Etiket: TÜPRAŞ’ın

  • Ege’nin 100 büyük firması açıklandı, ilk sıra TÜPRAŞ’ın

    Ege Bölgesi Sanayi Odası üretimden satışlara 2017’de gösterilen performansa göre, bölgedeki 100 büyük sanayi kuruluşunu belirlerken, listede ilk sırayı TÜPRAŞ aldı.

    Ege Bölgesi Sanayi Odası (EBSO), üretimden satışlar kriterine göre en başarılı 100 büyük firmayı oda binasında düzenlediği basın toplantısı ile açıkladı. Şirketlerin üretimden satışlarına göre yapılan sıralamada birinci TÜPRAŞ, ikinci Petkim Petrokimya ve üçüncü Philsa Philip Morris oldu.

    2017 yılında firmaların gösterdiği performansın son 10 yılın en iyisi olduğunu belirten EBSO Yönetim Kurulu Başkanı Ender Yorgancılar, “Biz bu toplantıyı 36 yıldır her sene düzenliyoruz. Genelde öne çıkan firmaların petro kimya, demir çelik sektörlerinde oluştuğunu gördük. Bölge analizinde TÜPRAŞ, Petkim gibi firmalar öne çıkıyor. Her yıl da bu firmalar öne çıkıyor. Bu 100 firmanın ilk 10’u toplam listenin yüzde 56’sını oluşturuyor. Bu sektörlerin yanı sıra otomotiv sektörü ve yazılım sektörü de gelişen sektörlerimiz arasında bulunuyor. Özellikle teknoparklarda gelişmekte olan bir sektör ve Türkiye geneli bu yazılım sektöründe yaşanan gelişme sevindirici. Önümüzdeki yıllarda yazılım sektörünün de bu sıralamanın için olacağını tahmin ediyoruz” dedi.

    Merkez Bankasının faiz artırımı

    Kurdaki yükselişi durdurmak için faiz artırımına giden Merkez Bankasının faiz artırım kararını daha önceden verebileceğini ve ekonomiyi yönlendirmede geç kaldığını dile getiren Başkan Yorgancılar, “Ekonomide bazı gerçekler var, bu gerçeklerle ilgili de alınması gereken bazı kararlar var. Öncelikle bizim gibi gelişmekte olan ülkeleri gerek yurt içi gerek yurt dışında kurların artışı, para politikalarının uygulanması, ABD’deki faiz artırımları gibi kararlara karşı alınması gereken tedbirler var. Bunlardan biri de Merkez Bankasının tedbirleridir. Kurlar yılbaşından bu yana kadar yüzde 22 gibi bir değer kazandı. Türk Lirası da değer kaybetti haliyle. Merkez Bankası da 3 puanlık faiz artırımına gitti. Bu yaptığı uygulama doğru ancak zamanı geç. Daha önce yapması gerekiyordu” ifadelerini kullandı.

    Türkiye’de 220 milyar dolar civarında döviz geliri olmayan firmaların borcu olduğunu dile getiren Yorgancılar, esas riskin bu olduğunu ve döviz geliri olmayan firmaların dövizle borçlanmaması gerektiğini belirtti.

    “Yapısal reformların acilen yapılması gerekiyor”

    Yılın ikinci yarısı hakkında öngörülerini de paylaşan EBSO Yönetim Kurulu Başkanı Ender Yorgancılar, şunları söyledi:

    “Türkiye’nin önünde bir seçim süreci var. Seçimden sonra ekonomik olarak alınacak tedbirleri hep beraber göreceğiz. Ama öncelikli olarak yapısal reformların acilen yapılması gerekiyor. Türkiye’de genel olarak niteliksel bir sıçramaya ihtiyaç vardır. Adalet, eğitim, denetim, bürokrasi-liyakat reformu gerekiyor. Ayrıca ekonomi reformuna ihtiyaç var. Dolayısıyla ekonomi boyutunda, kısa vadede makro ekonomik istikrarın sağlanması, reformlara odaklanılması, orta vadede katma değerli üretim ve dijitalleşme yol haritası belirlenmesi, uzun vadede eğitim sisteminin sanayi 4.0 sürecine göre kurgulanması önem taşımaktadır. Sanayiciler olarak, ülkemize olan inancımız da, üretim kararlığımız da yeterince güçlüdür. Dünya gerçekleri ile örtüşen sanayi stratejisi, toplumsal huzurun ve birlikteliğin yeniden sağlanması ile Türk ekonomisi gerçek gücünü gösterecektir.”

