Etiket: Turgut

  • AK Parti’li Külünk: “15 Temmuz’un arkasındaki kirli akıl Turgut Özal’ı elimizden aldı, Mustafa Kemal’i aldığı gibi”

    AK Parti İstanbul Milletvekili Metin Külünk, “15 Temmuz’un arkasındaki kirli akıl Turgut Özal’ı elimizden aldı. Mustafa Kemal’i aldığı gibi. Unutmayın Mustafa Kemal’i Türkiye’nin elinden alıp ülkeyi İsmet Paşa’ya teslim eden güç, Abdülhamid’i Mithat Paşa’ya hallettirmek isteyen güçtür” dedi.

    Memur-Sen Adana İl Başkanlığı tarafından “Yeni Anayasa ve Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi” konferansı düzenlendi. Yüreğir Kültür Merkezi’nde gerçekleşen konferansa konuşmacı olarak AK Parti İstanbul Milletvekili Metin Külünk katıldı.

    “Memur-Sen iyiden,güzelden,kardeşlikten yana saf tutmuştur”

    Konferansın açılış konuşmasını yapan Memur-Sen Adana İl Başkanı Mehmet Sezer, Memur-Sen’in milletin yanında bir duruş sergileyerek 15 Temmuz darbe girişiminde 1 milyon üye ile sokaklarda olduklarını söyledi. Sezer, “İç ve dış mihraplar ülkemiz üzerinde oynanan oyunları isimlerini değiştirerek sürdürmektedir. Memur-Sen 15 Temmuz’da 1 milyon üyesi ile sokaklardaydı. 15 Temmuz gecesinde genel başkanımız hızlı bir şekilde alanlara inmemizi söyledi ve indik. Durduğumuz yer her zaman milletimizin yanıdır. Memur-Sen iyiden, güzelden, kardeşlikten tarafa saf tutmuştur. 2008 yılında bir darbe girişimi olduğunda hatırlarsanız ortak akıl hareketi ile “Darbeye Dur De” mitingleri düzenlemiştik. 16 Nisan içinde yine biz milletimizin yanında durup ilk önce alanlara inen kurum olduk” dedi.

    “Kenar ülke olmadık”

    Parlamenter sistemde Türkiye’nin darbeler yaşadığını belirten Külünk, Türkiye’nin tarihi boyunca hiçbir şekilde esaret altına girmediğini ifade etti. Külünk, “Biz tarihin hiçbir dönemde nesne olmadık ve sömürge olmadık. Biz kenar ülke olmadık. Merkez ülkeydik ve öyle kalacağız. Bu asır Türklerin asrıdır bunun mührünü vurdurtmaya kararlıyız. Bu ülke ne çektiyse basiretsiz kendi topraklarının, tarihinin farkında olmayanlardan çekti. Bu millet mümessil devletidir. Türkiye’siz dünya sistemi şekillenmemiştir, şekillenemeyecektir” diye konuştu.

    “Sağ-Sol kavgalarını sorgulamadık”

    Türkiye’nin 70 yıldır kendini yöneten insanların basiretsizliğinin de kurbanı olduğunu kaydeden Külünk, “Bu millet 70 yıldır kendini yönetenlerin basiretsizliği yüzünden içlerinden çıkmış Adnan Menderes,Turgut Özal,Alparslan Türkeş,Muhsin Yazıcıoğlu ve Necmettin Erbakan hariç bu kişilere bu ülkede uçak yapamadık, bu ülkede tank üretemedik, otomobil yapamadık, kendi savunma sanayimizi inşa edemedik. Biz AK Parti gibi 14 yıllık güçlü bir iktidarda uçağı, otomobili konuşmaya başladık. Liderlerin kıymetini yaşarken anlamak lazım. Gittikten sonra anlamak bir şey fayda etmiyor. Bu ülkede 12 Eylül döneminde neden sağ, sol kavgası oluyor bunu sorgulamadık” ifadelerini kullandı.

