Etiket: TÜP

  • (Özel Haber) İlk Tüp Bebeğin Annelik Sevinci

    Türkiye’nin ilk tüp bebeği olan Dilek Katrancı Akar,27 yaşında normal yollarla anne olmanın mutluluğunu yaşıyor. Evlendikten 2 yıl sonra anne olan Dilek Katrancı Akar, ‘’Çok mutluyum. Allah herkese bu mutluluğu yaşatsın’’dedi.

    Denizli’de yaşayan ve 18 yıl çocuk sahibi olamayan Birsel ve Türkay Katrancı çiftinin tüp bebek sahibi olmaya karar vermesiyle birlikte hayata gelen Dilek Katrancı Akar, Türkiye’nin ilk tüp bebeği olmuştu. 22 Aralık 1988 yılında doğan Dilek Katrancı Akar, 2 yıl önce hayatını Halil Akar’la birleştirmişti.

    TÜRKİYE’NİN İLK TÜP BEBEĞİ

    Seherağaoğulları Düğün Salonu’nda gerçekleşen düğünde nikahları kıyılan ve gece boyunca evlenen çiftin, 2 yıl sona bir bebekleri dünyaya geldi. Türkiye’nin ilk tüp bebeği olan Dilek Katrancı Akar, özel bir hastanede sezaryenle bebeğini dünyaya getirdi. 2 kilo 800 gram olarak dünyaya gelen ve ilk tüp bebek Dilek Katrancı Akar tarafından ismi Defne koyulan bebeğin ve annenin sağlık durumunun iyi olduğu öğrenildi. Hastane odasında eşi Halil Akar ve aile yakınları ile sevincini paylaşan anne Akar, bebeği Defne’nin yüzünü ise ‘nazar değer’ diyerek bir süre göstermeyeceklerini söyledi.

    ‘BEN TÜP BEBEK OLARAK DOĞDUM AMA ÇOCUĞUM NORMAL YOLLARLA HAYATA GELDİ’

    Anne olmanın çok güzel bir duygu olduğunu belirten Türkiye’nin ilk tüp bebeği Dilek Katrancı Akar, ‘’Yıllar sonra böyle bir isteği gerçek oldu. Çok şükür normal yollarla doğum yaptım. Sezaryenle doğum yaptım. Bebeğimin sağlığı yerinde.Allah tüm isteyenlere bebek sahibi olmayı nasip etsin’’dedi. Anne Akar,’’Türkiye’nin ilk tüp bebeği olarak kızımı dünyaya getirmenin mutluluğunu yaşıyorum. Çok mutluyuz. Herşey yolunda gidiyor. Bu çok heyecanlı ve farklı bir duygu. Ben tüp bebek olduğum için herkes benim çocuğumun nasıl olacağını merak ediyordu. Tüp bebek mi ya da normal mı olur diye soruluyordu. Çok şükür normal yolla hamile kalıp çocuğumu dünyaya getirdim’’dedi.

    Türkiye’nin ilk tüp bebeği Dilek Katrancı Akar’ın eşi Halil Akar ise “Eşim özel bir insan. O Türkiye’nin ilk tüp bebeği. Normal yollarla çocuk sahibi olduk. Allah herkese bu duyguyu nasip etsin. İsmini Defne koyduk. Eşim ilk çocuğun ismini kendi koymak istedi. Oğlumuz olursa sen koyarsın dedi. Ben de tamam dedim. Adı Defne oldu’’ dedi.

  • İleri Yaştaki Anne Adaylarında “Altın Yumurta” İle Tüp Bebek Şansı

    Üreme Sağlığı ve Tüp Bebek Uzmanı Op. Dr. Hakan Özörnek tüp bebek tedavilerinde biraz daha “zorlu hasta” grubuna giren ileri yaştaki anne adaylarından dünyada da henüz yeni uygulanan bir tedavi ile adeta “altın yumurta” elde ettiklerini söyledi.

    Op. Dr. Hakan Özörnek, bir kadının yumurta rezervinin doğduğu anda belli olduğunu ve bunun hiçbir şekilde değiştirilemeyeceğini söyledi. Kadın kaç yaşında ise yumurtasının da aynı yaşta olduğunu ifade eden Op. Dr. Özörnek, kadınla birlikte ’yaşlanan yumurta’ların gebelik şansını azalttığını ifade etti. Özörnek, 20-30’lu yaşlardaki anne adaylarından 8-10 yumurta toplarken, 40’lı yaşlardaki hastalardan yumurta toplama sayısı 1-2’ye düştüğünü kaydetti.

