımından genel bir kayba yol açmaktadır” ifadelerine yer verdi.

  • “Turizmdeki Krize Alışmak Yerine Çözümler Üretilmesi Gerekiyor”

    Rusya ile yaşanan uçak krizinden ve Türkiye’deki terör saldırılarından sonra ekonomik anlamda en büyük darbeyi turizm sektörü aldı. Olumsuz etkilenen turizm hakkında alternatif seçenekleri ve koşulları değerlendiren Plato Meslek Yüksekokulu Turizm ve Otel İşletmeciliği Program Başkanı Ezgi Erşahin, “Kötüye giden turizmdeki krize alışmaya çalışmak yerine çözümler üretilmesi gerekiyor” dedi.

    Türkiye turizmi tarihin en zorlu virajından geçiyor. Son olarak da İstanbul Vezneciler’de yaşanan bombalı saldırı turizm için yeşermeye çalışan umutları daha da olumsuz etkiledi.

    Türkiye’nin imajını düzeltmek ve güven ortamını sarsan olaylar doğrultusunda en azından yaşanan krizi daha da aza indirmek için neler yapabiliriz sorusuna yanıt olarak Ezgi Erşahin, “Turizmin düzelmesi için devlet organlarına ve sektörün önde gelen kurumlarına çok iş düşüyor” diyerek şöyle devam etti:

    “Türkiye, yurt dışında güvenli olmayan ve gidilmemesi gereken ülke olarak gösteriliyor. Yaşanan olumsuz olaylar 2016 yılının ilk çeyreğinde yüzde 50’lilere varan düşüşe neden oldu. Diğer önemli bir nokta da bunun devam ediyor olması. Krize alışmaya çalışmak değil de krize yönelik çözümler ya da krizden en az zararla kurtulabileceğimiz uygulamalara gidilmesi gerekiyor” şeklinde konuştu.

    “GÜVEN ORTAMI OLUŞTURMALIYIZ”

    Öncelikle çözüm odaklı bakıldığında ülkede güvenlik önlemlerinin en üst seviyeye çıkartılmasını gerektiğini söyleyen Erşahin, “Bu şekilde bir güven ortamı oluşturamadığımız takdirde ülke imajı bakımından geri dönüşü olmayan yerlere gidebiliriz. Sağlıklı bir güven ortamından sonra alternatif turizm seçeneklerini ortaya çıkarmalıyız. Örneğin sektör, sağlık, kongre, kurvaziyer ve gastronomi turizmine yönelebilir. Çok turist mi istiyoruz yoksa kaliteli, nitelikli, ülke ekonomisine gerçekten katkıda bulunacak turist mi bunu da değerlendirip gözden geçirmemiz gerekiyor. Bölgesel bazda ele aldığımız zaman da yöresel etkinlikler, uluslararası davetler yaparak sosyal medya üzerinden ucuz ve pratik bir şekilde bu etkinlikleri yurt dışında tanıtımı yapabiliriz. Tarihi, kültürel ve sosyolojik anlamda her şeyiyle çok zengin bir ülkeyiz. Fakat maalesef bu avantajlarımızdan seneler boyunca maksimum düzeyde yararlanamadık. İşte bu değerlerle birlikte diğer alternatif turizm çeşitlerine destek verilebilir” diyerek önerilerde bulundu.

    “İÇ TURİZME ÖNEM VERMELİYİZ”

    “Diğer bir seçenek de diğer turizm şirketleriyle anlaşmalara gitmek. Örneğin seyahat firmaları, yiyecek-içecek şirketleri ve konaklama hizmetleri anlaşmalar yapıp toplu indirimler sağlayabilirler” diyen Erşahin aynı zamanda , “Zaten yurt dışından gelen gelirde bir düşüş söz konusu. Sağlanan indirimler ve avantajlar ile birlikte gelirde oluşan düşüşü dengelemek adına iç turizme yönelirsek hem boş olan odalar dolacaktır hem de Türkiye’deki yurt dışına gitmeyi düşünen yerli turisti aktif hale getirmiş oluruz. En azından iç turizme verdiğimiz önemle birlikte daha iyi bir konuma gelebiliriz” ifadelerinde bulundu.

    “MÜŞTERİ PROFİLİNİZE GÖRE HAREKET…”

    Son zamanlarda Arap turistlerin tatil için Türkiye’yi tercih etmesiyle birlikte artan “helal turizm” için de değerlendirmelerde bulunan Erşahin, “Şuanda değişen bir turist profili var. Daha çok Arap turistlerin ülkemizi seçmesiyle birlikte ‘helal turizm’ adı altında oteller konseptlerini ve içeriklerini değiştirmeye başladı. Yedikleri yemeklerden tutun da kalacakları yere kadar oteller değişimler yapıyor. Aynı zamanda diğer bir değişim de yüzme yerlerinin kadın erkek bölümü olarak ayrılması. Sonuçta sizin müşteri profiliniz ne ise ona göre hareket etmeniz gerekiyor. Hele ki kötü bir turizm sezonu geçirdiğimiz şu günler de en azından büyük yatırımlar yapamadığımız için sektörü böyle küçük değişimlerle birlikte daha iyi hale getirebiliriz” diye konuştu.