    “Güçlü lider yoksa şapkasını alıp giden adam olursun”

    Türkiye’nin uzun yıllar boyunca dış mihraplar tarafından hep kriz ortamına sürüklendiğini belirten Külünk, şunları söyledi:

    “Şimdi Necmettin Erbakan hocayı daha iyi anlıyoruz. 1979’da Erbakan hoca meclis kürsüsünde bir şey göstermişti. Sağcıya da solcuya da silahı veren aynı adam. Hatırlarsanız o tarihi konuşmasını. 12 Eylül’e Türkiye’ye kim getirdi. Biz sürekli kavga ederken ortaya Malezya, Güney Kore çıktı. Biz 1960 darbesi ile kavrulurken Türkiye ile Almanya işçi anlaşması imzaladı. Türkiye’den Almanya’ya işçi gitmeye başladı, Almanya arabalar üretmeye fabrikalar açmaya başladı. Biz hale darbe ile uğraşıyorduk. 12 Eylül’den sonra Turgut Özal geldi 4 sene Türkiye’yi yönetti ne oldu? Türkiye etrafını görür hale geldi. Turgut Özal’sız Türkiye anlaşılmaz. Parlamenter sistemin en temel özelliklerinden birisi şudur. İstikrar için güçlü lider bekletir. Güçlü lider yoksa şapkasını alıp giden adam olursun.”

    “Türkiye Mustafa Kemal Atatürk’ten alınıp İsmet İnönü’ye verildi”

    Mustafa Kemal Atatürk’ün Türkiye’nin elinden dış güçler tarafından alındığını ifade eden Külünk, bütün güçlü liderlerin elimizden alınmasının arasında bir bağlantı olduğunu belirtti. Metin Külünk, “15 Temmuz’un arkasındaki kirli akıl Turgut Özal’ı elimizden aldı. Mustafa Kemal’i aldığı gibi. Unutmayın Mustafa Kemal’i Türkiye’nin elinden alıp ülkeyi İsmet Paşa’ya teslim eden güç kimdir biliyor musunuz? Abdülhamid’i Mithat Paşa’ya hallettirmek isteyen Hüseyin Avni Paşa’ya Abdülhamid’i hallettiren güç, Mustafa Kemal’i de bu milletin elinden alıp Türkiye’yi daha iyi kontrol etmek, Türkiye’nin bağımsızlığını kontrol etmek için İsmet Paşa’ya teslim etmiştir” dedi.

    “CHP’nin tepe yönetimi küresel para baronlarının emrinde”

    CHP’nin de Atatürkçü çizgisinden ayrıldığını kaydeden Külünk, “İsmet Paşa’nın CHP’si başka bir şeydir. Kuvai Milliye ruhlu CHP’nin Atatürk çizgisindeki hali başka bir şeydir. Biri milli bağımsızlıkçıdır. Bugünkü CHP’nin başındakinin de olduğu çizgi mandacıdır, bağımsızlıkçı değildir bu güç küresel para baronlarının emrindedir. Şuanda CHP’yi başındaki şahıs yönetmiyor onun yanında bir tane genel sekreter var o kim biliyor musunuz. 2001 krizinde Türkiye’ye gönderilen bir muhasebeci vardı Kemal Derviş. O, Kemal Derviş’in asiste ettiğidir. Bugün CHP’nin tabanını vatandaşları tenzih ederek söylüyorum, tepe yönetimini kontrol eden güç Abdülaziz’i batıya kafa tuttuğu için hallettiren, Abdülhamid’i Filistin’i vermediği için hallettiren güç CHP’nin tepe yönetimini kontrol eden güçtür. Tabanını tenzih ederim, onlar vatanseverdir, taban bağımsızlıkçıdır. Biz tabana gidip böyle anlattığımızda oy oranı evet’in yüzde 80. Biliyorum ki CHP’nin tabanı yurtseverdir. Yeterki biz onlara bu çizgiyi ayırt edelim” şeklinde konuştu.