    YUMURTALIK REZERVİ NEDİR?

    Her kadın doğduğunda kendisine ait belli bir yumurta sayısına (yumurta rezervi) sahiptir (1-2 milyon), ergenlik döneminde bu yumurta sayısı 400 bine iner, yani yaş ilerledikçe yumurta havuzundaki yumurta sayısı azalır. Yaş ilerledikçe özellikle de 36-37 yaşından sonra yumurta sayısı ve kalitesi azalır, yaklaşık 25 bine düşer. 40 yaşından sonra bu olay daha da hızlanır. Ortalama 45-50 yaş civarında yumurtalar iyice tükenir ve menopoz dönemi başlar. Artık yumurtalıklar fonksiyonlarını sürdüremez ve adet kanamaları kesilir.

    YUMURTALIK REZERVİ NASIL ÖLÇÜLÜR?

    Bir kadının yumurtalıklarında bulunan foliküllerin (yumurtaların) sayısı ve kalitesi hamile kalabilme kapasitesini belirler. Yumurta Rezervi azalan kadında gebe kalma şansı da azalır, hatta gebelik olsa bile düşük riski artar. Bu sebeple özellikle çocuk sahibi olmak isteyen çiftlerde yumurta rezervlerinin değerlendirilmesi oldukça önemlidir. Çünkü her zaman kadının kronolojik yaşı ile yumurtalık yaşı paralel gitmeyebilir, bazen yumurtalığın yaşı kadının yaşından daha büyük olabilir. Yani kadının yaşı 25-30, yumurtalığın yaşı 40 olabilir. Yumurta rezervlerinin değerlendirilmesinin sonucuna bağlı olarak infertilite (kısırlık) tedavisi için uygulanacak yöntem hakkında ve kişinin hamile kalabilme şansı hakkında önemli bilgiler elde edilir.

    Yumurta Rezervinin yüksek olması kadının yumurtalıklarındaki foliküllerin fazla ve hamile kalma şansının yüksek olduğunun göstergesidir.Günümüzde kadınların geç yaşlarda evlenmeye karar verdikleri ya da evlenseler bile kariyer planları nedeni ile çocuk sahibi olmayı ötelemeleri ileride çocuk sahibi olmaları önündeki en büyük engellerden biri.

    Op. Dr. Hakan Özörnek bir kadının evli olsun olmasın 30 yaşına geldiğinde yumurtalık rezerv ölçümü yaptırmasının önemli olduğuna dikkat çekti.Hakan Özörnek artık yumurta rezervi düşük olan bekâr kadınların da yumurta dondurma hakkına sahip olduklarını hatırlattı. Evli kadınların da hemen çocuk sahibi olmayacaklar ise yumurta rezervi açısından kontrol edilmelerinin yerinde olacağını anlatan Özörnek, böylece çocuk sahibi olma şansının tespit edilerek aile planlamasının buna uygun olarak yapılabileceğini söyledi.

    Ultrason taraması, doğurganlık hakkında fikir edinilmesinde çok önemli bir role sahip. Çünkü bu yöntemle hem yumurta rezervi hem de yumurta sayısı hakkında bilgi ediniliyor. Genellikle adetin 2.-3. günü yapılan ultrason taramasıyla foliküller inceleniyor. Her iki tarafta en az dörder adet folikül bulunması, kadının iyi bir yumurtalık rezervine sahip olduğuna işaret ediyor.

    HORMON TESTLERİ

    Günümüzde yumurtalık rezervini en iyi belirleyen hormon testi AMH (Anitmülleriyan Hormon) dır. Bu test yumurtalık kapasitesini bizlere gösteriyor. En büyük avantajı adetin her döneminde yapılıyor olmasıdır. Bu testin sonucu 1 in altında çıkarsa “acele et” anlamına gelir.

    Jinekolojik muayene ve tetkiklerin ardından yumurta sayısı ve kalitesi hakkında tam bir fikre sahip olmak mümkün. Bu durumda herhangi bir jinekolojik hastalığınız olmasa bile, yumurta rezervinde bir sorun ortaya konmuşsa, hamilelik sürecini ertelememeniz öneriliyor.

    YUMURTA REZERVİNİN AZALMASINA NEDEN OLAN FAKTÖRLER NELERDİR?

