Etiket: Turfanda

  • Adana’da turfanda karpuz hasadı başladı

    Türkiye üretiminin yaklaşık yüzde 20’sinin karşılandığı Adana’da, turfanda karpuz hasadına başlandı.

    Dünya karpuz üretiminde Çin’den sonra ikinci sırada olan Türkiye’nin karpuz ihtiyacının yüzde 20’sini karşılayan Adana’da ilk hasat heyecanı başladı. Karataş ilçesindeki Bahçe Mahallesi’nde kumsal topraklarda yetişen ve kilosu 1.7 liradan satılan karpuzlar, Türkiye’nin dört bir yanına gönderilmeye başlandı.

    Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl Müdürü Muhammet Ali Tekin, bu yıl Adana’da 120 bin dekar alanda karpuz üretimi yapıldığını söyledi. Tekin, Adana’da dekar başına ortalama 5 ton karpuz hasat edileceğini belirterek, Türkiye’nin toplam karpuz üretiminin yıllık 4 milyon ton civarında olduğunu, bunun yaklaşık 800 bin tonluk bölümünün Adana’da hasat edildiğini belirtti.

    Tekin, Adana’da üretilen karpuzun doğal olduğunu vurgulayarak, “Piyasada ithal edilen İran karpuzları var. Fakat onlar görüntüsünden de belli olduğu üzere eskimiş bir görüntüsü var. Fakat Adana karpuzunun sapı taze ve daha lezzetli” dedi.

    Geçen seneye oranla karpuz üretiminde verimin yüksek olduğunun altını çizen Tekin, “Bu sene hava şartlarından dolayı karpuz üretiminde verim yüksek. Adana’da sıcaklık 35 derece civarında, karpuzlar güneşini almış, tüketicilerimiz gönül rahatlığıyla tüketebilir” ifadelerini kullandı.

    Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Mehmet Akın Doğan da Adana’da erken karpuz hasadında üreticilerin daha fazla kazanç elde etmek için ham karpuz kırımlarının yaşandığını ifade ederek, karpuzların olgunlaşmadan tüketiciye ulaşmaması için ‘Ham Karpuz Timleri’nin bu sene de görevlerinin başında olduğunu bildirdi.

    Karpuzun kilogramının şu anda tarlada 1.7 liradan alıcı bulduğunu söyleyen Doğan, “Ben karpuz ithalatına karşıyım. Tüm vatandaşlarımız Adana karpuzunu gönül rahatlığıyla yiyebilir. Adana karpuzu Türkiye’de birinci ve biz de karpuzun coğrafi simge olması için Türk Patent ve Markalar Kurumu’na başvuruda bulunduk. Eğer karpuzun tescilini alırsak, bunu festivallerle kutlamak istiyoruz” diye konuştu.

    Adana’da havanın sıcak olması ile verimin iyi olduğunu söyleyen üretici İbrahim İyi ise, “Geçen seneye oranla dönüm olarak yaklaşık 500 kilogram fazla ürün aldık. Bu sene ekim çoğaldığı ve İran karpuzunun ithalinin artmasıyla birlikte kazanç biraz az oldu” ifadelerini kullandı.

  • Mut’ta turfanda kayısı ihracatı başladı

    Mersin’in Mut ilçesinde turfanda kayısı ihracatına başlandı. Bu yıl gerçekleştirilmesi hedeflenen 35 bin ton kayısı ihracatından 40 milyon dolar gelir beklendiği bildirildi.

    Türkiye’de turfanda sofralık kayısının ilk hasadı Mersin’in Mut ilçesinde yapılmaya başlandı. Hasadı yapılan kayısı, hem iç piyasaya sunulmaya hem de ihraç edilmeye başlandı. Açık alanda yetiştirilen sofralık kayısının kilosu ise 3 ile 3,50 lira arasında değişiyor. Mikro klima özelliğine sahip olan Mut coğrafyasında yetişen kayısının aroması, yüksek albenisi sebebiyle her yıl yoğun talep görüyor.

    Mersin Büyükşehir Mut Yaş Meyve ve Sebze Komisyoncuları Derneği Başkanı Mehmet Ali Acar, “Kayısı ihracatına başlamış bulunmaktadır. Öncelikle şu anda Orta Doğu pazarına ve ağırlıkta Irak pazarına ihracat yapılmaktadır. Avrupa ve Rusya pazarına da ihracat devam etmektedir. Şu anda Ninfa ve Madador cinsi kayısı ihracatı 2 TL ile 3 TL arasında devam ediyor. Trintina kayısı cinsi ise 3 TL ile 3,50 TL. arası alıcı buluyor. Orta Doğu bölgesi yüksek bir pazar olmadığı için 1,50 ila 1,80 TL arası ihracata kayısı alımı yapılıyor. Mut Kayısısında görüntü, kalite ve rengi son derece iyi durumda. Bütün ihracatçı firmalar beğeni ile bizler ve komisyoncu arkadaşlarımızla yapacakları ihracatın bağlantısını yapmakta. Bu sene kapsamlı bir ihracatın olmasını bekliyoruz” dedi.