  • Tüpraş’ın 57’nci Genel Kurul Toplantısı gerçekleştirildi

    Tüpraş 57. Genel Kurul Toplantısı gerçekleştirildi. Genel kurulda Tüpraş’ın 2016 yılı mali tabloları onaylanarak, yönetim kurulu ibra edildi.

    Gündem maddelerinin onaylandığı Tüpraş 57’nci Genel Kurul Toplantısı, Körfez Kocaeli’ndeki şirket merkezinde yapıldı. Genel kurulda Tüpraş’ın 2016 yılı mali tabloları onaylanarak, Yönetim Kurulu ibra edildi. 2018 yılında yapılacak genel kurula kadar görev yapmak üzere yönetim kurulu üyeliklerine Rahmi Koç, Semahat Arsel, Ömer Koç, Ali Y. Koç, Levent Çakıroğlu,Temel K. Atay, Dr. Bülent Bulgurlu, O.Turgay Durak, Erol Memioğlu, Yağız Eyüboğlu, bağımsız yönetim kurulu üyeliklerine Ahmet Turul, Gökçe Bayındır, Kutsan Çelebican ve Osman Mete Altan Özelleştirme İdaresi Başkanlığı Temsilcisi olarak Süleyman Karaman seçildi.

    Yönetim Kurulu’nun 2016 yılı kazancının dağıtımı ve tarihi konusundaki önerisi kabul edilerek, 2016 yılı cari dönem karından 1 milyar 557 milyon 106 bin 585 TL’nın 4 Nisan 2017 tarihi itibariyle hissedarlara dağıtılması kararlaştırıldı. Karara göre yüzde 621,8 nispetinde ve 1 TL nominal değerde bir adet hisse senedine hissedarların vergi mükellefiyetine göre 6,218 TL brüt, 5,2853 TL net nakit temettü ödenecek.

    Genel Kurulda paydaşlara yönelik mesajına, “Dünya ve ülkemiz ekonomisinin içinden geçtiği zorlu dönemde elde ettiğimiz operasyonel ve finansal sonuçlarla hissedarlarımız ve ülkemiz için ürettiğimiz değerlerin bizlere verdiği gururu sizlerle paylaşmak istiyorum” diyerek başlayan Koç Holding ve Tüpraş Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Koç, “Uzun süredir devam eden düşük küresel büyüme trendi ülkelerin ekonomik yapılarındaki sorunları daha belirgin hale getirmiştir. Fed faiz artırımına ilişkin beklentilere bağlı fon akışlarındaki yavaşlama, gelişmekte olan ülke para birimleri üzerinde ilave baskılar oluşturmuştur. Özellikle ABD seçimleri sonrası piyasalarda oluşan tedirginlik ve Fed’in hızlı faiz artırımına gidebileceği beklentisiyle, gelişen ülke para birimlerinin ABD Doları karşısındaki kayıpları hızlanmıştır. Ülkemizin yapısal ekonomik sorunlarına, hain darbe girişimi, artan terör olayları, anayasa değişikliği ve referandum ortamının yarattığı siyasi belirsizlikler gibi içsel nedenlerin eklenmesi, TL’deki değer kaybını daha da artırarak, TL’nin gelişen ülke para birimlerinden negatif olarak ayrışmasına yol açmıştır. Turizm gelirlerindeki düşüş, geleneksel ihraç pazarlarımız olan AB’de toparlanmanın henüz istenen düzeyde olmaması, güvenlik sorunları nedeniyle daralan Orta Doğu Pazarı ve Rusya’ya ihracat kaybı gibi nedenlerle zor bir yılı geride bıraktık. Maalesef, söz konusu olumsuzlukların yansımalarının bu yıl da devam edeceği öngörülmektedir” dedi.