    – Yaş,

    – Sigara alışkanlığı

    – Önceden geçirilmiş yumurtalık ve kist ameliyatı

    – Çikolata kisti (endometrioma)

    – Kemoterapi veya Radyoterapi

    – Bazı genetik hastalıklar, örneğin frajil X sendromu, mozaik turner sendromu

    – Ailede erken menopoz

    ALTIN YUMURTA İLE ANNELİK ŞANSI

    İleri yaştaki anne adayları için dünyada yeni bir uygulamaya gidildiğini anlatan Op. Dr. Özörnek, yeni uygulamaya ilişkin şu bilgileri verdi;

    “ Anne adaylarında adetin başında 10 günlük bir tedavi ile yumurta topluyoruz bu yumurtaları donduruyoruz. Yumurta toplama işleminden 3-4 gün sonra bir kez daha aynı şekilde ilaç tedavisi uygulayarak ikinci kez yumurta topluyoruz. Bu şekilde elde ettiğimiz 4-5 yumurtayı genetik teste tabi tutuyoruz. Çünkü 40 Yaşın üzerindeki kadınlarda transfer edilen 2 yumurtadan 1’inin genetik olarak kusurlu olma ihtimali çok yüksek. Bu durumda gebe kalma şansı azalıyor ya da gebelik düşük ile sonuçlanıyor. Yani bir adet döngüsünde 2 defa yumurta topluyoruz. Bu şekilde daha fazla yumurta toplayarak sağlıklı ve kaliteli yumurta ve yüksek gebelik şansını aynı anda yakalamış oluyoruz. “

    “ Çifte uyarım” adı ile bilinen bu yöntemin yaklaşık 3 yıldan bu yana dünyada uygulandığına dikkat çeken Op. Dr. Hakan Özörnek, uygulama sonuçlarının başarılı ve güvenli olması sebebi ile artık kendisinin de hastalarına bu yöntemi uygulamaya başladığını bildirdi.

    Bu yöntemle bulunan yumurtaları “ altın yumurta” olarak adlandırdıklarını söyleyen Op. Dr. Hakan Özörnek bu şekilde anne adaylarının hamile kalma şanslarının çok önemli oranlarda arttığını sözlerine ekledi.

  • Tüp Bebekte Başarının Sırrı: “Kabul Günü”

    Tüp bebek yönteminde teknolojik gelişmeler olumsuz sonuçların önüne geçmeyi başarıyor. Birkaç yıl önce tüm dünyada tüp bebek tedavisinde kullanılmaya başlayan bir yöntem olan ERA ile “rahmin kabul günü” yani embriyoyu tutacağı gün saptanıyor. Bu yöntem özellikle birkaç kez iyi kaliteli embriyoların transferine rağmen gebelik oluşmamış kadınlara umut oluyor. Konuyla ilgili açıklama yapan Op. Dr. Erbil Yağmur, “İyi kalitede embriyo üretilse bile rahme yanlış zamanda ulaşması gebelik şansını olumsuz etkiler” diyerek tüp bebek tedavisi uygulamak isteyen çiftlere önemli bilgiler verdi.

    Tüp bebek tedavisinde birkaç yıl içerisinde yoğun talep gören “rahmin hangi gün embriyoyu kabul edeceğinin belirlenme” yöntemi özellikle bazı hastalarda tedavi programı ve embriyo transfer günü değiştirilerek çiftlerin gebelik başarısını arttırılabiliyor. Yöntem sayesinde rahmi uygun şekilde hazırladıktan sonra rahim dokusundan küçük bir parça alıp analiz ediliyor. Bu şekilde rahmin hangi gün embriyoyu tutmaya hazır olduğu öğreniliyor. Bu yöntem özellikle birkaç kez iyi kaliteli embriyoların transferine rağmen gebelik oluşmamış kadınlarda gebe kalma şansını arttırıyor.

    Bu yöntemi yani ERA Testini Türkiye’de en çok hastaya uygulayan ve dünyada bu yöntem konusunda en tecrübeli uzmanlardan biri olan Bahçeci Tüp Bebek Merkezi Doktorlarından Op. Dr. Erbil Yağmur “Kendi hasta grubumda bu testin önemli oranda yol gösterici olduğunu söyleyebilirim. Sadece bu teste borçlu olduğumuz pek çok gebeliğimiz oluştu” diyerek umut veren yöntemin detaylarını şöyle paylaşıyor: “Tekrarlayan tüp bebek başarısızlıklarının altında birçok farklı neden yer almaktadır. Sağlıklı bir gebeliğin oluşması için embriyonun kalitesi kadar embriyonun tutunacağı rahim içi zarının embriyoyu kabul etme özelliği de ayrı bir önem taşımaktadır. Ancak bununla birlikte, tekrarlayan tüp bebek başarısızlığı gözlenen çiftler üzerinde yapılan çalışmaların çoğunlukla embriyo genetiği ve embriyo kalitesi üzerine yoğunlaştığı gözlenmektedir”.