    “ÇALIŞANLAR ÇIKARTILMAMALI”

    Son olarak da krizle birlikte küçülmeye giden otel işletmelerinde işten çıkarılma olaylarına karşı, “Çalışanların işten çıkarılıp giderler düşürülsün diye hemen bir çözüme gidilmemeli, işletmelerde çalışanın motivasyonunu sağlanmalı ve süregelen eğitim kalitesi arttırılmalıdır” diyen Erşahin aynı zamanda “Özellikle konaklama işletmelerinde kriz yönetiminin çok iyi olması gerekiyor. Turizm pazarlama karmasının bir unsuru insan ve orta da bir hizmet üretimi söz konusu. Verilen eğitimler ve motivasyonlar doğrultusunda yapılacak olan hizmet kalitesi arttırılmalı ve devamlı hale getirilmelidir. Bu çalışmalar ve değerlendirilmeler ne kadar iyi yapılırsa o kadar çok bu krizden en az zararla çıkabiliriz” diyerek sözlerini tamamladı.

  • Karaçak: “Turizmdeki Döviz Açığını Mobilya Sektörü Kapatabilir”

    LODA Mobilya Yönetim Kurulu Başkanı Davut Karaçak, “Tüm ihracatçı sektörler, katma değer üretmeye, tasarıma, uluslararası arenada markalaşmaya ve Türkiye markasının algısını kuvvetlendirecek etkili iletişim çalışmalarına ağırlık verirse Rusya’nın ambargosu sonucu kaybettiğimiz döviz kısa sürede ülkemize geri kazandırabiliriz” dedi.

    Rusya’nın Türkiye’ye yönelik uyguladığı ambargo, pek çok sektörü olumsuz etkilemeye başladığını belirten Loda Mobilya Yönetim Kurulu Başkanı Davut Karaçak, turizm sektörüne yönelik destek paketlerinin uygulamaya konulduğu şu günlerde yaşanan döviz kaybının, diğer sektörlerce kapatılabileceği ve bunda da mobilya sektörünün öncü bir görev üstlenebileceğini söyledi. Karaçak, “Tüm ihracatçı sektörler katma değer üretimine, özgün tasarıma ve uluslararası pazarda markalaşmaya ağırlık vererek başta turizm olmak üzere pek çok sektörde Rusya ambargosu sonucu meydana gelebilecek döviz kaybını telafi edebilir” diye konuştu.

    Rusya krizi nedeniyle Türkiye’nin sadece turizmdeki yıllık gelir kaybının 8,5 milyar doları bulacağı yolundaki iddiaları değerlendiren Karaçak, “Bu açığı hali hazırda 2,4 milyar dolar ihracat gerçekleştiren Türk mobilya sektörü, 2023 hedefi olan 10 milyar dolar olan ihracat hedefine ulaştığında hemen hemen telafi etmiş olacak” dedi.

    “ARTIK GELİŞMİŞ ÜLKELERE MOBİLYA ÜRETİYORUZ”

    Sektörün ülke ekonomisine etkisine değinen Karaçak, “Mobilya sektörü, ithalatı en az olan sektör olmakla birlikte, en fazla istihdam oluşturan sektörlerin başında geliyor. Türkiye’nin mobilya ihracatı ise, mevcut üretimin yüzde 20’sini oluşturmakla birlikte, yüzde 80 oranında kar üretmekte. Sektör, ülke ekonomisine ciddi bir kaynak girdisi sağlıyor. Bugün dünyada söz sahibi olan ülkelerde de mobilya sektörü, ekonomiyi domine eden sektörlerin başında geliyor” ifadelerini kullandı.

    Loda Mobilya Yönetim Kurulu Başkanı Karaçak, “Hızlı tüketim grubuna dahil olan mobilyalarda, artık tasarım, yenilik ve kalite ön planda. Ucuz iş gücüne sahip Çin ile mücadele noktasında da odaklanmamız gereken şey, yine bu üç kavram; yani tasarım, yenilik ve kalite. Söz konusu konulara odaklanılması halinde, Türkiye mobilyanın üretim üssüne dönüşebilir. Kuzey Irak, Bağdat, Azerbaycan, Almanya, Fransa, Birleşik Krallık, Arabistan, İran, Afrika ve Balkan ülkeleri gibi belli başlı pazarlarda varlığımızı koruyor ve sürdürüyoruz. Şu an en çok önemsediğimiz ve odağımıza aldığımız pazarlar ise, Amerika ve Asya. Fuarlar aracılığıyla Türk mobilyasını tanıtma gayretindeyiz. En kısa zamanda meyvelerini toplamaya başlayacağımıza inanıyorum” diye konuştu.