    2016 yılının emtia-rafinaj sektörü açısından değerlendirildiğinde yılın ilk yarısının sektör açısından oldukça zorlu geçtiği söyleyen Koç, “Yılın ikinci yarısının ise dalgalı trende rağmen olumlu ve sektörün toparlandığı bir dönem olduğu görülmektedir. 2016 yılına 37 Dolar/Varil düzeyinde başlayan ham petrol fiyatı, gelişmekte olan ekonomilerde yavaşlama, İran ambargosunun kaldırılması, yüksek küresel stoklar gibi nedenlerle hemen yılın başında 25 Dolar/Varil düzeylerine kadar gerilemiştir. OPEC ve Rusya’nın üretimi dondurmaya yönelik açıklamalarının etkisiyle fiyatlar ilk 3 aylık dönemde ortalama 33 Dolar/varil düzeyinde gerçekleşmiştir. OPEC’in kesinti kararı aldığı Kasım toplantısına kadar, 40-50 dolar bandında dalgalı bir seyir izleyen ham petrol fiyatı OPEC’in 1,2 milyon varil gün kesinti kararıyla birlikte 53 Dolar/varil düzeyine yükselmiş, Rusya başta olmak üzere OPEC dışı üreticilerin de karara destek vermesiyle yılı 55 ABD Dolar/Varil düzeyinde kapatmıştır. OPEC’in yanı sıra diğer üretici ülkelerin kesinti kararlarına uyumu 2017 yılında da ham petrol fiyat düzeyini belirleyecek en önemli etmen olacaktır” diye konuştu.

    Ömer Koç, düşük petrol fiyat ortamının küresel tüketimi desteklemesinin, Amerika kıtasında yumuşak geçen kış, Çin ve Hindistan başta olmak üzere büyüyen binek araç parkı benzin talebini artırdığını belirterek “Petrokimya sektöründen Nafta ve LPG’ye gelen ilave talep de 2016 yılında sektör açısından olumlu ve rafineri marjlarını destekleyen unsurlar olarak öne çıkmıştır. Zayıf seyreden küresel ekonomik aktiviteye rağmen, güçlü hafif distilat talebinin desteklediği yüksek rafineri kapasite kullanımları ve Çin’in küçük (teapot) rafinerilerinin yol açtığı ürün fazlası, yılın son çeyreğinde kısmi bir toparlanma yaşansa da, motorin marjlarını baskı altında tutmuştur. Çin ve Orta Doğu’daki yeni kapasitelerin getirdiği arz fazlasının yanı sıra, güçlü seyreden benzin marjları ve düşük doğal gaz fiyatından gelen avantajlarla ABD Rafinerilerinin devam eden yüksek kapasite kullanımıyla artan ihracatı, sektörde ve bölgemizde yaşanan rekabeti daha da artırmıştır. Tüm bu konjonktürel etkileşimin sonucunda 2015 yılında 4,83 Dolar/Varil olan Akdeniz Rafineri Marjı, 0,86 Dolar/ Varil azalarak 2016 yılında 3,97 Dolar/Varil olmuştur” dedi.

    “Jeopolitik sorunların kronik bir hal aldığı dengelerin hızla değiştiği bölge, yeni Fuel Oil Dönüşüm Tesisi ile sağlanan ağır ve yüksek kükürtlü ham petrol işleme esnekliği kullanılarak 27,7 Milyon Ton ham petrol tedariki başarılı bir şekilde sağlanmış, azalan marj ortamına rağmen tam kapasite kullanımına ulaşılmıştır” diyen Koç şunları kaydetti: “Artan üretim, ülkemizin tesisin üretime geçişi öncesi döneme göre orta distilat ithalat gereksinimini 5 Milyon Ton azaltırken, reformat dahil 1 Milyon Ton daha fazla benzin ihracatı gerçekleştirebilmesine imkan sağlayarak, cari açığın düşürülmesine katkı sürdürülmüştür.

