Etiket: TÜP

  • Tüp Mide Ameliyatı Kalp Krizine Neden Olur Mu?

    Türkiye Endoskopik ve Laparoskopik Cerrahi Derneği Başkanı Prof. Dr. Emin Ersoy, tüp mide ameliyatının kalp krizi riskini artırmadığını söyledi.

    Türkiye Endoskopik ve Laparoskopik Cerrahi Derneği Başkanı Prof. Dr. Emin Ersoy, geçtiğimiz yıl fazla kilolarından kurtulmak için mide küçültme ameliyatı olan ve 4 ayda 40 kilo veren Koç Holding Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Koç’un kalp kiriz sonucu hayatını kaybetmesinin ardından yaşanan Koç’un tüp mide ameliyatından dolayı mı hayatını kaybettiği tartışmalarını değerlendirdi. Ersoy, ’’Tüp mide ameliyatı (Sleeve Gastrektomi) kalp krizi riskini artırmaz. Dünyada hızla obez insan nüfusu artmakta ve bunların yarıdan fazlası sürekli artan kiloları nedeni ile ameliyat olmaktadırlar. Ameliyat kilo kontrol yöntemleri arasında son tercih edilecek yöntemdir. Tüp mide ameliyatı öncesinde kilo vermekle ilgili tüm uygulamaları yapıp başarılı olamayan hastalarda son çare olarak uygulanır. Yani ameliyat öncesinde tüm hastaların kilo vermekle ilgili yöntemleri denemiş ve başarı elde edememiş olmaları gerekir” dedi.

    KİMLERE TÜP MİDE AMELİYATI YAPILIR?

    Ersoy şöyle devam etti:

    “Vücud kitle endeksi ( VKİ= vücud ağırlığı/ boy 2) 35 ve üzeri solunum problemi, kalp problemi, diabet, eklem hastalığı, uyku apnesi, hipertansiyon gibi hastalığı olanlar ile VKİ= 40 ve üzeri olan hastalara bu operasyon uygulanabilir. Ameliyat öncesinde, hasta kalp, endokrin ve metabolik sistem, anestezi ve gerekli görüldüğü taktirde psikiyatri, ameliyat sonrası yeni beslenme düzenine adaptasyon için diyetisyen ve ilgili bölümlerin uzmanlarına danışılıp gerekli kan ve radyolojik analizlerle değerlendirilir. Buradaki asıl amaç hastanın gerçekten hangi riskle ameliyat olacağını dökümante edip, gerekli önlemleri alarak ameliyat etmektir.”

    Ameliyatın kapalı olarak gerçekleştirildiğini ifade eden Ersoy, “Hasta genel anestezi ile operasyon sırasında uyur. Karın cildi üzerine 5 adet ince delik açılır ve içeriyi görüntüleyen bir kamera kullanılarak operasyon gerçekleştirilir. Operasyon süresi yaklaşık 1-1.5 saattir. Hasta tamamen uyandıktan sonra odasına alınır. Artık hacmi azalmış, mideye ait iştah merkezi çıkartılmış, tüpe benzer bir mideniz vardır. Ameliyattan sonra en sık görülen üç problem kanama; dikiş hattında tam iyileşememe ve emboli (pıhtı) riskleridir. Bunlar görüldüğü taktirde tedavi için hastanede kalış süresi uzayabilir. Ameliyattan sonrası ilk 3-4 gün (değişik merkezlerin farklı uygulamaları olabilir) serum ile beslenirsiniz. Ağızdan bir şey yemek ve içmek yok. Olası ağrınız için ağrı kesiciler verilebilir. Ama bu oran kişiye bağlı olarak oldukça azdır, çünkü operasyon laparoskopiktir. Ameliyatı takiben 6-8 saat sonra yataktan kalkıp tüm ihtiyaçlarınızı kendiniz giderebilirsiniz. Bu ilk günleri geçirdikten sonra iyileşmeyle ilgili bir kontrol grafi çekildikten sonra ağızdan sıvı gıdalarla beslenmeye başlarsınız ve hastaneden taburcu edilirsiniz” diye konuştu.