    “Anayasa bu şekliyle durduğu müddetçe sıkıntılar olacaktır”

    15 Temmuz FETÖ darbe girişimi sırasında yaşanan bir hadiseyi de paylaşan Külünk, neden yeni anayasaya ihtiyaç duyulduğunu anlattı. Külünk, mevcut anayasanın 28 Şubatların önünü açan anayasa olduğunu ifade ederek şöyle konuştu:

    “Bu anayasa 28 Şubatların önünü açan anayasadır. 15 Temmuz akşamı saat 00.30 sularında Ankara başsavcısı bu kalkışmanın anayasaya aykırı ve yasa dışı olduğunu hemen ifade edip soruşturmaları başlatmasaydı. Bu alçaklardan 2 kişi Yurtta Sulh Cihanda Sulh konseyi çıkıp deseydi ki biz anayasada aldığımız hak ile bu girişimi bulunduk yalan değildi o. Bu anayasa 28 Şubat’ın temellendiği anayasadır. 1980 ihtilalinde Kenan Evren’in söylediği cümleleri unutmayın. Ne dedi ‘Beni yargılayamazsınız ben anayasa dışı bir şey yapmadım anayasadan aldığım hak’ dedi. 28 Şubat’ın aktörleri ne dedi. ‘İç işleri kanunu 35 anayasadan aldığımız hak ile resen müdahaleyi yapıyoruz’ dedi. O gece kalkışmanın seyrini değiştiren en önemli noktalardan birisi Ankara Cumhuriyet Başsavcısı Harun Kodalak’ın soruşturmayı başlatıp bu işgalcilerin hamlelerini boşa düşüren en kritik hamleleridir. Bu anayasa bu şekliyle durduğu müddetçe sıkıntılar hep olacaktır.”

    Konferansa AK Parti Adana Milletvekili Fatmagül Demet Sarı, AK Parti Adana İl Başkanı Fikret Yeni, Yüreğir Belediye Başkanı Mahmut Çelikcan, Memur-Sen Adana İl yönetimi ve çok sayıda vatandaş katıldı.

  • Turgut Özal Tıp Merkezi’nde ameliyatsız varis tedavisi

    İnönü Üniversitesi Turgut Özal Tıp Merkezi Kalp Damar Cerrahisi bünyesinde açılan varis polikliniğinde güncel yöntemler kullanarak neştersiz, dikişsiz ve yarasız ameliyat yöntemi olan Radyofrekans Ablasyon tekniği ile varis tedavisi yapılıyor.

    Turgut Özal Tıp Merkezi Kalp Damar Cerrahisi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nevzat Erdil kalp damar cerrahisi bünyesinde açılan varis polikliniği ile ilgili bilgiler verdi. Varis polikliniğinde güncel yöntemler kullanarak neştersiz, dikişsiz ve yarasız ameliyat yöntemi olan Radyofrekans Ablasyon tekniği ile varisi tedavi ettiklerini belirten Erdil, “Bacaklarda derinin altındaki toplardamar genişlemesi olarak tanımlanan varis, toplardamara iğne yardımıyla girilerek, damarın kapanmasına neden olan kataterin ucundan radyofrekans dalgalarından sağlanan ısıyla damarın içeriden kapatılması şeklinde tanımlanan radyoferakans Ablasyon yöntemiyle hastalar varislerden ameliyatsız kurtulmaktadır” diye konuştu.

    Bu işlemin lokal, bölgesel veya spinal anestezi ile yapılabildiğini kaydeden Erdil, “Turgut Özal Tıp Merkezinde de başarı ile uygulanan bu yöntemle varisten şikayetçi olanlar, işlemden birkaç saat sonra ayağa kalkarak evlerine gidebilmekte ve birkaç gün sonra işlerine dönebilmektedirler” dedi.

    Ayrıca variste birkaç tedavi yönteminin daha bulunduğunu kaydeden Erdil, “Bunlar, ilaçla, bandajla veya varis çorabı gibi yöntemlerle varisli bacağa baskı ve basınç uygulaması, lazer tedavisi, termokoagulasyon, cerrahi tedavi ve kombine tedavi yöntemleridir” ifadelerine yer verdi.

    “Varisli damar kateter ile yakılıyor”

    Bacak varislerinin muayene pratiğinde en sık karşılaşılan damar hastalıklarından biri olduğunu belirten Prof. Dr. Erdil, varisin birçok tedavi şeklinin olduğunu fakat son yıllarda Endovasküler Lazer veya Radyofrekans Ablasyon tedavisi gibi cerrahi işlemsiz ameliyat yöntemlerinin tedavide önemli bir yerinin olduğunu söyledi.