    2016 yılında Türkiye petrol ürünleri tüketimi yüzde7,6 artarken, şirketimiz yurt içi satışlarını bu büyümenin üzerinde artırmıştır. Toplam ürün satışlarının yüzde5,3 artışla 30,3 milyon ton olduğu 2016 yılında, 34,9 milyar TL ciro gerçekleştirmiştir. 2016 yılı ilk yarısında düşük marj ortamına bağlı olarak finansal hedeflerin gerisinde kalınırken, yılın ikinci yarısında marjlardaki kısmi toparlanmanın da katkısıyla yılsonu hedefleri büyük ölçüde yakalanarak 1,9 Milyar TL vergi öncesi kar elde edilmiştir. Tüpraş, Akdeniz’in en rekabetçi rafineri şirketi olmak ve Türkiye ekonomisine daha büyük katkılar sağlamak amacıyla yatırımlarını aralıksız sürdürmektedir. Bu bağlamda Koç Topluluğu bünyesinde geçen son 11 yılda toplam 5,7 Milyar ABD Doları tutarında rafinaj yatırım harcaması gerçekleştirilmiştir. 2016 yılında ise rafinerilerde enerji ve operasyonel verimlilikte önemli mesafe aldıracak projelere yapılan 212,7 Milyon ABD Dolarlık harcamanın yanı sıra denizyolu taşımacılığında kapasite artırımına yönelik 78,3 Milyon ABD Dolarlık yatırım harcaması yapılmıştır. Bu hedefler doğrultusunda 2017 yılında da yatırımlara devam edilecektir.

    Tüpraş temettülerle de BİST şirketleri arasında temettü verimi en yüksek şirketlerden biri oldu

    Çevrenin ve doğal kaynakların korunmasını operasyonel hedeflerimizin ayrılmaz bir parcası olarak değerlendirmekteyiz. 2008-2016 doneminde gerçekleştirilen Enerji Verimliliği Projeleriyle karbondioksit emisyonlarında 2,1 Milyon Ton azalış sağlanmıştır. Ayrıca alanında bir ilk olan 55 Milyon TL’lik kentsel atık sularının sanayide kullanılmak uzere geri kazanımı yatırımıyla İzmit Rafinerisi’nin proses amaçlı ham su ihtiyacının tamamı kentsel atık sulardan karşılanmaya başlanmıştır. Uzun yıllardır operasyonel ve finansal başarılarını sürdüren Tüpraş bu başarılarının yanında ödediği temettülerle de BİST şirketleri arasında temettü verimi en yüksek şirketlerden biri olmuştur. Paydaşlarımız ve ülkemiz için değer üretmeye geçmişte olduğu gibi gelecekte de devam edeceğimize, operasyonel ve finansal başarılarımızı sürdüreceğimize olan inancımız tamdır. Ülkemizin ekonomik olarak kalkınmasına sağlayacağımız katkının yanında, sosyal ve kültürel gelişimine olan desteğimiz de artarak devam edecektir. Elde ettiğimiz kazanımlarda emeği bulunan başta çalışanlarımız, tedarikçilerimiz ve iş ortaklarımız olmak üzere tüm paydaşlarımıza değerli katkıları ve Tupraş’a duydukları güven ve bağlılıklarından dolayı teşekkür ederiz”.

  • TÜPRAŞ’ın Tercihi Linde Gaz Oldu

    Ülkenin lider sanayi kuruluşu Tüpraş, proseslerinde endüstriyel gaz ihtiyacını karşılamak üzere Linde Gaz A.Ş. ile yeni bir işbirliğine imza attı. İzmit rafinerisine kurulacak Azot üretim tesisinin 2017’de faaliyete geçmesi planlanıyor.

    Azot üretim tesisleri, güvenli ve kesintisiz tedariğin sağlanmasının yanı sıra kullanılan ileri teknoloji sayesinde prosesin uzaktan izlenip kontrol edilebilmesine olanak vermekte aynı zamanda ürün safiyet kontrolü, anında arıza uyarı tespiti gibi bir çok gelişmiş teknolojiyi de içerisinde barındırmaktadır.