    İlçede bu yıl 56 bin dekar alanda kayısı üretiminin yapıldığı, rekolte beklentisinin ise 95 bin ton civarında olduğu bildirildi.

    İç piyasada satılan sofralık kayısı ihtiyacının yüzde 85’i de bölge üreticileri tarafından karşılanıyor. Kayısı hasadının yeni başlamasına rağmen, halden günlük 400 ton iç piyasaya, 150 ton civarında da dış piyasaya kayısı gönderiliyor.

    Bu yıl kayısı fiyatlarının iyi gittiğini belirterek, verimden çok memnun olduklarını dile getiren üreticiler, “Bu yıl kaliteli erik ve kayısı üretiminden dolayı para kazanıyoruz. Erkenci kayısı ve erik üretimi yaparak hasattan daha iyi verim elde ediyoruz” dedi.

  • Türkiye’nin meyve deposu Mersin’de turfanda meyve hasadı başladı

    Turfanda meyvecilikte Türkiye’nin başkenti ve meyve deposu Mersin’de, turfanda şeftali, nektari, kayısı, kiraz, Japon eriği ve serada üzüm hasadı başladı. Örtü altı meyvecilikte Türkiye’nin yüzde 69 meyve ihtiyacını karşılayan ve iyi tarım uygulamalarıyla insanlara sağlıklı meyve yediren Mersin, bu özelliklerini tüm dünyaya duyurmayı hedefliyor.

    Türkiye’nin meyve ihtiyacının yüzde 15’ini Mersin karşılıyor

    Türkiye’nin önde gelen tarım kenti olan Mersin, açık alanda ve örtü altında (sera) yetiştirilen turfanda meyvecilikte de ilk sıraya yerleşti. 382 bin hektar tarım alanına sahip kentte, bu alanın 129 bin hektarında meyve üretimi yapılıyor. Bu rakam, bölge tarım alanlarının yüzde 34’ünü oluştururken, 18,9 milyon ton olan Türkiye’nin toplam meyve üretiminin 2,3 milyon tonunu üreten Mersin’in, ülkenin meyve ihtiyacını karşılama oranı ise yüzde 12 ile 15 arasında bulunuyor. Ülkenin 422 bin tonluk örtü altı meyve üretiminin 291 bin tonu da Mersin’de yetiştiriliyor.

    Turfanda nektarin ve kirazda ilk hasat yapıldı

    Anamur muzu, Silifke çileği, Tarsus beyazı üzümü, Tarsus sarıulak zeytini, Mut kayısısı, Erdemli limonu gibi marka ürünleriyle ön plana çıkan, ayrıca narenciye, nar, şeftali ve tropikal meyveler başta olmak üzere 65 çeşit meyve üretilen Mersin’de, turfanda nektarin ve kirazda ilk hasat yapıldı. Bu kapsamda, birçok meyvenin turfanda olarak üretilebildiği ve ülkenin ilk hasadının yapıldığı Mersin’in, marka olmuş meyveleriyle Türkiye’nin meyve deposu olduğunu tüm dünyaya duyurmak için ‘Mersin Meyve Hasat Günleri’ etkinliği düzenlendi.

    Mersin Büyükşehir Belediyesi ve Ziraat Mühendisleri Odası Mersin Şubesi’nin işbirliğinde düzenlenen etkinlik çerçevesinde, Mersin’in Tarsus ilçesine bağlı kırsal mahallelerde iki bahçeye basın gezisi düzenlendi. Tarsus merkeze 20 kilometre uzaklıktaki Cırbıklar Mahallesi’nde 600 dekarlık Ekincioğlu nektarin, şeftali ve erik bahçesinde başlayan hasat gezisi, yine merkeze 20 kilometre uzaklıktaki Çakıllı Mahallesi’ndeki Karaoğlu kiraz ve kayısı bahçeleri ile üzüm bağlarında sona erdi. Basın mensupları, turfanda meyvelerin toplanmasına, ayıklanmasına ve kasalara yerleştirilmesine tanıklık ederken, dalından meyve toplayarak taze taze yemenin de zevkine vardı.