    GİDEREK YAYGINLAŞAN YÖNTEME TALEP ARTIYOR

    Bu yöntem ile daha embriyoları rahme transfer etmeden rahmin embriyoları kabul edip etmeyeceğini veya embriyo transferinin hangi gün yapılırsa gebelik oranlarında yüksek başarının artırılabileceğini öngörüyor.

    Test sonrası bulgular, özellikle bazı hastalarda tedavi programı ve embriyo transfer günü değiştirilerek çiftlerin gebelik başarısının arttırılabildiğini gösteriyor. Bu durumda ayrıca, geçmişte elde edilen başarısız denemelerin nedeni konusuna da bilgi sahibi olmak mümkün olabiliyor.

    YÖNTEM NASIL UYGULANIR?

    ERA testinde tedavi görecek hastanın rahim içi zarından alınan doku genetik olarak analiz ediliyor ve testin uygulanması düşünülen hastalardan doğal adet döngüsü içerisinde veya hormon ile uyarılmış bir tedavi sürecinde belirli bir günde rahim dokusundan küçük bir parça alınıyor. Parça alınması ameliyathane ortamında ve hastanın konforu açısından hafif sakinleştirici ilaçlar verilerek işlem gerçekleştiriliyor.

    Alınan parça ileri moleküler ve genetik tanı yöntemleriyle analiz ediliyor. Bu analiz sırasında embriyonun tutunmasında önemli görevler oynayan 200’ün üzerinde genin aktivitesi ölçülüyor. Yaklaşık 2 hafta içerisinde de ölçüm sonuçları değerlendirilerek örnek alınan hastanın rahim dokusunun embriyoyu kabul edebilme potansiyeli belirleniyor. Sonuçta dokunun embriyonun tutunmasına elverişli olup olmadığı tespit edilir. Embriyo transfer günü bu sonuçlara göre düzenleniyor.

  • Tüp Bebek Uygulamalarına ’Çip’ Etkisi

    Dünyada tıp bilimine Türk mühendis Dr. Utkan Demirci tarafından kazandırılan ve tüp bebekte spermleri seçmede kullanılan çip teknolojisi ihracat yolunda. Santrifüj uygulamasını ortadan kaldırmayı amaçlayan çip, tüp bebekte başarı oranını yüzde 10’lardan yüzde 30’lara çıkardı.

    Mikro Akışkanlı Çip Teknolojisi’ni geliştiren Stanford Üniversitesi’nden Dr. Utkan Demirci, 5 yıl süren çalışmalarının ardından çipi tıp alanına KOEK Bioteknoloji firması ile 1 buçuk yıl önce sundu. Türkiye’de birçok ilde tüp bebek merkezlerinde kullanılan teknoloji ile geleneksel yöntem olan santrifüjü ortadan kaldırmayı amaçlıyor. Çipin geliştiricisi Dr. Utkan Demirci ile piyasaya süren Op.Dr. Selçuk Kılınç, CE belgesi aldıkları teknoloji ürünü çipi ihraç etmeyi amaçlıyor.

    Çipi 5 yıllık çalışmalar sonucunda geliştirdiğini belirten Demirci, “5 sene sonunda bu teknolojiyi geliştirdik. Tüp bebekte kaliteli spermi seçmeye yarayan hem embriyologların işini kolaylaştıran ve santrifüjü rafa kaldıran olumlu etkileri başarıyı etkileyen bir teknolojidir. Bu çip geçen yıl mart ayında CE belgesini Avrupa’dan aldık. Hem Türkiye hem de Avrupa’da satılabilecek onayları mevcut. Son 1 buçuk yıldır yaygın olarak Türkiye’de kullanılıyor” dedi.