    “Varis doğuştan veya sonradan oluşan nedenlere bağlıdır”

    Varisin kadınlarda, erkeklere oranla 2-4 kat daha fazla görüldüğünü ifade eden Erdil, “Varisin ailesel geçiş oranı yüzde 50’den fazladır. 20-70 yaş arası kadınların yüzde 55’i varislerden şikayetçidir” diyerek şunları söyledi:

    “Varisler doğuştan veya sonradan oluşan nedenlere bağlı olmaktadır. Uzun süre ayakta durma veya obezite tüm bacak varislerinin daha semptomatik hale gelmesine neden olurlar. Uzun süre ayakta durmak, hamilelik, şişmanlık, oturarak çalışma, hareketsizlik, yaşlılık, ilaç kullanımı varis oluşumunu kolaylaştıran faktörlerdir.’’

    “Tedavi için uygun zamanlama önemli”

    Prof. Dr. Nevzat Erdil, varis tedavisi için uygun tedavi zamanının önemli olduğuna dikkat çekti.

    Zamanlama ile ilgili olarak hastaların en sık yaptıkları hatanın, karar verdikten sonra tedavide yaptıkları erteleme olduğunu söyleyen Dr. Erdil, “Varis görüntü, ağrı, kramp ve psikolojik açılardan insanı etkileyen bir rahatsızlıktır. Kişinin yaşamını olumsuz biçimde etkilemeye başladığı zaman tedavi olanaklarını araştırmak gerekir. Varis tedavisi her mevsimde yapılabilir. Havaların ısınmış olması yapılacak tedaviyi etkilemez. Bununla beraber yaz aylarına kadar sonuç beklendiği için, Ocak-Nisan arası kılcal tipteki varisler için en uygun zaman aralığıdır. Işınlı tedaviler için en uygun zaman cildinizin en açık renkte olduğu kış aylarıdır” ifadelerini kullandı.

  • Karşıyaka’da Turgut Uçar ile yollar ayrıldı

    Karşıyaka’da bir süre önce göreve gelen Teknik Direktör Turgut Uçar, görevden ayrıldı.

    Spor Toto 2. Lig ekiplerinden Karşıyaka’da ocak ayında göreve gelen Teknik Direktör Turgut Uçar, istifa kararının ardından yeşil-kırmızılı kulüple yollarını ayırdı. Karşıyaka yönetiminden yapılan yazılı açıklamada, “Profesyonel futbol takımımızın Teknik Direktörü Turgut Uçar ile yollarımızı, varılan karşılıklı mutabakat çerçevesinde ayırmış bulunmaktayız. Turgut hocaya bugüne kadar vermiş olduğu hizmetler için teşekkür ediyor, kendisine bundan sonraki kariyerinde başarılar diliyoruz” denildi.

  • Turgut: “2017’ye girerken çelik sektöründe pozitif hava hakim”

    Bu yıl 11’incisi düzenlenen Steel Orbis Çelik Konferansı-’Çelik Piyasalarında Yeni Ufuklar’, 17 Kasım Perşembe günü Sheraton Grand İstanbul Ataşehir’de gerçekleştirildi. Türkiye’nin önde gelen çelik üreticisi Erdemir Grubu’nun desteğiyle ve MMK Metalürji, Çolakoğlu Metalürji, SSAB, Önder Mühendislik, Artımet ve OrbisList sponsorluğunda gerçekleşen toplantıda, çelik sektöründen 450’nin üzerinde katılımcı yer aldı.

    Erdemir Grubu Pazarlama ve Satış Koordinatörü Başak Turgut, 2015’in sonuna oranla çok daha pozitif bir havanın hakim olduğuna dikkat çekti.