    Kocamaz: “Bölgemizde ürün kalitesi her geçen gün artıyor”

    Çarıklı Mahallesi’ndeki bahçede gerçekleştirilen ‘Mersin Meyve Hasat Günleri’ etkinliğine Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Burhanettin Kocamaz, MHP Mersin Milletvekili Baki Şimşek, Ziraat Mühendisleri Odası Genel Başkanı Özden Güngör, Tarsus Belediye Başkanı Şevket Can, Ziraat Mühendisleri Odası Mersin Şube Başkanı Mustafa Kemal Karaoğlu ve üreticiler katıldı. Halk oyunları gösterisiyle başlayan etkinlikte konuşan Başkan Kocamaz, tarihi 10 bin yıl öncesine dayanan bir kentin topraklarının da bereketli olduğunu belirterek, Mersin’in dağıyla ovasıyla taş ekilse taşın biteceği bir bölge olduğunu vurguladı. “Her türlü gıdanın yetiştiği bu bölgede bizim insanımız tarımla ilgili her konuda maharetli, çalışkan” diyen Kocamaz, üretim konusunda hiçbir problem olmadığını söyledi. Son yıllarda yeni modern sistemlerin de hayata geçmesiyle bölgedeki ürün kalitesinin her geçen gün biraz daha arttığına dikkat çeken Kocamaz, “İnsanlarımız artık daha sağlıklı ürünlere kavuşma imkanı buluyorlar. Dileğimiz, içinde bulunduğumuz bu bahçe gibi modern bahçeler hale getirilmesi, üretilen ürünlerin kalitesinin artırılması” dedi.

    “Üreticinin, ürettiğinin karşılığını alma konusunda çok büyük sıkıntıları var”

    Üreticilerin sorunlarına da değinen Kocamaz, geçmişte yaşadığı anılardan örnekler vererek, tarımın bugün içinde bulunduğu durumu anlattı. Çocukluğunda 20 dönüm portakal bahçesi olan bir üreticinin, köyün en zengini olduğunu vurgulayan Kocamaz, “Ama maalesef şu anda 200 dönüm narenciye bahçesi olan insanlar, gelip çocuklarına bizden asgari ücretle iş istiyorlar. Nereden nereye gelmişiz. Ben de bu yörenin çocuğu olarak bahçelerde çok çalıştım, çok çapa yaptım. Babam seyyar satıcıydı. O dönemlerde biz tablanın üzerinde portakalı satarken ‘3 kilo 1 lira’ diye avaz avaz bağırırdık. Ben o zaman 8-10 yaşlarındaydım, şu anda gelmişim 62 yaşına ve portakalı üretici halen ‘3 kilo 1 lira’ya satamıyor. Bu, gerçekten acı bir durum. Üretici, üretme konusunda hiçbir sıkıntı olmadan her türlü fedakarlığı gösteriyor ama üretilen ürünün karşılığını bulması, döktüğü alın terinin karşılığını alma konusunda çok büyük sıkıntıları var” diye konuştu.

    “Bu konuda ihracat şart”

    Gülnar’ın dağlarında, yüksek kesimlerde yetiştirilen çok kaliteli elmaları da üreticinin 2014 yılında 20 kuruşa sattığını anlatan Kocamaz, 25 kilogramlık bir kasa elma satıp arabasına 1 litre benzin alabilen üreticinin içinde bulunduğu bu durumun çok üzücü olduğunu vurguladı. Sorunun çözümü için kooperatifleşmeyi öneren Kocamaz, “Bu işi artık birliğe, kooperatifleşmeye dönüştürmek mecburiyetindeyiz. Herkes güçlerini birleştirebilirse, kendi meselesine sahip çıkabilirse ve paylaşmasını öğrenebilirse ürünlerin çok daha değerli olabileceğini ve emeklerin karşılığını bulabileceğini düşünüyoruz. Bu konuda ihracat şart. Biz ürünlerimizi ihraç etmekte maalesef zorlanıyoruz. Bölgemiz ateş çemberi. En yakınımızdaki ülkelere ürünlerimizi satamazsak, dünyanın öbür ucundaki yerlere ürünlerimizi satma şansımız da olmuyor” ifadelerini kullandı.

    Ürünlerin uzak mesafedeki ülkelere kaliteleri bozulmadan ulaştırılabilmesi için devlet projesi olarak ele alınması gerektiğine de işaret eden Kocamaz, bu noktada Avrupa’nın belirli bölgelerine ürünlerin depolanabileceği tesisler kurulmasının zorunlu olduğunu sözlerine ekledi.