    Taburcu edildikten sonra ilk 2 hafta sıvı veya sıvı kıvamında şeylerle beslenilmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Emin Ersoy, “Daha sonra her şeyi yiyebilirsiniz ama bir şeye çok dikkat etmelisiniz. Katı gıdalarla sıvıları bir arada almamak. Göreceksiniz ki eskisi gibi yiyemeyeceksiniz, eskisi gibi iştahınız olmayacak. Sonuçta kilo vereceksiniz. Eğer bu kilo verişe birazda hareket ekleyebilirseniz artık ideal kilonuza gelmemeniz için hiçbir sebep olmayacak. Ameliyatın asıl faydası, obeziteye bağlı olarak gelişen diabet, kalp hastalıkları, hipertansiyon, solunum sistemi ve eklem hastalıkları gibi olası hastalıklardan hastayı korumaktır. Sadece kilo vermekle kronikleşmiş birçok hastalıktan kurtulma şansı vardır. Hipertansiyon için ilaç kullanmazsınız, kolesterol düzeylerindeki düşüşler artan hareket kabiliyeti nedeni ile kalp krizi geçirme riski çok azalır. Diabet tamamen düzelebilir veya kullandığınız ilaç dozları alır. Kalp ameliyatı geçiren ve by-pass olan hastalarda yeniden kriz geçirme riski azalır. Sonuç olarak tüp mide operasyonu ve diğer obezite nedeni ile uygulanan ameliyatların 30 günlük dönem içerisindeki bilinen yan etkileri dışında hastaya sağlık yönüyle büyük katkıları vardır. Dünyada ve ülkemizde sayıları milyonları bulan obezite operasyonu geçirmiş hasta sağlıklı olarak yaşamlarını sürdürmektedirler” dedi.

  • Tüp Bebek Denemesinde Psikolojik Desteğin Önemi

    Üreme Sağlığı ve Tüp Bebek Uzmanı Op. Dr. Hakan Özörnek, tüp bebekte her ailenin ilk denemede bebek sahibi olma hayali kurduğunu belirterek, “Birinci denemede başarısız olan çiftler psikolojik destek alarak tedavilerini sürdürmelidir. Çünkü her denemede yaşanan başarısızlık, çifti biraz daha üzecektir. Her çift kendi ekonomik, sosyal ve psikolojik koşulları doğrultusunda deneme sayısına karar vermelidir” dedi.

    Tüp bebek tedavisinde her çiftin hayalinin ilk denemeden bebek sahibi olmak olduğuna dikkati çeken Op. Dr. Özörnek, ancak her çiftin bu kadar şanslı olmadığını aktardı.

    Tüp bebek deneme sayısının çiftlere ait bir karar olduğunu kaydeden Op. Dr. Özörnek, 8’inci, hatta 12’nci denemesinde gebelik sağlayabilen çiftlerin bulunduğunu vurguladı.

    İlk denemedeki başarısızlığın ikinci denemeye rehber olabileceğini anlatan Op. Dr. Özörnek, “Tedavinin her aşaması sağlıklı bir şekilde tamamlanmış ise ancak transferi yapılan embriyolar anne rahmine tutunmadıysa ve anne adayının yaşı 35’in altındaysa bir sonraki denemede başarı sağlamak mümkündür. Transferi yapılan her embriyoda başarı oranı yaklaşık yüzde 20 artmaktadır. Ancak Türkiye’de embriyo transferleri getirilen yasalar tarafından sınırlandırılmıştır. Embriyo sayısının sınırlandırılmasının nedeni ise çoğul gebelik ve getirdiği risklerdir. Bu sebeple kişi erken doğum yapabilir. 35 yaşın altındaki anne adaylarına birinci ve ikinci tüp bebek denemesinde yalnız 1 embriyonun anne adayının rahmine transfer edilmesine izin verilmiştir. Üçüncü ve sonraki denemelerde ise gerekli görülen durumlarda maksimum 2 embriyo transfer edilebilir” dedi.

    DENEME SAYISINA KARAR VERME

    Anne ve baba adaylarının tüp bebek tedavisine umut bağlanması ve ekonomik güçlerinin de el vermesi koşuluyla deneme sayısının oldukça arttığına değinen Op. Dr. Özörnek, “Böyle bir durumda çiftler psikolojik destek alarak tedavilerini sürdürmelidir. Çünkü her denemede yaşanan başarısızlık, çifti biraz daha üzecektir. Çok deneme ardından çocuk sahibi olabilen çiftler de mevcuttur. Bu sebeple her çift kendi ekonomik, sosyal ve psikolojik koşulları doğrultusunda deneme sayısına karar vermelidir. Özellikle anne adayının yaşı büyükse bu şans biraz daha azalmaktadır. Ancak bu konuda da ’altın yumurta’, ’serum tedavisi’, ’embriyo havuzu’, ’genetik test (qPCR)’ gibi yeni geliştirilen yöntemlerin kullanılması zorlu vakalarda da başarıyı mümkün kılabilmektedir” diye konuştu.

    Özörnek, erkeğe ait sorunların da tespit edilip, ’mikroçip’ gibi uygulamalarla başarı şansının arttırılabileceğini aktardı.