    Konferansın birinci oturumunda Türkiye Çelik Üreticileri Derneği (TÇÜD) Genel Sekreteri Dr. Veysel Yayan, 2016 yılında Türkiye’nin ham çelik üretiminin 2015 yılında kaydedilen 31,5 milyon mt’a kıyasla 32,8 milyon mt’a ulaşmasının beklendiğini söylerken, 2012 yılında ulaşılan seviyeye ulaşılmasının şu an için söz konusu olmadığını vurguladı. Yayan, net çelik ithalatçıları ligine 14’üncü sıradan giren Türkiye’de ithalatın ihracatı karşılama oranının yüzde 90’a düştüğünü ifade etti. Tüm dünyada artan korumacılık önlemlerine değinen Yayan, Türkiye’nin açtığı ticari davaların çok az sayıda olduğunu bu konuda bekle-gör politikası izlendiğini söyledi.

    “Çok daha pozitif bir havanın hakim”

    Yayan’ın ardından söz alan Erdemir Grubu Pazarlama ve Satış Koordinatörü Başak Turgut, 2016 yılının ikinci yarısından itibaren birçok bölgede ekonominin iyileştiğine dair sinyaller görüldüğünü aktararak, dünya genelinde satın alma yöneticileri endeksinin ekonomik faaliyetlerde canlanmaya işaret etmesi, ABD’de satın alma yöneticileri endeksi artarken, işsizliğin düşmesi, Çin’de ise 55 aydır düşüş gösteren üretici fiyatları endeksinin yükselmeye başlaması, LME endeksinde 2015 yılında dibe vuran bütün metallerin 2016 yılında artmaya başlaması gibi göstergelere bakıldığında 2017’ye girerken dünya ekonomisinde 2015’in sonuna oranla çok daha pozitif bir havanın hakim olduğuna dikkat çekti. Turgut, 2000’li yılların küreselleşmeyle başladığını ancak geçen 15 yılın ardından artık çelik sektörü başta olmak üzere tüm sektörlerde ve tüm dünyada yeni trendin korumacılık olduğunu, korumacılık nedeniyle de büyümede çok hızlı bir artış görülmediğini söyledi.

    “2016 otomotiv sanayinin yeni en iyi yılı olacak”

    Çelik kullanan sektörlerdeki gelişme ve beklentilerin konuşulduğu ikinci oturumda Çelik Boru İmalatçıları Derneği (ÇEBİD) Genel Sekreteri Mehmet Zeren, bu yılın ilk dokuz ayında Türkiye’nin boru üretiminin yıllık yüzde 6,6 düştüğünü belirterek, bu durumun özellikle ABD’ye yapılan ihracatın azalmasından kaynaklandığını söyledi. Zeren, ABD’ye yapılan ihracatın azalmasının nedenlerini ise ABD’nin Türkiye’ye uyguladığı telafi edici vergi önlemleri ve petrol fiyatlarının düşmesi nedeniyle kaya gazı üretiminin durma noktasına gelmesi ve bu sebepten boru talebinin azalması olarak sıraladı. ABD, Erdemir’in kamu kuruluşu olduğunu bu yüzden de Erdemir ürünleri kullanılarak yapılan boru üretiminde teşvik olduğunu iddia ediyor.

    Aynı oturumda söz alan Otomotiv Sanayii Derneği (OSD) genel sekreteri Osman Sever, 2016 yılına ilişkin Türkiye’nin üretim ve ihracat tahminlerine bakıldığında 2016’nın otomotiv sanayinin yeni en iyi yılı olacağını söyledi. Sever, 2017 yılında ihracat performansının bu seneye göre daha ileri gideceğini, ancak Brexit’ten dolayı ihracat hacminde bir kayıp olup olmayacağının öngörülemediğini bu yüzden de ihracatta iki haneli bir artış yerine yüzde 5 ve üzeri bir tahmin belirlendiğini söyledi.

    Türkiye Müteahhitler Birliği Genel Sekreter Yardımcısı Bülent Atamer, Türkiye inşaat sektörünün 2030 yılına kadar uluslararası inşaat piyasasındaki payını yüzde 4,6’dan yüzde 7’ye çıkarmayı ve yurt dışında 40-50 milyar dolar değerinde yeni proje almayı hedeflediğini belirti. Kamu ve özel sektör yatırımlarının 2014 ve 2015 yıllarında düşüp 2016 yılında ise normal seviyelere döndüğünü belirten Atamer, bu yılın ilk yarısında inşaat sektörünün ekonomiyi ileriye iten bir sektör görüntüsü çizdiğini ifade etti. Atamer, önümüzdeki dönemde sektör için en önemli göstergenin projelerin devam etmesi ve sektörün sürdürülebilirliği açısından ekonomideki istikrar olduğunu vurguladı.