    “BAŞARI ORANINI YÜZDE 10’LARDAN 30’A ÇIKARDI”

    Her ay 100-200 arasında çipin merkezlerde kullanıldığını da ifade eden Dr. Demirci: “Çok güzel başarılı sonuçlarını da görüyoruz. Her ay 100 -200 arasında çip Türkiye’nin her yerinde kullanılıyor. Kullanan hekimler güzel sonuçlarını geri bildiriyor. Başarı sayısını eski aşılamada bildirilen yüzde 10-15 bantlarında olan başarı oranı arttırdığı ve oranı yüzde 30’lara ulaştığı bildirildi. Çok zor durumlar da 6 kere denenmiş ancak başarılı olunamamış durumlar da da kullanıldığında belli bir başarıya ulaşılmıştır. Yapılan bir hizmetin insanlara faydalı olmasını görmek beni oldukça mutlu ediyor” diye konuştu.

    ÇİP İHRACAT YOLUNDA

    Çipin Avrupa ve Orta Asya’da kullanımı için çalışmalarda bulunduklarını belirten Dr. Demirci, asıl amacının Türkiye’de kullanılması olduğunu söyledi. Ancak Avrupa ve özellikle Rusya’dan gelen istekler üzerine dış pazarlara da açıldıklarını kaydeden Demirci, “Çipi geliştirirken asıl amacım bunu Türkiye’de kullanmaktı. Rusya ve Amerika’da çipin kullanımı için çalışmalarımız devam ediyor. Tüm dünyaya yaymak için çalışıyoruz. Santrifüj gibi çok antik bir tekniği mikro akışkanlar teknolojisiyle değiştirip tüp bebek teknolojisine fayda sağlamak lazım” dedi.

  • Tüp Bebekte “Çip” Teknolojisi İki Poster Sunumuna Konu Oldu

    Tüp bebek uygulamalarında kullanılan “mikro akışkanlı çip teknolojisi”, “V. Üreme Tıbbı ve Cerrahisi Derneği Kongresi”nde, iki poster sunumuna konu oldu

    Tüp bebek uygulamalarında kullanılan ve başarı oranını önemli ölçüde artıran “mikro akışkanlı çip teknolojisi”, Antalya Belek, Cornelia Diamond Otel’de gerçekleştirilen “V. Üreme Tıbbı ve Cerrahisi Derneği Kongresi”nde, iki poster sunumuna konu oldu. İstanbul, İzmir, Ankara, Adana, Bursa, Muğla, Konya, Eskişehir, Kayseri, Manisa, Samsun, Antalya, Kırklareli, Van ve Mersin’deki merkezler ile KKTC’de etkin bir şekilde kullanılan mikro akışkanlı çip teknoloji ile ilgili poster sunumları, Ege Üniversitesi ve İzmir Üniversitesi tarafından yapıldı.

    Üreme Tıbbı ve Cerrahisi ile uğraşan kadın hastalıkları ve doğum hekimleri, aile hekimleri, androloji ile uğraşan hekimler, embriyologlar, hemşire, teknisyen gibi yardımcı sağlık personelinin de katıldığı kongredeki poster sunumlarında, örnek vakalara ve olgu örneklerine de yer verildi.

    İZMİR ÜNİVERSİTESİNİN SUNUMU

    İzmir Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalınca, Süleyman Akarsu, Ferda Burcu Tamer ve Ahmet Zeki Işık tarafından yapılan poster sunumunda, “Mikro akışkan teknolojinin, sıvıların mikrometre düzeyindeki kanallarda akışı ile ilgilenen bir bilim dalı” olduğuna vurgu yapıldı. “Tekrarlayan ART başarısızlığı olan çiftlerde yeni bir sperm seçme yöntemi mikro akışkan sperm ayıklama çipi” başlığı altındaki poster sunumunda, şu bilgilere yer verildi:

    “Mikro akışkan sistem IVF, ICSI ve IUI tedavilerinde kullanılabilmektedir. Bu metot, sağlıklı sperm hücrelerine zarar verebilecek teknikleri kullanmadan morfolojik, genetik ve fizyolojik olarak daha iyi spermlerin ölü, immatür ve düşük kaliteli sperm hücrelerinden ayıklanmasını sağlamak amacı ile tasarlanmıştır.”

    SANTRİFÜJ YOK, PİPET İLE KARIŞTIRMAK YOK

    Erkek kaynaklı kısırlıkta kullanılan mikro akışkanlı çipler sayesinde, santrifüj, vorteks ya da pipet ile karıştırma gibi fiziksel olarak canlı hücreye zarar verebilecek olan basamaklar kullanılmamaktadır.