    “BAŞARISIZLIĞIN NEDENİ İYİ ARAŞTIRILMALIDIR”

    Tüp bebek uygulamasında çiftin doğru değerlendirilmesi, en uygun ve en yeni tekniklerin uygulanmasının başarı şansını arttıracağını dile getiren Op. Dr. Özörnek, “Gereken bütün tedavilerin uygun koşullarda yapılması ve bunun yanı sıra gerekmeyen işlemlerin çifte sunulmaması ile daha az deneme ile yani ekonomik koşullarda sonuca ulaşmak mümkün olabilmektedir. Bu sebeple tekrarlayan tüp bebek başarısızlıkları için sorun detaylıca araştırılmalı, sorun çözülmeden tedaviye başlanmamalıdır. Bir sonraki deneme için mutlaka bu faktörler göz önünde bulundurulmalıdır. Embriyonun neden tutunamadığına dair arayışlara girilmelidir. Genetik tanı gibi yöntemlere başvurarak bebek şansı arttırılmalıdır” ifadelerine yer verdi.

    “2 AY BEKLENMELİDİR”

    Tüp bebek başarısızlığının ardından ikinci deneme için iki aylık bir sürenin geçmesinin önemine değinen Op. Dr. Özörnek, “Bu sırada kadının bir defa adet görmesi yeterlidir. Fakat burada kadının yaşı oldukça önemlidir. Kadının yaşı ilerlemişse bekleme süresi daha kısa olmaktadır. Yaşı henüz genç olan adaylar ise bekleme süresini uzatabilir. Fakat tüp bebek tedavisi aşamasında yumurtalıklarda kist ya da OHSS mevcut ise ya da farklı bir sorun oluşmuşsa bu sorun düzelene kadar yeni bir tedaviye başlamak yanlış olacaktır” dedi.

  • Tavşanlı’da Tüp Bebek Söyleşisi

    Tavşanlı Belediyesi ve Acıbadem Hastanesi işbirliğiyle düzenlenen “Tüp Bebek Tedavisi” konulu sağlık söyleşi yoğun katılımla gerçekleştirildi.

    Acıbadem Hastanesi Doktorlarından Fatih Öğüç, Kültür Sarayı’ndaki söyleşide vatandaşların merak ettikleri soruları yanıtladı ayrıca tüp bebek tedavisine yönelik önemli bilgiler aktardı.

    Söyleşinin ardından katılımcılar arasında kura çekilerek belirlenen 2 aileye Tavşanlı Belediyesi tarafından ücretsiz tüp bebek tedavisi hediye edildi.

    Ayrıca yine Tavşanlı Belediyesi’nin girişimiyle, katılımcılar eğer istedikleri takdirde Acıbadem Hastanesi’nde tüp bebek tedavisi için yüzde 20 oranında indirim hakkı elde etti.

    Programın sonunda ise Tavşanlı Belediyesi Basın Yayın ve Halkla İlişkiler Müdürü Aziz Solmaz, Uzman Dr. Fatih Öğüç’e çini tabak hediye etti.

    Tavşanlı Belediye Başkanı Mustafa Güler, yaptığı açıklamada, “Sosyal ve kültürel etkinliklerimiz kapsamında düzenlediğimiz sağlık söyleşilerimize devam ediyoruz. Acıbadem Hastanesi işbirliğiyle Tüp Bebek Tedavisi konulu söyleşi gerçekleştirdik. Vatandaşlarımızın yoğun ilgi gösterdiği söyleşi sonunda ise Belediye olarak 2 aileye tüp bebek tedavisi hediye ettik. Düzenlediğimiz söyleşilerimizde bu tür sürprizlerimiz sürecek” dedi.(Tİ-EFE)

  • Tüp Bebek İçin OMÜ’de ‘Icsı’ Ve ‘Imsı’ Yöntemi Uygulanıyor

    Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Tüp Bebek Merkezi Embriyoloji Laboratuvar Sorumlusu Doç. Dr. Bülent Ayas, çiftlerin bebek sahibi olabilmeleri için ICSI ve IMSI yöntemini uyguladıklarını söyledi.

    OMÜ Tüp Bebek Merkezi Embriyoloji Laboratuvarı’nda bebek sahibi olmak isteyen kişiler için uyguladıkları yöntemler hakkında bilgiler veren OMÜ Tüp Bebek Merkezi Embriyoloji Laboratuvar Sorumlusu Doç. Dr.Bülent Ayas, ICSI ve IMSI yöntemlerini başarılı bir şekilde uyguladıklarını ifade etti. Doktor Ayas, “Yumurta toplama işlemini takiben; yumurtaların enzimatik olarak denüdasyonu (temizlenmesi) gerçekleştirmekte ardından mikroenjeksiyon yöntemi (ICSI) ile sperm ile yumurtanın birleşmesi sağlanmaktadır. ICSI’de kullanılacak spermler, işlemden önce androloji laboratuvarımızda ilgili kişiden alınmakta ve hazırlanmaktadır. Bu hazırlık aşamasında sperm örneğinde ön inceleme yapılmakta ve mevcut örnekten en iyi spermin elde edilmesine yönelik sperm hazırlama protokolleri seçilip uygulanmaktadır. Bu yöntem sperm bozukluğu olan erkeklerin çocuk sahibi olmasına olanak sağlıyor” dedi.