    “Fitch’in açıklayacağı not Türkiye için çok önemli”

    Türkiye ekonomisindeki beklentileri katılımcılarla paylaşan Bilgi Üniversitesi Öğretim Görevlisi ekonomist Murat Sağman, Türkiye için kredi derecelendirmenin çok büyük önem taşıdığını, Standard and Poor’s ve Moody’s’in Türkiye’nin kredi notunu indirdiğini tek yatırım yapılabilir not olarak Fitch’in kredi notunun kaldığını ifade etti. Fitch’in de ilk toplantıda bir değerlendirme yapacağını ve onun da not indirmesinin beklendiğini belirten Sağman, piyasalarda yatırım yapmak isteyen yabancı fonların en az iki kuruluşun belirlediği kredi notunun yatırım yapılabilir seviyede olmasını istediğini aktarırken, Fitch’in Türkiye için en önemli kredi derecelendirme kuruluşu konumunda olduğunu söyledi. Sağman’a göre, Fitch notu indirirse bankaların maliyeti ve borçlanma artacak, bu da şirketlerin maliyetlerine yansıyacak. Ayrıca, Sağman’ın 2017 yılı beklentileri arasında doların 3,45-3,50 seviyesine çıkması, enflasyonun yüzde 8-9 seviyesinde görülmesi, yüzde 2-2,5 büyüme kaydedilmesi ve Brent petrol fiyatının 55-60 dolar seviyelerinde yer alması bulunuyor.

    “Çin kapasite azaltıyor; Hindistan’ın üretimi artacak”

    Konferansın üçüncü oturumunda, Çin Demir Çelik Birliği (CISA) uluslararası iş birliği direktörü Su Changyong, Çin’in bu yıl için koyduğu 45 milyon mt’lik kapasite azaltma hedefinin yüzde 80’ininden fazlasının eylül ayının sonunda gerçekleştirildiğini ve bazı bölgelerin şimdiden tüm yıl için koyulan hedefe ulaştıklarını açıkladı. CISA yetkilisine göre, 2016-2020 döneminde, Çin çelik kapasitesini 100-150 milyon mt azaltmayı ve kapasite kullanım oranını yüzde 70’ten yüzde 80’e çıkarmayı hedeflerken, enerji tüketimini yüzde 10 ve çevreye zarar veren salımlarını yüzde 15 azaltmayı amaçlıyor.

    Aynı oturumda konuşan JN Associates Genel Müdürü Jitendra Bahadur Singh, talebin artmasıyla birlikte büyük kamu ve özel çelik üreticilerinin çelik üretim kapasitesini güçlendirmesi sayesinde 2015 yılında dünyanın en büyük üçüncü ham çelik üreticisi olan Hindistan’ın, 2016 yılı sonu itibarıyla dünyanın en büyük ikinci ham çelik üreticisi olmasını beklediğini söyledi. Singh, ayrıca, Hindistan’ın yıllık ham çelik üretiminin 2030 yılında 300 milyon mt’a ulaşmasının planlandığını ifade etti.

    “Çelik sektörü 2017 yılı için karamsar değil”

    Konferansın son oturumundaki panelde söz alan Erdemir Grubu Pazarlama Ve Satış Direktörü Hayati Kösoğlu, demir cevherinin diğer emtialarla paralel gittiğini ancak kömür fiyatlarındaki artışın olağanüstü olduğunun altını çizdi. 2017 yılının da 2016’ya benzer olacağını belirten Kösoğlu, Türkiye’nin her şeye rağmen 2015 yılında yüzde 12 büyüdüğünü 2016’yı da yüzde 5 büyümeyle kapatmasının beklendiğini söyledi. Kösoğlu, çelik sektörünün volatilitesi yüksek bir sektör olduğunu ve volatiliteyi en iyi şekilde yönetenin kazanacağını ifade etti.