    KULLANIMI KOLAY, SONUÇLARI OLUMLU

    Bu yeni metodun kullanımının son derece kolay olduğu ifade edilen sunumda, örnek vakalara da yer verilerek, mikro akışkanlı çiple sperm ayıklama yönteminin, diğer sperm ayıklama yöntemlerinden daha iyi sonuçlar verdiği kaydedildi.

    OLGU SUNUMU

    11 yıllık evli, 32 yaşında, daha önce başka merkezlerde 6 kez yardımla üreme teknikleri denenmiş fakat sadece bir denemede fertilizasyon gerçekleşmiş hasta merkezimize başvurdu.

    Erkek için yapılan tetkiklerde ise spermiogramda 4,5 cc hacim, 800 bin cc yüzde 22 motil, yüzde 1 normal morfoloji saptandı. Mikro akışkanlı çiple hastanın daha önceki denemeleri göz önüne alınarak 3. günde iki adet 8 hücreli grade 1 embriyo transferi yapıldı. Kalan 7 adet embriyo donduruldu. Embriyo transferi işleminden 12 gün sonra yapılan beta hcg değerinin 164 mlu ‘ml gelmesi üzerine gebelik takipleri başlandı. İlk vizitte bir adet gestrasyonel sac izlendi. Luteal faz desteği yapılan hastanın antenatal takiplerinde bir problem olmaması üzerine 39 hafta 2 günlük iken elektif C-S ile bir erkek bebek 3.772 gram baş gelişle doğurtuldu.

    EGE ÜNİVERSİTESİNİN POSTER SUNUMU

    Erol Tavmergen, Gülnaz Şahin, Ege Tavmergen Göker, Ayşin Akdoğan, Nilüfer Çalımlıoğlu, Alev Yazıcı, Aslı Örer ve Nilay Şahinarslan tarafından, Ege Üniversitesi Aile Planlaması ve infertilite Araştırma ve Uygulama Merkezi adıyla yapılan poster sunumunda ise, tüp bebek uygulamalarında sağlıklı sperm seçiminin başarılı sonuçlar için kritik bir adım olduğuna vurgu yapıldı. Sağlıklı spermin seçiminde bugüne kadar çeşitli teknikler denendiğini ifade edilen sunumda, şunlar kaydedildi:

    “Günümüzde sıklıkla kullanılan yöntemler swim-up ve dansite gradiyent yöntemleridir. Ancak, yöntemlerin etkinliği ile ilgili tartışmalar devam etmektedir. Mikro akışkan teknolojisinde gelişmeler giderek artmaktadır. Alan sınırlayıcı mikro akışkan ayrıştırma sistemi temelli, sperm ayıklama çipi yakın zamanda kullanıma sunulmuştur. Alan sınırlayıcı mikroakışkan ayrıştırma çipi, hareketli spermin etkin olarak ayrıştırılmasında bir yöntem olarak öne sürülmüştür. Bu çalışmada amacımız; mikroakışkan sperm ayıklama çipinin özellikle tekrarlayan ART başarısızlığı olan çiftlerde ICSI siklusları sonuçları üzerinde etkinliğini araştırmaktır.”

    Kasım 2014-Ağustos 2015 arasında iki ayrı IVF merkezinde (Ege Üniversitesi ve Su Hastanesi IVF Merkezi) öyküsünde iki ve üstünde başarısız IVF denemesi olan toplamda 51 çiftin ICSI siklusunda sperm hazırlama işlemi fertil çip yöntemi uygulanarak yapıldı. Hastaların intertilite etiolojilerine bakıldığında, yüzde 49’u düşük over rezervi veya ileri kadın yaşı (40 yaş), yüzde 25,5’i idiopatik, yüzde 9,8’i male faktör, yüzde 3,9’u tubal faktör ve yüzde 11,8’i diğer nedenlerden idi.

    SİKLUSUN SONUÇLARI ANALİZ EDİLDİ.

    Siklusların yüzde 90,2’si tek veya maksimum iki embriyo transfer ile sonuçlandı. Transferlerin yüzde 28,3’ü tek embriyo, yüzde 71,7’si iki embriyo ile gerçekleştirildi. Tekrarlayan ART başarısızlığı olan bu grupta son uygulamada siklus başına yüzde 23,5 ve embriyo transfer siklusu başına yüzde 26 gebelik elde edildi.

    Her ne kadar analiz edilen grubun çoğunluğunu düşük over cevaplı hastalar oluştursa da çalışma sonuçları; mikro akışkan çipin uygulamalarda yeri olabileceğini göstermektedir.