    “Mersin, turfanda meyvecilikte Türkiye’nin başkentidir”

    Ziraat Mühendisleri Odası Şube Başkanı Karaoğlu ise Türkiye ve Mersin’in meyve üretim rakamlarını verdiği konuşmasında, Mersin’in tropikal, subtropikal, sert çekirdekli ve yumuşak çekirdekli meyveler olmak üzere üzüm, zeytin, çilek, keçiboynuzu ve yenidünya gibi 65 çeşit ürünün yetiştirildiği Türkiye’nin mikro klima iklimine sahip istisna bir kenti olduğunun altını çizdi. Havaların ısınmasıyla birlikte bölgede turfanda meyve olarak kayısı, şeftali, nektarin, Japon eriği, kiraz ve serada üzüm hasadına başladıklarını bildiren Karaoğlu, Mersin’in marka olmuş meyveleriyle ön plana çıktığını vurguladı. Karaoğlu, “Mersin, örtü altı meyvecilikte Türkiye’nin yüzde 69 meyve ihtiyacını karşılamaktadır ve turfanda meyvecilikte Türkiye’nin başkentidir. Mersin, limon, muz, çilek, keçiboynuzunda Türkiye’de liderdir. Kayısı üretiminde 107 tonla 2’inci durumdadır. Türkiye’nin yüzde 35’lik üzüm ihtiyacını karşılamaktadır. Şeftali, nektarin, nar, portakal ve mandarin üretiminde söz sahibi olan Mersin, açıkta ve serada turfanda meyve üretiminde Türkiye’nin tek istisna bölgesidir” şeklinde konuştu.

    Karaoğlu, normalde bin rakımın üzerindeki bölgelerde yetişen kirazı da sahilde 200 rakımda yetiştirmeyi başardıklarını belirterek, birinci kiraz çeşidini 18 Nisan’da, ikinci kiraz çeşidini de 5 Mayıs’ta hasat ettiklerini ifade etti.

    Konuşmaların ardından, Başkan Kocamaz ve protokol üyeleri hasat halayı çekerek, ilk hasadı kutladılar. Etkinlik, bahçe gezisiyle sona erdi.

  • Turfanda karpuz üreticisine soğuk darbesi

    Geçtiğimiz günlerde tüm yurtta etkili olan soğuk hava dalgası, turfanda karpuz yetiştiriciliğinin Türkiye’deki en önemli merkezi olan Çukurova’da, örtü altındaki karpuz fidelerini kuruttu. Yeniden masraf edip, ekim yapmak zorunda kalan üretici, bu kez fide tedarik etmekte sorun yaşıyor.

    Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Mehmet Akın Doğan, Türkiye’de yıllık üretilen karpuzun yaklaşık dörtte biri, turfanda üretimin ise neredeyse tamamının gerçekleştirildiği Adana’da, karpuz ekili alanların soğuk hava şartlarından dolayı büyük zarar gördüğünü söyledi.

    Son darbe 18 şubat’ta

    Sahil kenarında Ocak ayı ortalarında, ovada ise Şubat ayı başında ekimi yapılan turfanda karpuz fidelerinin, Çukurova’da günlerce süren ve yer yer eksi 9 dereceye kadar düşen hava sıcaklığından dolayı büyük zarar gördüğünü belirten Doğan, “Don olayı turfanda karpuz ekiminin başladığı günden bu yana ara ara devam etti. En son 18 Şubat Cumartesi günü eksi 3 dereceye düşen hava sıcaklığı, üreticiye son darbeyi vurdu. Turfanda karpuz fidelerinin ekildiği sahil kenarındaki yüksek tüneller ile ovadaki ısıtmalı olmayan alçak tünellerde büyük hasar oluştu” dedi.

    7 bin dekarda yüzde 60 hasar

    Aşırı soğukların 7 bin dekar arazide yüzde 60’ın üzerinde, 15 bin dekar arazide ise yüzde 15 civarında hasara yol açtığını ifade eden Doğan, şunları söyledi:

    “Henüz çok küçük olan fideler aşırı soğuktan kurudu. Şimdi bu alanlara yeniden fide ekilmesi lazım. Bu da hem zaman alacak hem de üretici için maliyet artışına yol açacak. Çünkü fidenin tanesi 1.5 TL. Dekara 300’ün üzerinde fide ekimi yapıldığı düşünüldüğünde bu dekar başına 450-500 TL ek maliyet demek.”