    “EMBRİYOLAR VİTRİFİKASYON YÖNTEMİYLE DONDURULUYOR”

    Mikroenjeksiyon işleminin ardından bir sonraki gün yumurtaların fertilizasyon durumunun kontrol edildiğini söyleyen Ayas, “Böylece yapılan ICSI işlemi ile normal embriyo oluşumunun gerçekleşip gerçekleşmediği gözlenebilmektedir. Oluşan embriyoların gelişimleri, embriyoların kalitesine göre 3. veya 5. güne kadar laboratuvar ortamında günlük olarak takip edilmektedir. Böylece mevcut embriyoların morfolojik olarak en iyileri seçilerek embriyo transfer işlemi gerçekleştirilmektedir. Merkezimizde embriyo transferinden önce embriyoların rahime tutunmasını yardımcı olmak üzere lazerli assisted hatching (embriyo zarının inceltilmesi) uygulanmaktadır. Geri kalan, transfer edilmeyen embriyolardan da en kalitelileri seçilip vitrifikasyon yöntemiyle dondurulmakta ve ileride tekrar kullanılmak üzere saklanabilmektedir. Günümüzde vitrifikasyon yöntemiyle dondurulmuş embriyoların çözme ile canlılık ve gebelik oranları belirgin bir şekilde artmıştır. Merkezimizde de vitrifikasyon yöntemiyle dondurulmuş embriyoların transferinden yüksek başarı oranları sağlanmaktadır” diye konuştu.

    “EN KALİTELİ SPERM SEÇİMİ GERÇEKLEŞİYOR”

    Gebelik başarısını arttırmaya yönelik uyguladıkları bir diğer yöntemin IMSI olduğunu belirten Ayas, “Bu özel mikroenjeksiyon işlemi ile kullanılacak spermler daha büyük büyütmelerde (6000-8000 mikroskop büyütmesinde) incelenerek spermlerin, özellikle baş kısmındaki normal olmayan oluşumları gözlenebilmektedir. Bu şekilde morfolojik olarak en kaliteli sperm seçimi gerçekleştirilebilmekte ve işlemde bu kaliteli spermler kullanılmaktadır. Bu yöntem; sperm testinde yüksek oranda normal olmayan sperm tespit edilmiş kişilerde, daha önce başarısız tüp bebek denemesi olanlarda, tekrarlayan düşük öyküsü olanlarda ve önceki denemelerinde kaliteli embriyo elde edilememiş olanlarda kullanılabilmektedir” açıklamalarında bulundu.

  • Jandarmadan Kaçak Tüp Operasyonu

    Çorum İl Jandarma Alay Komutanlığı ekipleri tarafından düzenlenen operasyonda kaçak dolum yapılmış 140 adet tüp ele geçirildi.

    Edinilen bilgiye göre, bir istihbaratı değerlendiren Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri, denetimsiz bir şekilde dolumu yapılan tüplerin piyasa sürüldüğü bilgisine ulaştı.

    Bunun üzerine çalışma başlatan KOM Şube Müdürlüğü ekipleri, Ortaköy ilçesine bağlı bir köy ve beldede 4 ayrı adrese operasyon düzenledi. Yapılan denetimlerde N.Y., A.Z., Ö.A. ve M.Ö. adlı şahısların ev ve işyerlerinde bulunan tüplerin emniyet bantlarında üzerindeki yazan marka ile uyum sağlamadığı ve kaçak dolum yapıldığı tespit edildi. Cumhuriyet savcısının talimatıyla olayla ilgili soruşturma başlatıldı.

    Kaçak tüp kullanımına geçit veremeyen jandarma ekipleri, bugüne kadar düzenledikleri operasyonlarda toplam 250 tüp ele geçirdi.

    Denetimsiz bir şekilde piyasaya sürülen tüpler konusunda vatandaşları uyaran yetkililer, kaçak olarak doldurulan mutfak ve piknik tüplerinin patlamaya hazır bomba olduğunu ifade ediyor.

    Tüplerde ’Şhring’ olarak tabir edilen emniyet bantlarının korsan olarak hazırlanarak piyasaya sürüldüğünü kaydeden yetkililer, bu tür tüplerin çok büyük tehlikelere davetiye çıkardığını belirtti.