    Tüpraş ile Linde arasında imzalanan sözleşme kapsamında üretim için gerekli olan kesintisiz gaz tedariği sağlanırken bu anlaşmayla Tüpraş ve Linde yıllardır süregelen işbirliklerini de pekiştirmiş oldu.

    Yatırıma ilişkin bilgi veren Linde Gaz A.Ş. Genel Müdürü Mert Alper Kumbaracı, “Linde’nin ileri teknolojisi ile hayata geçirilen Azot, Oksijen ve Hidrojen Yerinde Üretim Tesisleri, Türk sanayicisine sadece yatırım, finansman ve işletme avantajlarını sunmakla kalmıyor aynı zamanda ana iş kollarına odaklanma fırsatını getiriyor. Bugün, Linde’nin dünya genelinde 1.000’i aşkın Yerinde Üretim Tesisi bulunmakta olup Türkiye’de ise Karbon Elyaf, beyaz eşya, margarin, cam, demirçelik ve petrokimya sektörlerinin önde gelen şirketlerine bu teknolojimiz ile hizmet sunmaktayız. Linde Türkiye olarak ülkenin lider sanayi kuruluşu olan Tüpraş’ın İzmit rafinerisine yeni bir Azot üretim tesisi kuracak olmanın gurur ve mutluluğunu yaşıyoruz” dedi.

  • TÜPRAŞ’ın Sapanca Gölü’nden ’İzinsiz Su Çekme’ Davası Ertelendi

    SASKİ’nin TÜPRAŞ hakkında açtığı Sapanca Gölü’nün hukuksuz ve karşılıksız kullanımı ile ilgili dava 16 Şubat Salı gününe ertelendi. Duruşma çıkışında açıklamalarda bulunan SASKİ Genel Müdür Rüstem Keleş, “Her zaman ifade ettiğimiz gibi biz sudan tarafız. Birinci sınıf içmesuyu kaynağı Sapanca Gölümüzün hukuksuz ve bedelsiz kullanımının doğru olmadığını savunuyoruz” dedi.

    Sakarya Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi’nin (SASKİ) Sapanca Gölü’nden endüstriyel kullanım amaçlı su çektiği iddiasıyla TÜPRAŞ’a açtığı davanın 5. duruşması görüldü. Körfez 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nde gerçekleşen ve sanıklar TÜPRAŞ Genel Müdürü Yavuz Erkut ile Genel Müdür Yardımcısı Mesut İlter’in katılmadığı duruşmanın ardından açıklamalarda bulunan SASKİ Genel Müdürü Rüstem Keleş, “Davamızın 5. celsesi görüldü. SASKİ olarak tezlerimizi güçlü bir şekilde tekrar ifade ettik. Birinci sınıf içmesuyu kaynağı olan Sapanca Gölümüzün hukuksuz ve bedelsiz kullanımının doğru olmadığını savunuyoruz” diye konuştu.

    Rüstem Keleş, “Her zaman ifade ettiğimiz gibi biz sudan tarafız. Şehrimiz için çok önemli bir içmesuyu kaynağı olan Sapanca Gölü bütçesinin, insanı kullanım öncelikli planlanması gerektiğini savunuyoruz. Endüstriyel amaçlı kullanılan proses suyunun farklı kaynaklardan da elde edilebileceğini söylüyoruz. Tüm resmi kurum ve kuruluşların hukuki prosedürler içerisinde kamu kaynaklarını kullanması gerektiğini ifade ediyoruz. Bu bizim kanundan doğan bir hakkımız. Gelecek duruşmada tekrar tezlerimizi savunacağız Davamız 16 Şubat’a ertelendi. İnşallah Sapanca Gölü lehine bir sonuç alırız” ifadelerini kullandı.

    Duruşma, Orman ve Su İşleri Bakanlığı’na müzekkere yazılarak davaya katılımının sorulması ve tarafların dilekçelere beyanda bulunabilmeleri için 16 Şubat Salı günü saat 10.00’a ertelendi.