    Üretici fide bulamıyor

    Üreticinin zararı karşılayıp her şeye rağmen yeniden ekim yapmak istediğini ancak, bu sefer de fide bulmakta zorluk çektiğini ifade eden Doğan, “Fidelerin kurumasından dolayı karpuz fidesine olan talep arttı. Henüz ekim yapmayan karpuz üreticileri de göz önüne alındığında, mevcut fideler tükendi. Bu da üretici için ayrı bir sorun” diye konuştu.

    Rekolteyi de olumsuz etkileyecek

    Karpuz hasadının, sahildeki yüksek tünellerde Mayıs’ın ilk haftası, ovadaki alçak tünellerde ise Haziran’ın ilk haftası başladığına dikkat çeken Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Mehmet Akın Doğan, “Fidelerin kuruması hasadı bir miktar geciktirebileceği gibi, rekolteyi de olumsuz etkileyecek. Adana’da geçtiğimiz yıl 6 milyon ton olan olarak gerçekleşen karpuz üretimi de 5 milyon ton civarına gerileyecek” dedi.

  • Turfanda Ürüne Soğuk Darbesi

    Tüm yurdu etkisi altına alan soğuk hava dalgası, Çukurova’da ekili alanlarda büyük zarara neden oldu.

    Türkiye’de turfanda karpuz yetiştiriciliğinin en önemli merkezi olan Adana’da örtü altındaki karpuz fideleri dondan kurudu. Narenciye bahçelerindeki ağaçlar ile ovada yetiştirilen turfanda fasulye ve salatalık da dondan büyük zarar gördü.

    Adana’nın Yüreğir İlçesi Ziraat Odası Başkanı Mehmet Akın Doğan, aşırı soğukların don etkisiyle Türkiye’nin en büyük ovalarından olan Yüreğir ile ovaya komşu olan Karataş, Tuzla ve Yumurtalık ilçelerindeki üreticiyi vurduğunu söyledi. Türkiye’de yıllık üretilen 6 milyon ton civarındaki karpuzun yaklaşık dörtte birinin, turfanda üretimin ise neredeyse tamamının Adana’da gerçekleştirildiğine dikkat çeken Doğan, zararın büyük olduğunu kaydetti. Çukurova’da yer yer -7 dereceye kadar düşen soğuk havanın ısıtmalı olmayan “alçak tünel” diye tabir edilen 2-4 metrelik seralarda turfanda olarak ekilen ürünü yaktığını kaydeden Doğan, “Henüz çok küçük olan fideler soğuktan yandı. Şimdi, bu alanlara yeniden fide üretilip ekilebilmesi için 60 günlük zaman gerek. Bu da hem turfanda üretimini geciktirecek hem de yeniden maliyete yol açacak” dedi.

    Doğan, 6 metre ya da daha yüksek boydaki ısıtmalı seraların ise dondan zarar görmediğini vurguladı.

    NARENCİYEYE BİR DARBE DE SINIRDAN

    Don olayının karpuz seralarının yanı sıra narenciye bahçelerine de büyük zarar verdiğini anlatan Doğan, “Narenciyede hasat önemli ölçüde tamamlanmak üzere. Ancak Rusya krizinden sonra özellikle Irak pazarında yaşanan olumsuzluklar, hasadı belli oranda da olsa öteledi. Irak’taki karışıklıkların yanı sıra Cizre ve Silopi olaylarının da etkisiyle bu ülkeye gidip gelen TIR’larda sıkıntılar yaşandı. Sınır kapısı kapatıldığı için bazı TIR’lar uzun süre Irak’a giremedi, bazıları Irak’tan çıkamadı. Bu yüzden hasatta da geç kalındı. Toplanamayan ürünleri de don vurdu” ifadelerini kullandı.

    Oda Başkanı Doğan, aşırı soğukların en büyük zararı ise turfanda olarak yetiştirilen fasulye ve salatalığa verdiğini bildirdi. Doğan, karpuz ekili alanlardaki zararın yüzde 20-25 seviyelerinde gerçekleştiğini, fasulye ve salatalıkta ise hemen hemen yüzde 100 civarında zarar görüldüğünü ifade etti.

    LİMON GELECEK YIL AZ OLACAK

    Narenciyede asıl önemli hasarın ise limon ağaçlarında olduğunu kaydeden Doğan, “Limon hasadı bitti. Ancak don ağacı etkiledi. Ağaçların yaprakları sarardı, döküldü. Bu da ağacın verim kaybetmesine ve gelecek yıl daha az ürün vermesine neden olacaktır” diye konuştu.

    Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Mehmet Akın Doğan, üreticileri meteorolojik koşulları dikkatle takip etmeleri ve don olayına karşı ürünlerini koruyacak önlemler almaları konusunda uyardı.