    ABD’nin Türkiye’den ithal inşaat demirine açtığı soruşturmayı yorumlayan Corbus CEO’su Salim Metin, şu anda bu yönde bir kanıt bulunmadığını ve davanın fiyatlar biraz yükseldikten sonra geri çekileceğini düşündüğünü belirtti. Metin, Trump’ın önümüzdeki 10 yıl içinde 1 trilyon dolar altyapı harcaması yapacağı ve bu altyapı çalışmalarında Amerikan çeliği kullanacağı açıklamalarının da hesaba katılması gerektiğini hatırlatarak bunun nasıl bir korumacılığa yol açacağının belirsizliğini koruduğunu söyledi. Metin, 2015 gibi zorlu bir seneyi atlatan çelik sektörünün 2017’de daha kötü bir senaryoyla karşılaşacağını düşünmediğini sözlerine ekledi.

    Panelistlerden Yassı Çelik İthalat, İhracat ve Sanayicileri Derneği (YİSAD) Yönetim Kurulu Başkanı Gökhan Demiruz, 2017 yılına ilişkin beklentilerini paylaşarak, çelik sektörünün fiyat hareketliliğini yönetme konusunda gayet başarılı olduğunu ifade etti. Demiruz, çelik tüketiminde bir düşüş beklemezken Türkiye’nin genel dinamiklerinden umutlu olduğunu ancak belki kur hareketliliğinin yatırımda belirsizliğe yol açabileceğini söyledi. Demiruz, çelik ihracatını artırmak için sektörün bir araya gelerek bazı adımlar atması gerektiğini belirtti.

    Konferansın konuk konuşmacısı Geveze, yoğun geçen oturumların ardından, günlük hayattaki basit mutlulukların farkına varmak gerektiğini hatırlatarak konferansa keyifli bir kapanış yaptı.

  • Turgut, patlama bölgesinde incelemelerde bulundu

    Hür Dava Partisi (Hüda-Par) Genel Başkan Yardımcısı Vedat Turgut, Diyarbakır’da Emniyet Müdürlüğü ek binasına bomba yüklü araçla yapılan saldırının birkaç vekilin yakalanmasından dolayı yapıldığını belirterek, “Maalesef şu birkaç sandalye için onlarca Kürt’ün canına kıyıldı, yüzlerce Kürt kardeşimiz yaralandı” dedi.

    Hüda-Par Genel Başkan Yardımcısı Vedat Turgut, beraberindeki partililer ile birlikte, Bağlar ilçesinde bomba yüklü araçla terör saldırısı düzenlenen Emniyet Müdürlüğü ek binası çevresinde incelemelerde bulundu. Turgut, vatandaşlar ve esnafla görüşüp, sorunlarını dinledikten sonra, 2’si polis, 11 kişinin şehit olduğu, 100’ün üzerinde kişinin yaralandığı ve çok sayıda ev ve aracın zarar gördüğü patlamaya ilişkin açıklamalarda bulundu.

    Saldırının birkaç vekilin yakalanmasından kaynaklı olduğunu söyleyen Turgut, “Burada bir kez daha deklare ediyoruz, masum bir Kürt vatandaşın kanı, canı 550 sandalyeden daha mühimdir. Maalesef şu birkaç sandalye için onlarca Kürt’ün canına kıyıldı, yüzlerce Kürt kardeşimiz yaralandı. Şu an gördüğünüz üzere binlerce vatandaş mağdur edilmiştir. Kışın başlangıcında merdiven diplerinde ya da bina enkaz önlerinde gecesini geçiren vatandaşlarımız var. Bir daha böylesi ciğer yakan olayların gerçekleşmemesi, bombalamaların yapılmaması için tüm muhatapları aklıselim olmaya davet ediyoruz. Halkımızın da artık bu tür insanların gerçek yüzünü görmesinin zaman gelmiştir. Zira bunları gayesi bu halkın huzuru değildir. Bu halkın var olan insani hakları değildir. Kendi örgütsel çıkarları için hareket ediyorlar” dedi.